<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - Şafii]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2026 17:13:17 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Buyuk Safii Ilmihali]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-buyuk-safii-ilmihali</link>
			<pubDate>Tue, 28 Feb 2017 18:32:07 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31959">eminibo</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-buyuk-safii-ilmihali</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İMÂM ŞÂFİÎDEN NASİHATLER]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-im%C3%A2m-s%C3%A2fi%C3%AEden-nasihatler</link>
			<pubDate>Sat, 05 Mar 2016 23:43:26 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=24903">Nazlıcan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-im%C3%A2m-s%C3%A2fi%C3%AEden-nasihatler</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HAZRET-İ İMÂM ŞÂFİÎ BUYURDU:<br />
<br />
İlim öğrenmek nafile namaz kılmaktan hayırlıdır.<br />
<br />
Dünya ve âhireti arzu eden ilmi rehber edinsin.<br />
<br />
İlminin ameline uygun olması yani ilmiyle amel etmesi âlimlerin süsüdür.<br />
<br />
İlimle meşgul olmak, hüzün ve kederi giderir.<br />
<br />
Sadık arkadaş, arkadaşının hüzün ve sevincinde ortak olandır.<br />
<br />
İki kişinin darıldıktan sonra birbirinin ayıplarını ortaya çıkarması münâfıklık alâmetidir.<br />
<br />
Kibirle tahsil olunan ilim, insana fayda vermez.<br />
<br />
İlim, sâhibini asla terketmeyen bir meziyettir.<br />
<br />
Nefsinin şehvetleri çok olanlar daha fazla ibâdet etmelidir.<br />
<br />
Riyânın ne olduğunu asıl ihlâs sâhipleri bilir.<br />
<br />
Mürüvvet (insâniyet ve merdlik), îmânın başıdır.<br />
<br />
Haksız sözleri tasdik eden yağcıdır.<br />
<br />
Sâdık arkadaş, dostunun ayıplarını görürse ikaz eder, onu başkalarına açıklamaz. Arkadaşının ayıbını gizlice söylersen nasihat etmiş olursun.<br />
<br />
Seni sevdiğini söyleyen herkese güvenme!<br />
<br />
Nefsine zulmeden şu iki kişidir: Faydasız şeylerle hayatını geçirenler ve iltifatını görmediği adamlara tevazu gösterenler.<br />
<br />
Bilmediğin adamı medh etme.<br />
<br />
Vakit kılıç gibidir. Onu hayırlı amellerde kullanmazsan nefsin seni fena işlerle meşgul eder.<br />
<br />
Sende olmayan faziletlerle seni medheden (öven), emîn ol ki hiddetlendiği vakit sende bulunmayan fenalık ile de seni kötüler.<br />
<br />
Bir adam zahirde ne kadar güzel ahlak sahibi olsa, alçak vicdanlı ve fena ahlâklı adamları bildiği hâlde dost edinirse ahlâksızlıkta onlarla ortak sayılır.<br />
<br />
Kanaatkârlık rahat etmeye sebeptir.<br />
<br />
İnsanların kıymetçe en üstün olanı kendinde bir fazilet ve üstünlük görmeyen tevâzu sahipleridir.<br />
<br />
</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="font-family: Trebuchet MS;" class="mycode_font"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HAZRET-İ İMÂM ŞÂFİÎ BUYURDU:<br />
<br />
İlim öğrenmek nafile namaz kılmaktan hayırlıdır.<br />
<br />
Dünya ve âhireti arzu eden ilmi rehber edinsin.<br />
<br />
İlminin ameline uygun olması yani ilmiyle amel etmesi âlimlerin süsüdür.<br />
<br />
İlimle meşgul olmak, hüzün ve kederi giderir.<br />
<br />
Sadık arkadaş, arkadaşının hüzün ve sevincinde ortak olandır.<br />
<br />
İki kişinin darıldıktan sonra birbirinin ayıplarını ortaya çıkarması münâfıklık alâmetidir.<br />
<br />
Kibirle tahsil olunan ilim, insana fayda vermez.<br />
<br />
İlim, sâhibini asla terketmeyen bir meziyettir.<br />
<br />
Nefsinin şehvetleri çok olanlar daha fazla ibâdet etmelidir.<br />
<br />
Riyânın ne olduğunu asıl ihlâs sâhipleri bilir.<br />
<br />
Mürüvvet (insâniyet ve merdlik), îmânın başıdır.<br />
<br />
Haksız sözleri tasdik eden yağcıdır.<br />
<br />
Sâdık arkadaş, dostunun ayıplarını görürse ikaz eder, onu başkalarına açıklamaz. Arkadaşının ayıbını gizlice söylersen nasihat etmiş olursun.<br />
<br />
Seni sevdiğini söyleyen herkese güvenme!<br />
<br />
Nefsine zulmeden şu iki kişidir: Faydasız şeylerle hayatını geçirenler ve iltifatını görmediği adamlara tevazu gösterenler.<br />
<br />
Bilmediğin adamı medh etme.<br />
<br />
Vakit kılıç gibidir. Onu hayırlı amellerde kullanmazsan nefsin seni fena işlerle meşgul eder.<br />
<br />
Sende olmayan faziletlerle seni medheden (öven), emîn ol ki hiddetlendiği vakit sende bulunmayan fenalık ile de seni kötüler.<br />
<br />
Bir adam zahirde ne kadar güzel ahlak sahibi olsa, alçak vicdanlı ve fena ahlâklı adamları bildiği hâlde dost edinirse ahlâksızlıkta onlarla ortak sayılır.<br />
<br />
Kanaatkârlık rahat etmeye sebeptir.<br />
<br />
İnsanların kıymetçe en üstün olanı kendinde bir fazilet ve üstünlük görmeyen tevâzu sahipleridir.<br />
<br />
</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Reğaib Namazı sahih midir uydurma mı?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-regaib-namazi-sahih-midir-uydurma-mi</link>
			<pubDate>Sat, 12 Sep 2015 22:18:02 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=27069">Ahmed1</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-regaib-namazi-sahih-midir-uydurma-mi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><br />
فَأَجَابَ) بِأَنَّهُ لَمْ يَصِحَّ فِي شَهْرِ رَجَبٍ صَلَاةٌ مَخْصُوصَةٌ تَخْتَصُّ بِهِ، وَالْأَحَادِيثُ الْمَرْوِيَّةُ فِي فَضْلِ صَلَاةِ الرَّغَائِبِ فِي أَوَّلِ جُمُعَةٍ مِنْ شَهْرِ رَجَبٍ كَذِبٌ بَاطِلٌ، وَهَذِهِ الصَّلَاةُ بِدْعَةٌ عِنْدَ جُمْهُورِ الْعُلَمَاءِ وَمِمَّنْ ذَكَرَ ذَلِكَ مِنْ أَعْيَانِ الْعُلَمَاءِ الْمُتَأَخِّرِينَ مِنْ الْحُفَّاظِ أَبُو إسْمَاعِيلَ الْأَنْصَارِيِّ وَأَبُو بَكْرِ بْنُ السَّمْعَانِيِّ وَأَبُو الْفَضْلِ بْنُ نَاصِرٍ وَأَبُو الْفَرْجِ بْنُ الْجَوْزِيِّ وَغَيْرُهُمْ، وَإِنَّمَا لَمْ يَذْكُرْهَا الْمُتَقَدِّمُونَ؛ لِأَنَّهَا أُحْدِثَتْ بَعْدَهُمْ وَأَوَّلُ مَا ظَهَرَتْ بَعْدَ الْأَرْبَعِمِائَةِ فَلِذَلِكَ لَمْ<br />
يَعْرِفْهَا الْمُتَقَدِّمُونَ وَلَمْ يَتَكَلَّمُوا فِيهَا<br />
<br />
Şeyh Remlî'ye Reğaib namazı hakkında soruldu , o da şöyle cevap verdi : <span style="color: #006400;" class="mycode_color">Recep ayında özel bir namaz yoktur.Recep ayında ilk cuma gecesi hakkında nakledilen hadisler batıl ve yalandır.Ve bu namaz Alimlerin çoğunluğuna göre bidattır.Bu namazın bidat olduğunu sonrakiler zaten söylemiştir.Öncekiler'in zamanın böyle bir namaz olmadığı için hiç bahsetmemişlerdir.Çünkü bu namaz hicri 400'den sonra ortaya çıkmıştır</span>.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><br />
فَأَجَابَ) بِأَنَّهُ لَمْ يَصِحَّ فِي شَهْرِ رَجَبٍ صَلَاةٌ مَخْصُوصَةٌ تَخْتَصُّ بِهِ، وَالْأَحَادِيثُ الْمَرْوِيَّةُ فِي فَضْلِ صَلَاةِ الرَّغَائِبِ فِي أَوَّلِ جُمُعَةٍ مِنْ شَهْرِ رَجَبٍ كَذِبٌ بَاطِلٌ، وَهَذِهِ الصَّلَاةُ بِدْعَةٌ عِنْدَ جُمْهُورِ الْعُلَمَاءِ وَمِمَّنْ ذَكَرَ ذَلِكَ مِنْ أَعْيَانِ الْعُلَمَاءِ الْمُتَأَخِّرِينَ مِنْ الْحُفَّاظِ أَبُو إسْمَاعِيلَ الْأَنْصَارِيِّ وَأَبُو بَكْرِ بْنُ السَّمْعَانِيِّ وَأَبُو الْفَضْلِ بْنُ نَاصِرٍ وَأَبُو الْفَرْجِ بْنُ الْجَوْزِيِّ وَغَيْرُهُمْ، وَإِنَّمَا لَمْ يَذْكُرْهَا الْمُتَقَدِّمُونَ؛ لِأَنَّهَا أُحْدِثَتْ بَعْدَهُمْ وَأَوَّلُ مَا ظَهَرَتْ بَعْدَ الْأَرْبَعِمِائَةِ فَلِذَلِكَ لَمْ<br />
يَعْرِفْهَا الْمُتَقَدِّمُونَ وَلَمْ يَتَكَلَّمُوا فِيهَا<br />
<br />
Şeyh Remlî'ye Reğaib namazı hakkında soruldu , o da şöyle cevap verdi : <span style="color: #006400;" class="mycode_color">Recep ayında özel bir namaz yoktur.Recep ayında ilk cuma gecesi hakkında nakledilen hadisler batıl ve yalandır.Ve bu namaz Alimlerin çoğunluğuna göre bidattır.Bu namazın bidat olduğunu sonrakiler zaten söylemiştir.Öncekiler'in zamanın böyle bir namaz olmadığı için hiç bahsetmemişlerdir.Çünkü bu namaz hicri 400'den sonra ortaya çıkmıştır</span>.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şafii'de necasetten taharet]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-safii-de-necasetten-taharet</link>
			<pubDate>Wed, 06 May 2015 23:47:30 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=28369">Hakikat</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-safii-de-necasetten-taharet</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Taharet temizlik demektir. Taharet ikiye ayrılır, hadesten taharet ve necasetten taharet. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hadesten taharet"</span> namaz kılmaya mani olan abdestsizlik ve cünüplük halinin ortadan kaldırılmasıdır. Yani abdesti olmayanın abdest alması, cünüb olanın gusletmesi demektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Necasetten taharet"</span> namaz kılınan yerde, elbisenin üstünde, bu tip yerlerde necaset varsa onu temizlemektir. Eğer necaset varsa, namaz sahih olmaz, yani geçerli değildir.<br />
<br />
Necis olan maddeler:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span> Şarap ve sarhoş eden her türlü sıvı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span> İnsan ve her çeşit hayvanın idrarı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-</span> Mezi; ince bir sıvıdır, zayıf şehvet anında çıkar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-</span> Vedi; ağır bir şey kaldırınca veya idrardan sonra çıkar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5-</span> İnsanın ve her çeşit hayvanın dışkısı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-</span> Kan ve irin.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7-</span> Kusmuk, mideden gelen her şey.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8-</span> Geviş.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9-</span> Eşek gib eti yenmeyen hayvanın sütü.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10-</span> Dine uygun olarak kesilmemiş hayvan ölüsü.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Necaset nasıl temizlenir?</span><br />
<br />
Şafii’de necasetten taharet<br />
<br />
Taharet temizlik demektir. Taharet iki çeşittir; hadesten taharet, necasetten taharet. “Hadesten taharet”, namaz kılmaya engel olan abdestsizlik ve cünüplüğü kaldırmaktır. Yani abdesti olmayan kimsenin abdest alması ve cünüp olanın da gusletmesi, demektir. Yine hayız veya nifas kanı kesilen kadının gusletmesi de hadesten taharettir. </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">Taharet temizlik demektir. Taharet ikiye ayrılır, hadesten taharet ve necasetten taharet. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Hadesten taharet"</span> namaz kılmaya mani olan abdestsizlik ve cünüplük halinin ortadan kaldırılmasıdır. Yani abdesti olmayanın abdest alması, cünüb olanın gusletmesi demektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Necasetten taharet"</span> namaz kılınan yerde, elbisenin üstünde, bu tip yerlerde necaset varsa onu temizlemektir. Eğer necaset varsa, namaz sahih olmaz, yani geçerli değildir.<br />
<br />
Necis olan maddeler:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span> Şarap ve sarhoş eden her türlü sıvı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span> İnsan ve her çeşit hayvanın idrarı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-</span> Mezi; ince bir sıvıdır, zayıf şehvet anında çıkar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-</span> Vedi; ağır bir şey kaldırınca veya idrardan sonra çıkar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5-</span> İnsanın ve her çeşit hayvanın dışkısı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-</span> Kan ve irin.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7-</span> Kusmuk, mideden gelen her şey.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8-</span> Geviş.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9-</span> Eşek gib eti yenmeyen hayvanın sütü.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10-</span> Dine uygun olarak kesilmemiş hayvan ölüsü.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Necaset nasıl temizlenir?</span><br />
<br />
Şafii’de necasetten taharet<br />
<br />
Taharet temizlik demektir. Taharet iki çeşittir; hadesten taharet, necasetten taharet. “Hadesten taharet”, namaz kılmaya engel olan abdestsizlik ve cünüplüğü kaldırmaktır. Yani abdesti olmayan kimsenin abdest alması ve cünüp olanın da gusletmesi, demektir. Yine hayız veya nifas kanı kesilen kadının gusletmesi de hadesten taharettir. </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ORUÇTA 4 MEZHEP ARASINDAKİ FARKLAR]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-oructa-4-mezhep-arasindaki-farklar</link>
			<pubDate>Sun, 01 Feb 2015 13:25:02 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=28369">Hakikat</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-oructa-4-mezhep-arasindaki-farklar</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Ramazan orucuna niyet, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span>'de öğle vaktine kadar, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">diğer üç mezhepte</span> imsak vaktine kadardır.<br />
<br />
-Üç mezhepte Ramazan için her ay oruca niyet etmek gerekir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maliki</span>'de ise Ramazan'ın başlangıcında 10 gün niyet etmek sahihtir.<br />
<br />
-<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii</span>'de kulak menfez [delik] tir. Kulağa konan katı-sıvı her şey orucu bozar. Diğer üç mezhepte ilaç konursa bozar.<br />
<br />
-<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii</span>'de idrar yolu da menfezdir. Oraya pamuk konursa oruç bozulur. Diğer üç mezhepte bozmaz.<br />
<br />
-İğne vurulmak, dört mezhepte de orucu bozar.<br />
<br />
-Dişlerin arasındaki yemek kırıntısını yemek <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span>'de orucu bozmaz, diğer üç mezhepte bozar.<br />
<br />
-Unutarak yiyip içmek, üç mezhepte orucu bozmaz, Maliki'de orucu bozar.<br />
<br />
-Ramazanda oruçlu iken yiyip içene <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maliki</span>'de kefaret gerekir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii ve Hanbeli</span>'de kefaret gerekmez. Hanımıyla birlikte olana ise dört mezhepte de kefaret vardır.<br />
<br />
-Kan aldırmak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanbeli</span>'de orucu bozar, diğer üç mezhepte bozmaz. Abdest alırken, mübalağa etmeden boğaza su kaçarsa, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii ve Hanbeli</span>'de oruç bozulmaz. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi ve Maliki</span>'de bozulur.<br />
<br />
