<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - Beyin Fırtınası]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 20:58:32 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Karadelikler genişleyen uzay-zaman dokusunu besliyor olabilirler.(bir teory)]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-karadelikler-genisleyen-uzay-zaman-dokusunu-besliyor-olabilirler-bir-teory</link>
			<pubDate>Tue, 15 Jan 2019 23:06:10 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33343">cosmos</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-karadelikler-genisleyen-uzay-zaman-dokusunu-besliyor-olabilirler-bir-teory</guid>
			<description><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/GNc9Dq-O8kQ" frameborder="0" allowfullscreen></iframe><br />
<br />
Videoyu izleyip biraz fikir sahibi olduysak teorime geçebiliriz.<br />
<br />
Şimdi bu g.tumden uydurduğum bir teori de olabilir ama aksi kanıtlanamadığı müddetçe neden olmasın.Evet.Uzayda gördüğümüz ve karadelik diye adlandırdığımız bu olay belki de uzay dokusunu besliyordur.Bildiğiniz üzere evren genişliyor.Doppler etkisi öyle söylüyor en azından. E genişleyen bir uzay var elimizde. Öyleyse...Peki bu uzay dokusu neden yırtılmıyor? İşte teorimin çıkış noktası tamda burası.Uzay-zaman-mekan dokusu.<br />
<br />
Her tarafından çekip uzattığımız bir sakız veya şişirilen bir sakız düşünün.Biz şişirdikçe veya sakızı çektikçe ne olacak?Yırtılacak. Evet. Aynen öyle.Evrenin sonuna dair teorilerden biri yani Bıg R.ı.p teory.Olası teorilerden biri ama bana pek mantıklı gelmiyor. Mantıklı gelmiyor çünkü bu model: evrenin dışında ne var sorusuna cevap vermiyor.Evren genişliyor... İy de nere genişliyor? Cevap yok tabi.Herneyse sakız örneğimize geri dönecek olursak.Ne demiştik. Unuttum : )). Neyse az durun baştan bidaha okuyayım. <br />
<br />
Ha evet.Sakızı şişiriyoruz,şişiriyoruz ve şişiriyo...Ne oluyor sakızın dokusu inceliyor ta ki kritik noktaya gelinceye kadar.İşte bunun gibi evrenin dokusununda bir kritik noktaya gelmemesi için ihtiyacımız olan tek şey sakız takviyesi yapmak.Elastike doku takviyesi. Sakızımıza ikinci bir sakız daha ekleyip kaldığımız yerden şişirmeye devam edebiliriz böylece sürekli genişleyen ve yırtılmayan bir sakızımız olur. Tabi bu teorimi benzetme yoluyla daha iyi kavrayabilmek için basit bir örnek.Buna benzer şekilde evrenin tek yaptığı bünyesindeki maddeyi öğütmek.Bu öğütme işinide karadelikler yapıyor.Maddeyi,atomu ; atom altı parçalarına kuarklarına,kuarklarından bile alt parçacıklara ayırıyor ta ki uzay dokusu elde edene kadar.İşte kara enerji ve kara maddenin çıkış noktası.Böylece uzay dokumuz genişlemeye devam edebilecek ve yırtılmayacak.Karadelikler bu amaca yani uzay dokusunu besleme amacına yönelik bir fonksiyonda olabilirler teoride. Peki ama uzayda ki bu materyal nerden geldi. Karadeliklerin oluşmasını sağlayıp aynı zamanda onları işleyip,öğütecek bu yıldızlar gezegenler,fotonlar,elementler filan nereden gelip uzay dokusuna girdi. İşte burda ikinci bir teorim devreye giriyor bigreaksiyon yani büyük tepkime, büyük füzyon gibi birşey ki evrenin hızlanarak genişlemesine hatta gittikçe daha da hızlanmasına sebep olan bir teory. Onuda sora not düşerim.ee hayal dünyasının sınırı yok ve dahi g.tten uydurmanın. Işık hızından daha hızlı olan tek şey evrenin genişlemesi deil "hayal gücü" diyeyim.Güneş ışınları 8dk44sn de Dünya'mıza geliyormuş ama bizler hayal gücümüzle anında Güneş'te hatta evrenin sınırında olabiliriz.Tek yapmamız gereken gözlerimizi kapamak ve hayal etmek.Fakat unutmayın;<br />
<br />
Hayaller hep önden gider ama her zaman gerçekler kazanır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<iframe class="inline-block max-w-full" width="560" height="315" src="//www.youtube.com/embed/GNc9Dq-O8kQ" frameborder="0" allowfullscreen></iframe><br />
<br />
Videoyu izleyip biraz fikir sahibi olduysak teorime geçebiliriz.<br />
<br />
Şimdi bu g.tumden uydurduğum bir teori de olabilir ama aksi kanıtlanamadığı müddetçe neden olmasın.Evet.Uzayda gördüğümüz ve karadelik diye adlandırdığımız bu olay belki de uzay dokusunu besliyordur.Bildiğiniz üzere evren genişliyor.Doppler etkisi öyle söylüyor en azından. E genişleyen bir uzay var elimizde. Öyleyse...Peki bu uzay dokusu neden yırtılmıyor? İşte teorimin çıkış noktası tamda burası.Uzay-zaman-mekan dokusu.<br />
<br />
Her tarafından çekip uzattığımız bir sakız veya şişirilen bir sakız düşünün.Biz şişirdikçe veya sakızı çektikçe ne olacak?Yırtılacak. Evet. Aynen öyle.Evrenin sonuna dair teorilerden biri yani Bıg R.ı.p teory.Olası teorilerden biri ama bana pek mantıklı gelmiyor. Mantıklı gelmiyor çünkü bu model: evrenin dışında ne var sorusuna cevap vermiyor.Evren genişliyor... İy de nere genişliyor? Cevap yok tabi.Herneyse sakız örneğimize geri dönecek olursak.Ne demiştik. Unuttum : )). Neyse az durun baştan bidaha okuyayım. <br />
<br />
Ha evet.Sakızı şişiriyoruz,şişiriyoruz ve şişiriyo...Ne oluyor sakızın dokusu inceliyor ta ki kritik noktaya gelinceye kadar.İşte bunun gibi evrenin dokusununda bir kritik noktaya gelmemesi için ihtiyacımız olan tek şey sakız takviyesi yapmak.Elastike doku takviyesi. Sakızımıza ikinci bir sakız daha ekleyip kaldığımız yerden şişirmeye devam edebiliriz böylece sürekli genişleyen ve yırtılmayan bir sakızımız olur. Tabi bu teorimi benzetme yoluyla daha iyi kavrayabilmek için basit bir örnek.Buna benzer şekilde evrenin tek yaptığı bünyesindeki maddeyi öğütmek.Bu öğütme işinide karadelikler yapıyor.Maddeyi,atomu ; atom altı parçalarına kuarklarına,kuarklarından bile alt parçacıklara ayırıyor ta ki uzay dokusu elde edene kadar.İşte kara enerji ve kara maddenin çıkış noktası.Böylece uzay dokumuz genişlemeye devam edebilecek ve yırtılmayacak.Karadelikler bu amaca yani uzay dokusunu besleme amacına yönelik bir fonksiyonda olabilirler teoride. Peki ama uzayda ki bu materyal nerden geldi. Karadeliklerin oluşmasını sağlayıp aynı zamanda onları işleyip,öğütecek bu yıldızlar gezegenler,fotonlar,elementler filan nereden gelip uzay dokusuna girdi. İşte burda ikinci bir teorim devreye giriyor bigreaksiyon yani büyük tepkime, büyük füzyon gibi birşey ki evrenin hızlanarak genişlemesine hatta gittikçe daha da hızlanmasına sebep olan bir teory. Onuda sora not düşerim.ee hayal dünyasının sınırı yok ve dahi g.tten uydurmanın. Işık hızından daha hızlı olan tek şey evrenin genişlemesi deil "hayal gücü" diyeyim.Güneş ışınları 8dk44sn de Dünya'mıza geliyormuş ama bizler hayal gücümüzle anında Güneş'te hatta evrenin sınırında olabiliriz.Tek yapmamız gereken gözlerimizi kapamak ve hayal etmek.Fakat unutmayın;<br />
<br />
Hayaller hep önden gider ama her zaman gerçekler kazanır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah için paylaşın Türkiye için  Önemli Konu]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-allah-icin-paylasin-turkiye-icin-onemli-konu</link>
			<pubDate>Wed, 23 May 2018 02:03:48 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30981">Selvi</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-allah-icin-paylasin-turkiye-icin-onemli-konu</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kafanızın içine Bir Köpek Balığı]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-kafanizin-icine-bir-kopek-baligi</link>
