Aşure tatlısı hepimizin de bildiği gibi Nuh peygamberden kalan bir şeydir.Tufandan sonra ellerinde kalan malzemeleri karıştırıp yaptıkları sulu bir tatlıdır aşure.
Peki biz neden aşure tatlısı yapıyoruz?Bu soru sorulduğunda Nuh peygamberi anmak için derler.
Günümüzde aşure tatlısı Muharrem ayının 10.gününde mi yapılıyor,yoksa halk aşure ayı diye bir ay uydurmuş,bu ayın içindeki herhangi bir günde mi yapıyor?
Günümüzde aşure yapanların ekserisi ,Muharrem ayının onuncu gününde yapmıyor,Muharrem ayının herhangi bir gününde yapıyor.Peki size soruyorum Muharrem ayının yirminci gününde yapılan aşure tatlısı Nuh peygamberi anma vesilesi midir?Yani Muharremin yirmisinde oluyorsa,Recebin yirmisinde neden olmasın?O zaman toplum içinde yıl boyunca sürekli bir aşure yapıp dağıtma fiili olsun.
Aşure Yapmak Sevap mı?
Aşure yapanlar,bu yaptıkları tatlının kendilerine sevap kazandıracağını umuyorlar.Peki ben soru sorarak size bir şeyler anlatmaya çalışayım.Su içmek sevap mı?Hayır değil,su içmek neden sevap olsunki diyorsunuz değil mi?Çünkü su içmek tabii bir şeydir,fıtratımızda su içmek vardır,susuz hayvan,bitki,insan yaşayamaz.
Peki neden Nuh peygamberin yaptığı aşureyi yapmaya sevap diyorsunuz.Nuh peygamber orada tabii olan bir şeyi yaptı.Eldeki malzemeleri kullandı ve sulu bir tatlı yaptı.(Aşure su yoğunlukludur,çorba gibidir,günümüzdeki ise katıdır)Açlıktan ölecek halleri yoktu ya.Tabiki eldeki malzemeleri pişirip,yiyeceklerdi. Peki sizler neden su içmek sevap değil de,aşure pişirmek sevap diyorsunuz?Ben bunu anlamıyorum.
Ama eğer Rasulullah ya da başka bir peygamber korktuğunda su içerdi ya da dışarıya çıkmadan önce su içer öyle çıkardı diye bir bilgi ulaşmış olsaydı bu durumda korktuğumuzda ve dışarıya çıkmadan önce su içmek sevap olurdu.Çünkü korktuğumuzda su içmek ya da dışarıya çıkmadan önce su içmek fıtrattan yani tabii bir olay değildir.Özel bir olaydır.
Aynı şekilde,Nuh peygamberin aşure tatlısını çok sevdiğini bilseydik ya da tabii olarak değil de özel olarak -yani açlıktan ölmemek adına eldeki malzemeleri kullanmak olarak değil de evindeyken ,başka malzemeler varken,başka yiyecek bir şeyler yapabilecekken aşure pişirmesi- aşure pişirdiğini bilseydik aşure pişirmeye sevap diyebilirdik.Ama Nuh peygamberin aşure pişirmesi özel duruma değil,tabii olan duruma giriyor.
Peki Aşure Yapıp Dağıtmak Sevap mı?
Aşure yapıp-dağıtmak sevaptır.Ama bunun sevap olmasının sebebi aşure değil,komşuyla hediyeleşme,komşuyla bir şeyler paylaşılmasıdır.Dolayısıyla aşure değil,sütlaç dağıtılsa da aynı sevaba erişilir.
Bu ilk kısımlık yazı kendi fikirlerimdi.İkinci kısmı yazarken ise Nureddin Yıldız Hoca’nın bu konudaki görüşlerini referans alarak yazacağım.
Nuh Peygamberden Bize Aşure mi Kalmalıydı?
Nuh peygamber;950 sene bir fiil Allah’a imana davet eden bir peygamberdir.Her defasında kavmi Nuh git işine bizimle uğraşma dediler.Hakaret ettiler.O hiç yılmadı.Aynı kişiye belki on,belki yüz,belki bin kere gitti.Aynı hakaretlere maruz kalmasına rağmen o,sanki daha önce onunla hiç konuşmamış gibi Allah’a imana davet etti o kişiyi.Belki öldüresiye dayak yediği birisine iki-üç gün sonra tekrar gidip ,sanki o kişiden Allah’a imana davet ettiğinden dolayı değil de başka bir sebepten dolayı dayak yemiş gibi yine Allah’a imana davet etti.Ve diğer peygambere oranla kat be kat fazla yaşamasına rağmen;iman eden sayısı İbni Kesirdeki bilgiye göre seksendir.Bu sayı çok sıhhatli değil,bu konuda yedi kişiden yüz kişiye kadar farklı rivayetler var.Ama bildiğimiz tek şey,en az iman eden kavmin peygamberiydi ve ömrüde bin yıl olmasına rağmen.
