Mutluluklar paylaştıkça artar, acılar ise azalır” derler. Dostane bir sohbetin içinde geçen bu söz üzerine derin düşüncelere dalıyorum. Sahi mutluluklarımız anlattıkça artıyor muydu? Ya acılar? Onlar da anlattıkça azalıyor muydu?
Mutluluklarımı ve acılarımı paylaştığım anlar geldi aklıma ve beraberinde onları paylaştığım dostlarım. Neyi? Kimle? Nasıl paylaşıyordum? Hangi duyguların anlatımı sonunda, kendimi daha huzurlu ve mutlu hissediyordum? Bu ve bunun gibi sorular gezinirken bir bir zihnimde cevap bulmaya çalışıyorum kendimce. Sordukça cevaplar da düşüyordu önüme..
Mutluluklar paylaştıkça artmaz, zira anlıktır yaşanır. Yaşandığı an kadar kısadır. Bir ertesi gün ya da birkaç gün sonrasında tekrarı yaşanmaz. Her geçen gün biraz daha azalır. Paylaştıkça mutluluğun azaldığını fark edersin. Paylaşmak; mutluluğu eskitiyor zamanla. Ömrünü kısaltıyor anlattıkça. Bu yüzden değil midir yerini çok çabuk hüzne bırakabiliyor olması? Bu yüzden değil midir, tebessümler değmeden daha dudağımıza güzelliğini kaybediyor olması?
Ya acılar? Hangimizin acısı anlattıkça azalmıştır? Yok olması bir yana hangisi eksilmiştir? Oysa tam tersi değil midir? Anlattıkça daha da artmıştır, yine, yeniden ve yenilenerek belleğimizde yer edinmiştir ve acı ise yine kendine yer bulmuştur.
Acıların azaldığını hiç görmedim, mutluluklarımın ise çok çabuk yerini hüzne bıraktığını gördüm. Sahi gülerken ağlayabiliyoruz kolaylıkla ama ağlarken gülmeyi beceremiyoruz aynı kolaylıkta..
..Alıntı..
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...