<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - Alternatif TIP]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2026 23:29:10 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA["şeker bağımlılığından kurtulmak"]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-seker-bagimliligindan-kurtulmak</link>
			<pubDate>Mon, 06 Nov 2017 23:42:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32388">buzdağı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-seker-bagimliligindan-kurtulmak</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">"şeker bağımlılığından kurtulmak"<br />
Gizli Düşman ‘Şeker Bağımlılığı’ Ve Ondan Kurtulduğunuzda olacak<br />
Her şeker aynı derecede zararlı değildir. Şeker; meyve ve süt de dahil olmak üzere bol miktarda gıdada doğal olarak bulunur. Şekeri bırakmaya karar verdiğinizde çok sayıda olumlu şey fark edeceksiniz.<br />
Batı dünyasında yaşayan insanlar şekeri ve tatlandırıcıyı zengin miktarda içeren gıdaları tüketmeye meyilli olsalar da; kesinlikle buna gerek yok.<br />
Eğer doğal olarak oluşan şekerlerin dışındaki şekerleri yemeyi bırakırsanız; aşağıda belirteceğimiz 5 değişimizi yaşayacaksınız.<br />
1. Enerjiniz İyileşecektir<br />
İronik bir şekilde, çoğumuz yorgun olduğumuzda, enerji içeceği ve kafeinli içecekler de dahil olmak üzere şekerle doldurulmuş öğelere ulaşmak eğilimindeyiz. Ancak şeker olmadan da, doğal olarak daha yüksek bir enerji seviyesine sahip olabiliriz. Başka bir deyişle, şeker, vücudumuzun enerji depolarını maksimum seviyelerde tutma kabiliyetini engelliyor. Artı olarak, kan şekerinizde düşmeler ya da yükselemeler yaşanmayacak; bu nedenle öğleden sonraki çökmeler geçmişin bir tecrübesine dönüşecek.<br />
2. Kilo Sorunları Yaşamayacaksınız<br />
Şeker sizi daha fazla şekere itiyor, biz sadece şekerden ham şeklinde konuşmuyoruz. Kabul edelim: şekerin çoğu, işlenmiş veya en azından istenmeyen içerikler içeren, yüksek yağ ve / veya yüksek karbonhidratlı gıdalardadır.<br />
Bir şeker detoksuna giderek, vücudunuz bu ek kalorileri taşımak zorunda kalmayacaktır. Sağlık açısından da bu oldukça önemlidir. Aç hissetmeyeceksiniz. Şekere olan alışkanlığınız gittikçe doyma hissi doğru bir şekilde gelecektir ve kilo problemleri ortadan kalkacaktır. Şeker alışkanlığınızı bıraktığınızda, günde 200 kalori kara geçebilir ve 5-6 aylık sürenin sonunda 5 kilodan kurtulabilirsiniz.<br />
3. İç Organlarınız Daha Etkili Çalışacak<br />
İç organlarınız günlük olarak ne istediklerini söyleyebilseydi; yüksek lifli gıdalar isterlerdi. Şekeri bıraktığınızda, midenizin ve bağırsaklarınızın yediğiniz şeyleri işleme yeteneklerini sıfırlamasına izin veriyorsunuz. Tuvalete daha sık gidebilirsiniz ki bu iyi bir şey. Her şeyin normal bir rutine dönüştüğü anlamına gelir.<br />
İlave şekerler kronik olarak insülin seviyesini arttırır; buna bağlı olarak sempatik sinir sistemi uyarılır, tansiyon ve kalp hızı yükselir. Şekeri bıraktıktan sonraki birkaç hafta içerisinde LDL kolesterol seviyesinde %10, trigliserit seviyesinde ise %20-30 düşüş meydana gelir. Tüm bunlar ise, kalp sağlığınızın iyileşmesi anlamına gelir.<br />
İlave şeker, karaciğer yağlanmasını arttırır. Bu yağ depoları ise insülin direnci oluşumuna yol açar ve diyabetin kapılarını aralar. Şekeri bıraktığınızda ise diyabet riskiniz otomatik olarak düşer.<br />
4. Artık Şeker İstemeyeceksiniz<br />
Yavaş yavaş şekerli bir şey yemeye olan isteğinizi kaybedeceksiniz. Meyvelerdeki doğal şekerin tadı bile bile size tatlı gelmeye başlayacak ve pastadan bir lokma tattığınızda; size aşırı tatlı gelecek. Şu ana kadar nasıl tabaklar dolusu pasta yediğiniz konusunda kendinize şaşıracaksınız. Tatlı krizlerini sona erdirmenin yolu aksine tatlı yemeyi bırakmaktır.<br />
5. Cildiniz Daha Sağlıklı Olacak<br />
Sivilceleri unutun: Çünkü sistematik enflamasyon, akne oluşumunu tetikliyor ve bu işin baş sorumlularından birisi şekerdir. Belki de şeker iç cildinizi incitiyor olabilir. Birçok kişi, şekerin tadını çıkarmayı bıraktıktan sonra cildinin daha iyi hissettiğini ve sağlıklı gözüktüğünü bildiriyor.<br />
Şeker dünyada en çok tüketilen ürünlerden bir tanesidir ve ne yazık ki aynı zamanda sağlığımız için de çok büyük bir risk teşkil eder. İnsanlık tarihi boyunca tatlı ihtiyacı var olmuş olsa da, şeker tüketimi uzun vadede hayat kalitenizi düşürür ve birçok sağlık sorununun kökeni haline gelir.<br />
alıntı: filoji<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">"şeker bağımlılığından kurtulmak"<br />
Gizli Düşman ‘Şeker Bağımlılığı’ Ve Ondan Kurtulduğunuzda olacak<br />
Her şeker aynı derecede zararlı değildir. Şeker; meyve ve süt de dahil olmak üzere bol miktarda gıdada doğal olarak bulunur. Şekeri bırakmaya karar verdiğinizde çok sayıda olumlu şey fark edeceksiniz.<br />
Batı dünyasında yaşayan insanlar şekeri ve tatlandırıcıyı zengin miktarda içeren gıdaları tüketmeye meyilli olsalar da; kesinlikle buna gerek yok.<br />
Eğer doğal olarak oluşan şekerlerin dışındaki şekerleri yemeyi bırakırsanız; aşağıda belirteceğimiz 5 değişimizi yaşayacaksınız.<br />
1. Enerjiniz İyileşecektir<br />
İronik bir şekilde, çoğumuz yorgun olduğumuzda, enerji içeceği ve kafeinli içecekler de dahil olmak üzere şekerle doldurulmuş öğelere ulaşmak eğilimindeyiz. Ancak şeker olmadan da, doğal olarak daha yüksek bir enerji seviyesine sahip olabiliriz. Başka bir deyişle, şeker, vücudumuzun enerji depolarını maksimum seviyelerde tutma kabiliyetini engelliyor. Artı olarak, kan şekerinizde düşmeler ya da yükselemeler yaşanmayacak; bu nedenle öğleden sonraki çökmeler geçmişin bir tecrübesine dönüşecek.<br />
2. Kilo Sorunları Yaşamayacaksınız<br />
Şeker sizi daha fazla şekere itiyor, biz sadece şekerden ham şeklinde konuşmuyoruz. Kabul edelim: şekerin çoğu, işlenmiş veya en azından istenmeyen içerikler içeren, yüksek yağ ve / veya yüksek karbonhidratlı gıdalardadır.<br />
Bir şeker detoksuna giderek, vücudunuz bu ek kalorileri taşımak zorunda kalmayacaktır. Sağlık açısından da bu oldukça önemlidir. Aç hissetmeyeceksiniz. Şekere olan alışkanlığınız gittikçe doyma hissi doğru bir şekilde gelecektir ve kilo problemleri ortadan kalkacaktır. Şeker alışkanlığınızı bıraktığınızda, günde 200 kalori kara geçebilir ve 5-6 aylık sürenin sonunda 5 kilodan kurtulabilirsiniz.<br />
3. İç Organlarınız Daha Etkili Çalışacak<br />
İç organlarınız günlük olarak ne istediklerini söyleyebilseydi; yüksek lifli gıdalar isterlerdi. Şekeri bıraktığınızda, midenizin ve bağırsaklarınızın yediğiniz şeyleri işleme yeteneklerini sıfırlamasına izin veriyorsunuz. Tuvalete daha sık gidebilirsiniz ki bu iyi bir şey. Her şeyin normal bir rutine dönüştüğü anlamına gelir.<br />
İlave şekerler kronik olarak insülin seviyesini arttırır; buna bağlı olarak sempatik sinir sistemi uyarılır, tansiyon ve kalp hızı yükselir. Şekeri bıraktıktan sonraki birkaç hafta içerisinde LDL kolesterol seviyesinde %10, trigliserit seviyesinde ise %20-30 düşüş meydana gelir. Tüm bunlar ise, kalp sağlığınızın iyileşmesi anlamına gelir.<br />
İlave şeker, karaciğer yağlanmasını arttırır. Bu yağ depoları ise insülin direnci oluşumuna yol açar ve diyabetin kapılarını aralar. Şekeri bıraktığınızda ise diyabet riskiniz otomatik olarak düşer.<br />
4. Artık Şeker İstemeyeceksiniz<br />
Yavaş yavaş şekerli bir şey yemeye olan isteğinizi kaybedeceksiniz. Meyvelerdeki doğal şekerin tadı bile bile size tatlı gelmeye başlayacak ve pastadan bir lokma tattığınızda; size aşırı tatlı gelecek. Şu ana kadar nasıl tabaklar dolusu pasta yediğiniz konusunda kendinize şaşıracaksınız. Tatlı krizlerini sona erdirmenin yolu aksine tatlı yemeyi bırakmaktır.<br />
5. Cildiniz Daha Sağlıklı Olacak<br />
Sivilceleri unutun: Çünkü sistematik enflamasyon, akne oluşumunu tetikliyor ve bu işin baş sorumlularından birisi şekerdir. Belki de şeker iç cildinizi incitiyor olabilir. Birçok kişi, şekerin tadını çıkarmayı bıraktıktan sonra cildinin daha iyi hissettiğini ve sağlıklı gözüktüğünü bildiriyor.<br />
Şeker dünyada en çok tüketilen ürünlerden bir tanesidir ve ne yazık ki aynı zamanda sağlığımız için de çok büyük bir risk teşkil eder. İnsanlık tarihi boyunca tatlı ihtiyacı var olmuş olsa da, şeker tüketimi uzun vadede hayat kalitenizi düşürür ve birçok sağlık sorununun kökeni haline gelir.<br />
alıntı: filoji<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İbn-i Sina'nın Günümüzde Sık Rastlanan Hastalıklar İçin Verdiği 8 Şifalı Tarif]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ibn-i-sina-nin-gunumuzde-sik-rastlanan-hastaliklar-icin-verdigi-8-sifali-tarif</link>
			<pubDate>Sun, 05 Nov 2017 23:59:38 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32388">buzdağı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ibn-i-sina-nin-gunumuzde-sik-rastlanan-hastaliklar-icin-verdigi-8-sifali-tarif</guid>
			<description><![CDATA[İbn-i Sina'nın Günümüzde Sık Rastlanan Hastalıklar İçin Verdiği 8 Şifalı Tarif<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Her şehirde adına bir sağlık kuruluşu olması, tıp ilmi deyince adının mutlaka anılması, doktorların bin yıl geçse de hala bilgisine başvurması, tanılarının ve reçetelerinin günümüzde bile bize ışık tutması inanılmaz olduğu kadar da saygı duyulası.<br />
İbn-i Sina. Yabancıların verdiği isimle Avicenna. Herkesin ortak düşüncesiyle: Hekimlerin Hekimi.<br />
Sadece tıpta değil fizik, kimya, astronomi, felsefe, edebiyat gibi birbirinden çok farklı ve çeşitli alanlarda uzmanlaşan bir bilim insanı.<br />
Bugünkü tıbbın temellerini atan, sağlık ve daha pek çok konuda kendisine çok şey borçlu olduğumuz ilim ve bilim insanı, büyük hekim İbn-i Sina'nın sağlık ve gıdalarla ilgili fikirlerine yakından bakalım istedik.<br />
<br />
Anemi böyle ortaya çıktı: Cilt sarılığı<br />
medikforum.ru<br />
Çeşitli hastalıklar, üzüntüler, açlık, cinsel aktivitenin fazlalığı, ağrı, sıcak hava, durgun sudan içmek, çok sirke kullanmak cildi sarartabilir, hatta toprak yemek damar ağzını tıkadığından cilde kan gelmesini engeller, diyerek toprak yeme anemisini anlatırken toprak yeme ile kansızlığı bundan tam 1.000 yıl önce bağdaştırır İbn-i Sina.<br />
Cildin rengini koruyan, cilde kan veren doğal ilaçlar”ı da şöyle özetler.<br />
- Kan yapan ve çoğaltarak rengi güzelleştiren gıdalar: Nohut, rafadan yumurta, et suyu, reyhan ile reyhandan elde edilen içecek ve incir. - Kanı temizleyen gıdalar: "itrifîl-i sagîr" (yaprak) ve "helilec murebbai" (meyve bazlı jelatin). - Kanı bedene ve cilde yayarak cildin rengini güzelleştiren gıdalar: Haltit, fülfül, karanfil.<br />
Sır yağlarda: Göz rahatsızlıkları<br />
<br />
İbn-i Sînâ göz kapağı içindeki doluluk ve arpacık için gül yağı (oleum rossae), anzorot (sarcocolla) ve hiltit (asafoetida) kullanılmasını önerir. Göz kapağındaki şişler, iltihaplar ve yaralar için de gül suyunu kullanmayı tavsiye eder. Merhem, pansuman ya da göz banyosu şeklinde çeşitlendirilebilir. Aynı zamanda bebeklerde göz bakımı için de doğumdan ve banyolardan sonra göze bir damla zeytinyağı damlatılmasını tavsiye eder.<br />
Konjonktivitte ise diken üzümünün sütle karıştırıldıktan sonra göz kapağına sürülmesini, fesleğenin suyunu, papatyanın öz suyuyla birlikte karıştırarak gözlerin yıkanmasını önerir.<br />
Gece körlüğü için ise karaciğer yenilmesini önerir ki günümüzde tedavisi A vitamini verilerek yapılır. Karaciğer ise A vitamini açısından çok zengin bir gıda olarak bilinir.<br />
Zonklayınca ne yapıyorlardı: Baş ağrısı<br />
<br />
Şimdi baş ağrısı tutunca ne yapacağımızı biliyoruz ama peki ya ilacın olmadı yüz yıllar, hatta bin yıllar önce?<br />
İbn-i Sina döneminde yaşayanlar daha şanslıydı çünkü ne yapılacağı belliydi: Yumurta sarısı, hindiba ve sirke. Çünkü vücuttaki pis kanın atılarak kanın temizlenmesi gerekir. İlaçlar ise doğal ve ağrıyı geçirmeye yardımcıdır.<br />
Biraz tatsız ama gerçek: Ağız kokusu<br />
<br />
Vücudumuzdaki neredeyse tüm sorunlarla ilgili bitki ve gıdalarla çözümler sunan büyük hekim, ağız kokusuna da bir çözüm sundu elbette.<br />
Tarif de burada.<br />
3,5 gram havlıcan, 105 gram kabuğu soyulmuş limon, 3,5 gram kuru zencefil, 3,5 gram karanfil, 3,5 gram hindistan cevizi, 3,5 gram sivri biber, 700 gram misk, 3,5 gram kakule, 3,5 gram tarçına bal ekleyin ve tüm malzemeleri karıştırın. Macun haline gelen karışımı tüketerek ağız kokusundan kurtulabilir, sindirim sisteminizin rahatlamasını sağlayabilirsiniz.<br />
Çeken bilir: Böbrek taşı<br />
<br />
"Hayatta en zor iki sancı vardır. Biri doğum sancısı, diğeri de böbrek sancısı" der bilenler. Doğum sancısına yapacak bir şey yok ama böbrek taşı için çekilen böbrek sancısına var.<br />
İşte İbn-i Sina'nın tarifine göre böbrek taşına ve ağrıya çözüm.<br />
Hastaya verilebilecek ilaçlar şunlardır.<br />
1- Kabuksuz karpuz çekirdeği veya çekilmiş üzüm çekirdeği veya kereviz ve anason çekirdeği. 2- Diken çekirdeği, gül çekirdeği, gül, hatmi tohumu, molehiya tohumu birer dirhem ağırlığında öğütülür, taze, mayhoş meşrubatla ezilerek içilir. 3- Ağır yemekler ve süt ürünlerinden uzak tutularak acı badem yağı ve siyah nohut.<br />
