<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İslami Forum - Zekat]]></title>
		<link>https://islamiforum.net/</link>
		<description><![CDATA[İslami Forum - https://islamiforum.net]]></description>
		<pubDate>Sat, 23 May 2026 20:05:09 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Zekat ve sadaka gayrimüslime verilir mi?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-zekat-ve-sadaka-gayrimuslime-verilir-mi</link>
			<pubDate>Fri, 31 Dec 2021 15:20:36 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34664">letitsnow</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-zekat-ve-sadaka-gayrimuslime-verilir-mi</guid>
			<description><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar. Ben yurt dışında yaşıyorum ve burada bazen alkolik olduğunu düşündüğüm adamlar ya da kadınlar olabiliyor sokakta dilenen. 1-2 tanesine yardım amaçlı sadaka verdim. Elbette verdiğim parayla kimse alkol alsın istemem ama burada da zaten sadaka verebileceğim başka kimse yok. <br />
<br />
Ben bu yaşadığım şehirde nasıl sadaka vereceğim? Cami var bir tane acaba onun bağış kutusuna para atsam arada sadaka yerine geçer mi?<br />
<br />
Sağ olun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamun aleyküm arkadaşlar. Ben yurt dışında yaşıyorum ve burada bazen alkolik olduğunu düşündüğüm adamlar ya da kadınlar olabiliyor sokakta dilenen. 1-2 tanesine yardım amaçlı sadaka verdim. Elbette verdiğim parayla kimse alkol alsın istemem ama burada da zaten sadaka verebileceğim başka kimse yok. <br />
<br />
Ben bu yaşadığım şehirde nasıl sadaka vereceğim? Cami var bir tane acaba onun bağış kutusuna para atsam arada sadaka yerine geçer mi?<br />
<br />
Sağ olun.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zekat Hesaplanırken Hangi Borçlardan Düşülür?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-zekat-hesaplanirken-hangi-borclardan-dusulur</link>
			<pubDate>Mon, 10 May 2021 12:19:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=34086">Dür-i Yekta</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-zekat-hesaplanirken-hangi-borclardan-dusulur</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zekât vermekle yükümlü olan kişi, elindeki zekâta tâbi olan malından kul haklarına müteallik borçlarını düşer. Hanefî mezhebinin genel görüşüne göre ödeme günü gelmiş veya gelmemiş olan borçlar bu konuda aynı hükme tâbidir. Ancak Hanefîlerden bir kısım âlimlerin görüşüne göre, sadece vadesi gelmiş olarak birikmiş ve alacaklısı tarafından talep edilen borçlar düşülür; henüz ödeme günü gelmemiş olan borçlar düşülmez. Zira bu tür veresiye borçlar genellikle alacaklıları tarafından istenmez; ödeme günü gelmiş olan borçlar istenir (Kâsânî, Bedâî’, II, 6).</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şâfiî mezhebinin meşhur olan görüşüne göre ise hiçbir borç, zekâta tâbi olan malların hiçbirisinden düşülmez, dolayısıyla borçluluk hâli zekât vermeye engel değildir (Nevevî, el-Mecmû’, V, 344).</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günümüzde ödeme planı uzun bir takvime bağlanmış olan ve ileriki yıllarda düzenli olarak ödenecek olan kamu, TOKİ, kooperatif, kredi türü borçlar, bütünüyle zekât malından düşülmemelidir. Zira bu ödeme takvimleri 10-20 yıllık çok uzun vadeleri kapsamakta ve insanlar bu borçları hemen o yılda ödeme durumuyla karşı karşıya kalmamaktadırlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu bakımdan kişinin elinde bulunan zekâta tabi mallardan, sadece “o zekât yılına ait olan birikmiş borçlar, vadesi o yıl içinde dolmuş veya dolacak olan ve dolayısıyla o zekât yılı içinde hemen ödenmesi gereken borçlar” düşülmelidir. Zira zekât, yıllık bir ibadettir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyanet Fetva </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Zekât vermekle yükümlü olan kişi, elindeki zekâta tâbi olan malından kul haklarına müteallik borçlarını düşer. Hanefî mezhebinin genel görüşüne göre ödeme günü gelmiş veya gelmemiş olan borçlar bu konuda aynı hükme tâbidir. Ancak Hanefîlerden bir kısım âlimlerin görüşüne göre, sadece vadesi gelmiş olarak birikmiş ve alacaklısı tarafından talep edilen borçlar düşülür; henüz ödeme günü gelmemiş olan borçlar düşülmez. Zira bu tür veresiye borçlar genellikle alacaklıları tarafından istenmez; ödeme günü gelmiş olan borçlar istenir (Kâsânî, Bedâî’, II, 6).</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şâfiî mezhebinin meşhur olan görüşüne göre ise hiçbir borç, zekâta tâbi olan malların hiçbirisinden düşülmez, dolayısıyla borçluluk hâli zekât vermeye engel değildir (Nevevî, el-Mecmû’, V, 344).</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Günümüzde ödeme planı uzun bir takvime bağlanmış olan ve ileriki yıllarda düzenli olarak ödenecek olan kamu, TOKİ, kooperatif, kredi türü borçlar, bütünüyle zekât malından düşülmemelidir. Zira bu ödeme takvimleri 10-20 yıllık çok uzun vadeleri kapsamakta ve insanlar bu borçları hemen o yılda ödeme durumuyla karşı karşıya kalmamaktadırlar.</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu bakımdan kişinin elinde bulunan zekâta tabi mallardan, sadece “o zekât yılına ait olan birikmiş borçlar, vadesi o yıl içinde dolmuş veya dolacak olan ve dolayısıyla o zekât yılı içinde hemen ödenmesi gereken borçlar” düşülmelidir. Zira zekât, yıllık bir ibadettir.</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diyanet Fetva </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zekât kimlere farzdır?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-zek%C3%A2t-kimlere-farzdir--66185</link>
			<pubDate>Mon, 15 Mar 2021 20:51:00 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=23122">kalemşör</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-zek%C3%A2t-kimlere-farzdir--66185</guid>
			<description><![CDATA[Zekât kimlere farzdır?<br />
<br />
İbn Hazm El-Endelüsi der ki:<br />
وَالزَّكَاةُ فَرْضٌ عَلَى الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ الْأَحْرَارِ مِنْهُمْ وَالْحَرَائِرُ وَالْعَبِيدُ، وَالْإِمَاءُ، وَالْكِبَارُ وَالصِّغَارِ، وَالْعُقَلَاءُ، وَالْمَجَانِينُ مِنْ الْمُسْلِمِينَ، وَلَا تُؤْخَذُ مِنْ كَافِرٍ.<br />
قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ: {وَأَقِيمُوا الصَّلاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ}[البقرة: 43] فَهَذَا خِطَابٌ مِنْهُ تَعَالَى لِكُلِّ بَالِغٍ عَاقِلٍ، مِنْ حُرٍّ، أَوْ عَبْدٍ، ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَى: لِأَنَّهُمْ كُلَّهُمْ مِنْ الَّذِينَ آمَنُوا.<br />
وَقَالَ تَعَالَى: {خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِمْ بِهَا}[التوبة: 103] فَهَذَا عُمُومٌ لِكُلِّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ، وَعَاقِلٍ وَمَجْنُونٍ، وَحُرٍّ وَعَبْدٍ؛ لِأَنَّهُمْ كُلَّهُمْ مُحْتَاجُونَ إلَى طُهْرَةِ اللَّهِ تَعَالَى لَهُمْ وَتَزْكِيَتِهِ إيَّاهُمْ، وَكُلُّهُمْ مِنْ الَّذِينَ آمَنُوا: حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْهَمْدَانِيُّ ثنا إبْرَاهِيمُ بْنُ أَحْمَدَ ثنا الْفَرَبْرِيُّ ثنا الْبُخَارِيُّ ثنا أَبُو عَاصِمٍ الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ عَنْ زَكَرِيَّاءَ بْنِ إِسْحَاقَ عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صَيْفِي عَنْ أَبِي مَعْبَدٍ عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ: «أَنَّ النَّبِيَّ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - بَعَثَ مُعَاذًا إلَى الْيَمَنِ فَقَالَ: اُدْعُهُمْ إلَى شَهَادَةِ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ، فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لِذَلِكَ، فَأَعْلِمْهُمْ أَنَّ اللَّهَ قَدْ افْتَرَضَ عَلَيْهِمْ خَمْسَ صَلَوَاتٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لِذَلِكَ، فَأَعْلِمْهُمْ بِأَنَّ اللَّهَ افْتَرَضَ عَلَيْهِمْ صَدَقَةً فِي أَمْوَالِهِمْ، تُؤْخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ، وَتُرَدُّ فِي فُقَرَائِهِمْ» .<br />
