You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Alevilere Sordular?

Cezalı Üye
Alevilere Sordular?
"...Önce doğruları görünüz ki yanlışları ayırabilesiniz..."
İmam Caferi Sadık…


Şimdi şahsımıza, İnancımıza ve sizlere yöneltilen soruları tek tek ele alalım ve kısaca cevaplarını açıklayalım:

SORU: Aleviler neden camiye gitmezler?

CEVAP:

Alevilerin camiilere gitmemelerinin birçok nedeni vardır; bunlardan birkaçını sıralarsak:

-Kur’anda ibadethane olarak secde edilen yer anlamına gelen “mescit” sözcüğü geçer. (Camii ismi geçmez)

-Büyük camiileri muaviye(Lanetli soyun mensubu) yaptırmıştır.

-Hz. Muhammedin torunlarını ve ona bağlı olanların katline ferman çıkarmıştır.(Ehlibeyt’e karşı çıkmışlardır.)

-Hz. Ali'ye küfür hutbeleri okutturmuştur.

Tevbe SURESİ 107;

"....Bir de şunlar var: Tutup bir mescid yapmışlardır: Zarar vermek için, nankörlük/gerçeği örtmek için, inananları fırkalara bölmek için, daha önceden Allah ve resulüyle savaşmış kişiye gözetleme yeri kurmak için. "İyilik ve güzellikten başka bir şey istemiş değiliz!" diye gerile gerile yemin de edecekler. Allah şahittir ki, onlar kesinlikle yalancıdırlar...."

Tevbe 108;

"...Böyle bir mescidde sakın İbadete durma! Daha ilk gününde takva üzerine kurulan bir mescit,(burada cemevi işaret edilmektedir) içinde dua etmen için çok daha uygundur. Temizlenmek arzusu taşıyan erler vardır o mescitte.(mute kable ente mutu) Allah, temizlenenleri sever..."

Camii ile cemevini karşılaştırırsak:


Camiide rızalık alınıp, razılık verilmez.

Cemevinde razı etmiş ve edilmiş olarak ibadet etmekteyiz.

Camiilerde kadın erkek ayrımı vardır. Birlikte yan yana ibadet edemezler.

Cemevlerimizde kadın erkek ayrımı yoktur. İbadete katılanlara CAN gözüyle bakılır.

Camiilerde lokma dağıtılmaz, semah dönülmez, telli kuran, tevhit yoktur.
Cemevlerimizde lokmalar dağıtılır, hizmetler görülür, Hakk aşkına semah dönülür, tevhitler okunur.

Camiilerde inanç önderleri HOCALAR'dır(Bizler kesinlikle cami hocalarına İMAM demeyiz, Aleviler ancak Hz. Muhammed' in soyundan gelenlere tabidir. Yani Ehli beyte )

Cemevlerimizde Evlad-ı Resul dedelerimizdir. Cemevleri aynı zamanda küslüklerin giderildiği, sorunların çözüldüğü mekânlardır.

Camiilerde böyle bir durum söz konusu değildir.

Bazıları, Alevilerin, İmam Ali camiide namaz kılarken şehit düşüldüğü için, camiilere gitmediğini söylerler. Bu yalnış bir bilgidir. İmam Ali evinin önünde, İbni mülcem tarafından, zehirli hançerle sırtından vurularak, Hakk'a yürümüştür

Son olarak Alevilerin neden camiiye değil de, cemevine gittiğini özetlersek:

"...Cemevi barış, özgürlük, eşitlik, ibadet, sevgi, yargı ve karar yeri, hizmet ve sohbet, dirlik ve birliğin korunup sergilendiği, ikrar ve iman, edeb ve erkân, tevella ve teberra, güvenin ve sevenin toplandığı, Hakk'a temanna ve Hakk'ın tecelli yeridir....”

Erenler seni de ceme götürür
Kalmış işlerini anda bitirir
Gördüm Hak evinde mihman oturur
Mihmanın gözüyle görebilirsen-

Pir Sultan Abdal

Kaynak:
.
1-Seyid derviş Tur, Erkanname
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Alevilere Sordular?
SORU: Aleviler neden namaz kılmıyor?


Cahilin namazı secde-i sucud'dur.
Müminin namazı terki vucuddur.

Kurani Kerim'de namaz kelimesi geçmemektedir. Namaz Farsça bir kelimedir. Namazın Arapçada karşılığı salâttır, Salâtın Türkçesi; dua-yakarış demektir. Namazın, yani yakarışın şekli Kurani Azümişanda belirtilmemiştir.

Aleviler perşembeyi cumaya bağlıyan gecede, cemal cemale, kadın erkek gözetmeksiniz, Evlad-ı Resul dedelerimizin önderliğinde, razı etmiş ve edilmiş olarak ibadetini yapmaktadır.

Fecir suresi ayet 27.28

"...Ey Can!
Razı etmiş ve edilmiş olarak sevgiyle dön Rabbine..."
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Alevilere Sordular?
SORU: -Aleviler’in kıblesi neresidir?