			<pubDate>Mon, 09 Oct 2017 21:40:13 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32388">buzdağı</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-kafanizin-icine-bir-kopek-baligi</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kafanızın içine Bir Köpek Balığı <br />
Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japon sahillerinde ihtiyacın tamamını karşılayacak kadar balık bulmak mümkün değildir. Talebi karşılayamayan balıkçılar, daha büyük tekneler yaptırıp, daha uzaklara açıldılar. Balık için açık denizlere gidildikçe, tutulan balıkların tazeliği de kaybolmaktaydı.<br />
Japonlar birkaç gün beklemiş balığı lezzetsiz buldular. Ürünleri satılmayan balıkçılar sorunu çözebilmek için teknelerine soğuk hava depoları kurdurdular. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttukları balıkları da dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi. Ancak, Japon halkı taze ile donmuş balık arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor ve donmuş balıklara fazla para ödemek istemiyorlardı.<br />
Balıkçılar bu durumu çözebilmek için teknelerine balık havuzları yaptırdılar. Balıklar havuz içerisinde sıkışacaklar, birbirlerine çarpa çarpa biraz da sersemleyecekler ama yine de canlı kalabileceklerdi.<br />
Hareketsiz,uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balıklar;canlı,diri,hareketli,taze balık lezzetinde değildi.<br />
Balıkçılar Japonya'ya nasıl taze ve lezzetli balığı getirebileceklerdi? Çözüm aslında basittir. 1950'lerde L.Ron Hubbart'in gözlemlediği üzere "İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa<br />
anormal çabalar sarf eder." Problemin çözümü ne kadar karmaşıksa çözüme ulaşmak o kadar heyecanlı olacaktır.Enerjinizi yüksek tutmak için bir tetikleyiciye ihtiyaç duyarsınız.<br />
Japonlar, balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Balıkların bazıları köpekbalığı tarafından yutuldu ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze kaldılar.<br />
Problemlerden uzaklaşmak yerine dâhil olmak, çabalamak ve sorunların üstüne gitmek gerekir. Probleminiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın. Kafanızın içine bir köpekbalığı atın ve yapabileceklerinizi görün…<br />
<br />
alıntı</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Kafanızın içine Bir Köpek Balığı <br />
Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japon sahillerinde ihtiyacın tamamını karşılayacak kadar balık bulmak mümkün değildir. Talebi karşılayamayan balıkçılar, daha büyük tekneler yaptırıp, daha uzaklara açıldılar. Balık için açık denizlere gidildikçe, tutulan balıkların tazeliği de kaybolmaktaydı.<br />
Japonlar birkaç gün beklemiş balığı lezzetsiz buldular. Ürünleri satılmayan balıkçılar sorunu çözebilmek için teknelerine soğuk hava depoları kurdurdular. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttukları balıkları da dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi. Ancak, Japon halkı taze ile donmuş balık arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor ve donmuş balıklara fazla para ödemek istemiyorlardı.<br />
Balıkçılar bu durumu çözebilmek için teknelerine balık havuzları yaptırdılar. Balıklar havuz içerisinde sıkışacaklar, birbirlerine çarpa çarpa biraz da sersemleyecekler ama yine de canlı kalabileceklerdi.<br />
Hareketsiz,uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balıklar;canlı,diri,hareketli,taze balık lezzetinde değildi.<br />
Balıkçılar Japonya'ya nasıl taze ve lezzetli balığı getirebileceklerdi? Çözüm aslında basittir. 1950'lerde L.Ron Hubbart'in gözlemlediği üzere "İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa<br />
anormal çabalar sarf eder." Problemin çözümü ne kadar karmaşıksa çözüme ulaşmak o kadar heyecanlı olacaktır.Enerjinizi yüksek tutmak için bir tetikleyiciye ihtiyaç duyarsınız.<br />
Japonlar, balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Balıkların bazıları köpekbalığı tarafından yutuldu ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze kaldılar.<br />
Problemlerden uzaklaşmak yerine dâhil olmak, çabalamak ve sorunların üstüne gitmek gerekir. Probleminiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın. Kafanızın içine bir köpekbalığı atın ve yapabileceklerinizi görün…<br />
<br />
alıntı</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İnsanın Gelişimi (Tekâmülü)]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-insanin-gelisimi-tek%C3%A2mulu</link>
			<pubDate>Mon, 17 Apr 2017 18:58:40 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32067">havass</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-insanin-gelisimi-tek%C3%A2mulu</guid>
			<description><![CDATA[1 - Kişisel Tekâmül Evresi (MÖ 40 bin - 10 bin)<br />
1A - Ruhani Dönem  (M.Ö 40 bin - 30 bin) <br />
1B - Enfüsi Dönem (M.Ö 30 bin - 20 bin) <br />
1C - Afaki Dönem (M.Ö 20 bin - 10 bin) <br />
2 - Kollektif Tekâmül Evresi (M.Ö 10 bin - günümüz)<br />
2A - Dinsel Dönem (M.Ö 10 bin - 4 bin)<br />
2B - Din Devletsel Dönem (MÖ 4 bin - MS 1789)<br />
2C - Seküler Devlet Dönemi (MS 1789 - ?) <br />
<br />
Insanoğlu M.Ö 40 ila 60 bin yılları arasında bilim adamlarının bilgi ağacı mutasyonu adını verdikleri bir mutasyona tabi oluyor ve insanın bilişsel kapasitesi artıyor. Bu sebeple M.Ö 40 binler bilişsel devrimin başlangıcı kabul edilir. Biz insanların yaptığı estetik harikalar ve sanat eserleri MÖ 32 binden başlar. Bilişsel devrimi tarım devrimi takip eder. Tarım devrimi (Neolitik dönem) MÖ 9 binde başlar. O günden beridir insanoğlu kollektif anlamda tekamül etmektedir. Yani uygarlığının sürekli gelişmektedir. İlerleyen bölümlerde bu şablonun ayrıntılarını vereceğim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1 - Kişisel Tekâmül Evresi (MÖ 40 bin - 10 bin)<br />
1A - Ruhani Dönem  (M.Ö 40 bin - 30 bin) <br />
1B - Enfüsi Dönem (M.Ö 30 bin - 20 bin) <br />
1C - Afaki Dönem (M.Ö 20 bin - 10 bin) <br />
2 - Kollektif Tekâmül Evresi (M.Ö 10 bin - günümüz)<br />
2A - Dinsel Dönem (M.Ö 10 bin - 4 bin)<br />
2B - Din Devletsel Dönem (MÖ 4 bin - MS 1789)<br />
2C - Seküler Devlet Dönemi (MS 1789 - ?) <br />
<br />
Insanoğlu M.Ö 40 ila 60 bin yılları arasında bilim adamlarının bilgi ağacı mutasyonu adını verdikleri bir mutasyona tabi oluyor ve insanın bilişsel kapasitesi artıyor. Bu sebeple M.Ö 40 binler bilişsel devrimin başlangıcı kabul edilir. Biz insanların yaptığı estetik harikalar ve sanat eserleri MÖ 32 binden başlar. Bilişsel devrimi tarım devrimi takip eder. Tarım devrimi (Neolitik dönem) MÖ 9 binde başlar. O günden beridir insanoğlu kollektif anlamda tekamül etmektedir. Yani uygarlığının sürekli gelişmektedir. İlerleyen bölümlerde bu şablonun ayrıntılarını vereceğim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[En çok neye inanırım]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-en-cok-neye-inanirim</link>
			<pubDate>Sat, 08 Apr 2017 04:11:00 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32067">havass</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-en-cok-neye-inanirim</guid>
