You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

ALLAH (CC.) NASIL İSTEMELİYİZ.HERKES FİKRİNİ SÖYLESİN.YAZSIN

ALLAH (CC.) NASIL İSTEMELİYİZ.HERKES FİKRİNİ SÖYLESİN.YAZSIN

Acemi Üye
ALLAH (CC.) NASIL İSTEMELİYİZ.HERKES FİKRİNİ SÖYLESİN.YAZSIN
ARKADAŞLAR ALEMLERİN RABBİNDEN NASIL İSTEMELİYİZ.
NASIL DUA ETMELİYİZ
DUAMIZIN KABUL OLMASI İÇİN NELER YAPMALIYIZ
HERKES FİKRİNİ DÜŞÜNCESİNİ BİLGİSİNİ BİZİMLE PAYLAŞIRSA DAHA GÜZEL OLUR
KONU HAKKINDA BİLGİLENMİŞ OLURUZ
MESAJLARINIZI BEKLİYORUM.

NOT: (İLİM ÖĞRENMEK KADAR İLİM ÖĞRETMEKTE FARZDIR.BU İLMİN SEVABI SÜREKLİDİR.O KİŞİ ÖLSE DAHİ ONA SEVAP YAZILIR VE SEVAP [/i]ARTARAK DEVAM EDER.)
Degerli xyakısıklı Kullanicisi Jul 2009 Tarihinden Beri İmam Hatip, İslami Forum, Dini Forum, Genel Forum Üyesidir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
Cvp: ALLAH (CC.) NASIL İSTEMELİYİZ.HERKES FİKRİNİ SÖYLESİN.YAZSIN
Esbab-ı kabul dairesinde olmalı. Çünki bazı şerait dâhilinde dua makbul olur. Şerait-i kabulün içtimaı nisbetinde makbuliyeti ziyadeleşir. Ezcümle: Dua edileceği vakit, istiğfar ile manevî temizlenmeli, sonra makbul bir dua olan salavat-ı şerifeyi şefaatçı gibi zikretmeli ve âhirde yine salavat getirmeli. Çünki iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur. Hem bi-zahr-il gayb yani "gıyaben ona dua etmek"; hem hadîste ve Kur'anda gelen me'sur dualarla dua etmek. Meselâ:

Allahumme inni es’elukel afve vel-afiyete livelehu fid-dini ved-dünya vel-ahiret
Rebbenatina fid-dünya haseneten ve fil-ahireti haseneten ve gıne azabennar.

gibi câmi' dualarla dua etmek; hem hulûs ve huşu' ve huzur-u kalb ile dua etmek; hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra; hem mevâki'-i mübarekede, hususan mescidlerde; hem Cum'ada, hususan saat-ı icabede; hem şuhur-u selâsede, hususan leyali-i meşhurede; hem ramazanda, hususan leyle-i kadirde dua etmek kabule karin olması rahmet-i İlahiyeden kaviyyen me'muldür. O makbul duanın ya aynen dünyada eseri görünür veyahut dua olunanın âhiretine ve hayat-ı ebediyesi cihetinde makbul olur. Demek aynı maksad yerine gelmezse, dua kabul olmadı denilmez; belki daha iyi bir surette kabul edilmiş denilir. (Mektubat)

"Basar(Göz) sanatı(mahlukatı) görürde, basiret(kalp gözü) sanatçıyı(Halıkımızı, Saniimizi, Ma'budumuzu, Rabbimizi) görmezse çok abes olur."

Ne ki SEVDA:Hakka sevdalanmadıktan sonra..
Ne ki HAYAT: Hakkı yaşamadıktan sonra..
Ne ki KAVGA: Hak yolunda olmayınca..
Ne ki ÖLÜM:Şehadet vurmayınca..

[Resim: ry185oo.jpg]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
Cvp: ALLAH (CC.) NASIL İSTEMELİYİZ.HERKES FİKRİNİ SÖYLESİN.YAZSIN
emeginize saglık
selam dua habibullah aşkı ile kalın...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Administrator
RE: ALLAH (CC.) NASIL İSTEMELİYİZ.HERKES FİKRİNİ SÖYLESİN.YAZSIN
Bir zamanlar, Basra vilâyetinin halkı, İbrahim Ethem hazretlerine müracaat ederek dualarının kabul olmadığından şikayet etmisler.