فَهَذَا عُمُومٌ لِكُلِّ غَنِيٍّ مِنْ الْمُسْلِمِينَ، وَهَذَا يَدْخُلُ فِيهِ الصَّغِيرُ وَالْكَبِيرُ وَالْمَجْنُونُ وَالْعَبْدُ وَالْأَمَةُ إذَا كَانُوا أَغْنِيَاءَ.<br />
وَقَدْ اخْتَلَفَ النَّاسُ فِي هَذَا -: فَأَمَّا أَبُو حَنِيفَةَ، وَالشَّافِعِيُّ فَقَالَا: زَكَاةُ مَالِ الْعَبْدِ عَلَى سَيِّدِهِ؛ لِأَنَّ مَالَ الْعَبْدِ لِسَيِّدِهِ، وَلَا يَمْلِكُهُ الْعَبْدُ.<br />
قَالَ أَبُو مُحَمَّدٍ: أَمَّا هَذَانِ فَقَدْ وَافَقَا أَهْلَ الْحَقِّ فِي وُجُوبِ الزَّكَاةِ فِي مَالِ الْعَبْدِ، وَإِنَّمَا الْخِلَافُ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ فِي: هَلْ يَمْلِكُ الْعَبْدُ مَالَهُ أَمْ لَا؟ وَلَيْسَ هَذَا مَكَانَ الْكَلَامِ فِي هَذِهِ الْمَسْأَلَةِ؛ وَحَسْبُنَا أَنَّهُمَا مُتَّفِقَانِ مَعَنَا فِي أَنَّ الزَّكَاةَ وَاجِبَةٌ فِي مَالِ الْعَبْدِ.<br />
وَقَالَ مَالِكٌ: لَا تَجِبُ الزَّكَاةُ فِي مَالِ الْعَبْدِ، لَا عَلَيْهِ وَلَا عَلَى سَيِّدِهِ.<br />
وَهَذَا قَوْلٌ فَاسِدٌ جِدًّا، لِخِلَافِهِ الْقُرْآنَ وَالسُّنَنَ، وَمَا نَعْلَمُ لَهُمْ حُجَّةً <br />
<br />
أَصْلًا<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Zekât, Müslümanlardan hür erkeklere ve hür kadınlara, kölelere, cariyelere, büyük olsun küçük olsun, akıllı ve mecnun kimselere farzdır. Kafirlerden zekât alınmaz. Allah</span> subhanehu ve teala şöyle buyurdu<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">: "Namazı kılın ve zekâtı verin." (Bakara:110) </span></span></span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">[b]<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, Geneva, sans-serif;" class="mycode_font">Bu Allah Teâlâ’nın iman edenlerden kadın erkek, köle, hür, baliğ ve akıl sahibi herkese hitabıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurdu: “Mallarından sadaka al; böylece onları arındırmış ve temizlemiş olursun” (9:103). Bu ise, küçük büyük, akıllı ve deli, hür veya köle herkese hitaptır. Çünkü imam edenlerin tamamı Allah’ın temizlemesine ve arındırmasına muhtaçtırlar… İbn Abbâs’tan şöyle nakledildi: Peygamber (sav) Muâz’ı Yemen’e gönderince ona şöyle dedi: “Onları, Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim elçi olduğuma şehâdete çağır. Eğer onlar buna itâat ederlerse onlara Allah’ın her günün gündüz ve gecesinde beş vakit namazı farz kıldığını bildir. Eğer onlar bunu da kabul ederlerse Allah’ın onların zenginlerinin mallarından alınacak ve fakirlere verilecek zekâtı farz kıldığını bildir.” Bu tüm Müslüman zenginlere hitap etmektedir. Eğer zenginlerse bunun içine küçük, büyük, deli, erkek köle, cariye hepsi dâhil olur. Bunda ihtilaf edilmiştir. Ebû Hanîfe ve Şâfiî, kölenin malının zekâtının efendinin sorumluluğunda olduğunu, çünkü kölenin malının efendisinin olduğunu, onun kendi malı bulunmadığını söylemektedirler. Fakat bu iki görüş sahibi de kölenin malından zekâtın verilmesi gerektiğini kabul etmektedirler. Onlarla bizim aramızdaki ihtilaf konusu, “köle mal sahibi olabilir mi? Ya da olamaz mı?” noktasındadır. Neticede onlar da kölenin malına zekâtın gerektiğinde bizimle ittifak halindedirler. Mâlik ise, “kölenin malından köleye de efendisine de zekât gerekmez” demiştir. Bu gerçekten fasit bir görüştür. Kur’ân ve sünnete aykırıdır. Onların bu konuda onların bu konuda bir delillerinin olduğunu bilmiyoruz.</span></span></span></span></span></span>[/b]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">[b]<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, Geneva, sans-serif;" class="mycode_font">Muhâlla 638. mesele.... </span></span></span></span></span></span>[/b]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Zekât kimlere farzdır?<br />
<br />
İbn Hazm El-Endelüsi der ki:<br />
وَالزَّكَاةُ فَرْضٌ عَلَى الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ الْأَحْرَارِ مِنْهُمْ وَالْحَرَائِرُ وَالْعَبِيدُ، وَالْإِمَاءُ، وَالْكِبَارُ وَالصِّغَارِ، وَالْعُقَلَاءُ، وَالْمَجَانِينُ مِنْ الْمُسْلِمِينَ، وَلَا تُؤْخَذُ مِنْ كَافِرٍ.<br />
قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ: {وَأَقِيمُوا الصَّلاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ}[البقرة: 43] فَهَذَا خِطَابٌ مِنْهُ تَعَالَى لِكُلِّ بَالِغٍ عَاقِلٍ، مِنْ حُرٍّ، أَوْ عَبْدٍ، ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَى: لِأَنَّهُمْ كُلَّهُمْ مِنْ الَّذِينَ آمَنُوا.<br />
وَقَالَ تَعَالَى: {خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِمْ بِهَا}[التوبة: 103] فَهَذَا عُمُومٌ لِكُلِّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ، وَعَاقِلٍ وَمَجْنُونٍ، وَحُرٍّ وَعَبْدٍ؛ لِأَنَّهُمْ كُلَّهُمْ مُحْتَاجُونَ إلَى طُهْرَةِ اللَّهِ تَعَالَى لَهُمْ وَتَزْكِيَتِهِ إيَّاهُمْ، وَكُلُّهُمْ مِنْ الَّذِينَ آمَنُوا: حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْهَمْدَانِيُّ ثنا إبْرَاهِيمُ بْنُ أَحْمَدَ ثنا الْفَرَبْرِيُّ ثنا الْبُخَارِيُّ ثنا أَبُو عَاصِمٍ الضَّحَّاكُ بْنُ مَخْلَدٍ عَنْ زَكَرِيَّاءَ بْنِ إِسْحَاقَ عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ صَيْفِي عَنْ أَبِي مَعْبَدٍ عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ: «أَنَّ النَّبِيَّ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - بَعَثَ مُعَاذًا إلَى الْيَمَنِ فَقَالَ: اُدْعُهُمْ إلَى شَهَادَةِ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَأَنِّي رَسُولُ اللَّهِ، فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لِذَلِكَ، فَأَعْلِمْهُمْ أَنَّ اللَّهَ قَدْ افْتَرَضَ عَلَيْهِمْ خَمْسَ صَلَوَاتٍ فِي كُلِّ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لِذَلِكَ، فَأَعْلِمْهُمْ بِأَنَّ اللَّهَ افْتَرَضَ عَلَيْهِمْ صَدَقَةً فِي أَمْوَالِهِمْ، تُؤْخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ، وَتُرَدُّ فِي فُقَرَائِهِمْ» .<br />
فَهَذَا عُمُومٌ لِكُلِّ غَنِيٍّ مِنْ الْمُسْلِمِينَ، وَهَذَا يَدْخُلُ فِيهِ الصَّغِيرُ وَالْكَبِيرُ وَالْمَجْنُونُ وَالْعَبْدُ وَالْأَمَةُ إذَا كَانُوا أَغْنِيَاءَ.<br />
وَقَدْ اخْتَلَفَ النَّاسُ فِي هَذَا -: فَأَمَّا أَبُو حَنِيفَةَ، وَالشَّافِعِيُّ فَقَالَا: زَكَاةُ مَالِ الْعَبْدِ عَلَى سَيِّدِهِ؛ لِأَنَّ مَالَ الْعَبْدِ لِسَيِّدِهِ، وَلَا يَمْلِكُهُ الْعَبْدُ.<br />
قَالَ أَبُو مُحَمَّدٍ: أَمَّا هَذَانِ فَقَدْ وَافَقَا أَهْلَ الْحَقِّ فِي وُجُوبِ الزَّكَاةِ فِي مَالِ الْعَبْدِ، وَإِنَّمَا الْخِلَافُ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ فِي: هَلْ يَمْلِكُ الْعَبْدُ مَالَهُ أَمْ لَا؟ وَلَيْسَ هَذَا مَكَانَ الْكَلَامِ فِي هَذِهِ الْمَسْأَلَةِ؛ وَحَسْبُنَا أَنَّهُمَا مُتَّفِقَانِ مَعَنَا فِي أَنَّ الزَّكَاةَ وَاجِبَةٌ فِي مَالِ الْعَبْدِ.<br />
وَقَالَ مَالِكٌ: لَا تَجِبُ الزَّكَاةُ فِي مَالِ الْعَبْدِ، لَا عَلَيْهِ وَلَا عَلَى سَيِّدِهِ.<br />
وَهَذَا قَوْلٌ فَاسِدٌ جِدًّا، لِخِلَافِهِ الْقُرْآنَ وَالسُّنَنَ، وَمَا نَعْلَمُ لَهُمْ حُجَّةً <br />
<br />