			<description><![CDATA[En çok inandığım şey liberal, hümanist, demokrat ve (laiklik/çağdaşlık anlamında) seküler dünyadır. Bu evrensel değerler insanın kendisini değerli hissetmesini sağlar. 21. yüzyıla kadar dünyanın genelinde bu değerler önemseniyordu. Fakat terör belası güvenlik kaygılarını bunların önüne geçirdi. Korkarım dünya bir daha bu evrensel değerler üzerinde mutabakat sağlayamıyacak. Bu değerler de aslında Y. N. Hariri'nin dediği gibi bir dindir. İlla Tanrı ve ahiret fikrini savunması gerekmez, bunlar da bir dinin (aydınlanma dininin) amentüsüdür ve özünü Hristiyanlık'tan almıştır. Dünya artık bu gerçeği biliyor ve bu evrensel değerlere batı hristiyan kültürünün bir parçası veya uzantısı olarak bakıyor. Oysa bu tam doğru değil çünkü bu evrensel değerleri savunan rönesans hümanistleri müslüman aydınlardan da etkilenmiştir. Yani liberal, demokrat, hümanist ve laik dünya sadece hristiyan kültürüne mâl edilemez. Eğer bu değerleri kaybedersek 21. yy'ın şafağında yakaladığımız küresel barış ve insani gelişmişliğimizi kaybedebiliriz. Ancak dini, etnik ve kültürel konularda ılımlı olmayı ve radikalizme boyun eğmemeyi başarabilirsek bu dar boğazdan geçebiliriz. Herkesi daha hassas olmaya davet ediyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[En çok inandığım şey liberal, hümanist, demokrat ve (laiklik/çağdaşlık anlamında) seküler dünyadır. Bu evrensel değerler insanın kendisini değerli hissetmesini sağlar. 21. yüzyıla kadar dünyanın genelinde bu değerler önemseniyordu. Fakat terör belası güvenlik kaygılarını bunların önüne geçirdi. Korkarım dünya bir daha bu evrensel değerler üzerinde mutabakat sağlayamıyacak. Bu değerler de aslında Y. N. Hariri'nin dediği gibi bir dindir. İlla Tanrı ve ahiret fikrini savunması gerekmez, bunlar da bir dinin (aydınlanma dininin) amentüsüdür ve özünü Hristiyanlık'tan almıştır. Dünya artık bu gerçeği biliyor ve bu evrensel değerlere batı hristiyan kültürünün bir parçası veya uzantısı olarak bakıyor. Oysa bu tam doğru değil çünkü bu evrensel değerleri savunan rönesans hümanistleri müslüman aydınlardan da etkilenmiştir. Yani liberal, demokrat, hümanist ve laik dünya sadece hristiyan kültürüne mâl edilemez. Eğer bu değerleri kaybedersek 21. yy'ın şafağında yakaladığımız küresel barış ve insani gelişmişliğimizi kaybedebiliriz. Ancak dini, etnik ve kültürel konularda ılımlı olmayı ve radikalizme boyun eğmemeyi başarabilirsek bu dar boğazdan geçebiliriz. Herkesi daha hassas olmaya davet ediyorum.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ergen Beyninin İnanılmaz Öğrenme Potansiyelini Kullanmak]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ergen-beyninin-inanilmaz-ogrenme-potansiyelini-kullanmak</link>
			<pubDate>Sat, 05 Nov 2016 23:42:06 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30893">kalan</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ergen-beyninin-inanilmaz-ogrenme-potansiyelini-kullanmak</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rıza Nur’u müdafaa ediyorum]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-riza-nur%E2%80%99u-mudafaa-ediyorum</link>
			<pubDate>Wed, 06 Jul 2016 11:35:41 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=28349">ekmeleddin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-riza-nur%E2%80%99u-mudafaa-ediyorum</guid>
			<description><![CDATA[Bu yazının tüm yasal sorumluluğu yazarınındır. Forum yönetimini bağlamaz.<br />
<br />
Bizim Mustafa Kemal Atatürk adına yapılan sosyal ve psikolojik katliamlarla hesabımız vardır. Toplumdaki sosyal travmanın &amp; psikolojik buhranın sebebinin Şeriat olduğunu iddia edecek kimse yoktur. Öyleyse hangi rejim gırtlağımıza kadar bizi sıkıyor; anayasada yazıldığı gibi , istediği zaman yaşama hakkımızı elimizden alıyor ve bizi birkaç mafya ailesinin hazırladığı Kemalist Terminolojinin muğlak kavramlarında birbirimize kırdırtıyor ise onların beslendiği kaynak olan Atatürkçülüğü eleştirmek da yurttaşlık vazifesidir. Bu noktada Mustafa Kemal, ardında bıraktığı milyonlarca kişinin ahından gözyaşlarından kanından ve canlarından Özel Harp Dairesi somutunda sorumludur. Çünkü işlenen her cinayet yapılan her kavga halkın rejime ayak uyduramamasından kaynaklanmakta ve bizi vatan haini , piç ilan edenlerin ise Atatürkçü bir Militan oldukları görülmekte , bu durumda bize bir cevap hakkı doğmaktadır.<br />
Şimdi Turgut ÖZAKMAN adındaki Atatürkçüye cevap vererek bir nebze olsun nefsi müdafaa etmek istiyoruz.<br />
Derdimiz budur.<br />
Bir rejimin kurucusu eleştirilecekse , eleştiri ortamında o kişinin kurduğu rejim; kanun koymamalıdır. Özgür ve çok serbest bir tartışma ortamı oluşturulmalı ve rejimin kurucusuna ; rejimin terminoloji ve kaynak kitaplarının dışından bakılmalıdır.<br />
Atatürkçülerin yanaşmadıkları budur.<br />
Üstelik bilim ve akıl adına bunu yaparlar!<br />
Bu yüzden Atatürk Türkiyesi’nin Gizli Celse Zabıtları, Harp Tarihi Dairesi yayınları gibi yalaka ve güdük sözde belgeleri belge olarak göremeyiz. Çünkü eninde sonunda Atatürk’ü övme noktasında tarihi tersyüz ederler. Sonradan zabıtlara bir çok yazılı operasyon yapmak Dünya Tarihi’nde yeni bir olgu değildir. Kuran’ı yasaklayıp alfabeyi Latinleştirenler, zabıtları tahrif edemez mi? Devlet paralelinde yayınlanan hiçbir yayını güvenilir bulmuyoruz.<br />
1-Turgut ÖZAKMAN diyor ki: “(Rıza Nur’un hatıratını yayımlayan) Yayınevi, Rıza NUR’un British Museum’a verdiği dört yazmanın tamamını değil, yalnız Atatürk aleyhinde olanları seçip yayınlamıştır (Dr. Rıza Nur Dosyası , Turgut ÖZAKMAN sf.8 )<br />
Defalarca yayınevi tarafından belirtildiği üzere amaç tarihte bilinmeyen bir noktanın olmaması gayesidir. Yayınevi, ‘SON SÖZ’de “Rıza Nur’un elyazısıyle üçyüz sahife kadar tutar ve gayri siyasi mahiyette olan şiir ve nesirler , Birinci ciltte dercedildiği için tekrarlamama maksadıyle Vasiyetnamem, Namık Kemal’in şiirlerinin sadeleştirilmiş şekli olan Rüya adlı ek, Klod Farrer’e yazılmış olup Fransızca aslı dercedilmiş olan yedi sahifelik mektup, önemli görülmediği cihetle hariç bırakılmıştır.” Tarihçi için lazım olan Rıza Nur’un gözlemleridir. Önemli görülmeyen eserler bu yüzden yayınlanmamıştır.<br />
2-Turgut ÖZAKMAN diyor ki : “Rıza NUR’un Abdulhamid ve diğer hanedan mensupları hakkındaki görüş ve düşüncelerini sübjektiflik , nankörlük, şahsilik, hatalı olmak ve hissilikle suçlayan yayınevi, Rıza Nur’un M. Kemal Atatürk ve Milli Mücadele kadrosu hakkındaki kaba ifadelerini ve çirkin iddialarını ise şöyle sunmaktadır ( …)”<br />
Yani demek istiyor ki ; Rıza Nur’un hatıratını basan yayınevi, Atatürk eleştirilince durumu objektif, Abdulhamit eleştirilince subjektif olarak değerlendiriyormuş!!! Kimin subjektif olduğu bellidir. Öze gelirsek; Şimdi Osmanlı yoktur . Şeriat Devleti yoktur. Buna rağmen belgeler Osmanlı Hanedanının lehindedir. Dolayısıyla Rıza Nur’un Osmanlı’yı değerlendirmesinde subjektif olduğu ; gerçektir.<br />