Kalp kırıklığına sadece zaman iyi gelmez: Aşk acısı<br />
<br />
Şimdiki kalp kırıklıkları için zaman her şeyin ilacı desek de İbn-i Sina o acıya farklı ilaçlar önermiş bile çoktan. Meğer tek ilaç zaman değilmiş. Örneğin kara sevdaya tutulan kalbi kırıklar bulabiliyorsa anne sütü içmeli, doğal (ve hormonsuz olmak kaydıyla) tavuk yemeli, bol bol hamama gitmeli, Menekşe, badem, kabak ve haşhaş yağı koklamalı, bol bol sıvı alıp çorba içmeli, yeşil sebzelerle beslenmeli.<br />
Aslında baktığınızda moral bozukluğu yüzünden bozulacak vücut dengesini düzenleme, enerji sağlama, tazelenip yenilenmeyi tarif ediyor İbn-i Sina. Bunları 1.000 yıl önce yazdığına inanası gelmiyor insanın.<br />
Hayatın gerçeği: Cinsel isteksizlik<br />
<br />
Her şeye çözümü olan zamansız hekimin cinsellik konularında da çözümleri olmaması beklenemezdi elbette.<br />
Kendisine bu şikayetlerle gelenlere uyguladığı reçete şöyleydi: Zencefil, şekerli süt ve yağlı acı yayık içirilir, balık yedirilir, kuş eti, doğal tavuk eti yedirilir, beli yasemin yağı ve yoğurtla ovalanır.<br />
Reçetede yok yok: Astım/nefes darlığı<br />
<br />
Nefes darlığı veya astımı olanları da unutmadı İbn-i Sina.<br />
Hekim, yolda yürürken göğsünü tutan ve nefes almakta zorluk çeken birini gördüğünüzde ne yapmanız gerektiğini şöyle anlattı: "Pişirilmiş kuru zufa otu yedirin, ada soğanı sıyrığı, geven, sarı incir, kabuksuz badem ve bal ile birlikte yedirerek içirin. Ceviz yağı ile birlikte nohut suyu, dereotu da yedirin ve sıcak su içirin"<br />
Ne kadar doğru: Sağlık için bazı tavsiyeler<br />
haber7.com<br />
İbn-i Sina'nın beslenmeden uykuya, hareketten günlük yaşama çeşitli tavsiyeleri mevcut. Hastalıklara değinmişken bunlardan da bahsetmemek olmaz dedik ve cevher niteliğindeki tavsiyelerinden örnekleri bir araya getirdik.<br />
• Yenilen ve içilen şeyler, hastalıkların sebeplerinden biridir. (O yüzden ne yiyip içtiğimize dikkat etmeliyiz.)<br />
• Kısa sürede zayıflayanlar yine kısa sürede kilo alabilirler. Uzun sürede zayıflayanlar ise uzun sürede şişmanlar.<br />
• 2 öğün yemek sağlık, 3 öğün yemek hastalıktır.<br />
• Yemek hazmedilmeden üstüne yeniden bir şey yenilmemelidir.<br />
• Tek çeşit değil, farklı çeşit yemekler yenilmeli.<br />
• Hareket edilmeli, hızlı değil yavaş yürünmeli.<br />
• Tatlılar kan yapar, cinselliğe pozitif etkilidir. Ancak hamurlu tatlıların sindirimi ağır olup damarları tıkar.<br />
• Yemekte su içmek susuzluğu giderir ama yemekten çok olmamalıdır. Ayrıca ılık su faydasızdır.<br />
• Uyku organları dinlendirir ve yemeklerin sindirilmesini sağlar. Kişiyi ve nefsi korur. Yeterli miktarda uyumak gerekir; ne eksik, ne fazla.<br />
Hiçbirini bilmiyormuşuz: İbn-i Sina'nın reçetelerinde yer verdiği gıdalardan ve faydalarından örnekler<br />
<br />
Büyük hekim, kimi gıdalardan da kitaplarında ayrıca bahseder. Bugün bile hala çok tükettiğimiz gıdaların hiç fark etmediğimiz faydaları var. Neler derseniz:<br />
• Badem yağı: Yolculuklarda susuzluk giderici, yumuşatıcı ve müshil olarak da bilinir.<br />
• Karabiber: İştah açıcı, soğuk algınlığı giderici, öksürük kesici. Tam bir boğaz dostu.<br />
• Nar kabuğu: İshal kesici, kan kesici, tenya düşürücü.Yapılışı da basit: 100 gr. ekşi nar kabuğunu 2 litre suda kaynatın ve soğumasını bekleyin. Soğuyunca bu suyu içtiğinizde ishaliniz kesilecektir.<br />
• Sumak: Yara tedavisinde ve ishal kesici olarak kullanılırken İbn-i Sina sumağın bal ile karıştırılarak yaralara sürülebileceğini anlatır. Yine sumak, deniz tutanlara yolculuk esnasında verilerek şikayetlerin giderilmesini de sağlar.<br />
• Turp: Sindirim ve karaciğer tıkanıklıklarına iyi gelir. Bununla da kalmaz saç dökülmesine, sivilcelere fayda sağlayıp yara izlerini siler, öksürüğü geçirir.<br />
• Hindiba: Göğüs sıkışmasına ve kalbe iyi gelir.<br />
• Tarçın: Katarakt başta olmak üzere göz hastalıklarında bir numaralı isim tarçın.<br />
• Rezene: Göz akıntınız varsa rezeneyi sürme gibi çekerek akıntının rahatlamasını sağlayabilirsiniz.<br />
• Ayva: Özellikle kadınlar, regl döneminde ayvayı bol bol tüketerek kanamanın azalmasını sağlayabilir.<br />
• Kavun: Ödem söktürücü olarak hep maydanoz tüketilir ama kavunun hakkı yenir. Halbuki yazın çok tükettiğimiz kavun idrar-ödem söktürücüdür.</span><br />
<br />
yemek. com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İbn-i Sina'nın Günümüzde Sık Rastlanan Hastalıklar İçin Verdiği 8 Şifalı Tarif<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Her şehirde adına bir sağlık kuruluşu olması, tıp ilmi deyince adının mutlaka anılması, doktorların bin yıl geçse de hala bilgisine başvurması, tanılarının ve reçetelerinin günümüzde bile bize ışık tutması inanılmaz olduğu kadar da saygı duyulası.<br />
İbn-i Sina. Yabancıların verdiği isimle Avicenna. Herkesin ortak düşüncesiyle: Hekimlerin Hekimi.<br />
Sadece tıpta değil fizik, kimya, astronomi, felsefe, edebiyat gibi birbirinden çok farklı ve çeşitli alanlarda uzmanlaşan bir bilim insanı.<br />
Bugünkü tıbbın temellerini atan, sağlık ve daha pek çok konuda kendisine çok şey borçlu olduğumuz ilim ve bilim insanı, büyük hekim İbn-i Sina'nın sağlık ve gıdalarla ilgili fikirlerine yakından bakalım istedik.<br />
<br />
Anemi böyle ortaya çıktı: Cilt sarılığı<br />
medikforum.ru<br />
Çeşitli hastalıklar, üzüntüler, açlık, cinsel aktivitenin fazlalığı, ağrı, sıcak hava, durgun sudan içmek, çok sirke kullanmak cildi sarartabilir, hatta toprak yemek damar ağzını tıkadığından cilde kan gelmesini engeller, diyerek toprak yeme anemisini anlatırken toprak yeme ile kansızlığı bundan tam 1.000 yıl önce bağdaştırır İbn-i Sina.<br />
Cildin rengini koruyan, cilde kan veren doğal ilaçlar”ı da şöyle özetler.<br />
- Kan yapan ve çoğaltarak rengi güzelleştiren gıdalar: Nohut, rafadan yumurta, et suyu, reyhan ile reyhandan elde edilen içecek ve incir. - Kanı temizleyen gıdalar: "itrifîl-i sagîr" (yaprak) ve "helilec murebbai" (meyve bazlı jelatin). - Kanı bedene ve cilde yayarak cildin rengini güzelleştiren gıdalar: Haltit, fülfül, karanfil.<br />
Sır yağlarda: Göz rahatsızlıkları<br />
<br />
İbn-i Sînâ göz kapağı içindeki doluluk ve arpacık için gül yağı (oleum rossae), anzorot (sarcocolla) ve hiltit (asafoetida) kullanılmasını önerir. Göz kapağındaki şişler, iltihaplar ve yaralar için de gül suyunu kullanmayı tavsiye eder. Merhem, pansuman ya da göz banyosu şeklinde çeşitlendirilebilir. Aynı zamanda bebeklerde göz bakımı için de doğumdan ve banyolardan sonra göze bir damla zeytinyağı damlatılmasını tavsiye eder.<br />
Konjonktivitte ise diken üzümünün sütle karıştırıldıktan sonra göz kapağına sürülmesini, fesleğenin suyunu, papatyanın öz suyuyla birlikte karıştırarak gözlerin yıkanmasını önerir.<br />
Gece körlüğü için ise karaciğer yenilmesini önerir ki günümüzde tedavisi A vitamini verilerek yapılır. Karaciğer ise A vitamini açısından çok zengin bir gıda olarak bilinir.<br />
Zonklayınca ne yapıyorlardı: Baş ağrısı<br />
<br />
Şimdi baş ağrısı tutunca ne yapacağımızı biliyoruz ama peki ya ilacın olmadı yüz yıllar, hatta bin yıllar önce?<br />
İbn-i Sina döneminde yaşayanlar daha şanslıydı çünkü ne yapılacağı belliydi: Yumurta sarısı, hindiba ve sirke. Çünkü vücuttaki pis kanın atılarak kanın temizlenmesi gerekir. İlaçlar ise doğal ve ağrıyı geçirmeye yardımcıdır.<br />
Biraz tatsız ama gerçek: Ağız kokusu<br />
<br />
Vücudumuzdaki neredeyse tüm sorunlarla ilgili bitki ve gıdalarla çözümler sunan büyük hekim, ağız kokusuna da bir çözüm sundu elbette.<br />
Tarif de burada.<br />
3,5 gram havlıcan, 105 gram kabuğu soyulmuş limon, 3,5 gram kuru zencefil, 3,5 gram karanfil, 3,5 gram hindistan cevizi, 3,5 gram sivri biber, 700 gram misk, 3,5 gram kakule, 3,5 gram tarçına bal ekleyin ve tüm malzemeleri karıştırın. Macun haline gelen karışımı tüketerek ağız kokusundan kurtulabilir, sindirim sisteminizin rahatlamasını sağlayabilirsiniz.<br />
Çeken bilir: Böbrek taşı<br />
<br />
"Hayatta en zor iki sancı vardır. Biri doğum sancısı, diğeri de böbrek sancısı" der bilenler. Doğum sancısına yapacak bir şey yok ama böbrek taşı için çekilen böbrek sancısına var.<br />
İşte İbn-i Sina'nın tarifine göre böbrek taşına ve ağrıya çözüm.<br />
Hastaya verilebilecek ilaçlar şunlardır.<br />
1- Kabuksuz karpuz çekirdeği veya çekilmiş üzüm çekirdeği veya kereviz ve anason çekirdeği. 2- Diken çekirdeği, gül çekirdeği, gül, hatmi tohumu, molehiya tohumu birer dirhem ağırlığında öğütülür, taze, mayhoş meşrubatla ezilerek içilir. 3- Ağır yemekler ve süt ürünlerinden uzak tutularak acı badem yağı ve siyah nohut.<br />
Kalp kırıklığına sadece zaman iyi gelmez: Aşk acısı<br />
<br />
Şimdiki kalp kırıklıkları için zaman her şeyin ilacı desek de İbn-i Sina o acıya farklı ilaçlar önermiş bile çoktan. Meğer tek ilaç zaman değilmiş. Örneğin kara sevdaya tutulan kalbi kırıklar bulabiliyorsa anne sütü içmeli, doğal (ve hormonsuz olmak kaydıyla) tavuk yemeli, bol bol hamama gitmeli, Menekşe, badem, kabak ve haşhaş yağı koklamalı, bol bol sıvı alıp çorba içmeli, yeşil sebzelerle beslenmeli.<br />
Aslında baktığınızda moral bozukluğu yüzünden bozulacak vücut dengesini düzenleme, enerji sağlama, tazelenip yenilenmeyi tarif ediyor İbn-i Sina. Bunları 1.000 yıl önce yazdığına inanası gelmiyor insanın.<br />
Hayatın gerçeği: Cinsel isteksizlik<br />
<br />
Her şeye çözümü olan zamansız hekimin cinsellik konularında da çözümleri olmaması beklenemezdi elbette.<br />
Kendisine bu şikayetlerle gelenlere uyguladığı reçete şöyleydi: Zencefil, şekerli süt ve yağlı acı yayık içirilir, balık yedirilir, kuş eti, doğal tavuk eti yedirilir, beli yasemin yağı ve yoğurtla ovalanır.<br />
Reçetede yok yok: Astım/nefes darlığı<br />
<br />
Nefes darlığı veya astımı olanları da unutmadı İbn-i Sina.<br />
Hekim, yolda yürürken göğsünü tutan ve nefes almakta zorluk çeken birini gördüğünüzde ne yapmanız gerektiğini şöyle anlattı: "Pişirilmiş kuru zufa otu yedirin, ada soğanı sıyrığı, geven, sarı incir, kabuksuz badem ve bal ile birlikte yedirerek içirin. Ceviz yağı ile birlikte nohut suyu, dereotu da yedirin ve sıcak su içirin"<br />
Ne kadar doğru: Sağlık için bazı tavsiyeler<br />
haber7.com<br />
İbn-i Sina'nın beslenmeden uykuya, hareketten günlük yaşama çeşitli tavsiyeleri mevcut. Hastalıklara değinmişken bunlardan da bahsetmemek olmaz dedik ve cevher niteliğindeki tavsiyelerinden örnekleri bir araya getirdik.<br />
• Yenilen ve içilen şeyler, hastalıkların sebeplerinden biridir. (O yüzden ne yiyip içtiğimize dikkat etmeliyiz.)<br />
• Kısa sürede zayıflayanlar yine kısa sürede kilo alabilirler. Uzun sürede zayıflayanlar ise uzun sürede şişmanlar.<br />
• 2 öğün yemek sağlık, 3 öğün yemek hastalıktır.<br />
• Yemek hazmedilmeden üstüne yeniden bir şey yenilmemelidir.<br />
• Tek çeşit değil, farklı çeşit yemekler yenilmeli.<br />
• Hareket edilmeli, hızlı değil yavaş yürünmeli.<br />
• Tatlılar kan yapar, cinselliğe pozitif etkilidir. Ancak hamurlu tatlıların sindirimi ağır olup damarları tıkar.<br />
• Yemekte su içmek susuzluğu giderir ama yemekten çok olmamalıdır. Ayrıca ılık su faydasızdır.<br />
• Uyku organları dinlendirir ve yemeklerin sindirilmesini sağlar. Kişiyi ve nefsi korur. Yeterli miktarda uyumak gerekir; ne eksik, ne fazla.<br />
Hiçbirini bilmiyormuşuz: İbn-i Sina'nın reçetelerinde yer verdiği gıdalardan ve faydalarından örnekler<br />
<br />
Büyük hekim, kimi gıdalardan da kitaplarında ayrıca bahseder. Bugün bile hala çok tükettiğimiz gıdaların hiç fark etmediğimiz faydaları var. Neler derseniz:<br />
• Badem yağı: Yolculuklarda susuzluk giderici, yumuşatıcı ve müshil olarak da bilinir.<br />
• Karabiber: İştah açıcı, soğuk algınlığı giderici, öksürük kesici. Tam bir boğaz dostu.<br />
• Nar kabuğu: İshal kesici, kan kesici, tenya düşürücü.Yapılışı da basit: 100 gr. ekşi nar kabuğunu 2 litre suda kaynatın ve soğumasını bekleyin. Soğuyunca bu suyu içtiğinizde ishaliniz kesilecektir.<br />
• Sumak: Yara tedavisinde ve ishal kesici olarak kullanılırken İbn-i Sina sumağın bal ile karıştırılarak yaralara sürülebileceğini anlatır. Yine sumak, deniz tutanlara yolculuk esnasında verilerek şikayetlerin giderilmesini de sağlar.<br />
• Turp: Sindirim ve karaciğer tıkanıklıklarına iyi gelir. Bununla da kalmaz saç dökülmesine, sivilcelere fayda sağlayıp yara izlerini siler, öksürüğü geçirir.<br />
• Hindiba: Göğüs sıkışmasına ve kalbe iyi gelir.<br />
• Tarçın: Katarakt başta olmak üzere göz hastalıklarında bir numaralı isim tarçın.<br />
• Rezene: Göz akıntınız varsa rezeneyi sürme gibi çekerek akıntının rahatlamasını sağlayabilirsiniz.<br />
• Ayva: Özellikle kadınlar, regl döneminde ayvayı bol bol tüketerek kanamanın azalmasını sağlayabilir.<br />
• Kavun: Ödem söktürücü olarak hep maydanoz tüketilir ama kavunun hakkı yenir. Halbuki yazın çok tükettiğimiz kavun idrar-ödem söktürücüdür.</span><br />
<br />
yemek. com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[PROSTAT RAHATSILIGI BİTKİSEL YÖNTEM İLE TADAVİ]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-prostat-rahatsiligi-bitkisel-yontem-ile-tadavi</link>