-Ramazanda karı koca beraber olursa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii ve Hanbeli</span>'de kefaret sadece erkeğindir, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi ve Maliki</span>'de ise ikisine de kefaret gerekir.<br />
<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maliki</span>’de oruçlu iken hanımını öpmek haram, diğer üç mezhepte haram değildir. Ancak cünüp olmak ihtimali varken öpmek mekruhtur. Hanımı öpünce mezi gelirse üç mezhepte oruç bozulmaz, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanbeli</span>’de bozar.<br />
<br />
-<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii ve Hanbeli</span>'de nafile orucu tutamayanın kazası vacip değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi ve Maliki</span>'de vaciptir.<br />
<br />
-Yalnız Cuma günü oruç tutmak, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi ve Maliki</span>'de caiz, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii ve Hanbeli</span>'de mekruhtur. İmam-ı Ebu Yusuf da mekruh dedi. Bu bakımdan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span>ler yalnız Cuma günü oruç tutmamalıdır.<br />
<br />
- Sadaka-i fıtır, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi’</span>de Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da vermek caiz ise de, bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevaptır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii</span>’de Ramazandan önce,<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maliki’de ve Hanbeli</span>’de ise bayramdan önce verilemez. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span>’de nisaba ulaşanın fıtra vermesi vacip, diğer üç mezhepte, bir günlük yiyeceği olanın fıtra vermesi farzdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span>’de hanımın fıtrasını kocası vermez, diğer üç mezhepte vermesi lazımdır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-Ramazan orucuna niyet, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span>'de öğle vaktine kadar, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">diğer üç mezhepte</span> imsak vaktine kadardır.<br />
<br />
-Üç mezhepte Ramazan için her ay oruca niyet etmek gerekir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maliki</span>'de ise Ramazan'ın başlangıcında 10 gün niyet etmek sahihtir.<br />
<br />
-<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii</span>'de kulak menfez [delik] tir. Kulağa konan katı-sıvı her şey orucu bozar. Diğer üç mezhepte ilaç konursa bozar.<br />
<br />
-<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii</span>'de idrar yolu da menfezdir. Oraya pamuk konursa oruç bozulur. Diğer üç mezhepte bozmaz.<br />
<br />
-İğne vurulmak, dört mezhepte de orucu bozar.<br />
<br />
-Dişlerin arasındaki yemek kırıntısını yemek <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span>'de orucu bozmaz, diğer üç mezhepte bozar.<br />
<br />
-Unutarak yiyip içmek, üç mezhepte orucu bozmaz, Maliki'de orucu bozar.<br />
<br />
-Ramazanda oruçlu iken yiyip içene <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span> ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maliki</span>'de kefaret gerekir. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii ve Hanbeli</span>'de kefaret gerekmez. Hanımıyla birlikte olana ise dört mezhepte de kefaret vardır.<br />
<br />
-Kan aldırmak <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanbeli</span>'de orucu bozar, diğer üç mezhepte bozmaz. Abdest alırken, mübalağa etmeden boğaza su kaçarsa, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii ve Hanbeli</span>'de oruç bozulmaz. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi ve Maliki</span>'de bozulur.<br />
<br />
-Ramazanda karı koca beraber olursa <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii ve Hanbeli</span>'de kefaret sadece erkeğindir, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi ve Maliki</span>'de ise ikisine de kefaret gerekir.<br />
<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maliki</span>’de oruçlu iken hanımını öpmek haram, diğer üç mezhepte haram değildir. Ancak cünüp olmak ihtimali varken öpmek mekruhtur. Hanımı öpünce mezi gelirse üç mezhepte oruç bozulmaz, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanbeli</span>’de bozar.<br />
<br />
-<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii ve Hanbeli</span>'de nafile orucu tutamayanın kazası vacip değil, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi ve Maliki</span>'de vaciptir.<br />
<br />
-Yalnız Cuma günü oruç tutmak, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi ve Maliki</span>'de caiz, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii ve Hanbeli</span>'de mekruhtur. İmam-ı Ebu Yusuf da mekruh dedi. Bu bakımdan <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span>ler yalnız Cuma günü oruç tutmamalıdır.<br />
<br />
- Sadaka-i fıtır, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi’</span>de Ramazan-ı şerifte verilir. Ramazandan önce ve bayramdan sonra da vermek caiz ise de, bayram namazından önce verilmiş olması daha çok sevaptır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şafii</span>’de Ramazandan önce,<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maliki’de ve Hanbeli</span>’de ise bayramdan önce verilemez. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span>’de nisaba ulaşanın fıtra vermesi vacip, diğer üç mezhepte, bir günlük yiyeceği olanın fıtra vermesi farzdır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hanefi</span>’de hanımın fıtrasını kocası vermez, diğer üç mezhepte vermesi lazımdır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ORUÇTA ŞAFİİ VE HANEFİ MEZHEBİ ARASINDAKİ FARKLAR]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-oructa-safii-ve-hanefi-mezhebi-arasindaki-farklar</link>
			<pubDate>Sun, 01 Feb 2015 13:16:12 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=28369">Hakikat</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-oructa-safii-ve-hanefi-mezhebi-arasindaki-farklar</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-İdrar yoluna pamuk koymak, hanefide orucu bozmaz, şafiide bozar.<br />
<br />
-Hanefi mezhebinde dikkat edilmesine rağmen, ağza su kaçması orucu bozar, Şafii mezhebinde bozmaz.<br />
<br />
-Şafii mezhebinde nafile oruca başlayıp bitiremeyenin kazası vacip değildir, Hanefi'de vaciptir.<br />
<br />
-Şafii mezhebinde oruca niyet etmek, imsak vaktine kadardır. Bir Şafii, gece sahura kalkamazsa, imsak vaktinden sonra uyansa, oruç tutamaz, çünkü vaktinde niyet etmemiştir. Bu orucu kurtarmak için başka bir hak mezhebi taklit etmesi gerekir. (mesela hanefi) Hanefi mezhebinde ise öğle vaktine kadar niyet edilebilir. Bu süre zarfında niyet ederek orucunu tutabilir.<br />
<br />
-Şafii mezhebinde kulağa giren katı veya sıvı her şey mideye girmiş gibi orucu bozar. Hanefi mezhebinde bozmaz. Lakin ilaç ve yağ bozar. Yağ ve ilaç, sindirilmese de yine bozar.<br />
<br />
-Ramazanda orucu bilerek bozana Hanefi'de kefaret gerekir. Şafii'de sadece kaza gerekir. Hanımı ile birlikte olana 4 mezhepte de kefaret vardır.<br />
<br />
-Dişlerin arasındaki kırıntıyı yutmak Hanefi'de orucu bozmaz, Şafii'de bozar.<br />
<br />
-Ramazanda karı-koca beraber olursa Şafii'de kefaret kocasına gerekir, Hanefi'de kefaret ikisinde de olmalıdır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size">-İdrar yoluna pamuk koymak, hanefide orucu bozmaz, şafiide bozar.<br />
<br />
-Hanefi mezhebinde dikkat edilmesine rağmen, ağza su kaçması orucu bozar, Şafii mezhebinde bozmaz.<br />
<br />
-Şafii mezhebinde nafile oruca başlayıp bitiremeyenin kazası vacip değildir, Hanefi'de vaciptir.<br />
<br />
-Şafii mezhebinde oruca niyet etmek, imsak vaktine kadardır. Bir Şafii, gece sahura kalkamazsa, imsak vaktinden sonra uyansa, oruç tutamaz, çünkü vaktinde niyet etmemiştir. Bu orucu kurtarmak için başka bir hak mezhebi taklit etmesi gerekir. (mesela hanefi) Hanefi mezhebinde ise öğle vaktine kadar niyet edilebilir. Bu süre zarfında niyet ederek orucunu tutabilir.<br />
<br />
-Şafii mezhebinde kulağa giren katı veya sıvı her şey mideye girmiş gibi orucu bozar. Hanefi mezhebinde bozmaz. Lakin ilaç ve yağ bozar. Yağ ve ilaç, sindirilmese de yine bozar.<br />
<br />
-Ramazanda orucu bilerek bozana Hanefi'de kefaret gerekir. Şafii'de sadece kaza gerekir. Hanımı ile birlikte olana 4 mezhepte de kefaret vardır.<br />
<br />
-Dişlerin arasındaki kırıntıyı yutmak Hanefi'de orucu bozmaz, Şafii'de bozar.<br />
<br />
-Ramazanda karı-koca beraber olursa Şafii'de kefaret kocasına gerekir, Hanefi'de kefaret ikisinde de olmalıdır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ŞAFİİ MEZHEBİNDE ORUÇ]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-oruc</link>
			<pubDate>Sun, 01 Feb 2015 13:09:17 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=28369">Hakikat</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-oruc</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
"Savm" yani oruç, lügatte; herhangi bir şeyden uzaklaşmak, manasına gelir. Dinde ise; özel bir niyetle, gün boyu, orucu bozan şeylerden uzak durmak, demektir. Oruç farzdır ve bunu inkar eden kafirdir. Allahü teala buyuruyor ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"insana doğru yolu gösteren, hidayet sebeplerinin beyanı, hak ile batıl arasını ayırıcı olan Kur'an'ın indirildiği Ramazan ayını görenleriniz, onda oruç tutsunlar. Hasta olan ve yolculukta bulunan kimsenin; tutmadığı günler sayısınca, diğer günlerde oruç tutması icab eder."</span> Hadis-i şerifte de şöyle buyuruluyor:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ramazan ayı, öyle bir aydır ki; Allah, onda oruç tutmayı, size farz etti. Ben de, onun gecelerinde namaz kılmayı size sünnet ettim. Her kim inanarak ve sevabını bekliyerek; gündüzlerini oruç, gecelerini de namazla geçirirse, anasından doğduğu günkü gibi günahlarından sıyrılır."</span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Orucun rükünleri:</span><br />
<span style="color: #32CD32;" class="mycode_color">Orucun iki rüknü vardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span>Niyet etmek. Her günde ayrı ayrın niyet edilir. Ramazan, nezir, kaza ve kefaret orucunda, o günün gecesinde, imsak olmadan önce niyet edilir. Gece niyet ettikten sonra, imsak vaktine kadar orucu bozucu davranışlardan uzak durmanın bir mahzuru yoktur.<br />
<br />
Gece niyet etmeyi unutan kimse, Ramazana hürmeten bütün günü oruçlu gibi geçirir. Sonra da o gün için kaza eder.<br />
<br />
Fakat nafile oruca, öğleye kadar niyet edilebilir.<br />
<br />
Oruç kazası olan kimse, özürsüz olarak kazayı geciktirir ve sonraki senenin Ramazan ayına ulaşırsa, haram işlemiş olur. Orucunu kaza ettikten sonra, ayrıca, her gün için fidye verir. Fidye; her oruç için bir "müd" (bir avuç) yiyecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span>Orucu bozan şeylerden uzak durmak<br />
<br />
<img src="http://4.bp.blogspot.com/-XHZvHV5_OTw/UeqVTOBrQzI/AAAAAAAABIw/5b2sTFia8oo/s1600/orucubozanseyler.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: orucubozanseyler.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span>Burun, ağız, kulak, ön ve arka gibi açık bir menfezden bir şeyin içeriye girmesi<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span>Cinsi münasebette bulunmak.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-</span>İstimna (mastürbasyon) yapıp meni gelmesi<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-</span>İsteyerek kusmak<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5-</span>Kadının hayız veya lohusa olması<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-</span>Bir an için bile delirmek<br />
Sadece cinsi münasebette bulunan kimsenin orucunda kefaret vardır. Kefaret art arda iki ay oruç tutmaktır. Ayrıca 1 gün de kaza etmektir.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Orucun Sünnetleri</span><br />
Orucun sünnetlerinden bazıları şunlardır:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span>Güneş iyice batıp, gecenin girdiği kesinleştikten sonra iftar yapmakta acele etmek.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span>Fecr-i sadıkın (Sabah namazının) girmesinden korkulmadığı müddetçe sahuru geciktirmek<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-</span>Kötü sözler konuşmamak<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-</span>Sabah olmadan cenabetten gusletmek<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5-</span>İftar vaktinde dua etmek. Peygamber efendimizin, iftar dualarından bazıları şunlardır:<br />
"Allahümme <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">leke sumtu ve ala rızkike eftartu."</span> (Buhari, Müslim)<br />
Meali:<br />
(Allah'ım! Senin için oruç tuttum ve senin [verdiğin] rızıkla orucumu açtım.)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Zehebez-zame vebtelil-uruk ve sebetel-ecru inşaallahü teala."</span>(Ebu Davud)<br />
Meali:<br />
(Susamak gitti, damarlar ısındı ve sevab sabit oldu. Allahü teala dilerse.)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Elhamdü lillah-il-lezi eaneni fesumtu ve reze-kani feeftertu."</span> (İbn-is-Sünni)<br />
Meali:<br />
(Oruç tutmam için yardım eden ve bana rızık verip orucumu açtıran Allah'a hamd olsun.)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-</span> Çok Kur'an-ı kerim okumak.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7-</span>Sadakayı bol vermek.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8-</span>Ramazanın son 10 gününde itikafa girmek.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">İtikaf nedir?</span><br />
<img src="http://1.bp.blogspot.com/-Mj11mI53hlA/UeqWQWMgPqI/AAAAAAAABJA/f-qCWKQ53z0/s1600/itikaf.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: itikaf.jpg]" class="mycode_img" /><br />
İtikaf, Müslüman birinin, niyet getirmek suretiyle camide kalması demektir. İtikaf, her zaman müekked sünnettir. Peygamber efendimiz: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Her kim, iki devenin sağımı arasında geçen vakit kadar camide itikaf ederse, bir köle azad etmiş gibi olur"</span> buyurdu.<br />
