<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - Teknoloji ve Bilim]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2026 17:14:04 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Geliştirdiğim Chrome tarayıcısı Ezan Vakti eklentisi için yorumlarınızı bekliyorum]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-gelistirdigim-chrome-tarayicisi-ezan-vakti-eklentisi-icin-yorumlarinizi-bekliyorum</link>
			<pubDate>Thu, 21 May 2026 15:51:24 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35333">Fatih Mehmet</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-gelistirdigim-chrome-tarayicisi-ezan-vakti-eklentisi-icin-yorumlarinizi-bekliyorum</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünya genelinde 120 bin'den fazla konuma ait Namaz Vakitleri]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-dunya-genelinde-120-bin-den-fazla-konuma-ait-namaz-vakitleri</link>
			<pubDate>Wed, 15 Sep 2021 22:48:22 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34548">mat_app_studio</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-dunya-genelinde-120-bin-den-fazla-konuma-ait-namaz-vakitleri</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Selamunaleykum]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-selamunaleykum--66383</link>
			<pubDate>Thu, 06 May 2021 20:31:38 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=29089">muratcan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-selamunaleykum--66383</guid>
			<description><![CDATA[Hayirli aksamlariniz olsun,<br />
Cok eski bi bilgisayarim var masaüstu ama suan kullanamiyorum ve icerisindeki hardiski söktüm,bu hardiskin icindeki resimlerimi nasil alicam.<br />
Bilgisi olan varmi<br />
Yardimci olabilcek bi abimiz ablamiz.<br />
<br />
Selam ve dua ile]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hayirli aksamlariniz olsun,<br />
Cok eski bi bilgisayarim var masaüstu ama suan kullanamiyorum ve icerisindeki hardiski söktüm,bu hardiskin icindeki resimlerimi nasil alicam.<br />
Bilgisi olan varmi<br />
Yardimci olabilcek bi abimiz ablamiz.<br />
<br />
Selam ve dua ile]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İkinci dereceden bir bilinmeyenli denklemlerde deltanın (bkare-4ac'nin) ispatı]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ikinci-dereceden-bir-bilinmeyenli-denklemlerde-deltanin-bkare-4ac-nin-ispati</link>
			<pubDate>Mon, 15 Mar 2021 16:19:05 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33887">mescerem</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ikinci-dereceden-bir-bilinmeyenli-denklemlerde-deltanin-bkare-4ac-nin-ispati</guid>
			<description><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/K7LK4BAiarU" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/K7LK4BAiarU" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Radarlar nasıl tarama yapar? ACP, NRP ve encoder nedir? (Kendi hazırladığım video)]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-radarlar-nasil-tarama-yapar-acp-nrp-ve-encoder-nedir-kendi-hazirladigim-video</link>
			<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 23:08:47 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33887">mescerem</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-radarlar-nasil-tarama-yapar-acp-nrp-ve-encoder-nedir-kendi-hazirladigim-video</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yerli Ve Milli Otomobilimiz]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-yerli-ve-milli-otomobilimiz</link>
			<pubDate>Fri, 27 Dec 2019 19:37:06 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33768">sayha</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-yerli-ve-milli-otomobilimiz</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ELON MUSK, İNSAN BEYNİ VE BİLGİSAYARLARI BİRLEŞTİRECEK]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-elon-musk-insan-beyni-ve-bilgisayarlari-birlestirecek</link>
			<pubDate>Mon, 05 Aug 2019 21:21:45 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33677">masallar</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-elon-musk-insan-beyni-ve-bilgisayarlari-birlestirecek</guid>
			<description><![CDATA[Bu adamda işık var aga.Adam çağının ötesinde bir insan.şimdi de yeni şirket kurmus insan beynini bilgisayara aktarmaya çalışıyor.Tabi bu en uç hedef. Bundan önce birkaç şeyi başarmış ama böyle bişey olur mu bilmiyorum.Zaman gösterecek. <br />
<br />
İnsanların gelecekte makinelerin yanında antika kalmasını istemiyorsak biyolojik zeka ile makine zekasını birleştirmenin bir yolunu bulmalıyız.<br />
<br />
Tabi bu yol varsa (bilinci bilgisayara aktarma yolu) dinler ne olacak orası da ayrı mesele. İnançlar...yıkılacak mı?Umutlar...(öldükten sonraki cennette gitme umudu,huriler,şaraplar vs. :D ) tükenecek mi?<br />
<br />
Bilinç nedir?,<br />
<br />
Ruh mudur?<br />
<br />
Makinaya aktarılan ruh mu olacak :D<br />
<br />
Yoksa ruh diye bişey yok mu?<br />
<br />
Aslında...<br />
<br />
Bilgi fiziksel mi?<br />
<br />
Bunlar gelecekte tartısılacak olan konular olacak sanırım : )))<br />
<br />
Bence bilinç aktarımı olmaz ama beyin aktivitelerini kullanarak çeşitli makinaları çalıstırabilirler ki zaten yapmıslar.Herneyse.Olmaz diyorum ama tanrı isterse belki de olur.Sonuçta ruhu biyolojik bedene aktarmıs dine göre. Çamura/Balçığa.insanlarında bunu(ruhu/bilinç) makineye aktarmasının yolunu yaratmıssa neden olmasın.-Ki zaten makina dediğimiz şey ve bizim bedenimiz özünde aynı şey.Aynı Enerji.Aynı Atom.Lakin o zaman insan insan mı olur, soru isareti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu adamda işık var aga.Adam çağının ötesinde bir insan.şimdi de yeni şirket kurmus insan beynini bilgisayara aktarmaya çalışıyor.Tabi bu en uç hedef. Bundan önce birkaç şeyi başarmış ama böyle bişey olur mu bilmiyorum.Zaman gösterecek. <br />
<br />
İnsanların gelecekte makinelerin yanında antika kalmasını istemiyorsak biyolojik zeka ile makine zekasını birleştirmenin bir yolunu bulmalıyız.<br />
<br />
Tabi bu yol varsa (bilinci bilgisayara aktarma yolu) dinler ne olacak orası da ayrı mesele. İnançlar...yıkılacak mı?Umutlar...(öldükten sonraki cennette gitme umudu,huriler,şaraplar vs. :D ) tükenecek mi?<br />
<br />
Bilinç nedir?,<br />
<br />
Ruh mudur?<br />
<br />
Makinaya aktarılan ruh mu olacak :D<br />
<br />
Yoksa ruh diye bişey yok mu?<br />
<br />
Aslında...<br />
<br />
Bilgi fiziksel mi?<br />
<br />
Bunlar gelecekte tartısılacak olan konular olacak sanırım : )))<br />
<br />
Bence bilinç aktarımı olmaz ama beyin aktivitelerini kullanarak çeşitli makinaları çalıstırabilirler ki zaten yapmıslar.Herneyse.Olmaz diyorum ama tanrı isterse belki de olur.Sonuçta ruhu biyolojik bedene aktarmıs dine göre. Çamura/Balçığa.insanlarında bunu(ruhu/bilinç) makineye aktarmasının yolunu yaratmıssa neden olmasın.-Ki zaten makina dediğimiz şey ve bizim bedenimiz özünde aynı şey.Aynı Enerji.Aynı Atom.Lakin o zaman insan insan mı olur, soru isareti.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Xna, dinlerin hatta insanlığın sonunu getirebilir mi?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-xna-dinlerin-hatta-insanligin-sonunu-getirebilir-mi</link>
			<pubDate>Fri, 02 Aug 2019 19:48:57 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33677">masallar</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-xna-dinlerin-hatta-insanligin-sonunu-getirebilir-mi</guid>
			<description><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/e1FGe65G8JY" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/e1FGe65G8JY" frameborder="0" allowfullscreen></iframe>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İlim ve bilim]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ilim-ve-bilim</link>
			<pubDate>Tue, 25 Dec 2018 06:27:50 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32581">Murataltug</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ilim-ve-bilim</guid>
			<description><![CDATA[Kaynak yuval noah hariri sapiens kitabı<br />
<br />
13,5 MİLYAR YIL ÖNCE, Big Bang patlaması ile  madde, enerji, zaman ve uzay ortaya çıktı. Evrenin bu  hikayesine fizik denir büyük patlamadan 300 bin yıl sonra madde  enerji, atom gibi yapılar ortaya çıkdı bunlar birleşerek molekülleri oluşturdu. Atomların ve moleküllerin birbiri ile  etkileşimine kimya denir 3,8 milyar yıl önce, Dünya adlı gezegende moleküller organizma adlı geniş ve karmaşık yapılar oluştu Organizmaların hikayesine biyoloji denir 70 bin yıl önce insana ait organizmalar, kültür adlı karmaşık yapılar oluşturdular. insan kültürlerinin gelişimine tarih denir<br />
Tarihin akışını üç devrim şekillendirdi  70 bin yıl önceki Bilişsel Devrim, 12 bin yıl önceki Tarım Devrimi ve  5 bin yıl önceki  Bilimsel Devrim. Peki bu üç devrim insan ve organizmaları nasıl etkiledi<br />
<br />
insanlara 2,5 milyon yılönce ortaya İki milyon yıl önce Doğu Afrikada insana rastlanmıştır çocuklarına sarılan endişeli anneler, çamurda oynayan çocuklar, rahat bırakılmak isteyen yaşlılar topluma başkaldıran gençler, görmüş geçirmiş yöneticiler ve köy güzelini etkilemek isteyen maçolar. insanlar âşık oldu, oynadı arkadaşlıklar kurdu, güç ve statü için mücadele etti. Fakat bunu şempanzeler, babunlar ve filler de yapıyordu peki İnsanı hayvandan ayıran özellikler neydi hiç şüphesiz duygu his ve zekâsıydı Hiç kimse insanların ayda yürüyeceğine, atomu parçalayacağına, genetiği çözeceğine ve tarih yazacağına en ufak ihtimal vermiyordu.<br />
