You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

(Ateistler için) Kuran Meali Yeter

(Ateistler için) Kuran Meali Yeter

Yeni Üye
(Ateistler için) Kuran Meali Yeter
Bismillah . Değerli kardeşlerim, günümüzün dinsiz ve tanrıtanımazları ; artık İslam’a saldırı tarzlarını değiştirmişlerdir. Bu saldırı tarzı geçmiş on yılların dine saldırı tarzı olan inkardan ziyade şimdi şüpheciliğe dayanmaktadır. İnkar devri bitmiştir , ateizm İslam karşısında yenilmiştir. Ancak şimdiki ateist metot ; şüpheciliktir. Bu şüpheciliği şöyle örnekleyebiliriz : “Hz. Muhammed ’in yaşadığını nerden biliyorsun?” “Kuran’ın ortaçağda yazılmadığı ne malum?” “İslami tarih ne derece güvenilirdir?” gibi.

Bu mesajın yazılmasının nedeni , işte bu şüpheciliğe öldürücü kesin darbelerden birini vurmaktır. Aşağıda yazılanların özeti ve sonucu; bir ateistin , hiçbir şey bilmeden sadece eline bir Kuran Meali alarak da Kuran’ın tek mutlak doğru olduğunu bulabileceğidir.

Elinize bir Kuran alınız. Kuran’da, çok dikkat çekici bir biçimde, sürekli olarak “İsrailoğulları”ndan söz edilir. Allah Kuran’da, “İsrailoğulları”nın en çok “dünya hırsı”na sahip olan topluluk olduğunu (Bakara Suresi, 96 ) ; kendilerini diğer insanlardan üstün gördüklerini (Cum’a Suresi, 6 ) ; diğer insanların “mallarını haksızlıkla yediklerini” ve onları faiz yoluyla sömürdüklerini (Nisa Suresi, 161) ; peygamberleri “öldürdüklerini” (Al-i İmran Suresi, 183 ) ; yeryüzünde savaş çıkarıp “bozgunculuğa çalıştıklarını” (Maide Suresi, 34 ) ; kendi soydaşlarını da öldürdüklerini veya yurtlarından sürdüklerini (Bakara, 84-85 ) ; “zalim” olduklarını (Bakara Suresi, 59 ) ; sıkça “ihanet” ettiklerini (Maide Suresi, 13 ) ; İslam’a “kin ve hınç” beslediklerini (Nisa Suresi 46 ) ; Müslümanlara karşı “düzen” kurduklarını ( Al-i İmran Suresi , 54 ) ; Müslümanlar için “en şiddetli düşman” olduklarını ( Maide Suresi 82 ) ; “küfre sapanlarla dostluklar kurdukları”nı (Maide Suresi, 80 ) ; insanlara “zulüm” yaptıklarını ve onları “Allah’ın yolundan” alıkoyduklarını (Nisa Suresi, 160 ) bildirir. Kuran’da en çok azarlanan toplum Yahudilerdir. Dolayısıyla Yahudilerin diğer topluluk ve tapımlardan daha fazla Kuran’a düşmanlık potansiyelleri vardır. Çünkü müşriklerden farklı olarak Yahudiler üstün ırk psikolojisine sahip ve Kuran’da da en fazla azarlanan toplumdur.

İsrailoğulları’nın kutsal kitabı Tevrat’ta bir çok yerde Yahudilere “üstün ırk” psikolojisi ve diğer milletlere kindarlık telkin edilmektedir(*). Örnek olarak ; Yasanın Tekrarı Bab 14 ayet 2 : “Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. RAB öz halkı olmanız için yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti.”. Yasanın Tekrarı Bab 7 ayet 22 : “Aranızda olan Tanrınız RAB ulu ve heybetli bir Tanrı’dır. Bu ulusları önünüzden azar kovacak. Onları birden ortadan kaldıramazsınız. Yoksa çevrenizde yabanıl hayvanlar çoğalır.” . 1965-1973 yılları arasında Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Büyük Üstadı olan Hayrullah ÖRS; “Musa ve Yahudilik” isimli kitabının 37. sayfasında şu bilgileri verir : “M.Ö. 300’e doğru da Tarihler, Ezra ve Nohemya bölümleri. Bu son tarihten sonra Eski Ahd'in (Tevratın) artık şimdiki şeklinde kaldığı, hatta bir harfinin bile değiştirilmediği bir gerçektir.” Dolayısıyla Kuran tahrif edilseydi ilkönce Yahudiler tahrif eder, Kuran’da Yahudileri azarlayan ayetleri kaldırırlardı(**) . Ancak yukarıdaki Kuran ayetleri hala elimizde ise demek ki Kuran hiç değiştirilmemiştir.

