"Abdullah" isminin "Allah'ın kulu" olduğunu biliyoruz. Bildiğimiz diğer konu da ubudiyetin abd kelimesinin masdarı olduğudur. Ubudiyet sıfatı insana ait bir sıfattır ve Kur'an'ı Kerim'deki: "Cinleri ve insanları, bana ibadet etmeleri için yarattım" (ez-Zariyat, 51/56) ayetinde de geçtiği gibi Allah'a kulluktan ibarettir.
Kur'an'ı Kerim'de bir çok isim ve sıfatla anılan Peygamber Efendimiz için en şerefli isim olarak "abd" tabiri kullanılmaktadır. Çünkü kulluk râsul olmaktan daha önemlidir. Bu kanıya; kelime-i şehadette de geçen: "Hz Muhammed O'nun kulu ve râsulüdür" ibaresinden yola çıkarak vardık. Zira kul olma yönüyle Hakk'a ubudiyet özelliğini yansıtır; râsul yönüyle ise insanlara tebliğ özelliğini ifade eder.
Bu fani dünyaya Allah'a kulluk etmek için gönderildiğimizi biliyoruz. İnsanoğluyuz ya elbet şaşacağız. Ne demişler: "İnsan beşer, elbet şaşar." Nefsî duygularımıza kapılıp bu dünyaya ne için gönderildiğimizi unutuyoruz. Eğlence hayatına akıyoruz. Gündelik kaygılara düşüp kübra-i mahkemeyi unutuyoruz. Burda çok önemli bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum. Bizi dünya işleriyle meşgul edip, değişik şeytani tuzaklarla bize Allah'ı unutturan şeylerin tümüne "tâğut" diyoruz. Örneğin; para, kadın, herhangi bir spor dalı, araba, ev vs. vs.
Allah'u Teâlâ bize şöyle sesleniyor: "İman edenler Allah yolunda cihad ederler; küfredenler de (kâfirler) tâğut yolunda savaşırlar." (en-Nisâ, 4/76) Anlaşıldığı üzere insanların ya Allah'a iman edip O'nun dini için cihad edecekleri, ya da küfredip tâğut yolunda savaşacakları apaçıktır. Rabbim bizleri O'nun yolunda olup yeryüzüne adını yaymak için yola çıkanlarla karşılaştırsın. Bizi bu kutsal göreve layık görüp şehadet mertebesine ulaşmamızı nasil eylesin.
Yazımı önemli bir hususu belirterek tamamlamak istiyorum; Allah'u Teâlâ'ya kulluk eden kimseye "hür insan", tâğuta kulluk edene de "köle insan" denir.
Sevgilerimle.