<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - Makaleler]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 15:46:16 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Gerçek Dost Kimdir]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-gercek-dost-kimdir</link>
			<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 15:00:58 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35298">BAŞSEFİR</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-gercek-dost-kimdir</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">GERÇEK DOST KİMDİR</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #141414;" class="mycode_color">Yürüdüğünüz her yolda ne ayağınıza çelme takar, ne de sizi geçmeye çalışır. Yolundaki tehlike diken dahi olsa elleriyle ayıtlar, Geri döndüğünde elini sırtında hissedersin, Yorulduğunda koluna girer, Varlığını hissettirmez çoğu zaman, düştüğünüzde tutunca anlarsınız hepyanınızda olduğunu, Arkanızdan sizi çekiştirmez, kimseye de laf söyletmez, Gerçek Dost onun isteğini kendi isteklerine tercih etmektir, Elinde bir lokma dahi olsa yarısını bölüp ona vermektir, Kardeş gibidir Gerçek Dost, Dostu için en güzelini isteyendir, Kusurları Rabb'in rızası için görmemezlikten gelen, yanlışı varsa düzeltmeye çalışandır, Gerçek Dost ne kalp kıran, ne de kalbi kırılacak olandır.</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"> </span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">GERÇEK DOST KİMDİR</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #141414;" class="mycode_color">Yürüdüğünüz her yolda ne ayağınıza çelme takar, ne de sizi geçmeye çalışır. Yolundaki tehlike diken dahi olsa elleriyle ayıtlar, Geri döndüğünde elini sırtında hissedersin, Yorulduğunda koluna girer, Varlığını hissettirmez çoğu zaman, düştüğünüzde tutunca anlarsınız hepyanınızda olduğunu, Arkanızdan sizi çekiştirmez, kimseye de laf söyletmez, Gerçek Dost onun isteğini kendi isteklerine tercih etmektir, Elinde bir lokma dahi olsa yarısını bölüp ona vermektir, Kardeş gibidir Gerçek Dost, Dostu için en güzelini isteyendir, Kusurları Rabb'in rızası için görmemezlikten gelen, yanlışı varsa düzeltmeye çalışandır, Gerçek Dost ne kalp kıran, ne de kalbi kırılacak olandır.</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"> </span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir Ananaın Mektubu]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-bir-ananain-mektubu</link>
			<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 15:00:09 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35298">BAŞSEFİR</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-bir-ananain-mektubu</guid>
			<description><![CDATA[BİR ANANIN MEKTUBU<br />
<br />
Benim adım Zübeyde. Yarım asrı aşkın bir yaşım var. Bu güne kadar ailecek namusumuzla, gururumuzla, bize vatan olan Türkiye’de bulunmanın onuruyla yaşadık. Vatandaşlık görevimizi tam olarak yaptık, yapmaya çalıştık. 4 evlat sahibiyim. En küçük ve tek oğlum Fatih henüz 20 yaşında, fiziğiyle ahlakıyla dikkat çeken bir çocuktu. Vatan sevgisi ile doluydu yüreği. Onun için de gönlünde yatan tek meslek askerlikti. Hava harp Okulunda bilgisayar mühendisliği okuyordu.<br />
14 Temmuz günü her zamanki olağan günü geçirdikten sonra yatmışlar. Gece gelen bir emirle kalkmışlar. Bir talim olacağı söylenmiş. Zaman zaman yapıldığı için hiç şüphelenmeden belirtilen yerde toplanmışlar. Komutanların asıl hedefi hepsini almak olsa da yeterli yer olmadığı içim isimler okunarak seçilmiş, oğlumun da içinde olduğu asker öğrenciler yola çıkmışlar. Ne zaman ki İstanbul yoluna gittiğini fark etmişler, saygı çerçevesinde sorgulamaya başlamışlar komutanları onları susturmuş. Ta ki köprünün başında durana dek ne olduğunu bile bilmiyorlarmış. Otobüsün önü bin küsur sivil halk tarafından kapatılmış. Komutan ateş emrini vermiş ama öğrenciler itiraz ederek emri dinlememişler. Komutan havaya ateş ederek halkı dağıtmaya çalışmış. Tam o sıralarda kargo kamyonlarından ellerinde silahlar, bombalar olan başka siviller çıkmış. Rastgele ateş etmeye başlamışlar. Öğrencilerin bulunduğu otobüs alev almış. Çocuklar dışarı çıkmaya mecbur kalmışlar. Otobüsün arkasına saklanmaya çalışırken iki arkadaşları halk tarafından linç edilmiş. Bir kısım arkadaşları da yaralanmış. Bu gencecik çocuklar gördüklerinden sonra iyice korkmaya başlamışlar. Kendilerini komutanlarının gelip kurtaracaklarını düşünürken iki komutanın darbe girişimi hakkında konuştuklarını duymuşlar. Polise teslim olmaya karar vermişler.<br />
Götürüldükleri yerde yeniden aynı şoka uğramışlar. Kimseye silah çekmeyen, sivil halkı korumak için okuldan atılma pahasına da olsa komutanlarına bile karşı koyan bu çocuklar gözaltında kaldıkları süre içinde işkenceye tabi tutulmuş. 3 gün yemek ve su verilmemiş. Daha sonra tutuklanma kararı çıkmış ve Silivri cezaevine gönderilmişler. Üstünden aylar geçtiği halde yargılanmaları yapılmamış, birçok mağduriyet içinde sonlarını beklemekteler.<br />
Bunlar çocuğumun ve diğer çocukların ailelerine anlattıklarından aklımda kalanlardır.<br />
Şimdi ne kadar zor olsa da düşüncelerimi, duygularımı, isteklerimi dile getirmeye çalışacağım. Evet, zor, zira duygularımı anlatacak kelimeler yok, bulamıyorum. Hüzün desem yetersiz, kaygı desem yetersiz, üzüntü desem yetersiz… Oğlumun suçlu olduğuna inanmıyorum, onun için hislerimi anlatmaktan acizim. Onu tanıyan kimse de inanmıyor. Doğduğundan beri vatan aşkıyla ve İslam’ın gerektirdiği gibi yetiştirdik onu. Bu güne kadar tek bir yanlışı olmadı ne bize ne de tanıdıklarımıza karşı. Anlattıklarına inanıyoruz zira şimdiye kadar yalan da söylemedi. Üstelik oğlum ve arkadaşları henüz çocukluktan çıkmış birer öğrenciydi. Askerliğin olmazsa olmazı emirlere uymaktı, kaldı ki yapılanın yanlış olduğuna kanaat getirdiklerinde verilen emre karşı koymuşlar ve sivil halka tek bir mermi bile sıkmamışlar. Karşı durmadan emniyet görevlilerine teslim olmuşlar. Kim inanır bu çocukların suçlu olduğuna.<br />
Şimdiye kadar hiçbir örgüte, cemaate, tarikata bağlı olmadık. Bize yetecek kadar bildiğimiz bir inancımız vardı, elimizden geldiğince onu yaptık. Cemaat üyesi oldukları söyleniyor, yalan, iftira! Kaldı ki ülkeyi yönetenler bile bir zaman aldandıklarını açıkça söylerken gencecik çocukların, cahil halkın kandırılmış olması daha olası değil mi? Neden onlar ceza çekmek zorunda kalıyorlar? Kandırılmak bir suç ise önce kandıranları ( elebaşlarını) sonra da ülkeyi idare edenleri cezalandırsınlar.<br />
Bu çocukların bir okul dönemini harcadılar, okulları kapatıldı belki gelecekleri de harcanacak. Adil bir yargılama yapılsa tahliye olacaklarından eminiz. Gencecik delikanlıların bilincine korkuyu, şüpheyi, güvensizliği işlediler. Serbest kalsalar bile ne kadar sağlıklı düşünen bir nesil olacaklar? Sadece bekletiliyorlar, yargılanmıyorlar da. Onlar korku içinde, aileleri olarak bizler de kaygı içindeyiz. Bizi bu durumdan bir nebze kurtaracak olan şey yargılanmaları ve gerçek adaletin tecellisidir.<br />
Mağdur yokmuş… Mağdur da var, mazlum da var, vatan hainleri de… Mağdur; aileler, mazlum; sadece asker oldukları için karşı koyamayıp gittikleri için öğrenciler, hainlerse bu olayları tezgâhlayıp uygulamaya koyanlardır.<br />
Arzumuz ve dileğimiz suçluların yakalanması ve mazlumların alınlarındaki hain damgasının silinmesidir.<br />
<br />
AFET İNCE KIRAT]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BİR ANANIN MEKTUBU<br />
<br />
Benim adım Zübeyde. Yarım asrı aşkın bir yaşım var. Bu güne kadar ailecek namusumuzla, gururumuzla, bize vatan olan Türkiye’de bulunmanın onuruyla yaşadık. Vatandaşlık görevimizi tam olarak yaptık, yapmaya çalıştık. 4 evlat sahibiyim. En küçük ve tek oğlum Fatih henüz 20 yaşında, fiziğiyle ahlakıyla dikkat çeken bir çocuktu. Vatan sevgisi ile doluydu yüreği. Onun için de gönlünde yatan tek meslek askerlikti. Hava harp Okulunda bilgisayar mühendisliği okuyordu.<br />
14 Temmuz günü her zamanki olağan günü geçirdikten sonra yatmışlar. Gece gelen bir emirle kalkmışlar. Bir talim olacağı söylenmiş. Zaman zaman yapıldığı için hiç şüphelenmeden belirtilen yerde toplanmışlar. Komutanların asıl hedefi hepsini almak olsa da yeterli yer olmadığı içim isimler okunarak seçilmiş, oğlumun da içinde olduğu asker öğrenciler yola çıkmışlar. Ne zaman ki İstanbul yoluna gittiğini fark etmişler, saygı çerçevesinde sorgulamaya başlamışlar komutanları onları susturmuş. Ta ki köprünün başında durana dek ne olduğunu bile bilmiyorlarmış. Otobüsün önü bin küsur sivil halk tarafından kapatılmış. Komutan ateş emrini vermiş ama öğrenciler itiraz ederek emri dinlememişler. Komutan havaya ateş ederek halkı dağıtmaya çalışmış. Tam o sıralarda kargo kamyonlarından ellerinde silahlar, bombalar olan başka siviller çıkmış. Rastgele ateş etmeye başlamışlar. Öğrencilerin bulunduğu otobüs alev almış. Çocuklar dışarı çıkmaya mecbur kalmışlar. Otobüsün arkasına saklanmaya çalışırken iki arkadaşları halk tarafından linç edilmiş. Bir kısım arkadaşları da yaralanmış. Bu gencecik çocuklar gördüklerinden sonra iyice korkmaya başlamışlar. Kendilerini komutanlarının gelip kurtaracaklarını düşünürken iki komutanın darbe girişimi hakkında konuştuklarını duymuşlar. Polise teslim olmaya karar vermişler.<br />
Götürüldükleri yerde yeniden aynı şoka uğramışlar. Kimseye silah çekmeyen, sivil halkı korumak için okuldan atılma pahasına da olsa komutanlarına bile karşı koyan bu çocuklar gözaltında kaldıkları süre içinde işkenceye tabi tutulmuş. 3 gün yemek ve su verilmemiş. Daha sonra tutuklanma kararı çıkmış ve Silivri cezaevine gönderilmişler. Üstünden aylar geçtiği halde yargılanmaları yapılmamış, birçok mağduriyet içinde sonlarını beklemekteler.<br />
Bunlar çocuğumun ve diğer çocukların ailelerine anlattıklarından aklımda kalanlardır.<br />
Şimdi ne kadar zor olsa da düşüncelerimi, duygularımı, isteklerimi dile getirmeye çalışacağım. Evet, zor, zira duygularımı anlatacak kelimeler yok, bulamıyorum. Hüzün desem yetersiz, kaygı desem yetersiz, üzüntü desem yetersiz… Oğlumun suçlu olduğuna inanmıyorum, onun için hislerimi anlatmaktan acizim. Onu tanıyan kimse de inanmıyor. Doğduğundan beri vatan aşkıyla ve İslam’ın gerektirdiği gibi yetiştirdik onu. Bu güne kadar tek bir yanlışı olmadı ne bize ne de tanıdıklarımıza karşı. Anlattıklarına inanıyoruz zira şimdiye kadar yalan da söylemedi. Üstelik oğlum ve arkadaşları henüz çocukluktan çıkmış birer öğrenciydi. Askerliğin olmazsa olmazı emirlere uymaktı, kaldı ki yapılanın yanlış olduğuna kanaat getirdiklerinde verilen emre karşı koymuşlar ve sivil halka tek bir mermi bile sıkmamışlar. Karşı durmadan emniyet görevlilerine teslim olmuşlar. Kim inanır bu çocukların suçlu olduğuna.<br />
Şimdiye kadar hiçbir örgüte, cemaate, tarikata bağlı olmadık. Bize yetecek kadar bildiğimiz bir inancımız vardı, elimizden geldiğince onu yaptık. Cemaat üyesi oldukları söyleniyor, yalan, iftira! Kaldı ki ülkeyi yönetenler bile bir zaman aldandıklarını açıkça söylerken gencecik çocukların, cahil halkın kandırılmış olması daha olası değil mi? Neden onlar ceza çekmek zorunda kalıyorlar? Kandırılmak bir suç ise önce kandıranları ( elebaşlarını) sonra da ülkeyi idare edenleri cezalandırsınlar.<br />