En efdali, Ramazanın son 10 gününde yapılandır.<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">İtikadın rükunleri şunlardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span>İtikafa giren kimse. Bunun Müslüman olması, akıllı olması ve büyük hadesten temiz olması. (Yani cünüp olmaması, kadının hayızlı ve lohusa olmaması.)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span> Niyet getirmek. Niyet kalb ile getirilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-</span> Caminin içinde itikâf etmek. Caminin dışında itikâf etmek sahih değildir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-</span> Az da olsa bir miktar camide kalmak.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">İtikafı bozan şeyler şunlardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span> Vati’ (cinsi münasebet.)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span> Meni gelmek şartıyla, şehvetli mübaşeret. Hanımına; şehvetle dokunmak veya öpmek gibi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-</span> Allahü teala saklasın- kişinin dinden çıkması.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-</span> Delirmek veya sarhoş olmak.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5-</span> Mazeretsiz olarak camiden dışarıya çıkmak</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><br />
"Savm" yani oruç, lügatte; herhangi bir şeyden uzaklaşmak, manasına gelir. Dinde ise; özel bir niyetle, gün boyu, orucu bozan şeylerden uzak durmak, demektir. Oruç farzdır ve bunu inkar eden kafirdir. Allahü teala buyuruyor ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"insana doğru yolu gösteren, hidayet sebeplerinin beyanı, hak ile batıl arasını ayırıcı olan Kur'an'ın indirildiği Ramazan ayını görenleriniz, onda oruç tutsunlar. Hasta olan ve yolculukta bulunan kimsenin; tutmadığı günler sayısınca, diğer günlerde oruç tutması icab eder."</span> Hadis-i şerifte de şöyle buyuruluyor:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ramazan ayı, öyle bir aydır ki; Allah, onda oruç tutmayı, size farz etti. Ben de, onun gecelerinde namaz kılmayı size sünnet ettim. Her kim inanarak ve sevabını bekliyerek; gündüzlerini oruç, gecelerini de namazla geçirirse, anasından doğduğu günkü gibi günahlarından sıyrılır."</span><br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Orucun rükünleri:</span><br />
<span style="color: #32CD32;" class="mycode_color">Orucun iki rüknü vardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span>Niyet etmek. Her günde ayrı ayrın niyet edilir. Ramazan, nezir, kaza ve kefaret orucunda, o günün gecesinde, imsak olmadan önce niyet edilir. Gece niyet ettikten sonra, imsak vaktine kadar orucu bozucu davranışlardan uzak durmanın bir mahzuru yoktur.<br />
<br />
Gece niyet etmeyi unutan kimse, Ramazana hürmeten bütün günü oruçlu gibi geçirir. Sonra da o gün için kaza eder.<br />
<br />
Fakat nafile oruca, öğleye kadar niyet edilebilir.<br />
<br />
Oruç kazası olan kimse, özürsüz olarak kazayı geciktirir ve sonraki senenin Ramazan ayına ulaşırsa, haram işlemiş olur. Orucunu kaza ettikten sonra, ayrıca, her gün için fidye verir. Fidye; her oruç için bir "müd" (bir avuç) yiyecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span>Orucu bozan şeylerden uzak durmak<br />
<br />
<img src="http://4.bp.blogspot.com/-XHZvHV5_OTw/UeqVTOBrQzI/AAAAAAAABIw/5b2sTFia8oo/s1600/orucubozanseyler.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: orucubozanseyler.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span>Burun, ağız, kulak, ön ve arka gibi açık bir menfezden bir şeyin içeriye girmesi<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span>Cinsi münasebette bulunmak.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-</span>İstimna (mastürbasyon) yapıp meni gelmesi<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-</span>İsteyerek kusmak<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5-</span>Kadının hayız veya lohusa olması<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-</span>Bir an için bile delirmek<br />
Sadece cinsi münasebette bulunan kimsenin orucunda kefaret vardır. Kefaret art arda iki ay oruç tutmaktır. Ayrıca 1 gün de kaza etmektir.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">Orucun Sünnetleri</span><br />
Orucun sünnetlerinden bazıları şunlardır:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span>Güneş iyice batıp, gecenin girdiği kesinleştikten sonra iftar yapmakta acele etmek.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span>Fecr-i sadıkın (Sabah namazının) girmesinden korkulmadığı müddetçe sahuru geciktirmek<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-</span>Kötü sözler konuşmamak<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-</span>Sabah olmadan cenabetten gusletmek<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5-</span>İftar vaktinde dua etmek. Peygamber efendimizin, iftar dualarından bazıları şunlardır:<br />
"Allahümme <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">leke sumtu ve ala rızkike eftartu."</span> (Buhari, Müslim)<br />
Meali:<br />
(Allah'ım! Senin için oruç tuttum ve senin [verdiğin] rızıkla orucumu açtım.)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Zehebez-zame vebtelil-uruk ve sebetel-ecru inşaallahü teala."</span>(Ebu Davud)<br />
Meali:<br />
(Susamak gitti, damarlar ısındı ve sevab sabit oldu. Allahü teala dilerse.)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Elhamdü lillah-il-lezi eaneni fesumtu ve reze-kani feeftertu."</span> (İbn-is-Sünni)<br />
Meali:<br />
(Oruç tutmam için yardım eden ve bana rızık verip orucumu açtıran Allah'a hamd olsun.)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-</span> Çok Kur'an-ı kerim okumak.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7-</span>Sadakayı bol vermek.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8-</span>Ramazanın son 10 gününde itikafa girmek.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">İtikaf nedir?</span><br />
<img src="http://1.bp.blogspot.com/-Mj11mI53hlA/UeqWQWMgPqI/AAAAAAAABJA/f-qCWKQ53z0/s1600/itikaf.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: itikaf.jpg]" class="mycode_img" /><br />
İtikaf, Müslüman birinin, niyet getirmek suretiyle camide kalması demektir. İtikaf, her zaman müekked sünnettir. Peygamber efendimiz: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Her kim, iki devenin sağımı arasında geçen vakit kadar camide itikaf ederse, bir köle azad etmiş gibi olur"</span> buyurdu.<br />
En efdali, Ramazanın son 10 gününde yapılandır.<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">İtikadın rükunleri şunlardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span>İtikafa giren kimse. Bunun Müslüman olması, akıllı olması ve büyük hadesten temiz olması. (Yani cünüp olmaması, kadının hayızlı ve lohusa olmaması.)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span> Niyet getirmek. Niyet kalb ile getirilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-</span> Caminin içinde itikâf etmek. Caminin dışında itikâf etmek sahih değildir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-</span> Az da olsa bir miktar camide kalmak.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">İtikafı bozan şeyler şunlardır:</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span> Vati’ (cinsi münasebet.)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span> Meni gelmek şartıyla, şehvetli mübaşeret. Hanımına; şehvetle dokunmak veya öpmek gibi.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3-</span> Allahü teala saklasın- kişinin dinden çıkması.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-</span> Delirmek veya sarhoş olmak.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5-</span> Mazeretsiz olarak camiden dışarıya çıkmak</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İMAM ŞAFİİ’NİN MEZHEBİ]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-imam-safii%E2%80%99nin-mezhebi</link>
			<pubDate>Fri, 17 Jan 2014 13:55:10 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=27080">Ehli_Hadis</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-imam-safii%E2%80%99nin-mezhebi</guid>
			<description><![CDATA[İMAM ŞAFİİ’NİN MEZHEBİ<br />
 <br />
İbn Ebî Hâtim (ö. 327) babası Ebû Hâtim (ö. 277) vasıtasıyla Harmele b. Yahyâ et-Tücîbî’nin (ö. 243) İmam Şâfiî’ye nispet ettiği şu sözü nakleder: “Benim görüşlerime aykırı olan ve Hz. Peygamber’den sahih olarak nakledilen bir hadis var ise; biliniz ki hadis benim sözümden daha üstündür. Bu durumda benim görüşüme uymayın!”. İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93. Ayrıca bk. Ebû Nuaym Hilyetü’l-evliyâ, IX, 106.<br />
 <br />
Ebu’l-Abbâs el-Asam (ö. 346), Rebî’ b. Süleymân el-Murâdî (ö. 270) vasıtasıyla İmam Şâfiî’nin “Eğer kitabımda Nebevî sünnete aykırı bir şey görürseniz, benim görüşümü dikkate almayıp sünnete göre hükmedin” dediğini rivayet eder. Yine Rebî’ b. Süleymân’dan nakledildiğine göre İmam Şâfiî bir hadis rivayet ettiğinde, oradakilerden biri “Ey Ebû Abdillah! Sen bu hadisle amel ediyor musun?” diye sorunca İmam Şâfiî “Ben ne zaman Hz. Peygamber’den bir hadis nakledip onunla amel etmezsem bilin ki delirmişim demektir” der. İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93; Beyhakî, Menâkıbu’şŞâfiî İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93; Beyhakî, Menâkıbu’şŞâfiî şerhu’l-Mühezzeb, I, 63; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, IV, 233; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 100.<br />
 <br />
Abdullah b. Zübeyr el-Humeydî (ö. 219) ise, hadis rivayet ettiği bir gün İmam Şâfiî’ye “Bu hadisle amel ediyor musun?” diye sorduğunu, onun da “Resûlullah’tan bir hadis duyacağım da onunla amel etmeyeceğim! Beni kiliseden zünnarımla çıkarken mi gördün?” dediğini nakleder. Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 474; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 106; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 104.<br />
 <br />
Rebî’ b. Süleymân, bir konu hakkında fetva soran birisine İmam Şâfiî’nin “Bu meselede Hz. Peygamber’den şu hadisleri rivayet etmekteyiz” dediğini; adamın “Bunlarla amel ediyor musun?” sorusu üzerine ise Şâfiî’nin titreyip sarsıldığını ve ona “Be adam! Resûlullah’tan hadis nakledip gereğince hükmetmezsem buyer beni taşır mı bu gökyüzü beni altında barındırır mı? Elbette onunla amel ediyorum! Başım gözüm üstüne!” diye cevap verdiğini aktarır. Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 475; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 106 Yâkût el-Hamevî, Mu’cemü’l-üdebâ, XVII, 310; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’lebsâr, s. 100.<br />
 <br />
İbn Ebî Hâtim’in bildirdiğine göre Ebû Muhammed es- Sicistânî (ö. 307) kendisine bir mektup gönderir ve orada Ebû Sevr el-Kelbî’nin (ö. 204) İmam Şâfiî’den “Hz. Peygamber’den gelen her hadis, daha önce benden duymasanız dahi benim görüşümdür” sözünü duyduğunu nakleder. İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93, 94.<br />
 <br />
Di’lec b. Ahmed es-Siczî (ö. 351), Ebû Muhammed el-Cârûdî (ö. ?) vasıtasıyla Rebî’ b. Süleymân’dan İmam Şâfiî’nin “Nebevî sünnetin benim görüşüme aykırı olduğunu düşünürseniz, benim reyimi bırakıp sünnete sarılın. Biliniz ki ben sünnetle amel ederim” dediğini rivayet eder. Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 473; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 31; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 103, 104.<br />
 <br />
İbn Ebî Hâtim’in kaydettiğine göre Abdullah b. Ahmed (b. Hanbel) kendisine bir mektup gönderir ve orada babasının “Şâfiî hadisin sahih olduğunu tespit edince onunla hükmederdi. Onun en güzel özelliği kelam ilmiyle uğraşmaması, fıkıhta derinleşmeye çalışmasıydı” dediğini aktarır. İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 82.<br />
 <br />
Taberânî’nin (ö. 360) rivayetine göre Abdullah b. Ahmed, babasından İmam Şâfiî’nin şu sözünü nakleder: “Sizler sahih hadisleri bizlerden daha iyi bilmektesiniz. Eğer sahih bir haber tespit edersen bana da söyle ki onunla amel edeyim. Hadisin Kûfe, Basra ya da Şamlılar tarafından aktarılıyor olması önemsizdir”. İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 95; Ebû Nuaym, Hilyetü’levliyâ, IX, IX, 170; İbn Abdilber, el-İntikâ, s. 75; İbnü’l-Cevzî, Menâkıbu’l-İmâm Ahmed, s. 499; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 104.<br />
 <br />
Yine Rebî’ b. Süleymân’dan nakledildiğine göre İmam Şâfiî şöyle der: “Hüküm verdiğim herhangi bir konuda muhaddisler tarafından benim fetvama aykırı Hz. Peygamber’den sahih bir haber nakledilirse, biliniz ki ben, hem yaşarken hem de öldükten sonra o görüşümden dönmüşümdür. Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 473; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 170; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, II, 285; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 104.<br />
 <br />
Yine Rebî’ b. Süleymân’dan gelen bir rivayete göre İmam Şâfiî şöyle der: “Herkes Hz. Peygamber’in bütün sünnetini biliyor değildir. Benim görüşümü söylediğim ya da kural olarak belirlediğim bir şey hakkında bunlara aykırı bir merfû hadis nakledilirse biliniz ki en üstün söz Hz. Peygamber’in sözüdür ve ben de onunla amel ederim”. İmam Şâfiî bu sözü sık sık tekrarlardı. Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 475; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, II, 286; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 100.<br />
 <br />
Ebu’l-Velîd Mûsâ b. Ebi’l-Cârûd, İmam Şâfiî’nin “Benim görüşüm bulunan herhangi bir konuda Hz. Peygamber’den sahih bir hadis gelirse biliniz ki ben görüşümden dönüp hadisle amel ederim” dediğini nakleder. Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 107; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, II, 233.<br />
 <br />
Ebû Ali ez-Za’ferânî (ö. 260) de İmam Şâfiî’nin “Hz. Peygamber’in bir sünnetini öğrenirseniz ona uyup başka hiç kimsenin sözüne itibar etmeyin!” Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 107.<br />
 <br />
Salât ve selam Efendimiz Muhammed’e, ailesine ve ashabına olsun!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İMAM ŞAFİİ’NİN MEZHEBİ<br />
 <br />
İbn Ebî Hâtim (ö. 327) babası Ebû Hâtim (ö. 277) vasıtasıyla Harmele b. Yahyâ et-Tücîbî’nin (ö. 243) İmam Şâfiî’ye nispet ettiği şu sözü nakleder: “Benim görüşlerime aykırı olan ve Hz. Peygamber’den sahih olarak nakledilen bir hadis var ise; biliniz ki hadis benim sözümden daha üstündür. Bu durumda benim görüşüme uymayın!”. İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93. Ayrıca bk. Ebû Nuaym Hilyetü’l-evliyâ, IX, 106.<br />
 <br />
