You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Cezalı Üye
Ahzab 37
Ahzab37-Diyanet İşleri: Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.

Şimdi bu ayete göre; her musluman erkek evlatlığının karısı ile evlenebilir. Bunda bi sorun yok mu size göre?
Bunu ilk beğenen sen ol.
Acemi Üye
RE: Ahzab 37
bizim görüşümüz önemli değil mesela benim bi arkadaşım zinayı kötü görmüyor o kötü görmüyor diye zina kötü olmaktan çıkar mı hayır Allah'ın doğru olanı bildirmediği konularda tartışırız ama Allah'ın doğru olanı bildirdiği bir konuda Allah'ın dediğine uyarız şüphesiz Allah doğru söyler
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Ahzab 37
BU UKALALIĞIN ÜZERİNE BUNU SONUNA KADAR OKUMALISIN ATEİST........AYETLERİN NEDEN İNDİĞİNİ NEYE GÖRE İNDİRİLDİĞİNİ GÖREMEDİĞİN İÇİN KARALAMA MODUNDASIN



Hz. Zeynep Validemizin Hz. Zeyd ile Evlenmesi:

Hz. Zeyneb, peygamberlikten yirmi yıl önce dünyaya gelmiş, Efendimiz (asm)'in hala kızı idi. İlk iman edenlerdendir... Asıl adı Berre idi. Resulullah (asm) onu Zeyneb olarak değiştirmiştir. Babası Beni Esed kabilesinden Burre, annesi Efendimiz'in halası Ümeyye binti Abdulmuttalib'tir. O, Mekke'den Medine'ye ilk hicret edenler arasında yer aldı. Medine'ye hicret ettiğinde bekardı. Efendimiz (asm) onu evlâtlığı Zeyd b. Harise ile evlendirdi.

Bilindiği gibi, Mekke dönemi daha ziyade iman esaslarının, Medine dönemi ise İslâmî hükümlerin tesis ve tahkim dönemidir. Bu dönemde cereyan eden olaylar, ya geçmişten gelen toplumda yer etmiş batıl bir hükmü kaldırıyor, yerine yenisini koyuyor, ya da yepyeni bir hüküm ihdas ediyordu.

Hz. Zeyneb'in gerek Efendimiz (asm)'den önce Hz. Zeyd'le evlendirilmesinde, gerekse daha sonra Efendimiz'in onunla evlenmesinde, diğer hanımlarından farklı, Cahiliyet Dönemi âdet ve geleneklerini kaldıran hükümler ortaya çıkmıştır.

Peygamber Efendimiz (asm)'in evliliklerinde gerek o zamanın münafıkları, gerekse yeni zamanın dalalet ehli tarafından en çok dile dolanılıp itiraz edilen Hz. Zeyneb'le olan evliliğidir. Ayrıca çok önemli hükümlerin ortaya çıkmasına sebep olan bir evliliktir.

Bütün bu sebeblerle bu evliliğin nikâhı bir "akd-i semavi"dir. yani bizzat Cenab-ı Hak tarafından kıyılmıştır...

Cahiliyyet döneminde "kölelik ve imtiyazlı sınıf" kavramı en koyu biçimde yer etmişti. Bunun ortadan kaldırılması ve insanların Allah katındaki üstünlüğünün sınıf, rütbe, ırk farklılığıyla değil, takva ile olacağı vurgulanmalıydı. Bunun için en hassas konulardan biri olan evlilik ile bu yanlışın kaldırılması gerekliydi.

Efendimiz (asm) Zeyneb gibi asil soylu ve güzel bir kızı, kendi azad ettiği hizmetçisi Zeyd ile evlendirmekle bu alanda bir adım atmak istemişti. Ancak toplumdaki yaygın kanaatlerin etkisiyle olacak ki, Zeyneb ve kardeşleri önce bu evliliği uygun görmediler. Hür bir kadının, azatlı bir köle ile evlenmesi o günkü geleneğe uymuyordu.

