Aslında aşk; şiddetli sevgi, sevginin koyulaşmış şekli, iptilâ, düşkünlük, aşırı muhabbet. Sarmak, sıkmak ve yanmak gibi mânalar taşır ve (a-ş-k) dan türemiştir. İnsanı sarmaşık gibi sıkarak onu kuvvetsiz bırakması nedeniyle böyle söylenir. Alevlerin bir şeyi kuşatmasını anlatır; aşk sözü, yoklukla doğrudan ilişkilidir. Sôfîlerce aşk, kâinatın varlık sebebidir.
Aşk, muhabbetten dallanır. Aşk ikidir. Mecâzî ve hakîkî aşk. Aşk Hakk’ın sıfatıdır. Kendisini aşkla sevenleri, Allah da aşkla sever. İnsandan başka kimse aşka tahammül edememiştir. Bu yüzden aşk ateşi, en büyük âzaptır ve herkesin kârı değildir.
Aşk, şiddetli sevgidir. Sevgi ve muhabbetin kaynayıp koyulaşması ve süzülmesidir. Aşk, muhabbet ufkunun zirvesidir. Aşk, insan yaratılışındaki güzellik ve varlığın temelidir.
“Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi istedim ve âlemi yarattım” kudsî sözünün içinde aşk vardır... İnsan, ahsen-i takvîm, Allah ise hüsn-i mutlaktır. Aşkın temelinde güzellik vardır. Güzelliğin temeli, Allah’ın tarifsiz güzelliğidir.
Mevlayı özleyen gönül ya hüznü bekler ya da hüzündedir...Bela, gam ve keder Mevlanın sevdiklerine gösterdiği kamçıdır.Vurdukça kendine çeker.İmam-ı Rabbani(k.s)