			<pubDate>Mon, 10 Jul 2017 12:10:43 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32271">tarık83</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-prostat-rahatsiligi-bitkisel-yontem-ile-tadavi</guid>
			<description><![CDATA[Merhabalar;Bende yakşalık 7 senedir kronik prostatit rahatsızlıgı ile bilrikte prostat bezi büyümesi var söylenen her yönteme başvurdum bu güne kadar fakat kalıcı çözümler olmadı hiçbiri doktorumun verdiği ilaçlarda biryeri düzeltirken diğer yönden vücuda zarar verdi.Özellikle cinsel yönden olumsuz yönde etkiliyor ilaçlar.Bir ara Brokoli kürüne başladım ve bana faydası oldu rahatlama hissettim bıraktıgımda tekrardan eskiye döndüm. bundan yaklaşık 1.5ay önce arkadaşın tavsiyesi üzerine bir çaya başladım prostat çayı hergün içiyorum bu çayın iltihap ve prostat bezine direkt etki ederek tedavi ettiğini söylediler prostatım başlamadan önce 44 dü 1.5 aylık süreçte 38 e gerilemiş açıkçası şaşırdım bunu görünce 3.5 aylık bir çay bu süreç sonunda ne olacagını gerçekten merak ediyorum bu rahatsızlıgı olan arkdaşlar varsa tavsiye ediyorum kesinlikle.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhabalar;Bende yakşalık 7 senedir kronik prostatit rahatsızlıgı ile bilrikte prostat bezi büyümesi var söylenen her yönteme başvurdum bu güne kadar fakat kalıcı çözümler olmadı hiçbiri doktorumun verdiği ilaçlarda biryeri düzeltirken diğer yönden vücuda zarar verdi.Özellikle cinsel yönden olumsuz yönde etkiliyor ilaçlar.Bir ara Brokoli kürüne başladım ve bana faydası oldu rahatlama hissettim bıraktıgımda tekrardan eskiye döndüm. bundan yaklaşık 1.5ay önce arkadaşın tavsiyesi üzerine bir çaya başladım prostat çayı hergün içiyorum bu çayın iltihap ve prostat bezine direkt etki ederek tedavi ettiğini söylediler prostatım başlamadan önce 44 dü 1.5 aylık süreçte 38 e gerilemiş açıkçası şaşırdım bunu görünce 3.5 aylık bir çay bu süreç sonunda ne olacagını gerçekten merak ediyorum bu rahatsızlıgı olan arkdaşlar varsa tavsiye ediyorum kesinlikle.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Siğilin üzerine tutarsanız...]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-sigilin-uzerine-tutarsaniz</link>
			<pubDate>Sat, 25 Mar 2017 01:04:02 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=24903">Nazlıcan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-sigilin-uzerine-tutarsaniz</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Siğiller genellikle vücudun belirli noktalarında meydana gelebilen zararsız oluşumlardır.Size vereceğimiz ev yapımı doğal tedavi yöntemleri ile siğillerden kurtulabilirsiniz.<br />
<br />
<img src="http://image.kanal7-cdn.com//haber/haber7/photos/2017/12/sigilin_uzerine_tutarsaniz_1490249830_157.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: sigilin_uzerine_tutarsaniz_1490249830_157.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siğilin üzerine tutarsanız...</span><br />
<br />
Siğiller genellikle çocuklarda meydana gelir. Bu durumun çocuklarda daha fazla oluşmasının en önemli sebebi bağışıklık sisteminin tam olarak gelişmemesi yüzündendir.  Ancak siğiller zaman zaman yetişkinlerde de meydana gelebilir ve geçmesi uzunca bir zaman alabilir.<br />
<br />
Ama size vereceğimiz yöntemlerle artık siğillerden korkmayacak hatta doğal yöntemlerle siğillerden kolayca kurtulabileceksiniz.<br />
<br />
İşte siğilleri tedavi edecek doğal yöntemler…<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toz maya yöntemi</span><br />
<br />
Toz maya ve Hint yağını karıştırıp macun kıvamına getirin. Macun kıvamına getirdiğiniz bu karışımı gece siğil olan bölgeye sürün ve sabah bandajlı bölgeyi açın. Siğil geçene kadar aynı yöntemi tekrarlayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karbonatlı su yöntemi</span><br />
<br />
Karbonatı suda çözdürün ve siğilin oluştuğu bölgeye bu karışımdan sürüp kuruyana kadar bekletin.  siğil kaybolana kadar belirli aralıklarla tekrarlayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ezilmiş sarımsak yöntemi</span><br />
<br />
Siğilin üzerine iyice doğranmış sarımsağı sürün ve bekletin. Sarımsaktaki yararlı mineraller siğilin kısa sürede kaybolmasını sağlayacaktır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sıcak su yöntemi</span><br />
<br />
Yapılan araştırmalara gör,  sıcak suda bekletilen siğilli bölge, siğili yumuşatıyor ve orada meydana gelen bakterilerin kısa sürede ölmesine neden oluyor. Ancak suyun cildinizi yakmayacak şekilde olmasına dikkat edin.</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Siğiller genellikle vücudun belirli noktalarında meydana gelebilen zararsız oluşumlardır.Size vereceğimiz ev yapımı doğal tedavi yöntemleri ile siğillerden kurtulabilirsiniz.<br />
<br />
<img src="http://image.kanal7-cdn.com//haber/haber7/photos/2017/12/sigilin_uzerine_tutarsaniz_1490249830_157.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: sigilin_uzerine_tutarsaniz_1490249830_157.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Siğilin üzerine tutarsanız...</span><br />
<br />
Siğiller genellikle çocuklarda meydana gelir. Bu durumun çocuklarda daha fazla oluşmasının en önemli sebebi bağışıklık sisteminin tam olarak gelişmemesi yüzündendir.  Ancak siğiller zaman zaman yetişkinlerde de meydana gelebilir ve geçmesi uzunca bir zaman alabilir.<br />
<br />
Ama size vereceğimiz yöntemlerle artık siğillerden korkmayacak hatta doğal yöntemlerle siğillerden kolayca kurtulabileceksiniz.<br />
<br />
İşte siğilleri tedavi edecek doğal yöntemler…<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Toz maya yöntemi</span><br />
<br />
Toz maya ve Hint yağını karıştırıp macun kıvamına getirin. Macun kıvamına getirdiğiniz bu karışımı gece siğil olan bölgeye sürün ve sabah bandajlı bölgeyi açın. Siğil geçene kadar aynı yöntemi tekrarlayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Karbonatlı su yöntemi</span><br />
<br />
Karbonatı suda çözdürün ve siğilin oluştuğu bölgeye bu karışımdan sürüp kuruyana kadar bekletin.  siğil kaybolana kadar belirli aralıklarla tekrarlayın.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ezilmiş sarımsak yöntemi</span><br />
<br />
Siğilin üzerine iyice doğranmış sarımsağı sürün ve bekletin. Sarımsaktaki yararlı mineraller siğilin kısa sürede kaybolmasını sağlayacaktır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sıcak su yöntemi</span><br />
<br />
Yapılan araştırmalara gör,  sıcak suda bekletilen siğilli bölge, siğili yumuşatıyor ve orada meydana gelen bakterilerin kısa sürede ölmesine neden oluyor. Ancak suyun cildinizi yakmayacak şekilde olmasına dikkat edin.</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bu yöntem nasırı yok ediyor!]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-bu-yontem-nasiri-yok-ediyor</link>
			<pubDate>Sat, 25 Mar 2017 01:01:18 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=24903">Nazlıcan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-bu-yontem-nasiri-yok-ediyor</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Nasırlar ve et benler nasıl geçer? Batıklar ve siğiller evde nasıl tedavi edilir? İşte vücudunuzda meydana gelen rahatsız edici problemlerden kurtulmanın yolları...<br />
<br />
<img src="http://image.kanal7-cdn.com//haber/haber7/photos/2017/12/bu_yontem_nasiri_yok_ediyor_1490249145_6227.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: bu_yontem_nasiri_yok_ediyor_1490249145_6227.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Bu yöntem nasırı yok ediyor!<br />
<br />
Batık kıl<br />
<br />
Tüylerinizi tıraş bıçağıyla alarak batıkları minimuma indirebilirsiniz ancak eninde sonunda birkaç tane kılın derinin altında kıvrıldığını göreceksiniz. Bir süre sonra enfeksiyon belirtisi olarak kırmızı sivilceler ortaya çıkacak.<br />
<br />
Evde şeker ve zeytinyağı kullanarak hazırlayabileceğiniz bir maskeyle batık kıllardan ilk gördüğünüz anda kurtulabilirsiniz. Sivilceyi sıkmayın, bunun yerine peeling yoluyla kılı derinin yüzeyine çıkarın. Bölgeye 10 dakika boyunca sıcak kompres yaparak kılı yumuşatabilirsiniz. Günde bir veya iki kez bunu yaptığınızda kılın yüzeye çıktığını göreceksiniz.<br />
<br />
Batık tırnak<br />
<br />
Batık tırnaklarda sadece ağrı ve şişlik hafifse kendi başınıza çıkarabilirsiniz. Daha ciddiyse profesyonel yardım almanız gerekiyor.<br />
<br />
Amaç tırnağı kesmek değil tırnağı deriden dışarı çıkarmak. Günde 2-3 kez deriyi yumuşatmak için ayağınızı sıcak suya sokup bekletin. Suya çeyrek bardak elma sirkesi koyarsanız bakteriyel enfeksiyonu önlemeye yardımcı olabilir.<br />
<br />
Tırnağın kenarına ulaşmak için diş ipi kullanabilirsiniz ya da yuvarladığınız pamuğu nazikçe derinin altına koyabilirsiniz. Bu tırnağın dışarı doğru büyümesine yardımcı olacak. Rahat ayakkabılar giymeye özen gösterin ve bu yöntemi tırnağınız yeteri kadar uzayana kadar her gün uygulayın.<br />
<br />
Et benler<br />
<br />
Et benlerin çıkmasını önlemek için yapabileceğiniz pek bir şey yok. Yaşlandıkça koltukaltı, boyun, yüz, kalça, karın gibi bölgelerde çıkmaya başlayan et benlere zamanında müdahale edilmediğinde daha da büyüyebilir ve kanla dolabilir.<br />
<br />
Ne yaparsanız yapın sakın et benleri koparmayın. Bunun yerine antibakteriyel ve antiinflamatuar çay ağacı yağıyla günbegün eritin. Tek yapmanız gereken et benin üstüne günde 2-3 kez birkaç damla çay ağacı yağı sürmek. 3 hafta içinde kuruyacak. Her uygulamada yağın emildiğinden emin olun.<br />
<br />
El ve ayakta oluşan siğiller<br />
<br />
Siğiller basit bir viral enfeksiyonun belirtisi olsa da endişe edilecek bir şey yok. Kurtulması oldukça kolay. Zamanla kendi kendine kaybolsa da siğillerin kaybolması bir ay veya daha fazla sürebilir.<br />
<br />
Kurtulmak için siğilin üstünü bir hafta boyunca selo bantla kaplayın. Soğuk suya batırın ve törpüleyin. Bu yöntemi siğil kaybolana kadar her hafta uygulayın.<br />
<br />
Nasır ve bünyon<br />
<br />
Nasır ve bünyonlar genellikle ayakların aşırı baskıya maruz kalmasıyla oluşur. Bunlardan kurtulmak için evde uygulayabileceğiniz iki basit yöntem var.<br />
<br />
İlki ayak taşıyla ölü deriden kurtulmak. Cildin yüzeyine yaklaştığınızda nazik olun. Sağlıklı deriyi törpülemek istemezsiniz. İkincisi salisilik asit topikal tedavisi. 2-3 hafta içinde ölü deri hücreleri eriyecek ve ayağınız yumuşayacak.<br />
<br />
<br />
Herhangi bir alternatif tedavi yöntemini uygulamadan önce mutlaka bir uzmana danışın.</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Nasırlar ve et benler nasıl geçer? Batıklar ve siğiller evde nasıl tedavi edilir? İşte vücudunuzda meydana gelen rahatsız edici problemlerden kurtulmanın yolları...<br />
<br />
<img src="http://image.kanal7-cdn.com//haber/haber7/photos/2017/12/bu_yontem_nasiri_yok_ediyor_1490249145_6227.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: bu_yontem_nasiri_yok_ediyor_1490249145_6227.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Bu yöntem nasırı yok ediyor!<br />
<br />
Batık kıl<br />
<br />
Tüylerinizi tıraş bıçağıyla alarak batıkları minimuma indirebilirsiniz ancak eninde sonunda birkaç tane kılın derinin altında kıvrıldığını göreceksiniz. Bir süre sonra enfeksiyon belirtisi olarak kırmızı sivilceler ortaya çıkacak.<br />
<br />
Evde şeker ve zeytinyağı kullanarak hazırlayabileceğiniz bir maskeyle batık kıllardan ilk gördüğünüz anda kurtulabilirsiniz. Sivilceyi sıkmayın, bunun yerine peeling yoluyla kılı derinin yüzeyine çıkarın. Bölgeye 10 dakika boyunca sıcak kompres yaparak kılı yumuşatabilirsiniz. Günde bir veya iki kez bunu yaptığınızda kılın yüzeye çıktığını göreceksiniz.<br />
<br />
Batık tırnak<br />
<br />
Batık tırnaklarda sadece ağrı ve şişlik hafifse kendi başınıza çıkarabilirsiniz. Daha ciddiyse profesyonel yardım almanız gerekiyor.<br />
<br />
Amaç tırnağı kesmek değil tırnağı deriden dışarı çıkarmak. Günde 2-3 kez deriyi yumuşatmak için ayağınızı sıcak suya sokup bekletin. Suya çeyrek bardak elma sirkesi koyarsanız bakteriyel enfeksiyonu önlemeye yardımcı olabilir.<br />
<br />
Tırnağın kenarına ulaşmak için diş ipi kullanabilirsiniz ya da yuvarladığınız pamuğu nazikçe derinin altına koyabilirsiniz. Bu tırnağın dışarı doğru büyümesine yardımcı olacak. Rahat ayakkabılar giymeye özen gösterin ve bu yöntemi tırnağınız yeteri kadar uzayana kadar her gün uygulayın.<br />
<br />
Et benler<br />
<br />
Et benlerin çıkmasını önlemek için yapabileceğiniz pek bir şey yok. Yaşlandıkça koltukaltı, boyun, yüz, kalça, karın gibi bölgelerde çıkmaya başlayan et benlere zamanında müdahale edilmediğinde daha da büyüyebilir ve kanla dolabilir.<br />
<br />
Ne yaparsanız yapın sakın et benleri koparmayın. Bunun yerine antibakteriyel ve antiinflamatuar çay ağacı yağıyla günbegün eritin. Tek yapmanız gereken et benin üstüne günde 2-3 kez birkaç damla çay ağacı yağı sürmek. 3 hafta içinde kuruyacak. Her uygulamada yağın emildiğinden emin olun.<br />
<br />
El ve ayakta oluşan siğiller<br />
<br />
Siğiller basit bir viral enfeksiyonun belirtisi olsa da endişe edilecek bir şey yok. Kurtulması oldukça kolay. Zamanla kendi kendine kaybolsa da siğillerin kaybolması bir ay veya daha fazla sürebilir.<br />