Kıblemiz cemal’dir bizim. Bu sebeple cemal cemale ibadet etmekteyiz.

Yunus Emre’nin buyurduğu gibi;

"Aşk imandır bize gönül selamet;
kıblemiz dost yüzü daimdir salât “

Her yerde Hakkı hazır ve nazır bilmekteyiz. Çünkü Kurani Kerim bunu vurgulamakta

“Ben size ŞAH damarınızdan daha yakınım”
Kaf suresi ayet 16

Bakara suresi ayet 115:

"...Güneşin doğup battığı yerlerin cümlesi Tanrı-teala mülküdür. Hangi tarafa yüz döndürürseniz Allahü Tealanın ibadet tarafı orasıdır..."

Dün Özledim de seni coştum birden bire;
Çıktım senin yerin dedikleri göklere.
Bir ses yükseldi ta yukarda, yıldızlardan:
Gafil, dedi; bizde sandığın tanrı sende!”
Ömer Hayyam

".......Kâbe Benim… Çevremde 7 defa dön ve memleketine git. Beyhude zahmet edip hicaza gitme… Kâbe kuruldu kurulalı Allah oraya bir kez bile girmedi… Oysaki benim varlığım vücut buldu bulalı, Allah bu evden hiç çıkmadı…"

Beyazid Bestami

Nalh Suresi Ayet 77:


"...Doğruya yönelen ve Allah'a eş koşanlardan olmayan İbrahim'in dinine uy. Sana vahiy eyledik.."

Hâl böyle iken;

İbrahim peygamberin kıblesi nereydi? Abdesti nasıl almaktaydı? Namazı kaç vakitti?

Hacca nereye gitmişti? Haşa ki; Cihana gelen 124.000 nebi İSLAM değil miydi?


SORU: Aleviler neden insana secde ederler?

Yine cevabımız Kurani Azimüşandan olsun;

SAD SURESİ

"...Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin...."SAD 72


HİCR SURESİ

Hani Rabbin meleklere, “Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim zaman, onun için hemen secde edin” HİCR (29)

Allah gözlerine çekmis bir perde
Yok dersin Allah'ı gökde ve yerde
Gösterelim gelde gör Hakk'ı nerde
Secde edersin Didar'a karşı
Edip Harabi
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Alevilere Sordular?
SORU: Aleviler dört Hak mezhebin hangisindendir?

Evvela "Dört hak mezhep" tabiri şirktir... Hakkın yolu tekdir dört olmaz..Hak birdir. İki denmez dörtte denmez.Semavi dinlere hak diyecekseniz Kuran-ı Kerim'in İslam ahkâmı vardır. Dört semavi kitapta Üç mezhep vardır (/ Hıristiyan-yahudi-islam)

Allah'ın vahyettiği Kur'an ecdadımız Pirlerimiz dedelerimizin Atası Hz. Muhammed'in bizlere tebliğ ettiği İslam'ın bir tek mezhebi vardır. O da İslam ve Müslümanlık ahkâmıdır.

Bu manada Hz Peygamberin Ali'nin evladına işlenen cinayetlerle kanını döken katilleri asla Müslüman kabul edemeyiz, suçsuz yere kan dökenler asla İslam olamazlar. Senin dört hak mezhep'in izafe edildikleri (Ebu hanife, malik, şafii ve hanbeli) dediğin kişiler ne Peygamber'in yüzünü görmüştür, ne meclisinde bulunmuştur, ne soyu sopu Peygamber sülbünden gelmiştir. mamafih Dinimizde bir mezhep vardır o da İslam'dır.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Alevilere Sordular?
SORU: Neden namaz kılmıyorsunuz ? Cem yaparken Kur'an okuyor musunuz ? Kur' anı ve İbadeti arapça değil Türkçe dua ile yapmanız günah değil mi?


Bizler Kur'an'da farz buyrulduğu üzre Salat-ı daimdeyiz. Daima Allah'la beraberiz. Salâtı inkâr etmiyoruz. Cem cemaatimizin toplantısında halka namazımız Türkçe dua ettiğimiz doğrudur. Bazı Kuran'dan okuduğumuz ayetlerde vardır ( Fatiha-İhlas-fetih suresi vs) vardır. Kuran'ın dua olan kısımlarını okuruz..


Çünkü bizler Kuran'ı düşünüp, fikir etmek, ibret almak için geldiğine inanıyoruz. ''Allah'ın bizlere düşünün, ibret alın, tefekkür olun aklınızı kullanın'' ilahi hitabını ,

sünniler gibi Allah'tan aldığımız bu emri gerisin geriye Allah'a göndererek

''ey rabbimiz düşün, ibret al, tefekkür kur , hisse al bilesin ki, şöyle şöyle olmuştur '' diye

Allah'a Kuran'da geçen olayları anlatmanın ibadet olmayacağına inanıyoruz. sadece Dua olan kısımlarını okuruz.

anlaşılmayan bir dilde ibadet etmek ve dua etmek Kur'anın özüne ruhuna aykırıdır.. Kur'an anlaşılmak için bu dünyaya rehber olsun yol göstersin diye indirilmiştir yoksa cenazenin arkasından okunmak için değil vehayutta evlerin duarlarına dekorasyon olsun süs olsun diyede değil..

