<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - İslami Bilgiler]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 12:08:32 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Feraset; Kainatın Dürüst Mesajına Dönmek]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-feraset-kainatin-durust-mesajina-donmek</link>
			<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 22:40:23 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35327">FerasetCetveli</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-feraset-kainatin-durust-mesajina-donmek</guid>
			<description><![CDATA[Antartanya Metaforu; Bölüm 1<br />
<br />
İnancı Kim Belirler?<br />
<br />
Neye inanıyoruz? Haberi bize getirene mi, yoksa haberin kendisine mi? Ya her ikiside sorunluysa? Sana bir sır vereyim, habere inanma açısında, yanlış yolda olabilirsin. Önce bunu anlamalıyız ki doğru yoldan bahsedebilelim.<br />
<br />
Durumu anlamak için, dünyadan bîhaber olan bir Anadolu Köylüsü üzerinde tertibi kuralım. Köylü önünde iki kapı olsun, biri gerçekten var olan Kudüs şehri ve diğeri tamamen kurgu olan Antartanya.<br />
<br />
Kudüs Metaforu<br />
<br />
Diyelim bundan 1000 yıl önce yaşamış, Kudüs şehrinin varlığından habersiz, Anadolu'da kırsalda yaşayan birine, bir güvenilir ve yalan söylemeyen bir arkadaşı, Kudüs diye bir yer var ve ben oraya gidicem, dese. Gidip dönse oranın güzelliklerini anlatsa ve hediye olarak bölgeye ait bir halı, bir meyve ve bir taş getirse, bu köylü ona inanıp inanmamakta özgürdür. Çünkü ispat ve delil teşkil edememiştir. Ama sevdiği ve doğru söylediğine inanıp, güvendiği biri olduğu için, muhtemelen ispatsız bir şekilde,<br />
arkadaşına inanacaktır.<br />
<br />
Diyelim ki bundan 1000 yıl önce yaşamış, aynı köylüye inanmadığı ve güvenmediği, sürekli yalanlarına şahit olduğu biri gelse ve dese Kudüs diye bir yer var. Ben oraya gidicem deyip ve elinde bir halı, bölgeye ait bir meyve ve değerli bir taş getirse ve dese bak ben Kudüse gittim. Oranın güzelliklerini anlatsa, kırsalda yaşayan bu adam senin hayatın yalan nerden bilebilirim Kudüs diye bir yer olduğunu senin uydurmadığını? Bu halıyı başka bir yerden almadığını, bu meyveyi başka bir yerden getirmediğini ve bu taşıda herhangi bir yerden bulmadığını nasıl teyit ederim? Bugüne kadar doğru söylediğini görmedim, yine yalan söylüyorsun der ve inanmamakta özgürdür.<br />
<br />
O halde aynı haber aynı delillerle durumu değiştirmedi, haberi getirene bakıldı. Taş halı meyve zaten bölgenin ispatı değildi.<br />
<br />
Diyelim bundan 1000 yıl önce Anadolu'daki kırsalda yaşamış aynı köylüye, hergün birileri gelip, ben Kudüse gittim geldim dese, oranın güzelliklerini anlatsa ve oradan getirdiği bir halıyı, bölgeye ait farklı bir meyveyi ve bir değerli taşı getirse, bu sürekli olsa, hergün birileri geliyor ve aynı şeyi söylüyor. Bu kırsaldaki adama bunların hiç biri ispat değildir, bu süreklilik sebebiyle bu insanların hepside yalan söylecek değildir, diyerek inanacaktır. İspat olmamasına rağmen, bu adam şehre inse ve çarşıya gitse, orada kendisine gösterilen halıyı, meyveyi ve taşı görse, inancı dolayısıyla hiçbir ispat bulunmamasına rağmen bunlar Kudüs halısı meyvesi ve taşıdır diye düşünecektir.<br />
<br />
Diyelim, bundan 1000 yıl önce Anadolu'daki kırsalda yaşamış aynı köylüye, hergün yalanlarına şahit olduğu köyde ve şehirde sürekli yalancıların bulunduğu ve sürekli kendisini kandıran insanlar etrafında olsa ve hiç kimseye güvenmese ve birileri gelip, ben Kudüse gittim ve geldim dese. Oranın güzelliklerini anlatsa ve oradan getirdiği bir halıyı, bölgeye ait farklı bir meyveyi ve bir değerli taşı getirse, bu sürekli olsa hergün birileri geliyor ve aynı şeyi söylüyor. Bu kırsaldaki adam için, bunların hiç biri ispat değildir. Bu süreklilik sebebiyle, köylü için, insanların hepside yalan söyleyen insanlar, beni yine kandırıyorlar, diyerek inanmayacaktır. Bunların hiç biri ispat değildir. Köylü adam şehre inse ve çarşıya gitse, orada kendisine gösterilen halıyı meyveyi ve taşı görse, inanmadığı için yalancılara bak Kudüs diye bir yer varmış, bunlar Kudüs halısı meyvesi ve taşıymış, külahıma anlatın siz onu diyerek oradan uzaklaşacaktır.<br />
<br />
Aslında bu dört metaforda da herkes doğru söylemişti, ama köylü sevdiklerine inandı nefret ettiklerine değil. Peki yöntemin tehlikesinin farkında mısınız? O zaman tehlikeyi açıklayalım.<br />
<br />
Antartanya Metaforu<br />
<br />