<br />
Kurtulmak için siğilin üstünü bir hafta boyunca selo bantla kaplayın. Soğuk suya batırın ve törpüleyin. Bu yöntemi siğil kaybolana kadar her hafta uygulayın.<br />
<br />
Nasır ve bünyon<br />
<br />
Nasır ve bünyonlar genellikle ayakların aşırı baskıya maruz kalmasıyla oluşur. Bunlardan kurtulmak için evde uygulayabileceğiniz iki basit yöntem var.<br />
<br />
İlki ayak taşıyla ölü deriden kurtulmak. Cildin yüzeyine yaklaştığınızda nazik olun. Sağlıklı deriyi törpülemek istemezsiniz. İkincisi salisilik asit topikal tedavisi. 2-3 hafta içinde ölü deri hücreleri eriyecek ve ayağınız yumuşayacak.<br />
<br />
<br />
Herhangi bir alternatif tedavi yöntemini uygulamadan önce mutlaka bir uzmana danışın.</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Günde 3 tane yiyin, bakın vücudunuzda neler oluyor]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-gunde-3-tane-yiyin-bakin-vucudunuzda-neler-oluyor</link>
			<pubDate>Thu, 16 Feb 2017 21:22:57 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=24903">Nazlıcan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-gunde-3-tane-yiyin-bakin-vucudunuzda-neler-oluyor</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mucizevi meyve hurmanın faydaları son yıllarda yapılan araştırmalarla daha çok anlaşılmaktadır. İşte tüketildiğinde vücutta meydana getirdiği müthiş değişiklikler<br />
<br />
<img src="http://image.cdn.haber7.com//haber/haber7/photos/2017/07/gunde_3_tane_yiyin_bakin_vucudunuzda_neler_oluyor_1487232464_5974.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: gunde_3_tane_yiyin_bakin_vucudunuzda_nel...4_5974.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Günde 3 tane yiyin, bakın vücudunuzda neler oluyor<br />
<br />
Hurmada A, B ve C vitaminleri, kalsiyum, demir ve 10 farklı mineral bulunur.<br />
<br />
Yapılan araştırmalarda, yarım bardak nar suyu ve üç hurma tükettiğiniz takdirde kardiyovasküler rahatsızlıklara yakalanma şansınızın neredeyse sıfır olduğu görüldü.<br />
<br />
Enerji verir<br />
<br />
Hurmanın sindirimi çok kolaydır ve tüketiminin ardından aniden enerji verir.Tıpkı kuru yemişler gibi hurmalar harika atıştırmalıklardır. Hurmanın içinde früktoz size bitmek bilmeyen enerji verir. Hurmadaki vitaminler ise beyninizin daha iyi çalışmasını sağlar.<br />
<br />
Damar tıkanıklığıyla savaşır<br />
<br />
Nar suyu ve hurmanın aynı anda tüketilmesinin damar tıkanıklığına iyi geldiğini savunuluyor. Damar tıkanıklığı beraberinde kalp krizini getirdiğinden son derece ölümcül bir rahatsızlık ve hurma buna çözüm olabiliyor.Damar tıkanıklığına en iyi gelen şey ise aslında hurmanın çekirdeği. Çekirdeği toz haline getirip tüketmeniz gerekiyor.<br />
<br />
Karaciğeri güçlendirir<br />
<br />
Hurmalar, magnezyum kaynağıdır. Daha iyi hücreler ve karaciğer için de magnezyum şarttır. Hurmanın, karaciğer fibrozu ve siroza iyi geldiği belirtiliyor.<br />
<br />
Gözlerinizi keskinleştirir<br />
<br />
A vitamini açısından zengin olan hurmalar gözünüzün sağlığı için çok önemlidir. Hurma aynı zamanda cilde de çok iyi geliyor.Gece körlüğü veya karanlıkta net görememekten şikayetçi misiniz? Hurmanın içinde yer alan A vitamini ile gözlerinizi sağlığına kavuşturabilirsiniz.<br />
<br />
Sindirimi güçlendirir<br />
<br />
Hurmada bulunan nikotinik asitin bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiğini biliniyor. hurma tüketiminin sindirime yardımcı olan iyi bakterilen çoğalmasını sağladığı belirtildi.Hurmalar ayrıca lif kaynağıdır. Kabızlık sorunu çekenlerin hurma yemesi önerilir.<br />
<br />
Ağrıları geçirir<br />
<br />
Kulağa tuhaf gelebilir ancak magnezyum içeren hurma, ağrıları geçirir ve terlemeyi önler. Magnezyum doğal kas gevşetici olduğundan ayrıca stres kaynaklı baş ağrılarını da iyi gelir.<br />
<br />
Daha iyi uyumanızı sağlar<br />
<br />
Uyumadan önce hurma yemeyi deneyin. Triptofan adındaki amino asit açısından zengin olan hurma, tüketilmesi halinde serotonin salgısını hızlandırır ve rahatça uyumanızı sağlar.<br />
</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mucizevi meyve hurmanın faydaları son yıllarda yapılan araştırmalarla daha çok anlaşılmaktadır. İşte tüketildiğinde vücutta meydana getirdiği müthiş değişiklikler<br />
<br />
<img src="http://image.cdn.haber7.com//haber/haber7/photos/2017/07/gunde_3_tane_yiyin_bakin_vucudunuzda_neler_oluyor_1487232464_5974.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: gunde_3_tane_yiyin_bakin_vucudunuzda_nel...4_5974.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Günde 3 tane yiyin, bakın vücudunuzda neler oluyor<br />
<br />
Hurmada A, B ve C vitaminleri, kalsiyum, demir ve 10 farklı mineral bulunur.<br />
<br />
Yapılan araştırmalarda, yarım bardak nar suyu ve üç hurma tükettiğiniz takdirde kardiyovasküler rahatsızlıklara yakalanma şansınızın neredeyse sıfır olduğu görüldü.<br />
<br />
Enerji verir<br />
<br />
Hurmanın sindirimi çok kolaydır ve tüketiminin ardından aniden enerji verir.Tıpkı kuru yemişler gibi hurmalar harika atıştırmalıklardır. Hurmanın içinde früktoz size bitmek bilmeyen enerji verir. Hurmadaki vitaminler ise beyninizin daha iyi çalışmasını sağlar.<br />
<br />
Damar tıkanıklığıyla savaşır<br />
<br />
Nar suyu ve hurmanın aynı anda tüketilmesinin damar tıkanıklığına iyi geldiğini savunuluyor. Damar tıkanıklığı beraberinde kalp krizini getirdiğinden son derece ölümcül bir rahatsızlık ve hurma buna çözüm olabiliyor.Damar tıkanıklığına en iyi gelen şey ise aslında hurmanın çekirdeği. Çekirdeği toz haline getirip tüketmeniz gerekiyor.<br />
<br />
Karaciğeri güçlendirir<br />
<br />
Hurmalar, magnezyum kaynağıdır. Daha iyi hücreler ve karaciğer için de magnezyum şarttır. Hurmanın, karaciğer fibrozu ve siroza iyi geldiği belirtiliyor.<br />
<br />
Gözlerinizi keskinleştirir<br />
<br />
A vitamini açısından zengin olan hurmalar gözünüzün sağlığı için çok önemlidir. Hurma aynı zamanda cilde de çok iyi geliyor.Gece körlüğü veya karanlıkta net görememekten şikayetçi misiniz? Hurmanın içinde yer alan A vitamini ile gözlerinizi sağlığına kavuşturabilirsiniz.<br />
<br />
Sindirimi güçlendirir<br />
<br />
Hurmada bulunan nikotinik asitin bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiğini biliniyor. hurma tüketiminin sindirime yardımcı olan iyi bakterilen çoğalmasını sağladığı belirtildi.Hurmalar ayrıca lif kaynağıdır. Kabızlık sorunu çekenlerin hurma yemesi önerilir.<br />
<br />
Ağrıları geçirir<br />
<br />
Kulağa tuhaf gelebilir ancak magnezyum içeren hurma, ağrıları geçirir ve terlemeyi önler. Magnezyum doğal kas gevşetici olduğundan ayrıca stres kaynaklı baş ağrılarını da iyi gelir.<br />
<br />
Daha iyi uyumanızı sağlar<br />
<br />
Uyumadan önce hurma yemeyi deneyin. Triptofan adındaki amino asit açısından zengin olan hurma, tüketilmesi halinde serotonin salgısını hızlandırır ve rahatça uyumanızı sağlar.<br />
</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ev yoğurdunun 9 faydası]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ev-yogurdunun-9-faydasi</link>
			<pubDate>Sun, 29 Jan 2017 23:46:59 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=24903">Nazlıcan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ev-yogurdunun-9-faydasi</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Her gün düzenli olarak tüketildiğinde bağışıklığı güçlendirmesinden bağırsak sağlığını korumasına, yağ yakımını hızlandırmasından tatlı krizini önlemesine dek vücudumuz için çok önemli faydası var.<br />
Yoğurdun kalsiyumun başlıca kaynaklarından olduğunu biliyoruz ama diğer faydalarından pek çoğumuzun haberi yok. Oysa her gün düzenli olarak tüketildiğinde bağışıklığı güçlendirmesinden bağırsak sağlığını korumasına, yağ yakımını hızlandırmasından tatlı krizini önlemesine dek vücudumuz için çok önemli faydaları var. Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal, yoğurdun sadece kalsiyum kaynağı olmasıyla değil, içerdiği protein ve yararlı bakteriler ile de sofraların baş tacı olmayı hak ettiğini belirterek, “Özellikle günlük süt ile evde mayalanan yoğurdun probiyotik içeriği artıyor ve bağırsaklar için daha da faydalı bir hal alıyor” diyor. Yetişkinlerin günde bir kase, çocukların da en azından günde 6 yemek kaşığı ev yoğurdu tüketmeleri gerektiğini vurgulayan Öçal, ev yoğurdunun 9 faydasını anlattı, yoğurt yapımı tarifi verdi.<br />
<br />
İşte o faydalar:<br />
<br />
-Bağırsak sağlığını koruyor<br />
<br />
Katkı maddesinden uzak evde yapılan doğal yoğurtlar, hazır yoğurtlara göre daha yüksek miktarda probiyotik içeriyor. Bu bağırsak dostu bakteriler ise, bağırsak duvarında bulunan ve besin emilimini sağlayan villusların yapısını koruyarak bağırsak hareketlerini düzenliyor. Bu sayede kabızlık, ishal, hazımsızlık gibi sıkıntıların da önüne geçiyor.<br />
<br />
-Yağ yakımına destek oluyor<br />
<br />
Yoğurt içerdiği kalsiyum sayesinde özellikle karın bölgesinde oluşan yağlanmanın azaltılmasında etkili oluyor. <br />
<br />
-Tansiyonu düzenliyor<br />
<br />
Amerikan Kalp Vakfı’nın yaptığı ve 15 yıl süren bir çalışmada, düzenli yoğurt tüketmenin yüksek tansiyon riskini azalttığı ve her gün bir kase yoğurt tüketen kişilerin büyük tansiyonlarının normal değerlerde olduğu ortaya konuluyor. <br />
<br />
-Bağışıklık sistemini güçlendiriyor<br />
<br />
Yoğurt, bağışıklık sistemini destekleyen, hastalık ve enfeksiyon gibi durumlarla savaşan T hücrelerinin aktivasyonunu artırıyor ve daha güçlü hale getiriyor. Bağırsak sağlığı için önemli dost bakteriler sayesinde de bağışıklığı destekleyerek vücudu enfeksiyona karşı dirençli hale getiriyor. <br />
<br />
İçerdiği kalsiyum sayesinde çocuklarda diş ve kemik oluşumunu destekleyen yoğurt, yetişkinlerde de özellikle yaşın ilerlemesiyle beraber oluşan osteoporoz, kemik yoğunluğunda azalma gibi hastalıkların önüne geçiyor.<br />
<br />
-Kolesterolü düzenliyor<br />
<br />
Özellikle kaymaksız olarak tüketilen ev yoğurdu kolesterolün düşürülmesine destek oluyor. Bağırsaklarda oluşan emilim bozukluklarını önleyerek, fazla yağın dışkı ile vücuttan atılmasını sağlıyor ve bu şekilde kolesterol seviyelerinin yükselmesini önlüyor.<br />
<br />
-Cilt ve deri hastalıklarına karşı koruyor<br />
<br />
Bilimsel çalışmalar yoğurdun, içerdiği yararlı bakteriler sayesinde ciltte oluşan sivilce ve kızarıklıklara iyi geldiğini gösteriyor. Probiyotik bakteriler sayesinde aynı zamanda kadınlarda sıklıkla karşılaşılan vajinal mantar enfeksiyonlarına karşı da koruyucu rol oynuyor.<br />
<br />
-Kas gelişimini destekliyor<br />
<br />
Yoğurt içerdiği protein sayesinde özellikle egzersiz sonrası yıpranan kasların onarılmasında görev alıyor. Protein dokuların gelişmesi ve onarılmasını sağlayan temel besin öğesidir. <br />
<br />
-Tatlı isteğinin önüne geçiyor<br />
<br />
Bir kase yoğurt tüketerek tatlı isteğinizi önleyebilirsiniz. Bir kase yoğurt protein, karbonhidrat ve yağ miktarını dengeli bir şekilde içerdiği için kan şekerinin dengelenmesini sağlıyor. Özellikle canınız tatlı istediğinde ise ev yapımı meyveli yoğurt yaparak ya da meyve ve yoğurdu blenderdan geçirdikten sonra dondurarak son derece sağlıklı tatlılar elde edebilirsiniz. <br />
<br />
REYHAN KESER - İSTANBUL<br />
<br />
*<br />
<br />
</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Her gün düzenli olarak tüketildiğinde bağışıklığı güçlendirmesinden bağırsak sağlığını korumasına, yağ yakımını hızlandırmasından tatlı krizini önlemesine dek vücudumuz için çok önemli faydası var.<br />
Yoğurdun kalsiyumun başlıca kaynaklarından olduğunu biliyoruz ama diğer faydalarından pek çoğumuzun haberi yok. Oysa her gün düzenli olarak tüketildiğinde bağışıklığı güçlendirmesinden bağırsak sağlığını korumasına, yağ yakımını hızlandırmasından tatlı krizini önlemesine dek vücudumuz için çok önemli faydaları var. Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Öçal, yoğurdun sadece kalsiyum kaynağı olmasıyla değil, içerdiği protein ve yararlı bakteriler ile de sofraların baş tacı olmayı hak ettiğini belirterek, “Özellikle günlük süt ile evde mayalanan yoğurdun probiyotik içeriği artıyor ve bağırsaklar için daha da faydalı bir hal alıyor” diyor. Yetişkinlerin günde bir kase, çocukların da en azından günde 6 yemek kaşığı ev yoğurdu tüketmeleri gerektiğini vurgulayan Öçal, ev yoğurdunun 9 faydasını anlattı, yoğurt yapımı tarifi verdi.<br />
<br />
İşte o faydalar:<br />
<br />
-Bağırsak sağlığını koruyor<br />
<br />
Katkı maddesinden uzak evde yapılan doğal yoğurtlar, hazır yoğurtlara göre daha yüksek miktarda probiyotik içeriyor. Bu bağırsak dostu bakteriler ise, bağırsak duvarında bulunan ve besin emilimini sağlayan villusların yapısını koruyarak bağırsak hareketlerini düzenliyor. Bu sayede kabızlık, ishal, hazımsızlık gibi sıkıntıların da önüne geçiyor.<br />
<br />
-Yağ yakımına destek oluyor<br />
<br />
Yoğurt içerdiği kalsiyum sayesinde özellikle karın bölgesinde oluşan yağlanmanın azaltılmasında etkili oluyor. <br />
<br />
-Tansiyonu düzenliyor<br />
<br />