Düşünebiliyor musunuz,950 sene,Allah’a iman edin diyeceksiniz toplamda size 80 kişi iman edecek.Yani on senede bir kişi bile iman etmeyecek size.Bu nasıl bir sabırdır acaba?Nuh peygamberin psikolojisi ne durumdaydı acaba?Çünkü peygamberler kavimlerinin tamamının iman etmesini isterler,bir kişi bile iman etmezse,rahatsız olurlar,sanki kendileri tebliği güzel yapamamışlar gibi düşünürler.Nuh peygambere,değil on kişi,yüz kişi kaç bin kişi iman etmedi acaba?Diğer kavimleri konuşurken ,iman etmeyenlerini konuşurken,Nuh peygamberin kavminin iman edenlerini konuşuyoruz.Bu Nuh peygamber için ne acı bir tablo değil mi?
Biz Nuh peygamberi aşure tatlısıyla mı anacaktık?O sabır taşını,bir kaseye sığdırmak bence o peygambere haksızlıktır.
Toplumumuzda Aşurenin Hükmü
Toplumumuz aşure yapmaya o kadar önem vermiştirki,aşurenin yapılması dindarlık alameti olmuştur.Şöyleki;namaz kılmayıp,oruç tutmayan bir insandan bahsederken, bari aşure yap,aşure bile yapmıyor diye bahsediyoruz.Aşureyi dağıtırken de Allah kabul etsin diyoruz.Allah neyi kabul edecekse artık, onu bilmiyorum.Siz hiç komşunuza yemek dağıtırken Allah kabul etsin diyerek verdiniz mi?Vermediyseniz,aşurenin ne farkı var?
Hatta toplumda şöyle bir söz var:Kurban kesmeyene aşure düşmezmiş.Bu ne hezeyandır,bu ne cahilliktir.Aşure yapmak dini bir görev midir?
Yani insanlar o kadar benimsemiştirki aşure yapmayı,kendilerini aşure yapmak zorunda hissediyorlar.Kişi bir vakit namaz kılmaz,kılmadığı gibi rahatsızda olmaz;ama dini bir görev olarak aşure yapar.Aşure bari yapayım düşüncesini taşır.
Aşure Günü Napalım?
Eğer biz bu dini peygamberimizden öğreneceksek,o aşure günü oruç tutun diyor.Yahudilere benzememek için bir gün sonra veya bir gün önce de tutun diyor.Ama bizim işimize oruç tutmak gelmez.Aşure tatlısı yapmak varken neden aç kalalım değil mi???
Kerbela Faciası
Maalesef bugün genelde Şiilerin andığı bir şey haline geldi Kerbela.Ben bundan utanç duyuyorum.Aklıma günlerce aç kalan,günlerce susuz kalan ehli beyt geliyor.Hz.Hüseyinin hunharca şehit edilişi,kafasının koparılışı,gözünün önünde çocuklarının öldürülüşü geliyor.
Hz.Hüseyin 6 aylık çocuğu için su istiyor,ufacık bedene sahip o bebeği de okla öldürüyorlar.Bu ne kadar alçaklıktır,bu ne insafsızlıktır.Hz.Hüseyin bir kere ölmüyor ,on gün boyunca her saat her dakika ölüyor.Çünkü sürekli akrabalarından birisi gözünün önünde öldürülüyor.O batıla boyun bükmedi,aklından dahi geçmedi.
Sonuç
Aşure yapmak dini bir şey değildir.Bunu dini bir şey olarak gören bidat işlemiş olur.Dinde olmayan bir şeyi dine sokuşturmaya çalışmak,günahtır.
Her bidat bir sünneti öldürür.Ben bunu konusu geçen her yerde söylüyorum.İnsanlar aşure tatlısına taktı,peygamberin tavsiye ettiği orucu unuttu.Tabiki oruç tutan da var;ama ben genelden bahsediyorum.
Ayrıca kaç Müslüman Kerbela deyince birkaç cümle bir şey söyleyebiliyor.Ben Kerbelayı unutmadım,unutamam.
Ama Kerbelayı anıp üzülmeye ne gerek var değil mi?Aşuremizi yeyip,keyfimize bakalım!Çünkü aşure yemek çok sevap!!!
Belki yazdıklarımdan dolayı beni eleştiren çok olacaktır.Ama bildiğimi söylemekten hiç çekinmedim,çekinmem de.
Allah’ım ;başta bu yazıyı yazmamda ilham kaynağım olan ve aşureyi farklı şekilde okumama vesilen olan Nureddin Yıldız’a ve tüm alimlerimize rahmet et,ilimlerini artır.Amin