Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Anlamlı Güzel Sözler
Anlamlı Güzel Sözler
)Arapça bir dildir, Farsça yemeğin sonunda yenen tatlı, Türkçeyse sanat.
Aşk klavuz istemez, tek başına yol alır.
Arının yuvasını yıkan, balın tatlılığıdır.
Aynadaki görüntünü beğenmiyorsan; aynayı değil kendini değiştir.
Bilge kişi bilgeliği arar, akılsız kişi onu bulduğunu düşünür.
Bir şah delirdiği zaman Kafkaslarda savaşa gider.
Ben ölüyü yıkadım; cennete mi, cehenneme mi gideceğine karışmam.
Cahiller okumuşların cevaplayamayacağı soruları sorarlar, sersemler akıllıların yedi yılda cevaplandıramayacağı soruları bir günde sorarlar.
Cahil dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun.
Çocuğuna meslek öğretmeyen, ona hırsızlığın yolunu açmış olur.
Dünyadaki bütün ızdıraplar aza kanaat etmemekten ileri gelir.
Dünyanın bütün karanlıkları bir araya gelse bir mumun ışığını söndüremez.
Eğerle meğer evlenmişler, keşke isimli bir çocukları olmuş.
Hırsız kalabalık ve huzursuz bir ortam ister.
Her tarafa bakan, hiçbir şeyi görmez.
Hiç kimse gayret etmeden başarıya ulaşamaz.
Hayatta açlıktan sonra yalnızlık gelir.
Hiçbir şey bilmiyor, bilmediğini de bilmiyor, öğret ona çocuktur. Pek çok şey biliyor, bildiğini de biliyor, takip et onu, akıllıdır.
İstanbul'u ömründe bir kere gören ya İstanbul'a gelirken yolda ölür, ya İstanbul'da ölür, ya da İstanbul hasretiyle ölür.
İki kere düşün, bir kere yaz.
İnci ele geçtikten sonra denize ne gerek var?
İnsanın kimliği dilinin altında saklıdır.
İnsan gülünce bu başkalarının hesabınadır, ağlayınca bu kendi hesabınadır.
İzlemek cehennemden daha yakıcıdır.
Kılıcın kendisi insanı çoğunlukla savaşa iter.
Meyvesini yediğin ağacın dalını kesme.
Meyve veren ağaca balta vurmazlar.
Nasıl indireceğini bilmediğin eşeği dama çıkarma.
On yoksul bir kilime sığar ama bir ülke iki padişaha yetmez.
Öncekiler ekti, biz yedik; şimdi biz ekiyoruz, gelecektekiler yesin.
Öğretmenin aşağılamaları babanın övgülerinden daha iyidir.
Söz bir tasmadır , onu sarf edenin boynuna takılır.
Sabır acı kökleri, fakat çok tatlı meyveleri olan bir ağaçtır.
Şans, verimli çalışmaya bağlıdır.
Yedi derviş bir posta oturur da, iki hükümdar dünyaya sığamaz
Gündüz Vassaf, Cehenneme Övgü
Kendisine yardım etmeyene yardım etmeye, sizin asla gücünüz yetmez. Yine hayat, bu gerçekle bağlantılı bir ders daha verir:
☆İçinden gelmeyene, dışarıdan yaptıramazsın.
*Metin Karabaşoğlu*
Yeryüzü, Eyüp (a.s) gibi gökyüzüne teslim olmuştur.
"Ben bir esirim; ne dilersen yağdır." demektedir.
Ey insanoğlu, sen de yeryüzünün bir cüz' üsün.
Onun üstünde yaşıyorsun; sen de Allah' ın buyruğuna, kaza ve kaderine karşı gelme.
"Sizi topraktan yarattık" ayetini duydun, işittin. Demek ki, Allah da senin toprak olmanı istiyor.
İlahi emre karşı gelme...
Allah buyurdu ki:
"Ey insan, dikkatle bak da gör,
senin topraktan yaratılmış bedenine, ruhumdan bir tohum ektim, seni yücelttim.
Sen, bu toprağın bir tozu iken, seni üstün bir varlık yaptım. Sana akıl verdim, aşk verdim.
Sen bir hamle daha yap da, topraklığı, yani tevazuu kendine sıfat, huy edin.
Ben de, seni bütün yarattıklarımın üstüne emir kılayım.
Su, yüksekten aşağıya akar, sonra da aşağıdan yukarıya yükselir, çıkar.
Buğday, çiftçi tarafından toprağa atılır.
Böylece yükseklerden gelir, toprağın altına girer.
Sonra toprağın altından baş kaldırır, yükselir; dik, kuvvetli bir başak haline gelir.
Her meyvenin tohumu önce yerdedir. Yere girer, ondan sonra yerden başkaldırır, yükselir.
Bütün nimetlerin asılları, gökten toprağa yağdı, toprağın altına girdi.
Ondan sonra tertemiz cana gıda oldu.
Bütün nimetler, gönül alçaklığı ile gökten yere indikleri için, diri ve yiğit bir insanın cüz' ü oldular.
Böylece senin cansız sandığın yağmur ve güneşin yetiştirdiği nimetler, insan tarafından yenildiği zaman şereflenirler de insanın sıfatları olurlar.
Arşın üstüne neşeli neşeli uçarlar.
Biz önce ruh aleminden, hayat aleminden bu aşağılık dünyaya gelmiştik; şimdi yücelere yükseldik, derler.
Aslında cihanın bütün cüz' leri ve zerreleri, hareket halinde olsun, sükûn halinde olsun, içlerine düşen ilahi aşkın tesiri ile çırpınıp durmada ve;
"Biz Rabbimize dönüyoruz." demektedirler.
Mesnevi
Konuyu Okuyanlar: 3 Ziyaretçi