أَصْلًا<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Zekât, Müslümanlardan hür erkeklere ve hür kadınlara, kölelere, cariyelere, büyük olsun küçük olsun, akıllı ve mecnun kimselere farzdır. Kafirlerden zekât alınmaz. Allah</span> subhanehu ve teala şöyle buyurdu<span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">: "Namazı kılın ve zekâtı verin." (Bakara:110) </span></span></span></span><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">[b]<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, Geneva, sans-serif;" class="mycode_font">Bu Allah Teâlâ’nın iman edenlerden kadın erkek, köle, hür, baliğ ve akıl sahibi herkese hitabıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurdu: “Mallarından sadaka al; böylece onları arındırmış ve temizlemiş olursun” (9:103). Bu ise, küçük büyük, akıllı ve deli, hür veya köle herkese hitaptır. Çünkü imam edenlerin tamamı Allah’ın temizlemesine ve arındırmasına muhtaçtırlar… İbn Abbâs’tan şöyle nakledildi: Peygamber (sav) Muâz’ı Yemen’e gönderince ona şöyle dedi: “Onları, Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim elçi olduğuma şehâdete çağır. Eğer onlar buna itâat ederlerse onlara Allah’ın her günün gündüz ve gecesinde beş vakit namazı farz kıldığını bildir. Eğer onlar bunu da kabul ederlerse Allah’ın onların zenginlerinin mallarından alınacak ve fakirlere verilecek zekâtı farz kıldığını bildir.” Bu tüm Müslüman zenginlere hitap etmektedir. Eğer zenginlerse bunun içine küçük, büyük, deli, erkek köle, cariye hepsi dâhil olur. Bunda ihtilaf edilmiştir. Ebû Hanîfe ve Şâfiî, kölenin malının zekâtının efendinin sorumluluğunda olduğunu, çünkü kölenin malının efendisinin olduğunu, onun kendi malı bulunmadığını söylemektedirler. Fakat bu iki görüş sahibi de kölenin malından zekâtın verilmesi gerektiğini kabul etmektedirler. Onlarla bizim aramızdaki ihtilaf konusu, “köle mal sahibi olabilir mi? Ya da olamaz mı?” noktasındadır. Neticede onlar da kölenin malına zekâtın gerektiğinde bizimle ittifak halindedirler. Mâlik ise, “kölenin malından köleye de efendisine de zekât gerekmez” demiştir. Bu gerçekten fasit bir görüştür. Kur’ân ve sünnete aykırıdır. Onların bu konuda onların bu konuda bir delillerinin olduğunu bilmiyoruz.</span></span></span></span></span></span>[/b]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #333333;" class="mycode_color"><span style="font-size: small;" class="mycode_size"><span style="font-family: Tahoma, Verdana, Arial, sans-serif;" class="mycode_font">[b]<span style="color: #000000;" class="mycode_color"><span style="font-family: Verdana, Geneva, sans-serif;" class="mycode_font">Muhâlla 638. mesele.... </span></span></span></span></span></span>[/b]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[zekat ile ilgili bazı sorular]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-zekat-ile-ilgili-bazi-sorular</link>
			<pubDate>Sat, 01 Aug 2020 13:09:21 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=32711">blue</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-zekat-ile-ilgili-bazi-sorular</guid>
			<description><![CDATA[1) nisap miktarı mala sahibim ancak üzerinden 1 yıl geçmiş değilse , bu durumda yinede istersem zekat verebilir miyim.<br />
2) heaplamada, mesela 40 ta bir yerine 40 ta 1.2 verdim (gereken miktardan az değil, ama fazla verebilir miyim) bu sorun olur mu?<br />
3) karşı tarafın görünen tarafına / haline göre mi hareket etmek gerekli yoksa o konudada bir hesap yapmak zorunlu mudur.(mesela bir aile var namaz kılan bir aile ,kendi evleri yok (kiradalar) ve nisap miktarı mala sahipler mi değiller mi bilmiyoruz ama bu bölgede onlardan fakir kimse tanımıyorum)<br />
4) asli ihtiyaçlar nelerdir acaba, oturduğum ev aileme ait yani kendi evim yok ,ailem bana "bu ev senin değil ancak gitmek zorundada değilsin" gibi cümleler kullanıyor,  ancak nisap miktarı mala sahibim ,zekat verebilir miyim?<br />
<br />
teşekkürler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1) nisap miktarı mala sahibim ancak üzerinden 1 yıl geçmiş değilse , bu durumda yinede istersem zekat verebilir miyim.<br />
2) heaplamada, mesela 40 ta bir yerine 40 ta 1.2 verdim (gereken miktardan az değil, ama fazla verebilir miyim) bu sorun olur mu?<br />
3) karşı tarafın görünen tarafına / haline göre mi hareket etmek gerekli yoksa o konudada bir hesap yapmak zorunlu mudur.(mesela bir aile var namaz kılan bir aile ,kendi evleri yok (kiradalar) ve nisap miktarı mala sahipler mi değiller mi bilmiyoruz ama bu bölgede onlardan fakir kimse tanımıyorum)<br />
4) asli ihtiyaçlar nelerdir acaba, oturduğum ev aileme ait yani kendi evim yok ,ailem bana "bu ev senin değil ancak gitmek zorundada değilsin" gibi cümleler kullanıyor,  ancak nisap miktarı mala sahibim ,zekat verebilir miyim?<br />
<br />
teşekkürler]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zekat hesaplarken evdeki anne ve babanın malları hesaplanır mı?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-zekat-hesaplarken-evdeki-anne-ve-babanin-mallari-hesaplanir-mi</link>
			<pubDate>Mon, 18 May 2020 15:55:17 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33993">Ravzaecrin</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-zekat-hesaplarken-evdeki-anne-ve-babanin-mallari-hesaplanir-mi</guid>
			<description><![CDATA[sa.<br />
zekat hesaplamasında evde beraber yaşanılan annenin bilezikleri ve babanın nakit birikimi hesaba katılır mı? yoksa sadece kendi param üzerinden mi hesaplanacak?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[sa.<br />
zekat hesaplamasında evde beraber yaşanılan annenin bilezikleri ve babanın nakit birikimi hesaba katılır mı? yoksa sadece kendi param üzerinden mi hesaplanacak?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[zekat vermek istiyorum]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-zekat-vermek-istiyorum</link>
			<pubDate>Thu, 26 Mar 2020 16:24:36 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=33935">orta</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-zekat-vermek-istiyorum</guid>
			<description><![CDATA[zor durumda olan tanıdığınız bildiğiniz birileri var mı acaba.ya da güvenilir bir vakıf.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[zor durumda olan tanıdığınız bildiğiniz birileri var mı acaba.ya da güvenilir bir vakıf.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zekat]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-zekat--59234</link>
			<pubDate>Sat, 02 Jul 2016 00:33:37 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31310">Sinan68</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-zekat--59234</guid>
			<description><![CDATA[[font=ArialMerhaba adım Sinan istanbulda yaşıyorum 2 cocuk babasıyım oturdugum daire babam tarafından alınıp hibe edildi bende 12 sene oturdum şimdi yıktırıp yeniden yaptırdım yine tek dairem var bu sefer kendi üstüme yaptırdık tapuyu ve eşimin babasından miras para kaldı çerkezköyden yatırımlık çift dairelik bir arsa aldık ilerde müteahite kat karşılıgı vermeyi düşünüyoz cocuklara kalsın diye suanda müteahit popüler degil diye girmiyo şimdi ben zekat vermelimiyim nasıl ve ne kadar vermeliyim[/font]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[font=ArialMerhaba adım Sinan istanbulda yaşıyorum 2 cocuk babasıyım oturdugum daire babam tarafından alınıp hibe edildi bende 12 sene oturdum şimdi yıktırıp yeniden yaptırdım yine tek dairem var bu sefer kendi üstüme yaptırdık tapuyu ve eşimin babasından miras para kaldı çerkezköyden yatırımlık çift dairelik bir arsa aldık ilerde müteahite kat karşılıgı vermeyi düşünüyoz cocuklara kalsın diye suanda müteahit popüler degil diye girmiyo şimdi ben zekat vermelimiyim nasıl ve ne kadar vermeliyim[/font]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fıtır sadakasının para ile verilebileceğine dair hadis var mıdır?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-fitir-sadakasinin-para-ile-verilebilecegine-dair-hadis-var-midir</link>