Diyelim bundan 1000 yıl önce yaşamış, Anadolu'da kırsalda yaşayan birine bir güvenilir ve yalan söylemeyen bir arkadaşı buzdan bir kıta var ve ben onun ötesine geçmeyi düşünüyorum dese. Bir süre sonra geri gelse, buzdan kıtayı geçmeyi başardım dese ve sonra başka bir cennete vardım, ismide Antartanya dese. Oranın güzelliklerini anlatsa ve hediye olarak bölgeye ait bir halı, bir meyve ve bir taş getirse, bu köylü ona inanıp inanmamakta özgürdür. Çünkü ispat ve delil teşkil edememiştir. Fakat sevdiği ve doğru söylediğine inanıp güvendiği biri olduğu için, bana neden yalan söylesin ki, hem bugüne kadar hiç yalan söylemedi ve bu getirdikleri özgün hediyeleride bana ordan getirmiştir diye düşünerek muhtemelen arkadaşına inanacaktır. Getirdiklerinin bölgenin ispatı olmamasına rağmen.<br />
<br />
Diyelim, bundan 1000 yıl önce yaşamış, Anadolu'da kırsalda yaşayan birine bir güvenilmez yalan söyleyen sürekli kendisini kandıran bir arkadaşı, buzdan bir kıta var ve ben onun ötesine geçmeyi düşünüyorum dese. Bir süre sonra geri gelse, orayı geçmeyi başardım dese ve sonra başka bir yere vardım ismide Antartanya deyip, oranın güzelliklerini anlatsa ve hediye olarak bölgeye ait bir halı, bir meyve ve bir taş getirse, bu köylü ona inanıp inanmamakta özgürdür. Çünkü ispat ve delil teşkil edememiştir. Fakat sevmediği ve doğru söylediğine inanmadığı, güvenmediği biri olduğu için, yalana bak, hayali bir buz kıtasını geçtiğini söylüyorsun, sonra başka bir yere vardığını. Bunları da ordan getirdiğini söylüyorsun, Nereden bilebilirim, bu getirdiklerini başka bir yerden almadığını? Diyerek muhtemelen o kişiye inanmayacaktır, getirdikleri de bölgeye ait bir ispat değildir.<br />
<br />
Aslında, ikiside yalan söyledi ama köylü birine inandı, diğerine inanmadı. O halde yerin doğru olması, haberin geliş şeklini değiştirmiyor. Yani kudüs veya Antartanya olmasının bir önemi yok. <br />
<br />
<br />
Diyelim, bundan 1000 yıl önce yaşamış, Anadolu'da kırsalda yaşayan köylüye, hergün birileri gelip buzdan kıta var ve ben onun ötesine geçtim dese ve sonra başka bir kıtaya vardım, ismide Antartanya dese. Hergün birileri ona Antartanya'nın güzelliklerini anlatsa ve sürekli bölgeye ait bir halı, bir meyve ve bir taş getirsele, bu köylü süreklilikten ötürü onlara inanacaktır. Ona hayali gelmeyecektir, çünkü bu buzdan kıtayı sürekli birileri geçtiğini söylüyor. Demek ki, böyle bir yer var ve geçilebilen bir yer, olduğuna kanaat getirecektir. Herkes neden yalan söylesinki? Diye düşünecektir. Bu kırsalda yaşayan köylü, yine şehre inse ve çarşıda aynı halıdan, aynı meyveden ve aynı değerli taştan görse, hiç şaşırmadan işte bunlar Antartanya halısı, meyvesi ve taşıdır, diye düşünecektir. Getirilenler, bir delil ve ispat olmasa bile, köylü gözünde bunlar kimlik kazanacak ve eşyaların bölgeden geldiğine inanacaktır.<br />
<br />
Diyelim, bundan 1000 yıl önce yaşamış, Anadolu'da kırsalda yaşayan köylüye, sürekli birileri yalan söylese ve yalancılarla karşılaşsa, hergün birileri kendisini kandırsa ve artık bölgede ki hiç kimseye inanmasa ve güvenmese. Sürekli birileri gelip, buzdan kıtanın ötesine geçtim dese ve sonra başka bir kıtaya vardım, ismide Antartanya dese. Hergün birileri ona Antartanya'nın güzelliklerini anlatsa ve sürekli bölgeye ait bir halı, bir meyve ve bir taş getirseler, bu kırsalda yaşayan adam sürekli kendisine yalan söylendiği için, düşüncesinde, hayali buzdan kıta varmışta, orayı geçmişlerde, başka bir kıtaya varmışlar, her söylediğiniz zaten yalan. Tekrar beni kandırıyorlar, diye düşünecektir. Bu kırsaldaki köylü şehre inse aynı halıyı, aynı meyveyi ve aynı taşı görse, etrafındaki insanlara inanmadığı için yalancılara bak, bunları ordan getirdiğiniz ne belli? Antartanya'imiş, siz onu benim külahıma anlatın, diyerek oradan uzaklaşacaktır.<br />
<br />
O halde topluluk ve süreklilik de durumu değiştirmeyecektir. Yanlış yöntem yanlış olarak devam edecek demektir.<br />
<br />
Kudüs'ün varlığını ve gidip geldiklerini söyleyenler doğru söylemişlerdi. Yalancı bile olsalar bu konuda, doğru söylemişlerdi. Fakat Antartanya'nın varlığını iddia edenler ve gidip geldiğini söyleyenler, yalan söylemişlerdi. Bugüne kadar doğru söylemiş olanlar bile, bu konuda yalan söylemişlerdi.<br />
<br />
O halde, demek ki bizim inancımızı belirleyen şey, Kudüs'ün varlığı veya Antartanya'nın yalan olduğu değil, karşımızdaki insanların doğruluğu veya yalancılığıdır. Özetle haberciye inanıyoruz. Genelde bizim inancımızı etkileyen şey, birşeyin varlığı veya yokluğu değil bize söyleyenin doğruluğu veya yalancılığıdır.<br />
<br />
Kısaca haber ve kaynak üzerindeki dört mutlak yolu açıklamaya çalıştık. Bunlar aslında, Antartanya Yolcularıdır ve Kimlik Sersemidirler. Diğer isimleri ise Etiket Müptelasıdır. Habere değil kimliğe bakar. Güvenilir bulduğu kaynaktan gelen yalanı baş tacı eder. Kişiye olan düşmanlığı yüzünden, hakikati körü körüne reddeder. Geçmişteki kötü tecrübeleri nedeniyle, gelen her doğruyu peşinen reddeder. Onlar için herkes söylüyorsa doğrudur veya sürekli söyleniyorsa gerçektir, yanılgısına düşerler.<br />