Bu çocukların bir okul dönemini harcadılar, okulları kapatıldı belki gelecekleri de harcanacak. Adil bir yargılama yapılsa tahliye olacaklarından eminiz. Gencecik delikanlıların bilincine korkuyu, şüpheyi, güvensizliği işlediler. Serbest kalsalar bile ne kadar sağlıklı düşünen bir nesil olacaklar? Sadece bekletiliyorlar, yargılanmıyorlar da. Onlar korku içinde, aileleri olarak bizler de kaygı içindeyiz. Bizi bu durumdan bir nebze kurtaracak olan şey yargılanmaları ve gerçek adaletin tecellisidir.<br />
Mağdur yokmuş… Mağdur da var, mazlum da var, vatan hainleri de… Mağdur; aileler, mazlum; sadece asker oldukları için karşı koyamayıp gittikleri için öğrenciler, hainlerse bu olayları tezgâhlayıp uygulamaya koyanlardır.<br />
Arzumuz ve dileğimiz suçluların yakalanması ve mazlumların alınlarındaki hain damgasının silinmesidir.<br />
<br />
AFET İNCE KIRAT]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir Yudum Sevgi]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-bir-yudum-sevgi--67712</link>
			<pubDate>Thu, 21 Nov 2024 14:36:18 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35201">Kartal15</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-bir-yudum-sevgi--67712</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR YUDUM SEVGİ</span><br />
</span><br />
</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Tesvikiye'de dolasiyordum. Yarim saat bos vaktim vardi. Hava çok güzeldi. Kisacasi piril piril keyifli bir gündü. Yürüdügüm kaldirimin karsisindaki kaldirimda yasli bir beyefendi dikkatimi çekti.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ileri yasina ragmen sik giyimli ve bakimliydi. Seksen yaslarinda olmaliydi. Oldukça zor yürüyordu. Sik bir baston ona yürürken destek oluyordu. Birden içimde önüne geçilmez bir istek uyandi. Zor yürüdügü için yardim etmek istedim. Sanirim büyükbaba ve dedemi çok erken yaslarda kaybetmis olmak ve onlarla dede-torun birlikteligini, paylasimini hiç yasayamamis olmak içimde ukde kalmis. Hemen karsi kaldirima geçtim ve onu ürkütmeden koluna girdim.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Böyle güzel bir havada sizin gibi yakisikli bir beyefendiyle biraz yürümeme izin verir misiniz?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Çok sasirdi. Durdu ve bana dikkatlice bakti. Bunun üzerine, ona sansli gününde oldugunu, bir Pazar ögleden sonrasinda benim gibi hos bir hanimla kol kola dolasmayi reddetmeyecegini düsündügümü söyledim. Gülümsedi ve bana;</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Sen gerçek misin? Yoksa gökten mi indin? Malum yasim ilerledi. dedi.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Sonra o benim koluma girdi. Birlikte çok yavas adimlarla yürümeye basladik.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">O kadar seker, o kadar hossohbet bir insandi ki anlatamam. 96 yasinda oldugu söylemekle basladi sohbete. O andan itibaren araya girmeye çalissam da hiçbir sey söyleyemiyordum. Sanki uzun</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">zamandir konusmuyordu. Büyük bir keyifle anlatiyordu. Atatürk'le basladi söze. Onun ne kadar özel, ne kadar kiymetli bir insan oldugundan, Inönü ile silah arkadasi olduguna,Istiklâl madalyalarina kadar anlatti. Ara ara durup bana gülümsüyordu. Sonra dedi ki;</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Eskiden mümkün müydü böyle bir kizla kol kola sokakta yürüyelim? Türk kizlariyla asla. Ancak yabanci kizlarla olurdu. Ve basladi daha keyifli bir ses tonuyla anlatmaya. Eskiden çok büyük isler basardigini, taninmis ve basarili bir isadami oldugunu ama tüm bunlara kendini kaptirmadan çalisirken ayni zamanda da hayatini yasadiginu anlatti.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Hayat keyiftir. dedi.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Bu hayatin sadece kendimizin oldugunu, baskalarinin hayatlarini yasamanin veya baskalari için yasamanin yanlis oldugunu söyledi;</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Ben disa dönük bir insan oldum hayatim boyu. Dans benim için çok önemliydi. Esim evinde yasamayi severdi. O böyle diye ben isteklerimden vazgeçmedim. Onu da bana uymak için zorlamadim. Çünkü o da onun tercihiydi ve kendi hayatiydi. Birlikte mutluyduk ama kendi hayatlarimizi yasadik. Ben hep dansa gittim arkadaslarimla. Çok gezdim, çok eglendim. Laf aramizda çok yakisikliydim.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ben de kendisine hâlâ yakisikli bir beyefendi oldugunu söyleyince elimi öptü. Gözlerim doldu o anda. Hemen sonra bana Fransizca bir sarki söylemeye basladi. Nasil hayat dolu,nasil kendi kendini mutlu edebilmis bir insan diye düsünürken durdu ve;</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Hayatta mutlu olacak hep birseyler bulmusumdur. Zorluklarun üstesinden dertlenerek degil, kabul ederek, onu geride birakarak ve böylece daha kolay çözerek gelmisimdir. 96 yasindayim ama kalbim hâlâ çok genç, dedi.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Bayildim bu yürüyüse, 3 dakikalik yolu 20 dakikada geldik ama birçok hayat dersi aldim. Koca bir hayati sadece çalisarak ve savasarak geçirmemis, her anindan mutlu olacak bir seyler bulmus. Keyif almis. Anlatacak ne çok güzel hikâyesi var. Böyle yasadigi için de genç kalmis. Yasitlari hayatta degil.O</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">hâlâ yalniz basina yürüyüse çikiyor. Tesvikiye Karakolu'nun önüne geldik. Muhitinde herkes bu beyefendiyi</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">taniyor ve hürmet ediyordu. Nöbetçi polislere döndü ve övünerek beni gösterdi.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">-Bakin ne buldum. Bugün sansli günümdeyim.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Evine kadar götürdüm. Istiklâl madalyalarini ve gençlik yillarina ait birkaç fotografi göstermek için çok israr etti. Vaktim kalmamisti ama onu kiramadim. Peki dedigimde gözlerindeki isiltiyi görmeliydiniz. Keyifle ve özenle açti kutulari ve paylasti yillarini benimle. Telefonlarimizi verdik birbirimize. Beni manevi torunu</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">kabul etmesini ve onun da benim manevi dedem olmasini istedim. Beni kucakladi. Ayrildik. Iki gün geçti ve beni telefonla aradi.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Hayal mi gördüm, sen gerçek miydin diye kontrol etmeye aradim, dedi. Benim onu çok mutlu ettigimi, beni çok sevdigini ve özledigini söyledi.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Bir gün bulusup bir kahve içelim" dedim.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Bana yetmez, dansa gidelim." dedi.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Kahkahalarimi ve onun kahkahalarini duymaliydiniz. Iki-üç güne kadar kendisini arayacagimi söyledim. Bu iki-üç günün hayatinin en uzun zamani olacagini söyledi. Bu son cümlesi kalbime yapisti. Böylece,</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ögrendim ki; paylasmanin sevgi alisverisinin yasi yokmus. Benden 62 yas büyük biri ile de arkadas olunabilirmis.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ögrendim ki, pozitif düsünce gücü bastonla yürüyen birine bile dans etme istegi verebilirmis.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ögrendim ki, çalismak amaç degil, daha iyi, daha keyifli yasam için bir araçmis.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ögrendim ki, bir insani iyi hissettirmek çok kolaymis.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ögrendim ki, birbirimize verecegimiz minicik bir sevgi, biraz ilgi bize kocaman bir sekilde geri dönüsüyormus</span></span><br />
<br />
</span></span></span></span><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Refik ERSOY</span></span></span></span></span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİR YUDUM SEVGİ</span><br />
</span><br />
</span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Tesvikiye'de dolasiyordum. Yarim saat bos vaktim vardi. Hava çok güzeldi. Kisacasi piril piril keyifli bir gündü. Yürüdügüm kaldirimin karsisindaki kaldirimda yasli bir beyefendi dikkatimi çekti.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ileri yasina ragmen sik giyimli ve bakimliydi. Seksen yaslarinda olmaliydi. Oldukça zor yürüyordu. Sik bir baston ona yürürken destek oluyordu. Birden içimde önüne geçilmez bir istek uyandi. Zor yürüdügü için yardim etmek istedim. Sanirim büyükbaba ve dedemi çok erken yaslarda kaybetmis olmak ve onlarla dede-torun birlikteligini, paylasimini hiç yasayamamis olmak içimde ukde kalmis. Hemen karsi kaldirima geçtim ve onu ürkütmeden koluna girdim.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Böyle güzel bir havada sizin gibi yakisikli bir beyefendiyle biraz yürümeme izin verir misiniz?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Çok sasirdi. Durdu ve bana dikkatlice bakti. Bunun üzerine, ona sansli gününde oldugunu, bir Pazar ögleden sonrasinda benim gibi hos bir hanimla kol kola dolasmayi reddetmeyecegini düsündügümü söyledim. Gülümsedi ve bana;</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Sen gerçek misin? Yoksa gökten mi indin? Malum yasim ilerledi. dedi.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Sonra o benim koluma girdi. Birlikte çok yavas adimlarla yürümeye basladik.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">O kadar seker, o kadar hossohbet bir insandi ki anlatamam. 96 yasinda oldugu söylemekle basladi sohbete. O andan itibaren araya girmeye çalissam da hiçbir sey söyleyemiyordum. Sanki uzun</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">zamandir konusmuyordu. Büyük bir keyifle anlatiyordu. Atatürk'le basladi söze. Onun ne kadar özel, ne kadar kiymetli bir insan oldugundan, Inönü ile silah arkadasi olduguna,Istiklâl madalyalarina kadar anlatti. Ara ara durup bana gülümsüyordu. Sonra dedi ki;</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Eskiden mümkün müydü böyle bir kizla kol kola sokakta yürüyelim? Türk kizlariyla asla. Ancak yabanci kizlarla olurdu. Ve basladi daha keyifli bir ses tonuyla anlatmaya. Eskiden çok büyük isler basardigini, taninmis ve basarili bir isadami oldugunu ama tüm bunlara kendini kaptirmadan çalisirken ayni zamanda da hayatini yasadiginu anlatti.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Hayat keyiftir. dedi.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Bu hayatin sadece kendimizin oldugunu, baskalarinin hayatlarini yasamanin veya baskalari için yasamanin yanlis oldugunu söyledi;</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Ben disa dönük bir insan oldum hayatim boyu. Dans benim için çok önemliydi. Esim evinde yasamayi severdi. O böyle diye ben isteklerimden vazgeçmedim. Onu da bana uymak için zorlamadim. Çünkü o da onun tercihiydi ve kendi hayatiydi. Birlikte mutluyduk ama kendi hayatlarimizi yasadik. Ben hep dansa gittim arkadaslarimla. Çok gezdim, çok eglendim. Laf aramizda çok yakisikliydim.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ben de kendisine hâlâ yakisikli bir beyefendi oldugunu söyleyince elimi öptü. Gözlerim doldu o anda. Hemen sonra bana Fransizca bir sarki söylemeye basladi. Nasil hayat dolu,nasil kendi kendini mutlu edebilmis bir insan diye düsünürken durdu ve;</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Hayatta mutlu olacak hep birseyler bulmusumdur. Zorluklarun üstesinden dertlenerek degil, kabul ederek, onu geride birakarak ve böylece daha kolay çözerek gelmisimdir. 96 yasindayim ama kalbim hâlâ çok genç, dedi.