Halbuki Cenab-i Hak duaların kabul olunacağına dâir vaadi vardır, deyince İbrahim Ethem hazretleri, cevaben buyurmus ki:

-Sizin on şeyden dolayı kalpleriniz ölmüştür. Tabiatıyla dualarınız kabûl olunmaz.

Birincisi: Siz, "Allah'ı biliyoruz" diyorsunuz da O'nun haklarını hiç edâ etmiyorsunuz.

İkincisi: Sizler, Kurân okuyorsunuz velâkin; Kurân ile amel etmiyorsunuz.

Üçüncüsü: Sizler, "Biz Rasulullahi seviyoruz." dersiniz de sünnet-i Rasulullah ile (Hz.Muhammed'in sünnetiyle) hiç amel etmezsiniz.

Dördüncüsü: Şeytan, düşmanımızdır. Bunu bildiğiniz halde, O'na uymaktan vazgeçmiyorsunuz.

Beşincisi: "Cennet'e müstâkız, aşığız." dersiniz de, Cennet'e girmeye, (O'na) lâyık olmaya çalışmıyorsunuz.

Altıncısı: Siz, "Cehennem'den korkuyoruz." diyorsunuz, velâkin onun ateşinden hiç de kaçtığınız yok.

Yedincisi: Hepiniz (de) "Ölüm, haktiır." deyip de ölüm için hiç bir hazırlik Yapmamışsınızdır.

Sekizincisi: İnsanın ayıplarıyla meşgûl olursunuz da, kendi ayıplarınızı terk edip onları izâle etmeye çalışmazsınız.

Dokuzuncusu: Allah'ın nimetlerini yersiniz; fakat, o nimetlere karşılık Allah'a şükretmezsiniz.

Onuncusu: Ölülerinizi defnediyorsunuz da, hiç ibret almıyorsunuz.

Sizin dualarınız nasıl kabûl olunur.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 30-07-2009, Saat:03:08 PM, Düzenleyen: Sükut.
© 9492.698875 ©
RE: ALLAH (CC.) NASIL İSTEMELİYİZ.HERKES FİKRİNİ SÖYLESİN.YAZSIN

BismillahirRahmanirRahim

Selamunaleykum kardeşim;

fetva vermek bizim haddimize degil ama araştırdıgımız bildigimiz ve bize bildirilenler kadariyla bilgilendirmek görevimiz diye düşünüyorum.iki bölüm halinde paylaşacagım inşallah faydamız dokunur.

duanın kabul olması için öncelikle bazı şartlar vardır bunlar şöyle sıralanabilir:


Duanın kabul edilmesi için gereken şartlardan bir kısmı şöyle:

1- Haram lokmadan sakınmalıdır!

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Haramdan sakının! Midesine haram lokma girenin kırk gün duası kabul olmaz.) [Taberani]

Sad bin Ebi Vakkas hazretleri dedi ki: Ya Resulallah, dua buyur da, Allahü teâlâ, benim her duamı kabul etsin! Cevabında buyurdu ki:

(Duanızın kabul olması için helal lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua nasıl kabul olunur?) [Şir’a]

Yine buyurdu ki:

(Duanın kabul olması için iki şey gerekir. Duayı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helalden olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı dua kabul olmaz.) [Tergibüs-salât]

2- İtikadı düzgün olmalıdır.

Bid’at ehlinin duaları kabul olmaz. Hadis-i şerifte, (Bid’at ehlinin duası ve ibadetleri kabul olmaz) buyuruldu. (İbni Mace)

Âyet-i kerimenin, duanın tesir edebilmesi için, okuyan ve okunan kimsenin buna inanması ve okuyanın itikadının düzgün olması, Allah rızası için okuması, kul hakkından sakınması, haram yememesi ve karşılığında ücret istememesi şarttır.

3- Uyanık kalble ve kabul edileceğine inanarak dua etmelidir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Allahü teâlâya, kabul edileceğine tam inanarak dua ediniz! Biliniz ki, Allahü teâlâ gafil bir kalb ile yapılan duayı kabul etmez.) [Şir’a]

4- Dualarım niçin kabul olmuyor dememelidir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allah’tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.) [Buhari]

İstenilen şeyin olmaması, duanın kabul olmadığını göstermez. Onun için duaya devam etmelidir! Duanın kabulünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Mümin dua edince, Allahü teâlâ, Cebraile, "Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!" Facir, [günahkâr] dua edince de "Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir" buyurur.) [İbni Neccar]

Şu halde, duanın kabulünün gecikmesi zararlı değildir.