<br />
<br />
Haber ile Haberci arasında inançtan başka bir ihtimal yoktur, ve bahsettiğimiz gibi, mutlak dört tanedir, beş olmaz. Halbuki, asl olan hakikattir, muhabir değil. Çoğunluk, süreklilik, veya karakter hakikati değiştirmez. Muhabire odaklanmak, gerçeklikten kopuş sebebidir, inanan kişi aslında bir tür zihinsel kumar oynuyordur, bu kumar masasına yatırılan ne yazıkki kişinin kendi gerçeğidir.<br />
<br />
Feraset ise olaylara böyle bakmaz. Haberin olsun!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Antartanya Metaforu; Bölüm 1<br />
<br />
İnancı Kim Belirler?<br />
<br />
Neye inanıyoruz? Haberi bize getirene mi, yoksa haberin kendisine mi? Ya her ikiside sorunluysa? Sana bir sır vereyim, habere inanma açısında, yanlış yolda olabilirsin. Önce bunu anlamalıyız ki doğru yoldan bahsedebilelim.<br />
<br />
Durumu anlamak için, dünyadan bîhaber olan bir Anadolu Köylüsü üzerinde tertibi kuralım. Köylü önünde iki kapı olsun, biri gerçekten var olan Kudüs şehri ve diğeri tamamen kurgu olan Antartanya.<br />
<br />
Kudüs Metaforu<br />
<br />
Diyelim bundan 1000 yıl önce yaşamış, Kudüs şehrinin varlığından habersiz, Anadolu'da kırsalda yaşayan birine, bir güvenilir ve yalan söylemeyen bir arkadaşı, Kudüs diye bir yer var ve ben oraya gidicem, dese. Gidip dönse oranın güzelliklerini anlatsa ve hediye olarak bölgeye ait bir halı, bir meyve ve bir taş getirse, bu köylü ona inanıp inanmamakta özgürdür. Çünkü ispat ve delil teşkil edememiştir. Ama sevdiği ve doğru söylediğine inanıp, güvendiği biri olduğu için, muhtemelen ispatsız bir şekilde,<br />
arkadaşına inanacaktır.<br />
<br />
Diyelim ki bundan 1000 yıl önce yaşamış, aynı köylüye inanmadığı ve güvenmediği, sürekli yalanlarına şahit olduğu biri gelse ve dese Kudüs diye bir yer var. Ben oraya gidicem deyip ve elinde bir halı, bölgeye ait bir meyve ve değerli bir taş getirse ve dese bak ben Kudüse gittim. Oranın güzelliklerini anlatsa, kırsalda yaşayan bu adam senin hayatın yalan nerden bilebilirim Kudüs diye bir yer olduğunu senin uydurmadığını? Bu halıyı başka bir yerden almadığını, bu meyveyi başka bir yerden getirmediğini ve bu taşıda herhangi bir yerden bulmadığını nasıl teyit ederim? Bugüne kadar doğru söylediğini görmedim, yine yalan söylüyorsun der ve inanmamakta özgürdür.<br />
<br />
O halde aynı haber aynı delillerle durumu değiştirmedi, haberi getirene bakıldı. Taş halı meyve zaten bölgenin ispatı değildi.<br />
<br />
Diyelim bundan 1000 yıl önce Anadolu'daki kırsalda yaşamış aynı köylüye, hergün birileri gelip, ben Kudüse gittim geldim dese, oranın güzelliklerini anlatsa ve oradan getirdiği bir halıyı, bölgeye ait farklı bir meyveyi ve bir değerli taşı getirse, bu sürekli olsa, hergün birileri geliyor ve aynı şeyi söylüyor. Bu kırsaldaki adama bunların hiç biri ispat değildir, bu süreklilik sebebiyle bu insanların hepside yalan söylecek değildir, diyerek inanacaktır. İspat olmamasına rağmen, bu adam şehre inse ve çarşıya gitse, orada kendisine gösterilen halıyı, meyveyi ve taşı görse, inancı dolayısıyla hiçbir ispat bulunmamasına rağmen bunlar Kudüs halısı meyvesi ve taşıdır diye düşünecektir.<br />
<br />
Diyelim, bundan 1000 yıl önce Anadolu'daki kırsalda yaşamış aynı köylüye, hergün yalanlarına şahit olduğu köyde ve şehirde sürekli yalancıların bulunduğu ve sürekli kendisini kandıran insanlar etrafında olsa ve hiç kimseye güvenmese ve birileri gelip, ben Kudüse gittim ve geldim dese. Oranın güzelliklerini anlatsa ve oradan getirdiği bir halıyı, bölgeye ait farklı bir meyveyi ve bir değerli taşı getirse, bu sürekli olsa hergün birileri geliyor ve aynı şeyi söylüyor. Bu kırsaldaki adam için, bunların hiç biri ispat değildir. Bu süreklilik sebebiyle, köylü için, insanların hepside yalan söyleyen insanlar, beni yine kandırıyorlar, diyerek inanmayacaktır. Bunların hiç biri ispat değildir. Köylü adam şehre inse ve çarşıya gitse, orada kendisine gösterilen halıyı meyveyi ve taşı görse, inanmadığı için yalancılara bak Kudüs diye bir yer varmış, bunlar Kudüs halısı meyvesi ve taşıymış, külahıma anlatın siz onu diyerek oradan uzaklaşacaktır.<br />
<br />
Aslında bu dört metaforda da herkes doğru söylemişti, ama köylü sevdiklerine inandı nefret ettiklerine değil. Peki yöntemin tehlikesinin farkında mısınız? O zaman tehlikeyi açıklayalım.<br />
<br />
Antartanya Metaforu<br />
<br />