			<pubDate>Tue, 05 Apr 2016 19:23:04 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=27423">Gül-i Cennet</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-fitir-sadakasinin-para-ile-verilebilecegine-dair-hadis-var-midir</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #800000;" class="mycode_color"> Hanefilerin Fıtır sadakasını Para olarak vermeye delil aldıkları "Böyle bir günde fakirlerin ihtiyaçlarını giderin" Hadisin sıhhat ve tam tahrici nedir? - Fitre miktarı belirlenirken hangi ölçüye göre hareket etmeliyiz? Bunun en azı ne olmalıdır? Para olarak vermenin bir sakıncası var mıdır?</span><br />
<br />
Hanefilere göre Fıtır sadakasının asıl kaynağı <span style="color: #000080;" class="mycode_color">“buğday, arpa, hurma ve üzüm” gibi gıdalardır. Bununla beraber, kıymet olarak para olarak vermek de caizdir.</span> (V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 2/909)<br />
<br />
- Hanefiler, bu kıymetin/paranın verilmesinin caiz olduğunun delili olarak da “Fıtır sadakasını vermekten maksat fakirlerin ihtiyaçlarını gidermek olduğunu” söylerler. Ve  "Böyle bir günde fakirlerin ihtiyaçlarını giderin" manasındaki hadisi gösterirler. (bk. Bedaiu’s-Sanai’, 2/73; V. Zuhayli, a.g.y).<br />
<br />
Bu hadisi Darekutni rivayet etmiştir. (bk. Darekutni, “Kitabu zekati’l-Fıtr”,  3/89)<br />
<br />
- Bu hadis rivayeti zayıf kabul edilmiştir. (bk. Zeylai, Nasbu’r-raye, 2/432; İbn Hacer, Fethu’l-Bari, 3/375; Avnu’l-Mabud, 5/4)<br />
<br />
Fitrenin, Medine’de en çok tüketilen gıda maddelerinden 1 sâ‘ miktarı olduğu hususunda kaynaklar hemen hemen ittifak halindedir.<br />
<br />
Nitekim sahâbeden Ebû Saîd el-Hudrî şöyle demiştir: <span style="color: #000080;" class="mycode_color">“Peygamber devrinde fitreyi yiyecek maddelerinden 1 sâ‘ olarak verirdik. O zaman bizim yiyeceğimiz arpa, kuru üzüm, hurma ve keş (yağı alınmış peynir) idi.” </span>(Buhârî, Zekât, 74)<br />
<br />
Ancak yiyecek maddelerinden buğdayın miktarında ihtilâf vardır.<br />
<br />
Hanefîler, buğdaydan verilecek fitre miktarının yarım sâ’ olduğunu ileri sürerken diğer üç mezhep buğdayın da 1 sâ’ olarak verilmesi gerektiği görüşündedir.<br />
<br />
Başka bir ihtilâf ise fitrenin hangi tür yiyecek maddeleri esas alınarak ve ne şekilde ödeneceği konusundadır.<br />
<br />
İbn Hazm’a göre fitre sadece hurma ve arpa üzerinden ödenebilir.<br />
<br />
Haneffler’e ve Hanbelîler’de ağırlıklı görüşe göre fitre hadiste zikredilen dört gıda maddesinden biri esas alınarak ödenir.<br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color">Şâfiî ve Mâliki </span>mezhepleriyle bazı Hanbelîler’e göre ise hadislerde geçen buğday, arpa, kuru üzüm ve hurma o devrin yaygın gıda maddeleri olup fitre bir kimsenin kendi bölgesindeki <span style="color: #000080;" class="mycode_color">mahsulden, kendi yediği gıda maddelerinden de verilebilir.<br />
</span><br />
Fakihlerin çoğunluğu fitrenin sadece aynî olarak ödenmesini gerekli görürken başta Ebû Hanîfe olmak üzere bazı fakihler fitrenin bu mahsullerin değeri üzerinden nakit olarak da verilebileceği görüşünü benimsemiştir.<br />
<br />
Hatta bazı Hanefî kaynaklarında, özellikle bolluk zamanlarında nakit olarak vermenin daha faziletli olacağına dikkat çekilmiş ve Hz. Peygamber’in, soruda geçen hadisinin de bu görüşü kuvvetlendirir mahiyette olduğu belirtilmiştir.<br />
<br />
Özellikle alışverişin mübadele usulüyle değil nakitle yapıldığı çağımızda <span style="color: #000080;" class="mycode_color">fitrenin para olarak verilmesi daha çok önem kazanmıştır.</span><br />
<br />
Günümüzde fitrenin tesbiti konusunda iki ölçünün esas alınması teklif edilmiştir.<br />
<br />
1. Hadislerde geçen yiyecek maddelerinin 1’er sâ‘ının (yaklaşık 3 kg.) para cinsinden ortalamasının alınması.<br />
<br />
Bu uygulama ile ramazan ayında üzüm, hurma, buğday, arpa gibi maddelerin çeşitli kaliteleri göz önüne alınarak fitre için birçok değişik rakamın ortaya çıkması ve Müslümanların bu durum karşısında tereddüde düşmesi önlenmiş olacaktır.<br />
<br />
2. Bir fakirin ekmek ve normal bir katıkla bir günlük yiyeceğini sağlayacak meblağın tesbit edilmesi.<br />
<br />
Bu usul takip edildiği takdirde, belirlenen meblağın hadislerde adı geçen en ucuz maddenin -meselâ arpanın- bedelinden daha düşük olmaması gerekmektedir. Eğer ortaya çıkan meblağ daha fazla olursa naslara aykırılık söz konusu değildir. Çünkü fazla verilen miktar nafile sadaka yerine geçer.<br />
<br />
İkinci teklif İmam Şâfiî’nin, herkesin ortalama olarak tükettiği yiyecek maddelerinden fitre vermesi gerektiği şeklindeki içtihadına da uygundur. (el-Üm, II, 59)<br />
<br />
Bu iki usulün yanında, fitre miktarını belirlemede mükellefin şahsen veya aile olarak günlük gıda tüketim ortalamasının ölçü alınıp hadislerde zikredilen en ucuz maddenin bedelinden de aşağı düşmeyecek şekilde bir miktar tesbitine gidilmesi de mümkün olabilir.<br />
<br />
Yemin kefâretiyle ilgili olarak Kur’ân-ı Kerîm’de, <span style="color: #000080;" class="mycode_color">“ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek” </span>ifadesinin yer aldığı (Mâide 5/89), bazı fakihlerin fitrenin mükellefin kendi yediğinden verilmesini uygun gördükleri (İbn Rüşd, I, 255), hadiste de daha çok o dönemin temel ve yaygın gıda maddelerinin zikredildiği göz önünde bulundurulursa bu son usule göre yapılacak bir miktar tesbiti de yanlış olmaz.</span><br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #800000;" class="mycode_color"> Hanefilerin Fıtır sadakasını Para olarak vermeye delil aldıkları "Böyle bir günde fakirlerin ihtiyaçlarını giderin" Hadisin sıhhat ve tam tahrici nedir? - Fitre miktarı belirlenirken hangi ölçüye göre hareket etmeliyiz? Bunun en azı ne olmalıdır? Para olarak vermenin bir sakıncası var mıdır?</span><br />
<br />
Hanefilere göre Fıtır sadakasının asıl kaynağı <span style="color: #000080;" class="mycode_color">“buğday, arpa, hurma ve üzüm” gibi gıdalardır. Bununla beraber, kıymet olarak para olarak vermek de caizdir.</span> (V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 2/909)<br />
<br />
- Hanefiler, bu kıymetin/paranın verilmesinin caiz olduğunun delili olarak da “Fıtır sadakasını vermekten maksat fakirlerin ihtiyaçlarını gidermek olduğunu” söylerler. Ve  "Böyle bir günde fakirlerin ihtiyaçlarını giderin" manasındaki hadisi gösterirler. (bk. Bedaiu’s-Sanai’, 2/73; V. Zuhayli, a.g.y).<br />
<br />
Bu hadisi Darekutni rivayet etmiştir. (bk. Darekutni, “Kitabu zekati’l-Fıtr”,  3/89)<br />
<br />
- Bu hadis rivayeti zayıf kabul edilmiştir. (bk. Zeylai, Nasbu’r-raye, 2/432; İbn Hacer, Fethu’l-Bari, 3/375; Avnu’l-Mabud, 5/4)<br />
<br />
Fitrenin, Medine’de en çok tüketilen gıda maddelerinden 1 sâ‘ miktarı olduğu hususunda kaynaklar hemen hemen ittifak halindedir.<br />
<br />
Nitekim sahâbeden Ebû Saîd el-Hudrî şöyle demiştir: <span style="color: #000080;" class="mycode_color">“Peygamber devrinde fitreyi yiyecek maddelerinden 1 sâ‘ olarak verirdik. O zaman bizim yiyeceğimiz arpa, kuru üzüm, hurma ve keş (yağı alınmış peynir) idi.” </span>(Buhârî, Zekât, 74)<br />
<br />
Ancak yiyecek maddelerinden buğdayın miktarında ihtilâf vardır.<br />
<br />
Hanefîler, buğdaydan verilecek fitre miktarının yarım sâ’ olduğunu ileri sürerken diğer üç mezhep buğdayın da 1 sâ’ olarak verilmesi gerektiği görüşündedir.<br />
<br />
Başka bir ihtilâf ise fitrenin hangi tür yiyecek maddeleri esas alınarak ve ne şekilde ödeneceği konusundadır.<br />
<br />
İbn Hazm’a göre fitre sadece hurma ve arpa üzerinden ödenebilir.<br />
<br />
Haneffler’e ve Hanbelîler’de ağırlıklı görüşe göre fitre hadiste zikredilen dört gıda maddesinden biri esas alınarak ödenir.<br />
