Hiç bir yüzyıl 20. yüzyıl kadar acımasız ve kanlı geçmemiştir.
Ben bu yüzyılın çocuğuydum ve onu çözmem gerekiyor.
Batının metalik gölgesinin toz bulutu içinde sözkonusu çağ gerçekliğini çözümlemeye tabi tutmak, çağı okumak zor bir iştir. Büyücünün ağından çıkmak kolay değildir.
Oynanan devletler oyununda bütün bir insanlıkla birlikte İslam miileti de kaybettirilmek istenmektedir. Geriye belki de hiç yaşanmamış, tecrübemizden uzak ve yabancısı olduğumuz, bir sahipsiz hakikat olarak Müslümanlık kalacaktır.
Şiddetli hissettiğim acının anlamı şudur: Ortadoğu, son 200 yıldır Batının denetim çarklarında paramparça olmuştur.
20. yüzyılın son 40 yılı ile 21. yüzyılın ilk 15 yılına tanıklık etmiş bir aydın olarak insanlığın ve milletimin geldiği noktayı görüyorum: Günümüzde yaşanan, kaos ve günlük trajedidir.
Elimizde kalan Müslümanlık olgusu, lime lime olmuş, alablidiğine daraltılmış ve cehaletin de ötesinde hem zihin, hem demedeniyet katliamına uğramış, daha şimdiden arkeolojik objeler gibi görülmektedir.
Avrupa'nın dünya sistemi altında madden ve manen paramparça olmuş halkların trajedisine bir açıklık getirmek ve bir nebze de olsa çözümüne bir katkıda bulunmak, bunca yaşananların karşılığı olarak, bir bakıma benim de insanlığa ve milletime borcumun karşılığı olarak tanıklığımı kaleme alıyorum.
Aydın uyanıp insiyatif alarak sorumluluğünü üstlenebilir umududur bu.
mustafa yürekli