5- Bela gelmeden önce çok dua etmelidir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Sıkıntılı iken duasının kabul edilmesini isteyen, refah zamanında çok dua etsin!) [Tirmizi]

Ebu İshak hazretlerinden dua istediler. Dua etti. Duasının kabul edildiğini gören bir talebesi, (Efendim, bu duayı bana da öğretin, ihtiyaç halinde ben de edeyim) dedi. Buyurdu ki: (Duamın kabul edilmesinin sebebi, otuz yıldır kıldığım namazlar, ettiğim dualar ve haram lokmadan sakınmamdır.)

6- Duaya hamd ve salevatla başlamalıdır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Ey namaz kılan, acele ettin. Namaz kıldıktan sonra dua ederken önce Allahü teâlâya layık olduğu şekilde hamd et, sonra bana salevat getir, sonra dua et!) [Tirmizi]

7- Yalvararak dua etmelidir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Gafil olan kalb ile yapılan dua makbul değildir.) [Tirmizi]

Hazret-i Davud zamanında kuraklık oldu. Halk dua etmek için aralarından üç âlimi seçtiler.

Âlimlerden biri şöyle dua etti:

(Ya Rabbi, Kitabında kendimize zulmedenleri affetmemizi bildirdin. İşte biz, nefslerimize zulmettik. Senden af diliyoruz. Bizi affet!)

İkinci âlimin duası da şöyle:

(Ya Rabbi, Kitabında köleleri, azat etmemizi bildirdin. İşte biz kul olarak huzurundayız. Bizleri azat eyle!)

Üçüncü âlim de şöyle dua etti:

(Ya Rabbi, Kitabında, kapımıza gelen saili kovmamamızı, yüz çevirmememizi bildirdin. İşte biz de sail olarak huzurundayız. Senden rahmet istiyoruz. Bizi boş çevirme!)

Duaları kabul olarak rahmet yağdı.

8- Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]

9- Günah işlemeyen dil ile dua etmelidir.

Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâya günah işlemeyen dil ile dua edin) buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı sual edilince, (Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir) buyurdu. [Tergibüs-salât]

10- İsm-i a’zam ve esma-i hüsna ile dua etmelidir.

Sual: Gafletle dua etmektense hiç dua etmemek daha iyi değil mi?

CEVAP

Gaflet içinde olduğunu söyleyerek, duayı bırakmak doğru değildir. Kalbine geldiği gibi dua etmek, ezberlediği duayı okumaktan daha iyidir. (Bezzâziyye)

Dua dinin direğidir. (Allahü teâlâ indinde duadan daha şerefli bir şey yoktur), (Düşmandan kurtulmak, bol rızka kavuşmak için dua edin! Çünkü dua, müminin silahıdır) hadis-i şerifleri duanın önemini açıkça bildirmektedir. Allahü teâlâdan bir şey istememek ise çok kötüdür. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Allahü teâlâ, kendisinden bir şey istemeyene, dua etmeyene gadap eder.) [Tirmizi]

Başka bir hadis-i şerifte, (Dua ibadettir) buyuruldu. İbadeti terk etmek ise hiç uygun değildir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

(Bana dua edin kabul edeyim. [Bana halis kalb ile dua ederseniz kabul ederim.] Bana ibadet etmek istemeyenleri, zelil ve hakir eder, Cehenneme atarım.) [Mümin 60]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 30-07-2009, Saat:05:52 PM, Düzenleyen: © CESSES ©.
© 9492.698875 ©
RE: ALLAH (CC.) NASIL İSTEMELİYİZ.HERKES FİKRİNİ SÖYLESİN.YAZSIN

BismillahirRahmanirRahim

şimdi ise nasıl dua etmeliyiz_? soruna cevap olaraktan ise aşagidaki bilgileri sonuna kadar okumanı tavsiye ederim inşallah ALLAH'ım gönlüne selamet verir ve kafandaki soruları çözüp iyice bilgilenip dogru yolda dogru adımlarla gitmeni lütfuyla saglar inşallah..selam dua ve VEFA ile...