Zeyneb, Resulullah'a, "Ya Resulallah, ben senin halanın kızıyım, ona varmaya razı değilim, üstelik ben Kureyş'liyim." diye görüşünü beyan etti. Resulullah (asm), Zeyd'in kendi yanındaki ve İslâm'daki değerini anlatıp, aslında ana baba tarafından asil ve soylu bir kimse olduğunu belirti.

Derken, Ahzab suresinin 36. âyeti nazil oldu:


"Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse apaçık bir sapıklığa düşmüş olur."

Bunun üzerine Zeyneb, "Ben Allah ve Resulüne asi olamam!.." diyerek bu evliliği kabul etti.

Fakat bu evlilik iyi yürümedi. Aralarında samimî bir sevgi ve saygı oluşmadı. Zeyneb, dindar ve Allah'tan korkan bir kadın olmasına rağmen, güzelliği, asaleti ile iftihar ediyor, azatlı bir köle olan kocasına iğneleyici sözler söyleyip tepeden bakıyordu.

Hz. Zeyd, artan bu geçimsizliğe dayanamadı, Efendimize (asm) müracaat ederek karısını boşamak istediğini söyledi. Efendimiz çok müteessir oldu. Çünkü bu evliliği isteyen bizzat kendisi idi. Toplumun yanlış algılamalarını kırmak istiyordu. Bu sebebten her defasında Zeyd'e "Karını tut, boşama." diyordu. Ancak her şeye rağmen bu evlilik bir seneden fazla sürmedi. Zeyd, sonunda karısını boşamak zorunda kaldı.

Aradan bir süre geçtikten sonra, sıra Cahiliyet'te yaygın bir başka yanlış âdetin kaldırılmasına gelmişti. Bu da evlâtlıkların, öz evlât gibi kabul edilmesi, dolayısıyla onların hanımları da babalıkların öz kızı hükmünde telâkki edilmesi yanlışı idi.

İslâm, evlâtlık kurumunu temelden değiştirmişti; âyet-i Kerime bu konuda gâyet açıktı:


“Onları, yani evlâtlıklarınızı babalarının ismine nisbet ederek çağırın. Bu Allah katında daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar zaten sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır.” (Ahzab, 33/5)

Bu âyet nazil olduktan sonra Zeyd, artık Zeyd bin Harise diye babasına nisbet edilerek çağrılmaya başlandı. Evlâtlığın kaldırılmasından sonra, evlâtlık hanımlarının da öz kız gibi olmadığı ortaya çıkmış oldu. Ancak bunun bir örnekle de ispatlanması ve kökleştirilmesi gerekiyordu. Bu da Hz. Peygamber (asm)'in, Hz. Zeyneb'Ie evlenmesi ile mümkün olacaktı. Ancak yerleşik bir âdeti ortadan kaldırırken ortaya çıkacak fitne ve dedikodular Efendimizi (asm) düşündürüyordu. Ama İslâm'ın getirdiği bu prensip, kesinlikle kendi üzerinde uygulanacaktı. Bundan kaçınılamazdı. Nitekim bu hususu Kur'an-ı Kerim şöyle dile getirir:


"Hani Allah'ın iman nasib ederek ikramda bulunduğu ve senin de azad edip evlâtlık edinerek ikramda bulunduğun kimseye sen, 'hanımını bırakma, Allah'tan kork' diyordun. Sen o zaman, Allah'ın açıklayacağı bir şeyi bildiğin hâlde, insanların dedikodusundan korkuyordun. Halbuki Allah korkulmaya daha layıktır. Sonra Zeyd o hanımla alâkasını kesince Biz onu sana nikâhladık. Ta ki evlâtlıkların boşadığı hanımlarla evlenmenin mü'minler için günah olmadığı anlaşılsın. Allah'ın emri işte böylece yerine getirilmiştir."(Ahzab, 33/37)

Bu âyetin nazil olmasından sonra, Hicretin 5. yılında, Zeyneb, otuz beş yaşında iken Efendimiz (asm) ile semavi bir akitle evlenmiştir.

