<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - Meşhur Rüyalar]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 17:39:29 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[İstihare rüyası yorumu]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-istihare-ruyasi-yorumu</link>
			<pubDate>Wed, 01 May 2024 12:13:53 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=35144">Ena43</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-istihare-ruyasi-yorumu</guid>
			<description><![CDATA[Dün gece bir iş için istihareye yattıktan sonra sabah uyandım bir şey göremedim daha sonra bir daha dalmışım bu sefer rüyamda dedem ölüyordu bazı kaynaklar iyi bazısı kötü diyor bilemiyorum . Şimdiden teşekkürler?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dün gece bir iş için istihareye yattıktan sonra sabah uyandım bir şey göremedim daha sonra bir daha dalmışım bu sefer rüyamda dedem ölüyordu bazı kaynaklar iyi bazısı kötü diyor bilemiyorum . Şimdiden teşekkürler?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[istiare rüyası yorum ?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-istiare-ruyasi-yorum</link>
			<pubDate>Wed, 27 Jan 2016 11:56:32 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30813">mmkalkan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-istiare-ruyasi-yorum</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">selamın aleyküm. ben dün gece namazımı kılıp istiareye yattım. rüyamda acık alanda yanımda evlenmeyi düşündügüm arkadaşımla bişeyden kaçar gibi koşuyorduk etrah zifiri karanlıktı. biri bizi kovalıyo gibiydi. sonra yakalndık. adama vuruyodum ama gücüm hiç işlemiyordu sanki. sonra birden bi apartman dairesinden çıktığımızı gördüm yaşlı bi kadın ile konusmustuk . arkadasım merdivenden inerken kadın aban olmayacak gibi bişey mırıldandı sonra ben ona sarıldım üzülme diye teselli etti beni ma sanki kız arkadasıma sarılıyo gıbı hıssettim.</span><br />
<br />
arkadaslar rica etsem yorum yapar mısınız? tesekkür ederim şimdiden.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">selamın aleyküm. ben dün gece namazımı kılıp istiareye yattım. rüyamda acık alanda yanımda evlenmeyi düşündügüm arkadaşımla bişeyden kaçar gibi koşuyorduk etrah zifiri karanlıktı. biri bizi kovalıyo gibiydi. sonra yakalndık. adama vuruyodum ama gücüm hiç işlemiyordu sanki. sonra birden bi apartman dairesinden çıktığımızı gördüm yaşlı bi kadın ile konusmustuk . arkadasım merdivenden inerken kadın aban olmayacak gibi bişey mırıldandı sonra ben ona sarıldım üzülme diye teselli etti beni ma sanki kız arkadasıma sarılıyo gıbı hıssettim.</span><br />
<br />
arkadaslar rica etsem yorum yapar mısınız? tesekkür ederim şimdiden.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[MALİK İBNU DİNYAR'IN RÜYASI]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-malik-ibnu-dinyar-in-ruyasi</link>
			<pubDate>Wed, 06 May 2009 18:13:45 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=12116">blu3x</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-malik-ibnu-dinyar-in-ruyasi</guid>
			<description><![CDATA[Çevremdeki insanlar yaptigim zulumden dolayi benden uzaktilar..<br />
 <br />
Dediki:<br />
Gunlerden bir gun Evlenmeyi arzuladim ve bir cocuk sahibi olmayi..<br />
Evlendim ve bir cocugum oldu..Adini Fatma koydum..Onu cok sevdim..Ve Fatma buyudukce kalbimdeki imanda onunla buyudu..Kalbimdeki isyanda azaldi onunla..<br />
Elimde icki kadehi vardi onu icme istegiyle doldurmustum Fatma onu devirdi..daha yasi iki bile degildi..<br />
 <br />
Sanki ona bunu yaptiran Allahti!<br />
O buyudukce kalbimdeki imanda onunla buyudu..Allaha yaklastigim her bir adimda icinde oldugum maasilerden(isyanlardan)  uzaklastim biraz biraz..<br />
Ta ki Fatma 3 yasina basana kadar..<br />
3 Yasini bitirdiginde Fatma öldü!!<br />
 <br />
Ve Malik Ibnu Diynar devam ediyor anlatmaya:<br />
 <br />
Kizim Fatma olunce durumum vaziyetim eskisinden dahada kotu oldu..<br />
Ve bende cevremdeki muslumanlarda olan ve beni bu buyuk uzuntuye karsi dayanmami sagliyacak sabir yoktu..<br />
 <br />
Hersey cok kotuye gidiyordu..Seytan durmadan benimle oynuyordu..Ta ki o gun geldi ve Seytan bana dediki:<br />
 <br />
"Bugun oyle bi sarhos olacaksinki daha once hic boyle sarhos olmadin!!"<br />
Ve ben o gece icmeye ve sarhos olmaya azmetmistim..Gece boyu ictim..ictim.. ictimm!!<br />
 <br />
Oyle bir duruma gelmistimki ruyalar beni birbirine atiyordu..Taki o ruyayi gorene kadar:<br />
 <br />
Ruyamda kiyamet gunundeydim!gunes kararmis,denizler atese cevrilmis,Depremler oluyordu durmadan..<br />
 <br />
Insanlarin hepsi kiyamet gunundeydi..Insanlar zumre zumre..grup gruptu..ve ben o insanlarin arasindaydim..<br />
Sesler duyuyordum birisi sesleniyordu:<br />
Ey Filan oglu filan!! Cabbara hesap vermeye hadi! Diyordu ..<br />
 <br />
Ve o cagrilan insanin yuzunun rengi simsiyah olmustu duydugu o korkudan..<br />
Bircok insane cagrildi.. ta ki kendi ismimi duyana kadar..<br />
Ses beni cagiriyordu..Haydi Cabbara Hesap vermeye!! Diyordu..<br />
 <br />
O an cevremdeki o insane kalabaligindan kimse kalmamisti.. Kiyamet gunu..Mahser yeri bombostu..<br />
Sonra bir anda karsimda bir fare gordum cok buyuktu(devdi),cok vahsi ve cok saldirgandi..cok gucluydu..Agzi acik bana dogru kosuyordu..<br />
Bende duydugum korku ve dehsetten dolayi ondan kacmaya baslamistim..<br />
Kacarken bir anda karsimda oldukca ya&#36;li ve zayif bir adam gordum!ve ona seslendim:<br />
-AHH!!Beni bu dev fareden kurtar!!<br />
Bana dediki:Oglum Ben cok zayifim seni ondan kurtaracak gucum yok.Ama su yonde ko&#36; eminim kurtulusa ereceksin..<br />
 <br />
Ben onun dedigi yone dogru kosmaya basladim..Dev fare hala arkamdaydi beni kovaliyordu..Ve karsima cehennemin atesi cikti..Yuzumde hissediyordum o dehsetli sicakligi!!!<br />
Fareyle cehennem arasinda sıkışmıştım..<br />
Ve kendi kendime dedimiki o an..Ben bu fareden atese dusmek icinmi kaciyorumm!!<br />
 <br />
Ve kosa kosa bana bu yolu tariff eden o zayif adama dogru kosmaya basladim..Farede pesimdeydi gittikce yaklasiyordu bana<br />
Cok korkuyordum!!Adamin yanina geri geldim ve ona dedimki:<br />
