You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

“Elest Bezmi”ndendir Tanışıklığımız

“Elest Bezmi”ndendir Tanışıklığımız

General
“Elest Bezmi”ndendir Tanışıklığımız
“Elest Bezmi”ndendir Tanışıklığımız
Hazret Ali'nin rivayetine göre Halife hazreti Ömer kendisine şöyle demiştir;
"Sana sorarım bir kimse düşün ki kendisinden hiç hayır görmediği halde bu kişiyi sevmektedir. Yine bir kimse düşün ki; kendisinden hiçbir kötülük görmediği halde bu kişiye buğz etmektedir. Senin bununla ilgili bir ilmin var mı?
Cevaben hazreti Ali; -Evet Rasulullah şöyle buyurmuştu:
"Ruhlar, ruhlar aleminde bir araya gelirler. Görüşürler ve birbirlerini iyice tetkik ederler. Orada hemhal olanlar bu dünyada da ülfet ederler. Orada birbirini beğenmeyenler bu dünyada da anlaşamazlar. "
(Bu rivayet Taberânî'nin Evsat'ında ve Hafız Heysemî Mecma'uz Zevâid'in de geçmektedir 1:162)
Tabrânî'in Kebîr'inde İbni Mesud'dan rivayet ettiği bir hadiste de; Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle demiştir;
"Ruhlar ruhlar aleminde biraraya gelirler. Birbirleriyle görüşürler ve atların koklaşmaları gibi birbirlerini incelerler. Orada tanışanlar bu dünyada da tanışır, anlaşırlar. Orada birbirlerini beğenmeyenler burada da anlaşamazlar..."
(Hafız es-Sehâvî bu hadisi Makâsidü'l Hasene'de sf:51deAskerî'nin Esmal'inden Hafız ez-Zebîdî de Şerh-i İhyâ'ı Ulûmi'd Dîn'de 6.182'de Taberânî'den zikretmiştir.)
Alıntı
Bunu ilk beğenen sen ol.
.
RE: “Elest Bezmi”ndendir Tanışıklığımız
Çok ilginç , okumak isteyen arkadaşlar olabilir..Biri bana bunuda açıklasın..yani sevmediklerimiz o alemde sevmediklerimiz mi?
Bunu ilk beğenen sen ol.
~Laedri~
RE: “Elest Bezmi”ndendir Tanışıklığımız
BEZM-i ELEST

بزم الست

Allah’la yaratılışları sırasında insanlar arasında yapıldığı kabul edilen sözleşme için kullanılan bir tabir.

Farsça’da “sohbet meclisi” anlamına gelen bezm kelimesiyle Arapça’da “ben değil miyim” mânasında çekimli bir fiil olan elestüden oluşan bezm-i elest terkibi, “Ben sizin rabbiniz değil miyim” hitabının yapıldığı ve ruhların da “evet” diye cevap verdikleri meclis anlamını ifade eder. Bu tabirdeki “elest” kelimesi A‘râf sûresinin 172. âyetinden alınmıştır. Bu âyette, geçmişte Allah’ın Âdem oğullarından yani onların sırtlarından (veya sulplerinden) zürriyetlerini çıkardığı, kendilerini nefislerine şahit tuttuğu ve onlara, “Ben sizin rabbiniz değil miyim” diye hitap ettiği, onların da “evet” dedikleri belirtilmiştir. Allah’la insanlar arasında vuku bulan bu sözleşmeye “mîsâk”, “kālû belâ”, “ahid”, “belâ ahdi”, “rûz-i elest”, “bezm-i ezel” ve “bezm-i elest” gibi çeşitli adlar verilmiştir. Bunlardan en çok kullanılanı, özellikle Osmanlı dinî-tasavvufî edebiyatında meşhur olanı “bezm-i elest” terkibidir. Kur’ân-ı Kerîm’in diğer bazı âyetlerinde de aynı konuya dair açık veya dolaylı ifadeler bulmak mümkündür. Rûm sûresinde yer alan bir âyette (30/30) “ed-dînü’l-kayyim” (süreklilik özelliği taşıyan dosdoğru din) tâbiriyle anılan Hak dinin Allah tarafından insan fıtratına tevdi edildiği ve onun bu temel özelliğinin değişmeyeceği ifade edilir. Peygamberler tarihinde tevhid inancının büyük savunucusu Hz. İbrâhim başta olmak üzere diğer peygamberler de tebliğ hayatlarında dîn-i kayyim denilen bu ilâhî-fıtrî inancı bir irşad aracı olarak kullanmışlardır (meselâ bk. el-En‘âm 6/161; Yûsuf 12/40). Yine Kur’ân-ı Kerîm’in muhtelif âyetlerinde Cenâb-ı Hakk’ın Hz. Âdem’den, Âdem oğullarından, çeşitli peygamberlerin ümmetlerinden Hak yoldan sapmayacakları konusunda söz aldığı ve onlarla bir nevi antlaşma akdettiği ifade edilir (bk. M. Fuad Abdülbâkī, “ahd”, “mîsâk” md.leri; ayrıca bk. MÎSÂK).

Konu ile ilgili olarak hadis diye nakledilen bazı ifadeler de mevcuttur. Bu rivayetlerde belirtildiğine göre Allah Âdem’i yaratınca kıyamete kadar gelecek olan bütün insanları onun sırtından (sağ ve sol tarafından) veya sulbünden zerreler halinde çıkarmıştır (el-Muvatta’, “Kader”, 2; Müsned, I, 272). Übey b. Kâ‘b’den kendi görüşü olarak nakledilen bir rivayete göre Allah bu zerrelere ruh ve şekil verip onları konuşturmuş, sonra da kendilerini şahit tutarak, “Ben sizin rabbiniz değil miyim” hitabında bulunmuş, kıyamet gününde bundan habersiz olduklarını ileri sürmemeleri için bütün kâinatı ve Âdem’i şahit tutmuş ve daha başka tavsiyelerde bulunmuş, onlar da bütün bunları kabul etmişlerdir (Müsned, V, 135).

Bezm-i elestte yapılan sözleşmenin zamanı, yeri ve keyfiyeti konusunda İslâm âlimleri farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bunları iki grupta toplamak mümkündür.

1. Allah’ın insanlardan aldığı ahid insan türünün fiilen dünyaya gelişinden önce gerçekleşmiş, bütün insanların zürriyeti Âdem’in sırtından zerreler halinde çıkartılmış, onlara ruh ve akıl verilerek ilâhî hitapta bulunulmuş, onlar da buna sözlü olarak cevap vermişlerdir. Bu tür haberlerin mecaz ve temsil yoluyla açıklanması uygun değildir, söz konusu olayın gerçekten vuku bulduğuna inanmak gereklidir. Zira âyet ve hadislerin zahirî mânalarını terkedip te’vil yolunu benimsemek için haklı bir gerekçe yoktur. Selefiyye, Sünnî kelâmcıların ekserisi, sûfî âlimler ve Şîa bilginlerinin çoğunluğu bu görüşü benimser. Bu âlimler sözü edilen ahdin gerçekleştiği yer konusunda kesin görüş belirtmekten çekinmişlerdir. Çünkü bazı rivayetlerde bunun Hz. Âdem’in yeryüzüne indirilmesinden önce gökte vuku bulduğu, bazılarında Mekke yakınlarındaki Na‘man’da, diğer bazı rivayetlerde ise Hindistan’ın
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.