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Bayildim bu yürüyüse, 3 dakikalik yolu 20 dakikada geldik ama birçok hayat dersi aldim. Koca bir hayati sadece çalisarak ve savasarak geçirmemis, her anindan mutlu olacak bir seyler bulmus. Keyif almis. Anlatacak ne çok güzel hikâyesi var. Böyle yasadigi için de genç kalmis. Yasitlari hayatta degil.O</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">hâlâ yalniz basina yürüyüse çikiyor. Tesvikiye Karakolu'nun önüne geldik. Muhitinde herkes bu beyefendiyi</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">taniyor ve hürmet ediyordu. Nöbetçi polislere döndü ve övünerek beni gösterdi.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">-Bakin ne buldum. Bugün sansli günümdeyim.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Evine kadar götürdüm. Istiklâl madalyalarini ve gençlik yillarina ait birkaç fotografi göstermek için çok israr etti. Vaktim kalmamisti ama onu kiramadim. Peki dedigimde gözlerindeki isiltiyi görmeliydiniz. Keyifle ve özenle açti kutulari ve paylasti yillarini benimle. Telefonlarimizi verdik birbirimize. Beni manevi torunu</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">kabul etmesini ve onun da benim manevi dedem olmasini istedim. Beni kucakladi. Ayrildik. Iki gün geçti ve beni telefonla aradi.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Hayal mi gördüm, sen gerçek miydin diye kontrol etmeye aradim, dedi. Benim onu çok mutlu ettigimi, beni çok sevdigini ve özledigini söyledi.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Bir gün bulusup bir kahve içelim" dedim.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">- Bana yetmez, dansa gidelim." dedi.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Kahkahalarimi ve onun kahkahalarini duymaliydiniz. Iki-üç güne kadar kendisini arayacagimi söyledim. Bu iki-üç günün hayatinin en uzun zamani olacagini söyledi. Bu son cümlesi kalbime yapisti. Böylece,</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ögrendim ki; paylasmanin sevgi alisverisinin yasi yokmus. Benden 62 yas büyük biri ile de arkadas olunabilirmis.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ögrendim ki, pozitif düsünce gücü bastonla yürüyen birine bile dans etme istegi verebilirmis.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ögrendim ki, çalismak amaç degil, daha iyi, daha keyifli yasam için bir araçmis.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ögrendim ki, bir insani iyi hissettirmek çok kolaymis.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Ögrendim ki, birbirimize verecegimiz minicik bir sevgi, biraz ilgi bize kocaman bir sekilde geri dönüsüyormus</span></span><br />
<br />
</span></span></span></span><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Refik ERSOY</span></span></span></span></span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Birlikte Ayrılık]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-birlikte-ayrilik--67711</link>
			<pubDate>Thu, 21 Nov 2024 14:28:17 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35201">Kartal15</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-birlikte-ayrilik--67711</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİRLİKTE AYRILIK<br />
</span></span></span></span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color">Birbirlerine delicesine aşık olan prenses ve prens, dillere destan bir düğünle evlenirler. Ancak daha aradan bir ay geçmeden aşkın yerini fırtına alır, karı koca sık sık kavga etmeye başlarlar.<br />
<br />
Kral araştırma yaptırır ama bir türlü işin sırrını çözemez. Bu arada prenses ve prens bu sırrın düşmanlar tarafından fark edilmemesi için resmi davetlerde mutlu karı koca rolü oynarlar. Baş başa kaldıkları zamansa birbirlerine karşı nefretle konuşmaya ve davranmaya devam ederler.<br />
<br />
Sonunda kral sarayın akıllı kadınlarını görevlendirerek o büyük aşkın nasıl yok olduğunu öğrenmek ister.<br />
Kadınlardan biri derki; "Bunun için araştırma yapmaya gerek yok Kralım."<br />
"Neden ?"<br />
"İkiside aslında başkasına aşık." Kral şaşkın gözlerle bakınırken, kadın açıklamasına devam eder.<br />
</span><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color">"Onlar toy ve samimiydiler, birbirlerini delice sevdiklerini sanıyolarlardı. Oysa her biri sadece kendisini seviyor, ötekisiniyse istiyordu. Bu yüzden birlikte oldular ama asla bir olamadılar."</span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">BİRLİKTE AYRILIK<br />
</span></span></span></span></span><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color">Birbirlerine delicesine aşık olan prenses ve prens, dillere destan bir düğünle evlenirler. Ancak daha aradan bir ay geçmeden aşkın yerini fırtına alır, karı koca sık sık kavga etmeye başlarlar.<br />
<br />
Kral araştırma yaptırır ama bir türlü işin sırrını çözemez. Bu arada prenses ve prens bu sırrın düşmanlar tarafından fark edilmemesi için resmi davetlerde mutlu karı koca rolü oynarlar. Baş başa kaldıkları zamansa birbirlerine karşı nefretle konuşmaya ve davranmaya devam ederler.<br />
<br />
Sonunda kral sarayın akıllı kadınlarını görevlendirerek o büyük aşkın nasıl yok olduğunu öğrenmek ister.<br />
Kadınlardan biri derki; "Bunun için araştırma yapmaya gerek yok Kralım."<br />
"Neden ?"<br />
"İkiside aslında başkasına aşık." Kral şaşkın gözlerle bakınırken, kadın açıklamasına devam eder.<br />
</span><span style="color: #0000ff;" class="mycode_color">"Onlar toy ve samimiydiler, birbirlerini delice sevdiklerini sanıyolarlardı. Oysa her biri sadece kendisini seviyor, ötekisiniyse istiyordu. Bu yüzden birlikte oldular ama asla bir olamadılar."</span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hediye]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-hediye--67701</link>
			<pubDate>Tue, 19 Nov 2024 15:58:24 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35201">Kartal15</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-hediye--67701</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HEDİYE<br />
</span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir dostum olan fırıncı,<br />
"Biraz bekleyeceksin hocam," dedi. "İki-üç dakikaya kadar çıkartıyorum."<br />
Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu. Selam verdikten sonra, fırıncının tezgahına yaklaşarak,<br />
"Ekmeklerimi alayım," dedi. "Benim ikizler acıkmıştır."<br />
Fırıncı, adamın kendesine uzattığı torbayı alarak tezgahın altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden dört-beş tane çıkardı.<br />
Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş, tezgahın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu.<br />
Fısıltı şeklinde fırıncıya sordum. Neden taze ekmeği beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak ya!..<br />
"Bayat ekmekleri kendisi istiyor." dedi fırıncı. "Çok fakir olduğundan, ona yarı fiyatına veriyorum."<br />
"Kim bu adam?" diye sordum.<br />
"Kore gazilerinden " dedi. "Oğluyla gelini bir trafik kazasında vefat edince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır onlara bakıyor, hem de çok az bir maaşla."<br />
Fırıncının anlattıkları karşısında içimin yandığını hissediyor ve ufak da olsa bir şeyler yapmak istiyordum.<br />
"Aradaki farkı ben vereyim," dedim. "Hiç olmazsa bugün taze ekmek yesinler.<br />
" Fırıncı, teklifimi kabul etti ve biraz sonra da, fırından yeni çıkan taze ekmekleri adamın torbasına doldururken şekli bozuk, bayat ekmekleri de tezgahın altına koydu.<br />
"Çok şanslısın hacı amca," dedi. Çocuklar için sana bugün pasta gibi ekmek vereceğim."<br />
Yaşlı adam, bir evlat sevgisiyle kucakladığı torbayı göğsüne bastırırken. "Allah, senden razı olsun evladım" dedi.<br />
"Bugün onların doğum günü olduğunu nereden biliyordun?"</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HEDİYE<br />
</span></span></span></span><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #495359;" class="mycode_color"><span style="font-family: arial, helvetica, sans-serif;" class="mycode_font">Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir dostum olan fırıncı,<br />
"Biraz bekleyeceksin hocam," dedi. "İki-üç dakikaya kadar çıkartıyorum."<br />
Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe topallıyordu. Selam verdikten sonra, fırıncının tezgahına yaklaşarak,<br />
"Ekmeklerimi alayım," dedi. "Benim ikizler acıkmıştır."<br />
Fırıncı, adamın kendesine uzattığı torbayı alarak tezgahın altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan ekmeklerden dört-beş tane çıkardı.<br />
Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş, tezgahın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu.<br />
Fısıltı şeklinde fırıncıya sordum. Neden taze ekmeği beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak ya!..<br />
"Bayat ekmekleri kendisi istiyor." dedi fırıncı. "Çok fakir olduğundan, ona yarı fiyatına veriyorum."<br />
"Kim bu adam?" diye sordum.<br />
"Kore gazilerinden " dedi. "Oğluyla gelini bir trafik kazasında vefat edince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır onlara bakıyor, hem de çok az bir maaşla."<br />
Fırıncının anlattıkları karşısında içimin yandığını hissediyor ve ufak da olsa bir şeyler yapmak istiyordum.<br />
"Aradaki farkı ben vereyim," dedim. "Hiç olmazsa bugün taze ekmek yesinler.<br />
" Fırıncı, teklifimi kabul etti ve biraz sonra da, fırından yeni çıkan taze ekmekleri adamın torbasına doldururken şekli bozuk, bayat ekmekleri de tezgahın altına koydu.<br />
"Çok şanslısın hacı amca," dedi. Çocuklar için sana bugün pasta gibi ekmek vereceğim."<br />
Yaşlı adam, bir evlat sevgisiyle kucakladığı torbayı göğsüne bastırırken. "Allah, senden razı olsun evladım" dedi.<br />
"Bugün onların doğum günü olduğunu nereden biliyordun?"</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir Kadın]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-bir-kadin--67697</link>
