Bir de...
"Başka bir şey daha var." diyorum.
"Ne?"
"Sen onu sevmiyorsun aslında."
"Aslında" diyorum "aslında"yı vurgulayarak; "sen onda tecelli eden O'nun Cemal, Kemal ve İhsan'ını seviyorsun. Yani onu severken aslında O'nu seviyorsun."
"İlginç, hiç böyle düşünmemiştim." deyip susuyor.
"Birisi sana seni sevdiğini söylerse inanma ayrıca" diye takılıyorum bu sefer de.
"Şüpheci mi olayım, hemen inanmayıp sorgulayayım mı yani?"
"Hayır! Bu küçük bir latife. Dikkatini çekmek için. Şunu kastediyorum: Birisi seni seviyorum dediğinde, aslında o da O'nun sende tecelli eden Cemal, Kemal ve İhsan'ını seviyordur. Seni severken O'nu seviyordur aslında."
"Bunların üzerinde biraz düşünmeliyim."
İşte en sevdiğim cümlelerden biri.
"Allah'ı sevmek, O'nun marziyatını yapmaktır." cümlesi nerede mi karşıma çıktı? Bunu ne Sarmaşık sordu, ne de ben söyledim. Sorsaydı 11. Lem'a diyecektim
Mustafa ulusoy..
...Öyle garip bir dünya...
...Olmaz dediğin ne varsa olur...
...Düşmem der düşersin...
...Şaşmam der şaşarsın...
...En garibi de budur ya;...
...Öldüm der durur yine de Yaşarsın...