<br />
<span style="color: #800000;" class="mycode_color">Şâfiî ve Mâliki </span>mezhepleriyle bazı Hanbelîler’e göre ise hadislerde geçen buğday, arpa, kuru üzüm ve hurma o devrin yaygın gıda maddeleri olup fitre bir kimsenin kendi bölgesindeki <span style="color: #000080;" class="mycode_color">mahsulden, kendi yediği gıda maddelerinden de verilebilir.<br />
</span><br />
Fakihlerin çoğunluğu fitrenin sadece aynî olarak ödenmesini gerekli görürken başta Ebû Hanîfe olmak üzere bazı fakihler fitrenin bu mahsullerin değeri üzerinden nakit olarak da verilebileceği görüşünü benimsemiştir.<br />
<br />
Hatta bazı Hanefî kaynaklarında, özellikle bolluk zamanlarında nakit olarak vermenin daha faziletli olacağına dikkat çekilmiş ve Hz. Peygamber’in, soruda geçen hadisinin de bu görüşü kuvvetlendirir mahiyette olduğu belirtilmiştir.<br />
<br />
Özellikle alışverişin mübadele usulüyle değil nakitle yapıldığı çağımızda <span style="color: #000080;" class="mycode_color">fitrenin para olarak verilmesi daha çok önem kazanmıştır.</span><br />
<br />
Günümüzde fitrenin tesbiti konusunda iki ölçünün esas alınması teklif edilmiştir.<br />
<br />
1. Hadislerde geçen yiyecek maddelerinin 1’er sâ‘ının (yaklaşık 3 kg.) para cinsinden ortalamasının alınması.<br />
<br />
Bu uygulama ile ramazan ayında üzüm, hurma, buğday, arpa gibi maddelerin çeşitli kaliteleri göz önüne alınarak fitre için birçok değişik rakamın ortaya çıkması ve Müslümanların bu durum karşısında tereddüde düşmesi önlenmiş olacaktır.<br />
<br />
2. Bir fakirin ekmek ve normal bir katıkla bir günlük yiyeceğini sağlayacak meblağın tesbit edilmesi.<br />
<br />
Bu usul takip edildiği takdirde, belirlenen meblağın hadislerde adı geçen en ucuz maddenin -meselâ arpanın- bedelinden daha düşük olmaması gerekmektedir. Eğer ortaya çıkan meblağ daha fazla olursa naslara aykırılık söz konusu değildir. Çünkü fazla verilen miktar nafile sadaka yerine geçer.<br />
<br />
İkinci teklif İmam Şâfiî’nin, herkesin ortalama olarak tükettiği yiyecek maddelerinden fitre vermesi gerektiği şeklindeki içtihadına da uygundur. (el-Üm, II, 59)<br />
<br />
Bu iki usulün yanında, fitre miktarını belirlemede mükellefin şahsen veya aile olarak günlük gıda tüketim ortalamasının ölçü alınıp hadislerde zikredilen en ucuz maddenin bedelinden de aşağı düşmeyecek şekilde bir miktar tesbitine gidilmesi de mümkün olabilir.<br />
<br />
Yemin kefâretiyle ilgili olarak Kur’ân-ı Kerîm’de, <span style="color: #000080;" class="mycode_color">“ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek” </span>ifadesinin yer aldığı (Mâide 5/89), bazı fakihlerin fitrenin mükellefin kendi yediğinden verilmesini uygun gördükleri (İbn Rüşd, I, 255), hadiste de daha çok o dönemin temel ve yaygın gıda maddelerinin zikredildiği göz önünde bulundurulursa bu son usule göre yapılacak bir miktar tesbiti de yanlış olmaz.</span><br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fıtır Sadakasının Ölçüleri]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-fitir-sadakasinin-olculeri</link>
			<pubDate>Tue, 05 Apr 2016 19:00:54 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31027">Ebu Mehmet</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-fitir-sadakasinin-olculeri</guid>
			<description><![CDATA[Fıtır sadakası ile ilgili hadislerde Hz. Peygamber zamanında bu malî mükellefiyetin hurma, arpa, kuru üzüm gibi o dönemin yaygın gıda maddelerinden 1 sâ` (ölçek) olarak ödendiği belirtilmekle beraber, yine bu devirde buğdaydan da 1/2 sâ` olmak üzere fitre verildiğini gösteren hadisler vardır.<br />
<br />
Abdullah b. Sa`lebe'den rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber'in buğdaydan 1/2 sâ` fıtır sadakası vermeyi emrettiği ifade olunmuştur (bk. Ebû Dâvûd, "Zekât", 20).<br />
<br />
Ayrıca Abdullah b. Abbas, Basra Camii minberinde ramazanın son günü okuduğu bir hutbede Basralılar'a Hz. Peygamber'in fıtır sadakası uygulamasını öğretirken, Rasûlullah'ın hurmadan 1 sâ`, buğdaydan 1/2 sâ` takdir etmiş olduğunu bildirmiştir (bk. Ebû Dâvûd, "Zekât", 20).<br />
<br />
Buğdaydan verilecek fitre miktarının, fitre verilecek maddelere ve miktarlarına ilişkin hadislerde belirtilmesinin yanı sıra, bu miktarın Muâviye zamanında tesbit edilmiş olduğunu bildiren rivayetler de vardır. Bu hususta Ebû Saîd el-Hudrî'den gelen bir rivayet şöyledir:<br />
<br />
"Biz fıtır sadakasını Hz. Peygamber zamanında taamdan 1 sâ`, hurmadan 1 sâ`, arpadan 1 sâ` ve kuru üzümden 1 sâ` olarak verirdik. Muâviye zamanına kadar bu böyle devam etti. Muâviye halifeliği zamanında hacca geldi, minbere çıkarak bir konuşma yaptı ve şöyle dedi: `Ben iki müd (1/2 sâ`) Şam buğdayının, 1 sâ` hurmaya eşit olduğunu görüyorum'. Bundan sonra insanlar onun görüşünü kabul ederek, buğdaydan fıtır sadakasını 1/2 sâ` olarak vermeye başladılar" (bk. Buhârî, "Zekât", 76).<br />
<br />
Bu hadis ve haberleri değerlendiren fakihler fıtır sadakasının cins ve miktarlarını aşağıdaki şekilde tesbit etmişlerdir:<br />
<br />
Hanefîler'e göre fıtır sadakası buğday, arpa, hurma ve kuru üzüm olmak üzere dört nevi gıda maddesinden verilir. Bunlar içinde buğdaydan (buna buğday unu ve kavut da dahildir) 1/2 sâ`, diğerlerinden 1 sâ` fitre verilir.<br />
<br />
Şâfiîler'e göre fitre her çeşit hububattan, hurma ve kuru üzümden 1 sâ` olarak verilir. Ancak fitre ülkede veya mükellefin bulunduğu bölgede en çok tüketilen gıda maddelerinden biri olarak ödenmelidir.<br />
<br />
Mâlikîler'e göre fitre buğday, arpa, darı, hurma, kuru üzüm, keş gibi gıda maddelerinden olmak şartıyla, bunların ülkede en çok tüketileninden 1 sâ` olarak verilir.<br />
<br />
Hanbelîler'e göre ise fitre, naslarda zikredilen buğday, arpa, hurma, kuru üzüm ve keşten 1 sâ` olarak verilir. Bu maddeler bulunmaz ise diğer hububat ve meyve türlerinden verilebilir.<br />
<br />
Görüldüğü gibi fitre fakihlerin çoğunluğuna göre, buğday dahil yukarıda sayılan bütün gıda maddelerinden 1 sâ` olarak verilmektedir. Hanefîler'e göre diğerlerinde aynı olsa da buğdaydan 1/2 sâ` verilmektedir.<br />
<br />
Sâ`, bir hacim ölçüsü birimi olup 2.75 litredir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Fıtır sadakası ile ilgili hadislerde Hz. Peygamber zamanında bu malî mükellefiyetin hurma, arpa, kuru üzüm gibi o dönemin yaygın gıda maddelerinden 1 sâ` (ölçek) olarak ödendiği belirtilmekle beraber, yine bu devirde buğdaydan da 1/2 sâ` olmak üzere fitre verildiğini gösteren hadisler vardır.<br />
<br />
Abdullah b. Sa`lebe'den rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber'in buğdaydan 1/2 sâ` fıtır sadakası vermeyi emrettiği ifade olunmuştur (bk. Ebû Dâvûd, "Zekât", 20).<br />
<br />
Ayrıca Abdullah b. Abbas, Basra Camii minberinde ramazanın son günü okuduğu bir hutbede Basralılar'a Hz. Peygamber'in fıtır sadakası uygulamasını öğretirken, Rasûlullah'ın hurmadan 1 sâ`, buğdaydan 1/2 sâ` takdir etmiş olduğunu bildirmiştir (bk. Ebû Dâvûd, "Zekât", 20).<br />
<br />
Buğdaydan verilecek fitre miktarının, fitre verilecek maddelere ve miktarlarına ilişkin hadislerde belirtilmesinin yanı sıra, bu miktarın Muâviye zamanında tesbit edilmiş olduğunu bildiren rivayetler de vardır. Bu hususta Ebû Saîd el-Hudrî'den gelen bir rivayet şöyledir:<br />
<br />