Nitekim bu evlilik üzerine münafıklar boş durmadı. "Muhammed, oğlunun karısının haram olduğunu bildiği halde, kendi oğlunun hanımını nikahladı!" demeğe başladılar. Bunun üzerine Ahzab suresinin 40. âyeti nazil oldu:


"Muhammed, hiçbirinizin babası değildir, O Allah'ın Resulüdür ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah ise her şeyi hakkıyle bilir."

Peygamberler ümmetleri için bir nevi baba hükmünde olup, onlara kendi babalarından daha büyük bir şefkatle baktıkları halde, bu neseb itibariyle bir babalık değildir. İşte âyet-i kerime bu sebeble peygamberlerin ümmetlerinden hanım almasının akla, ilme ve tabiata uygun düşmeyen bir durum olmadığını açığa çıkarıyordu. Böylece İslâm, evlâtlıkla öz evlâd hukukunu birbirinden ayırıyordu. Ancak bu âdet o kadar köklü ve yerleşik idi ki, o gün Müslümanlar arasında bile kimse böyle bir evliliğe cesaret edemezdi. Bu yüzden o günkü münafıklar bu evliliği dillerine dolamış, çeşitli senaryolar üretmişlerdir. Hatta bu evliliği Efendimiz (asm)'in -haşa- nefsaniyetine düşkünlüğüne delil göstermek istemişlerdir.

Bu evliliği nefsanî ve şehevanî telâkki edenlere Üstad Bediüzzaman'ın veciz ve susturucu cevabı şöyledir:


"Yüz bin defa haşa ve kella. O damen-i muallaya, şöyle pest şübehatın eli yetişmez. Evet, on beş yaşından kırk beş yaşına kadar hararet-i gariziyenin galeyanı hangamında ve hevesat-ı nefsaniyenin iltihabı zamanında, dost ve düşmanın ittifakıyla kemal-i iffet ve tamam-ı ismetle Haticetü'l-Kübra (ra) gibi ihtiyarca bir tek kadınla iktifa ve kanaat eden bir zatın, kırktan sonra, yanı hararet-i gariziye tevakkufu hengamında ve hevesat-ı nefsaniyenin sükûneti zamanında kesret-i izdivaç ve tezevvücatı, bizzarure ve bilbedahe, nefsanî olmadığını ve başka ehemmiyetli hikmetlere müstenit olduğunu zerre kadar insafı olana ispat eder bir hüccettir." (Risale-i Nur Külliyatı, I/357)

Hz. Zeyneb'i daha önce bakire iken de tanıyan Efendimiz (as), onu Zeyd'le evlendirmeden önce de alabilirdi. Demek ki, bu evlilikte toplumda yaygın eski yanlışların düzeltilmesi ve yeni bir takım hükümlerin yerleştirilmesi gibi önemli hikmetler vardır
Bunu ilk beğenen sen ol.
Cezalı Üye
RE: Ahzab 37
Noyan,senin anlattiklarinda ne var ki ! Başka hikayeler anlatanlar da var.Zeynebin guzelligi falan.Sadece bla bla yapmışsın,ayrica kıvırmaktan bi hal olmuşsun. Sonuçta bu ayette ne diyor. Her mumin erkek, evlatliginin ex-karisiyla evlenebilir,bunda günah yoktur diyor.Yani Tanrinin evrensel mesajlarindan biri mi bu şimdi? Very interesting!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 31-08-2016, Saat:03:54 PM, Düzenleyen: Panteist.
Cezalı Üye
RE: Ahzab 37
Bu arkadaş neden uçuruldu? Saygısızlık yapmamış
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 26-12-2019, Saat:12:50 AM, Düzenleyen: Jo.
Yönetici
RE: Ahzab 37
Başka bir yerde bir edepsizlik yapmıştır muhakkak. Sebepsiz kimse kovulmaz buradan.
Diğerleri iyi vatandaş, İslam iyi insan yetiştirmeyi amaçlar.


Herkes aynı fikirdeyse,
hiç kimse yeterince
düşünmüyor demektir.
Mevlana
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.