Diyelim bundan 1000 yıl önce yaşamış, Anadolu'da kırsalda yaşayan birine bir güvenilir ve yalan söylemeyen bir arkadaşı buzdan bir kıta var ve ben onun ötesine geçmeyi düşünüyorum dese. Bir süre sonra geri gelse, buzdan kıtayı geçmeyi başardım dese ve sonra başka bir cennete vardım, ismide Antartanya dese. Oranın güzelliklerini anlatsa ve hediye olarak bölgeye ait bir halı, bir meyve ve bir taş getirse, bu köylü ona inanıp inanmamakta özgürdür. Çünkü ispat ve delil teşkil edememiştir. Fakat sevdiği ve doğru söylediğine inanıp güvendiği biri olduğu için, bana neden yalan söylesin ki, hem bugüne kadar hiç yalan söylemedi ve bu getirdikleri özgün hediyeleride bana ordan getirmiştir diye düşünerek muhtemelen arkadaşına inanacaktır. Getirdiklerinin bölgenin ispatı olmamasına rağmen.<br />
<br />
Diyelim, bundan 1000 yıl önce yaşamış, Anadolu'da kırsalda yaşayan birine bir güvenilmez yalan söyleyen sürekli kendisini kandıran bir arkadaşı, buzdan bir kıta var ve ben onun ötesine geçmeyi düşünüyorum dese. Bir süre sonra geri gelse, orayı geçmeyi başardım dese ve sonra başka bir yere vardım ismide Antartanya deyip, oranın güzelliklerini anlatsa ve hediye olarak bölgeye ait bir halı, bir meyve ve bir taş getirse, bu köylü ona inanıp inanmamakta özgürdür. Çünkü ispat ve delil teşkil edememiştir. Fakat sevmediği ve doğru söylediğine inanmadığı, güvenmediği biri olduğu için, yalana bak, hayali bir buz kıtasını geçtiğini söylüyorsun, sonra başka bir yere vardığını. Bunları da ordan getirdiğini söylüyorsun, Nereden bilebilirim, bu getirdiklerini başka bir yerden almadığını? Diyerek muhtemelen o kişiye inanmayacaktır, getirdikleri de bölgeye ait bir ispat değildir.<br />
<br />
Aslında, ikiside yalan söyledi ama köylü birine inandı, diğerine inanmadı. O halde yerin doğru olması, haberin geliş şeklini değiştirmiyor. Yani kudüs veya Antartanya olmasının bir önemi yok. <br />
<br />
<br />
Diyelim, bundan 1000 yıl önce yaşamış, Anadolu'da kırsalda yaşayan köylüye, hergün birileri gelip buzdan kıta var ve ben onun ötesine geçtim dese ve sonra başka bir kıtaya vardım, ismide Antartanya dese. Hergün birileri ona Antartanya'nın güzelliklerini anlatsa ve sürekli bölgeye ait bir halı, bir meyve ve bir taş getirsele, bu köylü süreklilikten ötürü onlara inanacaktır. Ona hayali gelmeyecektir, çünkü bu buzdan kıtayı sürekli birileri geçtiğini söylüyor. Demek ki, böyle bir yer var ve geçilebilen bir yer, olduğuna kanaat getirecektir. Herkes neden yalan söylesinki? Diye düşünecektir. Bu kırsalda yaşayan köylü, yine şehre inse ve çarşıda aynı halıdan, aynı meyveden ve aynı değerli taştan görse, hiç şaşırmadan işte bunlar Antartanya halısı, meyvesi ve taşıdır, diye düşünecektir. Getirilenler, bir delil ve ispat olmasa bile, köylü gözünde bunlar kimlik kazanacak ve eşyaların bölgeden geldiğine inanacaktır.<br />
<br />
Diyelim, bundan 1000 yıl önce yaşamış, Anadolu'da kırsalda yaşayan köylüye, sürekli birileri yalan söylese ve yalancılarla karşılaşsa, hergün birileri kendisini kandırsa ve artık bölgede ki hiç kimseye inanmasa ve güvenmese. Sürekli birileri gelip, buzdan kıtanın ötesine geçtim dese ve sonra başka bir kıtaya vardım, ismide Antartanya dese. Hergün birileri ona Antartanya'nın güzelliklerini anlatsa ve sürekli bölgeye ait bir halı, bir meyve ve bir taş getirseler, bu kırsalda yaşayan adam sürekli kendisine yalan söylendiği için, düşüncesinde, hayali buzdan kıta varmışta, orayı geçmişlerde, başka bir kıtaya varmışlar, her söylediğiniz zaten yalan. Tekrar beni kandırıyorlar, diye düşünecektir. Bu kırsaldaki köylü şehre inse aynı halıyı, aynı meyveyi ve aynı taşı görse, etrafındaki insanlara inanmadığı için yalancılara bak, bunları ordan getirdiğiniz ne belli? Antartanya'imiş, siz onu benim külahıma anlatın, diyerek oradan uzaklaşacaktır.<br />
<br />
O halde topluluk ve süreklilik de durumu değiştirmeyecektir. Yanlış yöntem yanlış olarak devam edecek demektir.<br />
<br />
Kudüs'ün varlığını ve gidip geldiklerini söyleyenler doğru söylemişlerdi. Yalancı bile olsalar bu konuda, doğru söylemişlerdi. Fakat Antartanya'nın varlığını iddia edenler ve gidip geldiğini söyleyenler, yalan söylemişlerdi. Bugüne kadar doğru söylemiş olanlar bile, bu konuda yalan söylemişlerdi.<br />
<br />
O halde, demek ki bizim inancımızı belirleyen şey, Kudüs'ün varlığı veya Antartanya'nın yalan olduğu değil, karşımızdaki insanların doğruluğu veya yalancılığıdır. Özetle haberciye inanıyoruz. Genelde bizim inancımızı etkileyen şey, birşeyin varlığı veya yokluğu değil bize söyleyenin doğruluğu veya yalancılığıdır.<br />
<br />
Kısaca haber ve kaynak üzerindeki dört mutlak yolu açıklamaya çalıştık. Bunlar aslında, Antartanya Yolcularıdır ve Kimlik Sersemidirler. Diğer isimleri ise Etiket Müptelasıdır. Habere değil kimliğe bakar. Güvenilir bulduğu kaynaktan gelen yalanı baş tacı eder. Kişiye olan düşmanlığı yüzünden, hakikati körü körüne reddeder. Geçmişteki kötü tecrübeleri nedeniyle, gelen her doğruyu peşinen reddeder. Onlar için herkes söylüyorsa doğrudur veya sürekli söyleniyorsa gerçektir, yanılgısına düşerler.<br />