<br />
Biyologlar organizmaları türler halinde sınıflandırır. Hayvanlar  birbirleriyle çiftleşip yavrular yapabiliyorsa bunlar aynı türe ait kabul edilirler. Atların ve eşeklerin ortak ataları vardır ve  iki hayvanın pek çok fiziksel özelliği aynıdır. birbirlerine çok az cinsel istek duyarlar.  teşvik edilirlerse çiftleşirler fakat katır adlı yavruları kısır olur. eşek DNA'sı asla atlara veya eşeklere geçemez. Bu iki tip hayvan iki ayrı tür  kabul edilir. Buna karşılık, çok farklı görünen buldok ve spaniel aynı türün üyelesidir aynı DNA yı paylaşırlar. çiftleşebilir ve yavruları başka köpeklerle çiftleşir ve yavru doğururlar<br />
<br />
Ortak  atadan gelen türlere "cins" adı Aslanlar, kaplanlar, leoparlar ve jaguarlar Panthera cinsindeki farklı türlerdir. Biyologlar insanı  Latince bir isimle adlandırırlar. Homo sapiens Homo (insan) dır cins yani sapiens ise zeki canlı türüdür Cinsler kendi içinde ailelere ayrılırlar kediler aslanlar, çitalar, ev kedileri olarak köpekler kurt tilki çakal  filler ise mamutlar ve mastodonlar olarak sınıflandırılır Bir ailenin tüm üyeleri bir  soya dayanır soy ise kurucu bir anne veya babaya dayanır en küçük ev kedisinden en vahşi aslana tüm kedileri  atası 25 milyon yıl önce yaşamıştır <br />
<br />
Tarih öncesi mö ki   En eski çağlarda yerleşim, ev ya da günlük işlere  rastlanmadıysada. olağanüstü kaliteli oymalara anıtsal sütunlara rastlanmıştır. İlk sütunlar yedi ton ağırlığındaydı ve boyu beş metreye yaklaşıyordu dünyanın dört bir yanından gelen kazı çalışanları  Göbekli Tepe kazılarında çok şaşırtıcı  şeylerle karşılaştılar. MÖ 2500 yılındaki tarım toplumuna rastladılar Göbekli Tepe'deki yapılar MÖ 9500'e tarihlendi ve bunlar avcı ve toplayıcı bir toplum tarafından yapılmıştır Arkeoloji <br />
yapıları tarım öncesi toplumların varlığını kanıtladı. Eski avcı toplayıcı toplulukların beceri ve kültürleri <br />
etkileyiciydi  <br />
<br />
avcı toplayıcı topluluklar mamut kesimhanesi ve yağmurdan kaçmak ve aslanlardan saklanmak için ilkel yapılar inşa etmişti gizemli bir kültürel amaçla inşa faliyetlerinde bulunmuşlar yaptıkları yapıların harcadıkları zaman ve enerjiye değeceğini düşünmüşlerdi Göbekli Tepe sütunlarını yaparken farklı grup ve kabileleye mensup binlerce avcı toplayıcının uzunca bir süre işbirliği yapmıştır  dini veya ideolojik bir sistem onları  birleştirdi<br />
Göbekli Tepe'nin heyecan verici bir sırrı daha vardır Genetikçiler yıllarca evcilleştirilmiş buğdayın kökenini aradı. keşifler evcilleştirilmiş en eski buğday  türü olan küçük kızıl buğdayın Göbekli Tepe'ye otuz kilometre mesafedeki Karacadağ Tepelerinde ortaya çıktığını gösteriyor.<br />
<br />
Göbekli Tepe'de insan buğdayı ve buğdayda insanı geliştirmiştir  ilkel zamanlarda modern  Yapılar inşa eden insanlar doymak için çok büyük gıdalara ihtiyaç duymuşlardır İnşaat ve tapınaklarını yönetmek isteyen avcı toplayıcı insanlar yabani buğday toplamaktan buğday tarımına geçmiştir ilk insanın öncüleri bir köy inşa eder  köy büyüyünce tapınak ve mabet kurarlar. Göbekli Tepe de de, ilk önce tapınak  yapılmış ve köy tapınak çevresinde gelişmiştir <br />
<br />
İnsanlarla buğday  koyun, keçi, domuz ve tavuk gibi hayvanlar birbirlerini etkilemiştir. Yaban koyunu avlayan göçebe gruplar avlamaya çalıştıkları sürülerde seçici davranmış İnsanlar kendileri için en iyi olanın, yetişkin koç veya yaşlı ve hasta koyunu avlamak olduğunu öğrenmiş Sürünün uzun süre hayatta kalması için yetişkin dişi ve genç kuzulara ilişmemişlerdir sürüyü diğer avcılara karşı korumuş canları pahasına aslanları, kurtları ve rakip insanları sürülerinden uzaklaştırmışlardır ilk insanlar dahi hayvanlarını kontrol edip savunmuştur insanlar koyunları ihtiyaçlarına uygun  şekilde daha dikkatli seçiş En agresif koçlari yani insana en çok direnç gösterenleri ilk önce kesmiştir çok ince ve huysuz dişiler de.sürüden uzaklaşan meraklı koyunlar daha sonradan kurban edilmiştir <br />
<br />
İlk avcılar kuzuyu yakalayıp ona evlatları gibi bakmış bolluk çokça beslemiş kıtlık döneminde ise kesip yemişlerdir. İlk kesilen agresif ve dik başlı koyunlardır En itaatkar olanı ise en çok arzu edileniydi koyunlar uzun yaşar üreyebilirdi mö ki çağlarda evcilleştirilmiş ve itaatkar bir sürü olmuşlardı milyonlarca yıl önce evcilleştirilen  hayvanlar koyun, tavuk, insanlara gıda et, süt, yumurta deri ve yün ve kas gücü sağlamışdır Ulaşım, tarla sürme, tohum öğütme gibi insan emeğiyle gerçekleştirilen işler  hayvanlara yapılmıştır <br />
<br />
tarım toplumu mö ye dayanır hayvanlar tüm gezegene dağılmıştır. Evcil tavuk şu ana kadar en çok yayılmış kümes hayvanıdır. inek ve koyun dünyada en yaygın memeli türüdür. Tarım Devrimi tavuklar, inekler, ve koyunlar için nimettir. tavuk ve inek  bir hikayenin kahramanları olabilir, Hayvanların evcilleştirilmesi giderek zalimce bir hâl almıştır Yabani tavukların ortalama yaşam süresi 7-12 yıl, ineğinki ise 20-25 yıldır. Yaban hayatında çoğu tavuk ve inek bundan çok önce ölürdü, ama şimdikinden uzun yaşama şansları olurdu. Evcil tavukların ve ineklerin  çoğunluğu, birkaç haftayla birkaç ayda kesilir, çünkü bu en uygun kesim süresidir. <br />
<br />
Yumurtlayan tavuklar, süt inekleri ve koşum hayvanlarının uzun yıllar yaşamasına izin verilir. Bazı hayvanlar içgüdüleriyle  çayırlarda  gezip dolaşmak isterler Boğaları, atları, eşekleri ve develeri itaatkar koşum hayvanlarına çevirmek için içgüdüleri kontrol altına alınmalı  saldırganlık ve cinsellikleri kontrol edilmeli ve hareketleri kısıtlanmalıdır Çiftçiler bunun için hayvanları çitler ve kafesler yularlarla gemlemek, kamçıyla  eğitmek  gibi yöntemler geliştirmiştir evcilleştirilmiş öküz hayatını çitler arasında, terbiye edilerek, vücuduna ve duygusal isteklerine uygun bir işte çalıştırılırlar. Tarlayı süremez hâle gelince kesilirler  <br />
<br />
   <br />
Tarihte yaygın yöntemlerden biri de yavruları doğumdan kısa süre sonra kesmek, annenin sütünü sağmak ve tekrar hamile bırakmaktır. Bu çok kullanılan bir yöntemdir. modern süt çiftliklerinde,süt inekleri kesilmeden  yaklaşık beş yıl yaşar. beş yıl boyunca inek hamiledir ve doğumdan sonraki 60-120 gün boyunca azami süt üretimi için özel beslenir. Doğumdan sonra buzağılar anneden ayrılır. Dişiler süt ineği nesli olmak üzere yetiştirilir  ufacık bir kafese koyulur ve hayatını burada geçirir ortalama dört ay Kafesten çıkmaz, kaslarının gelişmesi ve  buzağılarla oynamasına izin verilmez yumuşak kaslar yumuşak ve sulu et demektir. Buzağı kesimhaneye giderken yürüme, kas esnetme ve buzağılarla temas kurma fırsatını buzağı tarihte yaşamış en başarılı türlerdendir. <br />
<br />
Sığır beslemede en etkili yöntemlerden biride yavruları annelerinin yanında tutmak ama çok fazla süt emmelerini engellemektir. Bunu yapmanın en basit yolu yavrunun süt emmeye başlamasına izin verip süt gelince yavruyu çekmektir. Ancak Bu yöntem yavrudan ve anneden tepki görür. Bazı çoban kabileleri yavruyu kesip etini yer, derisini doldururdu. İçi doldurulmuş yavru derisi anneye gösterilerek süt üretimi arttırılırdı <br />
<br />
İnsanlara ilk olarak 2,5 milyon yıl önce Doğu Afrika'da, rastlandı iki milyon yıl önce, erkek ve kadınların bazıları anayurtlarını terkederek Kuzey Afrika, Avrupa ve Asyaya göç etti Kuzey Avrupa'nın karlı ormanlarında Endonezya'nın nemli cangıllarında hayatta  kaldılar  geliştiler pek çok insan anayurtlarını terkederek Kuzey Afrika, Avrupa ve Asya'nın çeşitli yerlerine göç etti pek çok farklı ırk  ortaya çıktı bilim insanları bunlara şatafatlı ve Latince isim koydular.<br />
<br />
Avrupa ve Batı Asya'daki insanlara  Neandertaller" olarak adlandırıldı Neandertal Vadisi İnsanı denildi Neandertaller Sapiens insanlarından güçlü ve kaslıydı Buzul Çağının Batı Avrasyasına uyumluydular. Asya'nın  doğu bölgeleri "Dik adamlarca  mesken tutulmuştu. Bu tür, insanlar iki milyon yıla yakın bir süre hayatta kalıp en dirençli insan türü oldular Bu rekorun kırılması oldukça zordur insanın  bin yıl sonra ortalarda olacağı şüphelidir, <br />
<br />
Endonezya'daki Java adasında "Solo Vadisi İnsanları yaşamaktaydı.  tropik yaşama uyumluydular Endonezya adası Flores'te arkaik insanlar cüceleşme süreci geçirdi. İnsanlar Flores'e ilk defa deniz seviyesi düşükken geldiler; adaya anakaradan kolayca ulaştılar Denizler  yükseldiğinde, insanlar kaynakları kıt adalarda mahsur kaldılar. yiyeceğe ihtiyacı olan büyük insanlar ilk önce öldü küçük yapılılar çok daha iyi hayatta kaldılar Flores insanları cüceleşme sonucu  ancak bir metre boya ulaşıp 25 kilogramdan ağır olmadılar taştan aletler yapıp adadaki filleri avladılar filler de cüce bir türdü 2010'da, bilim insanları Sibirya'daki Denisova mağarasını kazarken fosilleşmiş bir parmak kemiği keşfetti  Genetik parmağın bilinmeyen bir insana ait olduğunu kanıtladı ve bu türe de Homo denisova adı verildi. Kim bilir  kaç tane kayıp akrabamız diğer mağaralarda, adalarda ve iklimlerde keşfedilmeyi bekliyor.<br />
<br />
