You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Aşkın Girdabı...

هل أنا حقاً أنا ؟
Aşkın Girdabı...
Gülbenaz!.

Bir göçmen kızıydı bu!. Asıl adı Ahmed olan Divane'nin yıllar önce bir kez gördüğü, bin kez sevdiği ve uğ­runa deli divane olduğu güzel bir kızdı Gülbenaz!. Oysa bir kez sadece bir kez görmüştü Gülbenaz'ı!. Ailesiyle beraber köydeki bir akrabalarını ziyarete gelen bu kızla bir kere karşılaşmış, onun kendisine bakan gülen gözlerini bir kere görmüştü. Fakat bu yetmişti Ahmed'e!. Artık her gözde Gülbenaz'ı görüyor, gördüğü her şeyde Gülbenaz'ı düşünüyordu. Üç-dört ay bu duyguların yaşanması ve her geçen gün daha bir kabarmasıyla geçtikten sonra bazı bü­yükleriyle konuşan Ahmed. bu kızla evlenmek istediğini söyledi.

Ancak olmadı!.

Kızın ailesi hiç düşünmeden reddetti bu teklifi. Tarla­sı, bahçesi olmayan böyle bir fakir gence verecek kızları­nın olmadığını söyleyerek bir daha gelmemelerini istediler. Bu kesin ve olumsuz cevabı Ahmed'e ileten köylüler, ona bu kızdan vazgeçmesi gerektiğini anlattıktan sonra şayet isterse kendisini başka bir kızla evlendirebileceklerini teklif ettiler.

Fakat Ahmed hiç duymadı, hiç dinlemedi bu teklifi!. Sevdiği kızdan ve sevdasın­dan vazgeçmek de neyin nesiydi!. Ahmed yüreğinden ay­rılsa da, yüreği bu sevdadan ayrılmazdı, ayrılamazdı ki!. Ahmed için olacak bir şey değildi bu!. Kendisi sevdiği kızı alamasa bile, kendisinden bu sevdayı kim alacak, kim ala­bilecekti!. Hem Ahmed'den bu sevdayı aldıkları zaman. Ahmed'den geriye hiç ama hiçbir şey kalmazdı ki!.

Aylar bu sevdanın büyümesiyle, yıllar bu sevdanın mayalanmasıyla geçmeye başladı. Ahmed aklı başında bir insan değildi artık!. Bütün kız ço­cuklarına Gülbenaz diyor, otururken veya yolda yürürken yanında hissettiği Gülbenaz'a bakıyor, Gülbenaz ile konu­şuyordu!. Köyün delisi, köyün divanesi olmuştu Ahmed. Fakat divane olmasından da ve kendisine Divane denilme­sinden de hiç rahatsız değildi. Nitekim ona takılmak için “Her eve bir divan, her köye bir divane gerekir” diyenlere hiç kızmıyor, ciddi bir yüz ifadesiyle “Doğru. Siz divan olun, ben divane” cevabını veriyordu.

Küçük büyük herkesin sevdiği bir insandı Divane. Hiç kimseden bir şey istemez, hiç sormadan herkese yardım etmeye çalışırdı. Köylüler sevdikleri kadar acımaya da baş­lamışlardı Divane'ye. Her geçen gün sevdasına sevda ka­tan, her geçen gün daha bir mahzunlaşan bu gence yar­dım edebilmek için aralarında toplandılar. Köyün varlıklı insanları bu fakir gence bir bahçe ile altı dönüm toprak vermeyi kararlaştırdılar ve hep birlikte Gülbenaz'ın ailesine tekrar gittiler.

Bu yeni durumu Gülbenaz'ın ailesi de olumlu karşılıyarak “Tamam, bize göre mahzur yok. Kızımız kendisiyle görüşsün, kabul ederse bu iş olur” dediler. Nitekim kısa bir süre sonra Gülbenaz köydeki akrabalarının yanına tekrar geldi. Artık tüm mesele, Divane'nin Gülbenaz ile görüşme­sine kalmıştı. Bütün köylü seferber olarak Divane'yi bu görüşmeye hazırladılar. En yeni elbiseler giydirildi, en güzel kokular sürüldü, en güzel nasihatler edildi Divane'ye. Ama hiç konuşmuyordu Divane!. Yeşil gözlerinde sevinç şim­şekleri çakıyor, söylenilen her güzel söze başını sallıyor fa­kat hiç, ama hiç konuşmuyordu.