<br />
<br />
Haber ile Haberci arasında inançtan başka bir ihtimal yoktur, ve bahsettiğimiz gibi, mutlak dört tanedir, beş olmaz. Halbuki, asl olan hakikattir, muhabir değil. Çoğunluk, süreklilik, veya karakter hakikati değiştirmez. Muhabire odaklanmak, gerçeklikten kopuş sebebidir, inanan kişi aslında bir tür zihinsel kumar oynuyordur, bu kumar masasına yatırılan ne yazıkki kişinin kendi gerçeğidir.<br />
<br />
Feraset ise olaylara böyle bakmaz. Haberin olsun!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Imanlı ölümü kolaylaştıran ve zorlaştıran ameller...]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-imanli-olumu-kolaylastiran-ve-zorlastiran-ameller</link>
			<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 17:25:32 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33131">Forumdaüyeolan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-imanli-olumu-kolaylastiran-ve-zorlastiran-ameller</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir olmasını istediğin vardır, birde olacak olan...]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-bir-olmasini-istedigin-vardir-birde-olacak-olan</link>
			<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 20:03:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33131">Forumdaüyeolan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-bir-olmasini-istedigin-vardir-birde-olacak-olan</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Muli, Verdana, 'Segoe UI', 'Helvetica Neue', Helvetica, Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Fira Sans', 'Droid Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Hayatta bir olmasını istediğin vardır,birde olacak vardır. Mesala 10 sene içerisinde büyük hatalar yapıp sonra kötü duruma düşsen,ne yapmak istesin? 10 sene önceki zamana dönüp ,hatalarını telafi etmek istersin ama olmaz. Kabir hayatının başlaması yine böyle. Dünyaya dönüp salih amel işlemek istersin ama oda olmaz,geriye dönüş yok. Olacak var,her olmasını istediğin yok.</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Muli, Verdana, 'Segoe UI', 'Helvetica Neue', Helvetica, Roboto, Oxygen, Ubuntu, Cantarell, 'Fira Sans', 'Droid Sans', sans-serif;" class="mycode_font">Hayatta bir olmasını istediğin vardır,birde olacak vardır. Mesala 10 sene içerisinde büyük hatalar yapıp sonra kötü duruma düşsen,ne yapmak istesin? 10 sene önceki zamana dönüp ,hatalarını telafi etmek istersin ama olmaz. Kabir hayatının başlaması yine böyle. Dünyaya dönüp salih amel işlemek istersin ama oda olmaz,geriye dönüş yok. Olacak var,her olmasını istediğin yok.</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kötülükler nelere sebep oluyor?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-kotulukler-nelere-sebep-oluyor</link>
			<pubDate>Sun, 11 Jan 2026 22:47:15 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33131">Forumdaüyeolan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-kotulukler-nelere-sebep-oluyor</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tövbe istiğfar ayet ve hadisler]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-tovbe-istigfar-ayet-ve-hadisler</link>
			<pubDate>Sun, 11 Jan 2026 17:04:03 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33131">Forumdaüyeolan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-tovbe-istigfar-ayet-ve-hadisler</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayet ve duaların etkisi nasıl artar?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ayet-ve-dualarin-etkisi-nasil-artar</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 22:21:42 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33131">Forumdaüyeolan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ayet-ve-dualarin-etkisi-nasil-artar</guid>
			<description><![CDATA[Dua ve ayetlerin manevi faydaları nasıl artar?<br />
<br />
Dua ve ibadetin manevi faydaları gerekli ölçüleri bularak sağlanabilir. Bazı şeylerin azlığı ve bazı şeylerin fazlalığı itikadın doğru olmasını sağlayabilir ve ayet ve dualardan daha net fayda görülebilir.<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de: "İşlerin en hayırlısı, orta halli olanıdır.” “Orta yolu tutun ki, kurtuluşa eresiniz.” “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış, yarın ölecek gibi de ahiret için çalış” buyurmaktadır.(Hadis)<br />
<br />
(Orta yolu tutun, istikametten ayrılmayın!) [Müslim]<br />
<br />
