Ben, size pisliği satan adamım, yani asla sahip olamayacağınız o şeylerin hayalini kurduran kişiyim.
Hep mavi gökyüzü, daima güzel kadınlar, PhotoShop'ta rötuşlanmış kusursuz bir mutluluk.
Kılı kırk yararak yaratılmış görüntüler, moda müzikler.
Zar zor biriktirdiğiniz paralarla, son kampanyamda itelediğim rüyalarınızın arabasını satın almayı başardığınızda, ben onu çoktan demode etmiş olacağım.
Ben üç model önden gidiyorum ve her zaman sizi hüsrana uğratmanın bir yolunu buluyorum.
Sizi yenilik bağımlısı yapıyorum.
Yeniliğin avantajı, hiçbir zaman yeni kalmaması.
Her zaman bir öncekin ieskitecek yeni bir yenilik bulunuyor.
Salyalarınızı akıtmak; işte benim kutsal görevim bu.
Benim mesleğimde kimse mutlu olmanızı istemez; çünkü mutlu insanlar tüketmezler.
"Çektiğiniz acı ticareti canlandırıyor. Bizim jargonumuzda buna 'alışveriş sonrası düş kırıklığı' deniyor.
Size âcilen bir ürün gerekiyor, ama ona sahip olur olmaz bir başkasına gerek duyuyorsunuz.
Hedonizm bir hümanizma değil, nakit akışı.
Sloganı ise: 'Harcıyorum, öyleyse varım.'
Ama ihtiyaçlar için kıskançlığı, acıyı, doyumsuzluğu körüklemek gerekiyor.
İşte benim savaş gereçlerim bunlar.
Hedefim ise sizsiniz."
"Demokrasilerde, iletişimin olağanüstü gücünün insanların beyinlerini karartmak
yerine aydınlatmak için kullanılması gerekirdi.
Bu asla olmuyor; çünkü bu gücü elinde tutanlar hiçbir risk almamayı tercih ediyorlar.
Reklam verenler çiğnenmiş sakızlar, denenmiş şeyler istiyorlar, beyninizi çalıştırmak istemiyorlar, sizi koyuna dönüştürmek istiyorlar.
Dalga geçmiyorum, birgün bileğinize bir barkod dövmesi yapacaklar, göreceksiniz.
Tek gücünüzün kredi kartınız olduğunu biliyorlar.
Seçim yapmanızı engellemeleri gerekiyor.
Amaçsız eylemlerinizi satın alma eylemlerine dönüştürmeleri gerekiyor.
ALINTI