			<pubDate>Mon, 18 Nov 2024 15:48:53 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35201">Kartal15</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-bir-kadin--67697</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">BİR KADIN</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Hikâyede anlatılan efsaneye göre bir kadın, bir gün kucağındaki çocuğu ile</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">birlikte bir mağaranın önünden geçerken içeriden gelen bir ses duyar:</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">"İçeri gir ve ne istersen al, ama en mühim olanı unutma! Ayrıca:</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Sen çıktıktan sonra kapının bir daha asla açılmayacağını da dikkate</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">al... Ancak bu fırsatı kaçırma, ama yine de en mühim şeyi unutma..."</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">diyor, durmadan ikaz ediyordu.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Kadın mağaraya girer ve büyük bir servetle karşılaşır. Yığınla altın ve mücevherleri görünce</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">şaşkına döner ve çocuğunu yere bırakarak hemen büyük bir hırsla mücevherleri toplamaya başlar.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Bu sırada o esrarengiz ses yine duyulur:</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">"Yalnız sekiz dakikan var..."</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Sekiz dakika çabuk geçer. Kadın toplamış olduğu kıymetli taşlar</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">ve altınlarla birlikte mağaranın dışına koşar ve kapı kendiliğinden</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">kapanır... Bu sırada çocuğunu içerde unutmuş olduğunun farkına varır, ama</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">iş işten çoktan geçmiştir. Ağlamak, sızlamak, dizini dövmek, saçını-başını yolmak fayda vermez.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Kapı bir kere daha açılmamak üzere kapanmıştır.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Zenginlik uzun sürmez, ama ümitsizlik hep yaşar.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Aynı şey çoğu zaman çoğu insanın başına da gelir.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Bu dünyada yarın ne olur bilinmesede yaklaşık 80 senelik ömrümüz var sayılır...Ve bir ses daima bize:</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">"Sakın en mühim şeyi unutma!" der gibidir.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Mühim olan açık, net bir şekilde bellidir, o da</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Kaybedilme ve riske sokamayacağımız şeyler:</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Manevi değerler, doğru inanç, doğru arkadaş, doğru çevre, doğru aile, hakiki dostlar ve sana ayrılan sınırlı hayattır.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Maalesef insanlık en mühim şeyleri çoktan unutmuşa benziyor...</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Yalnızca..........</span></span></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size">BİR KADIN</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Hikâyede anlatılan efsaneye göre bir kadın, bir gün kucağındaki çocuğu ile</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">birlikte bir mağaranın önünden geçerken içeriden gelen bir ses duyar:</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">"İçeri gir ve ne istersen al, ama en mühim olanı unutma! Ayrıca:</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Sen çıktıktan sonra kapının bir daha asla açılmayacağını da dikkate</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">al... Ancak bu fırsatı kaçırma, ama yine de en mühim şeyi unutma..."</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">diyor, durmadan ikaz ediyordu.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Kadın mağaraya girer ve büyük bir servetle karşılaşır. Yığınla altın ve mücevherleri görünce</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">şaşkına döner ve çocuğunu yere bırakarak hemen büyük bir hırsla mücevherleri toplamaya başlar.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Bu sırada o esrarengiz ses yine duyulur:</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">"Yalnız sekiz dakikan var..."</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Sekiz dakika çabuk geçer. Kadın toplamış olduğu kıymetli taşlar</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">ve altınlarla birlikte mağaranın dışına koşar ve kapı kendiliğinden</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">kapanır... Bu sırada çocuğunu içerde unutmuş olduğunun farkına varır, ama</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">iş işten çoktan geçmiştir. Ağlamak, sızlamak, dizini dövmek, saçını-başını yolmak fayda vermez.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Kapı bir kere daha açılmamak üzere kapanmıştır.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Zenginlik uzun sürmez, ama ümitsizlik hep yaşar.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Aynı şey çoğu zaman çoğu insanın başına da gelir.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Bu dünyada yarın ne olur bilinmesede yaklaşık 80 senelik ömrümüz var sayılır...Ve bir ses daima bize:</span></span><br />
<br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">"Sakın en mühim şeyi unutma!" der gibidir.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Mühim olan açık, net bir şekilde bellidir, o da</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Kaybedilme ve riske sokamayacağımız şeyler:</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Manevi değerler, doğru inanç, doğru arkadaş, doğru çevre, doğru aile, hakiki dostlar ve sana ayrılan sınırlı hayattır.</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Maalesef insanlık en mühim şeyleri çoktan unutmuşa benziyor...</span></span><br />
<span style="color: #282626;" class="mycode_color"><span style="font-family: Trebuchet Ms;" class="mycode_font">Yalnızca..........</span></span></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fussilet Suresi 12.Ayet Lafız Yapısı]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-fussilet-suresi-12-ayet-lafiz-yapisi</link>
			<pubDate>Fri, 23 Aug 2024 10:25:30 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35161">tugra03</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-fussilet-suresi-12-ayet-lafiz-yapisi</guid>
			<description><![CDATA[Fussilet Suresi 12.ayette kullanılan "Onları" zamiri sadece göğü mü kast eder yoksa arzı da kast eder mi? Arzı da kast ediyorsa ayette hata yok mudur? Çünkü aynı surenin 9.ayetinde arzın zaten 2 günde yaratıldığını biliyoruz, bir daha yaratılması hata oluşturmaz mı?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Fussilet Suresi 12.ayette kullanılan "Onları" zamiri sadece göğü mü kast eder yoksa arzı da kast eder mi? Arzı da kast ediyorsa ayette hata yok mudur? Çünkü aynı surenin 9.ayetinde arzın zaten 2 günde yaratıldığını biliyoruz, bir daha yaratılması hata oluşturmaz mı?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nûh Tufanı ve Kediyle Köpek]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-n%C3%BBh-tufani-ve-kediyle-kopek</link>
			<pubDate>Thu, 11 Apr 2024 10:55:02 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35115">berilturhan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-n%C3%BBh-tufani-ve-kediyle-kopek</guid>
			<description><![CDATA[Nûh Peygamber Tufan hadisesi başlamadan önce bir gemi inşâ ettirdi. Bu gemiye bütün yeryüzü canlılarından birer çift aldı. Gemi tamamen dolmuştu. Onun için de çiftlerin birbirleriyle cinsî birleşmede bulunmalarını yasakladı. Çünkü birleşirlerse üreyip gemiyi batırabilirlerdi.<br />
<br />
Gemideki canlıların arasında kedi ile köpek de yer alıyordu. Köpek, Nûh peygamberin "Sakın cinsi münasebette bulunmayın. Çünkü batarız" diye sıkı talimatına rağmen bir gün dayanamayıp hemcinslerinden biriyle çiftleşir. Köpeğin çiftleştiğini gören kedi hemen gidip durumu Nûh peygambere bildirir. Hz. Nûh (a.s.) da köpeği çağırtarak iyece bir azarlar.<br />
<br />
Fakat bir süre geçtikten sonra köpek dayanamayıp yine çiftleşir. Daima köpeğin hareketlerini kollayan kedi de durumu tekrar Hz. Nûh'a yetiştirir. Köpeği çağırtan Hz. Nûh (a.s.) yine kendisini iyice bir haşlar. Köpek bakar ki kurtuluş yolu yok, inkâra yeltenir. Ben böyle bir hareket yapmadım, diye ayak diretir. Kedi yaptı, köpek de yapmadım derken konu iyice arapsaçına döner. İşin böylesine kargacık burgacık bir hâl aldığı bu sırada kedi bütün kurnazlığını ortaya seren bir teklif atar. Nûh peygamber'e "Ey Allah elçisi!" der. "Ben köpeği sizin emrinizi çiğneyerek hem cinsiyle cinsi birleşmede bulunurken şu iki gözümle gördüm. Fakat o, inkâra yelteniyor, zararı yok. Mademki inkâr ediyor, siz de Allah'a yalvarıp yakararak onları size suçüstü göstermesini dileyin. Eminim ki o zaman onları yakalayacak ve kimin doğru söylediğini gözlerinizle göreceksiniz."<br />
<br />
Bunun üzerine Nûh peygamber Allah'a dua ve niyaz eder. Der ki, "Ey Rabbim! Köpekler emirlerime ayak uydurmuyor. Suçlarını yüzlerine vurduğumda da inkâra kalkışıyorlar. Bana onlara suç işlerken göster de ben de bu konuda aydınlığa kavuşayım. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu anlayayım."<br />
<br />
Bu duanın üzerinden bir süre geçtikten sonra bir gün köpek yine nefsine hâkim olamayıp hem cinsiyle temasa geçer. Fakat artık Nûh peygamberin duası kabul olunmuş, o yüzden de kendilerini mutlaka suçüstü yakalayacaklardır. Kuvvet ve kudretine nihayet olmayan Allah (c.c.) birleşen köpeklere öyle bir illet verir ki çiftleşme esnasında uzun zaman bir türlü birbirlerinden kopamazlar. Öylesine kenetlenmişlerdir ki ne kadar didinseler ayrılmaları imkânsızdır.<br />
<br />
Tabii durumu uzaktan seyreden kedi yine her zaman ki gibi haberi Hz. Nûh'a uçurmakta gecikmez. Durumu haber alan Hz. Nûh (a.s.) hemen olay yerine gelir ve köpekleri çiftleşme halindeyken görür. Köpek öylesine mahcup olur, öylesine utanır ki, o anda yer yarılsa hiç tereddüt etmeden dibine girecektir. Bunun üzerine kediye diş bilemeye başlar ve de ardından kedi için Allah'a şöyle beddua eder:<br />
<br />
"Ey Rabbim! Benim rezaletim meydana çıktı. Yeteri kadar mahbup oldum. Fakat dilerim senden bu kediyi de cinsi münasebet sırasında bütün mahlukata karşı mahcup ve rezil edersin. Tıpkı beni ettiği gibi."<br />
<br />
İçten ve yanık bir sesle dua eden köpeğin dileğini yüce Allah (c.c.) kabul eder. İşte o yüzden de kedi cinsi münasebette bulunurken acı feryatlarla bütün etrafı ayağa kaldırır. Çünkü köpeğin sırrını açmıştır. Çünkü söz taşıyıcılık ve dedikodu etmiştir.<br />
<br />
İşte kedi gibi, mümin kardeşlerinin sırlarını yayan, ara bozmak için ona buna söz taşıyan, ötekini berikini çekiştirmekten zevk duyan kimselerin de yüce Allah (c.c.) kıyamet günü mahşer toplantısında, bütün yaratıkların huzurunda, tüm kusur ve günahlarını bir bir ortaya dökecektir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Nûh Peygamber Tufan hadisesi başlamadan önce bir gemi inşâ ettirdi. Bu gemiye bütün yeryüzü canlılarından birer çift aldı. Gemi tamamen dolmuştu. Onun için de çiftlerin birbirleriyle cinsî birleşmede bulunmalarını yasakladı. Çünkü birleşirlerse üreyip gemiyi batırabilirlerdi.<br />
<br />
Gemideki canlıların arasında kedi ile köpek de yer alıyordu. Köpek, Nûh peygamberin "Sakın cinsi münasebette bulunmayın. Çünkü batarız" diye sıkı talimatına rağmen bir gün dayanamayıp hemcinslerinden biriyle çiftleşir. Köpeğin çiftleştiğini gören kedi hemen gidip durumu Nûh peygambere bildirir. Hz. Nûh (a.s.) da köpeği çağırtarak iyece bir azarlar.<br />
<br />
Fakat bir süre geçtikten sonra köpek dayanamayıp yine çiftleşir. Daima köpeğin hareketlerini kollayan kedi de durumu tekrar Hz. Nûh'a yetiştirir. Köpeği çağırtan Hz. Nûh (a.s.) yine kendisini iyice bir haşlar. Köpek bakar ki kurtuluş yolu yok, inkâra yeltenir. Ben böyle bir hareket yapmadım, diye ayak diretir. Kedi yaptı, köpek de yapmadım derken konu iyice arapsaçına döner. İşin böylesine kargacık burgacık bir hâl aldığı bu sırada kedi bütün kurnazlığını ortaya seren bir teklif atar. Nûh peygamber'e "Ey Allah elçisi!" der. "Ben köpeği sizin emrinizi çiğneyerek hem cinsiyle cinsi birleşmede bulunurken şu iki gözümle gördüm. Fakat o, inkâra yelteniyor, zararı yok. Mademki inkâr ediyor, siz de Allah'a yalvarıp yakararak onları size suçüstü göstermesini dileyin. Eminim ki o zaman onları yakalayacak ve kimin doğru söylediğini gözlerinizle göreceksiniz."<br />
<br />
Bunun üzerine Nûh peygamber Allah'a dua ve niyaz eder. Der ki, "Ey Rabbim! Köpekler emirlerime ayak uydurmuyor. Suçlarını yüzlerine vurduğumda da inkâra kalkışıyorlar. Bana onlara suç işlerken göster de ben de bu konuda aydınlığa kavuşayım. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu anlayayım."<br />
