İlmen ve hayalen peygamberler tarihine gidersek, Hacer validemiz İbrahim (as)’a, “Ey İbrahim, bizi kime bırakıyorsun, yoksa bu Allah’ın emri mi?” diye seslenmiş, o büyük peygamber arkasını dönmeden “Evet bu Allah’ın emri.” demiştir. Bakınız, Hacer validemiz çölde yalnız kalıyor, çocuğunu kumlar üzerine bırakıp koşuyor, su arıyor ama Hz. İbrahim’e “Bizi bırakıp gitme!” demiyor; “Git ey İbrahim! Bu madem Allah’ın emri, O bizi zayi etmeyecek, yalnız bırakmayacaktır.” diyerek teslimiyetini gösteriyor. Çorak ve ıssız o yerde, Allah’ın emrine boyun eğerek teselli oluyor.
Gökteki yıldızları dipsiz, direksiz tutan Allah’tır. Yerde her canlıyı yaratan, yaşatan Allah’tır. Bizi de yaşatan Allah’tır. Canlı ve cansız cisimler Allah’a teslim olmuş, vazifesini yapıyor. Diken, ben neden gül olmadım demiyor; serçe neden kartal olmadım demiyor. Herkes haline razı, vazifesini yapıyor. İşte Allah’a teslim olanla olmayanın farkı budur.
Hekimoğlu İsmail