3-Yayınevinin bazı kelimelerini özellikle almayan Turgut ÖZAKMAN’a ve kandırmaya çalıştığı okurlarına biz yazalım: Yayınevi diyor ki : “Doktor Rıza Nur da nihayet insan olmak itibariyle muayyen hatalara düşebileceği gibi gözlemleri kısmen eksik veya yanlış da olabilir. Fakat okuyucular hatıratın bütününü dikkate aldıkları zaman, onu kendi kusurları hakkında DAHİ SAMİMİYET VE HAKİKATE SADAKAT GAYRETİ içinde bulacaklardır. Bu itibarla ümit ediyoruz ki; hatırat sahibinin kendi kusurlarını dahi açıkça ortaya koyabilmek samimiyetini göstermiş olması okuyucular tarafından eksik ve hataların tesamühle karşılanmasını sağlayacaktır.” Rıza Nur ise hatıratının başlangıcında şöyle demektedir: “Bu eserimdeki itiraflarımla bazı fırsat arıyanlar bazı kusurlarımı ele alıp beni kötülemeye çalışacaklardır. ŞİMDİDEN DERİM Kİ benim gibi iyilik ve kötülüklerini böyle yazabilecek kaç babayiğit vardır?! YAZMASAM KİMSE BİLEMEZDİ. Buna rağmen saklamadım.” “Biz bu eserde ne gurur ne de tevazu gösterdik. Hakikatleri hiç bozmaksızın hatta aleyhimize de olsa aynen yazdık. Lehimize olursa da tevazu hasebiyle onu yazmaktan vazgeçmedik. VAK’ALAR ACI TATLI AYNEN TARİHE MAL EDİLMELİDİR. Kendi görmediğimiz veya pekiyi öğrenemediğimiz şeyleri tafsil etmedik. Bir zikir ile geçtik.” “Burada her şeyi, hatta şehvete ait şeyleri de yazdım. Bu çirkindir; telakki böyledir. Nerde değil , bütün cihanda; şimdi değil ; bütün zamanda asırlardan beri hep böyledir. Fakat bu hayattır. Hem de insanların ameli hayatının en mühim kısmı. Şimdiye kadar bunu yazan azdır. Halbuki herkes bunu yapmıştır. Bunlarda tıbbi, sıhhi , içtimai, ahlaki bilgiler, dersler ibretler vardır. Ben bu adetin haricine çıkıp onları da yazdım. Denecek ki ; bu terbiyeyi, ahlakı bozar. Gençlerin gözünü açar. Halbuki şimdiye kadar bu iş hep saklanmıştır. Buna rağmen her genç de bunu behemehal öğrenmiştir. Önüne geçilmez bir şeydir. Demek ki bu fikir boştur. Açıkça yazmak evladır. İnsanların her hali yazılır da her gün ve bol bol yaptıkları bu iş neden yazılmaz. Halbuki beşeri varlığın, işlerin, siyasi, içtimai birçok şeylerin de ekseriya masdarı, sebebi, esası budur. Bir Arap şairi: Kıvamüd dini veddünya bi hazel’uzvi iz kama / Fela haşre vela neşre vela ba’se iza nama Demiştir ki, ne doğrudur. İşte buna kadar her şeyi AÇIKÇA yazıyorum. Dr. Rıza NUR Paris 1929 ”<br />
Yukarıdaki satırları okumadan Rıza Nur’u doğru değerlendiremeyiz. Bu cümleler Hatırat’a bakışımızı kökten değiştirecek bilgilerdir. Ancak Turgut ÖZAKMAN bu cümleleri bilinçli olarak almamış , okurunu bilgilendirmemiştir. Bu affedilmez bir ciddiyetsizlik,terbiyesizliktir.<br />
4-Turgut ÖZAKMAN diyor ki: “(Rıza Nur’un kendi ile ilgili itiraflarını okura sunduktan sonra)M. Kemal Atatürk’e karşı olanların dört elle sarıldıkları, ciddi bir kaynak olarak ileri sürdükleri bu hatıraları Rıza Nur işte bu durumdayken yazmış.”<br />
Evet, bu durumdayken. Yani gerçeğe son derece sadık bir nakledici durumunda!<br />
5-Turgut ÖZAKMAN diyor ki: “Hatıralarının, başlıca tanıkların hayatta olmayacağını tahmin ettiği bir tarihe -1960 yılına kadar- kadar açıklanmaması için de önlem almış.Sadece bu önlem bile yazarın niyet ve amacının, tarihe hizmet olmadığını göstermektedir.” <br />
Halbuki Rıza Nur’un hatıratının yayınlanmasının uzak bir tarihe ertelemesinin sebebi, her kanlı devrimlerin, toplumca zaman geçtikçe daha objektif olarak değerlendirildiği gerçeğidir.<br />
6-Turgut ÖZAKMAN; Rıza NUR’un çoğu kelimesini (derhal not etmek,hatırda kalmak, aynen yazmak vs.) cımbızla çekiyor, sözlükten anlamlar yükleyerek, birkaç alıntıyla karşılaştırıp Rıza NUR’un yalancı olduğunu iddia ediyor… Edebiyat fakiri olmak böyle bir şey…. Oysaki Rıza NUR çoğu kelimeleri kendi sözlük anlamlarıyla değil, edebiyatta akıcılığın ve söz sanatının , günlük konuşmada cümle içinde akıp durduğu yeri bilerek, yan anlamında kullanmaktadır.<br />
7-Turgut ÖZAKMAN; Rıza Nur’un çelişkili ifadeler kullandığı yolunda suçlamalarda bulunuyor. Oysaki sf.134’de Tıbbiyede iken boyunun 1 metre 74 cm olduğunu yazıyor, sf.47’de Hatıratını tamamladığı yaşta ise güçsüzleşen ve bükülen vücudunun gereği olacak ki, boyunun 1 metre 69 cm olduğunu yazıyor. Turgut ÖZAKMAN ise bunun çelişki olduğunu söylüyor. Sf. 134’de Rıza Nur, “Babam sarışın mavi gözlü ve BEYAZ TENLİ İDİ. BEN DE ÖYLEYİM.” Sf. 1528’de Rıza NUR : “BEYAZ DERİLİ, sarı gözlü bir adamım.” Diyor. Bunak Turgut’a göre bu da çelişkiymiş!!!!<br />
8-Turgut ÖZAKMAN yine cımbızını daldırıyor Rıza NUR’un Hatıratı’na ve sf. 523’deki cümleyi alıyor: “Herkes keyfine , fantezisine , kendi maksadına, menfaatine, aldatacağına ve aldatıldığına göre yazar.” Diyor ki Turgut ÖZAKMAN, Rıza NUR sahtekar olduğunu burada bizzat itiraf ediyormuşmuş… Oysaki bir önceki cümleyi okura sunmuyor : “(…) İşler nedir, gazete havadisleri nedir? İşlerin içyüzleri ile dışyüzleri adeta yüzde doksanbeş birbirine uymaz. Sonra işler üzerine ne spekülasyonlar yapılır?... Bu sebeple gazete havadislerine çok defa inanmamalıdır. Herkes keyfine , fantezisine , kendi maksadına, menfaatine, aldatacağına ve aldatıldığına göre yazar.” Yani Turgut yine çakıyor!<br />
9-Turgut devam ediyor: “Kulağı delik ve kimliği belirsiz kimselerden dinlenen dedikodulara dayanarak siyasi hatıra yazılır mı? Böyle bir kitap, tarih için alternatif bir kaynak olarak kabul edilebilir mi?” Rıza NUR’un şu cümleleri önemlidir: (sf. 1398 ) “Artık mebus değilim. Mebusum amma terk edip çekildim. Hatta Vatan’da değilim, gurbetteyim. Bundan böyle yazacağım şeyler gazetelerde gördüğüm ve Paris’e gelen bazı kulağı delik kimselerden işittiğim malumattır. Benim bundan böyle kaydedeceklerimden başka daha kim bilir neler olmuştur? Kulağımıza gelen vak’aların kimbilir daha ne çirkin içyüzleri vardır!.. Hem de Lion’da ve Paris’te bir yıl kadar ne bizim gazeteleri ve ne de Fransız gazetelerini okumadım.” Yayınevinin açıkladığı gibi: (sf.6 ) “Fakat böyle bir hatıratta asıl olan şahsi duygu ve düşünceler değil, gözlemlerdir. Eğer hatırat sahibi gözlemlerinde hakikate sadık kalıyorsa mesele yoktur. Çünkü istikbalin tarihçisine malzeme olacak hususlar, işte bu gözlemlerdir. Şahsi rey ve mütalaalarına katılıp katılmamakta okuyucular hürdürler. İsterlerse bu rey ve mütalaaları mutlak veya nisbi bir surette kabul veya reddedebilirler.”<br />
10-Ve geldik en çok iftiraya hedef olan Rıza NUR’un Parti Programına .. Kemalist Turgut ÖZAKMAN , Rıza NUR’un hatıratından açıklayıcı paragrafları değil, seçtiği özel cümleleri cımbızla çekiyor. Ayrıca , ‘Hem laik hem resmi dini Müslümanlık olmak ; çelişkidir’ şeklinde Rıza Nur’un kurduğu cümleleri çelişkili gösteriyor. Oysaki Rıza NUR, Parti Programının 3. Maddesinde idare sisteminin laik olduğunu ve 6. Maddesinde “Türkiye’nin resmi dini vardır. Bu da Müslümanlıktır.” Demektedir. Dikkat edilirse; “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi dini vardır” dememektedir, “Türkiye’nin resmi dini vardır. Bu da Müslümanlıktır.” Demektedir. Bu ; Anadolu coğrafyasının genel kabul görmüş yaşanan dini Müslümanlıktır demektir. Kullandığı ‘resmi’ kelimesi, Rıza Nur’a has dobra üslubu ile sanatı ve anlatılmak isteneni sözlük anlamına feda etmemek amacıyla ‘ağırlıklı olarak – genellikle yaşanan’ anlamına gelmektedir. Rıza NUR çoğu kelimeleri kendi sözlük anlamlarıyla değil, edebiyatta akıcılığın ve söz sanatının , günlük konuşmada cümle içinde akıp durduğu yeri bilerek, yan anlamında kullanmaktadır. Devam ediyor Rıza Nur: “Bunu Teşkilatı Esasiye Kanununa koyacaktır. Her din ve bu babda vicdan mutlak surette serbesttir.” Yani Müslümanlık Teşkilatı Esasiye’de bir nevi korumaya alınacak, Türkün dininin hatırası , bu suretle güvence altına alındıktan sonradır ki laik anlamda din ve vicdan hürriyeti serbest olacaktır.<br />