<br />
Bu duanın üzerinden bir süre geçtikten sonra bir gün köpek yine nefsine hâkim olamayıp hem cinsiyle temasa geçer. Fakat artık Nûh peygamberin duası kabul olunmuş, o yüzden de kendilerini mutlaka suçüstü yakalayacaklardır. Kuvvet ve kudretine nihayet olmayan Allah (c.c.) birleşen köpeklere öyle bir illet verir ki çiftleşme esnasında uzun zaman bir türlü birbirlerinden kopamazlar. Öylesine kenetlenmişlerdir ki ne kadar didinseler ayrılmaları imkânsızdır.<br />
<br />
Tabii durumu uzaktan seyreden kedi yine her zaman ki gibi haberi Hz. Nûh'a uçurmakta gecikmez. Durumu haber alan Hz. Nûh (a.s.) hemen olay yerine gelir ve köpekleri çiftleşme halindeyken görür. Köpek öylesine mahcup olur, öylesine utanır ki, o anda yer yarılsa hiç tereddüt etmeden dibine girecektir. Bunun üzerine kediye diş bilemeye başlar ve de ardından kedi için Allah'a şöyle beddua eder:<br />
<br />
"Ey Rabbim! Benim rezaletim meydana çıktı. Yeteri kadar mahbup oldum. Fakat dilerim senden bu kediyi de cinsi münasebet sırasında bütün mahlukata karşı mahcup ve rezil edersin. Tıpkı beni ettiği gibi."<br />
<br />
İçten ve yanık bir sesle dua eden köpeğin dileğini yüce Allah (c.c.) kabul eder. İşte o yüzden de kedi cinsi münasebette bulunurken acı feryatlarla bütün etrafı ayağa kaldırır. Çünkü köpeğin sırrını açmıştır. Çünkü söz taşıyıcılık ve dedikodu etmiştir.<br />
<br />
İşte kedi gibi, mümin kardeşlerinin sırlarını yayan, ara bozmak için ona buna söz taşıyan, ötekini berikini çekiştirmekten zevk duyan kimselerin de yüce Allah (c.c.) kıyamet günü mahşer toplantısında, bütün yaratıkların huzurunda, tüm kusur ve günahlarını bir bir ortaya dökecektir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kabala Hakkında Ne Biliyoruz ?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-kabala-hakkinda-ne-biliyoruz</link>
			<pubDate>Wed, 03 May 2023 20:59:53 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34995">BerxwedanRojawelad</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-kabala-hakkinda-ne-biliyoruz</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Karmatiler ( Karamitalar)]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-karmatiler-karamitalar</link>
			<pubDate>Fri, 10 Mar 2023 00:39:42 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34945">Baybars</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-karmatiler-karamitalar</guid>
			<description><![CDATA[İslam tarihi içinde hem düşünceleri hem de eylemleri ile oldukça merak uyandıran karmatilik hareketi dağınık ve yer yer bölgesel olarak, birbirinden kopuk ilerlemiştir. Kuruluşu ile aynı döneme denk gelen Zenc İsyanı (Zenci İsyanı) sayesinde toplumun alt tabakalarına ve kölelere de hitab eden karmatileri İslam dünyasındaki sosyalistler olarak görmek özellikle batı dünyasının hoşuna gitmiştir. Gelgelelim üzerine her ne kadar ''ezilenlerin savunucusu'' etiketi konarsa konsun özü son derece farklıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsimlendirme</span><br />
<br />
  Markızi ''karmati'' kelimesinin İslam dışı, nebaticedeki ''kırmızı göz'' ya da ''kötü'' anlamına gelen ''kermita'' kelimesinden türetildiğini yazar. Taberi hareketin kurucusu olan Hamdan Karmat'ın kırmızı gözlü olduğunu belirtmiştir. Çağdaş araştırmacılarda kelimenin nebati-arami lehçesinden türetildiği fikrinde birleşir. Kelime olumsuz bir anlam ifade ettiği için karmatiler tarafından hiç kullanılmamıştır. Ebu Hatim el Razi'ye göre onlar kendileri için daha çok '' ehlü-l Hak, ehlü-l Hakaik, ehl-i batın'' gibi isimler tercih etmişlerdir. Biruni karmati düşüncesini yahudilik ve zerdüştlüğün kesişimi olarak görür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yedicilik</span><br />
<br />
  Karmatiler şii İslam'ın ismailiye koluna bağlı bir harekettir. Karmatileri diğer tüm hareketlerden ayıran ''yedicilik'' denilen anlayış olmuştur. Karmatilere göre Natık peygamber ve Mehdi'dir. Natık bir şeriat oluşturur. Ardından sıra ile altı imam natıkın şeriatına bağlı kalarak topluma önderlik eder. Sonra yeni bir natık gelir ve önceki şeriatı kaldırıp yeni bir şeriat kurar. Ve tekrar altı imam gelir. Bu sebeple bu harekete ''yedicilik'' denmiştir. Buna göre Hz. Adem (a.s.) ilk natıktır. Devamındaki altı peygamber karmatilere göre peygamber değil imamdır. İkinci natık Hz. Nuh' tur (a.s.). O'ndan sonra Hz. İbrahim (a.s.), Hz. Musa (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) sırası ile natık kabul edilir. Aradaki peygamberler ise imam kabul edilir. Karmatilere göre Hz. Muhammed (s.a.v.) son natıktır. İlk imamı Hz. Ali (r.a.) ikinci imamı oğlu Hz. Hüseyin üçüncü imamı oğlu Zeynel Abidin dördüncü imamı Muhammed el Bakr beşinci imamı da Cafer el Sadık'tır. Bundan sonra bazı şii grupları altıncı imam olarak Cafer el Sadık'ın oğlu Musa Kazım'ı kabul ederken Fatımi ve Karmatilerin içinde bulunduğu ismailiye taraftarları Cafer el Sadık'ın diğer oğlu Muhammed bin İsmail eş Şakir'i altıncı imam kabul ederler.<br />
<br />
  Karmatiler Allah'ı (c.c.) her şeyin ötesinde ve her sıfattan bağımsız düşünmüşlerdir. Ebu Hatim ve Sicistani Allah'ın (c.c.) bir değil (vahit) tek (ehad) olduğunu vurgulamıştır. Çünkü bir (vahit) sayı ve sıfattır. Birden (vahit) başka sayı ve sıfatlarda vardır oysa ki tek (ehad) daha mükemmeldir.<br />
<br />
  İslam'a felsefi açıdan bambaşka bir bakış ve yeni bir anlayış kattığı düşünülen karmatiler pratikte ise temel ibadetleri bile değiştirme sapkınlığına varmışlardır. Namazı sabah ve akşam olmak üzere günde iki vakite indirmiş ( ve sadece ikişer rekat), oruç tutmayı yasaklamış, içkiyi serbest kabul etmiş ve cünup halde iken normal abdesti yeterli bulmuşlardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ortaya Çıkışı ve Gelişimi</span><br />
<br />
  Karmati hareketi ilk olarak ismailiye kolu bir tarikat biçimi ile Hamdan Karmat önderliğinde Irak bölgesindeki Kufe ve Basra yerleşimlerinde örgütlendi. 869' da Kufe' de Abbasi yönetimine karşı başlayan ve yaklaşık onbeş yıl süren Zenc İsyanı ( Zenci İsyanı) sayesinde hem örgütlenme için gereken insan kaynağına ulaşıp taraftar buldular hem de bu süre içinde Abbasi devletinin isyanı bastırmakla uğraşması sonucunda çok iyi kullandıkları bir otorite boşluğuna kavuştular. Öyle ki bu dönemde bölgede vergi toplayacak kadar ileri giderek adeta bir ''devlet içinde devlet'' oluşturdular. Civar köy ve bölgelere gönderdiği ''dai''ler sayesinde örgütlülüğünü arttıran karmatiler dönemin fatımi halifesi Ubeydullah'ın kendisini Mehdi ilan etmesi sonucu fatımilerle olan bağlarını koparıp ismailiye içinde ayrı bir örgütlenme olarak yoluna devam etmiştir. Fakat bu ayrılığın ardından fatımi halifesi Ubeydullah Hamdan Karmat'ın sağ kolu olan Abdan'ı suikast ile öldürtünce Hamdan Karmat'ta ortadan kaybolmuş ve bir daha izine rastlanmamıştır. Nitekim bundan sonra hareket bölgesel ve parçalı olarak devam etmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Irak Bölgesi</span><br />
<br />
  Hamdan Karmat'ın kaybolmasının ve Abdan'ın öldürülmesinin ardından Irak'ta Abdan'ın yeğeni İsa bin Musa karmatilerin bir kısmına önderlik etti. Abbasi devletinin bölgede hakimiyetini tesis etmesinin ardından karmatiler bölgede etkinlik sağlayamadı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Suriye Bölgesi</span><br />
<br />
  Abdan'ın bölgeye gönderdiği ''dai''lerden Zikreveyh bin Mihreveyh bölgedeki bazı kabilelerin desteğini kazanınca 903 yılının temmuz ayında Dımaşk ( şimdiki Şam şehri) şehrini kuşattı. Fakat kuşatma başarısız oldu ve Zikreveyh'in oğlu Yahya bu kuşatma sırasında öldürüldü. Zikreveyh'in diğer oğlu Hüseyin intikam alma düşüncesi ile önce Halep'e saldırdı. Başarısız olan bu saldırıdan sonra Hama, Humus ve Ba'lebek'i ele geçiren Hüseyin bir yıl sonra gelen Abbasi müdahalesini bertaraf edemeyince yenildi ve Bağdat'ta idam edildi. İki oğlunu da kaybeden Zikreveyh hareketin başına geçti ve karşılaştığı Abbasi birliklerini yenip bölgedeki sivil halka ve hacılara saldırdı. 907 de Abbasiler tarafından mağlup edilen Zikreveyh ve yanındakiler birkaç gün sonra idam edildiler ve Suriye'deki karmati hareketi etkinliğini yitirdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yemen Bölgesi</span><br />
<br />
  Karmatilerin fatımilerden koptuğu sırada Yemen'de ismaili hareketini Ali bin Fadl yönlendiriyordu. İlk zamanlar fatımilere bağlı kalan Ali bin Fadl 911 yılında bağlılığını sonlandırıp karmatilerin safına geçti. Bu tarihten sonra hem fatımi hem de Abbasi devletine karşı bölgede mücadele etti. Mehdi olduğunu ve İslam şeriatını kaldırdığını iddia etti ( kimi tarihçilere göre mehdilik iddiasındaki ilk karmati lideridir). 915 te hastalanıp ölmesi üzerine yerine oğlu geçmiş ama karmati hareket bundan sonra bölgede etkili olamamıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Horasan Bölgesi</span><br />
<br />
  Karmatilerin Horasan bölgesindeki etkin örgütlenmesi Gıyas ile başladı. Merv şehrinin emiri olan Hüseyin bin Ali el Mervezi'yi karmati harekete kazandıran Gıyas, emirin hükmü altındaki Herat, Meymene ve Talikan gibi bölgelerde etkinliğini arttırdı. Fakat halk içindeki mehdi beklentisinin artması ve kehanetlerinin tutmaması sonucu Ebu Hatim'i yerine halef tayin edip Rey şehrine gitti. Bir süre sonra ortadan kayboldu. Rey'deki diğer karmatiler tarafından öldürüldüğü de iddia edilmiştir.<br />
<br />
  Ebu Hatim ise önce Rey ve çevresine atadığı ''dai'' ler vasıtası ile konumunu sağlamlaştırdıktan sonra Deylem bölgesinde örgütlenme faaliyetine başladı. Fakat buradaki faaliyeti başarılı olamadı ve kendisine karşı ayaklanan bölge halkı tarafından öldürüldü.<br />
<br />
  Bu bölgede etkinlik sağlayan bir başka karmati önderi Muhammed bin Ahmed el Nesefi oldu. Merv ve Nesef'te örgütlenmeyi başarınca Samanoğulları devletinin başkenti olan Buhara'ya taşındı. Burada Samanoğulları sultanı Nasr bin Ahmed'i karmati harekete kazandırdı. Ne var ki sunni olan sultanın komutanları ve oğlu Nuh bin Nasr, sultanı 943 yılında tahttan indirdi ve hapsetti. Nesefi de yanındakilerle birlikte idam edildi. Nesefi'den sonra öğrencisi olan Sicistani bölgedeki karmatilerin fatımi etkisine girmesini sağladı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bahreyn</span><br />
<br />
  Bayreyn bölgesi karmati hareketin en etkili ve örgütlü olduğu bölge olarak göze çarpar. Bahreyn'de karmati hareket Hamdan Karmat'ın bölgeye gönderdiği Ebu Said el Cennabi tarafından tahminen 886 yılı civarında başladı. Birkaç yıl içinde tüm Bahreyn'de etkinlik sağladılar ve sonradan bölgenin en önemli kenti olacak olan Ahsa şehrini kurup hareketin merkezi yaptılar. Ebu Said el Cennabi yaşanan fatımi-karmati ayrılığı sonucu fatımi halifesi tarafından suikast sonucu öldürülünce yerine önce büyük oğlu Said daha sonra da 917 yılında küçük oğlu Ebu Tahir Süleyman geçti. 922 yılına gelindiğinde Ebu Tahir Süleyman Abbasilerin islam dünyasında etkinliğini kırmak için harekete geçti. 924 te Mekke'ye hac için giden kafileye saldırdı. Bir yıl sonra hacılara vergi vermeleri karşılığında hac izni verdi. 927 de düzenlediği bir saldırı ile Kufe şehrini ele geçirdi. Buradan birlikleri ile dönemin Abbasi devletinin başkenti Bağdat'a yönelse de başarılı olamadı. Ebu Tahir Süleyman'ın asıl amacı Abbasileri yenmek değil, uyguladıkları İslam şeriatını ortadan kaldırmaktı. Nitekim 930 yılının hac zamanında ordusu ile Mekke'ye saldırdı. Ebu Tahir bu saldırıda yaklaşık 20 bin hacıyı öldürüp naaşlarını zemzem kuyusuna attı. Yanındakilerle birlikte Kabe'nin örtüsünü yırtıp duvarlarını tahrip etti. Hacerülesved taşını Ahsa şehrine götürdü. Bazı tarihçiler o gün Ebu Tahir Süleyman'ın ilahlığını ilan ettiğini yazmaktadır. Kuşkusuz doğrusunu sadece Allah (c.c.) bilir.<br />