Ebu’l-Abbâs el-Asam (ö. 346), Rebî’ b. Süleymân el-Murâdî (ö. 270) vasıtasıyla İmam Şâfiî’nin “Eğer kitabımda Nebevî sünnete aykırı bir şey görürseniz, benim görüşümü dikkate almayıp sünnete göre hükmedin” dediğini rivayet eder. Yine Rebî’ b. Süleymân’dan nakledildiğine göre İmam Şâfiî bir hadis rivayet ettiğinde, oradakilerden biri “Ey Ebû Abdillah! Sen bu hadisle amel ediyor musun?” diye sorunca İmam Şâfiî “Ben ne zaman Hz. Peygamber’den bir hadis nakledip onunla amel etmezsem bilin ki delirmişim demektir” der. İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93; Beyhakî, Menâkıbu’şŞâfiî İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93; Beyhakî, Menâkıbu’şŞâfiî şerhu’l-Mühezzeb, I, 63; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, IV, 233; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 100.<br />
 <br />
Abdullah b. Zübeyr el-Humeydî (ö. 219) ise, hadis rivayet ettiği bir gün İmam Şâfiî’ye “Bu hadisle amel ediyor musun?” diye sorduğunu, onun da “Resûlullah’tan bir hadis duyacağım da onunla amel etmeyeceğim! Beni kiliseden zünnarımla çıkarken mi gördün?” dediğini nakleder. Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 474; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 106; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 104.<br />
 <br />
Rebî’ b. Süleymân, bir konu hakkında fetva soran birisine İmam Şâfiî’nin “Bu meselede Hz. Peygamber’den şu hadisleri rivayet etmekteyiz” dediğini; adamın “Bunlarla amel ediyor musun?” sorusu üzerine ise Şâfiî’nin titreyip sarsıldığını ve ona “Be adam! Resûlullah’tan hadis nakledip gereğince hükmetmezsem buyer beni taşır mı bu gökyüzü beni altında barındırır mı? Elbette onunla amel ediyorum! Başım gözüm üstüne!” diye cevap verdiğini aktarır. Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 475; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 106 Yâkût el-Hamevî, Mu’cemü’l-üdebâ, XVII, 310; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’lebsâr, s. 100.<br />
 <br />
İbn Ebî Hâtim’in bildirdiğine göre Ebû Muhammed es- Sicistânî (ö. 307) kendisine bir mektup gönderir ve orada Ebû Sevr el-Kelbî’nin (ö. 204) İmam Şâfiî’den “Hz. Peygamber’den gelen her hadis, daha önce benden duymasanız dahi benim görüşümdür” sözünü duyduğunu nakleder. İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93, 94.<br />
 <br />
Di’lec b. Ahmed es-Siczî (ö. 351), Ebû Muhammed el-Cârûdî (ö. ?) vasıtasıyla Rebî’ b. Süleymân’dan İmam Şâfiî’nin “Nebevî sünnetin benim görüşüme aykırı olduğunu düşünürseniz, benim reyimi bırakıp sünnete sarılın. Biliniz ki ben sünnetle amel ederim” dediğini rivayet eder. Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 473; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 31; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 103, 104.<br />
 <br />
İbn Ebî Hâtim’in kaydettiğine göre Abdullah b. Ahmed (b. Hanbel) kendisine bir mektup gönderir ve orada babasının “Şâfiî hadisin sahih olduğunu tespit edince onunla hükmederdi. Onun en güzel özelliği kelam ilmiyle uğraşmaması, fıkıhta derinleşmeye çalışmasıydı” dediğini aktarır. İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 82.<br />
 <br />
Taberânî’nin (ö. 360) rivayetine göre Abdullah b. Ahmed, babasından İmam Şâfiî’nin şu sözünü nakleder: “Sizler sahih hadisleri bizlerden daha iyi bilmektesiniz. Eğer sahih bir haber tespit edersen bana da söyle ki onunla amel edeyim. Hadisin Kûfe, Basra ya da Şamlılar tarafından aktarılıyor olması önemsizdir”. İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 95; Ebû Nuaym, Hilyetü’levliyâ, IX, IX, 170; İbn Abdilber, el-İntikâ, s. 75; İbnü’l-Cevzî, Menâkıbu’l-İmâm Ahmed, s. 499; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 104.<br />
 <br />
Yine Rebî’ b. Süleymân’dan nakledildiğine göre İmam Şâfiî şöyle der: “Hüküm verdiğim herhangi bir konuda muhaddisler tarafından benim fetvama aykırı Hz. Peygamber’den sahih bir haber nakledilirse, biliniz ki ben, hem yaşarken hem de öldükten sonra o görüşümden dönmüşümdür. Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 473; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 170; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, II, 285; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 104.<br />
 <br />
Yine Rebî’ b. Süleymân’dan gelen bir rivayete göre İmam Şâfiî şöyle der: “Herkes Hz. Peygamber’in bütün sünnetini biliyor değildir. Benim görüşümü söylediğim ya da kural olarak belirlediğim bir şey hakkında bunlara aykırı bir merfû hadis nakledilirse biliniz ki en üstün söz Hz. Peygamber’in sözüdür ve ben de onunla amel ederim”. İmam Şâfiî bu sözü sık sık tekrarlardı. Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 475; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, II, 286; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 100.<br />
 <br />
Ebu’l-Velîd Mûsâ b. Ebi’l-Cârûd, İmam Şâfiî’nin “Benim görüşüm bulunan herhangi bir konuda Hz. Peygamber’den sahih bir hadis gelirse biliniz ki ben görüşümden dönüp hadisle amel ederim” dediğini nakleder. Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 107; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, II, 233.<br />
 <br />
Ebû Ali ez-Za’ferânî (ö. 260) de İmam Şâfiî’nin “Hz. Peygamber’in bir sünnetini öğrenirseniz ona uyup başka hiç kimsenin sözüne itibar etmeyin!” Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 107.<br />
 <br />
Salât ve selam Efendimiz Muhammed’e, ailesine ve ashabına olsun!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şafii rahimehullahın eserleri]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-safii-rahimehullahin-eserleri</link>
			<pubDate>Sun, 04 Aug 2013 18:04:31 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=23122">kalemşör</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-safii-rahimehullahin-eserleri</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">1- er-risale... <br />
</span>fıkıh usulune dair bir eserdir ve fıkh usulunun ilk eseridir...  kanaatimce imamın kendisinin en sevdiği eseri de budur, sünnetin fonksiyonuna da yer vermektedir..<br />
<br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">2-el umm <br />
</span><br />
bu eser de fıkha dair olmakla birlikte furudur..<br />
<br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">3- ahkamul kuran<br />
</span><br />
bir çeşit ahkam ayetlerin tefsiridir beyhaki cem etmiştir..<br />
<br />
<br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">4-kitabu cima'ul ilm...<br />
</span><br />
ilimlerin toplanması..<br />
<br />
<br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">5-kitabu ihtilafil hadis...<br />
</span><br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">6-kitabu ibtalil istihsan<br />
</span><br />
istihsan kaidesinin iptaline yöneliktir.. zahiriler bu eserden yola çıkarak başka kaideleri de inkar etmişlerdir esin kaynakları şafii rahimehullahın bu eserleridir..<br />
<br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">7- ahkamut tedbir<br />
</span><br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">8-el-mukateb</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;" class="mycode_size"><span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">1- er-risale... <br />
</span>fıkıh usulune dair bir eserdir ve fıkh usulunun ilk eseridir...  kanaatimce imamın kendisinin en sevdiği eseri de budur, sünnetin fonksiyonuna da yer vermektedir..<br />
<br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">2-el umm <br />
</span><br />
bu eser de fıkha dair olmakla birlikte furudur..<br />
<br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">3- ahkamul kuran<br />
</span><br />
bir çeşit ahkam ayetlerin tefsiridir beyhaki cem etmiştir..<br />
<br />
<br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">4-kitabu cima'ul ilm...<br />
</span><br />
ilimlerin toplanması..<br />
<br />
<br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">5-kitabu ihtilafil hadis...<br />
</span><br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">6-kitabu ibtalil istihsan<br />
</span><br />
istihsan kaidesinin iptaline yöneliktir.. zahiriler bu eserden yola çıkarak başka kaideleri de inkar etmişlerdir esin kaynakları şafii rahimehullahın bu eserleridir..<br />
<br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">7- ahkamut tedbir<br />
</span><br />
<span style="color: #0000CD;" class="mycode_color">8-el-mukateb</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şafii Mezhebinde İstiska(Yağmur) Namazı]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-istiska-yagmur-namazi</link>
			<pubDate>Sat, 01 Sep 2012 11:53:51 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=22851">Alone</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-istiska-yagmur-namazi</guid>
			<description><![CDATA[İSTİSKA (YAĞMUR) NAMAZI<br />
<br />
Tarifi<br />
Bu namaz, yağmur yağmadığı veya kaynakların kuruduğu (kıtlık za­manlarında) meşru kılınmıştır Sebebi ortaya çıktığında istiska namazı kılmak sünnet'tir Sebep ortadan kalktığı zaman bu namaz kılınmaz<br />
<br />
İstiska (Yağmur) Namazının Kılınma Şekli<br />
Yağmura ihtiyaç duyulduğunda, üç şeyden birini veya tümünü yap­mak sünnet'tir.<br />
1 Münferiden veya cemaat halinde yağmur için dua etmek<br />
2 Farz namazların son rekâtında ve diğer namazların akabinde dua etmek<br />
3- Üçüncüsü ve en efdali, namaz kılmak ve hutbe okumaktır Bunun en güzel şekli şöyledir: Müslümanların başında bulunan idareci veya onun vekili, namaza çıkmadan önce halka tevbe etmek, sadaka vermek,<br />
1 Buharî/947, Müslim/901<br />
mazlumun hakkını iade etmek, dört gün oruç tutmak için emir vermelidir<br />
Bunlar duanın kabul edilmesinde etkili olduklarından ötürü müste-hab kılınmışlardır Nitekim bunların duanın kabul edilmesinde etkili ol-duklan sahih hadîslerle sabit olmuştur.<br />
Orucun dördüncü günü elbiseler eski ve yamalı olduğu halde tevazu içerisinde çocuk ve yaşlılarla birlikte köy veya şehir dışına çıkılırMüslümanların idarecisi veya onun vekili halkın önüne geçerek iki rekât namaz kıldırır.<br />
İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir: 'Hz Peygamber mütevazi bir şekilde eski elbiseleriyle, huşu içinde kendini duaya kaptırmış olduğu ve tazarru ettiği halde, Bayram namazında olduğu gibi iki rekât namaz kıldı[1]<br />
Namaz tamamlandıktan sonra imam hutbeye çıkarak bayram hutbesi gibi hutbe okur Yalnız birinci hutbede tekbir yerine dokuz istiğfar, ikinci hutbede de yedi istiğfar edilir<br />
Rabbinizden mağfiret dileyin Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır (O' ndan mağfiret dileyin) ki üzerinize göğü (rahmet yağmurunu) bolca indirsin<br />
(Nuh/10-11)<br />
Ayetteki sema kelimesinden maksat yağmur, midrar kelimesinden maksat ise yağmurun bolca inmesidir.<br />
Hatib ikinci hutbeye başlayıp üçte birini okuduktan sonra kıbleye dönerek sırtını halka çevirir, Allah'a karşı zilletini göstermek amacıyla el­bisesinin alt tarafını üste, üst tarafını alta, sağ tarafını sola, sol tarafını da sağa çevirir<br />
Ebu Hüreyre şöyle rivayet etmektedir: 'Hz Peygamber birgün is-tiskaya çıktı Bize ezansız ve kâmetsiz olarak iki rekât namaz kıldırdı Sonra bize hutbe okudu Ellerini kaldırıp yüzünü kıbleye döndürerek Allah'a dua etti Sonra ridasını çevirdi; sağ yanı sol cephesi ve sol yanı sağ cephesi üzerine getirdi'[2]<br />
Orada bulunan halkın da Hz Peygamber gibi yapmaları sünnettir<br />
Teravih Namazı <br />
Hatibin, hutbe esnasında çokça istiğfar, dua, tevbe ve tazarru yap­ması salah ve takva ehliyle tevessül etmesi münasip olur<br />
Enes b Mâlik şöyle anlatıyor: "Ömer, yağmur yağmadığı zamanlarda Abbas b Abdulmuttalib'i yanına alarak yağmur duasına çıkıyor ve şöyle diyordu: 'Ey Allahım! Daha öne peygamberimizle sana tevessül ederdik, sen bize yağmur yağdırırdın Şimdi de peygamberimizin amcasıyla teves­sül ediyoruz, bize yağmur ihsan et' Ömer böyle dedikten sonra yağmur yağmaya başlıyordu"[3]<br />
Yağmur duasına çıkıldığında çocukları, yaşlıları ve hayvanlan da gö­türmek gerekir Çünkü bu musibet umumidir Zımmîlerin de orada bu­lunmalarına engel olunmamalıdır.<br />
<br />
İstiska Hakkında Varid Olan Bir Dua<br />
<br />
Ey Allahım! Yağmuru, rahmet yağmuru kili; azab helak, bela, yıkmak ve boğmak yağmuru kılma! Ey Allahım! Yağmuru sadece tepeciklerin üzerine, ormanların ve vadilerin içlerine yağdır Ey Allahım! Sadece biz­lere değil, çevremize de yağdır Ey Allahım! Kurtatan, hoşgüzel netice getiren, iyi mahsule yol açan, toprağa canlı canlı düşen, bol bol yağan, toprağın her tarafına ulaşan, yüryüzünü ihata eden ve kıyamet'e kadar devam eden bir yağmur ver Ey Allahım! Bize yağmur ver, bizleri ümitsizlerden kılma! Ey Allahım! Kullarının başında ve memlekette ancak sana şikayet edilebilecek (ve senin karşılayabileceğin) bir meşakkat, bir darlık ve açlık vardır Ey Allahım! Bizim için ekin bitir, hayvanlarımızın sütünü çoğalt, göklerin bereketini üzerimize indir, bize yerin bereket­lerinden ver; senden başka, kimsenin kaldıramayacağı belayı üzerimiz­den at! Ey Allahım! Senden mağfiretini dileriz, hiç kuşkusuz sen mağfiret edicisin Bize bol bol yağmurlar ihsan eyle!<br />
Duada geçen zırab kelimesi, zarb'm çoğuludur, küçük dağ veya tepe anlamındadır Akam kelimesi, ekim'in çoğuludur Bu da bir araya gelen ve bir tepecik teşkil eden toprak demektir Gaysen kelimesi yağmur, muğisen ise şiddetten kurtaran demektir Henien kelimesi, hoş ve bir şeyle bulanmamış demektir Merian kelimesi, fazla olması anlamındadır Sahhan kelimesi, yeryüzüne şiddetle vuran yağmur demektir Gedekan çok anlamındadır Tabekan kelimesi, yeryüzünün her tarafını kapsayan anlamındadır Müceüeîen kelimesi, yeryüzünü tamamen örten demektir Daimen kelimesi 'yaran, ihtiyaç ortadan kalkıncaya kadar devam etsin' anlamındadır Kanitîn kelimesi, yağmurdan ümitsizler anlamındadır, el-Cehd kelimesi, meşakkat anlamındadır ed-Denk kelimesi, şiddet ve darlık demektir Edir, idrar kökünden, çok vermek anlamındadır İddara kelimesi çok olsun demektir Eddar kelimesi doğurmadan önce koyunun memelerinin sütle dolması demektir.<br />
<br />
<br />
[1] İbn Mâce/1266 ve başka muhaddisler<br />
<br />
[2] İbn Mâce/1268<br />
<br />
[3] Buharî/964]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İSTİSKA (YAĞMUR) NAMAZI<br />
<br />
Tarifi<br />
Bu namaz, yağmur yağmadığı veya kaynakların kuruduğu (kıtlık za­manlarında) meşru kılınmıştır Sebebi ortaya çıktığında istiska namazı kılmak sünnet'tir Sebep ortadan kalktığı zaman bu namaz kılınmaz<br />