insanlar Avrupa ve Asya'da  geçilişirken. Doğu Afrika'daki değişim durmadı. İnsanlığın beşiği "Rudolf Gölü Çalışkan  ve "Zeki İnsanlara ev sahipliği yaptı bazı insan ırkları  dev gibiyken bazıları cüceydi. Bazıları korkutucu avcılarken bazıları zararsız bitki toplayıcılardı. Bazıları tek bir adada yaşarken pek çoğu kıtaları aştı Hepsi insandı. kardeşlerimiz Afrika ve asya <br />
Hepside insanlar.<br />
<br />
İnsan türleri erectusdan Neandertallere Neandertallerden de bugünkü ırklara doğru gelişti dünyada belirli bir anda sadece tek bir insan ırkı yoktur  2 milyon yıl önceden 10 bin yıl öncesine kadar dünyada anda pek çok insan yaşamıştır Bugün dünyada pek çok tilki, ayı ve canlı türü vardır 100 bin yıl önceki dünya en az altı değişik insan ırkına ev sahipliği yapmıştır <br />
<br />
Pek çok farklılığa rağmen insan türleri belirleyici özellikleri vardır insanların diğer hayvanlara kıyasla olağanüstü büyük beyinleri vardır. 60 kilogram ağırlığındaki memelilerin ortalama beyin hacmi 200 cm küptür erkek ve kadının, 2,5 milyon yıl önce beyinleri yaklaşık 600 cm küptü. Modern insanın ortalama beyniyse 1.200-1.400 cm  küptür, Neandertal beyni ise daha büyüktür zekamızdan o kadar eminiz ki, beyin kapasitesinin  fazlasının iyi olacağını varsayıyoruz. öyle olsaydı, kedi ailesi hesap yapabilen kediler üretirdi. <br />
<br />
büyük bir beyin vücutta yük demektir. Taşıması zordur,  büyük bir kafatasının içindeyken. Enerji sağlamak daha  zordur. İnsanın beyini vücut ağırlığının yalnızca yüzde 2 ila 3'ünü oluşturur, dinlenme halinde vücudun tükettiği enerjinin yüzde 25'ini harcar maymunlarda beyin dinlenme anında enerjinin sadece yüzde 8'ini kullanır. Arkaik dönemi insanları geniş beyinlerinin bedelini iki şekilde ödedi. gıda ararken çok zaman harcadılar. kasları köreldi. Savunmadan eğitime para aktaran bir yönetim gibi, insanlar  nöronlara enerji aktardılar. Bunun  hayatta kalmak için iyi bir strateji olduğu şüphelidir. Bir şempanze insana karşı  kazanamaz, fakat maymun insanı oyuncak bebek gibi parçalayabilir.<br />
<br />
beyinlerimiz çok işe yarıyor, çok hızlı hareket sağlıyor arabalar ve silahlar üretiyoruz. İki milyon yıldan uzun bir sürede insanın sinir ağları olağanüstü büyüdü çakmaktaşından bıçak ve sivri sopalar  iki milyon yıl boyunca insan beyni sürekli gelişti  bugün en üstün teknolojik aletleri beynimiz ile yapıyoruz İnsana mahsus bir özellik de iki ayak üstünde dik yürümesidir. Ayaktayken av hayvanları veya düşmana karşı etrafı taramak kolaydır  kollar, taş atmak veya işaret etmek gibi işlerde kullanılır Eller daha fazla şey yaptıkça ellerin sahipleri de başarılı hâle geldiler, avuçlar parmaklar sinir ağı ve kaslar gelişti Bugün insanlar elleriyle çok ince işleri yapar çok  karmaşık aletler üretir ilk Alet 2,5 milyon yıl öncesine aittir ve alet üretimi ve kullanımı, arkeologların insan tanımalarındaki temel ölçülerdir.<br />
<br />
iki ayak üstünde yürümenin dezavantajları da vardır.İlkel atalarımızın iskeletleri için Dik  pozisyona geçmek zorluktu iskeletin çok geniş bir kafayı desteklemesi gerektiğinde. İnsanlık görüş açısının ve becerikli ellerinin bedelini sırt ağrıları ve boyun tutulmalarıyla ödedi.Kadınlar için Dik bir duruş dar kalçalar demekti ve bu doğum kanalını daraltıyordu, <br />
bebeklerin beyni giderek büyüyordu. Doğumda ölüm, dişide ciddi bir sorun oldu Bebeklerin kafası ve beyni  küçük olduğundan, erken doğum yapan kadınlar daha çok hayatta kaldı ve daha çok çocuk sahibi oldu bu erken doğumlara hayatta kaldılar  Bir tay doğumdan kısa süre sonra yürüyebilir, bir yavru kedi birkaç haftalıkken annesi yiyecek ararken onu yalnız bırakabilir. İnsan bebekleri yıllar boyunca yardım, bakım, koruma ve eğitim için büyüklere muhtaçtır komşulardan yardım isterler insanı büyütmek için bütün aileye ihtiyaç vardır. güçlü sosyal bağlar kurulabilir nsanlar az gelişmiş olarak doğduklarında eğitilebilir sosyal ilişki kurabilir Pek çok memeli, anne karnından fırından çıkan toprak kap gibi çıkar, onları şekillendirmeye çalışmak onlara zarar verir. İnsanlar anne karnından bir ocaktan çıkan erimiş bir cam gibi çıkar ve şekillendirilebilir  bugün çocuklarımızı Müslüman kapitalist sosyalist, savaşçı veya barışçıl olarak eğitebiliyoruz.<br />
<br />
  <br />
Büyük bir beyin, alet kullanımı, üstün öğrenme becerisinde çok önemlidir  insan beyniyle dünyanın  en güçlü canlısı olabilir insanlar tüm yaratılış avantajlarına milyonlarca yıl önceden sahiptir bir milyon yıl önce yaşayan insanlar, büyük beyinlerine ve sivri taşlara rağmen avcı hayvanlardan korkup nadiren büyük hayvanlar avlayarak yaşadılar hayatta kalmaları bitki toplayarak, küçük hayvanları avlayarak ve güçlü hayvanların yiyerek mümkün oldu<br />
<br />
İlk taş aletlerin en önemli kullanımı kemikleri kırarak kemik iliğini almaktı. bu insanların ilk orijinal buluşuydu Ağaçkakanlar ağaç gövdelerinden böcekleri almakta uzmanlaştığı gibi ilk insanlar da kemik iliği çıkarmakta ustalaşdı. Bir aslan sürüsünün bir zürafaya saldırıp onu yediğini düşünürsek Onlar işini bitirene kadar sabırla bekleriz. Ama sırtlan ve çakallar bunları yerken saldırmaya cesaret  edemeyiz <br />
<br />
tarihimiz ve psikolojimiz çok önemlidir. İnsan cinsinin besin zincirindeki yeri çok yakın bir zamana kadar ortalardaydı. Milyonlarca yıl boyunca insanlar küçük hayvanlar avladılar, ne buldularsa onu yediler ve büyük avcılar tarafından avlandılar 400 bin yıl önce insan türleri büyük av hayvanlarını avladı ve yüz bin yıl önce insan <br />
besin zincirinde yukarı çıkdı. Ortadan yukarıya  atılan bu büyük adımın çok önemli sonuçları oldu. aslan ve köpekbalığı gibi hayvanlar, bu pozisyona kademeli olarak milyonlarca yıl içinde yükselmiştir ekosistemin  kontrol ve denge mekanizması aslan ve köpekbalıklarının terör estirmelerini engelledi Aslanlar ölümcül oldukça ceylanlar hızlı koşmaya, sırtlanlar  iyi işbirliği yapmaya, gergedanlar saldırganlaşdı. insan tepeye o kadar hızlı çıktı ki, ekosistemin olamadı, insanlar değişime ayak uyduramadı. Gezegendeki büyük avcıların çoğu muhteşem canlılar; milyonlarca yıl süren hâkimiyetlerinde kendilerine olağanüstü güveniyorlar. İnsan ise adeta bir diktatör gibi. korku ve endişelerle doluyuz, ve bu da bizi  zalim ve tehlikeli kılıyor. Ölümcül savaşlardan felaketlere pek çok  kötülük, insandan kaynaklanıyor <br />
800 bin yıl önce ateşin keşfiyle insan türleri  güvenilir bir ışık ve ısı kaynağına ve aslanlara karşı ölümcül bir silaha kavuştular Kısa sürede insanlar komşularına karşı ateşi kullandılar  Ateş dikkatli kullanılırsa bitki örtülerini av hayvanlarıyla dolu harika bir çayıra çevirebilir. ateş söndükten sonra, Taş devri insanları tüten kalıntılarda gezerek hayvanları, kabuklu yemişleri ve kökleri topladılar<br />
<br />
ateşin en önemli katkısı pişirmektir İnsanların sindiremedikleri —buğday, pirinç ve patates gibi— yiyecekleri ısıtıp yemesine imkan sağladı Ateş  insanlarla  hayvanlar arasındaki büyük farkın oluşmasını sağladı tüm hayvanların gücü vücuda bağlıdır: kas gücü, diş boyutu, kanat genişliği sayesinde  Rüzgar ve akıntıdan yararlanabilirler ancak doğayı kontrol edemezler ve fiziksel güçleri sınırlıdır  kartallar, sıcak hava akımlarını anlayınca dev kanatlarını açar ve sıcak havanın kendilerini yukarı kaldırmasını sağlar Ancak sıcak hava akımlarının yerini değiştiremezler ve azami taşıma kapasiteleri kanat açıklığıyla  orantılıdır.<br />
<br />
İnsanlar ateşi kullanınca güce kavuşdular. Kartalların aksine insanlar ateşi ne zaman ve nerede yakacağına karar verip ateşi  çok farklı amaçlarda kullandılar. En önemlisi ateşin gücüyle Tek bir insan birkaç saat içinde koca bir ormanı yakabiliyordu. Ateşin kontrolü tüm olacakların habercisiydi.<br />
Kardeşlerimiz olan insanlar 150 bin yıl önce, insanlar ateşin faydalarına rağmen güçsüz ve önemsiz canlılardı ateşi bulan insan aslanları korkuttu, soğuk gecelerde kendilerini ısıttı ve ormanları yaktı tüm türler  düşünülürse, milyonlarca insan, ekolojik sistemde küçük bir noktadır<br />
<br />
Kendi türümüz olan sapiensler yani insan milyonlarca yıl önce dünyada mevcuttu, Afrikada kendi işiyle meşguldü. bilim insanları 150 bin yıl önce Doğu Afrikada tıpkı bizim gibi görünen insanlar olduğuna inanıyorlar. Bugün bile bir patologlar fark bulamaz. Ateş sayesinde atalarından küçük çeneleri ve dişleri vardı beyinleri bizimki gibi çok büyüktü<br />
<br />
Bilim insanları 70 bin yıl önce Doğu Afrika kökenli insanların Arap yarımadasına yayıldıklarını ve oradan  tüm Avrasya'ya dağıldıklarına inanıyorlar. İnsan Arabistan'a vardığında Avrasya'nın çoğu  insanlarca  tutulmuştu. Afrikalı göçmenler dünyaya yayıldıkça insanlara karışıp bugünkü insanlar ortaya çıktı insan Sapiens Ortadoğu ve Avrupa'ya ulaştığında Neandertallerle karşılaştı. Bu insanlar Sapiens'ten kaslıydı, beyinleri daha büyüktü ve soğuk iklimlere daha iyi adapte olmuştu aletleri vardı ateşi kullanabiliyorlar ve iyi avcılardı hasta ve yaşlılarına bakıyorlardı uzun yıllar ciddi fiziksel engellerle yaşayıp akrabalarına baktılar Neandertaller genellikle kaba saba ve aptal "mağara insanları" olarak karikatürize edilir<br />
<br />
<br />