DUAYI EMREDEN Cenab-ı Hak, duanın bir kısım adabını da bildirir. Kur’an’ın ayetlerinden anladığımız kadarıyla, dua ederken dikkat etmemiz gereken bazı durumları şöylece sıralayabiliriz:

1. “Allah’a korku ve ümitle dua ediniz.” (A’raf, 56) Yani, reddolunmasından korkar, kabulünü ümit eder bir şekilde isteyiniz.

“Beyne’l-havf ve’r-reca” yani korku ve ümit arasında olmak kişinin manevî hayatı için son derece önemlidir. Elmalılı Hamdi Yazır’ın ifadesiyle, “bu iki hâl, insanın seyr u sülûkunda iki kanat gibidir.” Tek kanatlı kuş uçamadığı gibi, sadece korku veya sadece ümit kanadıyla hareket edenler de, kemâlat semasına doğru uçamazlar.

Allah’ın celal ve azametini düşünmek, insana lezzetli bir korku verir. Annesinin merhametli tokadından korkup yine annesinin şefkatli sinesine sığınan çocuk gibi, Allahtan korkan insan O’na iltica eder. Allahın cemâl ve rahmetini düşünmek ise, insanı ümit içinde yaşatır.


2. “Rabbinize tazarru ile ve gizlice dua edin. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.” (A’raf, 55)

Yani, yalvara yakara, samimi bir şekilde, bütün benliğiniz ile O’na yönelin, O’ndan isteyin. Başkalarına da duyurmayın ki, nefsin hissesi karışmasın.

Tazarru hali, insanın kendini duaya tam vermesini ifade eder. Bunu, duaya tam konsantre olmak şeklinde anlayabiliriz. İnsan bazı dualarında bu hâli yaşar. Bütün hisleri uyanmış, bütün latifeleri hüşyar bir şekilde yalvarır. Böyle bir durumda, istediği şeyleri ruhunun en derinlerinden gelen bir iştiyakla ister. Bu şekilde yapılan dualar, genelde kabul edilir.

Bunun zıddı ise, tam bir gaflet göstergesi olur.Hz. Peygamberin ifadesiyle, “gafil, boş bir kalbin duasını Allah kabul etmez.” (Tirmizi, Daavât, 65)

Duada haddi aşmak ise, sesi fazla yükseltmek, olmayacak şeyleri istemek gibi durumlardır. Mesela, kişinin “Allahım beni peygamber yap!” veya “Allahım, beni bu dünyada ölümsüz kıl!” demesi, muhali talepten başka bir şey değildir.


3. “Allahın Esmaü’l- Hüsnası vardır. Onlarla dua ediniz. (A’raf, 180)

“Esmaü’l- Hüsna” “en güzel isimler” anlamına gelir. Yüce Allah, kendi kemaline ünvan olan nice isimlere sahiptir. Bunlar bir rivayette 99, bir başka rivayette 1001 olarak ifade edilmektedir. Mesela, Besmelede “Allah, Rahman, Rahim” isimlerini, en son sure olan Nas suresinde

- İnsanların Rabbi

- İnsanların Meliki

- İnsanların İlahı isimlerini görürüz.

Kur’anın tamamında bu ilahî isimlere sıkça yer verilmektedir.

Malûmdur ki, bir kimse pek çok ünvanlara sahip olabilir. Mesela, güzel yazı yazmasıyla hattat, güzel resim yapmasıyla ressam, yaptığı binalarla mimar ünvanını alır ve o ünvanlarla bilinir. Öyle de, Cenab-ı Hak yaratmasıyla Halık, şekil vermesiyle Musavir, rızık vermesiyle Rezzak şifa vermesiyle Şâfi’dir…

İnsan, Allah’a yalvarırken, istediği şeye uygun olan İlahî ünvanı söylemesi uygun olur. Mesela, günahlarımızın affını isterken “Ya Gaffar” ayıplarımızın örtülmesini isterken “Ya Settar” ismini söyleriz.

Keza, belaların defini isterken “Ya Dafia’l-beliyyat” (ey belaları def eden), ihtiyaçlarımızın karşılanmasını isterken “Ya Kadıya’l- Hâcât” (ey ihtiyaçları veren) ünvanını söyleriz.