<br />
  Karmatilik inancında hep varolan ''mehdi gelecek'' inanışı sonucu Ebu Tahir'de halkının sabırsızlığını ve beklentisini karşılayamaz oldu. Nihayet 931 yılında Zekeriya el İsfahani adlı iranlı bir genci öne çıkarıp onun beklenen mehdi olduğunu halka ilan etti. Fakat bu genç halk arasında eski mecusi dinini tekrar uyandırmaya çalışınca ve çoğunluğu arap olan bu bölgede iran milliyetçiliğini öne çıkarınca halk arasında huzursuzluk arttı. Ebu Tahir Süleyman başka yapabileceği birşey kalmadığını anladı ve mehdi ilan ettiği bu genci öldürmek zorunda kaldı. Ama bunun sonucu olarak bölgede çok büyük bir itibar kaybı yaşadı.<br />
<br />
  943 yılında Ebu Tahir Süleyman'ın ölümü ile Bahreyn karmatilerinin başına kardeşleri Ebu Abbas, Ebu Kasım ve Ebu Yakub geçti. Üç kardeş birlikte hareket ettiler ve bir süre hem Abbasi devleti hem de Fatımi devleti ile iyi ilişkiler kurdular. 950 yılında bir iyi niyet göstergesi olarak Ahsa'da bulunan Hacerülesved'i Mekke'ye iade ettiler. 1076 yılında türkmenler arasında çıkardıkları huzursuzluk sonucu Selçuklu Sultanı Melikşah tarafından görevlendirilen Artuk Bey tarafından Bahreyn bölgesindeki karmati hareketinin varlığına son verildi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İslam tarihi içinde hem düşünceleri hem de eylemleri ile oldukça merak uyandıran karmatilik hareketi dağınık ve yer yer bölgesel olarak, birbirinden kopuk ilerlemiştir. Kuruluşu ile aynı döneme denk gelen Zenc İsyanı (Zenci İsyanı) sayesinde toplumun alt tabakalarına ve kölelere de hitab eden karmatileri İslam dünyasındaki sosyalistler olarak görmek özellikle batı dünyasının hoşuna gitmiştir. Gelgelelim üzerine her ne kadar ''ezilenlerin savunucusu'' etiketi konarsa konsun özü son derece farklıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsimlendirme</span><br />
<br />
  Markızi ''karmati'' kelimesinin İslam dışı, nebaticedeki ''kırmızı göz'' ya da ''kötü'' anlamına gelen ''kermita'' kelimesinden türetildiğini yazar. Taberi hareketin kurucusu olan Hamdan Karmat'ın kırmızı gözlü olduğunu belirtmiştir. Çağdaş araştırmacılarda kelimenin nebati-arami lehçesinden türetildiği fikrinde birleşir. Kelime olumsuz bir anlam ifade ettiği için karmatiler tarafından hiç kullanılmamıştır. Ebu Hatim el Razi'ye göre onlar kendileri için daha çok '' ehlü-l Hak, ehlü-l Hakaik, ehl-i batın'' gibi isimler tercih etmişlerdir. Biruni karmati düşüncesini yahudilik ve zerdüştlüğün kesişimi olarak görür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yedicilik</span><br />
<br />
  Karmatiler şii İslam'ın ismailiye koluna bağlı bir harekettir. Karmatileri diğer tüm hareketlerden ayıran ''yedicilik'' denilen anlayış olmuştur. Karmatilere göre Natık peygamber ve Mehdi'dir. Natık bir şeriat oluşturur. Ardından sıra ile altı imam natıkın şeriatına bağlı kalarak topluma önderlik eder. Sonra yeni bir natık gelir ve önceki şeriatı kaldırıp yeni bir şeriat kurar. Ve tekrar altı imam gelir. Bu sebeple bu harekete ''yedicilik'' denmiştir. Buna göre Hz. Adem (a.s.) ilk natıktır. Devamındaki altı peygamber karmatilere göre peygamber değil imamdır. İkinci natık Hz. Nuh' tur (a.s.). O'ndan sonra Hz. İbrahim (a.s.), Hz. Musa (a.s.) ve Hz. İsa (a.s.) sırası ile natık kabul edilir. Aradaki peygamberler ise imam kabul edilir. Karmatilere göre Hz. Muhammed (s.a.v.) son natıktır. İlk imamı Hz. Ali (r.a.) ikinci imamı oğlu Hz. Hüseyin üçüncü imamı oğlu Zeynel Abidin dördüncü imamı Muhammed el Bakr beşinci imamı da Cafer el Sadık'tır. Bundan sonra bazı şii grupları altıncı imam olarak Cafer el Sadık'ın oğlu Musa Kazım'ı kabul ederken Fatımi ve Karmatilerin içinde bulunduğu ismailiye taraftarları Cafer el Sadık'ın diğer oğlu Muhammed bin İsmail eş Şakir'i altıncı imam kabul ederler.<br />
<br />
  Karmatiler Allah'ı (c.c.) her şeyin ötesinde ve her sıfattan bağımsız düşünmüşlerdir. Ebu Hatim ve Sicistani Allah'ın (c.c.) bir değil (vahit) tek (ehad) olduğunu vurgulamıştır. Çünkü bir (vahit) sayı ve sıfattır. Birden (vahit) başka sayı ve sıfatlarda vardır oysa ki tek (ehad) daha mükemmeldir.<br />
<br />
  İslam'a felsefi açıdan bambaşka bir bakış ve yeni bir anlayış kattığı düşünülen karmatiler pratikte ise temel ibadetleri bile değiştirme sapkınlığına varmışlardır. Namazı sabah ve akşam olmak üzere günde iki vakite indirmiş ( ve sadece ikişer rekat), oruç tutmayı yasaklamış, içkiyi serbest kabul etmiş ve cünup halde iken normal abdesti yeterli bulmuşlardır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ortaya Çıkışı ve Gelişimi</span><br />
<br />
  Karmati hareketi ilk olarak ismailiye kolu bir tarikat biçimi ile Hamdan Karmat önderliğinde Irak bölgesindeki Kufe ve Basra yerleşimlerinde örgütlendi. 869' da Kufe' de Abbasi yönetimine karşı başlayan ve yaklaşık onbeş yıl süren Zenc İsyanı ( Zenci İsyanı) sayesinde hem örgütlenme için gereken insan kaynağına ulaşıp taraftar buldular hem de bu süre içinde Abbasi devletinin isyanı bastırmakla uğraşması sonucunda çok iyi kullandıkları bir otorite boşluğuna kavuştular. Öyle ki bu dönemde bölgede vergi toplayacak kadar ileri giderek adeta bir ''devlet içinde devlet'' oluşturdular. Civar köy ve bölgelere gönderdiği ''dai''ler sayesinde örgütlülüğünü arttıran karmatiler dönemin fatımi halifesi Ubeydullah'ın kendisini Mehdi ilan etmesi sonucu fatımilerle olan bağlarını koparıp ismailiye içinde ayrı bir örgütlenme olarak yoluna devam etmiştir. Fakat bu ayrılığın ardından fatımi halifesi Ubeydullah Hamdan Karmat'ın sağ kolu olan Abdan'ı suikast ile öldürtünce Hamdan Karmat'ta ortadan kaybolmuş ve bir daha izine rastlanmamıştır. Nitekim bundan sonra hareket bölgesel ve parçalı olarak devam etmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Irak Bölgesi</span><br />
<br />
  Hamdan Karmat'ın kaybolmasının ve Abdan'ın öldürülmesinin ardından Irak'ta Abdan'ın yeğeni İsa bin Musa karmatilerin bir kısmına önderlik etti. Abbasi devletinin bölgede hakimiyetini tesis etmesinin ardından karmatiler bölgede etkinlik sağlayamadı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Suriye Bölgesi</span><br />
<br />
  Abdan'ın bölgeye gönderdiği ''dai''lerden Zikreveyh bin Mihreveyh bölgedeki bazı kabilelerin desteğini kazanınca 903 yılının temmuz ayında Dımaşk ( şimdiki Şam şehri) şehrini kuşattı. Fakat kuşatma başarısız oldu ve Zikreveyh'in oğlu Yahya bu kuşatma sırasında öldürüldü. Zikreveyh'in diğer oğlu Hüseyin intikam alma düşüncesi ile önce Halep'e saldırdı. Başarısız olan bu saldırıdan sonra Hama, Humus ve Ba'lebek'i ele geçiren Hüseyin bir yıl sonra gelen Abbasi müdahalesini bertaraf edemeyince yenildi ve Bağdat'ta idam edildi. İki oğlunu da kaybeden Zikreveyh hareketin başına geçti ve karşılaştığı Abbasi birliklerini yenip bölgedeki sivil halka ve hacılara saldırdı. 907 de Abbasiler tarafından mağlup edilen Zikreveyh ve yanındakiler birkaç gün sonra idam edildiler ve Suriye'deki karmati hareketi etkinliğini yitirdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yemen Bölgesi</span><br />
<br />
  Karmatilerin fatımilerden koptuğu sırada Yemen'de ismaili hareketini Ali bin Fadl yönlendiriyordu. İlk zamanlar fatımilere bağlı kalan Ali bin Fadl 911 yılında bağlılığını sonlandırıp karmatilerin safına geçti. Bu tarihten sonra hem fatımi hem de Abbasi devletine karşı bölgede mücadele etti. Mehdi olduğunu ve İslam şeriatını kaldırdığını iddia etti ( kimi tarihçilere göre mehdilik iddiasındaki ilk karmati lideridir). 915 te hastalanıp ölmesi üzerine yerine oğlu geçmiş ama karmati hareket bundan sonra bölgede etkili olamamıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Horasan Bölgesi</span><br />
<br />
  Karmatilerin Horasan bölgesindeki etkin örgütlenmesi Gıyas ile başladı. Merv şehrinin emiri olan Hüseyin bin Ali el Mervezi'yi karmati harekete kazandıran Gıyas, emirin hükmü altındaki Herat, Meymene ve Talikan gibi bölgelerde etkinliğini arttırdı. Fakat halk içindeki mehdi beklentisinin artması ve kehanetlerinin tutmaması sonucu Ebu Hatim'i yerine halef tayin edip Rey şehrine gitti. Bir süre sonra ortadan kayboldu. Rey'deki diğer karmatiler tarafından öldürüldüğü de iddia edilmiştir.<br />
<br />
  Ebu Hatim ise önce Rey ve çevresine atadığı ''dai'' ler vasıtası ile konumunu sağlamlaştırdıktan sonra Deylem bölgesinde örgütlenme faaliyetine başladı. Fakat buradaki faaliyeti başarılı olamadı ve kendisine karşı ayaklanan bölge halkı tarafından öldürüldü.<br />
<br />
  Bu bölgede etkinlik sağlayan bir başka karmati önderi Muhammed bin Ahmed el Nesefi oldu. Merv ve Nesef'te örgütlenmeyi başarınca Samanoğulları devletinin başkenti olan Buhara'ya taşındı. Burada Samanoğulları sultanı Nasr bin Ahmed'i karmati harekete kazandırdı. Ne var ki sunni olan sultanın komutanları ve oğlu Nuh bin Nasr, sultanı 943 yılında tahttan indirdi ve hapsetti. Nesefi de yanındakilerle birlikte idam edildi. Nesefi'den sonra öğrencisi olan Sicistani bölgedeki karmatilerin fatımi etkisine girmesini sağladı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bahreyn</span><br />
<br />
  Bayreyn bölgesi karmati hareketin en etkili ve örgütlü olduğu bölge olarak göze çarpar. Bahreyn'de karmati hareket Hamdan Karmat'ın bölgeye gönderdiği Ebu Said el Cennabi tarafından tahminen 886 yılı civarında başladı. Birkaç yıl içinde tüm Bahreyn'de etkinlik sağladılar ve sonradan bölgenin en önemli kenti olacak olan Ahsa şehrini kurup hareketin merkezi yaptılar. Ebu Said el Cennabi yaşanan fatımi-karmati ayrılığı sonucu fatımi halifesi tarafından suikast sonucu öldürülünce yerine önce büyük oğlu Said daha sonra da 917 yılında küçük oğlu Ebu Tahir Süleyman geçti. 922 yılına gelindiğinde Ebu Tahir Süleyman Abbasilerin islam dünyasında etkinliğini kırmak için harekete geçti. 924 te Mekke'ye hac için giden kafileye saldırdı. Bir yıl sonra hacılara vergi vermeleri karşılığında hac izni verdi. 927 de düzenlediği bir saldırı ile Kufe şehrini ele geçirdi. Buradan birlikleri ile dönemin Abbasi devletinin başkenti Bağdat'a yönelse de başarılı olamadı. Ebu Tahir Süleyman'ın asıl amacı Abbasileri yenmek değil, uyguladıkları İslam şeriatını ortadan kaldırmaktı. Nitekim 930 yılının hac zamanında ordusu ile Mekke'ye saldırdı. Ebu Tahir bu saldırıda yaklaşık 20 bin hacıyı öldürüp naaşlarını zemzem kuyusuna attı. Yanındakilerle birlikte Kabe'nin örtüsünü yırtıp duvarlarını tahrip etti. Hacerülesved taşını Ahsa şehrine götürdü. Bazı tarihçiler o gün Ebu Tahir Süleyman'ın ilahlığını ilan ettiğini yazmaktadır. Kuşkusuz doğrusunu sadece Allah (c.c.) bilir.<br />
<br />
  Karmatilik inancında hep varolan ''mehdi gelecek'' inanışı sonucu Ebu Tahir'de halkının sabırsızlığını ve beklentisini karşılayamaz oldu. Nihayet 931 yılında Zekeriya el İsfahani adlı iranlı bir genci öne çıkarıp onun beklenen mehdi olduğunu halka ilan etti. Fakat bu genç halk arasında eski mecusi dinini tekrar uyandırmaya çalışınca ve çoğunluğu arap olan bu bölgede iran milliyetçiliğini öne çıkarınca halk arasında huzursuzluk arttı. Ebu Tahir Süleyman başka yapabileceği birşey kalmadığını anladı ve mehdi ilan ettiği bu genci öldürmek zorunda kaldı. Ama bunun sonucu olarak bölgede çok büyük bir itibar kaybı yaşadı.<br />