Yüce Allah İbadetin bilinçli manasına ve özüne erilerek yapılmasını ister.. anlaışlmayan bir dilde yapılan ibadet sarhoş namazı kavlindedir.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Alevilere Sordular?
SORU: SİZ KIZILBASLAR, İBADET DİYE ÖNCE MUM YAKIP SONRA ÜFLEYİP BACI KARDEŞ, ANA-BABA BİLMEDEN BİRBİRİNİZİN IRZINA GEÇİYORSUNUZ? BÖYLE AHLAKSIZLIK KUR'AN'INN NERESİNDE? MUM YAKMAKTA NEYİN NESİ? bÖYLE İBADET Mİ OLUR?


"....Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal verir; Allah her şeyi bilir.

(Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin okunmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu tesbih ederler. ..."

Nur Suresi 34-35



Alevi-bektaşi Ayin-i cemlerinde, Yukardaki Ayet-i Kerimeye uyrarak üç mum yakılır...(buna Çerag uyandırma= delil uyandırma denilir..)

Bu mumlardan.... Birincisi... 18 bin Alemin yaratıcısı nur üsüne nur olan Allah içindir...

İkincisi Nübüvetin ve dahi iki cihan Sultanı Muhammed Mustafa aşkınadır....

Üçüncüsü velayetin nuru Ali'el Mürtazanın aşkınadır...

Ayin-i cemde Hakk- Muhammed-Ali aşkına yakılan 3 mum, Delilcinin aşağıdaki duasıyla yakılır..

BİSM-İ ŞAH ALLAH ALLAH

Bismişah çırağı nuru Muhammed Ali’den doğup şemsiyle mah Fakir bir zerreyi elem destur Allah eyvallah.... Şem-i tevfik nur-u hidayettir, yüzün suret-i Hak’tan beşarettir, yüzün haz ve ihrama hidayettir, yüzün muazzı Kur’an’da ibarettir, yüzün Pir cemali Muhammed kemali İmam Hasan, İmam Hüseyin Ali’yi bir bilenler versin Muhammed’e selavat.

Bismişah Allah Allah,


Çün çerağı fahr uyandırdı ol Hûda’nın aşkına

Seyyidül kavneyin Muhammed Mustafa’nın aşkına

Saki Kevser Aliyel Mürteza’nın aşkına

Hem Hatice, Fatıma Hayrünnisanın aşkına

Şah Hasan-ı Hulk rıza, hem Şah Hüseyn-i Kerbela’nın

Ol imam-ı etkiya Zeynel Aba’nın aşkına

Hem Muhammed Bakır ol kim nesli pak-ı Mürteza

Cafer-i Sadık rehûmanın aşkına

Musa-ı Kâzım selfirazı ehli hak

Hem Ali, Musa, Rızayı esfiyanın aşkına

Şah Taki, ba Naki hem Hasan’ül Askeri

Ol Muhammed Mehdi sahibi livanın aşkına

Pirimiz Hünkârımız Bektâş-ı Velî nin aşkına


Ber cemali Muhammed, pir kemali İmam Hasan ve Hüseyin Ali’yi bir bilenler versin Muhammed’e selavat.

Allahûmme salli âlâ vela âli Muhammed ve âlâ Ali seyyidina Muhammed

Ezelden belî dedik.. Allah eyvallah
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Alevilere Sordular?
SORU: ZEKAT Kur'an emri'dir* Aleviler Zekat verir mi?


Degerli canlar...

Alevi-islam anlayışı Kur'an-ı Kerim'in batınî yorumuna dayanır... Bu yorum Bizatihi 12 İmam Efendilerimizin ve Onların soyundan gelen seyid dede ve Pirlerimiz kanalıyla bugünlere gelmiştir. O yüce soy Kıyamete kadar insanlara yol gösterecek ve var olacaktır...

Bizler Hiçbir zaman Kur'an-ı red edenler olmadık....

Peki sünni/şii islamında islamın şartı olarak gösterilen zekat'ın aslı astarı nedir* Aleviler zekatı verir mi? Bilir mi* Bu suallere cevap verelim...

Zekat sözlükte bereket, artış ve arınma anlamlarına gelen Arapça bir sözcüktür. Batınî anlamda ise zekat.. mal biriktirmemek.. elindekini fakirle bölüşmek.. ve dahi paylaşmaktır.

Kur'an-ı kerim'de Zekat'ın farz kılındığı ayetler şunlardır..