-Allah askina beni bu fareden kurtar yalvaririmm!<br />
Ve yasli adam benim halime agliyordu..<br />
Bana dediki:<br />
Beni goruyorsun ben cok zayifim gucsuzum benim seni kurtaracak halim yok..Ama bu sefer &#36;u yonde ko&#36;!bu sefer insallah kurtulusa erecerksin&#8230;.<br />
 <br />
Adamin dedigi yonde kostum deli gbi..Fare hala kovaliyordu bir adim arkamdan kosuyordu..Beni isiracakti az kalmisti&#8230;Ta ki karsimda o dagi gorene kadar&#8230;<br />
O dagin ustunde birsuru bebek vardi..<br />
Ve o dagin uzerinde bulunan cocuklarin hepsi agliyorlardi..hepside ayni seyi soyleyerek agliyor haykiriyorlardi..<br />
Diyorlardiki:<br />
-Ey Fatmaa!! Babana bakk! Babana Bakkk!!<br />
 <br />
Malik ibnu Diynar dediki:<br />
O an o cocugun kizim Fatma oldugunu anlamistim..<br />
Ve o an 3 yasinda olupte cennete gitmis bir kizim olduguna cok sevinmistim..Beni bu dehsetli korkudan(fareden) kurtarip Cennete sokacakti&#8230;<br />
Kizim beni sag eliyle tutu ve kurtardi&#8230;<br />
Ve sol eliyle fareyi itti..ben o an korkudan olu gibiydim..<br />
 <br />
Sonra tipki Dunyadayken oldugu gibi onu kucagima oturttum!<br />
Bana dediki:<br />
Ey Babacigim! Dyip su ayeti okudu bana:<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
&#1571;&#1604;&#1605; &#1610;&#1571;&#1606; &#1604;&#1604;&#1584;&#1610;&#1606; &#1570;&#1605;&#1606;&#1608;&#1575; &#1571;&#1606; &#1578;&#1582;&#1588;&#1593; &#1602;&#1604;&#1608;&#1576;&#1607;&#1605; &#1604;&#1584;&#1603;&#1585; &#1575;&#1604;&#1604;&#1607;<br />
 <br />
Meali: "Iman edenlerin kalplerinin Allahin Zikrine donmesinin zamani gelmedimi?"<br />
 <br />
Ona dedimki:<br />
Kizimm!Bu fare neydi bana anlat!!<br />
 <br />
Dediki:O fare senin dunyada icinde oldugun isledigin kotu amellerindi..Onu sen besledin buyuttun ve onun seni yiyebilecek buyukluge  sen ulastirdin!!<br />
 <br />
Ey Babacigimm!Sen bilmiyormusunki Dunyada islenen ameller Ahirette kiyamet gununde mucessem olarak karsimiza cikar!!<br />
 <br />
Ona dedimki:<br />
Peki o zayif adam?<br />
 <br />
Dediki:<br />
O Yasli ve zayif adam senin guzel amellerindi..Sen onu boyle zayiz boyle gucsuz..boyle caresiz biraktinn..onu kendi haline aglattin..!!!Seni kurtatmasina izin veremicek duruma sen koydun!<br />
Eger ben dogmasaydim ve kucuk yasta gunahsiz olarak olmeseydim seni bu dehsetten kurtaracak baska bisey yoktu!<br />
 <br />
O an uykudan aglaya aglaya uyandim!<br />
Agzimdan cikan su kelimelerle:<br />
Evet Allahim vakti geldi..Evett Allahimmmmmm vakti geldii!!<br />
 <br />
Hemen gusul abdesti alip giyinip camiye kosyim sabah namazina! Gunahlarimdan arinmak kendime cennet yolunu cizmek..tovbe etmek Allaha yalvarmak icinnn&#8230;<br />
Camiye girdigim an imamin okudugu o ayet!!!<br />
Ruyamda kizimin beni kurtardiginda okudugu ayetti!!<br />
<br />
&#1571;&#1604;&#1605; &#1610;&#1571;&#1606; &#1604;&#1604;&#1584;&#1610;&#1606; &#1570;&#1605;&#1606;&#1608;&#1575; &#1571;&#1606; &#1578;&#1582;&#1588;&#1593; &#1602;&#1604;&#1608;&#1576;&#1607;&#1605; &#1604;&#1584;&#1603;&#1585; &#1575;&#1604;&#1604;&#1607;<br />
 <br />
 <br />
Meali: "Iman edenlerin kalplerinin Allahin Zikrine donmesinin zamani gelmedimi?"<br />
 <br />
Bunlari yasayan kisi&#8230;<br />
Tabiinlerin imamlarinin efendisi!!<br />
MALiK BiN DiYNAR!!!<br />
 <br />
O insanlar arasinda geceler boyu aglamasiyla bilinirdi&#8230;<br />
 <br />
Ve derdiki:<br />
Allahim! Kimin cennete girecegini,kimin cehenneme girecegini sadece sen bilirsin!<br />
 <br />
Ben bunlardan hangisiyimm???<br />
 <br />
Allahimm!!Beni cennet ehlinden eyle! Cehennem ehlinden eyleme!<br />
 <br />
Malik Bin Diynar buyuk bir tovbe etti..<br />
Ve insanlar arasinda soyle meshur oldu:<br />
 <br />
Caminin kapisina giderdi ve insanlara seslenirdi..derdiki:<br />
 <br />
Ey asi insanlar ey gunahkar insanlar&#8230;Allahiniza donun!!Gafil insanlar&#8230;.Allahiniza donunn!!!<br />
 <br />
Ey Allahtan kacan kullar..Allahiniza donunn!<br />
 <br />
Rabbin sana gece gunduz sesleniyorr!Seni cagiriyorr!!!<br />
 <br />
 <br />
"BANA BIR KARIS YAKLASANA BEN BIR DIRSEK YAKLASIRIM..BANA BIR DIRSEK YAKLASANA BEN BIR KULAC YAKLASIRIM&#8230;BANA YURUYRNE BEN KOSARIMM!!..<br />
 <br />
La ilahe illa ente Subhaneke&#8230;Inni kuntu min el-Zalimin(tovbe duasi)<br />
 <br />
Peygamber efendimiz bir hadis-I Serifinde soyle buyuruyor:<br />
 <br />
&#1571;&#1606; &#1610;&#1607;&#1583;&#1610; &#1575;&#1604;&#1604;&#1607; &#1576;&#1610;&#1583;&#1603; &#1585;&#1580;&#1604;&#1575; &#1608;&#1575;&#1581;&#1583;&#1575; &#1582;&#1610;&#1585; &#1604;&#1603; &#1605;&#1606; &#1575;&#1604;&#1583;&#1606;&#1610;&#1575; &#1608;&#1605;&#1575; &#1601;&#1610;&#1607;&#1575;!<br />
Meali:<br />
"Bir insanin hidayetine vesile olman senin icin dunyadan ve icindeki herseyden hayirlidir"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Çevremdeki insanlar yaptigim zulumden dolayi benden uzaktilar..<br />
 <br />
Dediki:<br />
Gunlerden bir gun Evlenmeyi arzuladim ve bir cocuk sahibi olmayi..<br />
Evlendim ve bir cocugum oldu..Adini Fatma koydum..Onu cok sevdim..Ve Fatma buyudukce kalbimdeki imanda onunla buyudu..Kalbimdeki isyanda azaldi onunla..<br />
Elimde icki kadehi vardi onu icme istegiyle doldurmustum Fatma onu devirdi..daha yasi iki bile degildi..<br />
 <br />
Sanki ona bunu yaptiran Allahti!<br />
O buyudukce kalbimdeki imanda onunla buyudu..Allaha yaklastigim her bir adimda icinde oldugum maasilerden(isyanlardan)  uzaklastim biraz biraz..<br />
Ta ki Fatma 3 yasina basana kadar..<br />
3 Yasini bitirdiginde Fatma öldü!!<br />
 <br />
Ve Malik Ibnu Diynar devam ediyor anlatmaya:<br />
 <br />
Kizim Fatma olunce durumum vaziyetim eskisinden dahada kotu oldu..<br />
Ve bende cevremdeki muslumanlarda olan ve beni bu buyuk uzuntuye karsi dayanmami sagliyacak sabir yoktu..<br />
 <br />
Hersey cok kotuye gidiyordu..Seytan durmadan benimle oynuyordu..Ta ki o gun geldi ve Seytan bana dediki:<br />
 <br />
"Bugun oyle bi sarhos olacaksinki daha once hic boyle sarhos olmadin!!"<br />
Ve ben o gece icmeye ve sarhos olmaya azmetmistim..Gece boyu ictim..ictim.. ictimm!!<br />
 <br />
Oyle bir duruma gelmistimki ruyalar beni birbirine atiyordu..Taki o ruyayi gorene kadar:<br />