(İlim amelden efdaldir. Amelin efdali de, orta yolda olmaktır. Allahü teâlânın dini ifrat ve tefrit arasındadır. İkisinin ortası sıratı müstakim, yani doğru yoldur.) [Beyhekî]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dua ve ayetlerin manevi faydaları nasıl artar?<br />
<br />
Dua ve ibadetin manevi faydaları gerekli ölçüleri bularak sağlanabilir. Bazı şeylerin azlığı ve bazı şeylerin fazlalığı itikadın doğru olmasını sağlayabilir ve ayet ve dualardan daha net fayda görülebilir.<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) de: "İşlerin en hayırlısı, orta halli olanıdır.” “Orta yolu tutun ki, kurtuluşa eresiniz.” “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış, yarın ölecek gibi de ahiret için çalış” buyurmaktadır.(Hadis)<br />
<br />
(Orta yolu tutun, istikametten ayrılmayın!) [Müslim]<br />
<br />
(İlim amelden efdaldir. Amelin efdali de, orta yolda olmaktır. Allahü teâlânın dini ifrat ve tefrit arasındadır. İkisinin ortası sıratı müstakim, yani doğru yoldur.) [Beyhekî]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şehveti gereksiz kullanmaktan sakınmak...]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-sehveti-gereksiz-kullanmaktan-sakinmak</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 21:52:14 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33131">Forumdaüyeolan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-sehveti-gereksiz-kullanmaktan-sakinmak</guid>
			<description><![CDATA[Şehveti azaltmanın faydası nedir?<br />
<br />
Harama bakmak iyilik hücrelerini öldürür ve kötü düşünceleri artırır. Tayfadan bir cin şeytanı kişiye musallat olur. Şeytan ve şeytani cinlerin terk etmesi için günahlar bırakılmalıdır. En fazla hayal olarak harama bakılsada gerçekte harama bakılmaktan elden geldiğince uzak durulmalıdır. Müstehcen filim ve resimlerde tehlikelidir. Bu tür uygulamalara sık bakanın başına belirli sıkıntı ve dertler gelebilir. Özellikle haftada bir defedan daha sık harama bakmak tehlikeli boyutu ve zararı olan birşeydir. <br />
Şehvet gereksiz kullanılmadan sakınılmalıdır.<br />
Mevlâna sözü:"Şehvetle düşen bir daha kalkamaz."<br />
<br />
Mevlana sözü:"Şehveti terk edersen,nerden geldiğini ve nereye gideceğini apaçık görürsün."<br />
<br />
Hadis:"Şehvetle bakanın gözüne eritilmiş ateş dökülüp şeytanla beraber cehenneme atılacaktır."<br />
<br />
Hadis:"Harama bakanın gözüne eritilmiş ateş dökülüp şeytanla beraber cehenneme atılacaktır."<br />
<br />
Hadis:"Kıyamet günü herkes ağlar, harama bakmayan ağlamaz."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Şehveti azaltmanın faydası nedir?<br />
<br />
Harama bakmak iyilik hücrelerini öldürür ve kötü düşünceleri artırır. Tayfadan bir cin şeytanı kişiye musallat olur. Şeytan ve şeytani cinlerin terk etmesi için günahlar bırakılmalıdır. En fazla hayal olarak harama bakılsada gerçekte harama bakılmaktan elden geldiğince uzak durulmalıdır. Müstehcen filim ve resimlerde tehlikelidir. Bu tür uygulamalara sık bakanın başına belirli sıkıntı ve dertler gelebilir. Özellikle haftada bir defedan daha sık harama bakmak tehlikeli boyutu ve zararı olan birşeydir. <br />
Şehvet gereksiz kullanılmadan sakınılmalıdır.<br />
Mevlâna sözü:"Şehvetle düşen bir daha kalkamaz."<br />
<br />
Mevlana sözü:"Şehveti terk edersen,nerden geldiğini ve nereye gideceğini apaçık görürsün."<br />
<br />
Hadis:"Şehvetle bakanın gözüne eritilmiş ateş dökülüp şeytanla beraber cehenneme atılacaktır."<br />
<br />
Hadis:"Harama bakanın gözüne eritilmiş ateş dökülüp şeytanla beraber cehenneme atılacaktır."<br />
<br />
Hadis:"Kıyamet günü herkes ağlar, harama bakmayan ağlamaz."]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Maide suresi 38.ayet meali ve tefsiri]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-maide-suresi-38-ayet-meali-ve-tefsiri</link>
			<pubDate>Thu, 08 Jan 2026 21:29:23 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35311">Araf179</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-maide-suresi-38-ayet-meali-ve-tefsiri</guid>
			<description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı, Kuranı Kerim adlı sayfa meali ve tefsiri,<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maide Suresi 38.Ayet:</span> Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadının yaptıklarına karşılık bir ceza, Allah’tan bir ibret olarak ellerini kesin. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tefsir:</span> Hırsız bu suçu ilk defa işlemişse fakihlerin çoğunluğuna göre sağ eli bileğinden kesilir. Suçun tekrarı halinde verilecek ceza konusunda hukukçular farklı görüşlere sahiptirler: Hz. Ali, Hz. Ömer ve Ebû Hanîfe’ye göre suçu ikinci defa işleyen hırsızı te’dip için hapis ve sopa cezası uygulanır fakat eli veya ayağı kesilmez. Çoğunluğa göre ise ikincisinde sol ayağı kesilir (İbn Âşûr, VI, 192).<br />