“ ....Onların mallarında isteyenler ve yoksunlar için bir hak vardı....” ( Zariyat Suresi,19 )

Zekatın kimlere verileceğinin bildirildiği ayette ise şöyle denilmektedir:

“ ....Sadakalar / Zekat malları Tanrı’dan bir farz olmak üzere yalnızca şunlar içindir: Yoksullar, düşkünler, zekatla ilgilenmeye görevli kimseler, kalpleri yakınlaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmış olan kimseler…” ( Tevbe Suresi, 60 )



Bu manada Zekat demek fakire fukaraya yolda kalmışa, yardımdır.. zekat kapıya geleni boş göndermemektir.. zekat mal biriktirmemektir. zekat, paylaşmak... paylaşmak.. paylaşmaktır..

zekat acaba sadece maddi varlığın paylaşılması mıdır* hayır değerli canlar alim ilminden zekat verir.. zengin malından zekat verir. Cümle eren ve evliya hakk'ın gönüllerine nakşettirdiği ilahi mesajdan zekat verir. insanlığa nuru saçar...

Kur'an-i zahiri anlamlandırmak, bizi yanlışa götürür.. bu nedenle zekat denince . malından şu kadar mülkünden bu kadar.. verilen sadaka anlayışı Alevi-bektaşi islam anlayışında yoktur...

İslam dini bu manada paylaşımın.. bölüşümün özendirildiği önerildiği.. İnanlar üzerine farz kılındığı bir dindir... bektaşi dergahlarında her daim kazanlar kaynar... sofralar kurulurdu.. buralarda.. yoldan geçenler, garibanlar yetimler, muhtaçlar.. vedahi ihtitiyacı olan herkes faydalanırdı..

Kırsal alanlar da dedelerin pirlerin evide bu şekildeydi.. dede'nin evi boş kalmazdı.. her daim yemek olur. muhtaçlara ihtiyacı olanlara burdan verilirdi..

Alevi-bektaşi dergahlarındaki "KARA KAZAN" bunun için vardı.. Dergaha bağlı her inanan malından belli bir bölümünü kara kazan içine atar. birikenler fakir fukaraya ihtiyacı olana verilirdi....

"Bir elin verdiğini diğer el görmezdi..."

Gerçeğin demine hû diyelim
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Alevilere Sordular?
SORU: Sizin besmeleniz neden ßismillahirahmanirahim değil? Bism-i Şah ne demek?

Degerli canlar..

"Şah" Kelimesi Farisi yani acem topluluklarında Padişah… Kral kelimelerine karşılık gelir… Şah bu manada hüküm veren, Yöneten, karar veren demektir..

Dikkat edilirse.. " Bism-i Şah" Kelimesinden hemen sonra Allah Allah denir.. buradaki hikmet şudur.. Karar veren hüküm veren, Tek ve mutlak hükümran Allah’ın adıyla…. Çünkü bu fani alemde Allah’tan gayrı ve O’nun dışında başka bir şey yoktur…

Yine İfade etmek gerekir ki “Bism-i Şah” ifadesinde deki “Şah” Hz. Ali’yi de temsil eder.. çünkü Hz. Ali İnsan-ı kamil olan, Hakikat makamına Olan, Hakk ile bir olandır.. Alevi-bektaşi İnancı, Hz. Ali - Hz. Muhammed ve Hakk'ı birbirinden ayırmaz… İnsan Tanrı'dan ayrı olmayıp, Tanrı’nın bir tecellisi, yani yansıması, görüntüsüdür.

Şeriat makamında yada Sünni doktrininde ki, ßismillahirahmanirahim= esirgeyen ve bağışlayan Allalh’ın adıyla, başalayan besmele Tanrı-Kul ayrımını, ikiliği ön plana çıkardığı için…. ŞERİAT MAKAMINDA Kabul olur amma.. tarikat- marifet ve hakikat kapısında Küfürdür…

Hakk’ı insanda Görmeyen.. Cümle Kainatı Hakk’ın Tecellisi yansıması olduğunun farkına varmayanın besmelesidir bu…Oysaki Alevi-bektaşi Yaratan-yaradılan ikiliğini Küfür kabul eder…. Tanrı ikilikten münezzehtir.. Tanrı'dan gayrısında bir şey yoktur…

Bizlerin yaradılan olarak algıladıkları aslında Tanrı'nın mana aleminden maddi aleme Tezahürü ve tecellisinden ibarettir…Yani hiçlik aleminden varlık alemine kendini görünür kılmasından başka bir şey değildir…

Behey kardaş yolumuza giremezsin demedim mi
Bizim gizli sırrımıza eremezsin demedim mi

Bu sırrı değmeler bilmez bilenler de haber vermez
Bu sırrı gayrı göz görmez,göremezsin demedim mi

Ulaş bir mürşide ulaş,akıt gözünden kanlı yaş
Yezitden kaç behey kardeş,kaçamazsın demedim mi

Erenlerden bu bir name,ne gidersin Halep,şama
Gel uy On iki imama,uyamazsın demedim mi

Üçler yediler erkanın,bilirler sürer devranın
Kırklar ceminde devranın,kesemezsin demedim mi

Ali ye ismullah derler,yüzüne secde ederler
Taş yerine baş koyarlar,koyamazsın demedim mi

Bu KAZGUSUZ ezeliden,himmet almış ol veliden
Oku duy ilm-i Ali den,duyamazsın demedim mi.
(Kaygusuz Abdal)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Alevilere Sordular?
SORU: Semah İbadetiniz Kur'ani dayanağı Nedir hangi Ayette Dans ederek İbadet var?