Irk Karışımı Teorisi'ne göre, Sapiens Neandertal topraklarına yayılınca, iki insan birleşip birbirleriyle karıştılar.  Avrasyalılar saf Sapiens değil Sapiens ve Neandertallerin karışımıdır. Doğu Asya'ya ulaşan Sapiens'te oradaki yerli Erectus'la karışmıştır, Çinliler ve Koreliler Sapiens'le Erectus'un karışımıdır. Yerine Geçme Teorisi" başka bir kurgu anlatır: uyumsuzluk, tepki ve soykırım Sapiens ve insanların farklı anatomileri vardı çiftleşme alışkanlıkları ve vücut kokuları farklıydı,  birbirlerine cinsel ilgi düşüktü. Neandertal Romeo ile Sapiens Jülyet âşık olsalar bile çocuk yapamazlardı,  iki tür arasındaki genetik uçurum  büyüktü. iki tür birbirlerinden ayrışmıştı Neandertaller  ölünce veya öldürülünce, genleri de yok oldu Sapiens diğer türlerle karışmadan onların yerine geçti. günümüzdeki insanların tamamının soyu 70 bin yıl önce Güney Afrika'ya kadar götürülebilir. İnsan soyu Sapienslere dayanır Yerine Geçme teorisine göre yaşayan tüm insanlar aynı genetiğe sahiptir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kaynak yuval noah hariri sapiens kitabı<br />
<br />
13,5 MİLYAR YIL ÖNCE, Big Bang patlaması ile  madde, enerji, zaman ve uzay ortaya çıktı. Evrenin bu  hikayesine fizik denir büyük patlamadan 300 bin yıl sonra madde  enerji, atom gibi yapılar ortaya çıkdı bunlar birleşerek molekülleri oluşturdu. Atomların ve moleküllerin birbiri ile  etkileşimine kimya denir 3,8 milyar yıl önce, Dünya adlı gezegende moleküller organizma adlı geniş ve karmaşık yapılar oluştu Organizmaların hikayesine biyoloji denir 70 bin yıl önce insana ait organizmalar, kültür adlı karmaşık yapılar oluşturdular. insan kültürlerinin gelişimine tarih denir<br />
Tarihin akışını üç devrim şekillendirdi  70 bin yıl önceki Bilişsel Devrim, 12 bin yıl önceki Tarım Devrimi ve  5 bin yıl önceki  Bilimsel Devrim. Peki bu üç devrim insan ve organizmaları nasıl etkiledi<br />
<br />
insanlara 2,5 milyon yılönce ortaya İki milyon yıl önce Doğu Afrikada insana rastlanmıştır çocuklarına sarılan endişeli anneler, çamurda oynayan çocuklar, rahat bırakılmak isteyen yaşlılar topluma başkaldıran gençler, görmüş geçirmiş yöneticiler ve köy güzelini etkilemek isteyen maçolar. insanlar âşık oldu, oynadı arkadaşlıklar kurdu, güç ve statü için mücadele etti. Fakat bunu şempanzeler, babunlar ve filler de yapıyordu peki İnsanı hayvandan ayıran özellikler neydi hiç şüphesiz duygu his ve zekâsıydı Hiç kimse insanların ayda yürüyeceğine, atomu parçalayacağına, genetiği çözeceğine ve tarih yazacağına en ufak ihtimal vermiyordu.<br />
<br />
Biyologlar organizmaları türler halinde sınıflandırır. Hayvanlar  birbirleriyle çiftleşip yavrular yapabiliyorsa bunlar aynı türe ait kabul edilirler. Atların ve eşeklerin ortak ataları vardır ve  iki hayvanın pek çok fiziksel özelliği aynıdır. birbirlerine çok az cinsel istek duyarlar.  teşvik edilirlerse çiftleşirler fakat katır adlı yavruları kısır olur. eşek DNA'sı asla atlara veya eşeklere geçemez. Bu iki tip hayvan iki ayrı tür  kabul edilir. Buna karşılık, çok farklı görünen buldok ve spaniel aynı türün üyelesidir aynı DNA yı paylaşırlar. çiftleşebilir ve yavruları başka köpeklerle çiftleşir ve yavru doğururlar<br />
<br />
Ortak  atadan gelen türlere "cins" adı Aslanlar, kaplanlar, leoparlar ve jaguarlar Panthera cinsindeki farklı türlerdir. Biyologlar insanı  Latince bir isimle adlandırırlar. Homo sapiens Homo (insan) dır cins yani sapiens ise zeki canlı türüdür Cinsler kendi içinde ailelere ayrılırlar kediler aslanlar, çitalar, ev kedileri olarak köpekler kurt tilki çakal  filler ise mamutlar ve mastodonlar olarak sınıflandırılır Bir ailenin tüm üyeleri bir  soya dayanır soy ise kurucu bir anne veya babaya dayanır en küçük ev kedisinden en vahşi aslana tüm kedileri  atası 25 milyon yıl önce yaşamıştır <br />
<br />
Tarih öncesi mö ki   En eski çağlarda yerleşim, ev ya da günlük işlere  rastlanmadıysada. olağanüstü kaliteli oymalara anıtsal sütunlara rastlanmıştır. İlk sütunlar yedi ton ağırlığındaydı ve boyu beş metreye yaklaşıyordu dünyanın dört bir yanından gelen kazı çalışanları  Göbekli Tepe kazılarında çok şaşırtıcı  şeylerle karşılaştılar. MÖ 2500 yılındaki tarım toplumuna rastladılar Göbekli Tepe'deki yapılar MÖ 9500'e tarihlendi ve bunlar avcı ve toplayıcı bir toplum tarafından yapılmıştır Arkeoloji <br />
yapıları tarım öncesi toplumların varlığını kanıtladı. Eski avcı toplayıcı toplulukların beceri ve kültürleri <br />
etkileyiciydi  <br />
<br />
avcı toplayıcı topluluklar mamut kesimhanesi ve yağmurdan kaçmak ve aslanlardan saklanmak için ilkel yapılar inşa etmişti gizemli bir kültürel amaçla inşa faliyetlerinde bulunmuşlar yaptıkları yapıların harcadıkları zaman ve enerjiye değeceğini düşünmüşlerdi Göbekli Tepe sütunlarını yaparken farklı grup ve kabileleye mensup binlerce avcı toplayıcının uzunca bir süre işbirliği yapmıştır  dini veya ideolojik bir sistem onları  birleştirdi<br />
Göbekli Tepe'nin heyecan verici bir sırrı daha vardır Genetikçiler yıllarca evcilleştirilmiş buğdayın kökenini aradı. keşifler evcilleştirilmiş en eski buğday  türü olan küçük kızıl buğdayın Göbekli Tepe'ye otuz kilometre mesafedeki Karacadağ Tepelerinde ortaya çıktığını gösteriyor.<br />
<br />
Göbekli Tepe'de insan buğdayı ve buğdayda insanı geliştirmiştir  ilkel zamanlarda modern  Yapılar inşa eden insanlar doymak için çok büyük gıdalara ihtiyaç duymuşlardır İnşaat ve tapınaklarını yönetmek isteyen avcı toplayıcı insanlar yabani buğday toplamaktan buğday tarımına geçmiştir ilk insanın öncüleri bir köy inşa eder  köy büyüyünce tapınak ve mabet kurarlar. Göbekli Tepe de de, ilk önce tapınak  yapılmış ve köy tapınak çevresinde gelişmiştir <br />
<br />
İnsanlarla buğday  koyun, keçi, domuz ve tavuk gibi hayvanlar birbirlerini etkilemiştir. Yaban koyunu avlayan göçebe gruplar avlamaya çalıştıkları sürülerde seçici davranmış İnsanlar kendileri için en iyi olanın, yetişkin koç veya yaşlı ve hasta koyunu avlamak olduğunu öğrenmiş Sürünün uzun süre hayatta kalması için yetişkin dişi ve genç kuzulara ilişmemişlerdir sürüyü diğer avcılara karşı korumuş canları pahasına aslanları, kurtları ve rakip insanları sürülerinden uzaklaştırmışlardır ilk insanlar dahi hayvanlarını kontrol edip savunmuştur insanlar koyunları ihtiyaçlarına uygun  şekilde daha dikkatli seçiş En agresif koçlari yani insana en çok direnç gösterenleri ilk önce kesmiştir çok ince ve huysuz dişiler de.sürüden uzaklaşan meraklı koyunlar daha sonradan kurban edilmiştir <br />
<br />
İlk avcılar kuzuyu yakalayıp ona evlatları gibi bakmış bolluk çokça beslemiş kıtlık döneminde ise kesip yemişlerdir. İlk kesilen agresif ve dik başlı koyunlardır En itaatkar olanı ise en çok arzu edileniydi koyunlar uzun yaşar üreyebilirdi mö ki çağlarda evcilleştirilmiş ve itaatkar bir sürü olmuşlardı milyonlarca yıl önce evcilleştirilen  hayvanlar koyun, tavuk, insanlara gıda et, süt, yumurta deri ve yün ve kas gücü sağlamışdır Ulaşım, tarla sürme, tohum öğütme gibi insan emeğiyle gerçekleştirilen işler  hayvanlara yapılmıştır <br />
<br />
tarım toplumu mö ye dayanır hayvanlar tüm gezegene dağılmıştır. Evcil tavuk şu ana kadar en çok yayılmış kümes hayvanıdır. inek ve koyun dünyada en yaygın memeli türüdür. Tarım Devrimi tavuklar, inekler, ve koyunlar için nimettir. tavuk ve inek  bir hikayenin kahramanları olabilir, Hayvanların evcilleştirilmesi giderek zalimce bir hâl almıştır Yabani tavukların ortalama yaşam süresi 7-12 yıl, ineğinki ise 20-25 yıldır. Yaban hayatında çoğu tavuk ve inek bundan çok önce ölürdü, ama şimdikinden uzun yaşama şansları olurdu. Evcil tavukların ve ineklerin  çoğunluğu, birkaç haftayla birkaç ayda kesilir, çünkü bu en uygun kesim süresidir. <br />
<br />
Yumurtlayan tavuklar, süt inekleri ve koşum hayvanlarının uzun yıllar yaşamasına izin verilir. Bazı hayvanlar içgüdüleriyle  çayırlarda  gezip dolaşmak isterler Boğaları, atları, eşekleri ve develeri itaatkar koşum hayvanlarına çevirmek için içgüdüleri kontrol altına alınmalı  saldırganlık ve cinsellikleri kontrol edilmeli ve hareketleri kısıtlanmalıdır Çiftçiler bunun için hayvanları çitler ve kafesler yularlarla gemlemek, kamçıyla  eğitmek  gibi yöntemler geliştirmiştir evcilleştirilmiş öküz hayatını çitler arasında, terbiye edilerek, vücuduna ve duygusal isteklerine uygun bir işte çalıştırılırlar. Tarlayı süremez hâle gelince kesilirler  <br />
<br />
   <br />
Tarihte yaygın yöntemlerden biri de yavruları doğumdan kısa süre sonra kesmek, annenin sütünü sağmak ve tekrar hamile bırakmaktır. Bu çok kullanılan bir yöntemdir. modern süt çiftliklerinde,süt inekleri kesilmeden  yaklaşık beş yıl yaşar. beş yıl boyunca inek hamiledir ve doğumdan sonraki 60-120 gün boyunca azami süt üretimi için özel beslenir. Doğumdan sonra buzağılar anneden ayrılır. Dişiler süt ineği nesli olmak üzere yetiştirilir  ufacık bir kafese koyulur ve hayatını burada geçirir ortalama dört ay Kafesten çıkmaz, kaslarının gelişmesi ve  buzağılarla oynamasına izin verilmez yumuşak kaslar yumuşak ve sulu et demektir. Buzağı kesimhaneye giderken yürüme, kas esnetme ve buzağılarla temas kurma fırsatını buzağı tarihte yaşamış en başarılı türlerdendir. <br />
<br />
Sığır beslemede en etkili yöntemlerden biride yavruları annelerinin yanında tutmak ama çok fazla süt emmelerini engellemektir. Bunu yapmanın en basit yolu yavrunun süt emmeye başlamasına izin verip süt gelince yavruyu çekmektir. Ancak Bu yöntem yavrudan ve anneden tepki görür. Bazı çoban kabileleri yavruyu kesip etini yer, derisini doldururdu. İçi doldurulmuş yavru derisi anneye gösterilerek süt üretimi arttırılırdı <br />