--------------------------------------------------<br />
Diyanet işleri başkanlığının kurandaki hırsızlık ayetinin mealini ve tefsirini yanlış ve eksik yapmıştır.Allahın hırsızlık yapanın ellerini kesin demesi aslında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ellerine kesik atın(kesik çizgisi)</span> demesidir.aynı zamanda ellerini hırsızlıktan engelleyin,alıkoyun anlamındadır.<br />
Allah, hırsızlık yapanın ellerini bilekten kesin dememiştir.aynı zamanda ayaktan ise hiç bahsetmemiş tir dolayısıyla diyanetin tefsirde ayaktan bahsetmesi yanlıştır.Allahın dediği olur,Allah ne demişse onun doğru olarak tercüme edilmesi gerekir.tefsirde geçmişteki bazı dini bilgisi olan şahsiyetlerin sözlerini örnek olarak göstermesi yanlıştır çünkü onlarda yanlış anlayıp yanlış söylemiş olabilirler.dini hükümlerde yanlış bilgi verip yanlış uygulamaya sebep olmak yada yanlış inanca sahip olunmasına sebep olmak büyük günahtır.<br />
Hırsızlık yapan insanın eli, diyanetin dediği gibi kesilirse eğer insan artık çalışamaz hale gelir.ayni zamanda engelli duruma düşer.bir insan hırsızlık yaptı diye elinin uzvu kesilmez, bu durumda insan ellerini kullanamaz hale geleceği için gene hırsızlık yapmak zorunda kalır.ayrica insan eli bilekten kesildiğinde kan kaybından ölür.<br />
İnsan eliyle abdest alır ve namaz kılar.eliyle çalışır ve para kazanır.bir insan hırsızlık yaptı diye ellerinin uzvunu koparmanin sonucunda insan, hayatı boyunca zorluk çeker dolayısıyla böyle bir suçun cezası kesinlikle tüm hayatı boyunca zorluk çekmesine sebep olmamalıdır.bu büyük bir kul hakkıdır.bu büyük bir acımasızlıktır.diyanetin insanların birbirini affetmesi gerektiği ile ilgili ayetlerden ve hadisi şeriflerden bahsetmesi gerekir.Allah bağışlayıcıdır ve tövbe edip durumlarını düzelten insanları sever.kuran, uluslararası bir kutsal kitaptır ve tüm milletleri ilgilendirir.dünyanın herhangi bir yerindeki bazı dini gruplar meali yanliş anlayıp aynı şekilde uygulamada bulunabilirler bu çok büyük günah olmakla beraber dini ve toplumsal sorunlarada sebep olur.<br />
İnternette araştirma yapildiğinda araştirmacilar, Bayraktar Bayraklı - Mehmet Okuyan - Sadık Türkmen'nin görüşlerini bulabilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı, Kuranı Kerim adlı sayfa meali ve tefsiri,<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maide Suresi 38.Ayet:</span> Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadının yaptıklarına karşılık bir ceza, Allah’tan bir ibret olarak ellerini kesin. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tefsir:</span> Hırsız bu suçu ilk defa işlemişse fakihlerin çoğunluğuna göre sağ eli bileğinden kesilir. Suçun tekrarı halinde verilecek ceza konusunda hukukçular farklı görüşlere sahiptirler: Hz. Ali, Hz. Ömer ve Ebû Hanîfe’ye göre suçu ikinci defa işleyen hırsızı te’dip için hapis ve sopa cezası uygulanır fakat eli veya ayağı kesilmez. Çoğunluğa göre ise ikincisinde sol ayağı kesilir (İbn Âşûr, VI, 192).<br />
--------------------------------------------------<br />
Diyanet işleri başkanlığının kurandaki hırsızlık ayetinin mealini ve tefsirini yanlış ve eksik yapmıştır.Allahın hırsızlık yapanın ellerini kesin demesi aslında <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ellerine kesik atın(kesik çizgisi)</span> demesidir.aynı zamanda ellerini hırsızlıktan engelleyin,alıkoyun anlamındadır.<br />
Allah, hırsızlık yapanın ellerini bilekten kesin dememiştir.aynı zamanda ayaktan ise hiç bahsetmemiş tir dolayısıyla diyanetin tefsirde ayaktan bahsetmesi yanlıştır.Allahın dediği olur,Allah ne demişse onun doğru olarak tercüme edilmesi gerekir.tefsirde geçmişteki bazı dini bilgisi olan şahsiyetlerin sözlerini örnek olarak göstermesi yanlıştır çünkü onlarda yanlış anlayıp yanlış söylemiş olabilirler.dini hükümlerde yanlış bilgi verip yanlış uygulamaya sebep olmak yada yanlış inanca sahip olunmasına sebep olmak büyük günahtır.<br />
Hırsızlık yapan insanın eli, diyanetin dediği gibi kesilirse eğer insan artık çalışamaz hale gelir.ayni zamanda engelli duruma düşer.bir insan hırsızlık yaptı diye elinin uzvu kesilmez, bu durumda insan ellerini kullanamaz hale geleceği için gene hırsızlık yapmak zorunda kalır.ayrica insan eli bilekten kesildiğinde kan kaybından ölür.<br />