Amerikan Kalp Vakfı’nın yaptığı ve 15 yıl süren bir çalışmada, düzenli yoğurt tüketmenin yüksek tansiyon riskini azalttığı ve her gün bir kase yoğurt tüketen kişilerin büyük tansiyonlarının normal değerlerde olduğu ortaya konuluyor. <br />
<br />
-Bağışıklık sistemini güçlendiriyor<br />
<br />
Yoğurt, bağışıklık sistemini destekleyen, hastalık ve enfeksiyon gibi durumlarla savaşan T hücrelerinin aktivasyonunu artırıyor ve daha güçlü hale getiriyor. Bağırsak sağlığı için önemli dost bakteriler sayesinde de bağışıklığı destekleyerek vücudu enfeksiyona karşı dirençli hale getiriyor. <br />
<br />
İçerdiği kalsiyum sayesinde çocuklarda diş ve kemik oluşumunu destekleyen yoğurt, yetişkinlerde de özellikle yaşın ilerlemesiyle beraber oluşan osteoporoz, kemik yoğunluğunda azalma gibi hastalıkların önüne geçiyor.<br />
<br />
-Kolesterolü düzenliyor<br />
<br />
Özellikle kaymaksız olarak tüketilen ev yoğurdu kolesterolün düşürülmesine destek oluyor. Bağırsaklarda oluşan emilim bozukluklarını önleyerek, fazla yağın dışkı ile vücuttan atılmasını sağlıyor ve bu şekilde kolesterol seviyelerinin yükselmesini önlüyor.<br />
<br />
-Cilt ve deri hastalıklarına karşı koruyor<br />
<br />
Bilimsel çalışmalar yoğurdun, içerdiği yararlı bakteriler sayesinde ciltte oluşan sivilce ve kızarıklıklara iyi geldiğini gösteriyor. Probiyotik bakteriler sayesinde aynı zamanda kadınlarda sıklıkla karşılaşılan vajinal mantar enfeksiyonlarına karşı da koruyucu rol oynuyor.<br />
<br />
-Kas gelişimini destekliyor<br />
<br />
Yoğurt içerdiği protein sayesinde özellikle egzersiz sonrası yıpranan kasların onarılmasında görev alıyor. Protein dokuların gelişmesi ve onarılmasını sağlayan temel besin öğesidir. <br />
<br />
-Tatlı isteğinin önüne geçiyor<br />
<br />
Bir kase yoğurt tüketerek tatlı isteğinizi önleyebilirsiniz. Bir kase yoğurt protein, karbonhidrat ve yağ miktarını dengeli bir şekilde içerdiği için kan şekerinin dengelenmesini sağlıyor. Özellikle canınız tatlı istediğinde ise ev yapımı meyveli yoğurt yaparak ya da meyve ve yoğurdu blenderdan geçirdikten sonra dondurarak son derece sağlıklı tatlılar elde edebilirsiniz. <br />
<br />
REYHAN KESER - İSTANBUL<br />
<br />
*<br />
<br />
</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hangi besin neye iyi geliyor]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-hangi-besin-neye-iyi-geliyor</link>
			<pubDate>Sun, 29 Jan 2017 00:43:09 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=24903">Nazlıcan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-hangi-besin-neye-iyi-geliyor</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mutfağınızda kullandığınız malzemeler baş ağrısından kabızlığa, cilt güzelliğinden saç sağlığına kadar her derde deva...<br />
<br />
Hangi besin neye iyi geliyor<br />
<br />
Sağlımızla ilgili bir problemle karşılaştığımızda mutfağımızdaki gıdalara bir göz atmakta fayda var. Çok severek tükettiğimiz besinlerin belki de vücut üzerindeki etkilerini bilmiyoruz.<br />
<br />
Prof. Dr. Dilek Demir Erol, hemen herkesin tükettiği gıdaların faydalarını ve hangi sağlık sorununa karşı koruyucu olduğunu anlatıyor.<br />
<br />
Baş ağrısı çekiyorsanız, kabızlık probleminiz varsa, saçlarınız cansızlaşmışsa sorunlarla baş etmek için sebze ve meyvelerden faydalanabilirsiniz. Süt içerek kemiklerinizi güçlendirebilir, kuru cilt için ton balığı, kanserle savaşta domates ve tofu tüketebilirsiniz…<br />
<br />
Hangi besin neye iyi geliyor<br />
- Ton balığında bulunan yağ asitleri kan basıncını düşürücü, migrene bağlı baş ağrılarını baskılayıcı, egzamayı önleyici ve kuru cilde nem desteği sağlayıcı özelliğe sahip bulunuyor. Besleyici, bağışıklık sistemini güçlendirici, kilo vermeye yardımcı özellikleri bulunan mantar kalori değeri de düşük olduğu için çok yense bile kilo aldırmaz.<br />
<br />
- Bol miktarda bitki selülozu bulunan mantar; kabızlığı önlüyor, kandaki kolesterol miktarını azaltıyor, ortalama bir meyveden daha fazla C vitamini içeren mantar, bu nedenle metabolizmayı da çalıştırıyor.<br />
<br />
- Süt ise D Vitamini ve kalsiyum içermesi nedeniyle kemikleri ve dişleri güçlendiriyor.<br />
<br />
- Kanseri önleyici birleşimi olan portakal, kişinin günlük C vitamini gereksinimini karşılıyor ve bakterilere karşı direnci artırıyor. Portakal, sağlığa zararlı olan ve tümör hücrelerinin gelişimine yardım eden serbest radikaller ile hızla savaşıyor.<br />
<br />
- A vitaminince zengin olan havuç, saça ve cilde iyi geliyor.<br />
<br />
- Ceviz ise beynin gıdasıdır. 1 pound ceviz (453 gr) yaklaşık 5 pound yumurtaya veya 9 pound süte eşdeğerdir. Cevizde bulunan proteinler arasında lysine maddesi bulunur. Bu madde beyin için faydalıdır ve göz altı torbalanmalarına da iyi gelir.<br />
<br />
- Cilde iyi gelen maden suyu, sindirime ve toksinlerin atılmasına da yardımcı oluyor.<br />
<br />
- Çilek suyu lezzetli olduğu kadar, sağlık açısından da faydalı özellikleri bulunuyor. Cilt dokusunu düzgünleştiren çilek, ishale iyi gelir, karaciğer ve idrar atılım sistem rahatsızlıklarında faydalıdır. Ayrıca diş eti rahatsızlıklarına iyi gelir; nefesi tazeler ve boğazı yumuşatır.<br />
<br />
- Kansere karşı savaşta etkili olan domates iştah açıcı, enerji verici ve cilt tonu açıcı özelliklere de sahip bulunuyor.<br />
<br />
- Lif ve C vitaminince zengin olan lahana sindirim sistemine iyi geliyor, detoksifikasyona da yardımcı oluyor.<br />
<br />
- Östrojen bakımından zengin olan soya fasulyesi kadın sağlığı için son derece önemli bir besin. Soya fasulyesinden elde edilen bir tür peynir olan ve iyi bir protein kaynağı olan tofunun, içeriğinde bulunan isoflavin adlı maddeler östrojeni azaltabiliyor. Göğüs kanserinden endişelenenlerin tofu yemesi öneriliyor.<br />
<br />
- Menopozdaki sıcak basmalarına, kabızlığa iyi gelen patates göz altı morluklarını da azaltıyor.<br />
<br />
- Sindirimi kolaylaştıran yoğurt, bağırsak enfeksiyonunu önlüyor ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Sütle karşılaştırıldığında; düşük yağ ve yüksek kalsiyum oranı nedeniyle yoğurt tercih edilmeli. B2 vitaminince zengin olan yoğurdun vücuda çok faydası bulunuyor.<br />
<br />
- Antioksidanlar, C vitamini, karotenoidlerden ve proteinden son derece zengin olan brokolinin; en iyi anti-aging gıdalardan biri ve anti kanser gıda olduğu biliniyor.<br />
<br />
- B12 vitamini içeren kabuklu deniz ürünlerinin cilt sağlığı, esnekliği ve parlaklığı için faydaları bulunuyor.<br />
<br />
- Özellikle kahvaltıların vazgeçilmezi yumurta ise hafızayı güçlendirmenin yanında, H vitamini (Biyotin) alımına ve sentezine yardım ediyor.<br />
<br />
- Çikolata yatıştırıcı özelliği, dokusu ve tadı ile beynin kortikal zevk merkezini uyarıyor. İşte bu nedenle çikolata yiyince kendimizi iyi hissediyoruz.<br />
<br />
- Selüloz, C vitamini ve şeker içeren elma; uçuk oluşmasını önlüyor, cildin parlaklığını korumasına yardımcı oluyor.<br />
<br />
*<br />
</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font">Mutfağınızda kullandığınız malzemeler baş ağrısından kabızlığa, cilt güzelliğinden saç sağlığına kadar her derde deva...<br />
<br />
Hangi besin neye iyi geliyor<br />
<br />
Sağlımızla ilgili bir problemle karşılaştığımızda mutfağımızdaki gıdalara bir göz atmakta fayda var. Çok severek tükettiğimiz besinlerin belki de vücut üzerindeki etkilerini bilmiyoruz.<br />
<br />
Prof. Dr. Dilek Demir Erol, hemen herkesin tükettiği gıdaların faydalarını ve hangi sağlık sorununa karşı koruyucu olduğunu anlatıyor.<br />
<br />
Baş ağrısı çekiyorsanız, kabızlık probleminiz varsa, saçlarınız cansızlaşmışsa sorunlarla baş etmek için sebze ve meyvelerden faydalanabilirsiniz. Süt içerek kemiklerinizi güçlendirebilir, kuru cilt için ton balığı, kanserle savaşta domates ve tofu tüketebilirsiniz…<br />
<br />
Hangi besin neye iyi geliyor<br />
- Ton balığında bulunan yağ asitleri kan basıncını düşürücü, migrene bağlı baş ağrılarını baskılayıcı, egzamayı önleyici ve kuru cilde nem desteği sağlayıcı özelliğe sahip bulunuyor. Besleyici, bağışıklık sistemini güçlendirici, kilo vermeye yardımcı özellikleri bulunan mantar kalori değeri de düşük olduğu için çok yense bile kilo aldırmaz.<br />
<br />
- Bol miktarda bitki selülozu bulunan mantar; kabızlığı önlüyor, kandaki kolesterol miktarını azaltıyor, ortalama bir meyveden daha fazla C vitamini içeren mantar, bu nedenle metabolizmayı da çalıştırıyor.<br />
<br />
- Süt ise D Vitamini ve kalsiyum içermesi nedeniyle kemikleri ve dişleri güçlendiriyor.<br />
<br />
- Kanseri önleyici birleşimi olan portakal, kişinin günlük C vitamini gereksinimini karşılıyor ve bakterilere karşı direnci artırıyor. Portakal, sağlığa zararlı olan ve tümör hücrelerinin gelişimine yardım eden serbest radikaller ile hızla savaşıyor.<br />
<br />
- A vitaminince zengin olan havuç, saça ve cilde iyi geliyor.<br />
<br />
- Ceviz ise beynin gıdasıdır. 1 pound ceviz (453 gr) yaklaşık 5 pound yumurtaya veya 9 pound süte eşdeğerdir. Cevizde bulunan proteinler arasında lysine maddesi bulunur. Bu madde beyin için faydalıdır ve göz altı torbalanmalarına da iyi gelir.<br />
<br />
- Cilde iyi gelen maden suyu, sindirime ve toksinlerin atılmasına da yardımcı oluyor.<br />
<br />
- Çilek suyu lezzetli olduğu kadar, sağlık açısından da faydalı özellikleri bulunuyor. Cilt dokusunu düzgünleştiren çilek, ishale iyi gelir, karaciğer ve idrar atılım sistem rahatsızlıklarında faydalıdır. Ayrıca diş eti rahatsızlıklarına iyi gelir; nefesi tazeler ve boğazı yumuşatır.<br />
<br />
- Kansere karşı savaşta etkili olan domates iştah açıcı, enerji verici ve cilt tonu açıcı özelliklere de sahip bulunuyor.<br />
<br />
- Lif ve C vitaminince zengin olan lahana sindirim sistemine iyi geliyor, detoksifikasyona da yardımcı oluyor.<br />
<br />
- Östrojen bakımından zengin olan soya fasulyesi kadın sağlığı için son derece önemli bir besin. Soya fasulyesinden elde edilen bir tür peynir olan ve iyi bir protein kaynağı olan tofunun, içeriğinde bulunan isoflavin adlı maddeler östrojeni azaltabiliyor. Göğüs kanserinden endişelenenlerin tofu yemesi öneriliyor.<br />
<br />
- Menopozdaki sıcak basmalarına, kabızlığa iyi gelen patates göz altı morluklarını da azaltıyor.<br />
<br />
- Sindirimi kolaylaştıran yoğurt, bağırsak enfeksiyonunu önlüyor ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Sütle karşılaştırıldığında; düşük yağ ve yüksek kalsiyum oranı nedeniyle yoğurt tercih edilmeli. B2 vitaminince zengin olan yoğurdun vücuda çok faydası bulunuyor.<br />
<br />
- Antioksidanlar, C vitamini, karotenoidlerden ve proteinden son derece zengin olan brokolinin; en iyi anti-aging gıdalardan biri ve anti kanser gıda olduğu biliniyor.<br />
<br />
- B12 vitamini içeren kabuklu deniz ürünlerinin cilt sağlığı, esnekliği ve parlaklığı için faydaları bulunuyor.<br />
<br />
- Özellikle kahvaltıların vazgeçilmezi yumurta ise hafızayı güçlendirmenin yanında, H vitamini (Biyotin) alımına ve sentezine yardım ediyor.<br />
<br />
- Çikolata yatıştırıcı özelliği, dokusu ve tadı ile beynin kortikal zevk merkezini uyarıyor. İşte bu nedenle çikolata yiyince kendimizi iyi hissediyoruz.<br />
<br />
- Selüloz, C vitamini ve şeker içeren elma; uçuk oluşmasını önlüyor, cildin parlaklığını korumasına yardımcı oluyor.<br />
<br />
*<br />
</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hastalıktan korkanlar bu çayı içiyor!]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-hastaliktan-korkanlar-bu-cayi-iciyor</link>
			<pubDate>Mon, 16 Jan 2017 23:30:51 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=24903">Nazlıcan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-hastaliktan-korkanlar-bu-cayi-iciyor</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><br />
Hasta olmaktan korkanlar "kış çayına" yöneldi.<br />
<br />
<img src="http://image.cdn.haber7.com//haber/haber7/photos/2017/02/hastaliktan_korkanlar_bu_cayi_iciyor_1484136729_1233.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: hastaliktan_korkanlar_bu_cayi_iciyor_148...9_1233.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Hastalıktan korkanlar bu çayı içiyor!<br />
<br />
Tüm Aktarlar ve Baharatçılar Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiricileri Derneği (TABDER) Başkanı Ayhan Ercan, soğuk hava ile birlikte insanların hastalıklara önlem almak için aktarlara yöneldiğini, kış çaylarından zencefil, ıhlamur, adaçayı, havlıcan, ekinezya ve meyan kökünü tercih ettiğini söyledi.<br />
<br />
Ercan,  yaptığı açıklamada, geçmişte insanların nezle ve gribe yakalandıktan sonra aktarların yolunu tuttuğunu ancak şimdi toplumda "kış çayına" yönelik algının değiştiğini belirtti.<br />
<br />
Bitkilerin şifasından faydalanmak isteyen insanların artık havalar soğuyunca aktarların yolunu tuttuğunu ifade eden Ercan, "İnsanlar artık hastalanmadan önce önlem olarak kış çaylarına yöneliyor. Zencefil, ıhlamur, adaçayı, havlıcan, ekinezya ve meyan kökü havaların soğumasıyla kış hastalıklarına karşı koruyucu olarak kullanılıyor. Bu ürünlerin hastalığın nekahat sürecini de kısalttığı biliniyor." dedi.<br />
<br />