 <br />
Ruyamda kiyamet gunundeydim!gunes kararmis,denizler atese cevrilmis,Depremler oluyordu durmadan..<br />
 <br />
Insanlarin hepsi kiyamet gunundeydi..Insanlar zumre zumre..grup gruptu..ve ben o insanlarin arasindaydim..<br />
Sesler duyuyordum birisi sesleniyordu:<br />
Ey Filan oglu filan!! Cabbara hesap vermeye hadi! Diyordu ..<br />
 <br />
Ve o cagrilan insanin yuzunun rengi simsiyah olmustu duydugu o korkudan..<br />
Bircok insane cagrildi.. ta ki kendi ismimi duyana kadar..<br />
Ses beni cagiriyordu..Haydi Cabbara Hesap vermeye!! Diyordu..<br />
 <br />
O an cevremdeki o insane kalabaligindan kimse kalmamisti.. Kiyamet gunu..Mahser yeri bombostu..<br />
Sonra bir anda karsimda bir fare gordum cok buyuktu(devdi),cok vahsi ve cok saldirgandi..cok gucluydu..Agzi acik bana dogru kosuyordu..<br />
Bende duydugum korku ve dehsetten dolayi ondan kacmaya baslamistim..<br />
Kacarken bir anda karsimda oldukca ya&#36;li ve zayif bir adam gordum!ve ona seslendim:<br />
-AHH!!Beni bu dev fareden kurtar!!<br />
Bana dediki:Oglum Ben cok zayifim seni ondan kurtaracak gucum yok.Ama su yonde ko&#36; eminim kurtulusa ereceksin..<br />
 <br />
Ben onun dedigi yone dogru kosmaya basladim..Dev fare hala arkamdaydi beni kovaliyordu..Ve karsima cehennemin atesi cikti..Yuzumde hissediyordum o dehsetli sicakligi!!!<br />
Fareyle cehennem arasinda sıkışmıştım..<br />
Ve kendi kendime dedimiki o an..Ben bu fareden atese dusmek icinmi kaciyorumm!!<br />
 <br />
Ve kosa kosa bana bu yolu tariff eden o zayif adama dogru kosmaya basladim..Farede pesimdeydi gittikce yaklasiyordu bana<br />
Cok korkuyordum!!Adamin yanina geri geldim ve ona dedimki:<br />
-Allah askina beni bu fareden kurtar yalvaririmm!<br />
Ve yasli adam benim halime agliyordu..<br />
Bana dediki:<br />
Beni goruyorsun ben cok zayifim gucsuzum benim seni kurtaracak halim yok..Ama bu sefer &#36;u yonde ko&#36;!bu sefer insallah kurtulusa erecerksin&#8230;.<br />
 <br />
Adamin dedigi yonde kostum deli gbi..Fare hala kovaliyordu bir adim arkamdan kosuyordu..Beni isiracakti az kalmisti&#8230;Ta ki karsimda o dagi gorene kadar&#8230;<br />
O dagin ustunde birsuru bebek vardi..<br />
Ve o dagin uzerinde bulunan cocuklarin hepsi agliyorlardi..hepside ayni seyi soyleyerek agliyor haykiriyorlardi..<br />
Diyorlardiki:<br />
-Ey Fatmaa!! Babana bakk! Babana Bakkk!!<br />
 <br />
Malik ibnu Diynar dediki:<br />
O an o cocugun kizim Fatma oldugunu anlamistim..<br />
Ve o an 3 yasinda olupte cennete gitmis bir kizim olduguna cok sevinmistim..Beni bu dehsetli korkudan(fareden) kurtarip Cennete sokacakti&#8230;<br />
Kizim beni sag eliyle tutu ve kurtardi&#8230;<br />
Ve sol eliyle fareyi itti..ben o an korkudan olu gibiydim..<br />
 <br />
Sonra tipki Dunyadayken oldugu gibi onu kucagima oturttum!<br />
Bana dediki:<br />
Ey Babacigim! Dyip su ayeti okudu bana:<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
&#1571;&#1604;&#1605; &#1610;&#1571;&#1606; &#1604;&#1604;&#1584;&#1610;&#1606; &#1570;&#1605;&#1606;&#1608;&#1575; &#1571;&#1606; &#1578;&#1582;&#1588;&#1593; &#1602;&#1604;&#1608;&#1576;&#1607;&#1605; &#1604;&#1584;&#1603;&#1585; &#1575;&#1604;&#1604;&#1607;<br />
 <br />
Meali: "Iman edenlerin kalplerinin Allahin Zikrine donmesinin zamani gelmedimi?"<br />
 <br />
Ona dedimki:<br />
Kizimm!Bu fare neydi bana anlat!!<br />
 <br />
Dediki:O fare senin dunyada icinde oldugun isledigin kotu amellerindi..Onu sen besledin buyuttun ve onun seni yiyebilecek buyukluge  sen ulastirdin!!<br />
 <br />
Ey Babacigimm!Sen bilmiyormusunki Dunyada islenen ameller Ahirette kiyamet gununde mucessem olarak karsimiza cikar!!<br />
 <br />
Ona dedimki:<br />
Peki o zayif adam?<br />
 <br />
Dediki:<br />
O Yasli ve zayif adam senin guzel amellerindi..Sen onu boyle zayiz boyle gucsuz..boyle caresiz biraktinn..onu kendi haline aglattin..!!!Seni kurtatmasina izin veremicek duruma sen koydun!<br />
Eger ben dogmasaydim ve kucuk yasta gunahsiz olarak olmeseydim seni bu dehsetten kurtaracak baska bisey yoktu!<br />
 <br />
O an uykudan aglaya aglaya uyandim!<br />
Agzimdan cikan su kelimelerle:<br />
Evet Allahim vakti geldi..Evett Allahimmmmmm vakti geldii!!<br />
 <br />
Hemen gusul abdesti alip giyinip camiye kosyim sabah namazina! Gunahlarimdan arinmak kendime cennet yolunu cizmek..tovbe etmek Allaha yalvarmak icinnn&#8230;<br />
Camiye girdigim an imamin okudugu o ayet!!!<br />
Ruyamda kizimin beni kurtardiginda okudugu ayetti!!<br />
<br />
&#1571;&#1604;&#1605; &#1610;&#1571;&#1606; &#1604;&#1604;&#1584;&#1610;&#1606; &#1570;&#1605;&#1606;&#1608;&#1575; &#1571;&#1606; &#1578;&#1582;&#1588;&#1593; &#1602;&#1604;&#1608;&#1576;&#1607;&#1605; &#1604;&#1584;&#1603;&#1585; &#1575;&#1604;&#1604;&#1607;<br />
 <br />
 <br />
Meali: "Iman edenlerin kalplerinin Allahin Zikrine donmesinin zamani gelmedimi?"<br />
 <br />
Bunlari yasayan kisi&#8230;<br />
Tabiinlerin imamlarinin efendisi!!<br />
MALiK BiN DiYNAR!!!<br />
 <br />
O insanlar arasinda geceler boyu aglamasiyla bilinirdi&#8230;<br />
 <br />
Ve derdiki:<br />
Allahim! Kimin cennete girecegini,kimin cehenneme girecegini sadece sen bilirsin!<br />
 <br />
Ben bunlardan hangisiyimm???<br />
 <br />
Allahimm!!Beni cennet ehlinden eyle! Cehennem ehlinden eyleme!<br />
 <br />
Malik Bin Diynar buyuk bir tovbe etti..<br />
Ve insanlar arasinda soyle meshur oldu:<br />
 <br />
Caminin kapisina giderdi ve insanlara seslenirdi..derdiki:<br />
 <br />
Ey asi insanlar ey gunahkar insanlar&#8230;Allahiniza donun!!Gafil insanlar&#8230;.Allahiniza donunn!!!<br />
 <br />
Ey Allahtan kacan kullar..Allahiniza donunn!<br />
 <br />
Rabbin sana gece gunduz sesleniyorr!Seni cagiriyorr!!!<br />
 <br />
 <br />
"BANA BIR KARIS YAKLASANA BEN BIR DIRSEK YAKLASIRIM..BANA BIR DIRSEK YAKLASANA BEN BIR KULAC YAKLASIRIM&#8230;BANA YURUYRNE BEN KOSARIMM!!..<br />
 <br />
La ilahe illa ente Subhaneke&#8230;Inni kuntu min el-Zalimin(tovbe duasi)<br />
 <br />
Peygamber efendimiz bir hadis-I Serifinde soyle buyuruyor:<br />
 <br />
