You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Atatürk'ümüzü, işine geldiği gibi sunanlar

Atatürk'ümüzü, işine geldiği gibi sunanlar

ҳ̸Ҳ̸ҳ..ςєv!к_кยvvєt..ҳ̸Ҳ̸ҳ
Atatürk'ümüzü, işine geldiği gibi sunanlar
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı, dün törenlerle kutladık. Milletçe Atatürk'ü andık.

Andık, ama maalesef O'nu gerçek anlamda bilmeden ve tanımadan...

Üstelik, Türk Milletine sunulmaya çalışılan içi boşaltılmış, sığ bir "Atatürkçülüğü" Mustafa Kemal Atatürk sanarak!

***

1860'lı yıllardı...

Selanik'te bir Türk genci, bir Bulgar kızını kaçırdı.

O dönemde, Selanik'te nüfus yoğunluğu Türklerden yanaydı. Türkleri, sayı olarak Bulgarlar, Yahudiler ve Rumlar takip ediyordu.

Bulgar kızın ailesi, Osmanlı'ya müracaat etti...

Selanik'teki Osmanlı idaresi durumu araştırdı. Bulgar kızın, Türk gencine gönül rızası ile kaçtığı tespit edildi. Aileye cevap verildi:

- Kızınız gönlüyle gitmiş. Bizim açımızdan ortada bir mesele yok.

Bulgar kızın ailesi işin peşini bırakmadı. Bu defa da Selanik'teki, Fransız, İngiliz ve İtalyan konsolosluklarına müracaat etti. Konsoloslukların baskısı ile jandarma harekete geçti. Bulgar kız, Türk gencinden alınarak ailesine teslim edildi.

Bunun üzerine, Selanik'te halk isyan etti. Fransız, İngiliz ve İtalyan konsolosları öldürüldü. İsyancıların başında ise, Kızıl Hafız vardı.

Kızıl Hafız, sonra dağlara kaçtı ve orada öldü.

Fransız, İngiliz ve İtalyanlara karşı ilk isyan hareketini başlatan bu Kızıl Hafız kimdi, biliyor musunuz? Mustafa Kemal Atatürk'ün dedesi.

Kızıl Hafız'ı Türk gençliği bilmez.

Bilmez, çünkü öğretilmez!

. . . . . . . . . .

Atatürk'ün annesi, "molla" Zübeyde'dir!

Üstelik, Osmanlı'da "molla" unvanı öylesine önemliydi... Hak etmeyene verilmezdi. Kimseye kolay kolay "molla" denilmezdi.

Biz, bunu da bilmeyiz!

. . . . . . . . . .

Ata öldüğünde, bazı din düşmanları cenaze namazının kılınmasını istemezler.

Makbule Atadan tepki gösterir:

- Benim ağabeyim halis bir müslümandı. O'nu nasıl cenaze namazsız göndermek istersiniz?

Makbule Hanım'ın itirazları üzerine cenaze namazı kılınır.

Kılınır, ama sadece Dolmabahçe'nin içinde!

. . . . . . . . . .

Atatürk, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini attığında, dünyada "Ateizm rüzgarları" esmektedir...

Peki, O ne yapar?

Bu rüzgarların peşine takılmak yerine, Diyanet İşleri Başkanlığı'nı kurar. Başkanlığa da önce Rıfat Börekçi'yi, ardından da Ahmet Hamdi Elmalı'yı getirir.

Her ikisi de Osmanlı'nın İslam alimleridir.

Atatürk'ün cumhuriyeti emanet ettiği Türk gencine bunlar da öğretilmez.

***

Atatürk ne demiştir biliyor musunuz:

- Benim en büyük mefahirim (övünme, koltukları kabarma, iftihar) Türk olmaktır!

Cumhuriyeti emanet ettiği Türk Gençliğine de şöyle seslenmiştir:

- Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Düşünün... Dünya üzerinde hangi lider var ki, mensup olduğu milletle bu kadar övünmüştür? Tek bir lider gösterebilir misiniz, kendi insanını böylesine yüceltmiştir?

. . . . . . . . . .

Biz gençliğimize hep "Türkiye Cumhuriyeti'nin bir mozaik olduğundan" bahsederiz!..

Atatürk'ün, tarihte ilk defa Anadolu'yu yekpare Türk vatanı yaptığından ise, hiç mi hiç söz etmeyiz. Gençlerimize, Balkanlar'daki Türk ve Müslümanları Anadolu'ya taşıdığını, karşılığında buradaki gayri müslimleri gönderdiğini anlatmaktan kaçınırız.

Bir türlü, "Anadolu, Atatürk döneminde Türklerin Ergenekon'u oldu" diyemeyiz.

. . . . . . . . . .

Sosyal devlet ilkesinden bahsederiz de...

Atatürk'ün, "Cumhuriyet, bizatihi kimsesizlerin kimsesidir" sözlerini gençlerimize öğretmeyiz!

Atatürk'ün, Anadolu'ya Padişah yetkisiyle gittiğini biliriz de pek dillendirmeyiz..

Onca yetkiyle donatılmış o büyük insanın niçin kongreler topladığını hiç düşünmeyiz. Halkla yaptığı toplantılara ve Anadolu'yu yanına almak için gösterdiği çabalara kafa yormayız.

O dönemde, İspanya, Almanya, Rusya ve bütün Ortadoğu'nun diktatörlükle yönetildiğine bakmayız. Dünyada diktatörlük rüzgarları eserken, üstelik padişah yetkileri ile donatılmışken, Ata'nın neden halka müracaat ettiğini sorgulamayız. Demokrasi ve halk iradesinin üstünlüğünden söz ederken, O'nun bu özelliğinden bahsetmeyiz.

Atatürk'ün halkın ihtiyaçları ile modern dünyanın gereklerini meczeden bir lider olduğunu gençlerimize anlatmayız.

***

Biz ne yaparız, biliyor musunuz?..

Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü, işimize geldiği gibi sunarız. O'nu, nasıl istiyorsak öyle algılarız.

Hal böyle olunca, "Atatürkçülük" adına, Ata'ya en büyük saygısızlığı da yine biz yaparız!

Eğer Atatürk'ün çizdiği yoldan ayrılmamış olsaydık bugün Türkiye Tam Bağımsız Bir Cihan Devleti olacaktı!!!
[Resim: indexjbordobere.jpg]
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.