<br />
İnsanlara ilk olarak 2,5 milyon yıl önce Doğu Afrika'da, rastlandı iki milyon yıl önce, erkek ve kadınların bazıları anayurtlarını terkederek Kuzey Afrika, Avrupa ve Asyaya göç etti Kuzey Avrupa'nın karlı ormanlarında Endonezya'nın nemli cangıllarında hayatta  kaldılar  geliştiler pek çok insan anayurtlarını terkederek Kuzey Afrika, Avrupa ve Asya'nın çeşitli yerlerine göç etti pek çok farklı ırk  ortaya çıktı bilim insanları bunlara şatafatlı ve Latince isim koydular.<br />
<br />
Avrupa ve Batı Asya'daki insanlara  Neandertaller" olarak adlandırıldı Neandertal Vadisi İnsanı denildi Neandertaller Sapiens insanlarından güçlü ve kaslıydı Buzul Çağının Batı Avrasyasına uyumluydular. Asya'nın  doğu bölgeleri "Dik adamlarca  mesken tutulmuştu. Bu tür, insanlar iki milyon yıla yakın bir süre hayatta kalıp en dirençli insan türü oldular Bu rekorun kırılması oldukça zordur insanın  bin yıl sonra ortalarda olacağı şüphelidir, <br />
<br />
Endonezya'daki Java adasında "Solo Vadisi İnsanları yaşamaktaydı.  tropik yaşama uyumluydular Endonezya adası Flores'te arkaik insanlar cüceleşme süreci geçirdi. İnsanlar Flores'e ilk defa deniz seviyesi düşükken geldiler; adaya anakaradan kolayca ulaştılar Denizler  yükseldiğinde, insanlar kaynakları kıt adalarda mahsur kaldılar. yiyeceğe ihtiyacı olan büyük insanlar ilk önce öldü küçük yapılılar çok daha iyi hayatta kaldılar Flores insanları cüceleşme sonucu  ancak bir metre boya ulaşıp 25 kilogramdan ağır olmadılar taştan aletler yapıp adadaki filleri avladılar filler de cüce bir türdü 2010'da, bilim insanları Sibirya'daki Denisova mağarasını kazarken fosilleşmiş bir parmak kemiği keşfetti  Genetik parmağın bilinmeyen bir insana ait olduğunu kanıtladı ve bu türe de Homo denisova adı verildi. Kim bilir  kaç tane kayıp akrabamız diğer mağaralarda, adalarda ve iklimlerde keşfedilmeyi bekliyor.<br />
<br />
insanlar Avrupa ve Asya'da  geçilişirken. Doğu Afrika'daki değişim durmadı. İnsanlığın beşiği "Rudolf Gölü Çalışkan  ve "Zeki İnsanlara ev sahipliği yaptı bazı insan ırkları  dev gibiyken bazıları cüceydi. Bazıları korkutucu avcılarken bazıları zararsız bitki toplayıcılardı. Bazıları tek bir adada yaşarken pek çoğu kıtaları aştı Hepsi insandı. kardeşlerimiz Afrika ve asya <br />
Hepside insanlar.<br />
<br />
İnsan türleri erectusdan Neandertallere Neandertallerden de bugünkü ırklara doğru gelişti dünyada belirli bir anda sadece tek bir insan ırkı yoktur  2 milyon yıl önceden 10 bin yıl öncesine kadar dünyada anda pek çok insan yaşamıştır Bugün dünyada pek çok tilki, ayı ve canlı türü vardır 100 bin yıl önceki dünya en az altı değişik insan ırkına ev sahipliği yapmıştır <br />
<br />
Pek çok farklılığa rağmen insan türleri belirleyici özellikleri vardır insanların diğer hayvanlara kıyasla olağanüstü büyük beyinleri vardır. 60 kilogram ağırlığındaki memelilerin ortalama beyin hacmi 200 cm küptür erkek ve kadının, 2,5 milyon yıl önce beyinleri yaklaşık 600 cm küptü. Modern insanın ortalama beyniyse 1.200-1.400 cm  küptür, Neandertal beyni ise daha büyüktür zekamızdan o kadar eminiz ki, beyin kapasitesinin  fazlasının iyi olacağını varsayıyoruz. öyle olsaydı, kedi ailesi hesap yapabilen kediler üretirdi. <br />
<br />
büyük bir beyin vücutta yük demektir. Taşıması zordur,  büyük bir kafatasının içindeyken. Enerji sağlamak daha  zordur. İnsanın beyini vücut ağırlığının yalnızca yüzde 2 ila 3'ünü oluşturur, dinlenme halinde vücudun tükettiği enerjinin yüzde 25'ini harcar maymunlarda beyin dinlenme anında enerjinin sadece yüzde 8'ini kullanır. Arkaik dönemi insanları geniş beyinlerinin bedelini iki şekilde ödedi. gıda ararken çok zaman harcadılar. kasları köreldi. Savunmadan eğitime para aktaran bir yönetim gibi, insanlar  nöronlara enerji aktardılar. Bunun  hayatta kalmak için iyi bir strateji olduğu şüphelidir. Bir şempanze insana karşı  kazanamaz, fakat maymun insanı oyuncak bebek gibi parçalayabilir.<br />
<br />
beyinlerimiz çok işe yarıyor, çok hızlı hareket sağlıyor arabalar ve silahlar üretiyoruz. İki milyon yıldan uzun bir sürede insanın sinir ağları olağanüstü büyüdü çakmaktaşından bıçak ve sivri sopalar  iki milyon yıl boyunca insan beyni sürekli gelişti  bugün en üstün teknolojik aletleri beynimiz ile yapıyoruz İnsana mahsus bir özellik de iki ayak üstünde dik yürümesidir. Ayaktayken av hayvanları veya düşmana karşı etrafı taramak kolaydır  kollar, taş atmak veya işaret etmek gibi işlerde kullanılır Eller daha fazla şey yaptıkça ellerin sahipleri de başarılı hâle geldiler, avuçlar parmaklar sinir ağı ve kaslar gelişti Bugün insanlar elleriyle çok ince işleri yapar çok  karmaşık aletler üretir ilk Alet 2,5 milyon yıl öncesine aittir ve alet üretimi ve kullanımı, arkeologların insan tanımalarındaki temel ölçülerdir.<br />
<br />
iki ayak üstünde yürümenin dezavantajları da vardır.İlkel atalarımızın iskeletleri için Dik  pozisyona geçmek zorluktu iskeletin çok geniş bir kafayı desteklemesi gerektiğinde. İnsanlık görüş açısının ve becerikli ellerinin bedelini sırt ağrıları ve boyun tutulmalarıyla ödedi.Kadınlar için Dik bir duruş dar kalçalar demekti ve bu doğum kanalını daraltıyordu, <br />
bebeklerin beyni giderek büyüyordu. Doğumda ölüm, dişide ciddi bir sorun oldu Bebeklerin kafası ve beyni  küçük olduğundan, erken doğum yapan kadınlar daha çok hayatta kaldı ve daha çok çocuk sahibi oldu bu erken doğumlara hayatta kaldılar  Bir tay doğumdan kısa süre sonra yürüyebilir, bir yavru kedi birkaç haftalıkken annesi yiyecek ararken onu yalnız bırakabilir. İnsan bebekleri yıllar boyunca yardım, bakım, koruma ve eğitim için büyüklere muhtaçtır komşulardan yardım isterler insanı büyütmek için bütün aileye ihtiyaç vardır. güçlü sosyal bağlar kurulabilir nsanlar az gelişmiş olarak doğduklarında eğitilebilir sosyal ilişki kurabilir Pek çok memeli, anne karnından fırından çıkan toprak kap gibi çıkar, onları şekillendirmeye çalışmak onlara zarar verir. İnsanlar anne karnından bir ocaktan çıkan erimiş bir cam gibi çıkar ve şekillendirilebilir  bugün çocuklarımızı Müslüman kapitalist sosyalist, savaşçı veya barışçıl olarak eğitebiliyoruz.<br />
<br />
  <br />
Büyük bir beyin, alet kullanımı, üstün öğrenme becerisinde çok önemlidir  insan beyniyle dünyanın  en güçlü canlısı olabilir insanlar tüm yaratılış avantajlarına milyonlarca yıl önceden sahiptir bir milyon yıl önce yaşayan insanlar, büyük beyinlerine ve sivri taşlara rağmen avcı hayvanlardan korkup nadiren büyük hayvanlar avlayarak yaşadılar hayatta kalmaları bitki toplayarak, küçük hayvanları avlayarak ve güçlü hayvanların yiyerek mümkün oldu<br />
<br />
İlk taş aletlerin en önemli kullanımı kemikleri kırarak kemik iliğini almaktı. bu insanların ilk orijinal buluşuydu Ağaçkakanlar ağaç gövdelerinden böcekleri almakta uzmanlaştığı gibi ilk insanlar da kemik iliği çıkarmakta ustalaşdı. Bir aslan sürüsünün bir zürafaya saldırıp onu yediğini düşünürsek Onlar işini bitirene kadar sabırla bekleriz. Ama sırtlan ve çakallar bunları yerken saldırmaya cesaret  edemeyiz <br />
<br />
tarihimiz ve psikolojimiz çok önemlidir. İnsan cinsinin besin zincirindeki yeri çok yakın bir zamana kadar ortalardaydı. Milyonlarca yıl boyunca insanlar küçük hayvanlar avladılar, ne buldularsa onu yediler ve büyük avcılar tarafından avlandılar 400 bin yıl önce insan türleri büyük av hayvanlarını avladı ve yüz bin yıl önce insan <br />
besin zincirinde yukarı çıkdı. Ortadan yukarıya  atılan bu büyük adımın çok önemli sonuçları oldu. aslan ve köpekbalığı gibi hayvanlar, bu pozisyona kademeli olarak milyonlarca yıl içinde yükselmiştir ekosistemin  kontrol ve denge mekanizması aslan ve köpekbalıklarının terör estirmelerini engelledi Aslanlar ölümcül oldukça ceylanlar hızlı koşmaya, sırtlanlar  iyi işbirliği yapmaya, gergedanlar saldırganlaşdı. insan tepeye o kadar hızlı çıktı ki, ekosistemin olamadı, insanlar değişime ayak uyduramadı. Gezegendeki büyük avcıların çoğu muhteşem canlılar; milyonlarca yıl süren hâkimiyetlerinde kendilerine olağanüstü güveniyorlar. İnsan ise adeta bir diktatör gibi. korku ve endişelerle doluyuz, ve bu da bizi  zalim ve tehlikeli kılıyor. Ölümcül savaşlardan felaketlere pek çok  kötülük, insandan kaynaklanıyor <br />
800 bin yıl önce ateşin keşfiyle insan türleri  güvenilir bir ışık ve ısı kaynağına ve aslanlara karşı ölümcül bir silaha kavuştular Kısa sürede insanlar komşularına karşı ateşi kullandılar  Ateş dikkatli kullanılırsa bitki örtülerini av hayvanlarıyla dolu harika bir çayıra çevirebilir. ateş söndükten sonra, Taş devri insanları tüten kalıntılarda gezerek hayvanları, kabuklu yemişleri ve kökleri topladılar<br />
<br />
ateşin en önemli katkısı pişirmektir İnsanların sindiremedikleri —buğday, pirinç ve patates gibi— yiyecekleri ısıtıp yemesine imkan sağladı Ateş  insanlarla  hayvanlar arasındaki büyük farkın oluşmasını sağladı tüm hayvanların gücü vücuda bağlıdır: kas gücü, diş boyutu, kanat genişliği sayesinde  Rüzgar ve akıntıdan yararlanabilirler ancak doğayı kontrol edemezler ve fiziksel güçleri sınırlıdır  kartallar, sıcak hava akımlarını anlayınca dev kanatlarını açar ve sıcak havanın kendilerini yukarı kaldırmasını sağlar Ancak sıcak hava akımlarının yerini değiştiremezler ve azami taşıma kapasiteleri kanat açıklığıyla  orantılıdır.<br />