&#1571;&#1606; &#1610;&#1607;&#1583;&#1610; &#1575;&#1604;&#1604;&#1607; &#1576;&#1610;&#1583;&#1603; &#1585;&#1580;&#1604;&#1575; &#1608;&#1575;&#1581;&#1583;&#1575; &#1582;&#1610;&#1585; &#1604;&#1603; &#1605;&#1606; &#1575;&#1604;&#1583;&#1606;&#1610;&#1575; &#1608;&#1605;&#1575; &#1601;&#1610;&#1607;&#1575;!<br />
Meali:<br />
"Bir insanin hidayetine vesile olman senin icin dunyadan ve icindeki herseyden hayirlidir"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şair Nabi]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-sair-nabi</link>
			<pubDate>Fri, 25 Apr 2008 15:16:12 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=0">Kayıtsız</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-sair-nabi</guid>
			<description><![CDATA[Şair Nabi, zamanın paşalarından birinin iltifatına mazhar olur ve beraberce hacca giderler. O devirlerde hacca deve ile gidilir. Develerin sırtına yüklenen mahmil ismi verilen, iki kişinin rahatça yolculuk edebileceği bir semer vardır. <br />
<br />
Nabi ile Paşa da böyle bir deve de yolculuk ederler. Nihayet bir seher vaktinde Medine topraklarına girerler. Nabi, Peygamberin kabrini ziyaret edeceğim diye heyecanlanır, mahmilin öbür tarafında ise Paşa yatmış uyuyor. Bu durum Nabi' yi müteessir eder. <br />
<br />
"İki cihan güneşi bulunduğu topraklara geldik. Biraz sonra Medine şehrine gireceğiz. Böyle yatmak hiç münasip olur mu?" diye düşünür ve bu heyecanla dudaklarından şu mısralar dökülür. <br />
<br />
Sakın terk-i edebten kuy-ı mahbub-ı hudadır bu Nazargahı ilahidir, makamı Mustafa' dır bu... <br />
<br />
Nabi farkında olmayarak bu mısraları birkaç kere tekrarlar. Her tekrar edişte sesi biraz yükselir. Ve nihayet öbür tarafta uyumakta olan Padişah uyanır. <br />
<br />
-Nabi ne oldu, ne söylüyorsun, der. Nabi de : <br />
<br />
- Efendim, Peygamberimizin kabr-i sadetlerinin bulunduğu Medine şehrine geldik de, bazı şeyler hatırladım, bunları söyledim. Paşa da Nabi' nin heyecanına katılır. Abdest alıp yay olarak Medine sokaklarında Ravza-i Mutahhara'ya doğru yürürler. Bu esnada kulaklarına bir ses gelir. Durup dinlerler. <br />
<br />
Gelen ses Mescid-i Nebevi'nin minarelerinden yükseliyor. Sesi dikkatle dinleyince, biraz evvel Nabi' nin söylediği mısraların müezzin tarafından okunduğu anlaşılır. İyice duygulanırlar. Paşa Nabi'ye şöyle seslenir. <br />
<br />
-Nabi bu hal nedir? Nabi de: <br />
<br />
-Bilmiyorum, der. <br />
<br />
Her ikisi de sükût ederler ve beraberce minarenin kapısına girerler. Müezzin minareden inmesini beklerler. Müezzin inince: <br />
<br />
-O söylediklerin ne idi, onları ne için söyledin, sebebi nedir, diye sorarlar. Fakat müezzin bir türlü söylemez. Ne kadar ısrar ederse de , <br />
<br />
"Söylemem, kafamı kesseniz de söylemem!" deyince: <br />
<br />
-Ama, der Nabi, Bunları biraz önce ben söyledim. Sana kim söyledi. Bu sefer müezzinin tavrı ve şekli değişir heyecanla: <br />
<br />
-Senin ismin Nabi mi? der. Evet cevabını alınca müezzin Nabi'nin ellerine, Nabi de müezzinin boynuna sarılır. Bu dehşetli manzarayı seyreden Paşa, dayanamayıp: <br />
<br />
-Nereden bildin bunun isminin Nabi olduğunu, Allah aşkına söyle, der. Müezzin rüyasını anlatır. <br />
<br />
-Efendim, akşam abdestli olarak yatmıştım. Biraz evvel Peygamberimizi rüyamda gördüm. <br />
<br />
Ya müezzin kalk yatma. Benim aşıklarımdan biri benim kabrimi ziyarete geliyor. Şu cümlelerle minareden onu istikbal et, dedi. <br />
<br />
Ben de hemen kalktım. Abdest aldım. Peygamberimizin iltifatına mazhar olan aşık kimdir diye düşünerek minareye koştum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Şair Nabi, zamanın paşalarından birinin iltifatına mazhar olur ve beraberce hacca giderler. O devirlerde hacca deve ile gidilir. Develerin sırtına yüklenen mahmil ismi verilen, iki kişinin rahatça yolculuk edebileceği bir semer vardır. <br />
<br />
Nabi ile Paşa da böyle bir deve de yolculuk ederler. Nihayet bir seher vaktinde Medine topraklarına girerler. Nabi, Peygamberin kabrini ziyaret edeceğim diye heyecanlanır, mahmilin öbür tarafında ise Paşa yatmış uyuyor. Bu durum Nabi' yi müteessir eder. <br />
<br />
"İki cihan güneşi bulunduğu topraklara geldik. Biraz sonra Medine şehrine gireceğiz. Böyle yatmak hiç münasip olur mu?" diye düşünür ve bu heyecanla dudaklarından şu mısralar dökülür. <br />
<br />
Sakın terk-i edebten kuy-ı mahbub-ı hudadır bu Nazargahı ilahidir, makamı Mustafa' dır bu... <br />
<br />
Nabi farkında olmayarak bu mısraları birkaç kere tekrarlar. Her tekrar edişte sesi biraz yükselir. Ve nihayet öbür tarafta uyumakta olan Padişah uyanır. <br />
<br />
-Nabi ne oldu, ne söylüyorsun, der. Nabi de : <br />
<br />
- Efendim, Peygamberimizin kabr-i sadetlerinin bulunduğu Medine şehrine geldik de, bazı şeyler hatırladım, bunları söyledim. Paşa da Nabi' nin heyecanına katılır. Abdest alıp yay olarak Medine sokaklarında Ravza-i Mutahhara'ya doğru yürürler. Bu esnada kulaklarına bir ses gelir. Durup dinlerler. <br />
<br />
Gelen ses Mescid-i Nebevi'nin minarelerinden yükseliyor. Sesi dikkatle dinleyince, biraz evvel Nabi' nin söylediği mısraların müezzin tarafından okunduğu anlaşılır. İyice duygulanırlar. Paşa Nabi'ye şöyle seslenir. <br />
<br />
-Nabi bu hal nedir? Nabi de: <br />
<br />
-Bilmiyorum, der. <br />
<br />
Her ikisi de sükût ederler ve beraberce minarenin kapısına girerler. Müezzin minareden inmesini beklerler. Müezzin inince: <br />
<br />
-O söylediklerin ne idi, onları ne için söyledin, sebebi nedir, diye sorarlar. Fakat müezzin bir türlü söylemez. Ne kadar ısrar ederse de , <br />
<br />
"Söylemem, kafamı kesseniz de söylemem!" deyince: <br />
<br />
-Ama, der Nabi, Bunları biraz önce ben söyledim. Sana kim söyledi. Bu sefer müezzinin tavrı ve şekli değişir heyecanla: <br />
<br />
-Senin ismin Nabi mi? der. Evet cevabını alınca müezzin Nabi'nin ellerine, Nabi de müezzinin boynuna sarılır. Bu dehşetli manzarayı seyreden Paşa, dayanamayıp: <br />
<br />
-Nereden bildin bunun isminin Nabi olduğunu, Allah aşkına söyle, der. Müezzin rüyasını anlatır. <br />
<br />
-Efendim, akşam abdestli olarak yatmıştım. Biraz evvel Peygamberimizi rüyamda gördüm. <br />
<br />
Ya müezzin kalk yatma. Benim aşıklarımdan biri benim kabrimi ziyarete geliyor. Şu cümlelerle minareden onu istikbal et, dedi. <br />