Degerli canlar..

"....Semâ kelime olarak “işetmek ve dinlemek” mânâlarına gelmektedir. Güzel sesle ve musikî refakatinde coşmak mânâsında da kullanılır.

Tasavvufta Semâ bir vasıtadır. Semâdan gaye ise, ondan meşru olarak faydalanmak ve bu vesile ile insanlara Hakkın kelâmını dinletmektir...

Mevlana'nın dediği gibi....

"... Ol Semâ Hakk âşıklarının gıdasıdır, onda Canan ile (hakikî dost ile) buluşup kavuşmanın lâtif bir hayali bulunur. Ve semâ manevî hal sahibi olan gönüller için bir döşek gibidir..."

Bu manada Alevi-bektaşi Ayin-i cemlerinde Semah, İbadetin bir parçasıdır...Semah; Kişinin Hakk-Muhammed-Ali aşkıyla kendisinden geçmesini, çoşmasını ifade eder.... Semah bu manada bir yüceliştir... Allah'a yöneliştir...Adeta kanat çırparak Hakk'a doğru yönelişin manevi bir yolculuktur...

Semah bir dans veya folklorik bir gösteri değildir...Aksine kaynağını Kur'an-ı Kerim'den alan bir ibadettir...

İsmişah! Bismişah Allah Allah...

Hakk, Dost, Zahir, Batın, Hazır, Gaib. Sırr-ül Sır Erenlerinin Gülcemallerine aşk...

Ber-Cemal-i Muhammed, Kemal-i İmam Hasan, İmam Hüseyin, Ali ra Bülende salavat...

Allahümme salli ala seyyidina Muhammed-in ve ala Ali Muhammed...

"And olsun o saf bağlayıp dizilenlere,

O Kanatlarını açıp toplayarak uçanlara,

O haykırarak zikir okuyanlara..."

(SAFFAT SURESİ: 1-2-3)

Alevi-Bektaşi Ayin-i Cem'inde Semah'a duranlar... Hakk-Muhammed-Ali postu önünde... önce saf bağlayıp, dizilirler.... Destur verilince... Hakk-Muhammed-Ali aşkıyla kanatlarını açıp, toplayarak uçarcasına kendilerinden geçip Ol Hakk'ı zikrederler...

Bütün Semah'larda kollar açlıp kapanır...ve Böylece Kur'an hükmü yerine gelsin istenir... Şüphesiz Ol Hakk'ı şeksiz gümansız zikredenleriz biz... O'nu yücelten, ve her dem ananlarız biz...Daim salat ve Zikir üzre olanlarız biz...

Allah Eyvallah Şeyen İlallah





Semah'ın Kur'ani Dayanakları



Birçok yerde sünnilerin, Şiilerin Alevilerin semahına laf attıklarını, Peygamber Semah mı dönmüştü? Diye hakaret etmelerine tanık olmuşsunuzdur... Bir kısım aymazlar ise Semahı bir oyun folklör sanmaktadır.. Oysa Semah'ı bütün Peygamberler döndüğü gibi, 18 Bin Alemin Hakk'a yönelişidir..


Sözlerimize Kur'an-ı Kerim'in Sad Suresiyle devam edelim:


"...17- Isbir ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu evvab

18. İnna sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel işrak

19. Vettayra mahşurah küllül lehu evvab .."

SAD SURESİ 17-19



"...17-Şimdi sen onların dediklerine sabret de güçlü kulumuz Davud'u an! Çünkü o evvab idi.

18. Biz dağları onun emrine vermiştik, akşam ve işrak vakti onunlar birlikte tesbih ederlerdi.

19. Kuşları da toplu olarak (onun emrine vermiştik ). Hepsi onun için terci yapardı.(ona uyarak ahenkle içli zikir ve tesbih ederlerdi).."



Kur'an bize Birçok ayetinde Hz.Muhammed’in
Hz.Eyyüb’ün,Hz.Süleyman’ın,Hz.Davud’un ‘’Evvab’’ olduklarını bildiriyor.. Peki "evvab" Kelimesi ne demektir?

Bu Bağlamda Evvab kelimesi; Evb kökünden gelir...Evb ise; ’dönüşün bir çeşidi, iradeye bağlı olan kısmı demektir.

Bu kökten gelen Evvab kelimesi ise (1);

a)Günahlarından pişman olup çokça dönen ve çokça istiğfar eden.

b)Allah’a tefekkürüyle çokça dönen,çokça yönelen

c)Allah’ın dışındaki varlıklara yönelirken heva heveslerine uymaktan çokça dönen

d)Allah’dan başkasını kabullenmeyen,Allah’ın dışındaki her şeyden,kesinlikle el etek çeken demektir.