"Biz fıtır sadakasını Hz. Peygamber zamanında taamdan 1 sâ`, hurmadan 1 sâ`, arpadan 1 sâ` ve kuru üzümden 1 sâ` olarak verirdik. Muâviye zamanına kadar bu böyle devam etti. Muâviye halifeliği zamanında hacca geldi, minbere çıkarak bir konuşma yaptı ve şöyle dedi: `Ben iki müd (1/2 sâ`) Şam buğdayının, 1 sâ` hurmaya eşit olduğunu görüyorum'. Bundan sonra insanlar onun görüşünü kabul ederek, buğdaydan fıtır sadakasını 1/2 sâ` olarak vermeye başladılar" (bk. Buhârî, "Zekât", 76).<br />
<br />
Bu hadis ve haberleri değerlendiren fakihler fıtır sadakasının cins ve miktarlarını aşağıdaki şekilde tesbit etmişlerdir:<br />
<br />
Hanefîler'e göre fıtır sadakası buğday, arpa, hurma ve kuru üzüm olmak üzere dört nevi gıda maddesinden verilir. Bunlar içinde buğdaydan (buna buğday unu ve kavut da dahildir) 1/2 sâ`, diğerlerinden 1 sâ` fitre verilir.<br />
<br />
Şâfiîler'e göre fitre her çeşit hububattan, hurma ve kuru üzümden 1 sâ` olarak verilir. Ancak fitre ülkede veya mükellefin bulunduğu bölgede en çok tüketilen gıda maddelerinden biri olarak ödenmelidir.<br />
<br />
Mâlikîler'e göre fitre buğday, arpa, darı, hurma, kuru üzüm, keş gibi gıda maddelerinden olmak şartıyla, bunların ülkede en çok tüketileninden 1 sâ` olarak verilir.<br />
<br />
Hanbelîler'e göre ise fitre, naslarda zikredilen buğday, arpa, hurma, kuru üzüm ve keşten 1 sâ` olarak verilir. Bu maddeler bulunmaz ise diğer hububat ve meyve türlerinden verilebilir.<br />
<br />
Görüldüğü gibi fitre fakihlerin çoğunluğuna göre, buğday dahil yukarıda sayılan bütün gıda maddelerinden 1 sâ` olarak verilmektedir. Hanefîler'e göre diğerlerinde aynı olsa da buğdaydan 1/2 sâ` verilmektedir.<br />
<br />
Sâ`, bir hacim ölçüsü birimi olup 2.75 litredir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fıtır Sadakasının Bayram Gününden Önce Verilmesi Câiz midir?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-fitir-sadakasinin-bayram-gununden-once-verilmesi-c%C3%A2iz-midir</link>
			<pubDate>Tue, 05 Apr 2016 18:55:50 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31027">Ebu Mehmet</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-fitir-sadakasinin-bayram-gununden-once-verilmesi-c%C3%A2iz-midir</guid>
			<description><![CDATA[Allâme Şeyh Muhammed b. Sâlih el-'Useymîn rahimehullah'a soruldu:<br />
<br />
Soru: Fıtır sadakası ne zaman verilir?<br />
<br />
Cevap: Fıtır sadakasının verilme vakti bayram sabahı, bayram namazı öncesidir. İbn Ömer radıyallahu anhumâ şöyle demiştir: «Nebî sallallahu aleyhi ve sellem (fıtır sadakasının) insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesini emret.» [Buhârî (1509), Müslim (986)]<br />
<br />
Bu merfû' bir hadîstir.<br />
<br />
İbn Abbâs radıyallahu anhumâ'nın rivâyet ettiği hadîste de şöyle denilmiştir: «Kim bayram namazından önce verirse, bu makbûl bir fitre olur; kim de bayram namazından sonra verirse bu da herhangi bir sadaka yerine geçer.»<br />
<br />
Bayramdan bir veya iki gün önce verilmesi de câizdir. Bundan daha önce verilmesi ise câiz değildir. Zira bunun ismi fıtır sadakasıdır. Yani fıtıra izâfe edilmiştir. Ramazan ayının girmesiyle birlikte verilmesinin câiz olduğunu söylersek, adının oruç sadakası olması gerekirdi.<br />
<br />
Öyleyse fıtır sadakasının vakti, bayram günü namazdan önce olacak şekilde sınırlandırılmış,  bayramdan bir veya iki gün önce verilmesine ruhsat tanınmıştır.<br />
<br />
[Fetâvâ fî Ahkâmi'z-Zekât (269-270)]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Allâme Şeyh Muhammed b. Sâlih el-'Useymîn rahimehullah'a soruldu:<br />
<br />
Soru: Fıtır sadakası ne zaman verilir?<br />
<br />
Cevap: Fıtır sadakasının verilme vakti bayram sabahı, bayram namazı öncesidir. İbn Ömer radıyallahu anhumâ şöyle demiştir: «Nebî sallallahu aleyhi ve sellem (fıtır sadakasının) insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesini emret.» [Buhârî (1509), Müslim (986)]<br />
<br />
Bu merfû' bir hadîstir.<br />
<br />
İbn Abbâs radıyallahu anhumâ'nın rivâyet ettiği hadîste de şöyle denilmiştir: «Kim bayram namazından önce verirse, bu makbûl bir fitre olur; kim de bayram namazından sonra verirse bu da herhangi bir sadaka yerine geçer.»<br />
<br />
Bayramdan bir veya iki gün önce verilmesi de câizdir. Bundan daha önce verilmesi ise câiz değildir. Zira bunun ismi fıtır sadakasıdır. Yani fıtıra izâfe edilmiştir. Ramazan ayının girmesiyle birlikte verilmesinin câiz olduğunu söylersek, adının oruç sadakası olması gerekirdi.<br />
<br />
Öyleyse fıtır sadakasının vakti, bayram günü namazdan önce olacak şekilde sınırlandırılmış,  bayramdan bir veya iki gün önce verilmesine ruhsat tanınmıştır.<br />
<br />
[Fetâvâ fî Ahkâmi'z-Zekât (269-270)]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fakîrin Paraya İhtiyacı Varsa Fıtır Sadakası Para ile Edâ Edilir mi?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-fak%C3%AErin-paraya-ihtiyaci-varsa-fitir-sadakasi-para-ile-ed%C3%A2-edilir-mi</link>
			<pubDate>Sun, 03 Apr 2016 19:36:02 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31027">Ebu Mehmet</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-fak%C3%AErin-paraya-ihtiyaci-varsa-fitir-sadakasi-para-ile-ed%C3%A2-edilir-mi</guid>
			<description><![CDATA[Allâme Şeyh Muhammed b. Sâlih el-'Useymîn rahimehullah'a soruldu:<br />
<br />
Soru: Şimdiki fakîrlerin çoğu, fıtır sadakasının yiyecek yerine para olarak verilmesinin kendileri açısından daha çok tercîh edilen bir şey olduğunu, zira para olarak verilmesinin faydalı olacağını söylüyorlar. Buna göre fıtır sadakasının para olarak verilmesi câiz midir?<br />
<br />
Cevap: Biz, fıtır sadakasının para olarak verilmesinin hiçbir durumda câiz olmadığı ve yiyecek olarak verileceğini söylüyoruz. Fakîr dilerse bu yiyeceği satıp parasından istifâde edebilir. Ancak fitreyi verecek kişinin, bunu yiyecek olarak vermesi gerekmektedir.<br />
<br />
Ayrıca bu yiyeceğin, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında olan yiyecek çeşitlerinden birisi olması ile, bu zamanda mevcûd olan yiyecek çeşitlerinden birisi olması arasında bir fark yoktur. Hatta şu zamanda pirinç buğdaydan daha faydalı olabilir. Pirinci öğütmeye, yoğurmaya gerek yoktur. Maksad fakîrlerin (onu yiyerek) faydalanmasıdır.<br />
<br />
Sahîh-i Buhârî'de sâbit olduğu üzere Ebû Sa'îd el-Hudrî şöyle demektedir: «Bizler Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında fıtır sadakasını yiyecek maddelerinden bir sa' olarak veriyorduk. O gün için yiyeceğimiz hurma, arpa, kuru üzüm ve akıt idi.» İnsanın fıtır sadakasını yiyecek maddesi olarak verirken, fakîrler için en faydalı olanı seçmesi gerekir. Bu da her zamana göre değişen bir şeydir.<br />
<br />
Fıtır sadakasının para, giyecek veya ev eşyâsı ya da aley edevât türünden şeyler ile verilmesi geçerli değildir. Kişinin üzerindeki sorumluluğu da kaldırmaz. Zira Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «Kim bizim yolumuz üzere olmayan bir amel ile amel ederse, bu ondan kabûl edilmeyecektir.» [Müslim (1718)]<br />
<br />
<br />
[Fetâvâ fî Ahkâmi'z-Zekât (277-278)]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Allâme Şeyh Muhammed b. Sâlih el-'Useymîn rahimehullah'a soruldu:<br />
<br />
Soru: Şimdiki fakîrlerin çoğu, fıtır sadakasının yiyecek yerine para olarak verilmesinin kendileri açısından daha çok tercîh edilen bir şey olduğunu, zira para olarak verilmesinin faydalı olacağını söylüyorlar. Buna göre fıtır sadakasının para olarak verilmesi câiz midir?<br />
<br />
Cevap: Biz, fıtır sadakasının para olarak verilmesinin hiçbir durumda câiz olmadığı ve yiyecek olarak verileceğini söylüyoruz. Fakîr dilerse bu yiyeceği satıp parasından istifâde edebilir. Ancak fitreyi verecek kişinin, bunu yiyecek olarak vermesi gerekmektedir.<br />