<br />
  943 yılında Ebu Tahir Süleyman'ın ölümü ile Bahreyn karmatilerinin başına kardeşleri Ebu Abbas, Ebu Kasım ve Ebu Yakub geçti. Üç kardeş birlikte hareket ettiler ve bir süre hem Abbasi devleti hem de Fatımi devleti ile iyi ilişkiler kurdular. 950 yılında bir iyi niyet göstergesi olarak Ahsa'da bulunan Hacerülesved'i Mekke'ye iade ettiler. 1076 yılında türkmenler arasında çıkardıkları huzursuzluk sonucu Selçuklu Sultanı Melikşah tarafından görevlendirilen Artuk Bey tarafından Bahreyn bölgesindeki karmati hareketinin varlığına son verildi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gezegenimizin Temizlik Görevlileri]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-gezegenimizin-temizlik-gorevlileri</link>
			<pubDate>Mon, 02 Jan 2023 17:01:45 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34513">bilgelikyolunda</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-gezegenimizin-temizlik-gorevlileri</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allahı'n rahmetinden ümit kesmek bizi nasıl  şirke sokabilir ?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-allahi-n-rahmetinden-umit-kesmek-bizi-nasil-sirke-sokabilir</link>
			<pubDate>Sun, 28 Aug 2022 00:11:58 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34849">ismailtubapala</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-allahi-n-rahmetinden-umit-kesmek-bizi-nasil-sirke-sokabilir</guid>
			<description><![CDATA[Tevbe yapsam Allah affeder mi ? <br />
Bu soruyu sormaya başladıysan şeytanın vesvesesi ile karşı karşıya kalmışsınız demektir.<br />
Bu aşama öyle ilerler<br />
1. Aşama Şeytan size günahlara girmeniz için rahat bırakır Allah affeder diye kandırır.<br />
2. Aşama Günahlara girdikten sonra Allah seni affetmez diye vesvese verir.<br />
3. Aşama eğer bu vesveseyi yerseniz Allah beni affetmez diye hüküm verirsiniz.<br />
4. Allah beni affetmez demek günahı Allahın rahmetinden büyük görmek büyük bir şirktir ciddi ağır hatta kıyas kabul etmeyen bir günahtır. Siz aşama aşama bu noktaya gelene kadar şeytan vesvese verir en sonunda Allah beni affetmez dediğiniz an şirke girmiş olursunuz. Şeytan bu döngü doğrultusunda şirk adı verilen rahmetten ümit kesme günahını size işletir. <br />
5. HER NE GÜNAHINIZ OLURSA OLSUN CİNAYET BİLE OLSA ASLA RAHMETTEN ÜMİT KESME OYUNUNA GELMEYİN EĞER RAHMETTEN ÜMİT KESER VE ALLAH ADINA ALLAH BENİ AFFETMEZ DERSENİZ ALLAH ADINA HÜKÜM VERMİŞ OLURSUNUZ BUDA ŞİRKTİR.<br />
Zümer Suresi - 53 . Ayet<br />
De ki (Allah şöyle buyuruyor): “Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”<br />
Bütün günahlar af kapsıma dahildir şirk hariç ancak şirkte tevbe edildiğinde affedilebilen bir günahtır.<br />
Şu ayetide konuya ekleyelim;<br />
Fatır Suresi, 5. ayette geçen rabbimizin şu ifadesini es geçmeyelim. <br />
"Şeytan sizi Allah'ın rahmetiyle kandırmasın"<br />
Yani Allah’ın rahmeti çook büyük hatta en merhamet sahibi Allah’tır. Ancak Allah’ın merhametine karşı laubalilik yapmamak doğru olur yani nasıl olsa affeder diye günah işlemek haşa Allah ile dalga geçmiş gibi oluruz. Ne günahınız varsa zaman geçmeden tövbe edin iradeniz yettiği kadar tekrar yapmamaya özen gösterin.<br />
<br />
Şimdi şu duayı yapın. Hemen yapın şeytan sizi oyalamasın.<br />
Allah’ım ben şu şu  “Günahları işledim yaptıklarım nedeniyle pişmanlık duyuyorum bu nedenle sana tevbe ediyorum sen affetmeyi seversin benide affet. <br />
Bunu dedikten sonra  en az 10 20 defa “Tevbe ettim Estağfurullah ya Gaffar” deyin.<br />
Ölüm kapınızı çalmadan hemen şimdi yapın çünkü şeytan tevbe etmeyi oyalar tıpkı sürekli sizi Allah beni affedermi diye düşündürdüğü gibi. Tevbenizi yapın gerisini Allah’a bırakın. Allahın hükmüne karışmayın, Allah beni affetmez diyerek Allah adına hüküm vermeyin.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tevbe yapsam Allah affeder mi ? <br />
Bu soruyu sormaya başladıysan şeytanın vesvesesi ile karşı karşıya kalmışsınız demektir.<br />
Bu aşama öyle ilerler<br />
1. Aşama Şeytan size günahlara girmeniz için rahat bırakır Allah affeder diye kandırır.<br />
2. Aşama Günahlara girdikten sonra Allah seni affetmez diye vesvese verir.<br />
3. Aşama eğer bu vesveseyi yerseniz Allah beni affetmez diye hüküm verirsiniz.<br />
4. Allah beni affetmez demek günahı Allahın rahmetinden büyük görmek büyük bir şirktir ciddi ağır hatta kıyas kabul etmeyen bir günahtır. Siz aşama aşama bu noktaya gelene kadar şeytan vesvese verir en sonunda Allah beni affetmez dediğiniz an şirke girmiş olursunuz. Şeytan bu döngü doğrultusunda şirk adı verilen rahmetten ümit kesme günahını size işletir. <br />
5. HER NE GÜNAHINIZ OLURSA OLSUN CİNAYET BİLE OLSA ASLA RAHMETTEN ÜMİT KESME OYUNUNA GELMEYİN EĞER RAHMETTEN ÜMİT KESER VE ALLAH ADINA ALLAH BENİ AFFETMEZ DERSENİZ ALLAH ADINA HÜKÜM VERMİŞ OLURSUNUZ BUDA ŞİRKTİR.<br />
Zümer Suresi - 53 . Ayet<br />
De ki (Allah şöyle buyuruyor): “Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”<br />
Bütün günahlar af kapsıma dahildir şirk hariç ancak şirkte tevbe edildiğinde affedilebilen bir günahtır.<br />
Şu ayetide konuya ekleyelim;<br />
Fatır Suresi, 5. ayette geçen rabbimizin şu ifadesini es geçmeyelim. <br />
"Şeytan sizi Allah'ın rahmetiyle kandırmasın"<br />
Yani Allah’ın rahmeti çook büyük hatta en merhamet sahibi Allah’tır. Ancak Allah’ın merhametine karşı laubalilik yapmamak doğru olur yani nasıl olsa affeder diye günah işlemek haşa Allah ile dalga geçmiş gibi oluruz. Ne günahınız varsa zaman geçmeden tövbe edin iradeniz yettiği kadar tekrar yapmamaya özen gösterin.<br />
<br />
Şimdi şu duayı yapın. Hemen yapın şeytan sizi oyalamasın.<br />
Allah’ım ben şu şu  “Günahları işledim yaptıklarım nedeniyle pişmanlık duyuyorum bu nedenle sana tevbe ediyorum sen affetmeyi seversin benide affet. <br />
Bunu dedikten sonra  en az 10 20 defa “Tevbe ettim Estağfurullah ya Gaffar” deyin.<br />
Ölüm kapınızı çalmadan hemen şimdi yapın çünkü şeytan tevbe etmeyi oyalar tıpkı sürekli sizi Allah beni affedermi diye düşündürdüğü gibi. Tevbenizi yapın gerisini Allah’a bırakın. Allahın hükmüne karışmayın, Allah beni affetmez diyerek Allah adına hüküm vermeyin.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gelincik (Önyargı)]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-gelincik-onyargi--66961</link>
			<pubDate>Sat, 04 Jun 2022 18:46:59 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34783">Öğretmen</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-gelincik-onyargi--66961</guid>
			<description><![CDATA[<img src="https://forum.shiftdelete.net/proxy.php?image=http%3A%2F%2Ft1.gstatic.com%2Fimages%3Fq%3Dtbn%3AANd9GcTBP9CRQ6uh8_6xHyfiM2btb6GkQzLJh05W_iQixYacaY-fuVk5Dg&amp;hash=6af27e1271cb6e2749b6ec4dc9a4dcab" loading="lazy"  alt="[Resim: proxy.php?image=http%3A%2F%2Ft1.gstatic....4dc9a4dcab]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GELİNCİK (Önyargı)<br />
<br />
Uzaklarda Bir Köy...</span><br />
<br />
Kocası, çocuğu doğmadan önce ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın.. Kendisine arkadaş olması açısından, dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik, kadının yanından bir an bile ayrılmaz olur. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşmıştır.<br />
Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına bütün zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.<br />
Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır.<br />
Aradan biraz zaman geçer ve anne eve döner. Kapıda gelinciğin kanlı ağzını görünce; "Korktuğum başıma geldi." diye düşünür. Çıldırmışcasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvancağızı. Tam o sırada içerdeki odadan bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir. Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış yılanı görür... (Gelincik yılanı parçalamış ve bebeği yılanın tehlikesinden korumuştur.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Einstein'in söylediği rivayet edilen bir söz vardır:</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, benim atomu parçalamamdan çok daha zor."</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="https://forum.shiftdelete.net/proxy.php?image=http%3A%2F%2Ft1.gstatic.com%2Fimages%3Fq%3Dtbn%3AANd9GcTBP9CRQ6uh8_6xHyfiM2btb6GkQzLJh05W_iQixYacaY-fuVk5Dg&amp;hash=6af27e1271cb6e2749b6ec4dc9a4dcab" loading="lazy"  alt="[Resim: proxy.php?image=http%3A%2F%2Ft1.gstatic....4dc9a4dcab]" class="mycode_img" /> <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">GELİNCİK (Önyargı)<br />
<br />
Uzaklarda Bir Köy...</span><br />
<br />
Kocası, çocuğu doğmadan önce ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın.. Kendisine arkadaş olması açısından, dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik, kadının yanından bir an bile ayrılmaz olur. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşmıştır.<br />
Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına bütün zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.<br />
Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır.<br />
Aradan biraz zaman geçer ve anne eve döner. Kapıda gelinciğin kanlı ağzını görünce; "Korktuğum başıma geldi." diye düşünür. Çıldırmışcasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvancağızı. Tam o sırada içerdeki odadan bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir. Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış yılanı görür... (Gelincik yılanı parçalamış ve bebeği yılanın tehlikesinden korumuştur.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Einstein'in söylediği rivayet edilen bir söz vardır:</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, benim atomu parçalamamdan çok daha zor."</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Munzur Dağlarında Gülabioğulları - İbrahim Sevindik]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-munzur-daglarinda-gulabiogullari-ibrahim-sevindik</link>