Örneklemelerden de göreceğimiz gibi ‘’evvab’’ kelimesi genel manada ‘’dönmek’’ anlamındadır. Nitekim, Fahruddin Er Razi Tefsir-i Kebirde’’ "Evvab" , Allah’a çok dönen tövbekardır.’’ diyor.

Günümüz Kuran meallerinde,’’yönelmek’’ olarak çevrilişi asıl manasından uzaklaşma sapma göze çarpmaktadır..

Oysa Arapça da ‘’Yönelmek’’ kelimesini ifade etmek için, ‘’Enibü’’ kelimesi kullanılır.Keza,Zumer suresi 54.ayetde ‘’Enibü’’ kelimesi ‘’yönelmek’’ olarak kullanılmıştır.

Zümer suresi 54.ayetin Latin alfebeyle Arapça yazılışı şöyledir,

"...Ve enibü ila Rabbikum ve eslimu lehu min kalbi ey yetiyekumul azabu summe la tunsarün..’’

Türkçe meali ise ’’Size azap gelip çatmadan.Rabbinize (Enibü)yönelin ve O’na teslim olun,yoksa size yardım edilmez’’

Her iki ayet üzerinde açıkça görüleceği gibi Kur'an yönelmek ve dönmek ifadelerini ayrı kelimelerle ifade etmiştir. Bu bağlamda, Yani Enibü kelimesi yönelmek...Evvab kelimesi ise genel manası itibariyle dönmek anlamını taşır.

Evvab kelimesinin özüne sadık kaldığımızda,Hz.Muhammed’in Hz.Davud’un,Hz.Süleyman’ın Hz.Eyyüb’ün de Allah aşkı ile döndükleri İslam’ın yüce kitabı Kuran’da açık şekilde belirtilmiştir.

Sad suresi 17,18,19. ayetlerde Hz.Muhammed efendimize Davud peygamber örnek olarak verilmiş ve kendisinin Allah aşkıyla çokça döndüğü belirtilmiştir.

Hatta kuşların da bu semaha eşlik ettikleri belirtilmiştir.Hz.Davud’un ibadet ederken Rebab kullandığını göz önünde bulundurursak semah döndüğü daha net biçimde ortaya çıkacaktır.

Bu Bağlamda Sad Suresini ( 17-19) yapılan açıklamlar eşliğinde şu şekilde tercüme etmek daha doğru olacaktır.

"...Onların dediklerine sabret ve güçlerin sahibi kulumuz Davud’u hatırla.Şüphesiz o (Rabbi için)çokça dönendi.. Gerçekten biz dağlara boyun eğdirdik.Akşam ve sabah onunla tesbih ederlerdi. Kuşlar da onunla birlikte toplu olarak dönücülerdendi..’’

Yüce Allah,Hz.Muhammed’e sıkıntılarından kurtulmak için Allah aşkıyla dönmesini buyuruyor.Sıkıntılardan kurtulmanın yolunun dönmek yani semah olduğunu vurguluyor.

Nitekim; Seyyid Nizamoğlunun şu nefesi dertlerden kurtulmak içinde semah dönüldüğünün en güzel örneklerindendir.

‘..Bir dertliyim derdim vardır.Ya ben nice dönmeyeyim..’

Nitekim Yüce Allah Sad Suresi 30. Ayette, Hz.Süleyman’ın Allah aşkıyla döndüğünü şöyle belirtmektedir:

".. Ve vehebna li davude süleyman nı'mel abdinnehu evvab.."

"..Davud’a Süleyman’a da bahşettik.(O) ne güzel kuldu şüphesiz o, çokça (Semah) dönendi.."


Yine yüce kitabımız Kuran’da Sad suresinin 44.ayetinde Hz.Eyyüb peygamberinde Semah döndüğünü,belirtmekte.

"...Ve huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı' mel abd innehu evvab


‘’…O ne güzel,ne şerefli bir kuldur ki,daima Allah için döner daima O’na sığınırdı.."

Görüleceği gibi Kuran’da bir çok peygamberin Allah aşkıyla semah döndükleri belirtilmekte.Yine Sad suresi 49.ayetde semahın tarifi şöyle yapılmata;’

"...Bu bir zikirdir.Ve muhakkak ki takva sahipleri için sığınakların en güzeli vardır..’

Bakınız aynı surenin 50.ayeti bu zikir ehlinin yerini nasıl tarif etmekte.

"..Kapıları onlara açılmış adn cennetleri vardır..."


Adn cenettinin anlamı ise;Allah’ın zatına ulaşanlar değil bunun çok ötesinde,Allah’ın zatını kalp gözüyle görebilenlerdir.Yani Alevi-İslam inancındaki Fenafillah makamıdır,

vahdeti vücudun en son evresi Hakk ile Hak olmadır.

Mevlana hazretlerinin buyurduğu gibi ‘O’nun zatına yapışmaktır.’

Alevi-İslam inancında,Allah görünmeyen değildir.Allah görünendir fakat Allah’ı sadece kalp gözü açılmış olanlar görür,yani zikir ehli olanlar...

Hz.İmam Muhammed Bakır Allah’ın uzak veya görünmeyen olmasını şöyle anlatıyor.