<br />
İnsanlar ateşi kullanınca güce kavuşdular. Kartalların aksine insanlar ateşi ne zaman ve nerede yakacağına karar verip ateşi  çok farklı amaçlarda kullandılar. En önemlisi ateşin gücüyle Tek bir insan birkaç saat içinde koca bir ormanı yakabiliyordu. Ateşin kontrolü tüm olacakların habercisiydi.<br />
Kardeşlerimiz olan insanlar 150 bin yıl önce, insanlar ateşin faydalarına rağmen güçsüz ve önemsiz canlılardı ateşi bulan insan aslanları korkuttu, soğuk gecelerde kendilerini ısıttı ve ormanları yaktı tüm türler  düşünülürse, milyonlarca insan, ekolojik sistemde küçük bir noktadır<br />
<br />
Kendi türümüz olan sapiensler yani insan milyonlarca yıl önce dünyada mevcuttu, Afrikada kendi işiyle meşguldü. bilim insanları 150 bin yıl önce Doğu Afrikada tıpkı bizim gibi görünen insanlar olduğuna inanıyorlar. Bugün bile bir patologlar fark bulamaz. Ateş sayesinde atalarından küçük çeneleri ve dişleri vardı beyinleri bizimki gibi çok büyüktü<br />
<br />
Bilim insanları 70 bin yıl önce Doğu Afrika kökenli insanların Arap yarımadasına yayıldıklarını ve oradan  tüm Avrasya'ya dağıldıklarına inanıyorlar. İnsan Arabistan'a vardığında Avrasya'nın çoğu  insanlarca  tutulmuştu. Afrikalı göçmenler dünyaya yayıldıkça insanlara karışıp bugünkü insanlar ortaya çıktı insan Sapiens Ortadoğu ve Avrupa'ya ulaştığında Neandertallerle karşılaştı. Bu insanlar Sapiens'ten kaslıydı, beyinleri daha büyüktü ve soğuk iklimlere daha iyi adapte olmuştu aletleri vardı ateşi kullanabiliyorlar ve iyi avcılardı hasta ve yaşlılarına bakıyorlardı uzun yıllar ciddi fiziksel engellerle yaşayıp akrabalarına baktılar Neandertaller genellikle kaba saba ve aptal "mağara insanları" olarak karikatürize edilir<br />
<br />
<br />
Irk Karışımı Teorisi'ne göre, Sapiens Neandertal topraklarına yayılınca, iki insan birleşip birbirleriyle karıştılar.  Avrasyalılar saf Sapiens değil Sapiens ve Neandertallerin karışımıdır. Doğu Asya'ya ulaşan Sapiens'te oradaki yerli Erectus'la karışmıştır, Çinliler ve Koreliler Sapiens'le Erectus'un karışımıdır. Yerine Geçme Teorisi" başka bir kurgu anlatır: uyumsuzluk, tepki ve soykırım Sapiens ve insanların farklı anatomileri vardı çiftleşme alışkanlıkları ve vücut kokuları farklıydı,  birbirlerine cinsel ilgi düşüktü. Neandertal Romeo ile Sapiens Jülyet âşık olsalar bile çocuk yapamazlardı,  iki tür arasındaki genetik uçurum  büyüktü. iki tür birbirlerinden ayrışmıştı Neandertaller  ölünce veya öldürülünce, genleri de yok oldu Sapiens diğer türlerle karışmadan onların yerine geçti. günümüzdeki insanların tamamının soyu 70 bin yıl önce Güney Afrika'ya kadar götürülebilir. İnsan soyu Sapienslere dayanır Yerine Geçme teorisine göre yaşayan tüm insanlar aynı genetiğe sahiptir]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türk savunma sanayii ve teknoloji]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-turk-savunma-sanayii-ve-teknoloji</link>
			<pubDate>Wed, 23 May 2018 08:46:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32581">Murataltug</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-turk-savunma-sanayii-ve-teknoloji</guid>
			<description><![CDATA[Kaynak milli savunma.com <br />
<br />
ASELSAN TUFAN Elektromanyetik Top Sistemi <br />
<br />
*Klasik toplarda ve fırlatma sistemlerinde mühimmat patlamayla ateşleniyor. Elektromanyetik fırlatmada ise mühimmat  koruyucu kılıfla namluya konuluyor ve namluda oluşturulan elektromanyetik dalganın itme gücüyle fırlatılıyor. Elektromanyetik Top Sistemi, Darbe Güç Kaynağı, Fırlatma Yolu gibi temel bileşenlerden oluşuyor. ASELSAN Elektromanyetik Top Sistemi<br />
EMT teknolojilerine  2014 te öz  başladı. 2015 te ASELSAN TÜBİTAK desteğiyle çalışmalara devam etdi. EMT Sistemleriyle Tsk kimyasal konvansiyonel silahlara göre etkili silah sistemlerine sahip olacak. EMT çalışmaları için ASELSAN bünyesinde geliştirme laboratuvarı kuruldu.*ASELSAN nın geliştirdiği Elektromanyetik Top Sistemi testleri 2016 da başarı ile gerçekleştirildi. ASELSAN, EMT sistemi testini 2017 de sürdürdü. Saniyede hızı 2 bin ila 2 bin 500 metre, yani ses hızının 6 katını aşan sistem ile, hava aracı veya balistik füze gibi hedefler vurulabilecek. ASELSAN, geliştireceği ürünler ile dünyanın önde gelen üreticisi olmayı hedefliyor.<br />
<br />
*ASELSAN, IDEF’te dünyada  geliştirme safhasında olan elektromanyetik top tasarımını  sergiledi. TUFAN elektromanyetik top, mühimmat fırlatma ve  elektromanyetik teknolojisiyle uçak gemilerinden uçakların kalkış için fırlatmasında da kullanılabiliyor. ABD uçak gemilerinde sıkıştırılmış hava ile uçakları fırlatma yerine elektromanyetik fırlatmayı kullanacak. ASELSAN geliştirdiği elektromanyetik teknoloji ile  ses hızının 6 katına kadar çıkış hızıyla mühimmat fırlatmayı başardı.<br />
EMT sistemlerinde saniyede 2000-2500 metre çıkış hızıyla, 300 kilometre  mesafelere atış yapılabilecek , hava savunma sistemleri geliştirilecek Sistem klasik topların yanı sıra güdümlü-akıllı mühimmatlarda da kullanılacak  <br />
*aynı sistemde hem konvansiyonel top mühimmatı, hem de akıllı mühimmat atma imkanı bulunuyor. ASELSAN’ın 2014 te EMF teknolojisinin geliştirilmesi için  Ar- Ge başlattı TÜBİTAK desteğiyle çalışmalar genişletildi ve geliştirme laboratuvarı kuruldu Aselsan Elektromanyetik Top Sistemi, İDEF 2017 Uluslararası Savunma Sanayii Fuarında ilk kez sergilendi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kaynak milli savunma.com <br />
<br />
ASELSAN TUFAN Elektromanyetik Top Sistemi <br />
<br />
*Klasik toplarda ve fırlatma sistemlerinde mühimmat patlamayla ateşleniyor. Elektromanyetik fırlatmada ise mühimmat  koruyucu kılıfla namluya konuluyor ve namluda oluşturulan elektromanyetik dalganın itme gücüyle fırlatılıyor. Elektromanyetik Top Sistemi, Darbe Güç Kaynağı, Fırlatma Yolu gibi temel bileşenlerden oluşuyor. ASELSAN Elektromanyetik Top Sistemi<br />
EMT teknolojilerine  2014 te öz  başladı. 2015 te ASELSAN TÜBİTAK desteğiyle çalışmalara devam etdi. EMT Sistemleriyle Tsk kimyasal konvansiyonel silahlara göre etkili silah sistemlerine sahip olacak. EMT çalışmaları için ASELSAN bünyesinde geliştirme laboratuvarı kuruldu.*ASELSAN nın geliştirdiği Elektromanyetik Top Sistemi testleri 2016 da başarı ile gerçekleştirildi. ASELSAN, EMT sistemi testini 2017 de sürdürdü. Saniyede hızı 2 bin ila 2 bin 500 metre, yani ses hızının 6 katını aşan sistem ile, hava aracı veya balistik füze gibi hedefler vurulabilecek. ASELSAN, geliştireceği ürünler ile dünyanın önde gelen üreticisi olmayı hedefliyor.<br />
<br />
*ASELSAN, IDEF’te dünyada  geliştirme safhasında olan elektromanyetik top tasarımını  sergiledi. TUFAN elektromanyetik top, mühimmat fırlatma ve  elektromanyetik teknolojisiyle uçak gemilerinden uçakların kalkış için fırlatmasında da kullanılabiliyor. ABD uçak gemilerinde sıkıştırılmış hava ile uçakları fırlatma yerine elektromanyetik fırlatmayı kullanacak. ASELSAN geliştirdiği elektromanyetik teknoloji ile  ses hızının 6 katına kadar çıkış hızıyla mühimmat fırlatmayı başardı.<br />
EMT sistemlerinde saniyede 2000-2500 metre çıkış hızıyla, 300 kilometre  mesafelere atış yapılabilecek , hava savunma sistemleri geliştirilecek Sistem klasik topların yanı sıra güdümlü-akıllı mühimmatlarda da kullanılacak  <br />
*aynı sistemde hem konvansiyonel top mühimmatı, hem de akıllı mühimmat atma imkanı bulunuyor. ASELSAN’ın 2014 te EMF teknolojisinin geliştirilmesi için  Ar- Ge başlattı TÜBİTAK desteğiyle çalışmalar genişletildi ve geliştirme laboratuvarı kuruldu Aselsan Elektromanyetik Top Sistemi, İDEF 2017 Uluslararası Savunma Sanayii Fuarında ilk kez sergilendi]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atarca Yıldızlardan J1859-01]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-atarca-yildizlardan-j1859-01</link>
			<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 01:48:26 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32409">MahAs</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-atarca-yildizlardan-j1859-01</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çin'in dev radyo teleskobu ile iki atarca yıldız (pulsar) keşfettiği bildirildi.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/6ymoM0.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6ymoM0.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
Çin Ulusal Astronomi Gözlemevinden (NAOC) yapılan açıklamaya göre, ülkenin Guicou eyaletinde 500 metre çapındaki Tienyen (Gök Gözü) adı verilen Küresel Diyafram Radyo Teleskop (FAST) ile J1859-01 ve J1931-01 adlı iki atarca yıldız keşfedildi.<br />
<br />
İnşa edildikten sonra yaklaşık bir yıldır deneme sürecinde kullanılan Gök Gözü'nün keşfettiği yıldızların, Avustralya’da bulunan başka bir teleskop ile teyit edildiği belirtildi.Atarca yıldızlardan J1859-01’in dünyaya 16 bin ışık yılı, J1931-01’in de 4 bin 100 ışık yılı mesafede olduğu kaydedildi.<br />
<br />
Gök Gözü projesi yetkililerinden Pıng Bo, söz konusu dev teleskobun deneme sürecinin 3 ila 5 yıl süreceğini belirterek, Gök Gözü'nün birinci yılında yaptığı iki atarca keşfinin proje açısından heyecan verici olduğunu söyledi.<br />