<br />
Ben de hemen kalktım. Abdest aldım. Peygamberimizin iltifatına mazhar olan aşık kimdir diye düşünerek minareye koştum.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ABRAHAM LINKOLN]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-abraham-linkoln</link>
			<pubDate>Fri, 25 Apr 2008 15:15:45 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=0">Kayıtsız</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-abraham-linkoln</guid>
			<description><![CDATA[Amerika'nın eski cumhurbaşkanlarından Abraham Lincoln, 1865 yılının 14 Nisan gecesi, gördüğü garip bir rüya ile sıçrayarak uyandı. Rüyanın verdiği sıkıntıdan sırıl sıklam terlemişti. Kalktı çamaşır değiştirdi. Bir süre kitap okudu. Tekrar uzandığında, sanki aynı rüya kendisini yatağın içinde bekliyormuş gibi rahatsızlık duydu. Tekrar uykuya dalabilmesi bir kaç saatini aldı. Sabah olduğunda rüyasını eşine ve yakınlarına anlattı. Hatta o gün kabine toplantısında bile bahsetmek lüzumunu hissetti. <br />
<br />
Rüyasında, beyaz sarayın hizmetkarları telaşla koşup geliyorlar ve cumhurbaşkanının öldüğünü kendisine haber veriyorlardı. Abraham Lincoln'ün yakınları bunu hayra yorarak ömrünün uzayacağını söylediler. Aynı günün akşamı Lincoln ve karısı dostlarıyla birlikte tiyatroya gittiler. <br />
<br />
Kötü rüya Lincoln'ü manen sarsmıştı. Bir ön seziyle olacak hadiseleri hissediyormuşçasına konuşuyor, yakınlarını teskin edici telkinlerine rağmen ruhunu saran karanlıktan sıyrılamıyordu. <br />
<br />
Temsilin heyecanlı bir sahnesinde Lincoln'ün oturduğu loca kapısı, yavaşça aralandı sahneden akseden ışıkla elindeki tabancası parlayan genç bir adam; içerdekilerin hareketlerine fırsat vermeden kurşunları boşalttı. <br />
<br />
Amerikanın 16. Cumhurbaşkanı, beynine dolan kurşunlarla koltuğuna cansız yığılıverdi. Henüz gördüğü rüyanın üzerinden yirmi dört saat bile geçmemişti. Böylece, rüyanın gelecekten haber veren işareti ile bir ülkenin devlet başkanı tarihe karışmış oluyordu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Amerika'nın eski cumhurbaşkanlarından Abraham Lincoln, 1865 yılının 14 Nisan gecesi, gördüğü garip bir rüya ile sıçrayarak uyandı. Rüyanın verdiği sıkıntıdan sırıl sıklam terlemişti. Kalktı çamaşır değiştirdi. Bir süre kitap okudu. Tekrar uzandığında, sanki aynı rüya kendisini yatağın içinde bekliyormuş gibi rahatsızlık duydu. Tekrar uykuya dalabilmesi bir kaç saatini aldı. Sabah olduğunda rüyasını eşine ve yakınlarına anlattı. Hatta o gün kabine toplantısında bile bahsetmek lüzumunu hissetti. <br />
<br />
Rüyasında, beyaz sarayın hizmetkarları telaşla koşup geliyorlar ve cumhurbaşkanının öldüğünü kendisine haber veriyorlardı. Abraham Lincoln'ün yakınları bunu hayra yorarak ömrünün uzayacağını söylediler. Aynı günün akşamı Lincoln ve karısı dostlarıyla birlikte tiyatroya gittiler. <br />
<br />
Kötü rüya Lincoln'ü manen sarsmıştı. Bir ön seziyle olacak hadiseleri hissediyormuşçasına konuşuyor, yakınlarını teskin edici telkinlerine rağmen ruhunu saran karanlıktan sıyrılamıyordu. <br />
<br />
Temsilin heyecanlı bir sahnesinde Lincoln'ün oturduğu loca kapısı, yavaşça aralandı sahneden akseden ışıkla elindeki tabancası parlayan genç bir adam; içerdekilerin hareketlerine fırsat vermeden kurşunları boşalttı. <br />
<br />
Amerikanın 16. Cumhurbaşkanı, beynine dolan kurşunlarla koltuğuna cansız yığılıverdi. Henüz gördüğü rüyanın üzerinden yirmi dört saat bile geçmemişti. Böylece, rüyanın gelecekten haber veren işareti ile bir ülkenin devlet başkanı tarihe karışmış oluyordu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk'ün Rüyaları]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ataturk-un-ruyalari</link>
			<pubDate>Thu, 24 Apr 2008 15:44:00 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=0">Kayıtsız</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ataturk-un-ruyalari</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FFA500;" class="mycode_color">Annesinin Ölümünü Rüyasında Görmesi</span><br />
<br />
Atatürk bir sabah yatağından endişe içinde kalktı.Bir rüya görmüştü ve bu rüya canını çok sıkmıştı.Atatürk bu rüyayı şöyle nakletmiştir.&#8221; Arazide dolaşıyoruz. Her taraf yemyeşil, çayır çimen. Birden bire bir sel geliyor, annemi alıp götürüyor.&#8221; <br />
<br />
Bu rüyanın akabinde acı haber, kısa bir süre sonra yaveri Salih'in yolladığı şifreli telgraf ile gelir. Atatürk telgrafın şifreli olduğunu görünce hemen " Annem öldü değil mi " der.&#8221; <br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #FFA500;" class="mycode_color">Salih Bozok'un İntihar Edeceğini Rüyasında Görmesi</span><br />
<br />
Salih Bozok Atatürk'ün yaverliğini yapmıştı. Atatürk sağlığında onunla ilgili gördüğü rüyasını Salih Bozok'a anlatmıştı: <br />
<br />
"Büyük bir otelin salonunda oturuyormuşuz. Yanımda sende varmışsın. Salonun bir köşesinde bilardo masası varmış. Masanın başında, arkası bize dönük olan bir zat oturuyor. Tam bu sırada odanın kapısı açıldı ve iri yarı 30 kadar adam içeri girdiler. Bunlardan biri eline bilardo masasından bir ıstaka alarak masanın önünde oturan benim teşhis edemediğim zatın omzuna bütün kuvvetiyle indirmeye başladı. <br />
<br />
Omzuna vurulan zat ayağa kalkarak, kendini müdafaa etmekte ve "Bana niye vuruyorsun" diye hiddetle haykırmaktayken, Salih bana göz ucu ile ne yapmak lazım gibisinden baktın. Ben sana sakın kıpırdama manasına gelen bir işaretle sükunete davet ettim. Bu sırada eli ıstakalı adam, bize doğru yaklaşarak karşımızda tehditkar bir vaziyet aldı. <br />
<br />
Bu sefer Salih sen yine müdahale etmek istedin. Ben sana sus işareti verdikten sonra, o azılı adama dönerek <br />
<br />
"Sen kimsin ne istiyorsun" diye sordum. <br />
<br />
Adam bu suale cevap vereceği yerde, cebinden bir tabanca çıkartarak iki kurşun sıktı. Biri bana, öteki sana. Sonra adam bize "Kalkın dans edelim" emrini verdi. İkimizde kalkıp onun huzurunda dans ettik." <br />
<br />
Bilindiği gibi Atatürk'ün ölümünden sonra Salih Bozok tabancasıyla intihar etmiş ancak kurtarılmıştır. <br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #FFA500;" class="mycode_color">Atatürk'ün Gördüğü Son Rüya</span><br />
<br />
