Bir zamanlar Turhan Dursun diye bir zevât vardı. Müftülük yapan ve nurcularla adı anılan bu zevât, sonradan “anti hidayet”e erdi. Eski hayatını yerden yere vurdu. İslam ı eleştiren, hatta hakaret eden kitaplar yazdı.
Bu benim dikkatimi çekmişti, çünkü, bir insanın belli bir dönemden sonra, hele bu konuda, 180 derece dönmesi normal değildi…
Kitaplarını alıp okudum, bilimsel akla izân a uygun veriler, deliller aradım, ama bilimsel olarak kur’an a ve İslam a ters düşen anti tez bulamadım. Daha çok örfi, uygulamalardan (arap toplumunda kabul gören) bizim toplumumuzda ters karşılanan uygulamalardan vurmuş (peygamberin çok eşliliği küçük yaş ta evlilik) gibi, kaldı ki bu da bilimsel değildir. Sosyoloji de, toplumlar ve kültürler değişkendir. sav ı var; yani, bilimsel manada hiçbir karşı delil yok. ama bu zevât buna rağmen “cumhuriyetin sonradan görmeleri” tarafından baş tacı edilip, parlatıldı. Bilimsel bir kimliğe büründürüldü.
Yani, bunlar tarafından kabul görmenin ölçüsü, kendi kültür ve yaşam tarzına, öz üne: “tu kaka” deyip, hakaret etmek, böylece çağdaş ve aydınlanmacı olursun ancak.
Son dönemin “anti hidayet” çilerinden mi diyeyim, yoksa başka bir yakıştırmamı yapayım, bir şey bulamıyorum. çünkü, öyle bir duruşu var, liberal olmuş gibi yapıp, “cumhuriyetin sonradan görmeleri”ne göz kırpıyor ve sahipleniliyor. Tamam kabul ediyorum. Türkiye’nin en iyi tv haber programcılarından birisi ama bu yetmiyo tabi…
Gerekli olan reddi miras, Bu yüzden parlatılıyor. O da işinin hakkını tam veriyor. Köşe verildiği gazeteden içinden geldiği camiaya her gün iftiralar hakaretler düzüyor. Sahiplerinden de bu sayede bol bol alkış alıyor. Hatta halisülasyon gördüğü bile oluyor.
Yok efendim, 12 eylül döneminde bir aile dostunda misafirlikteymiş de tabi bu akraba mütedeyyin bir aile olduğu için “günah” diye radyo bile almamışlar evlerine. Bu sebep den dolayı darbeden sabah fırına ekmek almak için çıktıklarında haberleri olmuş. Bu arada üst katta oturan solcu öğrencileri de gözaltına almışlar, ama bunlara hiçbir şey yapmamışlar diye mesaj gönderiyo… darbe sol kesime oldu mazlum onlar diye amcam… ama velâkin bu evlerinde kaldığı ailenin çocuğu gazetenin birine açıklamalarda bulundu. Biz dedi: Radyo alacak paramız olsaydı alırdık ve ikincisi böyle bir olay da hiç yaşanmadı. Bizim evin üst katında sol görüşlü öğrenciler hele hiç kalmadı, deyip ekliyor:
Bu şahıs, öğrencilik döneminde zaman zaman bizim evde kalırdı. Ayıptır söylemesi altına da kaçırırdı… Annem bunun çok çarşafını yorganını yıkadı. Annem bu yazdıklarından sonra hakkını helal etmiyor diyor.
Yine geçenlerde başörtüsü mevzusu gündemdeyken M.birand bunu “aykırı imam hatipli” olarak programına çıkardı. Bu yine bol keseden kocaman kocaman laflar ediyor, hükümete eleştirilerde bulunuyordu “Birand bile” dayanamadı sen yapsana bunları “bekar a karı boşamak kolay gelir” dedi apıştı…
Son icraatı: “Ey Tayyip Erdoğan gaza gelme…” diye bir yazı kaleme almak olmuş beyimin. Ben olsam başbakanın yerinde:
Sen mi?
Ben mi? derdim de…
Başbakan bunun gibi yüz göz olmaz…
Yazıda başbakan a cesur çıkışlarından dolayı gaza gelme… Sen bu süreci götüremedin, etrafındaki kişiler seni gazladı. Sen benim arkasına yaslandığım, “güruhu” dikkate almadın. Sıvazlamadın, okşamadın daha çok etrafında ki kışkırtmacı yalak… yazarları dikkate aldın diyor. Bu cesur kalemlere “mürit” nitelemesinde bulunuyor ve “Eski cemaatinden üç beş üslupsuza da bile “Hadi oradan” diyerek haddini bildirmedin… Tam tersine, tuttun, herifleri uçağına alarak taltif ettin…” diye hıncını kusuyor. Bu dediği yazarlar, kuyruk acısı olduğu “Vakit” gazetesinin yazarları, kıllanıyor adam…
Yazının sonunda da 27 mayısı hatırlatıp: “Menderes”in asıldığını, asılırken de yanında kimsenin durmadığı uyarısını yaparak nasihatlerine son veriyor. Allah razı olsun, büyüğümüz, o olmasa ne yapar bu hükümet.
Bunun yaptığı bir program vardı. Neydi? heh tamam. “Tarafsız bölge” sayın Tarafsız Bölge A.Hakan ! tarafsız bölgesin ya sen, mesela senden, Ey Yaşar Büyükanıt… veya ey falanca General veya savcı veya da ey Ertuğrul “Patron-germe” gibi yazılar okumadık…
Kim yalak sa, kim cesursa, kim tarafsızsa… At izi it izine karışmış eskilerin deyimiyle…
giderayak işlerim var bitirilecek,