Soğuk algınlığına karşı tek bitkinin yanı sıra birkaç bitkiden oluşan karışım çaylarının da kullanıldığını aktaran Ercan, son aylarda pekmez, bal ve propolisin de bu karışımlara eklendiği bilgisini verdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ADAÇAYINA TALEP ARTTI"</span><br />
<br />
Kış hastalıklarına karşı kullanılan yerli bitkilerde 2016 kış aylarına göre belirgin fiyat farkı olmadığını dile getiren Ercan, ıhlamurun kilosunun geçtiğimiz yıl 150-200 lira, adaçayının ise 50 lira civarında olduğunu, bu yıl da fiyatların aynı düzeylerde seyrettiğini aktardı.<br />
<br />
Üründe mahsule bağlı fiyat artışı olmadığını ifade eden Ercan, "Yerli ürünlerin fiyatında bu yıl ciddi bir artış yok, ithal ürünlerde ise kur değişiminden kaynaklanan yüzde 25-30 artış var. Bu artış zencefil, zerdeçal, havlıcan, tarçın, karabiber, yenibahar ve hindistan cevizine yansıyor." dedi.<br />
<br />
Ihlamurun cep yakan fiyatı nedeniyle insanların dörtte bir fiyatına adaçayını "kış çayı" olarak tercih ettiğini vurgulayan Ercan, şöyle konuştu:<br />
<br />
"Adaçayı ve ıhlamur tüketim miktarı arasındaki makas daralıyor. Geçtiğimiz yıllarda insanlar 1 kilo adaçayı alıyorsa 10 kilo ıhlamur alıyordu. Şimdi ıhlamur 5 kilo satılıyorsa adaçayı 4 kilo satılıyor. Vatandaşlarımız, adaçayını mikrop kırıcı özelliği ve uygun fiyatı nedeniyle istiyor. Bu kışın yıldızı adaçayı diyebiliriz."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KEYİF ÇAYI İÇENLER DE VAR</span><br />
<br />
İzmir'in ünlü Tarihi Kemeraltı Çarşısı'ndaki bir aktarın çalışanı Veysi Şengel, soğuk hava ile birlikte müşterilerin en çok ıhlamur, adaçayı ve zencefil satın almak istediğini söyleyerek, "Soğuk algınlığı ve halsizlik için geliyorlar. Ihlamur ve adaçayını demleme usulü sabah akşam tüketmelerini öneriyoruz. Fiyatlar da bu yıl çok yüksek değil, adaçayının demeti 2 lira, zencefilin kilosu 10 lira, havlıcan ve papatyanın da kilosu 20-25 lira aralığında. Sadece hastalananlar değil, keyif için kış çayı içenler de var." dedi.<br />
<br />
Aktarın müşterilerinden Erdinç Altürk de havalar soğuyunca hastalanmamak için soluğu aktarda aldığını ancak kış çayı alırken insan sağlığına etkilerini çok iyi bilmediği bitkileri tüketmediğini de sözlerine ekledi.</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><br />
Hasta olmaktan korkanlar "kış çayına" yöneldi.<br />
<br />
<img src="http://image.cdn.haber7.com//haber/haber7/photos/2017/02/hastaliktan_korkanlar_bu_cayi_iciyor_1484136729_1233.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: hastaliktan_korkanlar_bu_cayi_iciyor_148...9_1233.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Hastalıktan korkanlar bu çayı içiyor!<br />
<br />
Tüm Aktarlar ve Baharatçılar Tıbbi ve Aromatik Bitki Yetiştiricileri Derneği (TABDER) Başkanı Ayhan Ercan, soğuk hava ile birlikte insanların hastalıklara önlem almak için aktarlara yöneldiğini, kış çaylarından zencefil, ıhlamur, adaçayı, havlıcan, ekinezya ve meyan kökünü tercih ettiğini söyledi.<br />
<br />
Ercan,  yaptığı açıklamada, geçmişte insanların nezle ve gribe yakalandıktan sonra aktarların yolunu tuttuğunu ancak şimdi toplumda "kış çayına" yönelik algının değiştiğini belirtti.<br />
<br />
Bitkilerin şifasından faydalanmak isteyen insanların artık havalar soğuyunca aktarların yolunu tuttuğunu ifade eden Ercan, "İnsanlar artık hastalanmadan önce önlem olarak kış çaylarına yöneliyor. Zencefil, ıhlamur, adaçayı, havlıcan, ekinezya ve meyan kökü havaların soğumasıyla kış hastalıklarına karşı koruyucu olarak kullanılıyor. Bu ürünlerin hastalığın nekahat sürecini de kısalttığı biliniyor." dedi.<br />
<br />
Soğuk algınlığına karşı tek bitkinin yanı sıra birkaç bitkiden oluşan karışım çaylarının da kullanıldığını aktaran Ercan, son aylarda pekmez, bal ve propolisin de bu karışımlara eklendiği bilgisini verdi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ADAÇAYINA TALEP ARTTI"</span><br />
<br />
Kış hastalıklarına karşı kullanılan yerli bitkilerde 2016 kış aylarına göre belirgin fiyat farkı olmadığını dile getiren Ercan, ıhlamurun kilosunun geçtiğimiz yıl 150-200 lira, adaçayının ise 50 lira civarında olduğunu, bu yıl da fiyatların aynı düzeylerde seyrettiğini aktardı.<br />
<br />
Üründe mahsule bağlı fiyat artışı olmadığını ifade eden Ercan, "Yerli ürünlerin fiyatında bu yıl ciddi bir artış yok, ithal ürünlerde ise kur değişiminden kaynaklanan yüzde 25-30 artış var. Bu artış zencefil, zerdeçal, havlıcan, tarçın, karabiber, yenibahar ve hindistan cevizine yansıyor." dedi.<br />
<br />
Ihlamurun cep yakan fiyatı nedeniyle insanların dörtte bir fiyatına adaçayını "kış çayı" olarak tercih ettiğini vurgulayan Ercan, şöyle konuştu:<br />
<br />
"Adaçayı ve ıhlamur tüketim miktarı arasındaki makas daralıyor. Geçtiğimiz yıllarda insanlar 1 kilo adaçayı alıyorsa 10 kilo ıhlamur alıyordu. Şimdi ıhlamur 5 kilo satılıyorsa adaçayı 4 kilo satılıyor. Vatandaşlarımız, adaçayını mikrop kırıcı özelliği ve uygun fiyatı nedeniyle istiyor. Bu kışın yıldızı adaçayı diyebiliriz."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">KEYİF ÇAYI İÇENLER DE VAR</span><br />
<br />
İzmir'in ünlü Tarihi Kemeraltı Çarşısı'ndaki bir aktarın çalışanı Veysi Şengel, soğuk hava ile birlikte müşterilerin en çok ıhlamur, adaçayı ve zencefil satın almak istediğini söyleyerek, "Soğuk algınlığı ve halsizlik için geliyorlar. Ihlamur ve adaçayını demleme usulü sabah akşam tüketmelerini öneriyoruz. Fiyatlar da bu yıl çok yüksek değil, adaçayının demeti 2 lira, zencefilin kilosu 10 lira, havlıcan ve papatyanın da kilosu 20-25 lira aralığında. Sadece hastalananlar değil, keyif için kış çayı içenler de var." dedi.<br />
<br />
Aktarın müşterilerinden Erdinç Altürk de havalar soğuyunca hastalanmamak için soluğu aktarda aldığını ancak kış çayı alırken insan sağlığına etkilerini çok iyi bilmediği bitkileri tüketmediğini de sözlerine ekledi.</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[YEŞİL SOĞANIN FAYDALARI NELERDİR?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-yesil-soganin-faydalari-nelerdir</link>
			<pubDate>Mon, 16 Jan 2017 23:28:50 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=24903">Nazlıcan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-yesil-soganin-faydalari-nelerdir</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Özellikle salatalardan eksik edilmeyen yeşil soğanın faydası saymakla bitmiyor. İştah açıcı etkisiyle bilinen yeşil soğan kullanımı konusunda ise uzmanlar uyarıyor.<br />
<br />
<img src="http://image.cdn.haber7.com//haber/haber7/photos/2017/02/yesil_soganin_faydasi_nelerdir_nelere_iyi_gelir_1484296102_2986.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: yesil_soganin_faydasi_nelerdir_nelere_iy...2_2986.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Yeşil soğanın faydası nelerdir? Nelere iyi gelir?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YEŞİL SOĞANIN FAYDALARI NELERDİR?</span><br />
<br />
Yeşil soğanın beyaz kısmı A, yeşil kısmı ise C vitamini içerir, ayrıca beyaz kısmı insanlar için beta karoten de içerir.<br />
<br />
Kalp hastalığı riskini azaltır<br />
<br />
Yeşil soğanın yapısında bulunup adenozin adı verilen madde kanın pıhtılaşmasını önlemeye yarar.<br />
<br />
Burun tıkanıklığı giderici etkisi vardır<br />
<br />
Ödem söktürücüdür<br />
<br />
Yeşil soğan yapısında bulunan koversil sebebiyle, oluşabilecek allerji ve kanser tehditlerine karşı önleyici etkisi vardır.<br />
<br />
Vücut direncini artırır. İdrar söktürür<br />
<br />
Astıma karşı iyi geldiği gibi, akciğer rahatsızlıklarında, grip ve soğuk algınlığı karşısında da insanlara fayda sağlar. Ayrıca, öksürüğün geçmesini sağlar ve akciğerdeki bronşların temizlenip rahatlamasında da faydalıdır.<br />
<br />
Vücutta biriken fazla suyu ve zararlı maddeleri dışarı atar<br />
<br />
Egzama karşısında insanlara avantajlar sağladığı gibi bunun haricinde meydana gelebilecek başka deri hastalıklarında da fayda sağlar.<br />
<br />
En bilinen özelliği ise iştah açıcı olmasıdır.<br />
<br />
yeşil-soğan-nerelere-iyi-gelir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UZMANLAR DİYET YAPANLARI UYARIYOR</span><br />
<br />
Özellikle iştah açıcı özelliğinden dolayı yeşil soğan diyet yapan kişilerin diyet süresince tüketmemesi gerekir. Soğanın dış kısmında buunan ince zar mide ağrısı çekmenize neden olabilir. Bu sebeple, hassas bir mideniz var ise, soğanın dışındaki zarı ayıklayıp tüketmeniz yararlı olacaktır. Mide rahatsızlığınız var ise, çiğ soğanı çok fazla tüketmemeniz uzmanlar tarafından önerilir<br />
<br />
*<br />
</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Özellikle salatalardan eksik edilmeyen yeşil soğanın faydası saymakla bitmiyor. İştah açıcı etkisiyle bilinen yeşil soğan kullanımı konusunda ise uzmanlar uyarıyor.<br />
<br />
<img src="http://image.cdn.haber7.com//haber/haber7/photos/2017/02/yesil_soganin_faydasi_nelerdir_nelere_iyi_gelir_1484296102_2986.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: yesil_soganin_faydasi_nelerdir_nelere_iy...2_2986.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Yeşil soğanın faydası nelerdir? Nelere iyi gelir?<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YEŞİL SOĞANIN FAYDALARI NELERDİR?</span><br />
<br />
Yeşil soğanın beyaz kısmı A, yeşil kısmı ise C vitamini içerir, ayrıca beyaz kısmı insanlar için beta karoten de içerir.<br />
<br />
Kalp hastalığı riskini azaltır<br />
<br />
Yeşil soğanın yapısında bulunup adenozin adı verilen madde kanın pıhtılaşmasını önlemeye yarar.<br />
<br />
Burun tıkanıklığı giderici etkisi vardır<br />
<br />
Ödem söktürücüdür<br />
<br />
Yeşil soğan yapısında bulunan koversil sebebiyle, oluşabilecek allerji ve kanser tehditlerine karşı önleyici etkisi vardır.<br />
<br />
Vücut direncini artırır. İdrar söktürür<br />
<br />
Astıma karşı iyi geldiği gibi, akciğer rahatsızlıklarında, grip ve soğuk algınlığı karşısında da insanlara fayda sağlar. Ayrıca, öksürüğün geçmesini sağlar ve akciğerdeki bronşların temizlenip rahatlamasında da faydalıdır.<br />
<br />
Vücutta biriken fazla suyu ve zararlı maddeleri dışarı atar<br />
<br />
Egzama karşısında insanlara avantajlar sağladığı gibi bunun haricinde meydana gelebilecek başka deri hastalıklarında da fayda sağlar.<br />
<br />
En bilinen özelliği ise iştah açıcı olmasıdır.<br />
<br />
yeşil-soğan-nerelere-iyi-gelir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UZMANLAR DİYET YAPANLARI UYARIYOR</span><br />
<br />
Özellikle iştah açıcı özelliğinden dolayı yeşil soğan diyet yapan kişilerin diyet süresince tüketmemesi gerekir. Soğanın dış kısmında buunan ince zar mide ağrısı çekmenize neden olabilir. Bu sebeple, hassas bir mideniz var ise, soğanın dışındaki zarı ayıklayıp tüketmeniz yararlı olacaktır. Mide rahatsızlığınız var ise, çiğ soğanı çok fazla tüketmemeniz uzmanlar tarafından önerilir<br />
<br />
*<br />
</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Turşu gribe kafa tutuyor]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-tursu-gribe-kafa-tutuyor</link>
			<pubDate>Mon, 16 Jan 2017 23:23:46 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=24903">Nazlıcan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-tursu-gribe-kafa-tutuyor</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size">Grip ve soğuk algınlıklarına karşı iyi gelen ve bağışıklık sistemine faydalı olan turşu, özellikle kış mevsiminde vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.<br />
<br />
<img src="http://image.cdn.haber7.com//haber/haber7/photos/2017/02/tursu_gribe_kafa_tutuyor_1484391225_5223.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: tursu_gribe_kafa_tutuyor_1484391225_5223.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Turşu gribe kafa tutuyor<br />
<br />
Kış mevsimlerinde ortaya çıkan bazı hastalıkların yaygın hale gelmesi, bağışıklık sistemine faydalı olan, grip ve soğuk algınlıklarına iyi gelen turşunun tüketimini de artırıyor.<br />
<br />
Sağlık açısından birçok yararı olan havuç, kornişon, salatalık, yeşil domates, biber, soğan, sarımsak, lahana ve kereviz yaprakları gibi sebzelerin, sirke, limon ve tuz desteğiyle yapılan turşular, özellikle kış aylarında yoğun ilgi görüyor.<br />
<br />
Bazı rahatsızlıklara iyi gelmesinin yanı sıra turşunun gribal enfeksiyonlara karşı koruyucu etkisinin bulunması, kış aylarında bu gıdaya talebi de artırıyor.<br />
<br />
Turşu satan esnaf Ünal Atalay, kış mevsiminde özellikle sarımsak, lahana ve salatalık turşusunun ilgi gördüğünü söyledi.<br />
<br />
"Bir kilogram sarımsak turşusu alanlar var"<br />
Doğal antibiyotik olarak bilinen sarımsak ile lahana turşularının grip ve soğuk algınlığına karşı şifa kaynağı olduğunun bilindiğini belirten Atalay, şöyle konuştu:<br />
<br />
"Kış aylarında turşu suyunun da tüketimi artıyor diyebilirim. Kendisini biraz hasta gibi hisseden vatandaşlarımız, bir bardak acılı turşu suyuyla hemen toparlanabiliyor. Sadece bir kilogram sarımsak turşusu alan müşterilerim var. Sadece suyu için gelen müşterilerim oluyor. Genel olarak tüm müşterilerimin bu dönemde ortak tüketim sebebi sağlık."<br />