			<pubDate>Sat, 04 Jun 2022 18:38:20 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34783">Öğretmen</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-munzur-daglarinda-gulabiogullari-ibrahim-sevindik</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #141414;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/05/4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.jpg]" class="mycode_img" /></span></span></span></span><br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="color: #414141;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #414141;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MUNZUR DAĞLARINDA GÜLABİOĞULLARI</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Biz </span><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Gülabioğulları </span><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">olarak yüzlerce yıldır var olmuşuz ve var olduğumuz sürece M</span><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">unzur </span></span><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Dağları'na</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">yaslanmış, yüksek yaylalarında çadır kurmuş, buz gibi ayranlı çorbasıyla da karnımızı doyurmuşuz.</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Dağları'nı yalçın kayalıklarıyla gözümüzde hep dost görmüş, o isyancı ruhumuzla bu haşin </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">dağları her zaman kendimize yoldaş edinmiş ve sırdaş bilmişiz. Munzur Dağı öyle yüce bir dağdır ki,</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">o heybetiyle taa ezelden beri yiğitlerin doğal kalesi olup, bu zamana kadar kendisine sığınan hiçbir </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">isyancıya ihanet etmemiştir. İşte onun için Munzur Dağı bizim gözümüzde dağların en delikanlısıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Belki Munzur Dağları'nın yüksek yaylaları, yaban keçileri ve mis gibi kokan taze sütü, bizim bu güzel</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">yöreyi ebedi yurt edinmemizi gerektirmiş; yoksa niye daha doğuya gitmemiş ya da batıda durmamışız.</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">1938-1947 yılları arasında Malkara'da dokuz sene sürgünde kaldığımızda, gurbet acısına daha fazla</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">dayanamayıp, tekrar hasretle doğduğumuz topraklara, Kemah'taki Brastik köyümüze geri dönmüşüz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Dağları sert coğrafyası, yüksek yaylaları ve nefis kekik kokusuyla bize her zaman güven vermiş</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">ve biz yıllarca burada çadır kurup huzur içinde yaşamışız. Güneşin kutsal, rüzgarın asi olduğu, ateşin suyla</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">söndürülemediği, insanların zorla isyanlara, savaşlara ve sürgünlere mahkum edildiği, kartalların sarp</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">doruklarına yuva yaptığı, yazın zirvelerinde karların erimediği, kayaların geçit vermediği, yeşil vadisinde</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Çayı'nın aktığı, Fırat Nehri'nin geçtiği, yamaçlarında meşe ağaçlarının yeşerdiği, yaban keçilerinin </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">otladığı, ur kekliklerinin ötüştüğü, Gülabi Ağa'nın Dersim'den kıl çadırıyla gelip Kemah'ta Brastik köyünü </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">kurduğu ve burayı torunlarına ebedi yurt olarak bıraktığı, Halil Ağa'nın değirmencilik yaptığı, Aziz Ağa'nın</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">kıratını şahlandırıp etrafa hükmederek yiğitliğiyle destan yazdığı, yıllarca hep çakalları titreterek yaşadığımız</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">bu başı dumanlı Munzur Dağları'nda her zaman ağıtlar yakmış, hüzünler beslemiş ve türküler söylemişiz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Dağları yemyeşil doğası, tertemiz havası ve buz gibi soğuk sularıyla her zaman Brastikli baba</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Halil için oğlu Aziz, oğlu Aziz için baba Halil gibi, anne Sırma için kızı Hatice, kızı Hatice için anne Sırma </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">gibi görünmüş ve gözümüz yıllarca hep o başı dumanlı Munzur Dağları'nda dolaşmış. Tabii ki gözümüzün</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">yükseklerde olduğundan değil elbette, yıllarca hep gurbet acısıyla kavrulduğumuz için, belki o burkulan</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">yüreğimiz birazcık sükûn bulur diye, her zaman hasretle bakmışız bu başı dumanlı Munzur Dağları'na.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Dağları'nın eteklerindeki Brastik köyünde, o çiçeklerin tertemiz kokusunda, kartalların yalçın</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">kayalıklardan havalanıp, Gülabi'nin asaletindeki ve Aziz'in cesaretindeki yiğit insanların, yüksek yaylalara</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">çıkıp, güne tandır ekmeği, tulum peyniri ve filiz çayı ile merhaba dediği sabahı hangi yürek unutabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Vadisi'ne gidip, o tertemiz havada, buz gibi bir kaynaktan gürül gürül akan Munzur Çayı'nda </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">suya girmenin, tereyağında alabalık yemenin ve isli demlikten çay içmenin keyfini ancak biz biliriz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Biz Gülabioğulları'nın özgürlüğüne düşkün yiğit evlatları olarak, asırlarca yaşadığımız bu topraklarda,</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">haksızlığa baş eğmeyen karakterimizle, Munzur Dağları'na ne kadar da çok benziyoruz değil mi?</span></span><br />
<br />
Zaten bizi bilenler bilir, bilmeyenler ise artık her yerde bilecek! "Munzur Dağları ses verdiği zaman!."<br />
</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbrahim SEVİNDİK</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #141414;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-size: 1pt;" class="mycode_size"><img src="http://www.zohreanaforum.com/images/imported/2017/05/4.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: 4.jpg]" class="mycode_img" /></span></span></span></span><br />
<div style="text-align: left;" class="mycode_align"><span style="color: #414141;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #414141;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">MUNZUR DAĞLARINDA GÜLABİOĞULLARI</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="color: black;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Biz </span><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">Gülabioğulları </span><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">olarak yüzlerce yıldır var olmuşuz ve var olduğumuz sürece M</span><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font">unzur </span></span><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Dağları'na</span></span></span></span></span><br />
<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">yaslanmış, yüksek yaylalarında çadır kurmuş, buz gibi ayranlı çorbasıyla da karnımızı doyurmuşuz.</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Dağları'nı yalçın kayalıklarıyla gözümüzde hep dost görmüş, o isyancı ruhumuzla bu haşin </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">dağları her zaman kendimize yoldaş edinmiş ve sırdaş bilmişiz. Munzur Dağı öyle yüce bir dağdır ki,</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">o heybetiyle taa ezelden beri yiğitlerin doğal kalesi olup, bu zamana kadar kendisine sığınan hiçbir </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">isyancıya ihanet etmemiştir. İşte onun için Munzur Dağı bizim gözümüzde dağların en delikanlısıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Belki Munzur Dağları'nın yüksek yaylaları, yaban keçileri ve mis gibi kokan taze sütü, bizim bu güzel</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">yöreyi ebedi yurt edinmemizi gerektirmiş; yoksa niye daha doğuya gitmemiş ya da batıda durmamışız.</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">1938-1947 yılları arasında Malkara'da dokuz sene sürgünde kaldığımızda, gurbet acısına daha fazla</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">dayanamayıp, tekrar hasretle doğduğumuz topraklara, Kemah'taki Brastik köyümüze geri dönmüşüz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Dağları sert coğrafyası, yüksek yaylaları ve nefis kekik kokusuyla bize her zaman güven vermiş</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">ve biz yıllarca burada çadır kurup huzur içinde yaşamışız. Güneşin kutsal, rüzgarın asi olduğu, ateşin suyla</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">söndürülemediği, insanların zorla isyanlara, savaşlara ve sürgünlere mahkum edildiği, kartalların sarp</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">doruklarına yuva yaptığı, yazın zirvelerinde karların erimediği, kayaların geçit vermediği, yeşil vadisinde</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Çayı'nın aktığı, Fırat Nehri'nin geçtiği, yamaçlarında meşe ağaçlarının yeşerdiği, yaban keçilerinin </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">otladığı, ur kekliklerinin ötüştüğü, Gülabi Ağa'nın Dersim'den kıl çadırıyla gelip Kemah'ta Brastik köyünü </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">kurduğu ve burayı torunlarına ebedi yurt olarak bıraktığı, Halil Ağa'nın değirmencilik yaptığı, Aziz Ağa'nın</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">kıratını şahlandırıp etrafa hükmederek yiğitliğiyle destan yazdığı, yıllarca hep çakalları titreterek yaşadığımız</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">bu başı dumanlı Munzur Dağları'nda her zaman ağıtlar yakmış, hüzünler beslemiş ve türküler söylemişiz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Dağları yemyeşil doğası, tertemiz havası ve buz gibi soğuk sularıyla her zaman Brastikli baba</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Halil için oğlu Aziz, oğlu Aziz için baba Halil gibi, anne Sırma için kızı Hatice, kızı Hatice için anne Sırma </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">gibi görünmüş ve gözümüz yıllarca hep o başı dumanlı Munzur Dağları'nda dolaşmış. Tabii ki gözümüzün</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">yükseklerde olduğundan değil elbette, yıllarca hep gurbet acısıyla kavrulduğumuz için, belki o burkulan</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">yüreğimiz birazcık sükûn bulur diye, her zaman hasretle bakmışız bu başı dumanlı Munzur Dağları'na.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Dağları'nın eteklerindeki Brastik köyünde, o çiçeklerin tertemiz kokusunda, kartalların yalçın</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">kayalıklardan havalanıp, Gülabi'nin asaletindeki ve Aziz'in cesaretindeki yiğit insanların, yüksek yaylalara</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">çıkıp, güne tandır ekmeği, tulum peyniri ve filiz çayı ile merhaba dediği sabahı hangi yürek unutabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Munzur Vadisi'ne gidip, o tertemiz havada, buz gibi bir kaynaktan gürül gürül akan Munzur Çayı'nda </span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">suya girmenin, tereyağında alabalık yemenin ve isli demlikten çay içmenin keyfini ancak biz biliriz.</span></span><br />
<br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">Biz Gülabioğulları'nın özgürlüğüne düşkün yiğit evlatları olarak, asırlarca yaşadığımız bu topraklarda,</span></span><br />
<span style="font-family: Verdana;" class="mycode_font"><span style="color: black;" class="mycode_color">haksızlığa baş eğmeyen karakterimizle, Munzur Dağları'na ne kadar da çok benziyoruz değil mi?</span></span><br />
<br />
Zaten bizi bilenler bilir, bilmeyenler ise artık her yerde bilecek! "Munzur Dağları ses verdiği zaman!."<br />
</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: Tahoma;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-family: verdana;" class="mycode_font"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: darkred;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbrahim SEVİNDİK</span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span></span><br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Peri Kızı ve Munzur'un Gözyaşları - Nuri Can]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-peri-kizi-ve-munzur-un-gozyaslari-nuri-can</link>
			<pubDate>Sat, 04 Jun 2022 18:26:52 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34783">Öğretmen</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-peri-kizi-ve-munzur-un-gozyaslari-nuri-can</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>