Adı ile yaşasın demeden , adı gibi gelsin dedik...
Ötelerden duyduk kelebek kanatlarındaki gizli sevdayı.
Sana tutunduk karanlıklar içerisinde kalan vicdanımızın kurtuluş ümidiyle.
Bitmek tukenmek bilmeyen esaretli gonullerin karanligindan sana kaçtık.
Çünkü... Çünkü bazen unuttuk...
Henüz seninle tanışık olma şerefine erisemedigimizi...
Daha tutamamisken minicik pamuk ellerini.
Duyamamisken asırlık hasret kokunu.
Dokunamamisken ipek cennet tenine...
Adin gibi unuttuk...
Ve...
Ifşa eder olduk her dilde her yerde her gönülde...
Adini dile getirip , adını usandirir olduk belki de... Sonra sustuk... Biz sustuk...
Ve sen dile geldin isminle...
Adın geçer gönül kuşum...
Asırlık bir hasret nazarı ile ruhlara...
Adın düşer yapayalnız dört duvar arasında ki bu derbeder biçareye.
Adın sever merhametin en tatlısı yavru nezdinde anne nazarında.
Adın üstüne yazar annen bir davet sana...
Bekleyen aşığın aşkından usanmaz ama sen yine de haylazlık edip usandirmadan bir an önce hediyeni tamamla ...
Sükut-u ala...
