“Tabi ki bir şeylere erişmek için elimizden geleni yapacağız; ama gönülden kopan duanın hayatımızın rotasını nasıl değiştirebileceğini akıldan çıkarmadan… Bu bağlamı açıklamak amacıyla tanığından dinlediğim bir olayı paylaşacağım:
Ülkemizde bakanlık da yapmış bir siyasetçi bürokrasideki görevi sırasında, kurumun bodrumundaki mescidinde arkadaşlarına akşam namazı kıldırmaktadır. Son oturuşta ve selam vermek üzeredir. Dışarıdan birisi hızla mescide dalar, yeni abdest aldığından kıvrılmış bulunan gömlek kolunu ve pantolon paçasını çabucak düzeltir ve nefes nefese son oturuşa yetişerek namaza dahil olur. İmam selam verir vermez namaza aşkla yetişmeye yarışan kişiye bakar ve abdest sularının henüz yüzünden damladığı bir genç olduğunu görür. Bu namaz azminden etkilendiği o an kalbinden Allah’a yönelir: ‘Allah’ım bana böyle bir damat nasip buyur!’ diye gönlünden geçirir.
Birkaç hafta sonra bazı mesai arkadaşları ziyaretine gelirler. ‘Efendim, şöyle, böyle edepli, vefalı, iffetli bir delikanlı tanıyoruz! Bu genci size gösterelim, Allah için kabul edin ve kerimenizi kendisine verin.’ Adam karşı koyar; ‘Kızım daha 15 yaşında, okuyor, henüz çocuk sayılır. Zamanı değil.’ türünden gerekçelerle ve şiddetle reddeder. O reddettikçe arkadaşları ısrar eder, adeta yalvarırlar.
Nihayet bir gün, muhtemel ki, ‘Göreyim de kovayım gitsin, artık rahatsız etmesinler beni!’ türünden bir düşünceyle, ‘Getirin şu genci!’ der. Ertesi gün genci getirirler; makama girerler; başını kaldırır adam… Karşısında, o nefes nefese namaza yetişen ve hakkında, ‘Allah’ım bana böyle bir damat nasip buyur!’ diye dua ettiği genci görür.
Anlık bir şok içerisinde donakalır; duasının karşısına çıkarıldığını görür; duygularını yatıştırmak için durakalır ve henüz kimse tek kelime etmeden, ‘Verdim gitti!’’ der. İşte yürekten bir dua, bir samimiyet ve kaderden çabucak aldığı karşılık! Dua aslında budur. Zamanı gelen her hayırlı ve doğru duanın alacağı karşılık böylesi bir şeydir. Duada sabra, samimiyete, hakka ve adalete özen gösterebilene ne mutlu! Evren saltanatının yüce Sultanı kapısından kimseyi eli boş çevirmez!" Dr. Muhammed Bozdağ