26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı. Prof. Afet İnan, olayı şöyle anlatıyor: <br />
<br />
O geceyi rahatsız geçirdi. İlk komayı o zaman atlatmıştı. Ertesi sabahki açıklamasında : <br />
<br />
"Demek ölüm böyle olacak" diyerek uzun bir rüya gördüğünü anlattı. <br />
<br />
Salih'e söyle, ikimiz de kuyuya düştük, fakat o kurtuldu" dedi. <br />
<br />
Atatürk'ün burada "kuyuya düşme" sembolü ile gördüğü rüya vizyonu, kendisinin de söylediği gibi ölümünün habercisiydi. Salih Bozok'un kuyudan kurtulması ise, Atatürk'ün vefat ettiği gün, buna çok üzülen Salih Bozok'un intihar etmesi sonucu kurtarılmasını simgeliyordu... <br />
<br />
Bu Atatürk'ün gerçekleşen son rüyasıydı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FFA500;" class="mycode_color">Annesinin Ölümünü Rüyasında Görmesi</span><br />
<br />
Atatürk bir sabah yatağından endişe içinde kalktı.Bir rüya görmüştü ve bu rüya canını çok sıkmıştı.Atatürk bu rüyayı şöyle nakletmiştir.&#8221; Arazide dolaşıyoruz. Her taraf yemyeşil, çayır çimen. Birden bire bir sel geliyor, annemi alıp götürüyor.&#8221; <br />
<br />
Bu rüyanın akabinde acı haber, kısa bir süre sonra yaveri Salih'in yolladığı şifreli telgraf ile gelir. Atatürk telgrafın şifreli olduğunu görünce hemen " Annem öldü değil mi " der.&#8221; <br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #FFA500;" class="mycode_color">Salih Bozok'un İntihar Edeceğini Rüyasında Görmesi</span><br />
<br />
Salih Bozok Atatürk'ün yaverliğini yapmıştı. Atatürk sağlığında onunla ilgili gördüğü rüyasını Salih Bozok'a anlatmıştı: <br />
<br />
"Büyük bir otelin salonunda oturuyormuşuz. Yanımda sende varmışsın. Salonun bir köşesinde bilardo masası varmış. Masanın başında, arkası bize dönük olan bir zat oturuyor. Tam bu sırada odanın kapısı açıldı ve iri yarı 30 kadar adam içeri girdiler. Bunlardan biri eline bilardo masasından bir ıstaka alarak masanın önünde oturan benim teşhis edemediğim zatın omzuna bütün kuvvetiyle indirmeye başladı. <br />
<br />
Omzuna vurulan zat ayağa kalkarak, kendini müdafaa etmekte ve "Bana niye vuruyorsun" diye hiddetle haykırmaktayken, Salih bana göz ucu ile ne yapmak lazım gibisinden baktın. Ben sana sakın kıpırdama manasına gelen bir işaretle sükunete davet ettim. Bu sırada eli ıstakalı adam, bize doğru yaklaşarak karşımızda tehditkar bir vaziyet aldı. <br />
<br />
Bu sefer Salih sen yine müdahale etmek istedin. Ben sana sus işareti verdikten sonra, o azılı adama dönerek <br />
<br />
"Sen kimsin ne istiyorsun" diye sordum. <br />
<br />
Adam bu suale cevap vereceği yerde, cebinden bir tabanca çıkartarak iki kurşun sıktı. Biri bana, öteki sana. Sonra adam bize "Kalkın dans edelim" emrini verdi. İkimizde kalkıp onun huzurunda dans ettik." <br />
<br />
Bilindiği gibi Atatürk'ün ölümünden sonra Salih Bozok tabancasıyla intihar etmiş ancak kurtarılmıştır. <br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #FFA500;" class="mycode_color">Atatürk'ün Gördüğü Son Rüya</span><br />
<br />
26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı. Prof. Afet İnan, olayı şöyle anlatıyor: <br />
<br />
O geceyi rahatsız geçirdi. İlk komayı o zaman atlatmıştı. Ertesi sabahki açıklamasında : <br />
<br />
"Demek ölüm böyle olacak" diyerek uzun bir rüya gördüğünü anlattı. <br />
<br />
Salih'e söyle, ikimiz de kuyuya düştük, fakat o kurtuldu" dedi. <br />
<br />
Atatürk'ün burada "kuyuya düşme" sembolü ile gördüğü rüya vizyonu, kendisinin de söylediği gibi ölümünün habercisiydi. Salih Bozok'un kuyudan kurtulması ise, Atatürk'ün vefat ettiği gün, buna çok üzülen Salih Bozok'un intihar etmesi sonucu kurtarılmasını simgeliyordu... <br />
<br />
Bu Atatürk'ün gerçekleşen son rüyasıydı...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[YAVUZ SULTAN SELİM]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-yavuz-sultan-selim</link>
			<pubDate>Thu, 24 Apr 2008 15:42:35 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=0">Kayıtsız</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-yavuz-sultan-selim</guid>
			<description><![CDATA[YAVUZ SULTAN SELİM <br />
<br />
Bir gece yatağımda uyuyakalmışım. Sabah namazını kıldıktan sonra hizmetlerine koştum. <br />
<br />
-Bu gece görünmedin, ne işteydin? diye sordular. <br />
<br />
Birkaç gecedir uykusuz kaldığım için, bu gece gaflete geldiğimi ve hizmetlerinden mahrum olduğumu özürle beyan ettim. <br />
<br />
-İmdi, ne düş gördünse beyan eyle, buyurdular. <br />
<br />
-Arza kabil bir düş görmedim, diye cevap verdim. Tekrar buyurdular ki: <br />
<br />
-Bu ne sözdür? <br />
<br />
Bir geceyi tamamen uyku ile geçiresin de, bir vakıa görmeyesin. Herhalde görmüştür. Başka vadide biraz konuştuktan sonra tekrar bana dönerek: <br />
<br />
-Abes söyleme. Herhalde bu gece bir vakıa görüşmüştür. Söyle gizleme! dedi. <br />
<br />
Her ne kadar düşündümse de görmüş olabileceğim bir şey aklıma gelmedi. İşe yarar bir şey görmediğime yemin ettim. <br />
<br />
Sultan, mübarek başlarını sallayarak hayret gösterdiler. Ben de "sebebi ne olabilir?" diye hayret ettim. Hemen sonra Kapuağası ' nın dairesine bir iş için beni gönderdiler. Oraya vardığımda gördüm ki Hazinerdar başı Mehmet Ağa, Kilercibaşı, Sarayağası ve Kapuağası Hasan Ağa adetleri üzerine otururlar. Ama kapuağası Hasan Ağa düşünceli ve şaşkın bir vaziyette başını öne eğmiş, gözleri yaşlı, olarak oturuyordu. Bu zat esasında, sessiz hallerine benzemiyordu. Bir kimsenin vefat etmiş olduğunu zannettim. <br />
<br />
-Ağa hazretleri kalbiniz gamlı, gözünüz yaşlı görünür. Sebebi ne ola? dediğimde, <br />
<br />
-Hayır bir şey yok, diye gizlemesi üzerine Hazinedarbaşı: <br />
<br />
-Kardeş, Ağa'ya bu gece bir vakıa olmuş da o uykunun sarhoşluğundadır., dedi. <br />
<br />
Bunun üzerine: <br />
<br />
-Allah için haber verin, padişahımız elbette vakıa görmüşsündür, söyle diye bu benden anlatmamı istediler. Herhalde zorlama asılsız değildir. İyi armağandır anlatınız dedim. Rüyayı nakletmesi için ağayı sıkıştırdık. Ağa utanma hissi ağır basan bir şahıs olduğundan anlatmaktan kaçındı ve: <br />
<br />