<br />
Figen Alkılıçgil de sıklıkla turşu tükettiğini belirterek, "Bir takım sağlık problemlerim olduğu için dikkatli tüketmeye çalışıyorum." dedi.<br />
<br />
Prof. Dr. Alparslan Birdane, turşunun grip ve soğuk algınlığına fayda sağlayabileceğini belirterek, 18 yaşından büyük her 3 kişiden 1'inin hipertansiyon hastası olma riskinden dolayı bu gıdanın fazla tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;" class="mycode_font"><span style="font-size: 5pt;" class="mycode_size">Grip ve soğuk algınlıklarına karşı iyi gelen ve bağışıklık sistemine faydalı olan turşu, özellikle kış mevsiminde vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.<br />
<br />
<img src="http://image.cdn.haber7.com//haber/haber7/photos/2017/02/tursu_gribe_kafa_tutuyor_1484391225_5223.jpg" loading="lazy"  alt="[Resim: tursu_gribe_kafa_tutuyor_1484391225_5223.jpg]" class="mycode_img" /><br />
<br />
Turşu gribe kafa tutuyor<br />
<br />
Kış mevsimlerinde ortaya çıkan bazı hastalıkların yaygın hale gelmesi, bağışıklık sistemine faydalı olan, grip ve soğuk algınlıklarına iyi gelen turşunun tüketimini de artırıyor.<br />
<br />
Sağlık açısından birçok yararı olan havuç, kornişon, salatalık, yeşil domates, biber, soğan, sarımsak, lahana ve kereviz yaprakları gibi sebzelerin, sirke, limon ve tuz desteğiyle yapılan turşular, özellikle kış aylarında yoğun ilgi görüyor.<br />
<br />
Bazı rahatsızlıklara iyi gelmesinin yanı sıra turşunun gribal enfeksiyonlara karşı koruyucu etkisinin bulunması, kış aylarında bu gıdaya talebi de artırıyor.<br />
<br />
Turşu satan esnaf Ünal Atalay, kış mevsiminde özellikle sarımsak, lahana ve salatalık turşusunun ilgi gördüğünü söyledi.<br />
<br />
"Bir kilogram sarımsak turşusu alanlar var"<br />
Doğal antibiyotik olarak bilinen sarımsak ile lahana turşularının grip ve soğuk algınlığına karşı şifa kaynağı olduğunun bilindiğini belirten Atalay, şöyle konuştu:<br />
<br />
"Kış aylarında turşu suyunun da tüketimi artıyor diyebilirim. Kendisini biraz hasta gibi hisseden vatandaşlarımız, bir bardak acılı turşu suyuyla hemen toparlanabiliyor. Sadece bir kilogram sarımsak turşusu alan müşterilerim var. Sadece suyu için gelen müşterilerim oluyor. Genel olarak tüm müşterilerimin bu dönemde ortak tüketim sebebi sağlık."<br />
<br />
Figen Alkılıçgil de sıklıkla turşu tükettiğini belirterek, "Bir takım sağlık problemlerim olduğu için dikkatli tüketmeye çalışıyorum." dedi.<br />
<br />
Prof. Dr. Alparslan Birdane, turşunun grip ve soğuk algınlığına fayda sağlayabileceğini belirterek, 18 yaşından büyük her 3 kişiden 1'inin hipertansiyon hastası olma riskinden dolayı bu gıdanın fazla tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Limonlu su]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-limonlu-su</link>
			<pubDate>Sat, 08 Oct 2016 22:22:07 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30893">kalan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-limonlu-su</guid>
			<description><![CDATA[Limonlu su<br />
<br />
1 – Malum “Su Hayattır!”. Lmonlu su, zengin elektrolitleri ile (potasyum, kalsiyum ve magnezyum) bedenin her köşesini şahanesiyle sular.<br />
2 – Limonlu su, karaciğerin en sevdiğidir. Tüm yiyeceklerden daha fazla enzim üretmesine yardımcı olur.<br />
3 – Limonlu su, karaciğeri toksinlerden temizler, arındırır. Yani limonlu su, süper bir detoks içeceğidir.<br />
4 – Limonlu su, bağışıklık sistemini güçlendirir.<br />
5 – Limonlu su, bedenin kendini iyileştirme mucizesini destekler.<br />
6 – Limonlu su, serotonini yükseltir. Modu mutluluğa çevirir.<br />
7 – Limonlu su, stres savardır. Tüm endişeleri, negatif kuruntuları ve hatta depresyonu da alt eder.<br />
8 – Limonlu su, beyne iyi gelir. Dikkati canlandırır.<br />
9 – Limonlu su, metabolizma ve sindirimi sorunlarını giderir. Beden besinleri daha iyi özümser. Bu da elbette kilo vermek demektir.<br />
10 – Limonlu su, pektin lifi içeriği ile iştah kontrolü de sağlar.<br />
11 – Limonlu su, kemik erimesini önler.<br />
12 – Limonlu su, böbrek taşı, safra taşı, pankreas taşı ve kalsiyum birikimlerini eritir.<br />
13 – Limonlu su, kanı, damarları, arterleri temizler.<br />
14 – Limonlu su, yüksek tansiyona iyi gelir. Düşük tansiyonluların dikkat etmesi gerekebilir. Düşük tansiyon için limonlu suya Himalaya veya deniz tuzu eklenmesi önerilir.<br />
15 – Limonlu su, enfeksiyonları hafifletir.<br />
16 – Limonlu su, eklemlerde biriken ürik asidi seyreltir. Eklem ağrılarına ve dizlere iyi gelir.<br />
17 – Limonlu su, diş ağrılarına ve diş eti hastalıklarına da iyi gelir.<br />
18 – Limonlu su, bütün bedeni yeniler, gençleştirir.<br />
19 – Limonlu su, müthiş bir antioksidandır. Cildin kolajen üretimini destekler. Çizgiler, sarkmalar yok olur.<br />
20 – Limonlu su, vücudun pH değerini alkali yönünde yükseltir. Bedenin yüksek pH seviyesinde uzun süre kalmasını sağlar. Daha yüksek pH seviyesi, hastalıkların bedende yaşayamamasına sebep olur. Kanser dahi alkali bir ortamda yaşayamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Limonlu su<br />
<br />
1 – Malum “Su Hayattır!”. Lmonlu su, zengin elektrolitleri ile (potasyum, kalsiyum ve magnezyum) bedenin her köşesini şahanesiyle sular.<br />
2 – Limonlu su, karaciğerin en sevdiğidir. Tüm yiyeceklerden daha fazla enzim üretmesine yardımcı olur.<br />
3 – Limonlu su, karaciğeri toksinlerden temizler, arındırır. Yani limonlu su, süper bir detoks içeceğidir.<br />
4 – Limonlu su, bağışıklık sistemini güçlendirir.<br />
5 – Limonlu su, bedenin kendini iyileştirme mucizesini destekler.<br />
6 – Limonlu su, serotonini yükseltir. Modu mutluluğa çevirir.<br />
7 – Limonlu su, stres savardır. Tüm endişeleri, negatif kuruntuları ve hatta depresyonu da alt eder.<br />
8 – Limonlu su, beyne iyi gelir. Dikkati canlandırır.<br />
9 – Limonlu su, metabolizma ve sindirimi sorunlarını giderir. Beden besinleri daha iyi özümser. Bu da elbette kilo vermek demektir.<br />
10 – Limonlu su, pektin lifi içeriği ile iştah kontrolü de sağlar.<br />
11 – Limonlu su, kemik erimesini önler.<br />
12 – Limonlu su, böbrek taşı, safra taşı, pankreas taşı ve kalsiyum birikimlerini eritir.<br />
13 – Limonlu su, kanı, damarları, arterleri temizler.<br />
14 – Limonlu su, yüksek tansiyona iyi gelir. Düşük tansiyonluların dikkat etmesi gerekebilir. Düşük tansiyon için limonlu suya Himalaya veya deniz tuzu eklenmesi önerilir.<br />
15 – Limonlu su, enfeksiyonları hafifletir.<br />
16 – Limonlu su, eklemlerde biriken ürik asidi seyreltir. Eklem ağrılarına ve dizlere iyi gelir.<br />
17 – Limonlu su, diş ağrılarına ve diş eti hastalıklarına da iyi gelir.<br />
18 – Limonlu su, bütün bedeni yeniler, gençleştirir.<br />
19 – Limonlu su, müthiş bir antioksidandır. Cildin kolajen üretimini destekler. Çizgiler, sarkmalar yok olur.<br />
20 – Limonlu su, vücudun pH değerini alkali yönünde yükseltir. Bedenin yüksek pH seviyesinde uzun süre kalmasını sağlar. Daha yüksek pH seviyesi, hastalıkların bedende yaşayamamasına sebep olur. Kanser dahi alkali bir ortamda yaşayamaz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tek Seansla Zayıflayın-Rezonans Terapisi ile]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-tek-seansla-zayiflayin-rezonans-terapisi-ile</link>
			<pubDate>Mon, 16 Nov 2015 19:12:25 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30567">bindallı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-tek-seansla-zayiflayin-rezonans-terapisi-ile</guid>
			<description><![CDATA[selam arkadaşlar, sağlığımı da olumsuz etkileyen kilolarımı verebilmek için çok uğraştım yıllarca ama diyetlerde hep pes ediyordum, iştahım yüzünden. nihayetinde rezonans terapisi diye bir terapi duydum ve kliniğe gidip tek seans aldım. çok şükür, gerçekten de ardından verdikleri diyete kolaylıkla uyabildim, açlık hissetmeden. 20 kilo verdim şimdilik ve devam ediyorum. ihtiyacı olana öneriyorum, dua eder bana diye düşünüyorum, bende çok etkili oldu çünkü.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[selam arkadaşlar, sağlığımı da olumsuz etkileyen kilolarımı verebilmek için çok uğraştım yıllarca ama diyetlerde hep pes ediyordum, iştahım yüzünden. nihayetinde rezonans terapisi diye bir terapi duydum ve kliniğe gidip tek seans aldım. çok şükür, gerçekten de ardından verdikleri diyete kolaylıkla uyabildim, açlık hissetmeden. 20 kilo verdim şimdilik ve devam ediyorum. ihtiyacı olana öneriyorum, dua eder bana diye düşünüyorum, bende çok etkili oldu çünkü.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[eyup (a.s.) ve kıskanç şeytan]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-eyup-a-s-ve-kiskanc-seytan</link>
			<pubDate>Thu, 22 Oct 2015 15:08:39 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30437">alemra</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-eyup-a-s-ve-kiskanc-seytan</guid>
			<description><![CDATA[Eyyub (a.s.) Suriye dolaylarında halkı Allah yoluna çağırmış ve bu arada başına birçok belâlar gelmesine rağmen hepsine gönül rahatlığı ile katlanarak üstün bir sabır örneği olmuş bir Peygamber'dir. <br />
<br />
Önceleri çevresinde eşi az bulunan büyük bir zengindi. Yine bir Peygamber sülâlesinin torunu olan babasından kendisine büyük bir miras kalmıştı. Sürü sürü koyunları, kervan kervan develeri ve bir o kadar sayıda katır ve eşekleri vardı. Civardaki en verimli tarlaların ve çayırların sahibi de kendisi idi. <br />
<br />
Öyle iken dünyanın servet ve zenginliğinde zerre kadar gözü yoktu. Dünya malının yine dünyaya kalacağını; servet ve zenginliğe aldananın hem dünyada hem de âhirette sefil olacağını iyi biliyordu. Zenginliği ile olduğu kadar benzersiz cömertliği ile de ün ve şöhret salmıştı. <br />
<br />
Kimsesiz yetimlerin öz babası, dulların koruyucusu ve yoksulların kayırıcısı idi. Civardaki bütün dara düşenler ve geçimini temin edemeyenler onun varlıklı kapısına başvururlar ve sayıları ne kadar çok olursa olsun hiçbirinin eli boş dönmezdi. Zengin ve cömert Eyyûb'ün çoluk çocuğu da kalabalıktı. Üç tane karısı ve on dört tane çocuğu vardı. Şeytan Eyyub (a.s.)'ın zengin servet ve malına rağmen dünyaya gönül vermemesine, varlığını ve malını Allah'ın adamış olmasına karşı çıldırtıcı derecede kıskançlık duyuyordu. "Eyyub (a.s.) hem bu dünyasını hem de öbür dünyasını kazanmanın sağlam yolunu tutmuştur. Ne yapıp etmeli ve hiç olmazsa dünyalarından birini yıkmalı; hatta mümkün olursa her ikisini de altüst etmeli" diye düşünüyordu. <br />
<br />
Öte yandan yüce Allah (c.c.), lânetlik şeytanın neler düşündüğünü, dosdoğru yola koyulmuş Eyyub'e ne benzersiz bir kıskançlıkla göz diktiğini biliyordu. Bir gün şeytanın içindekileri dökmesi için ona şöyle sordu; "Sevgili kulum Eyyub hakkında neler düşünüyorsun?" Şeytan fırsatını bulmuştu; hemen cevap verdi; "Ne olacak! Eyyub ateşin yakmakla bitiremeyeceği geniş bir servetin sahibidir. Zenginliğinin hatırı ve malının elinden çıkmaması için sana bağlılık göstermekte ve ibadet etmektedir. Malını yitirip rahatı ve saadeti elinden kaçsa bir saatliğine bile sana bu günkü gibi bağlılık göstermesi mümkün değildir." <br />
<br />
Yüce Allah (c.c.) Peygamberlerinden biri olan Eyyub'u iyi tanımakta ve yoluna bağlılığının dünya serveti ile uzaktan yakından ilgili olmadığını kesinlikle bildirmektedir. Bu apaçık gerçeği, Allah'a karşı gelmenin yolunun ilk koyucusu olan lânetlik şeytana da ispat etmeyi diler, yukarıdaki iddialara cevap vermek üzere şöyle der; "Sen her zaman olduğu gibi yine yanılıyorsun. Eyyub'un bana olan bağlılığı, dünya hayatına kavuşmuş olması ile alâkalı değildir. Dünyadaki en yoksul ve en çaresiz kullarımdan biri olsa O, yolunu değiştirmeyecektir. Bunu iyi biliyorum, ama mademki sen tersini düşünüyorsun, dediklerimin doğruluğunu sana da ispat edeceğim. Sevgili kulum Eyyub'ü imtihana tabi tutacağım. O'nu, sahip olduğu servet ve saadetinden iyice mahrum bırakarak çekilmez acıların kucağına atacağım. Göreceksin, bakalım, eşsiz ve samimi kulluğunda bir değişiklik, bir gevşeklik gösterecek mi?" <br />
<br />
Yüce Allah'ın şeytana söylediği sözlerin arkasından gelen yıllar Eyyub'un ardı arkası gelmez belâ ve felâket yılları oldu. Önce yaygın bulaşıcı bir hayvan hastalığı bütün sürülerini ve kervanlarını göz yumup açana kadar silip süpürdü. Durumu Eyyub Peygamber'e bildirmeye geldikleri zaman O'nu namazlığın üzerinde diz çökmüş, biricik Allah'ına yalvarırken buldular. Eyyub'un kâhyasına verdiği cevap gayet kısa olmuştur; "Sürü ve kervanları bana veren Allah'tır. Şimdi alan da O, ne yaparsa yerli yerindedir." <br />
<br />
Arkasından beldeye çöken kavurucu bir kuraklık. Eyyub'un bütün tarlarını verimsiz kum yığını haline getirdi. Allah'ın sevgimi Peygamber'i bu afeti de eşsiz bir dayanıklılıkla karşıladı. İbadet ve Allah'a bağlılığında zerre kadar eksiklik ve gevşeklik göstermedi. Fakat felâketler Eyyub'u durmadan kovalıyor, tükenmek bilmiyordu. Bir gün komşu evlerde ancak zararsız bir sarsıntı olarak duyulan bir deprem evini, aile halkının üzerine yıkmış; üç karısından ikisi ile birlikte bütün çocukları çöküntüler altında can vermişti. <br />
<br />
