Bazen, kendisi hakkında hiçbir şey hissedilmeyen bir insanla da evlilik yapılabildiğine şahit oluyoruz ama bu bir istisna olmaya başladı sanırım günümüzde...
Sevgisiz birliktelik mümkün müdür dersiniz? Elbette hayır. Zaten çoğu zaman, büyük sevgilerle, belki de aşk ile başlar evlilik. Bazen, kendisi hakkında hiçbir şey hissedilmeyen bir insanla da evlilik yapılabildiğine şahit oluyoruz ama bu bir istisna olmaya başladı sanırım günümüzde... Bir fikir, bir his birlikteliği, bir karşılıklı talep sonucu gerçekleşiyor evlilikler daha çok.
Ama ne şekilde gerçekleşirse gerçekleşsin, aslını isterseniz, başlar ama sonunu pek kestiremezsiniz. Kaybetmek de vardır, kazanmak da... Gülmek de mümkündür, ağlamak da... Hasılı, kara sevdaya düşüp evlenseniz de, sadece mantık yürüterek evlenseniz de, gelecekte neler olacağını kestirmeniz mümkün değildir. İki farklı dünyanın bir tek dünya haline gelmesi kolay iş değildir. Fakat, imkansız da değil ki, mutlu ve huzurlu evlilikler var.
Şu gerçeği vurgulamak gerekiyor özellikle: İnsanoğlu yanılmaya, hata yapmaya kırmaya ve kırılmaya çok müsaittir.
Gelin görün ki, bunu, aşık bir gönle kabul ettirmeniz imkansız gibidir. Hani ailelerin pek de taraftar olmadığı, fakat gençlerin derinden bir ısrarla istediği evlilikler vardır. Genç kız, dünyada bu güne kadar doğmuş ve bu günden sonra da doğabilecek en mükemmel insanın, sevdiği delikanlı olduğunu düşünür de ailesini ikna etmek için, neredeyse hasta olur.
Veya delikanlı, o kadar çok sever ki genç kızı, dünyada ondan daha güzel ve sevmeye değer bir başkasının olmadığına inanır en yürekten... Annesini kız istemeye götürebilmek için, yapmadığı cambazlık kalmaz hani. Nasip olur evlenirler de, birkaç ay sonra, bu iki insanın, büyük geçimsizlikler yaşadığını, boşanmak üzere olduklarını duyunca, şaşırır kalırsınız...
İdeal, kusursuz ve mükemmel bir evlilik hayali, genellikle aşktan kaynaklanan bir sonuçtur. Zira her iki taraf da birbirini öylesine yüceltir ki, gün gelip, insan olmanın bir gereği olarak, hatalar yapılmaya başlandığında, duygulardaki yıkım, son derece büyük olur. Küçük problemlerin büyük yıkımlara sebep olması, mutluluğu zedeler ve nihayetinde, incir çekirdeğini doldurmayacak mevzular, bir yuvayı yıkabilecek güce ulaşır.
Kupkuru bir mantık da, aklı perdelemiş bir aşk da, mutluluk getirmez elbet. Ama Allah için yapılırsa evlilikler, hedef, Allah’ın rızası olursa, işte o zaman, sıkıntıları aşmak ve sevinçlerin tadına varmak da mümkün olur.
Hiçbir evlilik, hepten mutluluk içinde gitmez. Mutlaka, arada bir yerlerde, sık ya da seyrek, sıkıntılar, küçük anlaşmazlıklar yaşanır. Bu gerçeği kabullenebilen çiftler, bazı tartışmaların, her şeyi bitiren felaketler olmadığını, bunu sadece kendilerinin değil, her evli çiftin yaşadığını bilirlerse, kaldırmak daha kolay olacaktır.
Genç bir kızken, babamın bazı davranışlarına sinirlenir, annemin ne de sabırlı olduğunu düşünürdüm. Bir gün yine benzer hislerle anneme bakmıştım ve o, ne hissettiğimi anlamışçasına, bana hiç unutamadığım bir sır vermişti. Yaşadıklarından öğrendikleriyle ve bir annenin takınabileceği en samimi tavırla, şu sözleri söylemişti:
“-Kızım, evlilik nasıl bir şeydir bilir misin?”
-Hayır, nasıl bir şeydir anne?
-Gün gelir, o kadar çok seversin ki, uğruna ölesin gelir... Gün de gelir, öyle sinir olursun ki, bir kaşık suda boğasın gelir...”
Annem ve babam otuziki yıldır evli ve bir çok insanın imrendiği bir evlilikleri var. E annem bile böyle söyledikten sonra, herhalde karamsarlığa hâcet yok, ne dersiniz? Sıkıntıları aşmaya, şu fâni dünyada gerektiğinde sabrederek, bâki mutluluğa yelken açmaya değmez mi?
Ne olur unutmayın. Kim olursa olsun, hayat arkadaşınız, sizin için Allah tarafından seçilmiştir. İyiyse şükür, kusurluysa sabır, nihayetinde, rızâ...
Hedef, Cemâle kavuşmaksa eğer, her şeye değer...
Ha gayret!
NesLİhan Nur TüRk