You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Zikir mi üstün? Rabıta mı?

Zikir mi üstün? Rabıta mı?

Acemi Üye
Zikir mi üstün? Rabıta mı?
İmamı Rabbanî, 187 sayılı mektubunda rabıtaya çok kısa olarak şu sözlerle do*kunmaktadır:
«Hace Eşref-i Kabilî'ye,»
«Bu mektup, ulaştırıcı yolların en kısası olan rabıtanın açıklamasına ve mürid için rabıtanın, zikirden daha üstün olduğuna ilişkindir»
Bu ifadeye göre:
a) Allah'a ulaşmak için izlenecek yolların en kısa olanı rabıtadır,
b) Râbıta yapmak, (yani şeyhin şeklini zihinde canlandırmak) Allah'ı anmaktan daha üstündür
Mektubun, devam eden satırlarında Rabbanî, râbıta ile ilgili olarak üç şey daha söylemektedir:
1 Şeyh ile mürîd arasında fayda vermek ve faydalanmak için râbıta bir araçtır;
2 Mürid, bir devletli (yani bir öncü) tarafından en büyük mutluluğa erişti*rilinceye kadar, rabıtadan başka onun izleyebileceği daha kısa bir yol yoktur;
3 Ubeydullah-ı Ahrar'ın, Fakarat adlı kitabından naklen: “Pirin gölgesi*nin bile Allah'ı zikretmekten daha üstün olduğu“ ifade edilmektedir


Bir başka ayrıntıda mektublarda şöyle dillendiriliyor: İmam Rabbani’ye göre Kutb’ul-irşad son derece az bulunur Uzun zamanlar ve asırlar geçtikten sonra ortaya çıkar, hidayet ve zuhurunun nuru ile karanlık cihanı aydınlatır Onun irşadı bütün cihana yaygındır Arştan yeryüzünün merkezine kadar her kime rüşt, hidayet, iman ve marifet ulaşırsa onun yolundan ulaşır ve ondan alınır Onun aracılığı olmadan bu devlet kimseye nasip olmaz Onun nuru, mesela büyük okyanus gibi cihanı kaplamıştır da bu denizde hiçbir hareket meydana gelmemiştir, sanki donmuş gibi durmaktadır Ona yönelen ve samimiyetle inanan yahut onun yöneldiği talibin -yönelme sırasında- sanki kalbinden bir pencere açılır ve bu yoldan, yöneliş ve samimiyeti nispetinde nasip alır ve doyar İnkâr ettiği için değil de onu tanımadığı, bilmediği için (doğrudan) Allah’ın zikri ile meşgul olan ve gönlünü Allah’a yönelten kimse de – tıpkı o kutba yönelenler gibi- ondan istifade ederler; ancak birinci durumdaki istifade daha ziyadedir “Kutbu inkar eden yahut ondan rahatsız olan kimselere gelince, Allah’ı zikir ile meşgul olsalar bile gerçek rüşd ve hidayetten mahrum olurlar Onu inkâr ve rahatsız etmek kişinin feyz yolunu tıkar, kutub onu faydalandırmamayı, ona zarar vermeyi istemese bile o gerçek hidayetten uzak kalır Onda bulunan, ancak rüşt ve hidayetin görünüşüdür (suretidir) Manadan uzak, içi boş suretin faydası da azdır O kutbu seven ve ona içten inanan kimseler, ona gönülleriyle yönelmeseler, Allah’ı zikir ile meşgul olmasalar dahi, yalnızca sevgileri sebebi ile rüşt ve hidayetin nuru onlara ulaşır
(İmamı Rabbani El Mektubat – İmamı Rabbani ve İslam Tasavvufu H Karaman )


Demek ki, Kutb’ul-irşad denen şahsı inkar eden, Allah’ın zikri ile meşgul olsa dahi gerçek rüşt ve hidayetten mahrum kalırken, onu seven ve ona içten inanan, Allah’ın zikri ile meşgul olmasa bile rüşt ve hidayetin nuruna kavuşuyor



Allah Teala şöyle buyuruyor:

Onlar ki, ayakta iken de, otururken de ve yanları üzerine yatarlarken de Allah Teâlâ'yı zikrederler ve göklerin ve yerin yaradılışı hakkında tefekkürde bulunurlar İşte onlar şöylece tespih ve duada bulunur dururlar Ey Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın, Sen yücesin, artık bizleri ateş azabından koru Al-i İmran 3/191

Birçok erler ki, onları ne bir ticaret ve ne de bir alım satım Allah Teâlâ'nın zikrinden ve namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz Onlar, kalplerin ve gözlerin muzdarip olacağı bir günden korkarlar" Nur 24/37

Onlar o zatlardır ki, Allah'ın zikriyle kalpleri mutmâin olduğu halde imân etmişlerdir Haberiniz olsun ki, Allah'ın zikriyle kalpler mutmâin olur" Rad 13/28

“Ve her kim benim zikrimden kaçınırsa artık şüphe yok ki, onun için pek dar bir geçim vardır ve onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz”Taha 20/124
Artık beni zikrediniz ki ben de sizi zikredeyim Ve bana şükrediniz, bana nankörlükte bulunmayınız"Bakara 2/152


"Ey iman edenler! Sizi mallarınız ve evlâdınız Allah'ın zikrinden alıkoymasın ve her kim, öyle yaparsa, işte hüsrâna uğramış olanlar onlardır"Munafıkun 63/9

Ve Rab'bini içinden yalvararak, korkarak ve yüksek olmayan bir sesle sabahları ve akşamları zikret ve gâfillerden olma Araf 7/205

Allah’ı çokça zikredin ki, felaha eresiniz” Enfal 8/45

Peygamberimiz (sav)’de zikir hakkında şöyle buyuruyor;
Hz Muâz İbnu Cebel (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Kul, kendini Allah'ın azabından kurtarmada zikrullahtan daha müessir bir ameli işlememiştir Tirmizi- İbni Mace
O halde :
“Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimi kimdir? Onlar Rablerinin huzuruna çıkarılacaklar ve hallerine tanık olanlar şöyle diyeceklerdir: ‘İşte bunlar, Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir’ Bilin ki Allah’ın laneti o zalimlerin üzerindedir
Onlar Allah’ın yoluna engel koyar, geri çevirmeye çalışırlar Onlar ahireti göz ardı eden kimselerdir
Bunlar yeryüzünde Allah’ı aciz bırakacak değillerdir Allah’tan başka dostları da yoktur Azapları ikiye katlanacaktır Onlar gerçekleri, ne işitmeye ne de görmeye tahammül edebilirler
Onlar değerlerini yitirmiş kimselerdir Uydurdukları şeyler de kaybolup gidecektir
Hiç şüphesiz ahirette en çok kayba uğrayacak olanlar bunlar olacaktır
İnanan ve iyi işler yapanlar ve Rablerine içten boyun eğip başka bir arayışa girmeyenler var ya, işte onlar cennetliklerdir; orada temelli kalacaklardır
Bu iki kesimin durumu, hem kör hem sağır olan ile görmesi ve işitmesi iyi olan kimsenin durumu gibidir Bunlar hiç eşit olabilirler mi? Artık bilgilerinizi gözden geçirmeyecek misiniz?” (Hûd 11/18–24) Yazılanlar Alıntıdır,ama bu gerçeği değiştirmez,öyle değil mi
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.