<br />
Yapımına 2011'de başlanan Gök Gözü, bir milyar 200 milyon yuana (yaklaşık 180 milyon dolar) mal olmuş, daha doğru ve sağlıklı radyo sinyali alabilmesi için bulunduğu bölgenin 5 kilometre civarında yaşayan yaklaşık 8 bin kişi başka bölgelere tahliye edilmişti.Tienyen, Porto Riko'da bulunan 300 metre çapındaki Arecibo'yu geçerek dünyanın en büyük radyo teleskobu oldu. Teleskobun ölçme hızı da Arecibo'dan 10 kat daha fazla.<br />
<br />
AA</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çin'in dev radyo teleskobu ile iki atarca yıldız (pulsar) keşfettiği bildirildi.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/6ymoM0.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 6ymoM0.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
Çin Ulusal Astronomi Gözlemevinden (NAOC) yapılan açıklamaya göre, ülkenin Guicou eyaletinde 500 metre çapındaki Tienyen (Gök Gözü) adı verilen Küresel Diyafram Radyo Teleskop (FAST) ile J1859-01 ve J1931-01 adlı iki atarca yıldız keşfedildi.<br />
<br />
İnşa edildikten sonra yaklaşık bir yıldır deneme sürecinde kullanılan Gök Gözü'nün keşfettiği yıldızların, Avustralya’da bulunan başka bir teleskop ile teyit edildiği belirtildi.Atarca yıldızlardan J1859-01’in dünyaya 16 bin ışık yılı, J1931-01’in de 4 bin 100 ışık yılı mesafede olduğu kaydedildi.<br />
<br />
Gök Gözü projesi yetkililerinden Pıng Bo, söz konusu dev teleskobun deneme sürecinin 3 ila 5 yıl süreceğini belirterek, Gök Gözü'nün birinci yılında yaptığı iki atarca keşfinin proje açısından heyecan verici olduğunu söyledi.<br />
<br />
Yapımına 2011'de başlanan Gök Gözü, bir milyar 200 milyon yuana (yaklaşık 180 milyon dolar) mal olmuş, daha doğru ve sağlıklı radyo sinyali alabilmesi için bulunduğu bölgenin 5 kilometre civarında yaşayan yaklaşık 8 bin kişi başka bölgelere tahliye edilmişti.Tienyen, Porto Riko'da bulunan 300 metre çapındaki Arecibo'yu geçerek dünyanın en büyük radyo teleskobu oldu. Teleskobun ölçme hızı da Arecibo'dan 10 kat daha fazla.<br />
<br />
AA</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünya'nın On Katı Büyüklüğünde Gizli Gezegen]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-dunya-nin-on-kati-buyuklugunde-gizli-gezegen</link>
			<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 01:36:42 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32409">MahAs</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-dunya-nin-on-kati-buyuklugunde-gizli-gezegen</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güneş sistemimizin karanlık dış uçlarında "uzak kitlelerdeki yörüngeleri esneten ve muhtemelen bütün güneş sistemini bir yana doğru eğen" bir gezegen saklanıyor olabilir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/2EjDJq.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2EjDJq.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Dokuzuncu Gezegen’in ihtimali ile ilgili bir açıklamada bulundu: <br />
<br />
"Muhtemelen Dünya’nın on katı bir kütleye sahip ve Neptün’ün güneşe olan uzaklığının yirmi katı uzaklıkta olan, olası bir ’Dokuzuncu Gezegen.’ Hakkında bilgiye ulaşması zor olan konu hakkında, NASA tarafından yapılan açıklamada, "Genel olarak yalnızca yörüngesel ayak izleri gibi dolaylı belirtiler olsa da, yine de zorlu bir vaka" denildi.<br />
<br />
Gezegenin var olduğuna inanan bilim adamlarından, Pasadena, Kaliforniya’da bulunan Caltech’te görev alan astrofizikçi Konstantin Batygin’in ekibi konuyla ilgili bulgulara yaklaşıyor olabilir. Batygin açıklamasında, "Şu anda Dokuzuncu Gezegen’in varlığına işaret eden beş farklı gözlemsel çalışma yolu bulunuyor.<br />
 Eğer bu açıklamayı görmezden gelip Dokuzuncu Gezegen’in var olmadığını düşünürseniz, bu durum problemi çözmektense daha fazla sorun ortaya çıkarır. Birdenbire beş farklı bilmece oluşur ve her birine beş farklı çözüm sunmanız gerekir" dedi. <br />
<br />
Hürriyet</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Güneş sistemimizin karanlık dış uçlarında "uzak kitlelerdeki yörüngeleri esneten ve muhtemelen bütün güneş sistemini bir yana doğru eğen" bir gezegen saklanıyor olabilir.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/2EjDJq.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 2EjDJq.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Dokuzuncu Gezegen’in ihtimali ile ilgili bir açıklamada bulundu: <br />
<br />
"Muhtemelen Dünya’nın on katı bir kütleye sahip ve Neptün’ün güneşe olan uzaklığının yirmi katı uzaklıkta olan, olası bir ’Dokuzuncu Gezegen.’ Hakkında bilgiye ulaşması zor olan konu hakkında, NASA tarafından yapılan açıklamada, "Genel olarak yalnızca yörüngesel ayak izleri gibi dolaylı belirtiler olsa da, yine de zorlu bir vaka" denildi.<br />
<br />
Gezegenin var olduğuna inanan bilim adamlarından, Pasadena, Kaliforniya’da bulunan Caltech’te görev alan astrofizikçi Konstantin Batygin’in ekibi konuyla ilgili bulgulara yaklaşıyor olabilir. Batygin açıklamasında, "Şu anda Dokuzuncu Gezegen’in varlığına işaret eden beş farklı gözlemsel çalışma yolu bulunuyor.<br />
 Eğer bu açıklamayı görmezden gelip Dokuzuncu Gezegen’in var olmadığını düşünürseniz, bu durum problemi çözmektense daha fazla sorun ortaya çıkarır. Birdenbire beş farklı bilmece oluşur ve her birine beş farklı çözüm sunmanız gerekir" dedi. <br />
<br />
Hürriyet</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Uzaydan Sinyal Geldi: Üç İhtimal]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-uzaydan-sinyal-geldi-uc-ihtimal</link>
			<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 01:33:11 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32409">MahAs</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-uzaydan-sinyal-geldi-uc-ihtimal</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünya’ya 3 milyar ışık yılı uzaktaki bir cüce galaksiden güçlü ve tekrarlanan radyo sinyalleri alındı. <br />
Bilim insanları sinyallerin kara delikler veya nötron yıldızlarından geldiğine inansa da, UFO veya ‘bir başka uygarlık’tan sinyal gönderildiğine dair spekülasyonlar heyecan oluşturdu.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/rJEAJN.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: rJEAJN.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
Sputnik'te yer alan habere göre sinyaller, ünlü bilim insanı <span style="color: #000000;" class="mycode_color">Stephen Hawking </span>ile Rus milyarder Yuri Milner’in evrende başka hayat olup olmadığının araştırılması için 100 milyon dolara kurduğu ‘Breakthrough Listen’ adlı proje kapsamında tespit edildi. <br />
<br />
Proje kapsamındaki teleskop ağının, FRB (fast radio burst) adı verilen hızlı radyo dalgaları saptadığı açıklandı. Buna göre, 15 tane güçlü ve FRB tespit edildi.Son sinyaller de aynı kaynaktan geldi.<br />
2012 yılında da, yine dünyaya 3 milyar ışık yılı uzaktaki bir cüce galaksideki bir kaynaktan gelen yaklaşık iki düzine FRB saptanmıştı. Sinyallerin kaynağına ‘FRB 121102’ adı verilmişti. <br />
<br />
Araştırmayı yürüten astronomlar, son sinyallerin de aynı kaynaktan geldiğini ancak bu kez geçmiştekine kıyasla daha sık ve güçlü biçimde verildiğini belirtiyor.Dünya dışı teknoloji!Sinyallerin veriliş sebebinin bilinmemesi ise astronomi camiasında tartışma meydana getirdi.<br />
 Breakthrough Listen projesinde araştırmacı olan ve sinyallerin arttığını tespit eden Vishal Gajjar, kaynağın yeniden aktif hale geldiğini belirtip radyo dalgalarını ‘gizemli’ diye niteledi. Projenin direktörlerinden Andrew Siemion, sinyallerin ‘dünya dışı teknoloji’den veriliyor olma ihtimalini dışlamadı.<br />
 Harvard Üniversitesi’nden Peter Williams ise “Bu dalgaların nasıl oluştuğuna dair henüz tatmin edici bir açıklama yapabilen birini görmedim” dedi.<br />
<br />
risalehaber</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dünya’ya 3 milyar ışık yılı uzaktaki bir cüce galaksiden güçlü ve tekrarlanan radyo sinyalleri alındı. <br />
Bilim insanları sinyallerin kara delikler veya nötron yıldızlarından geldiğine inansa da, UFO veya ‘bir başka uygarlık’tan sinyal gönderildiğine dair spekülasyonlar heyecan oluşturdu.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/rJEAJN.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: rJEAJN.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
Sputnik'te yer alan habere göre sinyaller, ünlü bilim insanı <span style="color: #000000;" class="mycode_color">Stephen Hawking </span>ile Rus milyarder Yuri Milner’in evrende başka hayat olup olmadığının araştırılması için 100 milyon dolara kurduğu ‘Breakthrough Listen’ adlı proje kapsamında tespit edildi. <br />
<br />
Proje kapsamındaki teleskop ağının, FRB (fast radio burst) adı verilen hızlı radyo dalgaları saptadığı açıklandı. Buna göre, 15 tane güçlü ve FRB tespit edildi.Son sinyaller de aynı kaynaktan geldi.<br />
2012 yılında da, yine dünyaya 3 milyar ışık yılı uzaktaki bir cüce galaksideki bir kaynaktan gelen yaklaşık iki düzine FRB saptanmıştı. Sinyallerin kaynağına ‘FRB 121102’ adı verilmişti. <br />
<br />
Araştırmayı yürüten astronomlar, son sinyallerin de aynı kaynaktan geldiğini ancak bu kez geçmiştekine kıyasla daha sık ve güçlü biçimde verildiğini belirtiyor.Dünya dışı teknoloji!Sinyallerin veriliş sebebinin bilinmemesi ise astronomi camiasında tartışma meydana getirdi.<br />