11-Ve geldik en çok iftiraya hedef olan Rıza NUR’un Parti Programının diğer bir maddesi sf.1889’daki 31. maddeye .. Rıza Nur diyor ki: “Eski yazıya ricat edilecek ve Latin harfile de yanlışsız bir yazı yapılıp ikisi beraber yürüyecektir.” Atatürkçüler bu maddeyi cımbız ile çekip Rıza NUR’a ruh hastası derler. Halbuki bu maddenin açıklamasını sf.1923 - 1924’de açıklamaktadır. <br />
“Buna göre Latin harflerinden bir elifba yapmalı. Eksiklerini Orhun alfabelerinden almalı. Nokta ve sedillerden içtinab etmeli. Bu yazı öyle olmalı ki, bunun yazı makinesi ile Avrupa dillerini de yazmak mümkün olmalı z)Buna göre grameri yapmalı r)Eski yazıyı da biraz ıslah ile kullanmalı. Bu da lüzumsuz harflerin atılması ve imla harflerinin konmasından ibarettir. Mustafa Kemal’in elifbası cahilane ve yanlıştır. Türkçeyi okumaya kafi ve pratik değildir. İki elifba bir yürür. Nitekim almanlar da Latin alfabesi kullanırsa da gotik harflerini de terk etmemişlerdir. Latin harfleri ilmi neşriyatta ve ticaret işlerinde kullanılabilir. Zamanla ve binefsihi kamilen Latin harfi diğerinin yerine geçer.”<br />
***<br />
Resmi tarih belgelerinden anlaşıldığına göre Rıza Nur’un Paris’teki hayatı boyunca Ankara’nın kendisine ilgisi sürmüştür. Rıza Nur'un ruh hastası ya da kafası karışık bir akıl hastası olmadığını Ankara da bilmekteydi. Öyleyse o devirlerin tanığının gözlemlerini sansürsüz okumak, bir çok eksik kalmış boşluğu dolduracaktır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu yazının tüm yasal sorumluluğu yazarınındır. Forum yönetimini bağlamaz.<br />
<br />
Bizim Mustafa Kemal Atatürk adına yapılan sosyal ve psikolojik katliamlarla hesabımız vardır. Toplumdaki sosyal travmanın &amp; psikolojik buhranın sebebinin Şeriat olduğunu iddia edecek kimse yoktur. Öyleyse hangi rejim gırtlağımıza kadar bizi sıkıyor; anayasada yazıldığı gibi , istediği zaman yaşama hakkımızı elimizden alıyor ve bizi birkaç mafya ailesinin hazırladığı Kemalist Terminolojinin muğlak kavramlarında birbirimize kırdırtıyor ise onların beslendiği kaynak olan Atatürkçülüğü eleştirmek da yurttaşlık vazifesidir. Bu noktada Mustafa Kemal, ardında bıraktığı milyonlarca kişinin ahından gözyaşlarından kanından ve canlarından Özel Harp Dairesi somutunda sorumludur. Çünkü işlenen her cinayet yapılan her kavga halkın rejime ayak uyduramamasından kaynaklanmakta ve bizi vatan haini , piç ilan edenlerin ise Atatürkçü bir Militan oldukları görülmekte , bu durumda bize bir cevap hakkı doğmaktadır.<br />
Şimdi Turgut ÖZAKMAN adındaki Atatürkçüye cevap vererek bir nebze olsun nefsi müdafaa etmek istiyoruz.<br />
Derdimiz budur.<br />
Bir rejimin kurucusu eleştirilecekse , eleştiri ortamında o kişinin kurduğu rejim; kanun koymamalıdır. Özgür ve çok serbest bir tartışma ortamı oluşturulmalı ve rejimin kurucusuna ; rejimin terminoloji ve kaynak kitaplarının dışından bakılmalıdır.<br />
Atatürkçülerin yanaşmadıkları budur.<br />
Üstelik bilim ve akıl adına bunu yaparlar!<br />
Bu yüzden Atatürk Türkiyesi’nin Gizli Celse Zabıtları, Harp Tarihi Dairesi yayınları gibi yalaka ve güdük sözde belgeleri belge olarak göremeyiz. Çünkü eninde sonunda Atatürk’ü övme noktasında tarihi tersyüz ederler. Sonradan zabıtlara bir çok yazılı operasyon yapmak Dünya Tarihi’nde yeni bir olgu değildir. Kuran’ı yasaklayıp alfabeyi Latinleştirenler, zabıtları tahrif edemez mi? Devlet paralelinde yayınlanan hiçbir yayını güvenilir bulmuyoruz.<br />
1-Turgut ÖZAKMAN diyor ki: “(Rıza Nur’un hatıratını yayımlayan) Yayınevi, Rıza NUR’un British Museum’a verdiği dört yazmanın tamamını değil, yalnız Atatürk aleyhinde olanları seçip yayınlamıştır (Dr. Rıza Nur Dosyası , Turgut ÖZAKMAN sf.8 )<br />
Defalarca yayınevi tarafından belirtildiği üzere amaç tarihte bilinmeyen bir noktanın olmaması gayesidir. Yayınevi, ‘SON SÖZ’de “Rıza Nur’un elyazısıyle üçyüz sahife kadar tutar ve gayri siyasi mahiyette olan şiir ve nesirler , Birinci ciltte dercedildiği için tekrarlamama maksadıyle Vasiyetnamem, Namık Kemal’in şiirlerinin sadeleştirilmiş şekli olan Rüya adlı ek, Klod Farrer’e yazılmış olup Fransızca aslı dercedilmiş olan yedi sahifelik mektup, önemli görülmediği cihetle hariç bırakılmıştır.” Tarihçi için lazım olan Rıza Nur’un gözlemleridir. Önemli görülmeyen eserler bu yüzden yayınlanmamıştır.<br />
2-Turgut ÖZAKMAN diyor ki : “Rıza NUR’un Abdulhamid ve diğer hanedan mensupları hakkındaki görüş ve düşüncelerini sübjektiflik , nankörlük, şahsilik, hatalı olmak ve hissilikle suçlayan yayınevi, Rıza Nur’un M. Kemal Atatürk ve Milli Mücadele kadrosu hakkındaki kaba ifadelerini ve çirkin iddialarını ise şöyle sunmaktadır ( …)”<br />
Yani demek istiyor ki ; Rıza Nur’un hatıratını basan yayınevi, Atatürk eleştirilince durumu objektif, Abdulhamit eleştirilince subjektif olarak değerlendiriyormuş!!! Kimin subjektif olduğu bellidir. Öze gelirsek; Şimdi Osmanlı yoktur . Şeriat Devleti yoktur. Buna rağmen belgeler Osmanlı Hanedanının lehindedir. Dolayısıyla Rıza Nur’un Osmanlı’yı değerlendirmesinde subjektif olduğu ; gerçektir.<br />
3-Yayınevinin bazı kelimelerini özellikle almayan Turgut ÖZAKMAN’a ve kandırmaya çalıştığı okurlarına biz yazalım: Yayınevi diyor ki : “Doktor Rıza Nur da nihayet insan olmak itibariyle muayyen hatalara düşebileceği gibi gözlemleri kısmen eksik veya yanlış da olabilir. Fakat okuyucular hatıratın bütününü dikkate aldıkları zaman, onu kendi kusurları hakkında DAHİ SAMİMİYET VE HAKİKATE SADAKAT GAYRETİ içinde bulacaklardır. Bu itibarla ümit ediyoruz ki; hatırat sahibinin kendi kusurlarını dahi açıkça ortaya koyabilmek samimiyetini göstermiş olması okuyucular tarafından eksik ve hataların tesamühle karşılanmasını sağlayacaktır.” Rıza Nur ise hatıratının başlangıcında şöyle demektedir: “Bu eserimdeki itiraflarımla bazı fırsat arıyanlar bazı kusurlarımı ele alıp beni kötülemeye çalışacaklardır. ŞİMDİDEN DERİM Kİ benim gibi iyilik ve kötülüklerini böyle yazabilecek kaç babayiğit vardır?! YAZMASAM KİMSE BİLEMEZDİ. Buna rağmen saklamadım.” “Biz bu eserde ne gurur ne de tevazu gösterdik. Hakikatleri hiç bozmaksızın hatta aleyhimize de olsa aynen yazdık. Lehimize olursa da tevazu hasebiyle onu yazmaktan vazgeçmedik. VAK’ALAR ACI TATLI AYNEN TARİHE MAL EDİLMELİDİR. Kendi görmediğimiz veya pekiyi öğrenemediğimiz şeyleri tafsil etmedik. Bir zikir ile geçtik.” “Burada her şeyi, hatta şehvete ait şeyleri de yazdım. Bu çirkindir; telakki böyledir. Nerde değil , bütün cihanda; şimdi değil ; bütün zamanda asırlardan beri hep böyledir. Fakat bu hayattır. Hem de insanların ameli hayatının en mühim kısmı. Şimdiye kadar bunu yazan azdır. Halbuki herkes bunu yapmıştır. Bunlarda tıbbi, sıhhi , içtimai, ahlaki bilgiler, dersler ibretler vardır. Ben bu adetin haricine çıkıp onları da yazdım. Denecek ki ; bu terbiyeyi, ahlakı bozar. Gençlerin gözünü açar. Halbuki şimdiye kadar bu iş hep saklanmıştır. Buna rağmen her genç de bunu behemehal öğrenmiştir. Önüne geçilmez bir şeydir. Demek ki bu fikir boştur. Açıkça yazmak evladır. İnsanların her hali yazılır da her gün ve bol bol yaptıkları bu iş neden yazılmaz. Halbuki beşeri varlığın, işlerin, siyasi, içtimai birçok şeylerin de ekseriya masdarı, sebebi, esası budur. Bir Arap şairi: Kıvamüd dini veddünya bi hazel’uzvi iz kama / Fela haşre vela neşre vela ba’se iza nama Demiştir ki, ne doğrudur. İşte buna kadar her şeyi AÇIKÇA yazıyorum. Dr. Rıza NUR Paris 1929 ”<br />