<br />
Ayrıca bu yiyeceğin, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında olan yiyecek çeşitlerinden birisi olması ile, bu zamanda mevcûd olan yiyecek çeşitlerinden birisi olması arasında bir fark yoktur. Hatta şu zamanda pirinç buğdaydan daha faydalı olabilir. Pirinci öğütmeye, yoğurmaya gerek yoktur. Maksad fakîrlerin (onu yiyerek) faydalanmasıdır.<br />
<br />
Sahîh-i Buhârî'de sâbit olduğu üzere Ebû Sa'îd el-Hudrî şöyle demektedir: «Bizler Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında fıtır sadakasını yiyecek maddelerinden bir sa' olarak veriyorduk. O gün için yiyeceğimiz hurma, arpa, kuru üzüm ve akıt idi.» İnsanın fıtır sadakasını yiyecek maddesi olarak verirken, fakîrler için en faydalı olanı seçmesi gerekir. Bu da her zamana göre değişen bir şeydir.<br />
<br />
Fıtır sadakasının para, giyecek veya ev eşyâsı ya da aley edevât türünden şeyler ile verilmesi geçerli değildir. Kişinin üzerindeki sorumluluğu da kaldırmaz. Zira Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «Kim bizim yolumuz üzere olmayan bir amel ile amel ederse, bu ondan kabûl edilmeyecektir.» [Müslim (1718)]<br />
<br />
<br />
[Fetâvâ fî Ahkâmi'z-Zekât (277-278)]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fıtır Sadakası Para ile Verilirse Geçersiz Olur]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-fitir-sadakasi-para-ile-verilirse-gecersiz-olur</link>
			<pubDate>Sun, 03 Apr 2016 18:47:00 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31027">Ebu Mehmet</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-fitir-sadakasi-para-ile-verilirse-gecersiz-olur</guid>
			<description><![CDATA[Allâme Şeyh Muhammed b. Sâlih el-'Useymîn rahimehullah'a soruldu:<br />
<br />
Soru: Fıtır sadakasının/Fitrenin para olarak verilmesi câiz midir?<br />
<br />
Cevap: Fıtır sadakasının/Fitrenin para olarak verilmesi geçerli değildir. Çünkü Nebî sallallahu aleyhi ve sellem fıtır sadakasının hurma veya arpadan birer sa' olarak verilmesini farz kılmıştır. Ebû Sa'îd el-Hudrî radıyallahu anh şöyle der: «Bizler Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında fıtır sadakasını yiyecek maddelerinden bir sa' olarak veriyorduk. O gün için yiyeceğimiz; hurma, arpa, kuru üzüm ve akıt idi.» [Buhârî (1506), Müslim (985)] Dolayısıyla fıtır sadakasının Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafından farz kılınandan başka bir şey ile verilmesi câiz değildir.<br />
<br />
İbn Abbâs radıyallahu anhumâ'nın rivâyet ettiği bir hadîse göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını, oruçlunun yaptığı boş işler ve kötülükler için temizleyici, fakîrlere de yiyecek olsun diye farz kılmıştır.<br />
<br />
İbâdetler hususunda mücerred bir istihsâna (güzel görmeye) dayanarak şerîatın sınırlarını aşmak câiz değildir. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını fakîrlere yiyecek olsun diye farz kılmıştır. Para ise yiyecek bir şey değildir. Para; yiyecek, içecek, giyecek ve diğer başka şeylerde ihtiyacı karşılamaya yarar.<br />
<br />
Ayrıca fıtır sadakasının değerinin para olarak verilmesi, bunun açıktan olmamasına ve gizli kalmasına sebeb olur. Para, insanın cebinde olur, bir fakîr bulduğunda ona verir. Bu şekilde yapılınca da İslâm'ın bu şiârı açık bir şekilde yerine getirilmemiş, ev halkı tarafından fark edilmemiş olur.<br />
<br />
Ayrıca para olarak verildiği takdîrde, insan kıymetini hesaplamada hata edebilir. Bu durumda da sorumluluktan kurtulmuş olmaz.<br />
<br />
Üstelik Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, fıtır sadakasını farklı fiyatları olan değişik yiyeceklerden farz kılmıştır. Eğer bu yiyeceklerin para olarak kıymetine i'tibâr edilecek olsaydı, tek bir çeşit yiyecekten veya onunla aynı kıymete denk gelen diğer çeşitlerden farz kılardı.<br />
<br />
[Fetâvâ fî Ahkâmi'z-Zekât (278-279)]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Allâme Şeyh Muhammed b. Sâlih el-'Useymîn rahimehullah'a soruldu:<br />
<br />
Soru: Fıtır sadakasının/Fitrenin para olarak verilmesi câiz midir?<br />
<br />
Cevap: Fıtır sadakasının/Fitrenin para olarak verilmesi geçerli değildir. Çünkü Nebî sallallahu aleyhi ve sellem fıtır sadakasının hurma veya arpadan birer sa' olarak verilmesini farz kılmıştır. Ebû Sa'îd el-Hudrî radıyallahu anh şöyle der: «Bizler Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında fıtır sadakasını yiyecek maddelerinden bir sa' olarak veriyorduk. O gün için yiyeceğimiz; hurma, arpa, kuru üzüm ve akıt idi.» [Buhârî (1506), Müslim (985)] Dolayısıyla fıtır sadakasının Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafından farz kılınandan başka bir şey ile verilmesi câiz değildir.<br />
<br />
İbn Abbâs radıyallahu anhumâ'nın rivâyet ettiği bir hadîse göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını, oruçlunun yaptığı boş işler ve kötülükler için temizleyici, fakîrlere de yiyecek olsun diye farz kılmıştır.<br />
<br />
İbâdetler hususunda mücerred bir istihsâna (güzel görmeye) dayanarak şerîatın sınırlarını aşmak câiz değildir. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem fıtır sadakasını fakîrlere yiyecek olsun diye farz kılmıştır. Para ise yiyecek bir şey değildir. Para; yiyecek, içecek, giyecek ve diğer başka şeylerde ihtiyacı karşılamaya yarar.<br />
<br />
Ayrıca fıtır sadakasının değerinin para olarak verilmesi, bunun açıktan olmamasına ve gizli kalmasına sebeb olur. Para, insanın cebinde olur, bir fakîr bulduğunda ona verir. Bu şekilde yapılınca da İslâm'ın bu şiârı açık bir şekilde yerine getirilmemiş, ev halkı tarafından fark edilmemiş olur.<br />
<br />
Ayrıca para olarak verildiği takdîrde, insan kıymetini hesaplamada hata edebilir. Bu durumda da sorumluluktan kurtulmuş olmaz.<br />
<br />
Üstelik Nebî sallallahu aleyhi ve sellem, fıtır sadakasını farklı fiyatları olan değişik yiyeceklerden farz kılmıştır. Eğer bu yiyeceklerin para olarak kıymetine i'tibâr edilecek olsaydı, tek bir çeşit yiyecekten veya onunla aynı kıymete denk gelen diğer çeşitlerden farz kılardı.<br />
<br />
[Fetâvâ fî Ahkâmi'z-Zekât (278-279)]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zekât Kimlere Verilebilir?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-zek%C3%A2t-kimlere-verilebilir</link>
			<pubDate>Sun, 03 Apr 2016 18:44:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31027">Ebu Mehmet</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-zek%C3%A2t-kimlere-verilebilir</guid>
			<description><![CDATA[İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Komisyonuna Soruldu:<br />
<br />
Soru: Kendilerine zekât verilecek olan kimseler kimlerdir ve zekât alma hakkına sahip  olan bu sınıfları açıklamanızı istiyoruz?<br />
<br />
Cevap: Zekât verilecek kişiler Yüce Allah'ın şu buyruğunda zikrettiği sekiz sınıftır: 'Sadakalar, Allah'tan bir farz olmak üzere, sadece fakirlere, miskinlere, sadaka toplayan memurlara, kalbleri İslam'a ısındırılacak olanlara, kölelerin kurtarılmasına, borçlulara, Allah yolundakiler ve yolda kalmışlara aittir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir.' (Tevbe, 60)<br />
<br />
Bu gruplar aşağıdaki şekilde açıklanır:<br />
<br />
1-  Fakirler: Kendisine yetecek miktârın ancak bir kısmını bulabilen kimsedir.<br />
<br />
2- Miskîn: Hiçbir şey bulamayan kimsedir. Âlimlerden bazısı bu ikisini tam aksine açıklamıştır ki, râcih olan da budur.<br />
<br />