 Breakthrough Listen projesinde araştırmacı olan ve sinyallerin arttığını tespit eden Vishal Gajjar, kaynağın yeniden aktif hale geldiğini belirtip radyo dalgalarını ‘gizemli’ diye niteledi. Projenin direktörlerinden Andrew Siemion, sinyallerin ‘dünya dışı teknoloji’den veriliyor olma ihtimalini dışlamadı.<br />
 Harvard Üniversitesi’nden Peter Williams ise “Bu dalgaların nasıl oluştuğuna dair henüz tatmin edici bir açıklama yapabilen birini görmedim” dedi.<br />
<br />
risalehaber</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Işık Ses Olarak Depolandı]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-isik-ses-olarak-depolandi</link>
			<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 01:29:36 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32409">MahAs</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-isik-ses-olarak-depolandi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayrıntıları "Nature Communications" dergisinde yayımlanan buluşun, verinin güvenli biçimde ışık hızında seyredebileceği süper hızlı bilgisayarların üretilmesini sağlayacağı düşünülüyor.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/Ey3XR8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Ey3XR8.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
Sydney Üniversitesi bilim adamlarının ışık verisini ses dalgası olarak depoladığı çipin, bakır içerikli camdan yapıldığı, bunun hem optik hem de akustik dalgalar için en ideal kılavuz görevi gördüğü belirtildi.<br />
<br />
Bilim adamları, oda sıcaklığında çalışan ve diğer bilgisayar içerikleri ile kullanılabilen çipin, fotonik devrelere kolayca entegre edilebileceğini vurguladı.IBM ve Intel gibi büyük teknoloji şirketlerinin yılladır ışığı ses olarak depolama üzerinde çalıştığı ancak bugüne kadar bunu başaramadığı ifade ediliyor.<br />
<br />
 AA</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ayrıntıları "Nature Communications" dergisinde yayımlanan buluşun, verinin güvenli biçimde ışık hızında seyredebileceği süper hızlı bilgisayarların üretilmesini sağlayacağı düşünülüyor.<br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/Ey3XR8.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: Ey3XR8.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
Sydney Üniversitesi bilim adamlarının ışık verisini ses dalgası olarak depoladığı çipin, bakır içerikli camdan yapıldığı, bunun hem optik hem de akustik dalgalar için en ideal kılavuz görevi gördüğü belirtildi.<br />
<br />
Bilim adamları, oda sıcaklığında çalışan ve diğer bilgisayar içerikleri ile kullanılabilen çipin, fotonik devrelere kolayca entegre edilebileceğini vurguladı.IBM ve Intel gibi büyük teknoloji şirketlerinin yılladır ışığı ses olarak depolama üzerinde çalıştığı ancak bugüne kadar bunu başaramadığı ifade ediliyor.<br />
<br />
 AA</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SXP 1062 Çift Yıldız Sistemindeki Nötron Yıldızı]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-sxp-1062-cift-yildiz-sistemindeki-notron-yildizi</link>
			<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 01:27:26 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32409">MahAs</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-sxp-1062-cift-yildiz-sistemindeki-notron-yildizi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ODTÜ'de bir grup fizikçi tarafından, evrendeki en yoğun cisimlerden olan SXP 1062 isimli çift yıldız sisteminde yer alan nötron yıldızının 18 dakika olan dönme periyodunda büyük bir kaymanın varlığı keşfedildi. <br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/POQy0Q.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: POQy0Q.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
Bilim dünyasında büyük heyecan yaratan ve literatüre giren bu keşif ile çift yıldızın hem periyodu hem de yıldız içindeki yoğun maddeye ilişkin şifreler çözülmüş oldu.<br />
<br />
ODTÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Altan Baykal <span style="color: #000000;" class="mycode_color">yakıtları tükenen yüksek kütleli yıldızların büyük bir patlama yaptığını ve bu sırada yeni bir gök cisminin oluştuğunu</span> anlattı. Bu cismin, bir beyaz cüce, nötron yıldızı veya kara delik olabileceğini belirten Baykal, bu şekilde oluşan nötron yıldızlarının çok güçlü manyetik alanlarının bulunduğunu ifade etti. <br />
<br />
Gözlemsel olarak ilk defa 1968 yılında keşfedilen nötron yıldızlarının yaklaşık 10 kilometre çapında olduğunu ve 1 kilometreden daha ince olan kabuklarının altında süperakışkan bir sıvının bulunduğunu dile getiren Baykal, ODTÜ'de X-ışını uyduları tarafından gözlenmiş arşiv verilerini kullanarak bir tür nötron yıldızı ile ilgili analizler yaptıklarını bildirdi. <br />
Üç yıl süren gözlemler sonucunda bir çift yıldız sistemindeki bir bileşen olan SXP 1062 isimli nötron yıldızının yörünge periyodunu bulduklarını belirten Baykal, <br />
"Gözlemlerimiz sonucu bu nötron yıldızının yörünge periyodunu 656 gün olarak bulduk. Zamanlama analizlerinde 18 dakika olan kaynağın dönme periyodunda büyük bir kayma gördük." bilgisini paylaştı.<br />
<br />
"İlk defa keşfetmiş olduk"<br />
Daha önce bilim literatüründe, dönme periyodunda kayma gösteren bu yıldızların tek başına nötron yıldızları oldukları bilgisinin bulunduğunu aktaran Baykal, şu bilgileri aktardı:<br />
<br />
"Ama yaptığımız analizlerde, çift yıldızlardaki nötron yıldızlarından birinde ilk defa İngilizce'de 'glitch' denilen bir kaymayı tespit etmiş olduk. Astronomide X-ışını salan çift yıldızlar, 1973'ten beri uydularla gözleniyor. Bu tarihten bu yana ilk defa ODTÜ ekibi olarak bizler, çift yıldız sistemindeki bir kaynağın kendi etrafında dönme periyodunda büyük bir kayma keşfetmiş olduk. Bu kayma, laboratuvar ortamında gözlenemeyen yıldızın içindeki yoğun maddenin kabuğu ile etkileşmesinden kaynaklanıyor. Bunu deprem gibi düşünebiliriz ancak bu yıldızda olduğu gibi zaman periyodunda ani bir kayma meydana geliyor." Dünya genelinde astronomide bilim insanlarının nötron yıldızlarına ilişkin pek çok keşif peşinde olduklarını vurgulayan Baykal, nötron yıldızının merkezinden gelen bu kaymanın daha önce bilim dünyasında sır olduğunu bildirdi.<br />
<br />
AA</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ODTÜ'de bir grup fizikçi tarafından, evrendeki en yoğun cisimlerden olan SXP 1062 isimli çift yıldız sisteminde yer alan nötron yıldızının 18 dakika olan dönme periyodunda büyük bir kaymanın varlığı keşfedildi. <br />
<br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><img src="https://i.hizliresim.com/POQy0Q.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: POQy0Q.jpg]" class="mycode_img" /></div>
<br />
Bilim dünyasında büyük heyecan yaratan ve literatüre giren bu keşif ile çift yıldızın hem periyodu hem de yıldız içindeki yoğun maddeye ilişkin şifreler çözülmüş oldu.<br />
<br />
ODTÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Altan Baykal <span style="color: #000000;" class="mycode_color">yakıtları tükenen yüksek kütleli yıldızların büyük bir patlama yaptığını ve bu sırada yeni bir gök cisminin oluştuğunu</span> anlattı. Bu cismin, bir beyaz cüce, nötron yıldızı veya kara delik olabileceğini belirten Baykal, bu şekilde oluşan nötron yıldızlarının çok güçlü manyetik alanlarının bulunduğunu ifade etti. <br />
<br />
Gözlemsel olarak ilk defa 1968 yılında keşfedilen nötron yıldızlarının yaklaşık 10 kilometre çapında olduğunu ve 1 kilometreden daha ince olan kabuklarının altında süperakışkan bir sıvının bulunduğunu dile getiren Baykal, ODTÜ'de X-ışını uyduları tarafından gözlenmiş arşiv verilerini kullanarak bir tür nötron yıldızı ile ilgili analizler yaptıklarını bildirdi. <br />
Üç yıl süren gözlemler sonucunda bir çift yıldız sistemindeki bir bileşen olan SXP 1062 isimli nötron yıldızının yörünge periyodunu bulduklarını belirten Baykal, <br />
"Gözlemlerimiz sonucu bu nötron yıldızının yörünge periyodunu 656 gün olarak bulduk. Zamanlama analizlerinde 18 dakika olan kaynağın dönme periyodunda büyük bir kayma gördük." bilgisini paylaştı.<br />
<br />
"İlk defa keşfetmiş olduk"<br />
Daha önce bilim literatüründe, dönme periyodunda kayma gösteren bu yıldızların tek başına nötron yıldızları oldukları bilgisinin bulunduğunu aktaran Baykal, şu bilgileri aktardı:<br />
<br />
"Ama yaptığımız analizlerde, çift yıldızlardaki nötron yıldızlarından birinde ilk defa İngilizce'de 'glitch' denilen bir kaymayı tespit etmiş olduk. Astronomide X-ışını salan çift yıldızlar, 1973'ten beri uydularla gözleniyor. Bu tarihten bu yana ilk defa ODTÜ ekibi olarak bizler, çift yıldız sistemindeki bir kaynağın kendi etrafında dönme periyodunda büyük bir kayma keşfetmiş olduk. Bu kayma, laboratuvar ortamında gözlenemeyen yıldızın içindeki yoğun maddenin kabuğu ile etkileşmesinden kaynaklanıyor. Bunu deprem gibi düşünebiliriz ancak bu yıldızda olduğu gibi zaman periyodunda ani bir kayma meydana geliyor." Dünya genelinde astronomide bilim insanlarının nötron yıldızlarına ilişkin pek çok keşif peşinde olduklarını vurgulayan Baykal, nötron yıldızının merkezinden gelen bu kaymanın daha önce bilim dünyasında sır olduğunu bildirdi.<br />
<br />
AA</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>