İnsan eliyle abdest alır ve namaz kılar.eliyle çalışır ve para kazanır.bir insan hırsızlık yaptı diye ellerinin uzvunu koparmanin sonucunda insan, hayatı boyunca zorluk çeker dolayısıyla böyle bir suçun cezası kesinlikle tüm hayatı boyunca zorluk çekmesine sebep olmamalıdır.bu büyük bir kul hakkıdır.bu büyük bir acımasızlıktır.diyanetin insanların birbirini affetmesi gerektiği ile ilgili ayetlerden ve hadisi şeriflerden bahsetmesi gerekir.Allah bağışlayıcıdır ve tövbe edip durumlarını düzelten insanları sever.kuran, uluslararası bir kutsal kitaptır ve tüm milletleri ilgilendirir.dünyanın herhangi bir yerindeki bazı dini gruplar meali yanliş anlayıp aynı şekilde uygulamada bulunabilirler bu çok büyük günah olmakla beraber dini ve toplumsal sorunlarada sebep olur.<br />
İnternette araştirma yapildiğinda araştirmacilar, Bayraktar Bayraklı - Mehmet Okuyan - Sadık Türkmen'nin görüşlerini bulabilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yüreğinizde kötülük barındırmayın...!]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-yureginizde-kotuluk-barindirmayin</link>
			<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 22:06:43 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33131">Forumdaüyeolan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-yureginizde-kotuluk-barindirmayin</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ilmi yaymanın önemi]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ilmi-yaymanin-onemi</link>
			<pubDate>Sun, 04 Jan 2026 20:52:35 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33131">Forumdaüyeolan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ilmi-yaymanin-onemi</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İslami e-kitap indirme linkleri toplu halde]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-islami-e-kitap-indirme-linkleri-toplu-halde</link>
			<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 22:39:06 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33131">Forumdaüyeolan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-islami-e-kitap-indirme-linkleri-toplu-halde</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[2025 Kurban Bağışı Fiyatları]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-2025-kurban-bagisi-fiyatlari</link>
			<pubDate>Tue, 27 May 2025 16:54:23 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34119">fatih.tepe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-2025-kurban-bagisi-fiyatlari</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gazze'de iftar vermek için tavsiye]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-gazze-de-iftar-vermek-icin-tavsiye</link>
			<pubDate>Tue, 11 Mar 2025 16:54:56 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34119">fatih.tepe</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-gazze-de-iftar-vermek-icin-tavsiye</guid>
			<description><![CDATA[Vuslat Derneği bu Ramazan ayı boyunca Gazze’de her gün iftar veriyor. Ramazan ayının ilk 10 gününde gerçekleştirdiği iftar programlarına dair görüntüleri sosyal medya hesaplarından paylaşan dernek, bağış yapacak kişilere de böylelikle güven veriyor. Gazzeli savaş mağdurlarına ikramda bulunmak isterseniz Vuslat Derneği’ni tavsiye edebilirim. Derneğin sosyal medya hesapları ve vuslat.org.tr web sitesi üzerinden de çalışmalarını inceleyebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Vuslat Derneği bu Ramazan ayı boyunca Gazze’de her gün iftar veriyor. Ramazan ayının ilk 10 gününde gerçekleştirdiği iftar programlarına dair görüntüleri sosyal medya hesaplarından paylaşan dernek, bağış yapacak kişilere de böylelikle güven veriyor. Gazzeli savaş mağdurlarına ikramda bulunmak isterseniz Vuslat Derneği’ni tavsiye edebilirim. Derneğin sosyal medya hesapları ve vuslat.org.tr web sitesi üzerinden de çalışmalarını inceleyebilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Youtube İlk Videom " İslami Kanal "]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-youtube-ilk-videom-islami-kanal</link>
			<pubDate>Fri, 14 Feb 2025 01:14:56 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35233">emirhanshnr</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-youtube-ilk-videom-islami-kanal</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Oğlum ergenlikte ve otizmli bana cinsel davranışlarda bulunuyo ona günahı varmıdır ?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-oglum-ergenlikte-ve-otizmli-bana-cinsel-davranislarda-bulunuyo-ona-gunahi-varmidir</link>
			<pubDate>Tue, 04 Feb 2025 20:42:26 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35231">Dnzksklr</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-oglum-ergenlikte-ve-otizmli-bana-cinsel-davranislarda-bulunuyo-ona-gunahi-varmidir</guid>
			<description><![CDATA[Ayrıca psikolog ona kızmamam gerektiğini zamanla bırakacağını söyledi dinen ne yapmam gerekir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ayrıca psikolog ona kızmamam gerektiğini zamanla bırakacağını söyledi dinen ne yapmam gerekir]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>