Bütün Avrupalı olmayan ulusların Batı ve Batı medeniyeti ile yakın ilişkiler içinde bulunduğu ve ‘modern’ uluslar olmaya doğru değişim geçirdiği son 150 yıl boyunca Batı, bir misyoner şevkiyle kişileri modernleşme görevini üstlenmiştir. Fakat bu, ulusları medenileştirme ve medeniyetle tanıştırma adı altında, ‘ideal medeniyet’ olarak isimlendirmekte ısrar etmelerine rağmen, bize modernizmi verdiler. Entelektüellerimiz, halka modernleşme yoluyla medenileşemeyeceğini anlatmak için bunu yıllar önce fark etmeliydiler. Fakat beceremediler.”
Şimdi bizler her yönü ile batılıları taklit eden, kendisi üretmeyen sürekli tüketen bireylere dönüştük. Hep içimizde bir başkası var ve kendimiz olarak var olmayı beceremiyoruz. Ve tüm bunlar bizlerde değer yargılarına dönüşüyor. Fakat bu İslami değerleri içselleştirmemiz önünde büyük bir engel olarak duruyor. Batı’nın ürettiği kendine has değerler ile hesaplaşmamız gerekiyor.
Bizler için tüm bunlar kendi bağımsız kimliğimizi unutturacak olgular değildir. Fakat biz şunu rahatlıkla görüyoruz ki toplumumuzun büyük bir çoğunluğu ait olduklarını söyledikleri diğer kimliklerinden farklı ve birbirlerine oldukça zıt bir kimlik ile yaşamaya devam ediyorlar.
H.ERTÜRK