Kalp gözüm ufuk turunda "kelimeler gemisini" bekliyor. Gemiden inerken kelimeler, ben beklediğimi elindeki kuru ekmekten tanıyacağım. Ona sarılırken "hoşgeldin ramazan" diyeceğim."Hoş bulduk günahım" diyecek.Başkasına böyle hitap etmez...Su benden, kuru ekmeği ıslatıp iftar açacağız...
Akıl gözüm kıyı boyu volta atıyor. Gerginim. İman ederken gönderdiğim "ameller gemisi" az sonra limana yanaşacak. Onu, değişmemişse, taktığı altın kaplamalı gözlüğünden tanıyacağım; çünkü gözlerini hep amel defterinden sakınır gibi aklımdan kaçırırdı. Ona sarılırken "hoşgeldin kur'an" diyeceğim."Hoşbulduk şüphem"diyecek.Herkese böyle hitap etmez. Gözlüğünü okuyarak sileceğim: Beraber okudukça ağlayacağız.
İki gözüm aşka gelmiş baca kolluyor.İlk baca görüldüğünde gemi görülmeden sevgiliye el sallayacak. Ne kelimeler ne ameller umrunda; varsa(yalım), yoksa(yalım) "sevgilim" diyor. Atsan atılmaz, satsan satılmaz; eller benim ellerim. Aşk gemisini kolluyor. Onu sabırsızlığından tanıyacağız."Hoşgeldin zevkim" diyeceğiz."Hoşbulduk nefsim" diye karşılık verecek.Ellerim titreyecek...Kucaklaşırken kalbim ve aklım gözlerini kapatacak. Öpüşmelerden anlayacağım ki, aslında ölmüşüm.
Beklediğim gemi gelmemiş, ben ahirete yelken açmışım. Öpen ve öpülen aslında sevişen anılarmış.
servet hocaoğulları