Yukarıdaki satırları okumadan Rıza Nur’u doğru değerlendiremeyiz. Bu cümleler Hatırat’a bakışımızı kökten değiştirecek bilgilerdir. Ancak Turgut ÖZAKMAN bu cümleleri bilinçli olarak almamış , okurunu bilgilendirmemiştir. Bu affedilmez bir ciddiyetsizlik,terbiyesizliktir.<br />
4-Turgut ÖZAKMAN diyor ki: “(Rıza Nur’un kendi ile ilgili itiraflarını okura sunduktan sonra)M. Kemal Atatürk’e karşı olanların dört elle sarıldıkları, ciddi bir kaynak olarak ileri sürdükleri bu hatıraları Rıza Nur işte bu durumdayken yazmış.”<br />
Evet, bu durumdayken. Yani gerçeğe son derece sadık bir nakledici durumunda!<br />
5-Turgut ÖZAKMAN diyor ki: “Hatıralarının, başlıca tanıkların hayatta olmayacağını tahmin ettiği bir tarihe -1960 yılına kadar- kadar açıklanmaması için de önlem almış.Sadece bu önlem bile yazarın niyet ve amacının, tarihe hizmet olmadığını göstermektedir.” <br />
Halbuki Rıza Nur’un hatıratının yayınlanmasının uzak bir tarihe ertelemesinin sebebi, her kanlı devrimlerin, toplumca zaman geçtikçe daha objektif olarak değerlendirildiği gerçeğidir.<br />
6-Turgut ÖZAKMAN; Rıza NUR’un çoğu kelimesini (derhal not etmek,hatırda kalmak, aynen yazmak vs.) cımbızla çekiyor, sözlükten anlamlar yükleyerek, birkaç alıntıyla karşılaştırıp Rıza NUR’un yalancı olduğunu iddia ediyor… Edebiyat fakiri olmak böyle bir şey…. Oysaki Rıza NUR çoğu kelimeleri kendi sözlük anlamlarıyla değil, edebiyatta akıcılığın ve söz sanatının , günlük konuşmada cümle içinde akıp durduğu yeri bilerek, yan anlamında kullanmaktadır.<br />
7-Turgut ÖZAKMAN; Rıza Nur’un çelişkili ifadeler kullandığı yolunda suçlamalarda bulunuyor. Oysaki sf.134’de Tıbbiyede iken boyunun 1 metre 74 cm olduğunu yazıyor, sf.47’de Hatıratını tamamladığı yaşta ise güçsüzleşen ve bükülen vücudunun gereği olacak ki, boyunun 1 metre 69 cm olduğunu yazıyor. Turgut ÖZAKMAN ise bunun çelişki olduğunu söylüyor. Sf. 134’de Rıza Nur, “Babam sarışın mavi gözlü ve BEYAZ TENLİ İDİ. BEN DE ÖYLEYİM.” Sf. 1528’de Rıza NUR : “BEYAZ DERİLİ, sarı gözlü bir adamım.” Diyor. Bunak Turgut’a göre bu da çelişkiymiş!!!!<br />
8-Turgut ÖZAKMAN yine cımbızını daldırıyor Rıza NUR’un Hatıratı’na ve sf. 523’deki cümleyi alıyor: “Herkes keyfine , fantezisine , kendi maksadına, menfaatine, aldatacağına ve aldatıldığına göre yazar.” Diyor ki Turgut ÖZAKMAN, Rıza NUR sahtekar olduğunu burada bizzat itiraf ediyormuşmuş… Oysaki bir önceki cümleyi okura sunmuyor : “(…) İşler nedir, gazete havadisleri nedir? İşlerin içyüzleri ile dışyüzleri adeta yüzde doksanbeş birbirine uymaz. Sonra işler üzerine ne spekülasyonlar yapılır?... Bu sebeple gazete havadislerine çok defa inanmamalıdır. Herkes keyfine , fantezisine , kendi maksadına, menfaatine, aldatacağına ve aldatıldığına göre yazar.” Yani Turgut yine çakıyor!<br />
9-Turgut devam ediyor: “Kulağı delik ve kimliği belirsiz kimselerden dinlenen dedikodulara dayanarak siyasi hatıra yazılır mı? Böyle bir kitap, tarih için alternatif bir kaynak olarak kabul edilebilir mi?” Rıza NUR’un şu cümleleri önemlidir: (sf. 1398 ) “Artık mebus değilim. Mebusum amma terk edip çekildim. Hatta Vatan’da değilim, gurbetteyim. Bundan böyle yazacağım şeyler gazetelerde gördüğüm ve Paris’e gelen bazı kulağı delik kimselerden işittiğim malumattır. Benim bundan böyle kaydedeceklerimden başka daha kim bilir neler olmuştur? Kulağımıza gelen vak’aların kimbilir daha ne çirkin içyüzleri vardır!.. Hem de Lion’da ve Paris’te bir yıl kadar ne bizim gazeteleri ve ne de Fransız gazetelerini okumadım.” Yayınevinin açıkladığı gibi: (sf.6 ) “Fakat böyle bir hatıratta asıl olan şahsi duygu ve düşünceler değil, gözlemlerdir. Eğer hatırat sahibi gözlemlerinde hakikate sadık kalıyorsa mesele yoktur. Çünkü istikbalin tarihçisine malzeme olacak hususlar, işte bu gözlemlerdir. Şahsi rey ve mütalaalarına katılıp katılmamakta okuyucular hürdürler. İsterlerse bu rey ve mütalaaları mutlak veya nisbi bir surette kabul veya reddedebilirler.”<br />
10-Ve geldik en çok iftiraya hedef olan Rıza NUR’un Parti Programına .. Kemalist Turgut ÖZAKMAN , Rıza NUR’un hatıratından açıklayıcı paragrafları değil, seçtiği özel cümleleri cımbızla çekiyor. Ayrıca , ‘Hem laik hem resmi dini Müslümanlık olmak ; çelişkidir’ şeklinde Rıza Nur’un kurduğu cümleleri çelişkili gösteriyor. Oysaki Rıza NUR, Parti Programının 3. Maddesinde idare sisteminin laik olduğunu ve 6. Maddesinde “Türkiye’nin resmi dini vardır. Bu da Müslümanlıktır.” Demektedir. Dikkat edilirse; “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin resmi dini vardır” dememektedir, “Türkiye’nin resmi dini vardır. Bu da Müslümanlıktır.” Demektedir. Bu ; Anadolu coğrafyasının genel kabul görmüş yaşanan dini Müslümanlıktır demektir. Kullandığı ‘resmi’ kelimesi, Rıza Nur’a has dobra üslubu ile sanatı ve anlatılmak isteneni sözlük anlamına feda etmemek amacıyla ‘ağırlıklı olarak – genellikle yaşanan’ anlamına gelmektedir. Rıza NUR çoğu kelimeleri kendi sözlük anlamlarıyla değil, edebiyatta akıcılığın ve söz sanatının , günlük konuşmada cümle içinde akıp durduğu yeri bilerek, yan anlamında kullanmaktadır. Devam ediyor Rıza Nur: “Bunu Teşkilatı Esasiye Kanununa koyacaktır. Her din ve bu babda vicdan mutlak surette serbesttir.” Yani Müslümanlık Teşkilatı Esasiye’de bir nevi korumaya alınacak, Türkün dininin hatırası , bu suretle güvence altına alındıktan sonradır ki laik anlamda din ve vicdan hürriyeti serbest olacaktır.<br />
11-Ve geldik en çok iftiraya hedef olan Rıza NUR’un Parti Programının diğer bir maddesi sf.1889’daki 31. maddeye .. Rıza Nur diyor ki: “Eski yazıya ricat edilecek ve Latin harfile de yanlışsız bir yazı yapılıp ikisi beraber yürüyecektir.” Atatürkçüler bu maddeyi cımbız ile çekip Rıza NUR’a ruh hastası derler. Halbuki bu maddenin açıklamasını sf.1923 - 1924’de açıklamaktadır. <br />
“Buna göre Latin harflerinden bir elifba yapmalı. Eksiklerini Orhun alfabelerinden almalı. Nokta ve sedillerden içtinab etmeli. Bu yazı öyle olmalı ki, bunun yazı makinesi ile Avrupa dillerini de yazmak mümkün olmalı z)Buna göre grameri yapmalı r)Eski yazıyı da biraz ıslah ile kullanmalı. Bu da lüzumsuz harflerin atılması ve imla harflerinin konmasından ibarettir. Mustafa Kemal’in elifbası cahilane ve yanlıştır. Türkçeyi okumaya kafi ve pratik değildir. İki elifba bir yürür. Nitekim almanlar da Latin alfabesi kullanırsa da gotik harflerini de terk etmemişlerdir. Latin harfleri ilmi neşriyatta ve ticaret işlerinde kullanılabilir. Zamanla ve binefsihi kamilen Latin harfi diğerinin yerine geçer.”<br />
***<br />
Resmi tarih belgelerinden anlaşıldığına göre Rıza Nur’un Paris’teki hayatı boyunca Ankara’nın kendisine ilgisi sürmüştür. Rıza Nur'un ruh hastası ya da kafası karışık bir akıl hastası olmadığını Ankara da bilmekteydi. Öyleyse o devirlerin tanığının gözlemlerini sansürsüz okumak, bir çok eksik kalmış boşluğu dolduracaktır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk hakkında bazı bilinmeyenler]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-ataturk-hakkinda-bazi-bilinmeyenler</link>
			<pubDate>Wed, 06 Jul 2016 11:34:42 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=28349">ekmeleddin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-ataturk-hakkinda-bazi-bilinmeyenler</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Beyin Fırtınasına Davet]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-beyin-firtinasina-davet</link>