‘’....Ey Cabir,inanmayanlar için Allah uzak ve güçtür.İnananlar içinse yakın ve kolaydır.Çünkü inananlar varlığa inançsızlar ise yokluğa tanıklık ediyorlar.

Yokluğa hangi yönden taparsan kabul edilmez ve yoklukta hiçbir ibadet kabul görmez.Yüce Allah’ın buyurduğu gibi ‘Kafirlerin tövbeleri kabul edilmez’Ey Cabir bizim yoklukta yerimiz yoktur ve açıklamasını yaptığımız Allah’dan başkasını görmüyoruz....’’

Hz.İmam Ali ise ‘Görmediğim Allah’a tapmam’ buyurmuştur.

İşte Semah Allah’ı özünde hissedenlerin ibadetidir.Allah’dan başka hiçbir şeyin olmadığını bilenlerin ibadetidir.Birileri her ne kadar ‘Semah İslami ve Kurani değildir’ desede güneş balçıkla sıvanmıyor.Semah döndü diye,Mansurlar,Nesimiler,Pir Sultan Abdallar asıldı.

Fakat gelin görün ki Bütün evren semah dönüyor.Haydi yobazlar durmayın gücünüz yetiyorsa Kainatı Güneş’i Ay’ı da söndürün! Şu Bir gerçekki Semah Kainatın ortak ibadetidir... Yıldızlardan galaksilerden tutunda en küçük Atomun yapısına kadar semah dönülmektedir...



Allah Eyvallah


KAYNAKÇA:

1- Tebyünü'l Kur'an,Hakkı Yılmaz cilt 2 syf 417-418

2- Fahruddin Er Razi, Tefsir-i Kebir,

3- Kadir Tuncer, "Semâh Nedir?" erenler forum, makale.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Alevilere Sordular?
SORU: HAYIR VE ŞERRİN ALLAH'TAN GELDİĞİNE İMAN İmanın şartları arasındadır? Siz Aleviler İmanın bu Şartını inkar ederek hem Kur'an'a hem Allah'a isyan edip dinden çıkmıyor musunuz?



Degerli canlar..

Sünni ekol, hayır ve Şerrin Allah'tan geldiğini kabul eder... Bu Alevi-Bektaşi inancında ise bu KÜFR'ÜN.. VE ŞİRKİN... Ta kendisidir...


"...Kim yararlı bir iş yaparsa kendine Kim de Kötülük işlerse yine kendinedir. yoksa Rabbin asla kullarına zulm edici değildir.. Fussulet Suresi-46"

Alevi-Bektaşi'nin Amentüsü " Hayrihi ve şerrihi" değil aksine "Hayrihi ve adaletihi min Allahu Teala" dır.

Şer Allah'tan gelmez, ancak beşeri zaaflardan ortaya çıkar. Şerrin Allah'tan geldiğini ileri sürmeyi Alevi-Bektaşi büyük hata kabul eder.. Çünkü... Allah insanı şuurlu bir varlık olarak yaratmıştır, iyi ile kötüyü, sevap ile günahı tercih kişiye aittir.

Hayır ve Şerr, fayda ve zarar, ve bunlardan üreyen günahları, zulümleri, küfrü ve benzeri şeyleri Tanrı'ya isnat etmek KAZA VE KADER Tanrı'nın ürünüdür demek... yezit ve Muaviye'in islam anlayışıdır... Şöyleki...Sünniler Ehl-i Beyt'e ve İmam Hasan ve Hüseyin'e ve 12 İmam'lara yapılanlardan kendilerini kurtarmak ve masum göstermek için, kaza ve kader anlayışını ortaya attılar...

ALLAH KUŞKUSUZ DOĞRUYU VE GERÇEĞİ BİLENDİR...

Sünni-islam anlayışına göre: "...Fayda ve zarar, hayır ve şerr, Tanrı'nın kaza ve kaderi ile olup, rızası ile değildir. Çünkü Hz. Adem ile şeytan; su ile ateş; cehennem ile cennet; dirilmek ile ölüm; saglık ile hastalık;iman ile küfr, itaat ile itaatkarsızlık;sevgi ve düşmanlık; Hz Muhammed ile Ebu cehil, kafir ile müslüman... hep Tanrı'nın yaratmasıyla meydana gelmiştir. Tanrı bunların hepsini kaza ve kadere bağlamıştır...."

Degerli Canlar... "Şerr ile isyan, küfr ile fısk Allah'ın kaza ve kaderi iledir, ama rızası ile değildir" demek hem imkansız hem boşunadır.. çünkü; "... bir hakim hüküm verdiği zaman, onun bu hükmünde rızası olmaz mı hiç?... Aksi halde Tanrı'ya acizlik, ikiyüzlülük ve başarısızlık isnadı yapılmış olur.. Halbu ki Yüce Allah'ın zatı böyle sıfatlardan, niteliklerden temiz ve münezzehtir... Böyle düşünenler küfre ve yalana batmış, olduklarından dolayı.. Kafirin küfrünü ve şerrini, KAZA VE KADERE bağlayıp, kabahatlerini örtmek için böyle düşünceleri edinmişlerdir.