Elinize bir Kuran alınız. Kuran’ın değiştirilmediğini izah ettik, Kuran’da Yunus Suresi 37 ve 38 ’de şöyle denmiştir : “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, alemlerin Rabbindendir. Yoksa: “Bunu kendisi (Hz. Muhammed) yalan olarak uydurdu” mu diyorlar? De ki : “Bunun benzeri olan bir sure getirin ve eğer gerçekten doğru sözlüyseniz Allah’tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın.”” Eğer Kuran’dakine benzer ayet yazılabilseydi, bu metin Mekke döneminde ve yedinci yüzyıldan itibaren Yahudilerce muhafaza edilir ve Yahudiler kanalıyla günümüze kadar gelir ve şimdi her yere dağıtılırdı. Kuran’da insan ürünü cümle olsa idi, bu cümleye bakılarak; Kuran’a benzer cümle yazılmaya teşebbüs edilebilinirdi. Demek ki Kuran İnsan kelamı değildir(***).

ARA SONUÇLAR : 1-Kuran İnsan kelamı değildir. 2- Kuran insanlar tarafından da değişime uğramamıştır.

Devam ediyoruz :

Elinize bir Kuran alınız. ‘Tek İlah’ mantığının bütün Kuran’a oturmuş olduğunu göreceksiniz. Kuran eğer metafizik mahluk ya da mahlukların sözü olsa idi Kuran’da ‘Tek İlah’ mantığının ve sözünün geçmemesi gerekirdi. Kuran’ı metafizik mahluk ya da mahlukların yazdığını varsayarsak ; (Kuran ayetleri içinde ; ) tanımadığı canlıları yalan bir hedef doğrultusunda birbirlerine kırdırmak , öldürmek üzere emir veren, kutsal kitap yazan mahluk ya da mahlukların art niyetli olduğu anlaşılmalıdır. Oysaki Kuran’da ‘Tek İlah’ mantığının zihinlerde bıraktığı yalınlık ve temizlik kesinlikle art niyetli bir üsluba benzemiyor. Demek ki Kuran, metafizik mahluk ya da mahlukların da sözü değildir.

Metafizik mahluk ya da mahlukların Kuran’ı değiştirme konusunu ele alalım. Kuran Mushaflarındaki sure iniş dizilişlerinin doğruluğuna inanmayan, bu konuda şüpheci davranan kişilerin bu hassasiyetlerini dikkate alarak devam edelim. Kuran’da Yunus Suresi 37 ve 38 ’de şöyle denmiştir : “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir. Ancak bu, önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, alemlerin Rabbindendir. Yoksa: “Bunu kendisi (Hz. Muhammed) yalan olarak uydurdu” mu diyorlar? De ki : “Bunun benzeri olan bir sure getirin ve eğer gerçekten doğru sözlüyseniz Allah’tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın.”” Hicr Suresi dokuzuncu ayette ise ‘Kuranı Allah’ın koruduğu’ hükmü vardır. Eğer Hicr Suresi 9. Ayet, bu yukarıdaki Yunus Suresinin ilgili ayetlerinden önce inseydi; Kuran’ın değiştirilemeyeceği ve korunduğu konusunda hiçbir itiraza meydan verilmezdi. Çünkü metafizik mahluk ya da mahlukların sözü olmadığını yukarıda izah ettiğimiz Yunus Suresi 37-38’de ‘Kuran Allah tarafından indirilmiştir’ deniyor ve bu cümle, Kuran’ın Allah tarafından korunduğunu belirten Hicr Suresi 9. Ayeti de kapsıyor. Dolayısıyla Hicr Suresi 9. Ayette ‘Kuranı Allah’ın koruduğu’ ; mutlak gerçek olarak beliriyor. İkinci olasılığa geçelim : Hicr Suresi 9. Ayet, Yunus Suresi 37-38’den sonra indiği düşünülürse ; Hicr Suresi 9. Ayet, eğer metafizik mahluk ya da mahlukların sözü olsa idi, bu yetenekteki mahluk ya da mahluklar, daha önce inen yukarıda yazılmış Yunus Suresi 37 ve 38’e yanıt olarak metin yazabilirlerdi. Ve müşrik insanlarla işbirliği yapıp bu metni insanlara verirlerdi. Kuran’ın cihadına karşı, bu büyük düelloda müşrik insanlarla işbirliği zaruridir. Bu durum hala geçerlidir. Kuran ayetine benzer cümle yazılabilse , Yahudilerin bunu dünya kamuoyuna bomba gibi düşürmesi gerekirdi. Yukarıda denildiği gibi, ortada bir Kuran’a rakip bir metin bulunmadığına göre Hicr Suresi dokuzuncu ayet Allah kelamıdır ve bu ayette geçtiği gibi, Kuran korunmaktadır. Kuran metafizik mahluk ya da mahlukların tahrifinden de korunmuştur.