<br />
İstiska (Yağmur) Namazının Kılınma Şekli<br />
Yağmura ihtiyaç duyulduğunda, üç şeyden birini veya tümünü yap­mak sünnet'tir.<br />
1 Münferiden veya cemaat halinde yağmur için dua etmek<br />
2 Farz namazların son rekâtında ve diğer namazların akabinde dua etmek<br />
3- Üçüncüsü ve en efdali, namaz kılmak ve hutbe okumaktır Bunun en güzel şekli şöyledir: Müslümanların başında bulunan idareci veya onun vekili, namaza çıkmadan önce halka tevbe etmek, sadaka vermek,<br />
1 Buharî/947, Müslim/901<br />
mazlumun hakkını iade etmek, dört gün oruç tutmak için emir vermelidir<br />
Bunlar duanın kabul edilmesinde etkili olduklarından ötürü müste-hab kılınmışlardır Nitekim bunların duanın kabul edilmesinde etkili ol-duklan sahih hadîslerle sabit olmuştur.<br />
Orucun dördüncü günü elbiseler eski ve yamalı olduğu halde tevazu içerisinde çocuk ve yaşlılarla birlikte köy veya şehir dışına çıkılırMüslümanların idarecisi veya onun vekili halkın önüne geçerek iki rekât namaz kıldırır.<br />
İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir: 'Hz Peygamber mütevazi bir şekilde eski elbiseleriyle, huşu içinde kendini duaya kaptırmış olduğu ve tazarru ettiği halde, Bayram namazında olduğu gibi iki rekât namaz kıldı[1]<br />
Namaz tamamlandıktan sonra imam hutbeye çıkarak bayram hutbesi gibi hutbe okur Yalnız birinci hutbede tekbir yerine dokuz istiğfar, ikinci hutbede de yedi istiğfar edilir<br />
Rabbinizden mağfiret dileyin Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır (O' ndan mağfiret dileyin) ki üzerinize göğü (rahmet yağmurunu) bolca indirsin<br />
(Nuh/10-11)<br />
Ayetteki sema kelimesinden maksat yağmur, midrar kelimesinden maksat ise yağmurun bolca inmesidir.<br />
Hatib ikinci hutbeye başlayıp üçte birini okuduktan sonra kıbleye dönerek sırtını halka çevirir, Allah'a karşı zilletini göstermek amacıyla el­bisesinin alt tarafını üste, üst tarafını alta, sağ tarafını sola, sol tarafını da sağa çevirir<br />
Ebu Hüreyre şöyle rivayet etmektedir: 'Hz Peygamber birgün is-tiskaya çıktı Bize ezansız ve kâmetsiz olarak iki rekât namaz kıldırdı Sonra bize hutbe okudu Ellerini kaldırıp yüzünü kıbleye döndürerek Allah'a dua etti Sonra ridasını çevirdi; sağ yanı sol cephesi ve sol yanı sağ cephesi üzerine getirdi'[2]<br />
Orada bulunan halkın da Hz Peygamber gibi yapmaları sünnettir<br />
Teravih Namazı <br />
Hatibin, hutbe esnasında çokça istiğfar, dua, tevbe ve tazarru yap­ması salah ve takva ehliyle tevessül etmesi münasip olur<br />
Enes b Mâlik şöyle anlatıyor: "Ömer, yağmur yağmadığı zamanlarda Abbas b Abdulmuttalib'i yanına alarak yağmur duasına çıkıyor ve şöyle diyordu: 'Ey Allahım! Daha öne peygamberimizle sana tevessül ederdik, sen bize yağmur yağdırırdın Şimdi de peygamberimizin amcasıyla teves­sül ediyoruz, bize yağmur ihsan et' Ömer böyle dedikten sonra yağmur yağmaya başlıyordu"[3]<br />
Yağmur duasına çıkıldığında çocukları, yaşlıları ve hayvanlan da gö­türmek gerekir Çünkü bu musibet umumidir Zımmîlerin de orada bu­lunmalarına engel olunmamalıdır.<br />
<br />
İstiska Hakkında Varid Olan Bir Dua<br />
<br />
Ey Allahım! Yağmuru, rahmet yağmuru kili; azab helak, bela, yıkmak ve boğmak yağmuru kılma! Ey Allahım! Yağmuru sadece tepeciklerin üzerine, ormanların ve vadilerin içlerine yağdır Ey Allahım! Sadece biz­lere değil, çevremize de yağdır Ey Allahım! Kurtatan, hoşgüzel netice getiren, iyi mahsule yol açan, toprağa canlı canlı düşen, bol bol yağan, toprağın her tarafına ulaşan, yüryüzünü ihata eden ve kıyamet'e kadar devam eden bir yağmur ver Ey Allahım! Bize yağmur ver, bizleri ümitsizlerden kılma! Ey Allahım! Kullarının başında ve memlekette ancak sana şikayet edilebilecek (ve senin karşılayabileceğin) bir meşakkat, bir darlık ve açlık vardır Ey Allahım! Bizim için ekin bitir, hayvanlarımızın sütünü çoğalt, göklerin bereketini üzerimize indir, bize yerin bereket­lerinden ver; senden başka, kimsenin kaldıramayacağı belayı üzerimiz­den at! Ey Allahım! Senden mağfiretini dileriz, hiç kuşkusuz sen mağfiret edicisin Bize bol bol yağmurlar ihsan eyle!<br />
Duada geçen zırab kelimesi, zarb'm çoğuludur, küçük dağ veya tepe anlamındadır Akam kelimesi, ekim'in çoğuludur Bu da bir araya gelen ve bir tepecik teşkil eden toprak demektir Gaysen kelimesi yağmur, muğisen ise şiddetten kurtaran demektir Henien kelimesi, hoş ve bir şeyle bulanmamış demektir Merian kelimesi, fazla olması anlamındadır Sahhan kelimesi, yeryüzüne şiddetle vuran yağmur demektir Gedekan çok anlamındadır Tabekan kelimesi, yeryüzünün her tarafını kapsayan anlamındadır Müceüeîen kelimesi, yeryüzünü tamamen örten demektir Daimen kelimesi 'yaran, ihtiyaç ortadan kalkıncaya kadar devam etsin' anlamındadır Kanitîn kelimesi, yağmurdan ümitsizler anlamındadır, el-Cehd kelimesi, meşakkat anlamındadır ed-Denk kelimesi, şiddet ve darlık demektir Edir, idrar kökünden, çok vermek anlamındadır İddara kelimesi çok olsun demektir Eddar kelimesi doğurmadan önce koyunun memelerinin sütle dolması demektir.<br />
<br />
<br />
[1] İbn Mâce/1266 ve başka muhaddisler<br />
<br />
[2] İbn Mâce/1268<br />
<br />
[3] Buharî/964]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şafii Mezhebinde Namaza Niyet]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-namaza-niyet</link>
			<pubDate>Sat, 01 Sep 2012 11:47:36 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=22851">Alone</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-namaza-niyet</guid>
			<description><![CDATA[Niyet<br />
Farz namazlar için niyet şarttır Ayrıca niyetin kendisi için de şu şartların bulunması gerekir:<br />
<br />
1.Namazın farzına niyet etmek<br />
<br />
2.Namaz kılma fiilinin kastedilmesi Yani namaz niyetinin, namazın bütün kısımlarında kalpte hazır tutulması<br />
<br />
3.Kılınacak namazın sabah, öğle, ikindi, akşam veya yatsı namazı olarak belirtilmesi<br />
<br />
4.Niyetin iftitah tekbirine bitişik olarak yapılması Hanefî Mezhebine göre niyet, iftitah tekbirinden önce de getirilebilir<br />
<br />
5.Niyetin kalp ile yapılması<br />
<br />
6.Niyetten sonra, niyete aykırı şeylerden kaçınılması<br />
<br />
Vakit namazlarıyla birlikte kılınan sünnetler, kuşluk namazı, yağmur duasına çıkılırken kılınan istiska namazı, tavaf ve istihare namazları gibi vakte bağlı olmayıp belli bir sebepten ötürü kılınan namazlar ve mutlak olarak kılınan nafile namazlar için yapılacak olan niyete gelince; kılınacak olan nafile namaz belli bir vakte bağlıysa veya bir sebepten ötürü kılmıyorsa, bunun niyet ederken belirtilmesi, ayrıca sünnetliğinin kastedilmesi gerekir.<br />
<br />
Örneğin sabah namazının sünnetini kılacak olan bir kişi, "Sabah namazının sünnetini kılmaya niyet ettim" demeli veya öğle namazının son sünnetini kılacak olan bir kişi, "Öğle namazının son sünnetini kılmaya niyet ettim" demelidir Yine bu niyetin iftitah tekbirine bitişik olarak yapılması şarttır.<br />
<br />
Nafile namaz için yapılan niyette, namazın nâfileliğine niyet etmek zorunlu değil, müstehaptır Kılınacak namaz mutlak nâfileyse, bu durumda mutlak olarak namaza niyet edilmesi yeterli olur Yalnız bu niyetin de iftitah tekbirine bitiştirilmesi şarttır Eda niyetine kaza, kaza niyetine eda namazı kılınabilir.<br />
<br />
Hanefî Mezhebine göre ise böyle bir niyetle kılınan namaz sahih olmaz.<br />
<br />
Nafile namazlar kılınırken niyet esnasında belirtilmeleri veya nâfileliklerine niyet edilmesi şart değildir Belli bir sebepten ötürü kılınan nafile namazlar da bu bakımdan mutlak nafile namazlar gibidirler.<br />
<br />
Tahiyyetü'l-mescid namazı da bir sebebe bağlı olarak kılınan nafile namazlardandır ve sebebi kişinin mescide girmesidir Fakat mescide girildiğinde, başka bir namaza başlanacak olursa, tahiyyetü'l-mescid namazı da kılınmış sayılır.<br />
<br />
(Büyük Şafii İlmihali - Mehmet Keskin)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Niyet<br />
Farz namazlar için niyet şarttır Ayrıca niyetin kendisi için de şu şartların bulunması gerekir:<br />
<br />
1.Namazın farzına niyet etmek<br />
<br />
2.Namaz kılma fiilinin kastedilmesi Yani namaz niyetinin, namazın bütün kısımlarında kalpte hazır tutulması<br />
<br />
3.Kılınacak namazın sabah, öğle, ikindi, akşam veya yatsı namazı olarak belirtilmesi<br />
<br />
4.Niyetin iftitah tekbirine bitişik olarak yapılması Hanefî Mezhebine göre niyet, iftitah tekbirinden önce de getirilebilir<br />
<br />
5.Niyetin kalp ile yapılması<br />
<br />
6.Niyetten sonra, niyete aykırı şeylerden kaçınılması<br />
<br />
Vakit namazlarıyla birlikte kılınan sünnetler, kuşluk namazı, yağmur duasına çıkılırken kılınan istiska namazı, tavaf ve istihare namazları gibi vakte bağlı olmayıp belli bir sebepten ötürü kılınan namazlar ve mutlak olarak kılınan nafile namazlar için yapılacak olan niyete gelince; kılınacak olan nafile namaz belli bir vakte bağlıysa veya bir sebepten ötürü kılmıyorsa, bunun niyet ederken belirtilmesi, ayrıca sünnetliğinin kastedilmesi gerekir.<br />
<br />
Örneğin sabah namazının sünnetini kılacak olan bir kişi, "Sabah namazının sünnetini kılmaya niyet ettim" demeli veya öğle namazının son sünnetini kılacak olan bir kişi, "Öğle namazının son sünnetini kılmaya niyet ettim" demelidir Yine bu niyetin iftitah tekbirine bitişik olarak yapılması şarttır.<br />
<br />
Nafile namaz için yapılan niyette, namazın nâfileliğine niyet etmek zorunlu değil, müstehaptır Kılınacak namaz mutlak nâfileyse, bu durumda mutlak olarak namaza niyet edilmesi yeterli olur Yalnız bu niyetin de iftitah tekbirine bitiştirilmesi şarttır Eda niyetine kaza, kaza niyetine eda namazı kılınabilir.<br />
<br />
Hanefî Mezhebine göre ise böyle bir niyetle kılınan namaz sahih olmaz.<br />
<br />
Nafile namazlar kılınırken niyet esnasında belirtilmeleri veya nâfileliklerine niyet edilmesi şart değildir Belli bir sebepten ötürü kılınan nafile namazlar da bu bakımdan mutlak nafile namazlar gibidirler.<br />
<br />
Tahiyyetü'l-mescid namazı da bir sebebe bağlı olarak kılınan nafile namazlardandır ve sebebi kişinin mescide girmesidir Fakat mescide girildiğinde, başka bir namaza başlanacak olursa, tahiyyetü'l-mescid namazı da kılınmış sayılır.<br />
<br />
(Büyük Şafii İlmihali - Mehmet Keskin)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şafii Mezhebinde Sevih Secdesi]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-sevih-secdesi</link>
			<pubDate>Sat, 01 Sep 2012 11:45:46 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=22851">Alone</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-sevih-secdesi</guid>
			<description><![CDATA[Lugatta sehv, birşeyi unutmak, ondan gafil olmak demektir Fakat buradaki sehiv'den maksat, namaz kılan kişinin kasden veya unutarak namazında eksiklik yapmasıdır Bu durumda sehiv secdesi yapılması ge­rekir Sehiv secdesi namazın sonunda yapılır Amacı ise, namazda yapılan bir eksikliği telafi etmektir<br />
<br />
Sehiv Secdesinin Hükmü<br />
<br />
Sehiv secdesi, daha sonra bahsedeceğimiz sebeplerden birinin mey­dana gelmesiyle sünnet olur Eğer kişi bu sebepler meydana geldiği halde sehiv secdesi yapmazsa namaz bozulmaz Çünkü sehiv secdesi vacib değildir ve herhangibir vacibin ihmalinden ötürü de meşru kılınmamıştırBu husus ileride tekrar gelecektir<br />
Sehiv secdesinin meşruiyetinin delili, Ebu Hüreyre'nin şu rivayetidir: "Hz Peygamber bize öğle veya ikindi namazını kıldırırken iki rekâtta se­lâm verdi Zulyedeyn isimli sahabî 'Ey Allah'ın Rasûlü! Namaz mı kısaldı yoksa sen mi unuttun?' dedi Hz Peygamber cemaate 'Zuiyedeyn'in söy­lediği doğru mu?' diye sordu Sahabîler 'Evet' deyince, Hz Peygamber kalktı, iki rekât daha kıldı Sonunda da iki secde yaptı"[1]<br />
Sehiv secdesinin diğer delilleri ileride gelecektir<br />
<br />
Sehiv Secdesinin Sebepleri<br />
<br />
<br />
1 Namaz kılan kişi, namazın eb'azlarından birini terkederse -birinci teşehhüd veya kunut duası gibi- sehiv secdesi yapması gerekir<br />
Abdullah b Buhayne şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber öğle na­mazını kıldırırken birinci oturuşu yapması gerekirken üçüncü rekâta kalktıNamazını tamamladığı zaman oturduğu halde, selâm vermeden önce herbir secdede tekbir alarak unuttuğu oturma yerine iki secde yaptı'[2]<br />
Büyük Şafii Fıkhı<br />
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:<br />
İçinizden biri ikinci rekâta oturmadan kalkar, tam ayağa kalkmadan oturmadığını hatırlarsa hemen otursun Fakat tam ayağa kalkrnişsa oturmasın, sehiv için iki secde yapsın[3]<br />
2 Kılınan namazın rekâtlarında şüphe edilirse sehiv secdesi gerekir<br />
Şüphe edildiğinde rekât sayısının en azına itibar edilir Geri kalan re­kâtlar tamamlandıktan sonra sehiv secdesi yapılır Bu, fazla kılınan rekât­ları telafi etmek içindir Eğer öğle namazının üç rekât mı, dört rekât mı kılındığında şüphe edilirse ve henüz namaz da devam ediyorsa, namaz üç rekât kabul edilip bir rekât daha kılındıktan sonra sehiv secdesi yapılmalıdır Bu, namazın beş rekât kılınması ihtimaline karşı yapılır<br />
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:<br />
Biriniz namazında şek edip de üç mü, yoksa dört mü kıldığını bile­mezse şüpheyi atsın ve namazı yakînen bildiği aded üzerine tamam­lasınSonra selâm vermeden önce iki secde yapsın Eğer beş rekât kılmışsa bu iki secde onun namazını altı rekât yapar ve eğer dört re­kâtı tamamlayıcı olarak kildıysa, bu iki secde şeytanın burnunu yere sürtmek (onu zelil etmek) için olur[4]<br />
Eğer namaz bittikten sonra şüphe edilirse, bu şüphe, namazın sıhhatine zarar vermez Ancak niyette veya tahrim tekbirinde şüphe edi­lirse namaz bozulur<br />
İmam'a uyarak namaz kılan bir kimse yanılırsa -birinci teşehhüd'ü okumayı unutmak gibi- imam'ın tam kılması, imam'a uyan kimsenin ha­tasını kapatarak onun yerine geçer İmam selâm verdikten sonra da o kişinin sehiv secdesi yapması gerekmez Bunun delili, Hz Peygamber'in imam zamin'dir'1 sözüdür<br />
3 Kasden yapıldığında namazı bozan birşeyi, unutarak yapmak<br />
Meselâ birkaç kelime konuştuğu veya sehven bir rekât fazla kıldığı zaman, kişi bunu namaz bitmeden hatırlarsa sehiv secdesi yapar<br />
4 Rükün ve farz olan namaz fiillerinden biri veya bir sûre yerinden başka bir yere nakledilirse sehiv secdesi yapmak sünnet olur<br />
Meselâ teşehhüd yerine Fatiha okunursa veya rükû'da kunut oku­nursa veya Fatiha'dan sonra okunması sünnet olan sûre, rükû'dan sonra itidâl'de okunursa sehiv secdesi yapmak sünnettir<br />
<br />