Sünni Ekol kaza ve kaderi aşagıdaki ayetlere dayandırır.

Zümer suresine "... Tanrı herşeyi yaratandır, herşey O'nun Yanında muhafaza edilmiştir." Zümer Suresi ayet 62.

".... Tanrı kimi dilerse *****lığa, kimi dilerse hidayete sevk eder... Nahl Suresi 93"

"... Tanrı Kimi dilerse onu doğru yola iletir. Bakara 142. ayet"

"... Tanrı, onların hem kalpleri hem de kulakları üstüne mühür başmış, gözlerinin üzerine bir de perde çekmiştir. Bakara 7."

Öncelikle Degerli Canlar... Zümer suresi'in orijinalinde geçen... "KÜL KÜLLİN MİNİNDİLLAHİ" ayetinin zahirine bakıldığında.. Herşeyin yapıcısı ve yaratıcısının Tanrı olması gerekir.Oysa bu düşünce yani hayır ve şerrin Allah'tan gelmesi şeytanın gidişatıdır. Buradaki "KÜLL" SÖZCÜĞÜNÜN "BAZI" anlamı taşıdığının bilinmesinde yarar vardır.. Nitekim, benzer şekilde Hz. İbrahim (as.) in öyküsünde, Bakara suresinin 260. ayetinde "KÜLL" SÖZCÜĞÜ "BAZI " ANLAMI taşımaktadır... Yine Neml suresinin 23. ayetinde belkıs olayında "KÜLL" SÖZCÜĞÜ yine bazı anlamı taşıdığı kolaylıkla görülür..

".... Tanrı kimi dilerse *****lığa, kimi dilerse hidayete sevk eder... Nahl Suresi 93"

Ayeti ise... zahir anlamın aksine... Burada geçen "HİDAYET" sözcüğünün iki anlamı vardır. Birincisi... irşat ve beyan, diyeri ise lütuf ve ihsan " bağış" anlamına gelir. Her ikisi de bütün insanlar için.. gerek mümin =iman eden... gerekse kafir "inanmayan" hakkında çoğul anlamını taşır. Yüce Tanrı müminlere bağışladığı lutfu, irşadı, peygamberler göndermesi,kudret ve imkan vermesi,aklıl ve buna benzer şeyleri kafirlere de bağışlamıştır. Böyle olmasaydı. o zaman, kafirler Tanrı'ya "..Ey Tanrı'! Sen bizim göz ve kulaklarımızı mühürleyip hakkı "gerçeği" görmek ve işitmek kuvvet ve kudretini vermedin" dediklerinde Tanrı'nın kafirlere karşı sorumlu olması gerekirdi...

Halbu ki Tanrı Nisa suresi ayet 165 te "... Ta ki Peygamberlerden sonra insanların Tanrı'ya karşı bahaneleri olmasın..." Yani; peygamberleri, insanların bana karşı bahaneleri olmaması için gönderdim. çünkü kullarıma delil ve burhan getirmek benim Tanrısal hakkımdır. ...

Bu nedenle buradaki hidayetten maksat, Tanrı'nın lutfu'nun çokluğudur. "Hidayet'i İlahi" , Tanrı'nın lutuf anlamını taşımaz olsaydı.. Allah'a imanı olmyanları imana çağırmak beyhude olurdu...

".... Tanrı kimi dilerse *****lığa, kimi dilerse hidayete sevk eder... Nahl Suresi 93"


Kur'anın orijinalinde gecen "delalet" sözcüğünün asıl anlamı, yukarıda verildiği gibi... helak "*****lık" olarak kullanılır... Ama "delalet" sözcüğü, Yüce Tanrı'ya isnat edildigi zaman HELAK "ÖLÜM" VE AZAP "İŞKENCE" anlamını taşır...

Benzer şekilde... "..Tanrı, zalimleri delalete uğratır.. İbrahim suresi 27"

Burada geçen Tanrı'nın delalete uğratması, yani zalimlere işkence verilmesi demek olur. Zalim olduklarından dolayı....

Kötülük Tanrı'dan değil yani onun dışındadır. Yine aşağıdaki ayetleri ibretle izleyelim...

"... And olsun ki şeytan içinizden birçok halkı saptırmıştı.. Yasin , 62"

yani şeytan , sizin aranızdan pek çoğunu doğru yoldan ayırmıştır.

Yine benzer şekilde... ".. Firavun, milletini saptırdı, doğru yola iletmedi. Taha suresi 79"

Yüce Tanrı kullarını saptırıp yoldan çıkartsaydı, bu isnadı kendisinden başkalarına isnad etmezdi...

Bu nedenle yukarıdaki eyetlere sünnilerin getirdiği anlamlar KÜFRDÜR ALLAH'A ŞİRK KOŞMAKTIR...
(TAM HÜSNMİYE KİTABINDAN Faydanılmıştır..)


Allah Eyvallah...
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.