-Benim gibi yüzü kara günahkarın ne rüyası olur ki padişahın huzurunda anlatmaya değsin, kerem edin bana bu teklifte bulunmayın, dedi. Biz sıkıştırmaya, o da vazgeçirmek için yalvarmaya devam etti. Nihayet Mehmet Ağa: <br />
<br />
-Nice söylemezsin, bize anlattığı da buna memur olduğunu naklettim. Gizlenmesi ihanet olmaz mı? deyince, Ağa sırrının mührünü açıp anlattı. <br />
<br />
-Bu gece rüyamda gördüm ki, eşiğinde oturduğumuz bu kapıyı hızlı hızlı çaldılar. "Ne haber var" diye ileri baktım, vardım; kapı, dışarısı görünecek fakat bir adam sığmayacak kadar az açılmış. Taşlık, ucu sarkıtılmış sarıklı nurani kimselerle dolu, elleri bayraklı ve silahlı mükemmel şahıslar. Kapının dibinde, elleri sancaklı dört nurani kimse durur. Kapıyı vuranın elinde Padişah' ın Aksancağı var. Bana dedi ki : <br />
<br />
-Bilir misiniz niye gelmişiz? Ben de : <br />
<br />
-Buyurun, dedim. Dedi ki : <br />
<br />
-Bu gördüğün kimseler Resulullah (s.a.v.)' ın ashabıdır. Bizi Hazret-i Resulullah Selim Han' a selam etti ve buyurdu ki : Kalkıp gelsin ki Haremeyn hizmeti ona buyruldu. Gördüğün dört kişiden, bu Ebu Bekr-i Sıddıyk, bu Ömerü'l Faruk, bu Osman-ı Zi'n-Nureyn' dir. Seninle konuşan ben ise, Ali bin Ebi Talib' im. Var, Selim Han' a söyle dedi ve nazarımdan galip oldular. <br />
<br />
Ben dehşetle kendimden geçip tere batmış ve sabaha kadar baygın yatıp kalmışım. Oğlanlar, teheccüd zamanında mütad üzere kalkmadığımı hastalığa yormuşlar ve sabah namazı vakti geçeceği zaman gelip beni uyarmak için yapmışlar, görmüşler ki suya düşmüş gibi ıslak yatarım. <br />
<br />
Elbise değiştirmek için yenilerini getirip o aralık, beni uyandırmışlar. Aklım başıma gelince, acele ile kalkıp namaza yetiştim. Ama tamamen sükunete eremedim. Ağa bunları anlatırken ağlıyordu. <br />
<br />
Padişah' ın beni istediğini bildirdiler, derhal huzurlarına gittiğimde, o hizmeti sual etmeyip tekrar yeni rüyadan bahis açarak: <br />
<br />
- Şu senin bu gece sabaha dek uyuyup bir vaka görmediğin bana tuhaf gelir. Hemen şöyle hayvan gibi yatıp uyudun mu? <br />
<br />
Dedim ki: <br />
<br />
-Padişahım, vakıayı bu Hasan kulunuz (Hasan Can) görmediyse bir Hasan kulunuz (Kapıağası Hasan Ağa) görmüş. Emriniz olursa arz edeyim. <br />
<br />
Buyurdular ki : <br />
<br />
-Söyle görelim... Ben de hadisenin tamamını naklettim. Ben anlattıkça mübarek çehreleri kızarmaya başladı ve vararak mübarek gözlerine yaş geldi. Bitirince buyurdular ki : <br />
<br />
-Derd -mendin safa' yı meşrebi (Zavallının tıynetinde safiyet) varmış, sen onu bize methettikçe "Bir kimseyi ibadet eder görürsün hemen veli sanırsın" diye seni alaya alırdık, boşuna methetmezmişsin ... Ve devamla : <br />
<br />
-Biz sana demez miyiz ki, biz bir tarafa memur olmadan (emir verilmeden) hareket etmemişizdir. Atalarımız vilayetden behre-mendler idi (velilikden nasip sahibiydiler) , kerametleri vardır. İçlerinde biz onlara benzemedik .. diyerek kendilerini küçük göstermeye çalıştılar. <br />
<br />
Bu rüyadan sonra Arap Seferi hazırlıklarına başladılar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[YAVUZ SULTAN SELİM <br />
<br />
Bir gece yatağımda uyuyakalmışım. Sabah namazını kıldıktan sonra hizmetlerine koştum. <br />
<br />
-Bu gece görünmedin, ne işteydin? diye sordular. <br />
<br />
Birkaç gecedir uykusuz kaldığım için, bu gece gaflete geldiğimi ve hizmetlerinden mahrum olduğumu özürle beyan ettim. <br />
<br />
-İmdi, ne düş gördünse beyan eyle, buyurdular. <br />
<br />
-Arza kabil bir düş görmedim, diye cevap verdim. Tekrar buyurdular ki: <br />
<br />
-Bu ne sözdür? <br />
<br />
Bir geceyi tamamen uyku ile geçiresin de, bir vakıa görmeyesin. Herhalde görmüştür. Başka vadide biraz konuştuktan sonra tekrar bana dönerek: <br />
<br />
-Abes söyleme. Herhalde bu gece bir vakıa görüşmüştür. Söyle gizleme! dedi. <br />
<br />
Her ne kadar düşündümse de görmüş olabileceğim bir şey aklıma gelmedi. İşe yarar bir şey görmediğime yemin ettim. <br />
<br />
Sultan, mübarek başlarını sallayarak hayret gösterdiler. Ben de "sebebi ne olabilir?" diye hayret ettim. Hemen sonra Kapuağası ' nın dairesine bir iş için beni gönderdiler. Oraya vardığımda gördüm ki Hazinerdar başı Mehmet Ağa, Kilercibaşı, Sarayağası ve Kapuağası Hasan Ağa adetleri üzerine otururlar. Ama kapuağası Hasan Ağa düşünceli ve şaşkın bir vaziyette başını öne eğmiş, gözleri yaşlı, olarak oturuyordu. Bu zat esasında, sessiz hallerine benzemiyordu. Bir kimsenin vefat etmiş olduğunu zannettim. <br />
<br />
-Ağa hazretleri kalbiniz gamlı, gözünüz yaşlı görünür. Sebebi ne ola? dediğimde, <br />
<br />
-Hayır bir şey yok, diye gizlemesi üzerine Hazinedarbaşı: <br />
<br />
-Kardeş, Ağa'ya bu gece bir vakıa olmuş da o uykunun sarhoşluğundadır., dedi. <br />
<br />
Bunun üzerine: <br />
<br />
-Allah için haber verin, padişahımız elbette vakıa görmüşsündür, söyle diye bu benden anlatmamı istediler. Herhalde zorlama asılsız değildir. İyi armağandır anlatınız dedim. Rüyayı nakletmesi için ağayı sıkıştırdık. Ağa utanma hissi ağır basan bir şahıs olduğundan anlatmaktan kaçındı ve: <br />
<br />
-Benim gibi yüzü kara günahkarın ne rüyası olur ki padişahın huzurunda anlatmaya değsin, kerem edin bana bu teklifte bulunmayın, dedi. Biz sıkıştırmaya, o da vazgeçirmek için yalvarmaya devam etti. Nihayet Mehmet Ağa: <br />
<br />
-Nice söylemezsin, bize anlattığı da buna memur olduğunu naklettim. Gizlenmesi ihanet olmaz mı? deyince, Ağa sırrının mührünü açıp anlattı. <br />
<br />
-Bu gece rüyamda gördüm ki, eşiğinde oturduğumuz bu kapıyı hızlı hızlı çaldılar. "Ne haber var" diye ileri baktım, vardım; kapı, dışarısı görünecek fakat bir adam sığmayacak kadar az açılmış. Taşlık, ucu sarkıtılmış sarıklı nurani kimselerle dolu, elleri bayraklı ve silahlı mükemmel şahıslar. Kapının dibinde, elleri sancaklı dört nurani kimse durur. Kapıyı vuranın elinde Padişah' ın Aksancağı var. Bana dedi ki : <br />
<br />
-Bilir misiniz niye gelmişiz? Ben de : <br />
<br />
-Buyurun, dedim. Dedi ki : <br />
<br />
-Bu gördüğün kimseler Resulullah (s.a.v.)' ın ashabıdır. Bizi Hazret-i Resulullah Selim Han' a selam etti ve buyurdu ki : Kalkıp gelsin ki Haremeyn hizmeti ona buyruldu. Gördüğün dört kişiden, bu Ebu Bekr-i Sıddıyk, bu Ömerü'l Faruk, bu Osman-ı Zi'n-Nureyn' dir. Seninle konuşan ben ise, Ali bin Ebi Talib' im. Var, Selim Han' a söyle dedi ve nazarımdan galip oldular. <br />