3- Zekât Memurları: Devlet Reisinin veya vekîlinin zekât toplamakla görevlendirdiği çalışanlardır. Zekât yazıcılığı ve paylaştırması yapanlar da bu kısma dâhildir.<br />
<br />
4- Muellefetu'l-Kulûb (Kalpleri islâm'a ısındırılacak olanlar kimseler): Kalbleri İslâm'a alıştırılmaya ihtiyaç duyar bir halde İslâm'a giren, îmânı zayıf kimselerdir.<br />
<br />
5- Köleler: Zekât malı ile hürriyetine kavuşturulan müslüman köle ya da câriyedir. Esîrlerin kurtarılması ve mukâtebe yâni efendisiyle özgürlük anlaşması yapan köle'ye yardım da zekât malıyla yerine getirilir.<br />
<br />
6- Borçlular: Allah'a isyân olmayan bir hususta borç yükü altına girmiş ve borcunu ödeyecek miktarda bir şeyi bulunmayan kimsedir. Meşrû bir barışma hususunda borçlanan kimse de böyledir.<br />
<br />
7- Allah yolundakiler: Bundan maksat ise belirli bir maaş bağlanmamış olarak gazveye çıkan ve düşmanın hücumundan korkulan yerler de nöbet tutanlardır.<br />
<br />
8- Yolcu: Bundan maksat ise, memleketi ve malı ile irtibâtı kesilmiş yolcudur. Memleketin de, zengin dahi olsa kendisini memleketine ulaştıracak miktarda ihtitaç duyduğu kadar zekâttan pay verilir. Eğer bu konuda geniş açıklama istiyorsan, Beğâvî ve İbn Kesîr tefsîrlerine müracaat etmelisin.<br />
<br />
Tevfîk Allah'tandır. Peygamberimiz Muhammed'e, âilesine ve ashâbına salât ve selâm olsun.<br />
<br />
[Fetâvâ el-Lecnetu'd-Dâime 2/10/6]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Komisyonuna Soruldu:<br />
<br />
Soru: Kendilerine zekât verilecek olan kimseler kimlerdir ve zekât alma hakkına sahip  olan bu sınıfları açıklamanızı istiyoruz?<br />
<br />
Cevap: Zekât verilecek kişiler Yüce Allah'ın şu buyruğunda zikrettiği sekiz sınıftır: 'Sadakalar, Allah'tan bir farz olmak üzere, sadece fakirlere, miskinlere, sadaka toplayan memurlara, kalbleri İslam'a ısındırılacak olanlara, kölelerin kurtarılmasına, borçlulara, Allah yolundakiler ve yolda kalmışlara aittir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir; hikmet sahibidir.' (Tevbe, 60)<br />
<br />
Bu gruplar aşağıdaki şekilde açıklanır:<br />
<br />
1-  Fakirler: Kendisine yetecek miktârın ancak bir kısmını bulabilen kimsedir.<br />
<br />
2- Miskîn: Hiçbir şey bulamayan kimsedir. Âlimlerden bazısı bu ikisini tam aksine açıklamıştır ki, râcih olan da budur.<br />
<br />
3- Zekât Memurları: Devlet Reisinin veya vekîlinin zekât toplamakla görevlendirdiği çalışanlardır. Zekât yazıcılığı ve paylaştırması yapanlar da bu kısma dâhildir.<br />
<br />
4- Muellefetu'l-Kulûb (Kalpleri islâm'a ısındırılacak olanlar kimseler): Kalbleri İslâm'a alıştırılmaya ihtiyaç duyar bir halde İslâm'a giren, îmânı zayıf kimselerdir.<br />
<br />
5- Köleler: Zekât malı ile hürriyetine kavuşturulan müslüman köle ya da câriyedir. Esîrlerin kurtarılması ve mukâtebe yâni efendisiyle özgürlük anlaşması yapan köle'ye yardım da zekât malıyla yerine getirilir.<br />
<br />
6- Borçlular: Allah'a isyân olmayan bir hususta borç yükü altına girmiş ve borcunu ödeyecek miktarda bir şeyi bulunmayan kimsedir. Meşrû bir barışma hususunda borçlanan kimse de böyledir.<br />
<br />
7- Allah yolundakiler: Bundan maksat ise belirli bir maaş bağlanmamış olarak gazveye çıkan ve düşmanın hücumundan korkulan yerler de nöbet tutanlardır.<br />
<br />
8- Yolcu: Bundan maksat ise, memleketi ve malı ile irtibâtı kesilmiş yolcudur. Memleketin de, zengin dahi olsa kendisini memleketine ulaştıracak miktarda ihtitaç duyduğu kadar zekâttan pay verilir. Eğer bu konuda geniş açıklama istiyorsan, Beğâvî ve İbn Kesîr tefsîrlerine müracaat etmelisin.<br />
<br />
Tevfîk Allah'tandır. Peygamberimiz Muhammed'e, âilesine ve ashâbına salât ve selâm olsun.<br />
<br />
[Fetâvâ el-Lecnetu'd-Dâime 2/10/6]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Namazı Cemaatle Kılmayana Zekât Verilir mi?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-namazi-cemaatle-kilmayana-zek%C3%A2t-verilir-mi</link>
			<pubDate>Sun, 03 Apr 2016 18:39:09 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31027">Ebu Mehmet</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-namazi-cemaatle-kilmayana-zek%C3%A2t-verilir-mi</guid>
			<description><![CDATA[Allâme Şeyh Abdullah b. Muhammed b. Humeyd rahimehullah'a soruldu:<br />
<br />
Soru: Bir komşum var, onun sadaka ve zekâta ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Ancak o cemaatle namaza katılmıyor. Bu durumda zekât veya sadakadan ona bir şeyler vermem câiz midir?<br />
<br />
Cevap: Ona nasîhat etmeli ve zekâtından da vermelisin. Umulur ki Allah senin sebebinle ona hidâyet verir. Ancak eğer aslen namaz kılmıyorsa, ona herhangi bir şey vermen câiz olmaz. Çünkü bu adam kâfirdir, herhangi bir özrü söz konusu değildir. Eğer evinde namaz kılıyorsa, âsi ve suç işleyen biridir. Ona nasîhat etmen gerekir. Eğer fakîr ve muhtaç ise –ve ondan daha muhtacı yoksa- ona zekât vermende bir mahzur yoktur. Ancak aslen namaz kılmıyorsa ona verme!<br />
<br />
<br />
el-Fetâvâ ve'd-Durûs fi'l-Mescidi'l-Harâm (s: 441)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Allâme Şeyh Abdullah b. Muhammed b. Humeyd rahimehullah'a soruldu:<br />
<br />
Soru: Bir komşum var, onun sadaka ve zekâta ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Ancak o cemaatle namaza katılmıyor. Bu durumda zekât veya sadakadan ona bir şeyler vermem câiz midir?<br />
<br />
Cevap: Ona nasîhat etmeli ve zekâtından da vermelisin. Umulur ki Allah senin sebebinle ona hidâyet verir. Ancak eğer aslen namaz kılmıyorsa, ona herhangi bir şey vermen câiz olmaz. Çünkü bu adam kâfirdir, herhangi bir özrü söz konusu değildir. Eğer evinde namaz kılıyorsa, âsi ve suç işleyen biridir. Ona nasîhat etmen gerekir. Eğer fakîr ve muhtaç ise –ve ondan daha muhtacı yoksa- ona zekât vermende bir mahzur yoktur. Ancak aslen namaz kılmıyorsa ona verme!<br />
<br />
<br />
el-Fetâvâ ve'd-Durûs fi'l-Mescidi'l-Harâm (s: 441)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Husûsî Arabanın Zekâtı Var mıdır?]]></title>
			<link>https://islamiforum.net/Thread-hus%C3%BBs%C3%AE-arabanin-zek%C3%A2ti-var-midir</link>
			<pubDate>Sun, 03 Apr 2016 18:36:50 +0300</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://islamiforum.net/member.php?action=profile&uid=31027">Ebu Mehmet</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://islamiforum.net/Thread-hus%C3%BBs%C3%AE-arabanin-zek%C3%A2ti-var-midir</guid>
			<description><![CDATA[Allâme Şeyh İbn 'Useymîn rahimehullah'a soruldu:<br />
<br />
Soru: Husûsî arabaya zekât var mı?<br />
<br />
Cevap: Onun zekâtı yoktur. Altın ve gümüş takılar müstesnâ insanın kendi için kullandığı hiçbir şeyde zekât yoktur. İster araba, ister deve, ister ziraat makinası, isterse bunlardan başka bir şey olsun. Nitekim Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «Müslümanın kölesine ve atına zekât yoktur.» [Buhârî (1464), Müslim (982)]<br />
<br />
Fetâvâ fi'z-Zekâti ve's-Sıyâm (174)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Allâme Şeyh İbn 'Useymîn rahimehullah'a soruldu:<br />
<br />
Soru: Husûsî arabaya zekât var mı?<br />
<br />
Cevap: Onun zekâtı yoktur. Altın ve gümüş takılar müstesnâ insanın kendi için kullandığı hiçbir şeyde zekât yoktur. İster araba, ister deve, ister ziraat makinası, isterse bunlardan başka bir şey olsun. Nitekim Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «Müslümanın kölesine ve atına zekât yoktur.» [Buhârî (1464), Müslim (982)]<br />
<br />
Fetâvâ fi'z-Zekâti ve's-Sıyâm (174)]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>