			<pubDate>Sun, 26 Jun 2016 01:39:11 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31103">Naftalin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-beyin-firtinasina-davet</guid>
			<description><![CDATA[Müslümanlar bu kadar parçaya neden bölündü? <br />
Neden her gün yeni yalan yanlış fikirler ortaya atılıyor ve anında takipçi kazanıyor?(sosyal medya kavramı olarak değil)<br />
Kuran yeter diyenler sünneti reddedenler ne zaman bu kadar popüler,desteklenir oldular?Bu insanlar nerden türedi?<br />
Bugün İslam popüler kültüre uydurulmaya mı çalışılmaktadır?<br />
İçerde ve dışarda bu kadar bölünmüşken Müslümanları tek çatı altında toplamak mümkün müdür?<br />
..<br />
Bu sorular altında beyin fırtınası yapmaya davetlisiniz.soru eklemek olursa buyursun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Müslümanlar bu kadar parçaya neden bölündü? <br />
Neden her gün yeni yalan yanlış fikirler ortaya atılıyor ve anında takipçi kazanıyor?(sosyal medya kavramı olarak değil)<br />
Kuran yeter diyenler sünneti reddedenler ne zaman bu kadar popüler,desteklenir oldular?Bu insanlar nerden türedi?<br />
Bugün İslam popüler kültüre uydurulmaya mı çalışılmaktadır?<br />
İçerde ve dışarda bu kadar bölünmüşken Müslümanları tek çatı altında toplamak mümkün müdür?<br />
..<br />
Bu sorular altında beyin fırtınası yapmaya davetlisiniz.soru eklemek olursa buyursun.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[10 numara bir eleştiri]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-10-numara-bir-elestiri</link>
			<pubDate>Thu, 23 Jun 2016 23:48:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31103">Naftalin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-10-numara-bir-elestiri</guid>
			<description><![CDATA[...<br />
Bugüne kadar hamaset diye öteleyip küçümsediğimiz değerlerin ne denli önemli olduğunu hamasetsizlikten kuruduğumuz şu çağda çok daha iyi anlıyoruz. Milli kimlik ve şahsiyetin edebi eserler vasıtasıyla oluşup bir sonraki kuşaklara aktarıldığı göz ardı edilmeye devam ediyor.İlim irfan kahramanlık şahsiyet gibi birçok değerin edebi eserlerde kendine yer bulamıyor olması bu kavramların ne olduğunu unutmamıza sebep olmakla beraber,destan,cenkname,koçaklama gibi türlerin ise yerine koftiden "tasavvuf soslu kişisel gelişim" kitaplarına bırakmasına sebep oldu.<br />
Mevcut konjonktürde artık "dert etme dua et,elif gibi sevmek vav gibi eğilmek nun gibi kaykılmak,aşkın gözyaşı,aşkın reçetesi,aşkın binbir hali,aşık da mı olmayalım, içiyorsak sebebi var.Allah de ötesini bırak" gibi isminden içinin kofluğu belli olan kitapları eleştirmek bile zûl geliyor.<br />
...<br />
Menajer sahibi ve sosyal medya hesabında konferans ve söyleşi davetleri için iletişim adresi olan ,video kanallarında açtıkları kanallarla kendilerince tebliğ yaparken bin türlü cıvıklığı  "çayı açık,seni kapalı severim" gibi mide bulandırıcı sözleri müslümancaymış gibi göstererek kirli zihinlerin ve cıvık bir genç tipinin oluşmasına sebebiyet veriyor. Bu tiplerin kimi Allah'ı psikolojik danışman olarak görürken kimi de gençliğe sözde nizam verme misyonuyla hareket ediyor.Netice ise belli:HİÇ.<br />
Bunlar hep Amerikanın oyunları değil.Dün Hz.Alinin yiğitliğini müthiş bir üslupla okuyup öğrenen nesiller bugün bu zevâtın kendilerine dayattığı koca kocaymış gibi görünen bomboş sözlerle muhatap oluyor.<br />
...<br />
Raşit ULAŞ<br />
.............<br />
Vallahi üşenmedim dergiden aynen geçirdim. Ne kadar haklı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[...<br />
Bugüne kadar hamaset diye öteleyip küçümsediğimiz değerlerin ne denli önemli olduğunu hamasetsizlikten kuruduğumuz şu çağda çok daha iyi anlıyoruz. Milli kimlik ve şahsiyetin edebi eserler vasıtasıyla oluşup bir sonraki kuşaklara aktarıldığı göz ardı edilmeye devam ediyor.İlim irfan kahramanlık şahsiyet gibi birçok değerin edebi eserlerde kendine yer bulamıyor olması bu kavramların ne olduğunu unutmamıza sebep olmakla beraber,destan,cenkname,koçaklama gibi türlerin ise yerine koftiden "tasavvuf soslu kişisel gelişim" kitaplarına bırakmasına sebep oldu.<br />
Mevcut konjonktürde artık "dert etme dua et,elif gibi sevmek vav gibi eğilmek nun gibi kaykılmak,aşkın gözyaşı,aşkın reçetesi,aşkın binbir hali,aşık da mı olmayalım, içiyorsak sebebi var.Allah de ötesini bırak" gibi isminden içinin kofluğu belli olan kitapları eleştirmek bile zûl geliyor.<br />
...<br />
Menajer sahibi ve sosyal medya hesabında konferans ve söyleşi davetleri için iletişim adresi olan ,video kanallarında açtıkları kanallarla kendilerince tebliğ yaparken bin türlü cıvıklığı  "çayı açık,seni kapalı severim" gibi mide bulandırıcı sözleri müslümancaymış gibi göstererek kirli zihinlerin ve cıvık bir genç tipinin oluşmasına sebebiyet veriyor. Bu tiplerin kimi Allah'ı psikolojik danışman olarak görürken kimi de gençliğe sözde nizam verme misyonuyla hareket ediyor.Netice ise belli:HİÇ.<br />
Bunlar hep Amerikanın oyunları değil.Dün Hz.Alinin yiğitliğini müthiş bir üslupla okuyup öğrenen nesiller bugün bu zevâtın kendilerine dayattığı koca kocaymış gibi görünen bomboş sözlerle muhatap oluyor.<br />
...<br />
Raşit ULAŞ<br />
.............<br />
Vallahi üşenmedim dergiden aynen geçirdim. Ne kadar haklı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[düşünüyorum düşünemiyorum]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-dusunuyorum-dusunemiyorum</link>
			<pubDate>Tue, 14 Jun 2016 19:41:41 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31103">Naftalin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-dusunuyorum-dusunemiyorum</guid>
			<description><![CDATA[Şuan da etrafınızda birçok müslüman var namazlarını hiç kaçırmazlar kuranlarini okurlar zekat umre oruç vb bunları yerine getirirler. Ancak çogunda sahtekarlık yalan gösteriş kadınları dövme iftira kin haset  karakterlerinin bir parçası olmuş. Bu saydıklarımın en az biri bu insanlarda mevcutken insan düşünüyor ister istemez dünyanın tamamı müslüman olsa gerçekten tüm sorunlar hallolacak mı? İdeal devleti ideal toplumu bulacak mıyız?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Şuan da etrafınızda birçok müslüman var namazlarını hiç kaçırmazlar kuranlarini okurlar zekat umre oruç vb bunları yerine getirirler. Ancak çogunda sahtekarlık yalan gösteriş kadınları dövme iftira kin haset  karakterlerinin bir parçası olmuş. Bu saydıklarımın en az biri bu insanlarda mevcutken insan düşünüyor ister istemez dünyanın tamamı müslüman olsa gerçekten tüm sorunlar hallolacak mı? İdeal devleti ideal toplumu bulacak mıyız?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tefekkür...]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-tefekkur--58122</link>
			<pubDate>Sun, 13 Mar 2016 18:57:35 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=28543">fenafillah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-tefekkur--58122</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İslamı rahat bırakın Tayyiban kurun!]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-islami-rahat-birakin-tayyiban-kurun</link>
			<pubDate>Wed, 24 Feb 2016 14:20:31 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30229">Allame Reloaded</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-islami-rahat-birakin-tayyiban-kurun</guid>