<br />
Ben dehşetle kendimden geçip tere batmış ve sabaha kadar baygın yatıp kalmışım. Oğlanlar, teheccüd zamanında mütad üzere kalkmadığımı hastalığa yormuşlar ve sabah namazı vakti geçeceği zaman gelip beni uyarmak için yapmışlar, görmüşler ki suya düşmüş gibi ıslak yatarım. <br />
<br />
Elbise değiştirmek için yenilerini getirip o aralık, beni uyandırmışlar. Aklım başıma gelince, acele ile kalkıp namaza yetiştim. Ama tamamen sükunete eremedim. Ağa bunları anlatırken ağlıyordu. <br />
<br />
Padişah' ın beni istediğini bildirdiler, derhal huzurlarına gittiğimde, o hizmeti sual etmeyip tekrar yeni rüyadan bahis açarak: <br />
<br />
- Şu senin bu gece sabaha dek uyuyup bir vaka görmediğin bana tuhaf gelir. Hemen şöyle hayvan gibi yatıp uyudun mu? <br />
<br />
Dedim ki: <br />
<br />
-Padişahım, vakıayı bu Hasan kulunuz (Hasan Can) görmediyse bir Hasan kulunuz (Kapıağası Hasan Ağa) görmüş. Emriniz olursa arz edeyim. <br />
<br />
Buyurdular ki : <br />
<br />
-Söyle görelim... Ben de hadisenin tamamını naklettim. Ben anlattıkça mübarek çehreleri kızarmaya başladı ve vararak mübarek gözlerine yaş geldi. Bitirince buyurdular ki : <br />
<br />
-Derd -mendin safa' yı meşrebi (Zavallının tıynetinde safiyet) varmış, sen onu bize methettikçe "Bir kimseyi ibadet eder görürsün hemen veli sanırsın" diye seni alaya alırdık, boşuna methetmezmişsin ... Ve devamla : <br />
<br />
-Biz sana demez miyiz ki, biz bir tarafa memur olmadan (emir verilmeden) hareket etmemişizdir. Atalarımız vilayetden behre-mendler idi (velilikden nasip sahibiydiler) , kerametleri vardır. İçlerinde biz onlara benzemedik .. diyerek kendilerini küçük göstermeye çalıştılar. <br />
<br />
Bu rüyadan sonra Arap Seferi hazırlıklarına başladılar...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evliya Çelebi Rüyası]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-evliya-celebi-ruyasi</link>
			<pubDate>Thu, 24 Apr 2008 15:41:41 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=0">Kayıtsız</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-evliya-celebi-ruyasi</guid>
			<description><![CDATA["SEYAHAT YA RESULALLAH!"<br />
<br />
Evliya Çelebi, 1611-1682 yılları arasında yaşamış ve dünyanın çeşitli yerlerini dolaşarak gezip gördüklerini ve hakkında bilgi topladığı şeyleri "Seyahatname" adlı muazzam eserinde toplamış bir şahsiyettir. Babasının sarayda bulunduğu dikkate alınırsa, pekala yüksek rütbelere nail olabileceği halde sevimli ve pek zeki tavrıyla buna iltifat etmemiştir. Küçük yaşlardan itibaren gezip görmeye karşı muazzam bir heves beslemiş, fakat ebeveyninden izin alamadığı için bunu gerçekleştirememiştir. <br />
<br />
Henüz gençlik çağlarındadır. Bir gece bir rüya gördüğünü, eserinin başında nakleder. Rüyasında, İstanbul' da Yemiş İskelesi civarında Ahi çelebi Camiindedir. Orada muazzam bir cemaat vardır. Dikkat eder, Peygamber Efendimizi (a.s.m.) baş tarafta görür. Dört sadık halifesi ve diğer ashabı da hep oradadırlar. Topluluk muhteşem bir tablo arzetmektedir. Kapıdan içeri giren Çelebi, bir türlü ileriye gitmeye ve ziyarete cesaret edememektedir. Mecliste sohbete devam edilirken kapıda bir zat görür ve sonra "Korkma yavrum, benimle gel. Peygamber Efendimizi (a.s.m.) ziyaret et." der. Fakat Evliya Çelebi, bu kalabalık karşısında adeta çakılıp kalmıştır. Bir adım dahi ileri atamamaktadır. Su dağıtan bu zat, onun elinden tutar, safları yavaş yavaş geçerler.Çelebi'nin nefesi sanki kesilir duruma gelmiştir. Yaklaşırlar. Fahr-i Kainat Efendimizi ziyaret eder. Oraya gidinceye kadar aklında hep şefaat dilernek arzusu vardır, fakat heyecandan bunu unutur. "Şefaat ya Resulallah!" diyecek yerde "Seyahat ya Resulallah!" der. Cenab-ı Peygamber, gülümseyerek seyahatini müjdeler. <br />
<br />
Çelebi, uyandığı zaman, son derece mesrur, fakat heyecandan ter içindedir. Artık büyük kapıdan izin çıktığına göre, elbette küçük kapılar müsaade edecektir. Böylece, 70 yaşına kadar sürecek ve çeşitli tehlike, sıkıntı ve hadiseler geç irmesine rağmen vazgeçmeyeceği seyahati başlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA["SEYAHAT YA RESULALLAH!"<br />
<br />
Evliya Çelebi, 1611-1682 yılları arasında yaşamış ve dünyanın çeşitli yerlerini dolaşarak gezip gördüklerini ve hakkında bilgi topladığı şeyleri "Seyahatname" adlı muazzam eserinde toplamış bir şahsiyettir. Babasının sarayda bulunduğu dikkate alınırsa, pekala yüksek rütbelere nail olabileceği halde sevimli ve pek zeki tavrıyla buna iltifat etmemiştir. Küçük yaşlardan itibaren gezip görmeye karşı muazzam bir heves beslemiş, fakat ebeveyninden izin alamadığı için bunu gerçekleştirememiştir. <br />
<br />
Henüz gençlik çağlarındadır. Bir gece bir rüya gördüğünü, eserinin başında nakleder. Rüyasında, İstanbul' da Yemiş İskelesi civarında Ahi çelebi Camiindedir. Orada muazzam bir cemaat vardır. Dikkat eder, Peygamber Efendimizi (a.s.m.) baş tarafta görür. Dört sadık halifesi ve diğer ashabı da hep oradadırlar. Topluluk muhteşem bir tablo arzetmektedir. Kapıdan içeri giren Çelebi, bir türlü ileriye gitmeye ve ziyarete cesaret edememektedir. Mecliste sohbete devam edilirken kapıda bir zat görür ve sonra "Korkma yavrum, benimle gel. Peygamber Efendimizi (a.s.m.) ziyaret et." der. Fakat Evliya Çelebi, bu kalabalık karşısında adeta çakılıp kalmıştır. Bir adım dahi ileri atamamaktadır. Su dağıtan bu zat, onun elinden tutar, safları yavaş yavaş geçerler.Çelebi'nin nefesi sanki kesilir duruma gelmiştir. Yaklaşırlar. Fahr-i Kainat Efendimizi ziyaret eder. Oraya gidinceye kadar aklında hep şefaat dilernek arzusu vardır, fakat heyecandan bunu unutur. "Şefaat ya Resulallah!" diyecek yerde "Seyahat ya Resulallah!" der. Cenab-ı Peygamber, gülümseyerek seyahatini müjdeler. <br />
<br />
Çelebi, uyandığı zaman, son derece mesrur, fakat heyecandan ter içindedir. Artık büyük kapıdan izin çıktığına göre, elbette küçük kapılar müsaade edecektir. Böylece, 70 yaşına kadar sürecek ve çeşitli tehlike, sıkıntı ve hadiseler geç irmesine rağmen vazgeçmeyeceği seyahati başlar.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>