Ayrılık provaları
Bir bahçenin kapıları kapanır gibi kapanır göz kapakları. Bir kapı kapanırken başka bir kapı aralanmaktadır o an.. Küçük bahçede oyalanırken biz, ebedi bahçeye uzanan geçidin kapısıdır bu açılan. Bugünün bir de yarını var diyerek yaşanan ömrün, yarınsız bir gününde buluvermiştir kendini insan. O hiç bitmeyeceğine inandığımız günler tükenmiştir artık. İnsan elleri çarnaçar, ölümün kapısından girecektir artık.Gidiş vaktidir.
Bir yere gidecek olan bir yerden ayrılacak olandır öte yandan. Beti benzi atmıştır yüzlerin. Yağmurla benek benek olmuş karanlık bir camda kendi yansımamızla göz göze gelmek gibi, Ölüm Meleği’yle göz göze geleceğizdir. Ölüm Meleği, ne yapsın, onun da vazifesi bu. Bedenimizi ruhumuzdan sıyırıp çıkaracak, ruhumuzu kabzedecektir.
Ya bu üzerimizdeki bir elbiseyi söküp çıkarmak kadar kolay olacak, ya da etle tırnağın birbirinden ayrılması denli, zor mu zor. Mutlak Varlık şöyle haber verir olup bitecek olanı mealen: “Yemin olsun kâfirin ruhunu tâ derinliklerinden şiddetle söküp alanlara. Ve mü’minin ruhunu kolaylıkla alanlara.” (Nâziât Sûresi: 79:1-2.)”
İnsana bahşedilen nimet
Kalbin dünyaya küsmesi, tat lezzet almamasıysa kanaatimce en ciddi provadır.
Kalbin alâkasına değmez dünya. Tat, lezzet alamaz. Dünyadan soğur duygular. Bir matlup olarak dünya, “Gurûbda gaybûbet etmeye mahkûmdur.” Kalp bunu idrak etmiş ve kararını vermiştir: Zamanın Bedii’nin sözleriyle, “Kalbin alâkasına, fikrin merakına değmiyor, âmâle mercî olamıyor, arkasında gam ve kederle teessüf etmeye lâyık değildir.” Kalbin dünyaya olan bağlılığı zayıflamış, alakası ve ilgisi azalmıştır. Bu, insana bahşedilen büyük bir nimet değil de nedir ki? Ya bu bağlar zayıflamasa nice olur halimiz. Dünyaya sağlam bağlarla bağlı bir kalp ölüm anında ne yapar, işi ne müşkül olur. Böyle bir kalp Ölüm Meleği’nin ellerinde çırpındıkça çırpınır. Bedeninden ayrılması, ne de zordur. Üstüne giydiği elbiseye sıkı sıkı bağımlı olurcasına bağlı birinin çırpınışı gibi.
Kalben dünyadan yüz çevirmiş insanın işiyse ne kadar kolaydır ölüm anında. Ayrılmaktan korkacağı bir şey yoktur zaten. Gideceği yere can atan bir kalp için, Ölüm Meleği gideceği yere kadar ona eşlik eden bir yolculuk arkadaşıdır.
İşte, böyle nefsim. Bütün ayrılıklar tek bir ayrılığın provasıdır. İbrahim aleyhisselâm da ayrılıklardan “Lâ ühıbbü’l-âfilîn” (Batıp gidenleri sevmem) dersini çıkarmış. Ondandır ki ölüm anında rahat etmiş olmalı..
...mustafa ulusoy.
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...