Eyyub'un başına gelen felâketler bu kadarla da kalmadı. Dillere destan olmuş servetini ve çoluk çocuğunu kaybettikten sonra ağır ve bulaşıcı bir hastalığa da yakalandı. Yine de Allah'a bağlılıktan ve kesintisiz ibadetten bir adım geri kalmadı. Yanında bir tek karısı kalmıştı. Beraberce bir fakir kulübesine sağındılar. Servetinin bol olduğu günlerde önünde saygı ile eğilen halk, birbirini kovalayan felâketlerin sonunda çaresiz bir sefalete düşünce Eyyub'den iyice yüz çevirdiler. <br />
<br />
Eyyub'un hastalığı günden güne ilerliyor ve vücudunu adım adım tüketiyordu. Her tarafını kurtlar sarmıştı. Günün birinde komşuları, kocasının yastığı başından ayrılmayan eşine başvurarak şöyle dediler; "Eyyub'un hastalığı çok tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalıktır, Şehrimize yayılmasından endişe duyuyoruz. Onun için sen hemen kocanı yanına alarak şehrimizi terket yoksa sizi zorla çıkaracağız." <br />
<br />
Haberi duyan Eyyub (a.s.) bu felâketin karşısında da sabır ve bağlılığını elden bırakmadı. Hemşehrilerinin dediklerine uyarak kulübesinden ayrılmaya karar verdi. Sadık eşinin sırtında, doğup büyüdüğü ve iyi günlerinde bütün hayatında saygı gördüğü şehrinden ayrılarak yakınlardaki bir ormana sığındı. <br />
<br />
Karsı şehirden getirdiği balta ile ağaç keserek içinde oturabilecekleri bir kulübe yaptı. Eyyub (a.s.) yine ibadetine devam ediyor; olup bitenler karşısında bir tek şikayet sesi bile yükselmiyordu. Halbuki Peygamberlerin duası reddedilmezdi. Durumunun düzelmesi için bir defa bile el kaldırıp Allah'ına yalvarsa duası kesinlikle kabul edilecek ve tekrar eski günlerine dönecekti. <br />
<br />
Fakat gönlünde Allah'tan gelen herşeyi hoşnutlukla karşılayan sarsılmaz bir iman aydınlığı barındırıyordu. İşin sonu nereye varırsa varsın; başına ne ölçüde çekilmez ve katlanmaz felâketler gelirse gelsin, şahsı adına yüce Allah'ın işine karışmayı düşünmüyordu. <br />
<br />
Hatta bir defasında karısı O'na "Sen büyük bir Peygambersin. Allah'a yalvar da hiç olmazsa seni öldürücü hastalıktan kurtarsın" diye teklif edince önce gücenmiş; sonra da eşine şu cevabı vermiş; "Ne yüzle durumumdan şikayet edecek ve Allah'tan iyi günler dileyeceğim. Zenginlik ve saadet için geçen seksen seneme karşılık üç dört yıldan beri felaketli yıllar yaşıyorum. Felaketli yıllarım iyilik ve rahmet içinde geçen günlerim kadar oldu mu ki ağzımı açmaya yüzüm olabilsin?" <br />
<br />
Ağır ve devasız hastalık nihayet sabırlı Eyyub'ü artık bitirmek üzere idi. Vücudunu tarayan kurtlar her yanını tüketmiş, sadece kalbi ile dili kalmıştı. Artı yenecek bir tarafı kalmadığı için kemik kalıntısı haline gelen vücudunu terk eden kurtların ikisi dili ile kalbine saplanmıştı. <br />
<br />
O, ana kadar hiçbir insanoğlunun eşini gösteremeyeceği bir sabırla başına gelen felâketlere katlanan Eyyub (a.s.) kalbi ile dilini kurtlar sarınca gözyaşları dökerek Allah'a şöyle sesleniyordu: <br />
<br />
"Yüce Allah'ım. Şu ana kadar başıma gelenler halkın düşüncesine göre her ne kadar ağır felâketler idiyse de benim umurumda değildi; hiçbirini sana karşı şikayet etmemi gerektirecek sebepler olarak görmedim. Başıma ne gelirse gelsin sana karşı taşıdığım imanla aydınlanan bir kalbim ve her an seni zikreden bir dilim vardı. Bu iki âzâ ile sana karşı olan kulluğumu yerine getirebiliyordum. <br />
<br />
Ama şimdi kurtlar bu âzalarıma saldırdılar. Onlardan da mahrum kalırsam sana karşı beslediğim imanı nerede taşıyacak ve seni neyle anacağım. Şu andaki derdim ve gözyaşlarım bu yüzdendir." <br />
<br />
Bunun üzerine imtihanı tam bir başarı ile bitiren Eyyub'e yüce Allah (c.c.) önce sıhhatini sonra da daha evvel elinden çıkan servet ve evlâtlarını geri vererek onu eski rahat günlerine döndürdü. <br />
<br />
Nitekim yüce Allah şöyle buyuruyor: <br />
<br />
"Eyyub'un duasını kabul ettik. Üzerinden belâ ve musibetleri savdık. O'na (önce sıhhatini sonra da daha evvel) elinden çıkan servet ve evlâtlarını geri verdik. Üstelik de daha da çoğaltarak tarafımızdan nimet verdik. Bütün bunları Allah'a ibadet edenlere öğüt (ve ibret) olsun diye yaptık." (Enbiya, 84)<br />
<br />
<br />
Yüce Allah (c.c.) cümlemizi belâ ve musibetlere karşı sabırla katlanan kullarından eylesin, âmin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Eyyub (a.s.) Suriye dolaylarında halkı Allah yoluna çağırmış ve bu arada başına birçok belâlar gelmesine rağmen hepsine gönül rahatlığı ile katlanarak üstün bir sabır örneği olmuş bir Peygamber'dir. <br />
<br />
Önceleri çevresinde eşi az bulunan büyük bir zengindi. Yine bir Peygamber sülâlesinin torunu olan babasından kendisine büyük bir miras kalmıştı. Sürü sürü koyunları, kervan kervan develeri ve bir o kadar sayıda katır ve eşekleri vardı. Civardaki en verimli tarlaların ve çayırların sahibi de kendisi idi. <br />
<br />
Öyle iken dünyanın servet ve zenginliğinde zerre kadar gözü yoktu. Dünya malının yine dünyaya kalacağını; servet ve zenginliğe aldananın hem dünyada hem de âhirette sefil olacağını iyi biliyordu. Zenginliği ile olduğu kadar benzersiz cömertliği ile de ün ve şöhret salmıştı. <br />
<br />
Kimsesiz yetimlerin öz babası, dulların koruyucusu ve yoksulların kayırıcısı idi. Civardaki bütün dara düşenler ve geçimini temin edemeyenler onun varlıklı kapısına başvururlar ve sayıları ne kadar çok olursa olsun hiçbirinin eli boş dönmezdi. Zengin ve cömert Eyyûb'ün çoluk çocuğu da kalabalıktı. Üç tane karısı ve on dört tane çocuğu vardı. Şeytan Eyyub (a.s.)'ın zengin servet ve malına rağmen dünyaya gönül vermemesine, varlığını ve malını Allah'ın adamış olmasına karşı çıldırtıcı derecede kıskançlık duyuyordu. "Eyyub (a.s.) hem bu dünyasını hem de öbür dünyasını kazanmanın sağlam yolunu tutmuştur. Ne yapıp etmeli ve hiç olmazsa dünyalarından birini yıkmalı; hatta mümkün olursa her ikisini de altüst etmeli" diye düşünüyordu. <br />
<br />
Öte yandan yüce Allah (c.c.), lânetlik şeytanın neler düşündüğünü, dosdoğru yola koyulmuş Eyyub'e ne benzersiz bir kıskançlıkla göz diktiğini biliyordu. Bir gün şeytanın içindekileri dökmesi için ona şöyle sordu; "Sevgili kulum Eyyub hakkında neler düşünüyorsun?" Şeytan fırsatını bulmuştu; hemen cevap verdi; "Ne olacak! Eyyub ateşin yakmakla bitiremeyeceği geniş bir servetin sahibidir. Zenginliğinin hatırı ve malının elinden çıkmaması için sana bağlılık göstermekte ve ibadet etmektedir. Malını yitirip rahatı ve saadeti elinden kaçsa bir saatliğine bile sana bu günkü gibi bağlılık göstermesi mümkün değildir." <br />
<br />
Yüce Allah (c.c.) Peygamberlerinden biri olan Eyyub'u iyi tanımakta ve yoluna bağlılığının dünya serveti ile uzaktan yakından ilgili olmadığını kesinlikle bildirmektedir. Bu apaçık gerçeği, Allah'a karşı gelmenin yolunun ilk koyucusu olan lânetlik şeytana da ispat etmeyi diler, yukarıdaki iddialara cevap vermek üzere şöyle der; "Sen her zaman olduğu gibi yine yanılıyorsun. Eyyub'un bana olan bağlılığı, dünya hayatına kavuşmuş olması ile alâkalı değildir. Dünyadaki en yoksul ve en çaresiz kullarımdan biri olsa O, yolunu değiştirmeyecektir. Bunu iyi biliyorum, ama mademki sen tersini düşünüyorsun, dediklerimin doğruluğunu sana da ispat edeceğim. Sevgili kulum Eyyub'ü imtihana tabi tutacağım. O'nu, sahip olduğu servet ve saadetinden iyice mahrum bırakarak çekilmez acıların kucağına atacağım. Göreceksin, bakalım, eşsiz ve samimi kulluğunda bir değişiklik, bir gevşeklik gösterecek mi?" <br />
<br />
Yüce Allah'ın şeytana söylediği sözlerin arkasından gelen yıllar Eyyub'un ardı arkası gelmez belâ ve felâket yılları oldu. Önce yaygın bulaşıcı bir hayvan hastalığı bütün sürülerini ve kervanlarını göz yumup açana kadar silip süpürdü. Durumu Eyyub Peygamber'e bildirmeye geldikleri zaman O'nu namazlığın üzerinde diz çökmüş, biricik Allah'ına yalvarırken buldular. Eyyub'un kâhyasına verdiği cevap gayet kısa olmuştur; "Sürü ve kervanları bana veren Allah'tır. Şimdi alan da O, ne yaparsa yerli yerindedir." <br />
<br />
Arkasından beldeye çöken kavurucu bir kuraklık. Eyyub'un bütün tarlarını verimsiz kum yığını haline getirdi. Allah'ın sevgimi Peygamber'i bu afeti de eşsiz bir dayanıklılıkla karşıladı. İbadet ve Allah'a bağlılığında zerre kadar eksiklik ve gevşeklik göstermedi. Fakat felâketler Eyyub'u durmadan kovalıyor, tükenmek bilmiyordu. Bir gün komşu evlerde ancak zararsız bir sarsıntı olarak duyulan bir deprem evini, aile halkının üzerine yıkmış; üç karısından ikisi ile birlikte bütün çocukları çöküntüler altında can vermişti. <br />
<br />
Eyyub'un başına gelen felâketler bu kadarla da kalmadı. Dillere destan olmuş servetini ve çoluk çocuğunu kaybettikten sonra ağır ve bulaşıcı bir hastalığa da yakalandı. Yine de Allah'a bağlılıktan ve kesintisiz ibadetten bir adım geri kalmadı. Yanında bir tek karısı kalmıştı. Beraberce bir fakir kulübesine sağındılar. Servetinin bol olduğu günlerde önünde saygı ile eğilen halk, birbirini kovalayan felâketlerin sonunda çaresiz bir sefalete düşünce Eyyub'den iyice yüz çevirdiler. <br />
<br />
Eyyub'un hastalığı günden güne ilerliyor ve vücudunu adım adım tüketiyordu. Her tarafını kurtlar sarmıştı. Günün birinde komşuları, kocasının yastığı başından ayrılmayan eşine başvurarak şöyle dediler; "Eyyub'un hastalığı çok tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalıktır, Şehrimize yayılmasından endişe duyuyoruz. Onun için sen hemen kocanı yanına alarak şehrimizi terket yoksa sizi zorla çıkaracağız." <br />
<br />
Haberi duyan Eyyub (a.s.) bu felâketin karşısında da sabır ve bağlılığını elden bırakmadı. Hemşehrilerinin dediklerine uyarak kulübesinden ayrılmaya karar verdi. Sadık eşinin sırtında, doğup büyüdüğü ve iyi günlerinde bütün hayatında saygı gördüğü şehrinden ayrılarak yakınlardaki bir ormana sığındı. <br />
<br />
Karsı şehirden getirdiği balta ile ağaç keserek içinde oturabilecekleri bir kulübe yaptı. Eyyub (a.s.) yine ibadetine devam ediyor; olup bitenler karşısında bir tek şikayet sesi bile yükselmiyordu. Halbuki Peygamberlerin duası reddedilmezdi. Durumunun düzelmesi için bir defa bile el kaldırıp Allah'ına yalvarsa duası kesinlikle kabul edilecek ve tekrar eski günlerine dönecekti. <br />
<br />
Fakat gönlünde Allah'tan gelen herşeyi hoşnutlukla karşılayan sarsılmaz bir iman aydınlığı barındırıyordu. İşin sonu nereye varırsa varsın; başına ne ölçüde çekilmez ve katlanmaz felâketler gelirse gelsin, şahsı adına yüce Allah'ın işine karışmayı düşünmüyordu. <br />
<br />
Hatta bir defasında karısı O'na "Sen büyük bir Peygambersin. Allah'a yalvar da hiç olmazsa seni öldürücü hastalıktan kurtarsın" diye teklif edince önce gücenmiş; sonra da eşine şu cevabı vermiş; "Ne yüzle durumumdan şikayet edecek ve Allah'tan iyi günler dileyeceğim. Zenginlik ve saadet için geçen seksen seneme karşılık üç dört yıldan beri felaketli yıllar yaşıyorum. Felaketli yıllarım iyilik ve rahmet içinde geçen günlerim kadar oldu mu ki ağzımı açmaya yüzüm olabilsin?" <br />
<br />
Ağır ve devasız hastalık nihayet sabırlı Eyyub'ü artık bitirmek üzere idi. Vücudunu tarayan kurtlar her yanını tüketmiş, sadece kalbi ile dili kalmıştı. Artı yenecek bir tarafı kalmadığı için kemik kalıntısı haline gelen vücudunu terk eden kurtların ikisi dili ile kalbine saplanmıştı. <br />
<br />
O, ana kadar hiçbir insanoğlunun eşini gösteremeyeceği bir sabırla başına gelen felâketlere katlanan Eyyub (a.s.) kalbi ile dilini kurtlar sarınca gözyaşları dökerek Allah'a şöyle sesleniyordu: <br />
<br />
"Yüce Allah'ım. Şu ana kadar başıma gelenler halkın düşüncesine göre her ne kadar ağır felâketler idiyse de benim umurumda değildi; hiçbirini sana karşı şikayet etmemi gerektirecek sebepler olarak görmedim. Başıma ne gelirse gelsin sana karşı taşıdığım imanla aydınlanan bir kalbim ve her an seni zikreden bir dilim vardı. Bu iki âzâ ile sana karşı olan kulluğumu yerine getirebiliyordum. <br />
<br />
Ama şimdi kurtlar bu âzalarıma saldırdılar. Onlardan da mahrum kalırsam sana karşı beslediğim imanı nerede taşıyacak ve seni neyle anacağım. Şu andaki derdim ve gözyaşlarım bu yüzdendir." <br />
<br />
Bunun üzerine imtihanı tam bir başarı ile bitiren Eyyub'e yüce Allah (c.c.) önce sıhhatini sonra da daha evvel elinden çıkan servet ve evlâtlarını geri vererek onu eski rahat günlerine döndürdü. <br />
<br />
Nitekim yüce Allah şöyle buyuruyor: <br />
<br />
"Eyyub'un duasını kabul ettik. Üzerinden belâ ve musibetleri savdık. O'na (önce sıhhatini sonra da daha evvel) elinden çıkan servet ve evlâtlarını geri verdik. Üstelik de daha da çoğaltarak tarafımızdan nimet verdik. Bütün bunları Allah'a ibadet edenlere öğüt (ve ibret) olsun diye yaptık." (Enbiya, 84)<br />
<br />
<br />
Yüce Allah (c.c.) cümlemizi belâ ve musibetlere karşı sabırla katlanan kullarından eylesin, âmin...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sülük Terapisi]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-suluk-terapisi</link>
			<pubDate>Tue, 14 Jul 2015 23:23:03 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=26195">sitare</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-suluk-terapisi</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>