ARA SONUÇLAR : 1-Kuran metafizik mahluk ya da mahlukların kelamı değildir. 2- Kuran, metafizik mahluk ya da mahlukların tahrifinden korunmuştur.

SONUÇ : Kuran kendi başına mucizedir ve kendi başına delildir. Kuran tek mutlak yasadır. Buraya kadar anlattıklarımızın özeti ve sonucu ; hiçbir şey bilmeden sadece elinize bir Kuran meali alarak da Kuran’ın tek mutlak doğru olduğunu anlayabileceğinizdir.

Bu iletiyi paylaşanlardan Allah razı olsun.


(*) : Yahudilerin kendi kitabı olan Tevrat’ta ise Yahudilerin azarlanmış olmasından Yahudiler büyük övünç duymaktadırlar. Çünkü Tevrat’ta geçen; ‘Tanrı ile güreşmek ve onu yenmek’ ayrıca Tanrı’nın Yahudileri azarlaması, Yahudiler için onur olmaktadır. Çünkü bu azarlanma kendi dinlerinde yapıldığı için bundan rahatsız olmazlar, çünkü kendilerinin tek üstün millet olduğuna inanırlar, bu yüzden İslam; kendi kavimlerinin milli dini olmadığı için ona düşmanlıkla karşılık verirler.

(**) : Yahudiler, Kuran-ı Kerim’i değiştirebilecek imkana ve sosyal rahatlığa –İslam Dünyasında- sahipti. Bilimsel bir gerçektir bu nokta. Kuran’ın yeniden yazılıp, orijinallerinin yakıldığı bir Hz. Osman devrinde Kuran’ı yazan heyete Kuran-ı Kerim’i tahrif edecek kişi giremezdi. Tersini düşünürsek, Kuran-ı Kerim’i tahrif etmeye kalkacak kişi o heyete nasıl girmiştir? Öyleyse her türlü Kuran düşmanına açık bir heyettir o. Yahudilere de doğal olarak açık olacaktır. Dolayısıyla her türlü tahrifat, Kuran’da Yahudileri azarlayan ayetlerden başlanarak yapılabilecektir. O çok önemli heyete; bu nitelikte yani Kuran-ı Kerim’i değiştirebilecek bir kişi girebiliyorsa, Kuran-ı Kerim, her türlü münafıklık temelinde Yahudilerin ayet operasyonlarına da açık olurdu. Ama hiçbir ayet operasyonuyla karşılaşmıyoruz. Kuran-ı Kerim’e Yahudilerin operasyonu mümkün olmadığından heyettekilerde öyle bir nitelik (Kuran-ı Kerim’i tahrif etme niteliği) yoktu. Bu “çok önemli heyet” konusunda hiçbir ‘tahrifat’ dedikodusuyla da karşılaşmıyoruz. Dolayısıyla Kuran-ı Kerim, ilk hali ile elimizdedir.

(***) : “Sen Nazım Hikmet gibi şiir yazamazsın; nasıl Nazım Hikmet’in şiir üslubu kendine özgüyse Kuran da kendine özgüdür; benzerinin yazılamaması doğaldır” diyenlere biz de cevap olarak diyoruz ki : 21. Yüzyılda “Kuran-ı Kerim’e benzer, Kuran-ı Kerim’e alternatif kitap” (!) olarak takdim edilen ‘True Furqan’ yazılmıştır; demek ki Kuran’a benzer ayet yazılmaya ortam müsaitti demek ki Kuran’a benzer cümle yazmaya özgür ortam mevcuttur.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: (Ateistler için) Kuran Meali Yeter
su Yahudilik ile Museviligi bir türlü ögrenemedi ya bizim su türk milleti

Yahudilik Türklük gibi bir irktir

Türklerin genel dini nasil müslümanlik ise ve müslüman olmayan türk oldugu gibi

Yahudilerinde genel dini museviliktir ve bütün yahudiler bütün türklerin ayni olmadigi gibi farklilik gösterebilir

Musevi : Rab a inanan yahudiler Rab in secilmis halkidir. Ona inanan Yahudiler icin ölüm sonrasi hayat vardir.