Sehiv Secdesinin Şekli ve Yeri<br />
<br />
<br />
Sehiv secdesi, namaz secdeleri gibi iki secdedir Sehiv secdesi na­mazın sonunda, selâmdan önce niyet edilerek yapılır Eğer namaz kılan kişi sehiv secdesi yapmadan önce sehven selâm verirse ve aradan uzun bir zaman geçtikten sonra sehiv secdesi yapmadığını hatırlarsa artık sehiv secdesi yapılmaz Eğer aradan kısa bir zaman geçmişse hemen sehiv secdesi yapılabilir<br />
<br />
<br />
[1] Buharî/1169<br />
<br />
[2] Buharî/1166; Müslim/570 (Diğer bir rivayette 'Hz Peygamber namazların birinde bize iki rekât kıldırdı' şeklindedir)<br />
<br />
[3] İbn Mâce/1208; Ebu Dâvud/1036 ve başka muhaddisler, (Muğire b Şûbe'den)<br />
<br />
[4] Müslim/571, (Ebu Said el-HudrTden)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Lugatta sehv, birşeyi unutmak, ondan gafil olmak demektir Fakat buradaki sehiv'den maksat, namaz kılan kişinin kasden veya unutarak namazında eksiklik yapmasıdır Bu durumda sehiv secdesi yapılması ge­rekir Sehiv secdesi namazın sonunda yapılır Amacı ise, namazda yapılan bir eksikliği telafi etmektir<br />
<br />
Sehiv Secdesinin Hükmü<br />
<br />
Sehiv secdesi, daha sonra bahsedeceğimiz sebeplerden birinin mey­dana gelmesiyle sünnet olur Eğer kişi bu sebepler meydana geldiği halde sehiv secdesi yapmazsa namaz bozulmaz Çünkü sehiv secdesi vacib değildir ve herhangibir vacibin ihmalinden ötürü de meşru kılınmamıştırBu husus ileride tekrar gelecektir<br />
Sehiv secdesinin meşruiyetinin delili, Ebu Hüreyre'nin şu rivayetidir: "Hz Peygamber bize öğle veya ikindi namazını kıldırırken iki rekâtta se­lâm verdi Zulyedeyn isimli sahabî 'Ey Allah'ın Rasûlü! Namaz mı kısaldı yoksa sen mi unuttun?' dedi Hz Peygamber cemaate 'Zuiyedeyn'in söy­lediği doğru mu?' diye sordu Sahabîler 'Evet' deyince, Hz Peygamber kalktı, iki rekât daha kıldı Sonunda da iki secde yaptı"[1]<br />
Sehiv secdesinin diğer delilleri ileride gelecektir<br />
<br />
Sehiv Secdesinin Sebepleri<br />
<br />
<br />
1 Namaz kılan kişi, namazın eb'azlarından birini terkederse -birinci teşehhüd veya kunut duası gibi- sehiv secdesi yapması gerekir<br />
Abdullah b Buhayne şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber öğle na­mazını kıldırırken birinci oturuşu yapması gerekirken üçüncü rekâta kalktıNamazını tamamladığı zaman oturduğu halde, selâm vermeden önce herbir secdede tekbir alarak unuttuğu oturma yerine iki secde yaptı'[2]<br />
Büyük Şafii Fıkhı<br />
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:<br />
İçinizden biri ikinci rekâta oturmadan kalkar, tam ayağa kalkmadan oturmadığını hatırlarsa hemen otursun Fakat tam ayağa kalkrnişsa oturmasın, sehiv için iki secde yapsın[3]<br />
2 Kılınan namazın rekâtlarında şüphe edilirse sehiv secdesi gerekir<br />
Şüphe edildiğinde rekât sayısının en azına itibar edilir Geri kalan re­kâtlar tamamlandıktan sonra sehiv secdesi yapılır Bu, fazla kılınan rekât­ları telafi etmek içindir Eğer öğle namazının üç rekât mı, dört rekât mı kılındığında şüphe edilirse ve henüz namaz da devam ediyorsa, namaz üç rekât kabul edilip bir rekât daha kılındıktan sonra sehiv secdesi yapılmalıdır Bu, namazın beş rekât kılınması ihtimaline karşı yapılır<br />
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:<br />
Biriniz namazında şek edip de üç mü, yoksa dört mü kıldığını bile­mezse şüpheyi atsın ve namazı yakînen bildiği aded üzerine tamam­lasınSonra selâm vermeden önce iki secde yapsın Eğer beş rekât kılmışsa bu iki secde onun namazını altı rekât yapar ve eğer dört re­kâtı tamamlayıcı olarak kildıysa, bu iki secde şeytanın burnunu yere sürtmek (onu zelil etmek) için olur[4]<br />
Eğer namaz bittikten sonra şüphe edilirse, bu şüphe, namazın sıhhatine zarar vermez Ancak niyette veya tahrim tekbirinde şüphe edi­lirse namaz bozulur<br />
İmam'a uyarak namaz kılan bir kimse yanılırsa -birinci teşehhüd'ü okumayı unutmak gibi- imam'ın tam kılması, imam'a uyan kimsenin ha­tasını kapatarak onun yerine geçer İmam selâm verdikten sonra da o kişinin sehiv secdesi yapması gerekmez Bunun delili, Hz Peygamber'in imam zamin'dir'1 sözüdür<br />
3 Kasden yapıldığında namazı bozan birşeyi, unutarak yapmak<br />
Meselâ birkaç kelime konuştuğu veya sehven bir rekât fazla kıldığı zaman, kişi bunu namaz bitmeden hatırlarsa sehiv secdesi yapar<br />
4 Rükün ve farz olan namaz fiillerinden biri veya bir sûre yerinden başka bir yere nakledilirse sehiv secdesi yapmak sünnet olur<br />
Meselâ teşehhüd yerine Fatiha okunursa veya rükû'da kunut oku­nursa veya Fatiha'dan sonra okunması sünnet olan sûre, rükû'dan sonra itidâl'de okunursa sehiv secdesi yapmak sünnettir<br />
<br />
Sehiv Secdesinin Şekli ve Yeri<br />
<br />
<br />
Sehiv secdesi, namaz secdeleri gibi iki secdedir Sehiv secdesi na­mazın sonunda, selâmdan önce niyet edilerek yapılır Eğer namaz kılan kişi sehiv secdesi yapmadan önce sehven selâm verirse ve aradan uzun bir zaman geçtikten sonra sehiv secdesi yapmadığını hatırlarsa artık sehiv secdesi yapılmaz Eğer aradan kısa bir zaman geçmişse hemen sehiv secdesi yapılabilir<br />
<br />
<br />
[1] Buharî/1169<br />
<br />
[2] Buharî/1166; Müslim/570 (Diğer bir rivayette 'Hz Peygamber namazların birinde bize iki rekât kıldırdı' şeklindedir)<br />
<br />
[3] İbn Mâce/1208; Ebu Dâvud/1036 ve başka muhaddisler, (Muğire b Şûbe'den)<br />
<br />
[4] Müslim/571, (Ebu Said el-HudrTden)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şafii Mezhebinde Namazın Sünnetleri]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-namazin-sunnetleri</link>
			<pubDate>Sat, 01 Sep 2012 11:44:14 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=22851">Alone</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-namazin-sunnetleri</guid>
			<description><![CDATA[Fıkıh'ta sünnet, Hz. Peygamber'in vacib olmayarak yapmış olduğu şeyleri ifade eder. Namazın sahih olması için birtakım şart ve rükûnların olduğunu söylemiştik. Bir de namaz kılan kişiden istenen, namazın bir­takım sünnetleri vardır. Fakat bunlar farz gibi zorunlu olarak istenmez. Bu sünnetlere riayet eden sevap alır, riayet etmeyen ise günahkâr olmaz. Bu sünnetler namazdan öncej namaz içinde ve namazdan sonra olmak-üzere üç kışıma ayrılır:<br />
<br />
A.Namazdan Önceki Sünnetler<br />
<br />
Namazdan önceki sünnetler üç tanedir:<br />
1. Ezan.<br />
Ezanın tarifi, delilleri, şartlarının beyanı ve bununla ilgili meseleler daha önce geçmişti.<br />
2. İkâmet (Kamet)<br />
Kâmet'in tarifi, şartlarının beyanı, ezan ile kamet arasındaki farklar daha önce zikredilmişti.<br />
3. Sütre<br />
Kişinin namaz kılarken önüne -duvar, direk, baston gibi- bir sütre alarak önünden geçenlerle kendi arasında bir perde yapması, hiçbir şey yoksa önüne bir çizgi çekmesi sünnettir.<br />
Abdullah b. Ömer şöyle rivayet ediyor: "Hz. Peygamber bayram günü (namaza) çıktığında (hizmetçisine) bir harbe taşımasını emrederdi. (O harbe namazda) karşısına dikilir, kendisi de ona doğru namaz kılar, halk da arkasında namaza dururdu. Bunu seferde de yapardı".[1]<br />
En efdal olanı, sütrenin secde yerine yakın olmasıdır; zira Sehl b. Sa'd şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber'in musallası (namaz kıldığı yer) ile (kıble cihetindeki) duvar arasında bir davar geçebilecek kadar yer vardı1.[2]<br />
<br />
B. Namaz İçindeki Sünnetler<br />
<br />
<br />
Namaz içindeki sünnetler ikiye ayrılır:<br />
1. Eb'az<br />
2. Heyet<br />
Eb'az, namazda terkedildiği takdirde sehiv secdesiyle telafi edilmesi­nin sünnet olduğu şeylerdir.<br />
Heyet, terkedildiği takdirde sehiv secdesiyle telafi edilmesinin sünnet olmadığı şeylerdir.<br />
Sehiv secdesini ve onunla ilgili hususları namazın amelleri bahsinde açıklayacağız. Namazdaki eb'âzlar ise şunlardır:<br />
<br />
Eb'âz<br />
<br />
<br />
a. Birinci Teşehhüd<br />
Birinci teşehhüd, arkasından selâm gelmeyen teşehhüd'dür. Bu da öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarında ikinci rekattaki oturuştur. Bu oturuşta teşehhüd okumak sünnettir. Çünkü namazını güzel kılmayan bir kişiye Hz. Peygamber şöyle demiştir:<br />
Namazın ortasında oturduğun zaman önce istikrar bul, sonra sol ayağını yay, sonra teşehhüd oku.[3]<br />
Bu teşehhüd'ün sünnet olduğunun delili, Abdullah b. Buhayne'nin rivayet ettiği şu hadîstir: 'Hz. Peygamber bir namazda bize iki rekât kıldırdı. Sonra (birinci teşehhüd için) oturmadan kalktı. Cemaat (ona uya­rak) ayağa kalktı. Namazını tamaladığı zaman biz selâm vermesini bekler­ken selâm vermeden önce tekbir aldı ve oturduğu halde (yanılmaktan dolayı) iki secde yaptı, sonra selâm verdi'.[4]<br />
Eğer bu teşehhüd rükün olsaydı, Hz. Peygamber onu yerine getirir, sehiv secdesiyle telafi etmezdi.<br />
b. Teşehhüd'den sonra Hz. Peygamber'e salâvat getirmek. Salâvat terkedildiği zaman sehiv secdesi yapmak onu telafi eder.<br />
c. Birinci teşehhüd için oturmak.<br />
Böylece birinci teşehhüd'de-, oturmak, teşehhüd okumak ve Hz. Pey­gamber'e salât etmek olmak üzere üç tane sünnet olduğu anlaşılmaktadır.<br />
4. Rükün olan son teşehhüd'den sonra Hz. Peyğamber'in âline salât etmek.<br />
Son oturuşta rükün olan teşehhüd'ü okuduktan ve Hz. Peygamber'e salâvat getirdikten sonra Hz. Peyğamber'in âline de salât etmek sünnet'tir. Çünkü salât'ın lafzında âl kelimesi de geçmektedir.<br />
5. Sabah namazında ikinci rekâtın itidaline kalkıldığında, Ramazan'ın ikinci yarısında, vitir'in son rekâtında ve hangi namazda olursa olsun son rekâttaki itidâl'de felaketler için kunut okumak sünnettir.<br />
Enes b. Mâlik şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunut yaptı[5]<br />
Enes b. Mâlik'e, Hz. Peyğamber'in sabah namazında kunut yapıp yapmadığı sorulduğunda, şöyle demiştir:<br />
- Evet, kunut yaptı.<br />
- Rükû'dan önce mi sonra mı?<br />
- Rükû'dan sonra az bir müddet[6]<br />
Namaz kılan kişi hangi lafızla olursa olsun Allah'a övgü ve duada bulunursa kunut sünnetini yerine getirmiş olur. Meselâ Aüahummağfirli yâ gafuru dese yeterlidir. Kunut'un en mükemmel şekli ise, Hz. Peygamber'den rivayet edilen kunut duasını okumakla yerine getirilmiş olur.<br />
Hasan b. Ali şöyle demiştir: Hz. Peygamber bana birkaç kelime öğ­retti, vitir'de onları okuyordum:<br />
Ey Allahim! Verdiğin hidayetinde beni daim kıl! Verdiğin afiyetlerle beni afiyette kıl. Emanına aldığın yerde beni de emanına al! Bana verdiğini mübarek kıl! Kaza ettiğin şeyin şerrinden beni koru! Sen hükmedersin, fakat kimse sana hükmedemez. Senin dost edindiğin zelil kılınamaz. Senin düşman olduğun aziz olamaz. Sen yücesin, ey Allahım sen büyüksün.[7]<br />
İmam'ın bu lafızları cermsigası olarak; ihdini yerine ihdim, afini ye­rine afim, tevelhnî yerine tevellena şeklinde okuması gerekir.<br />
Hişam'ın, Muhammed b. Sirin'in ashabından rivayet ettiğine göre Ubey b. Ka'b (Ramazan'da) onlara imamlık yapıp Ramazan'ın son yansında kunut yapmıştır.[8]<br />
Ebu Hüreyre şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber sabah namazının ikinci rekâtında başını rükû'dan kaldırdığı zaman ellerini kaldırıp kunut duası okurdu'.[9]<br />
Âlimler şu ibarenin eklenmesinin de müstehab olduğunu söy­lemişlerdir.<br />
Namazın Sünnetleri<br />
Hükmettiğine karşılık hamd sana mahsustur. Ey Rabb'imiz! Senden mağfiretini diler ve sana yöneliriz. Peygamber Efendimiz (en-Nebiyyü'l-timmî olan) Hz. Muhammed'e, âline ve ashabına salât u selâm eyle! Nitekim bu hususta dua ve zikirden sonra Hz. Peygamber'e getirilen<br />
sa/âvat hakkında sahih hadîsler vardır.[10]<br />
Kunut okurken elleri kaldırmak sünnettir. Ellerin iç kısımları göğe doğru olmalıdır.<br />
• Heyetler<br />
Biz daha önce heyetlerin, namazın sünnetlerinden olduğunu, terke-. dilmesi halinde sehiv secdesiyle telafi edilmesinin sünnet olmadığını, Eb'azlann ise sehiv secdesiyle telafi edileceğini söylemiştik. Namazdaki heyetleri şöyle sıralayabiliriz:<br />
1. Tahrim tekbiri alırken, rükû'ya giderken ve rükû'dan kalkarken el­lerin kaldırılması sünnettir.<br />
.Bu sünneti yerine getirmenin keyfiyeti şöyledir: Ellerin ayaları kible'ye doğru açılıp parmaklar yayılmalıdır. Baş parmaklar kulak memeleri hizasında olup ellerin ayaları açık olmalıdır.<br />
İbn Ömer şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber namaza durduğu zaman ellerini omuzları hizasına kadar kaldırır, sonra tekbir alırdı. Rükû'a gitmek istediği zaman da, rükû'dan kalktığı zaman da böyle yapardı. Fakat secdeye gittiğinde ve secdeden kalktığında böyle yapmazdı'.[11]<br />
2. Vakfe'de sağ eli sol elin üzerine koymak.<br />
Bunun şekli şöyledir: Sağ eli sol elin üzerine koyup sağ elin parmak­larıyla sol elin bileğini tutmalı, elleri göbeğin üstüne göğsün de altına koymalıdır.<br />
Vail b. Hucr şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber namaza başladığı zaman ellerini kaldırıp tekbir alır, sonra sağ elini sol bileği üzerine ko­yardı'.[12]<br />
3. Kıyamdayken secde yerine bakmak.<br />
Namaz kılan kişinin bakışlarını sağa sola çevirmesi mekruhtur Yukarıya veya önündeki birşeye -Kabe bile olsa- bakması mekruhtur' Sünnet olan, devamlı secde yerine bakmaktır. Kişi teşehhüd okurken işaret ettiği parmağına bakabilir. Böyle yapılmasının delili Hz Peygamber'in fiilidir. , <br />
Teveccüh<br />
4. Tekbir'den sonra namaza teveccüh okuyarak başlamak. Teveccühün lafzı, Hz. Ali'nin rivayet ettiği şu lafızlarla okunmalıdır.<br />
Şüphesiz ki ben, yüzümü bir muvahhid olarak o gökleri ve yerleri yaratmış olan Allah'a yönelttim. Ben müşriklerden değilim. Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hiçbir ortağı olma­yan âlemlerin rabbi Allah'ındır. Ben ancak bununla emrolundum ve ben müslümanlardanım.[13]<br />
Teveccüh'ün Müstehab Olduğu Yerler<br />
<br />
<br />
Teveccüh duasını, farz ve nafile namazların başında Fatiha okuma­dan önce -tek başına kılan için de imam için de- cemaat içinde okumak müstehab'dır.<br />
Eğer besmele çekilmiş veya Fatiha okunmuş veya euzübillahi min'eş-şeytan'ir-racim denmişse, başa dönüp yeniden teveccüh duasını okumak uygun değildir. Unutarak böyle yapmak da hükmü değiştirmez.<br />
Cenaze namazında teveccüh duası okumak müstehab değildir. Vakit dar olduğu zaman farz namazda da okumak müstehab değildir. Teveccüh duası okunduğunda vaktin çıkma ihtimali varsa okunma­malıdır.<br />
5. Teveccüh'ten sonra eûzu billahi min'eş-şeytan'irracim demek.<br />
Bunu takiben Fatiha okunmalıdır. Fatiha okunduktan sonra eûzu çekilmez. Tekrar başa dönüp eûzu çekmek mekruh'tur.<br />
Kur'an okuduğun (okumak istediğin) zaman kovulmuş şeytandan<br />