			<description><![CDATA[Evet arkadaşlar böyle bir durum var maalesef.<br />
<br />
Bir kesim var ki bunların kim olduğunu herkes biliyor: Allah'a alenen şirk koşan birisine sempati duyan; onun uğrunda her şeyi göze alan bir kesim.<br />
<br />
Öyle ki bunlar "ona dokunmak resulullaha dokunmak gibidir" de diyor, "o, Allahın bütün sıfatlarını toplamıştır" da diyor, "ona hizmet, Allaha ibadet gibidir" de diyor. Şirkin bini bir para. Kendi söylemleri de şunun gibi: "bizim rahmetimiz gazabımızı aşacaktır inşaallah". "kibir de, gurur da Allah'a aittir". Doğrudan şirk cümleleri.<br />
<br />
Şimdi efendiler; bu arkadaşlarımızın mensup olduğu dini görüşe göre bakarsak, şirk o kadar da büyük bir günah değil. Ama bizim inancımıza göre en büyük iki günahtan birisi.<br />
<br />
Bu arkadaşlara göre kul hakkı da o kadar büyük günah değil. Pratikte bakarsak, dinimize göre kul hakkı sayılacak bir çok konuyu bu arkadaşların ve mensup oldukları görüşün umursamadığını ve kul hakkı olarak görmediklerini görürüz. Oysa ki kul hakkında yine dinimizin en büyük günah gördüğü iki günahtan bir diğeri.<br />
<br />
keza adam öldürmek, cihat kisvesi altında bu arkadaşlar tarafından meşrulaştırılıyor, oysa ki öldürdükleri de müslüman; hırsızlık ve yolsuzluk da yine cihat adı altında meşrulaştırılıyor ki soyulan halk da müslüman olduğu için cihat olarak nitelendirilemez.<br />
<br />
Bunlar kendi dinlerini islam olarak tarif ediyorlar ama uzaktan yakından alakaları yok.<br />
<br />
Kendi inançlarını "islam" olarak dayatabilmek için de güzel dinimize hiç yakışmayan çirkinlikleri dinimizin içinde göstermeye çaba gösteriyorlar. Bunları bazen ayetleri çekiştirirken, bazen hadisleri reddederken, bazen ehli sünnet imamlarına hakaret ederken görmeniz olağan durumlar olarak karşımıza çıkıyor.<br />
<br />
ben de diyorum ki arkadaşlar,<br />
<br />
bu görüşte olanlar islam dinini rahat bıraksın. islam dininin çerçevesi o kadar geniş değil! Bizim mezhebimiz o kadar geniş değil! Ya kendinize yeni bir mezhep açın, orada hırsızlığı da, yolsuzluğu da, cinayeti de, tecavüzü de, her türlü pis işleri meşrulaştırın; ya da kendinize ayrı bir din kurun.<br />
<br />
islamı ve müslümanları rahat bırakın!<br />
<br />
(Ela inne ahsenel kelam ve eblegal nizam. Kelamullahil melikil azizil allam. Kema kalellahü teala fil kelam. Ve iza kuriel kuranu festemiuleh ve ensitu lealleküm turhamun.<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
İnned dine indellahil islam. )]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Evet arkadaşlar böyle bir durum var maalesef.<br />
<br />
Bir kesim var ki bunların kim olduğunu herkes biliyor: Allah'a alenen şirk koşan birisine sempati duyan; onun uğrunda her şeyi göze alan bir kesim.<br />
<br />
Öyle ki bunlar "ona dokunmak resulullaha dokunmak gibidir" de diyor, "o, Allahın bütün sıfatlarını toplamıştır" da diyor, "ona hizmet, Allaha ibadet gibidir" de diyor. Şirkin bini bir para. Kendi söylemleri de şunun gibi: "bizim rahmetimiz gazabımızı aşacaktır inşaallah". "kibir de, gurur da Allah'a aittir". Doğrudan şirk cümleleri.<br />
<br />
Şimdi efendiler; bu arkadaşlarımızın mensup olduğu dini görüşe göre bakarsak, şirk o kadar da büyük bir günah değil. Ama bizim inancımıza göre en büyük iki günahtan birisi.<br />
<br />
Bu arkadaşlara göre kul hakkı da o kadar büyük günah değil. Pratikte bakarsak, dinimize göre kul hakkı sayılacak bir çok konuyu bu arkadaşların ve mensup oldukları görüşün umursamadığını ve kul hakkı olarak görmediklerini görürüz. Oysa ki kul hakkında yine dinimizin en büyük günah gördüğü iki günahtan bir diğeri.<br />
<br />
keza adam öldürmek, cihat kisvesi altında bu arkadaşlar tarafından meşrulaştırılıyor, oysa ki öldürdükleri de müslüman; hırsızlık ve yolsuzluk da yine cihat adı altında meşrulaştırılıyor ki soyulan halk da müslüman olduğu için cihat olarak nitelendirilemez.<br />
<br />
Bunlar kendi dinlerini islam olarak tarif ediyorlar ama uzaktan yakından alakaları yok.<br />
<br />
Kendi inançlarını "islam" olarak dayatabilmek için de güzel dinimize hiç yakışmayan çirkinlikleri dinimizin içinde göstermeye çaba gösteriyorlar. Bunları bazen ayetleri çekiştirirken, bazen hadisleri reddederken, bazen ehli sünnet imamlarına hakaret ederken görmeniz olağan durumlar olarak karşımıza çıkıyor.<br />
<br />
ben de diyorum ki arkadaşlar,<br />
<br />
bu görüşte olanlar islam dinini rahat bıraksın. islam dininin çerçevesi o kadar geniş değil! Bizim mezhebimiz o kadar geniş değil! Ya kendinize yeni bir mezhep açın, orada hırsızlığı da, yolsuzluğu da, cinayeti de, tecavüzü de, her türlü pis işleri meşrulaştırın; ya da kendinize ayrı bir din kurun.<br />
<br />
islamı ve müslümanları rahat bırakın!<br />
<br />
(Ela inne ahsenel kelam ve eblegal nizam. Kelamullahil melikil azizil allam. Kema kalellahü teala fil kelam. Ve iza kuriel kuranu festemiuleh ve ensitu lealleküm turhamun.<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
İnned dine indellahil islam. )]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünya yuvarlak diyen şeytanın asıl amacı]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-dunya-yuvarlak-diyen-seytanin-asil-amaci</link>
			<pubDate>Thu, 21 Jan 2016 10:44:34 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30229">Allame Reloaded</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-dunya-yuvarlak-diyen-seytanin-asil-amaci</guid>
			<description><![CDATA[İlluminati'yle iş birliği yapan ve dünyanın yuvarlak olduğunu bize empoze etmeye çalışan şeytanın asıl amacıdır.<br />
<br />
Dünyanın bir kurgu,  gelip geçici bir yer olduğu anlaşılmasın; insanlar dünya hayatına saplanıp kalsınlar diyedir. <br />
<br />
Oysa ki güneş, ay ve yıldızların sadece ve sadece dünyadaki canlılar için orada olduklarını bilse insanlar, bunun farkında olacak insanın Allah'a yönelmesinden başka bir seçeneği olmayacaktır. Şeytan bunun ortaya çıkmasını mı ister, yoksa saklamayı mı? Elbette ki saklamayı. <br />
<br />
Evet, Şeytan da her zaman için kendisine inananları kandırmak için her zaman bir bahanesi vardır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İlluminati'yle iş birliği yapan ve dünyanın yuvarlak olduğunu bize empoze etmeye çalışan şeytanın asıl amacıdır.<br />
<br />
Dünyanın bir kurgu,  gelip geçici bir yer olduğu anlaşılmasın; insanlar dünya hayatına saplanıp kalsınlar diyedir. <br />
<br />
Oysa ki güneş, ay ve yıldızların sadece ve sadece dünyadaki canlılar için orada olduklarını bilse insanlar, bunun farkında olacak insanın Allah'a yönelmesinden başka bir seçeneği olmayacaktır. Şeytan bunun ortaya çıkmasını mı ister, yoksa saklamayı mı? Elbette ki saklamayı. <br />
<br />
Evet, Şeytan da her zaman için kendisine inananları kandırmak için her zaman bir bahanesi vardır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünyanın düz olmasından rahatsız olan "müslümanlar" (!)]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-dunyanin-duz-olmasindan-rahatsiz-olan-muslumanlar</link>
			<pubDate>Tue, 19 Jan 2016 21:31:19 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=30229">Allame Reloaded</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-dunyanin-duz-olmasindan-rahatsiz-olan-muslumanlar</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>