Şimdiye kadar yaşanan olaylar herkesin malumu olduğu için detaylarda boğulmanın manası yok.
Aslında yıllardır az buçuk siyasete merakı olan insanların bile bu Sapık Cemaat’in ne yapmaya çalıştığını bilmemesi söz konusu dahi olamaz.
Devlet eliyle yine devletin önemli kademelerine yerleştirilmiş olsalar da onlarında meşru yollara başvurdukça her işi yapmak zaten haklarıydı.
Ve onlar bu hakları aslında hakları olmadan elde etmiş kendilerinden olmayanları çeşitli yollarla bertaraf etmişlerdi. Elbette bu süreçte katkısı olan ” ne istediler de vermedik” diyenlerin de artık hatalarını kabul edip etraflıca bir düşünmesi lazım.
Bir yıldır ekranlarda gördüğümüz şaklabanlar aslında olayın bir başka rezil kısmı. Düşünsenize ömrünü, statüsünü, kazanımlarının tamamına yakınını Kardinal Gülen cemaatine borçlu olan adamlar ‘Etkin Pişmanlık’ durumu ile yandaş medyanın kirli havuzunda kulaç atmaya başladı.
Hangi sıfatla peki?
Elbette Gülen Örgütünü en iyi tanıyan ‘Tövbekar Gazeteci’ sıfatı ile. Siz olaylara nasıl bakıyorsunuz bilmem ama ben ‘ Yasemin’in Penceresi’ nden bakmıyorum. Her şey ortadayken bunca karanlık köşe bırakmak işin sulandırılmasından başka bir şey değildir.
Tabanı ile tavanı arasında her zümreden insanların olduğunu bildiğimiz bu ihanet çetesinin elbette siyaset dünyasında da ciddi bir karşılığı var.
Anlamakta güçlük çektiğimiz ise 15 Temmuz olaylarının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen hala bu isimlerin siyaset sahnesinde, hem de sözüm ona Fetö ile mücadelede baş rollerde olması.
Türkiye belki de bu zamana kadar görmediği ihaneti gördü. İnsanlar kendi uçaklarından atılan bomba, kendi silahından sıkılan kurşunla can verdiler bu toprağın ‘Vatan’ kalabilmesi için.
Onlar Rab’lerine verdikleri söze sadık oldular. Kazananlardan oldular.
Peki ya biz?
KAYNAK: [URL="http://www.harunyavuzyilmaz.com/15-temmuz-ihaneti-ve-hissedarlari"]http://www.harunyavuzyilmaz.com/15-temmuz-ihaneti-ve-hissedarlari[/URL]