Rızık isterken O’nun Rezzak ismini anar, maddi manevi hastalıklarımız için O’nun Şafi isminden meded umarız.

İnsanlığa en güzel örnek olarak gönderilen Hz. Peygamber, dualarında sadece “Ya Rabbi, Allahım” demez, binbir isimle Allah’a yalvarırdı. Mesela, şu duasına bakalım:

“Ey kalpleri çeviren Allahım. Kalbimi dinin üzere sabit kıl!” (Müslim, Kader, 17)


4. “O Allah Hayy’dır. Ondan başka ilah yoktur. O halde, dini yalnız O’na has kılarak, halis bir şekilde O’na dua edin!” (Mü’min, 65)

İhlas, dinin en mühim esaslarından biridir. Yapılan bir şeyin sadece Allah için yapılmasını ifade eder. İhlasın zıddı, riyadır, gösteriştir. Sözgelimi, bir din görevlisi insanların önünde dua ederken coşkuyla istese, fakat yalnız dua ettiğinde sönükleşse, ihlastan uzaklaşmış olur.

5. “Allahın lütfundan isteyin!” (Nisa, 32)

Yani, başkalarına verilen servet-makam- ilim gibi şeylere bakıp ta, kıskançlıkla “bu niye ona verildi? Aslında bana verilmeliydi. Ben buna daha layıkım” demeyiniz. Çünkü, belki de onun size verilmemesi hakkınızda daha hayırlıdır. Dolayısıyla siz Rabbinize yöneliniz, O’nun lütuf ve kereminden isteyiniz. O, hakkınızda hayırlı olanı elbette bilir, ona göre verir. O’nun rahmet hazineleri ne biter, ne de tükenir.

Bu meselede, şu esasları göz önünde bulundurmak lazımdır:

- Mülk Allahındır. O, mülkünde istediği gibi tasarruf eder. İnsana düşen, verilmeyene göz dikmek değil, verilene şükretmektir.

- İnsan eğer şükretse, Allah daha fazla verecektir. Çünkü, tekitli bir şekilde şöyle demektedir:

“Eğer şükrederseniz, gerçekten artırırım.” (İbrahim, 7)

- Hayır zannettiğimiz şer, şer zannetiğimiz hayır olabilir. Kur’an şöyle bildirir:

“Bir şey hoşunuza gitmezken sizin için hayırlı olabilir. Sevdiğiniz bir şey de şer olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara, 216)

Mesela, insan hırs ile mal ister. Fakat Karun gibi bunu kibir ve gurura vesile yapacaksa, ona verilmemesi hayırlı olur. Veya insan ısrarla ilim ister. Fakat ilmiyle dalalete sapacaksa, verilmemesi rahmet olur. Onun için, Allahtan birşey isterken “Allahım, senin lütfundan isterim. Eğer bu istediğim hayırlıysa ver. Değilse, hakkımda hayırlı olanı nasip et!” demeli ve Allaha tam tevekkül etmelidir.

- Allah mutlak adalet sahibidir.


SELAM DUA ve VEFA ile rosegul
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 30-07-2009, Saat:05:52 PM, Düzenleyen: © CESSES ©.
Kıdemli Üye
RE: ALLAH (CC.) NASIL İSTEMELİYİZ.HERKES FİKRİNİ SÖYLESİN.YAZSIN
Öncelikle bu konuyu açtığınız için cok Teşekkür ederim..

Bir Fakir'in Duası İle Bir Zenginin (rahat yaşam yaşayan birisinin) Dua'sı Bir Değildir..

İçimizden gelmeli gerçekten ama gerçekten Allah'a öz bir şekilde yalvarmalıyız..


Vesselam
[Resim: 65897398.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: ALLAH (CC.) NASIL İSTEMELİYİZ.HERKES FİKRİNİ SÖYLESİN.YAZSIN
dua eden kişinin samimiyeti ve ne istedigini Rabbine söylemesi yada gönlünden gecirmesi bile yeterlidir aslında....yorumlarda hadisler ayetlerle cevap verilmiş tabi ama bunu yapamayan insanlar da dualarını çok güzel bi şekilde iletilmesi gerekene (cc) iletebilirler...gönülden samimi bir kalp ile huzura çıkmak el açmak da yeter bazen
[Resim: urjn1.jpg]


Gaflet içinde gördüm, nice canlı cesedi ;
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.