Allah'a sığın!<br />
(Nahl/98)<br />
6. Kur'an'ı, sesli okunması gereken yerde sesli, sessiz okunması gere­ken yerde sessiz okumak.<br />
Kur'an'ı sabah namazında, akşam ve yatsı namazının ilk iki rekâtında, Cuma, Bayram, Ay Tutulma, Yağmur, Teravih ve Ramazan'da kılınan Vitir namazında tek başına kılan için de, imam için de, cemaat için de açıktan okumak sünnettir. Bunların dışındaki namazlarda işe gizli okumak sünnettir. Bunun böyle olduğuna bir çok hadîs delâlet eder. Onlardan bazılarını aşağıda zikrediyoruz:<br />
Cübeyr b. Mut'im babasından şöyle rivayet etmektedir: 'Ben Hz. Peygamber'in akşam namazında Tur sûresini okuduğunu işittim'.[14]<br />
Berâ b. Âzib şöyle rivayet etmiştir: 'Hz. Peygamber'in yatsı na­mazında Tin sûresini okuduğunu işittim. Ondan daha güzel sesli bir kim­seyi dinlemiş değilim'. [15]<br />
İbn Abbas şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber, ashabına namaz kıldırıyordu. Onlar namazda okuduğu Kur'an'ı işitince kulak verdiler'.[16]<br />
Ebu Katade şöyle demiştir: 'Hz. Peygamber bize namaz kıldırdı. Öğle ve ikindi namazlarındaki ilk iki rekâtta Fatihatu'l-Kitab ile birer sûre okurdu'.[17]<br />
Hz. Peygamber'in aşikâr okuduğunu bildiren hadîsler daha önce geçmişti.<br />
Ubade b. Samit şöyle rivayet ediyor: Biz Hz. Peygamber'in arkasında sabah namazını kılıyorduk. Hz. Peygamber okurken cemaatin okuması ona ağır geldi. Namazı kılınca 'Siz imamınızın arkasında okuyor musu­nuz?' dedi. Biz 'Evet, okuyoruz1 dedik. Hz. Peygamber 'Fatiha'dan<br />
başkasını okumayın. Hakikat şu ki Fatiha okumayanın namazı olmaz' bu­yurdu.[18]<br />
İmam işitmediği zaman gizli okunmuş sayılır. İşte bu hadîsler Hz Peygamber'in, hazır olanlara işittirecek kadar yüksek sesle okuduğuna delâlet eder. Sözü geçen yerlerin dışında gizli okumanın delili de şu ha­dîstir:<br />
Bir kişi Habbab'a şöyle sordu:<br />
- Hz. Peygamber öğle ve ikindi namazlarında okuyor muydu?<br />
- Evet.<br />
- Peki, okuduğunu nasıl anlıyordunuz?<br />
- Sakalının hareketinden anlıyorduk.[19]<br />
Ebu Hüreyre şöyle demiştir: 'Hz. Peygamber her namazda okurdu. Hz. Peygamber'in bize açıktan okuduğu yerde biz de size açıktan okuyo­ruz. Gizli okuduğu yerde biz de size gizli okuyoruz'.[20]<br />
Sahabîler, Hz. Peygamber'in sözü geçen yerlerin haricinde sesli okuduğunu nakletmemişlerdir. Özel namazların delilleri ise yerlerinde belirtilecektir.<br />
Gece kılınan mutlak nafile namazlarda ne gizli ne de aşikâre olma­dan, kıraat normal şekilde yapılmalıdır.<br />
Namazında açıktan okuma, sesini fazla da kısma, ikisi arasında bir yol tut.<br />
(İsra/110)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Fıkıh'ta sünnet, Hz. Peygamber'in vacib olmayarak yapmış olduğu şeyleri ifade eder. Namazın sahih olması için birtakım şart ve rükûnların olduğunu söylemiştik. Bir de namaz kılan kişiden istenen, namazın bir­takım sünnetleri vardır. Fakat bunlar farz gibi zorunlu olarak istenmez. Bu sünnetlere riayet eden sevap alır, riayet etmeyen ise günahkâr olmaz. Bu sünnetler namazdan öncej namaz içinde ve namazdan sonra olmak-üzere üç kışıma ayrılır:<br />
<br />
A.Namazdan Önceki Sünnetler<br />
<br />
Namazdan önceki sünnetler üç tanedir:<br />
1. Ezan.<br />
Ezanın tarifi, delilleri, şartlarının beyanı ve bununla ilgili meseleler daha önce geçmişti.<br />
2. İkâmet (Kamet)<br />
Kâmet'in tarifi, şartlarının beyanı, ezan ile kamet arasındaki farklar daha önce zikredilmişti.<br />
3. Sütre<br />
Kişinin namaz kılarken önüne -duvar, direk, baston gibi- bir sütre alarak önünden geçenlerle kendi arasında bir perde yapması, hiçbir şey yoksa önüne bir çizgi çekmesi sünnettir.<br />
Abdullah b. Ömer şöyle rivayet ediyor: "Hz. Peygamber bayram günü (namaza) çıktığında (hizmetçisine) bir harbe taşımasını emrederdi. (O harbe namazda) karşısına dikilir, kendisi de ona doğru namaz kılar, halk da arkasında namaza dururdu. Bunu seferde de yapardı".[1]<br />
En efdal olanı, sütrenin secde yerine yakın olmasıdır; zira Sehl b. Sa'd şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber'in musallası (namaz kıldığı yer) ile (kıble cihetindeki) duvar arasında bir davar geçebilecek kadar yer vardı1.[2]<br />
<br />
B. Namaz İçindeki Sünnetler<br />
<br />
<br />
Namaz içindeki sünnetler ikiye ayrılır:<br />
1. Eb'az<br />
2. Heyet<br />
Eb'az, namazda terkedildiği takdirde sehiv secdesiyle telafi edilmesi­nin sünnet olduğu şeylerdir.<br />
Heyet, terkedildiği takdirde sehiv secdesiyle telafi edilmesinin sünnet olmadığı şeylerdir.<br />
Sehiv secdesini ve onunla ilgili hususları namazın amelleri bahsinde açıklayacağız. Namazdaki eb'âzlar ise şunlardır:<br />
<br />
Eb'âz<br />
<br />
<br />
a. Birinci Teşehhüd<br />
Birinci teşehhüd, arkasından selâm gelmeyen teşehhüd'dür. Bu da öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarında ikinci rekattaki oturuştur. Bu oturuşta teşehhüd okumak sünnettir. Çünkü namazını güzel kılmayan bir kişiye Hz. Peygamber şöyle demiştir:<br />
Namazın ortasında oturduğun zaman önce istikrar bul, sonra sol ayağını yay, sonra teşehhüd oku.[3]<br />
Bu teşehhüd'ün sünnet olduğunun delili, Abdullah b. Buhayne'nin rivayet ettiği şu hadîstir: 'Hz. Peygamber bir namazda bize iki rekât kıldırdı. Sonra (birinci teşehhüd için) oturmadan kalktı. Cemaat (ona uya­rak) ayağa kalktı. Namazını tamaladığı zaman biz selâm vermesini bekler­ken selâm vermeden önce tekbir aldı ve oturduğu halde (yanılmaktan dolayı) iki secde yaptı, sonra selâm verdi'.[4]<br />
Eğer bu teşehhüd rükün olsaydı, Hz. Peygamber onu yerine getirir, sehiv secdesiyle telafi etmezdi.<br />
b. Teşehhüd'den sonra Hz. Peygamber'e salâvat getirmek. Salâvat terkedildiği zaman sehiv secdesi yapmak onu telafi eder.<br />
c. Birinci teşehhüd için oturmak.<br />
Böylece birinci teşehhüd'de-, oturmak, teşehhüd okumak ve Hz. Pey­gamber'e salât etmek olmak üzere üç tane sünnet olduğu anlaşılmaktadır.<br />
4. Rükün olan son teşehhüd'den sonra Hz. Peyğamber'in âline salât etmek.<br />
Son oturuşta rükün olan teşehhüd'ü okuduktan ve Hz. Peygamber'e salâvat getirdikten sonra Hz. Peyğamber'in âline de salât etmek sünnet'tir. Çünkü salât'ın lafzında âl kelimesi de geçmektedir.<br />
5. Sabah namazında ikinci rekâtın itidaline kalkıldığında, Ramazan'ın ikinci yarısında, vitir'in son rekâtında ve hangi namazda olursa olsun son rekâttaki itidâl'de felaketler için kunut okumak sünnettir.<br />
Enes b. Mâlik şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunut yaptı[5]<br />
Enes b. Mâlik'e, Hz. Peyğamber'in sabah namazında kunut yapıp yapmadığı sorulduğunda, şöyle demiştir:<br />
- Evet, kunut yaptı.<br />
- Rükû'dan önce mi sonra mı?<br />
- Rükû'dan sonra az bir müddet[6]<br />
Namaz kılan kişi hangi lafızla olursa olsun Allah'a övgü ve duada bulunursa kunut sünnetini yerine getirmiş olur. Meselâ Aüahummağfirli yâ gafuru dese yeterlidir. Kunut'un en mükemmel şekli ise, Hz. Peygamber'den rivayet edilen kunut duasını okumakla yerine getirilmiş olur.<br />
Hasan b. Ali şöyle demiştir: Hz. Peygamber bana birkaç kelime öğ­retti, vitir'de onları okuyordum:<br />
Ey Allahim! Verdiğin hidayetinde beni daim kıl! Verdiğin afiyetlerle beni afiyette kıl. Emanına aldığın yerde beni de emanına al! Bana verdiğini mübarek kıl! Kaza ettiğin şeyin şerrinden beni koru! Sen hükmedersin, fakat kimse sana hükmedemez. Senin dost edindiğin zelil kılınamaz. Senin düşman olduğun aziz olamaz. Sen yücesin, ey Allahım sen büyüksün.[7]<br />
İmam'ın bu lafızları cermsigası olarak; ihdini yerine ihdim, afini ye­rine afim, tevelhnî yerine tevellena şeklinde okuması gerekir.<br />
Hişam'ın, Muhammed b. Sirin'in ashabından rivayet ettiğine göre Ubey b. Ka'b (Ramazan'da) onlara imamlık yapıp Ramazan'ın son yansında kunut yapmıştır.[8]<br />
Ebu Hüreyre şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber sabah namazının ikinci rekâtında başını rükû'dan kaldırdığı zaman ellerini kaldırıp kunut duası okurdu'.[9]<br />
Âlimler şu ibarenin eklenmesinin de müstehab olduğunu söy­lemişlerdir.<br />
Namazın Sünnetleri<br />
Hükmettiğine karşılık hamd sana mahsustur. Ey Rabb'imiz! Senden mağfiretini diler ve sana yöneliriz. Peygamber Efendimiz (en-Nebiyyü'l-timmî olan) Hz. Muhammed'e, âline ve ashabına salât u selâm eyle! Nitekim bu hususta dua ve zikirden sonra Hz. Peygamber'e getirilen<br />
sa/âvat hakkında sahih hadîsler vardır.[10]<br />
Kunut okurken elleri kaldırmak sünnettir. Ellerin iç kısımları göğe doğru olmalıdır.<br />
• Heyetler<br />
Biz daha önce heyetlerin, namazın sünnetlerinden olduğunu, terke-. dilmesi halinde sehiv secdesiyle telafi edilmesinin sünnet olmadığını, Eb'azlann ise sehiv secdesiyle telafi edileceğini söylemiştik. Namazdaki heyetleri şöyle sıralayabiliriz:<br />
1. Tahrim tekbiri alırken, rükû'ya giderken ve rükû'dan kalkarken el­lerin kaldırılması sünnettir.<br />
.Bu sünneti yerine getirmenin keyfiyeti şöyledir: Ellerin ayaları kible'ye doğru açılıp parmaklar yayılmalıdır. Baş parmaklar kulak memeleri hizasında olup ellerin ayaları açık olmalıdır.<br />
İbn Ömer şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber namaza durduğu zaman ellerini omuzları hizasına kadar kaldırır, sonra tekbir alırdı. Rükû'a gitmek istediği zaman da, rükû'dan kalktığı zaman da böyle yapardı. Fakat secdeye gittiğinde ve secdeden kalktığında böyle yapmazdı'.[11]<br />
2. Vakfe'de sağ eli sol elin üzerine koymak.<br />
Bunun şekli şöyledir: Sağ eli sol elin üzerine koyup sağ elin parmak­larıyla sol elin bileğini tutmalı, elleri göbeğin üstüne göğsün de altına koymalıdır.<br />
Vail b. Hucr şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber namaza başladığı zaman ellerini kaldırıp tekbir alır, sonra sağ elini sol bileği üzerine ko­yardı'.[12]<br />
3. Kıyamdayken secde yerine bakmak.<br />
Namaz kılan kişinin bakışlarını sağa sola çevirmesi mekruhtur Yukarıya veya önündeki birşeye -Kabe bile olsa- bakması mekruhtur' Sünnet olan, devamlı secde yerine bakmaktır. Kişi teşehhüd okurken işaret ettiği parmağına bakabilir. Böyle yapılmasının delili Hz Peygamber'in fiilidir. , <br />
Teveccüh<br />
4. Tekbir'den sonra namaza teveccüh okuyarak başlamak. Teveccühün lafzı, Hz. Ali'nin rivayet ettiği şu lafızlarla okunmalıdır.<br />
Şüphesiz ki ben, yüzümü bir muvahhid olarak o gökleri ve yerleri yaratmış olan Allah'a yönelttim. Ben müşriklerden değilim. Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hiçbir ortağı olma­yan âlemlerin rabbi Allah'ındır. Ben ancak bununla emrolundum ve ben müslümanlardanım.[13]<br />
Teveccüh'ün Müstehab Olduğu Yerler<br />
<br />
<br />
Teveccüh duasını, farz ve nafile namazların başında Fatiha okuma­dan önce -tek başına kılan için de imam için de- cemaat içinde okumak müstehab'dır.<br />
Eğer besmele çekilmiş veya Fatiha okunmuş veya euzübillahi min'eş-şeytan'ir-racim denmişse, başa dönüp yeniden teveccüh duasını okumak uygun değildir. Unutarak böyle yapmak da hükmü değiştirmez.<br />
Cenaze namazında teveccüh duası okumak müstehab değildir. Vakit dar olduğu zaman farz namazda da okumak müstehab değildir. Teveccüh duası okunduğunda vaktin çıkma ihtimali varsa okunma­malıdır.<br />
5. Teveccüh'ten sonra eûzu billahi min'eş-şeytan'irracim demek.<br />
Bunu takiben Fatiha okunmalıdır. Fatiha okunduktan sonra eûzu çekilmez. Tekrar başa dönüp eûzu çekmek mekruh'tur.<br />
Kur'an okuduğun (okumak istediğin) zaman kovulmuş şeytandan<br />
Allah'a sığın!<br />
(Nahl/98)<br />
6. Kur'an'ı, sesli okunması gereken yerde sesli, sessiz okunması gere­ken yerde sessiz okumak.<br />
Kur'an'ı sabah namazında, akşam ve yatsı namazının ilk iki rekâtında, Cuma, Bayram, Ay Tutulma, Yağmur, Teravih ve Ramazan'da kılınan Vitir namazında tek başına kılan için de, imam için de, cemaat için de açıktan okumak sünnettir. Bunların dışındaki namazlarda işe gizli okumak sünnettir. Bunun böyle olduğuna bir çok hadîs delâlet eder. Onlardan bazılarını aşağıda zikrediyoruz:<br />
Cübeyr b. Mut'im babasından şöyle rivayet etmektedir: 'Ben Hz. Peygamber'in akşam namazında Tur sûresini okuduğunu işittim'.[14]<br />
Berâ b. Âzib şöyle rivayet etmiştir: 'Hz. Peygamber'in yatsı na­mazında Tin sûresini okuduğunu işittim. Ondan daha güzel sesli bir kim­seyi dinlemiş değilim'. [15]<br />
İbn Abbas şöyle rivayet ediyor: 'Hz. Peygamber, ashabına namaz kıldırıyordu. Onlar namazda okuduğu Kur'an'ı işitince kulak verdiler'.[16]<br />
Ebu Katade şöyle demiştir: 'Hz. Peygamber bize namaz kıldırdı. Öğle ve ikindi namazlarındaki ilk iki rekâtta Fatihatu'l-Kitab ile birer sûre okurdu'.[17]<br />
Hz. Peygamber'in aşikâr okuduğunu bildiren hadîsler daha önce geçmişti.<br />
Ubade b. Samit şöyle rivayet ediyor: Biz Hz. Peygamber'in arkasında sabah namazını kılıyorduk. Hz. Peygamber okurken cemaatin okuması ona ağır geldi. Namazı kılınca 'Siz imamınızın arkasında okuyor musu­nuz?' dedi. Biz 'Evet, okuyoruz1 dedik. Hz. Peygamber 'Fatiha'dan<br />
başkasını okumayın. Hakikat şu ki Fatiha okumayanın namazı olmaz' bu­yurdu.[18]<br />
İmam işitmediği zaman gizli okunmuş sayılır. İşte bu hadîsler Hz Peygamber'in, hazır olanlara işittirecek kadar yüksek sesle okuduğuna delâlet eder. Sözü geçen yerlerin dışında gizli okumanın delili de şu ha­dîstir:<br />
Bir kişi Habbab'a şöyle sordu:<br />
- Hz. Peygamber öğle ve ikindi namazlarında okuyor muydu?<br />
- Evet.<br />
- Peki, okuduğunu nasıl anlıyordunuz?<br />
- Sakalının hareketinden anlıyorduk.[19]<br />
Ebu Hüreyre şöyle demiştir: 'Hz. Peygamber her namazda okurdu. Hz. Peygamber'in bize açıktan okuduğu yerde biz de size açıktan okuyo­ruz. Gizli okuduğu yerde biz de size gizli okuyoruz'.[20]<br />
Sahabîler, Hz. Peygamber'in sözü geçen yerlerin haricinde sesli okuduğunu nakletmemişlerdir. Özel namazların delilleri ise yerlerinde belirtilecektir.<br />
Gece kılınan mutlak nafile namazlarda ne gizli ne de aşikâre olma­dan, kıraat normal şekilde yapılmalıdır.<br />
Namazında açıktan okuma, sesini fazla da kısma, ikisi arasında bir yol tut.<br />
(İsra/110)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şafii Mezhebinde Abdest]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-abdest</link>
			<pubDate>Sat, 01 Sep 2012 11:38:35 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=22851">Alone</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebinde-abdest</guid>
			<description><![CDATA[Şafii’de abdest<br />
<br />
Abdest, belli organları belli bir usule göre yıkamaktır Bu yıkama gelişi güzel değildir Bunun farzları vardır, sünnetleri vardır, edebleri vardır. <br />