Ve kızla karşılaştırdılar Divane'yi!. Uzun yulardır hazan yaşanan gözlerine ilk kez bahar gelmiş gibi yeşermiş, yeşerivermişti Divane'nin yeşil gözle­ri. Öylece Gülbenaz'a bakıyor, öylece Gülbenaz'ı seyredi­yordu. Divane'yi bıraksalar bir ömür boyu hiç kıpırdama­dan, hiç hareket etmeden, hiç nefes almadan seyretmek isterdi bu kızı. bu sevdalısını.

Divane nin kendisine hayran hayran baktığını fakat hiç konuşmadığını gören Gülbenaz, kendisi konuşmasa Divane'nin hiç konuşmayacağını anlayarak bu sessizliği boz­mak istedi. Çok narin ve kibar gözüken dudaklarım açıp bu narinliğe ve kibarlığa hiç yakışmayan kaba bir ses to­nuyla “Ahmeed. sen beni çok mu seveyon!” diye sordu.

Gözleri hayretle açılan Divane, bir alemden bambaş­ka bir aleme düşüyormuş gibi hissetti kendisini!. Acaba yanlış mı duydum diyerek, hala kulaklarında çınlayan sesi bir kere daha dinledi. Yok, aynı sesti ve aynı sözdü duy­duğu!. İyi ama “Ahmeed. sen beni çok mu seveyon!” di­yen bu kız da kimdi ve Gülbenaz. Gülbenaz nereye gitmiş­ti? Yıllardır beraber yürüdüğü, hayaliyle konuştuğu ve yüreğine değen sımsıcak sesini dinlediği Gülbenaz nere­deydi? Telaş içinde karşısındaki kızın gözlerine, gözlerinin içine bakarak aramaya başladı Gülbenaz'ı!. Fakat baktıkça karşısındaki kızın Gülbenaz olmadığını görmeye, Gülbenaz olmadığını anlamaya başlamıştı. Duygularının ve düşünce­lerinin çılgınlaştığını hissetti. Herbir duygusu ve herbir dü­şüncesi, her şeye isyan edercesine ayağa kalkmıştı. Nere­deydi sevdiği, neredeydi sevdalısı, neredeydi Gülbenaz?

“Söyle lan!. Beni çok mu seveyon?”

Kızın söylediği bu ikinci söz. Divaneyi kendine geti­ren ikinci bir şok etkisi yapmıştı. Nereye baktığını bilen gözlerle kıza bir süre baktıktan sonra ağlamaya, çılgınlar gibi ağlamaya başlamış ve kızın yanından hemen ayrılarak “Değilmiş, gerçek değilmiş” hıçkırıkları içinde köyden uzaklaşmıştı.

Ve yaklaşık onyedi gün, hiç kimse görmedi ve hiç kimse bir haber alamadı Divane'den. Bu süre zarfında nereye gitmişti, ne olmuştu kimse bilmiyordu!. Onyedi gün sonra köye döndüğünde ise sanki başkalaşmış, sanki bir başka insan olmuştu Diva­ne. Artık muntazaman namaz kılmaya ve her sabah evden çıkarken “Vedud. Vedud, Ya Vedud” diye haykırmaya başlamıştı. Kız çocuklarına yine “Gülbenaz” diyor fakat ar­tık bu hitapla o göçmen kızını değil, bir başkasını, kesinlik­le ve kesinlikle bir başkasını kastediyor gibiydi!.



.........



Mehmed ALAGAŞ - divane-romandan kesit..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Aşkın Girdabı...
Divane aşkı gulbenaz sanmiş
O yüzden şok olmuş

Esas aşk, aşkı yaratana....
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Aşkın Girdabı...
Yeterince aşk romanı okudum zamanındagülücük
Daha kaldirmiyor bunyemgülücük
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Aşkın Girdabı...
hakiki aşka ermiş divane, bu da mı gerçek hayattan hocam?
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Aşkın Girdabı...
hakiki aşka erememiş işte kara
öyle olsaydı o kızın sesi ona billur gibi gelirdi....

mecnuna sormuşlar
bu kara kuru leylanın nesini sevdin diye
ona birde benim gözümle bakın demiş mecnun


bilmem anlatabildim mi gülücük
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 16-11-2013, Saat:01:03 PM, Düzenleyen: Reyyan.
Profesör
RE: Aşkın Girdabı...
zaten aşk leylada mevlayı görmektir ki
gerisi yalandır Wink
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Aşkın Girdabı...
leylalarda mevla yok ki, mevlayı gerektiği yerde aramak lazım şimdinin leylaları kendilerinin kafalar leyla olmuş
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Çalıkuşu
RE: Aşkın Girdabı...
Sevmeyi bilmek gerek.. Sir burda..
"Her şey kaderle takdir edilmiştir, kısmetine razı ol ki rahat edesin...”
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.