Müslüman : Müslüman olmayan islam peygamberini kabul etmeyen ne kadar iyi olsada ne yapsada fakir doyursada cennete giremez

ben ikisi arasinda bir fark göremiyorum

Yahudiyim ama musevi isem tanrinin kuluyum

Türküm ama müslümansam Allah in kuluyum

Humanist Yahudi vardir Ateist Yahudi vardir örnegin Einstein bir yahudidir karl marks bir yahudidir ikiside dinsizdir

2. önemli nokta bir dindar müslüman ile kuran üzerinde tartismak bile mantiksizdir Ateizm tamamiyle metaryalist ve pozitivistdir yani bilimsel bakis acisi ile hayata bakarlar din ise tamamiyle soyut konular üzerinden hayata bakar ve Hayati TEST olarak görür direk meleklerin yada yaraticinin insanlarla kontak kurmasi Hayatin Test özelligini kaybeder bu nedenle insanlarin düsünerek dini kitaplar öncülügünde inanmasini ister

idealizm yani dinler icin hertürlü soruyu cevaplamak basittir cünkü hep soyut kavramlar üzerinden giderler

ve tabiki ellerinde önemli kozlar vardir

1. Ölüm
2. ilk varolus
3. Ruh

Ateizm bu konularda ise en büyük dayanagi olan deney-sonuc iliskisini yansitamadigi icin felsefik varolus ölüm ruh kavramlarini aciklamaya calisirki iste bu noktada saglam duvara carparlar



kisacasi sizin icin ölüm ruh ilkvarolusu bilmeme ve bunun korkusu nedeniyle bir dini kitapa kac bin yil önce yazilmis / gönderilmis ise yine tam iman etme bir mucize olarak görmeyi secebilirsiniz lakin

bugun dinsizlik dedikleri sey sizin gibi ölüm korkusu ilkvarolusu acikliyamamak gibi zor seyleri asip bunlar var isede hayir dini kitaplar hayati aciklamada yetersizdir diyen kesimden baska birsey degildir. size göre onlar aptal olabilir lakin suan dünya üretim bilim güc dini hayatlarindan cikaranlarin elinde
Albert Einstein
“Benim inancım, zayıf ve çelimsiz akıllarımız ile algılayabildiğimiz ve kendisini küçük detaylarda açığa vuran sonsuz üstün bir ruhun mütevazi hayranlığından ibaretir. Bu kavrayamadığımız evrendeki açığa çıkan üstün bir mantık gücünün varlığına olan derin duygusal sağlam inanç benim Tanrı düşüncemi şekillendiriyor.”
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: (Ateistler için) Kuran Meali Yeter
din kitapları hayatı açıklamada yetersizdir diyerek zaten en büyük cahilliği etmişlerdir, söylediğiniz o olumlu objektif bakış açısını ateizmde hiç görmüş değilim doğrusu pek çok müslümanım diyenden daha sığ insanla karşılaştım. nasıl Allah kuranda bu kitap gibisini getirebilirseniz getirin diyorsa aynı ayetten yola çıkıp diyorum ki çok biliyor iseler tüm dinsiz sosyologlar vs tek bir sağlam sosyal kurama uğraşsınlar, bakalım İslamın koyabildiğini yüzlerce yıl sonra mı koyacaklar? ateizmin çağdaş, bilimci vs olması bir noktaya kadardır müslüman toplulukların düştüğü hatalara bakarak nasıl genel bir bilime zıtlıktan bahsedilemezse aynı şekilde ateistler bilimle meşgul olmuş diye bilim adına her yaptıkları da doğru olacak değildir. bilim felsefesi, bilim literatürü gibi konularda müslümanlar bağımsız alim sıfatında kimseler yetiştiremediğinden şu an bulunulan yer sizi hiç yanıltmasın, yukarıda yazdıklarınızdan ateizm ya da dinsizlik mantık yolu ile bulunur diğerleri ise mantıktan kopar gibi bir sonuca gidiyorsunuz ki işin garibi bu da ateistlerin "bizim temellerimiz bilime dayanır" gibi sözleri sahiplenip geri kalanları saçma şekilde tenkid etmesine benziyor.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Yeni Üye
RE: (Ateistler için) Kuran Meali Yeter
Deist1907 ; sizinle fazla tartışacak birşeyimizin olmadığını çünkü yazımı okumadığınızı düşünüyorum.

"su Yahudilik ile Museviligi bir türlü ögrenemedi ya bizim su türk milleti" demişsiniz.

Emin olunuz sizden fazla bilgim ve doğruluğu kesin malumatım bulunuyor.

Yahudilik milliyettir ve Musevilik bu ırka mahsus milli bir dindir. Yahudiler Musevi Türkleri bile kendilerinden saymazlar. Benim burada savaş açtığım yahudilik; Dünyayı kasıp kavuran fitnelerin çağlar boyu mimarı olan ve şimdi M.O.S.S.A.D. ile dünyayı ateşe veren yahudi ırkçı anlayışı yani TEVRAT'tır.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.