<br />
Abdestin farzları:<br />
1- Niyet etmek Abdest almak isteyen kimse, hadesin yani abdestsizliğin kaldırılmasına niyet eder Niyet, yüzü yıkarken yapılır Daha önce yapılırsa sahih olmaz Niyet, kalb ile yapılır, dil ile söylenmesi de sünnettir “Neveytü raf’al-hadesi” yani (abdestsizliği gidermeye niyet ettim) şeklinde niyet edilebilir Bu niyetin sadece Türkçesi-ni söylemek de kafidir.<br />
<br />
2- Yüzü yıkamak Yüzün uzunluğu, saç bitiminden çene kemiğinin altına kadardır Eni ise, iki kulak memesi arasında kalan kısımdır Yüzde bulunan hafif sakal, kirpik, kaş, bıyık, favori ve dudak altındaki kılların hem altını hem de üstünü yıkamak gerekir Gür olan sakalın sadece dışını yıkamak kafidir Hafif sakal, karşıdan bakıldığında altındaki tenin görüldüğü sakaldır Gür sakal ise, karşıdan bakıldığında altındaki tenin görülmediği sakaldır.<br />
<br />
3- Kolları dirseklerle beraber yıkamak Kol, parmak uçlarından dirseğe kadardır Dirsek de dahildir Abdes-te başlarken ellerin yıkanması kafi değildir Yüzü yıkadıktan sonra kolları yıkarken de, eleri yıkamak gerekir.<br />
<br />
4- Başın, ten veya saçından bir kısmını mesh etmek Bir kıl veya bir kıl kadar başın tenini meshetmek de kafidir Hepsini meshetmek sünnettir.<br />
<br />
5- Ayakları, yandaki aşık kemikleriyle beraber yıkamak Parmakların arasını ve ayaktaki yarıkları yıkamak da farzdır Ayak üzerinde ve tırnaklar altında bulunan; suyu, altına geçirmeyen kir ve benzeri şeyleri gidermek de lazımdır Parmak aralarına, hilalleme yapmadan su ulaşmıyorsa, hilallemek de gerekir.<br />
<br />
6- Tertip üzere abdest almak Yani sıra ile yüzü, kolları yıkamak, başı meshetmek, sonra ayakları yıkamak Ancak denize, göle girip çıkan kimse, abdeste niyet ederse abdesti sahih olur, tertip aranmaz .<br />
<br />
Abdestin sünnetleri:<br />
1- Kıbleye dönmek<br />
2- Euzü-Besmele çekmek<br />
3- Misvak kullanmak<br />
4- Suyu, üzerine sıçratmamak<br />
5- Elleri yıkarken, abdestin sünnetine niyet etmek Mesela, “Neveytü sünnet-el-vudui” (abdestin sünnetine niyet ettim) demek<br />
6- Elleri bileklere kadar yıkamak<br />
7- El ve ayak parmaklarının aralarını hilallemek<br />
8- “Mazmaza” yapmak yani ağza su vermek, “istinşak” etmek yani burna su vermek<br />
9- Yıkamaya, yüzün üst tarafından başlamak ve suyu yüzüne çarpmamak Gür olan sakalı hilallemek<br />
10- Başın tamamını meshetmek Kulakların içini ve dışını yeni bir su ile meshetmek<br />
11- Abdest azalarını ovalamak<br />
12- Bütün azalarda; sağı, soldan önce yıkamak<br />
13- Bütün yıkamaları üçer defa yapmak<br />
14- Abdest alırken konuşmamak<br />
15- Abdest azalarını silmemek Yani kurulamamak<br />
16- Abdest suyunun artığından içmek ve birazını elbiseye serpmek<br />
17- Azaları ara vermeden, arka arkaya yıkamak<br />
18- Abdest aldıktan sonra Kıbleye dönerek, ellerini semaya doğru kaldırıp şu duayı okumak:<br />
“Eşhedü en la ilahe illellahu vahdehu la şerike lehü ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulühü Allahümmec’alni minet-tevvabine vec’alni minel-mutetahhirine sübhanekellahümme ve bi hamdike eşhedü en la ilahe illa ente estağfiruke ve etubu ileyke”<br />
Meali:<br />
(Ben şehadet ediyor [dilimle söylüyor ve kalbimle inanıyorum ki,] Allah’tan başka ibadet edilmeye layık hiçbir ilah yoktur O, birdir, Onun ortağı da yoktur Ben yine şehadet ediyor [dilimle söylüyor ve kalbimle inanıyorum ki,]<br />
Muhammed aleyhisselam, Onun kulu ve Peygamberidir Allah’ım! Beni, çok tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle Allah’ım! Sen, bütün kusurlardan münezzehsin, sana hamd olsun Ben şehadet ediyorum ki, senden başka ilah yoktur, senden günahlarımın affını diliyor ve (bütün günahlardan yüz çevirip) sana dönüyorum)<br />
<br />
Abdestin mekruhları<br />
Abdestin mekruhlarından bazıları şunlardır:<br />
1- Suyu normalden fazla kullanmak<br />
2- Solu, sağdan önce yıkamak<br />
3- Azaları üç defadan fazla veya az yıkamak<br />
4- Abdest uzuvlarını silmek<br />
5- Abdest uzuvlarını silkelemek<br />
6- Boynu mesh etmek<br />
7- Helada abdest almak<br />
<br />
Abdesti bozan şeyler:<br />
1- Ön veya arkadan bir şeyin çıkması.<br />
2- Baygınlık, delilik, sarhoşluk ve uyumak.<br />
3- Yabancı bir kadına dokunmak Hanım, hanımın kız kardeşi, halası ve teyzesi de yabancıdır.<br />
4- Kendisinin veya çocuk da olsa başkasının ön veya arka avretine elin içiyle çıplak olarak dokunmak.<br />
<br />
Abdest nasıl alınır?<br />
Önce kıbleye dönülür Euzü-Besmele çekilir ve abdestin sünnetine niyet edilerek mesela “Neveytü sünnet-el-vudui” (abdestin sünnetine niyet ettim) diyerek eller, bileklere kadar yıkanır<br />
<br />
Sonra ağıza ve buruna üçer defa su verilir Misvak kullanılır<br />
<br />
Sonra abdestin farzına niyet edilerek yüz yıkanır Niyetin yeri kalbdir Dil ile söylemek ise, sünnettir “Neveytü raf al-hadesi” yani (abdestsizliği gidermeye niyet ettim) şeklinde niyet edilebilir Bu niyetin sadece Türkçesini söylemek de kafidir Yüz, yukarıdan aşağıya doğru yıkanır.<br />
<br />
Sonra parmak uçlarından, dirseğe kadar (dirsek dahil olmak üzere) üçer defa önce sağ kol, sonra aynı şekilde sol kol yıkanır, parmak araları hilallenir Bu yıkamalar yapılırken organlar ovalanır.<br />
<br />
Sonra başın tamamı meshedilir Sonra yeni bir su ile kulakların içi ve dışı meshedilir.<br />
<br />
Sonra sağ ayak, yandaki aşık kemiklerine kadar (bu kemikler dahil olmak üzere) üç defa yıkanır, sonra aynı şekilde sol ayak yıkanır ve ayak parmaklarının arası hilallenir Abdestte kullanılan sudan bir miktar içilir ve biraz su elbiseye serpilir Bundan sonra bildirilen dualar okunur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Şafii’de abdest<br />
<br />
Abdest, belli organları belli bir usule göre yıkamaktır Bu yıkama gelişi güzel değildir Bunun farzları vardır, sünnetleri vardır, edebleri vardır. <br />
<br />
Abdestin farzları:<br />
1- Niyet etmek Abdest almak isteyen kimse, hadesin yani abdestsizliğin kaldırılmasına niyet eder Niyet, yüzü yıkarken yapılır Daha önce yapılırsa sahih olmaz Niyet, kalb ile yapılır, dil ile söylenmesi de sünnettir “Neveytü raf’al-hadesi” yani (abdestsizliği gidermeye niyet ettim) şeklinde niyet edilebilir Bu niyetin sadece Türkçesi-ni söylemek de kafidir.<br />
<br />
2- Yüzü yıkamak Yüzün uzunluğu, saç bitiminden çene kemiğinin altına kadardır Eni ise, iki kulak memesi arasında kalan kısımdır Yüzde bulunan hafif sakal, kirpik, kaş, bıyık, favori ve dudak altındaki kılların hem altını hem de üstünü yıkamak gerekir Gür olan sakalın sadece dışını yıkamak kafidir Hafif sakal, karşıdan bakıldığında altındaki tenin görüldüğü sakaldır Gür sakal ise, karşıdan bakıldığında altındaki tenin görülmediği sakaldır.<br />
<br />
3- Kolları dirseklerle beraber yıkamak Kol, parmak uçlarından dirseğe kadardır Dirsek de dahildir Abdes-te başlarken ellerin yıkanması kafi değildir Yüzü yıkadıktan sonra kolları yıkarken de, eleri yıkamak gerekir.<br />
<br />
4- Başın, ten veya saçından bir kısmını mesh etmek Bir kıl veya bir kıl kadar başın tenini meshetmek de kafidir Hepsini meshetmek sünnettir.<br />
<br />
5- Ayakları, yandaki aşık kemikleriyle beraber yıkamak Parmakların arasını ve ayaktaki yarıkları yıkamak da farzdır Ayak üzerinde ve tırnaklar altında bulunan; suyu, altına geçirmeyen kir ve benzeri şeyleri gidermek de lazımdır Parmak aralarına, hilalleme yapmadan su ulaşmıyorsa, hilallemek de gerekir.<br />
<br />
6- Tertip üzere abdest almak Yani sıra ile yüzü, kolları yıkamak, başı meshetmek, sonra ayakları yıkamak Ancak denize, göle girip çıkan kimse, abdeste niyet ederse abdesti sahih olur, tertip aranmaz .<br />
<br />
Abdestin sünnetleri:<br />
1- Kıbleye dönmek<br />
2- Euzü-Besmele çekmek<br />
3- Misvak kullanmak<br />
4- Suyu, üzerine sıçratmamak<br />
5- Elleri yıkarken, abdestin sünnetine niyet etmek Mesela, “Neveytü sünnet-el-vudui” (abdestin sünnetine niyet ettim) demek<br />
6- Elleri bileklere kadar yıkamak<br />
7- El ve ayak parmaklarının aralarını hilallemek<br />
8- “Mazmaza” yapmak yani ağza su vermek, “istinşak” etmek yani burna su vermek<br />
9- Yıkamaya, yüzün üst tarafından başlamak ve suyu yüzüne çarpmamak Gür olan sakalı hilallemek<br />
10- Başın tamamını meshetmek Kulakların içini ve dışını yeni bir su ile meshetmek<br />
11- Abdest azalarını ovalamak<br />
12- Bütün azalarda; sağı, soldan önce yıkamak<br />
13- Bütün yıkamaları üçer defa yapmak<br />
14- Abdest alırken konuşmamak<br />
15- Abdest azalarını silmemek Yani kurulamamak<br />
16- Abdest suyunun artığından içmek ve birazını elbiseye serpmek<br />
17- Azaları ara vermeden, arka arkaya yıkamak<br />
18- Abdest aldıktan sonra Kıbleye dönerek, ellerini semaya doğru kaldırıp şu duayı okumak:<br />
“Eşhedü en la ilahe illellahu vahdehu la şerike lehü ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulühü Allahümmec’alni minet-tevvabine vec’alni minel-mutetahhirine sübhanekellahümme ve bi hamdike eşhedü en la ilahe illa ente estağfiruke ve etubu ileyke”<br />
Meali:<br />
(Ben şehadet ediyor [dilimle söylüyor ve kalbimle inanıyorum ki,] Allah’tan başka ibadet edilmeye layık hiçbir ilah yoktur O, birdir, Onun ortağı da yoktur Ben yine şehadet ediyor [dilimle söylüyor ve kalbimle inanıyorum ki,]<br />
Muhammed aleyhisselam, Onun kulu ve Peygamberidir Allah’ım! Beni, çok tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle Allah’ım! Sen, bütün kusurlardan münezzehsin, sana hamd olsun Ben şehadet ediyorum ki, senden başka ilah yoktur, senden günahlarımın affını diliyor ve (bütün günahlardan yüz çevirip) sana dönüyorum)<br />
<br />
Abdestin mekruhları<br />
Abdestin mekruhlarından bazıları şunlardır:<br />
1- Suyu normalden fazla kullanmak<br />
2- Solu, sağdan önce yıkamak<br />
3- Azaları üç defadan fazla veya az yıkamak<br />
4- Abdest uzuvlarını silmek<br />
5- Abdest uzuvlarını silkelemek<br />
6- Boynu mesh etmek<br />
7- Helada abdest almak<br />
<br />
Abdesti bozan şeyler:<br />
1- Ön veya arkadan bir şeyin çıkması.<br />
2- Baygınlık, delilik, sarhoşluk ve uyumak.<br />
3- Yabancı bir kadına dokunmak Hanım, hanımın kız kardeşi, halası ve teyzesi de yabancıdır.<br />
4- Kendisinin veya çocuk da olsa başkasının ön veya arka avretine elin içiyle çıplak olarak dokunmak.<br />
<br />
Abdest nasıl alınır?<br />
Önce kıbleye dönülür Euzü-Besmele çekilir ve abdestin sünnetine niyet edilerek mesela “Neveytü sünnet-el-vudui” (abdestin sünnetine niyet ettim) diyerek eller, bileklere kadar yıkanır<br />
<br />
Sonra ağıza ve buruna üçer defa su verilir Misvak kullanılır<br />
<br />
Sonra abdestin farzına niyet edilerek yüz yıkanır Niyetin yeri kalbdir Dil ile söylemek ise, sünnettir “Neveytü raf al-hadesi” yani (abdestsizliği gidermeye niyet ettim) şeklinde niyet edilebilir Bu niyetin sadece Türkçesini söylemek de kafidir Yüz, yukarıdan aşağıya doğru yıkanır.<br />
<br />
Sonra parmak uçlarından, dirseğe kadar (dirsek dahil olmak üzere) üçer defa önce sağ kol, sonra aynı şekilde sol kol yıkanır, parmak araları hilallenir Bu yıkamalar yapılırken organlar ovalanır.<br />
<br />
Sonra başın tamamı meshedilir Sonra yeni bir su ile kulakların içi ve dışı meshedilir.<br />
<br />
Sonra sağ ayak, yandaki aşık kemiklerine kadar (bu kemikler dahil olmak üzere) üç defa yıkanır, sonra aynı şekilde sol ayak yıkanır ve ayak parmaklarının arası hilallenir Abdestte kullanılan sudan bir miktar içilir ve biraz su elbiseye serpilir Bundan sonra bildirilen dualar okunur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şafii Mezhebine Göre Namazın Mekruhları]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebine-gore-namazin-mekruhlari</link>
			<pubDate>Sat, 01 Sep 2012 11:34:13 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=22851">Alone</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-safii-mezhebine-gore-namazin-mekruhlari</guid>
			<description><![CDATA[Namazın mekruhları şunlardır:<br />
1- Elbiseyle oynamak, parmak çıtlatmak veya parmakları birbirine geçirmek<br />
2- Elbisenin kolları sıvalı olarak namaza durmak<br />
3- Havaya veya sağa sola bakmak<br />
4- Özürsüz olarak ağırlığı bir ayak üzerine vermek<br />
5- Başı açık olarak namaz kılmak<br />
6- Alçak sesle okunacak yerde yüksek sesle, yüksek sesle okunacak yerde alçak sesle okumak Bir de, imamın arkasında, yüksek sesle okumak<br />
7- Zarar görme tehlikesi varsa gözleri yummakŞayet zarar görme tehlikesi yoksa, “hilaf-ı evla”dır (yani öyle yapmamak daha iyidir)<br />
8- Secdede erkeğin; karnını uyluklarına yapıştırması, kadının da bunun aksine; karnını uyluklarından uzaklaştırması<br />
9- Küçük ve büyük abdesti sıkıştırırken veya yel zorlarken namaza durmak<br />
10- Çok aç olup, yemek hazır iken, namaza durmak Ancak namaz vakti dar ise, Önce namazı kılmak gerekir<br />
11- Rükuda başı fazla eğmek veya belin hizasından yüksek tutmak<br />
12- İlk iki rekâtta Fatihadan sonra, sureyi okumamak<br />
13- İftitah tekbirinin dışındaki tekbirleri almamak, iftitah tekbirini getirmek farzdır, getirilmezse namaz olmaz<br />
14- Son oturuşta, Teşehhüdden sonraki duaları okumamak]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Namazın mekruhları şunlardır:<br />
1- Elbiseyle oynamak, parmak çıtlatmak veya parmakları birbirine geçirmek<br />
2- Elbisenin kolları sıvalı olarak namaza durmak<br />
3- Havaya veya sağa sola bakmak<br />
4- Özürsüz olarak ağırlığı bir ayak üzerine vermek<br />
5- Başı açık olarak namaz kılmak<br />
6- Alçak sesle okunacak yerde yüksek sesle, yüksek sesle okunacak yerde alçak sesle okumak Bir de, imamın arkasında, yüksek sesle okumak<br />
7- Zarar görme tehlikesi varsa gözleri yummakŞayet zarar görme tehlikesi yoksa, “hilaf-ı evla”dır (yani öyle yapmamak daha iyidir)<br />
8- Secdede erkeğin; karnını uyluklarına yapıştırması, kadının da bunun aksine; karnını uyluklarından uzaklaştırması<br />
9- Küçük ve büyük abdesti sıkıştırırken veya yel zorlarken namaza durmak<br />
10- Çok aç olup, yemek hazır iken, namaza durmak Ancak namaz vakti dar ise, Önce namazı kılmak gerekir<br />
11- Rükuda başı fazla eğmek veya belin hizasından yüksek tutmak<br />
12- İlk iki rekâtta Fatihadan sonra, sureyi okumamak<br />
13- İftitah tekbirinin dışındaki tekbirleri almamak, iftitah tekbirini getirmek farzdır, getirilmezse namaz olmaz<br />
14- Son oturuşta, Teşehhüdden sonraki duaları okumamak]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>