Fakat zaman geçtikçe batı medeniyetinin te’sîriyle geçim derdi ağırlaşmasıyla ahlâksızlığın artması ve dinî alanda cehâletin yaygınlaşmasıyla insanlar ma‘neviyâttan ve âhiret mes’elelerinden uzaklaştı. İnsanlar maddiyattaki inkişâf ve terakkîleri nisbetinde ma‘neviyâtta tedennî edip geri kaldılar.
Bugünkü insanlara İslâmî bir şey anlattığımız zaman onlar bizden delil ve isbât istiyorlar. Eğer İslâmî mevzu‘ları delil ve ispatla anlatıyorsak onları iknâ‘ edebiliyoruz. Aksi halde “Bu budur kabûl et!” demekle onları inandıramıyoruz.
Hulâsa; Osmanlı zamanında teslîmiyet kuvvetli olduğundan onlara te’sîr eden nasihatler bugünkü insanlara te’sîr etmez. Bu günkü insanları o zamanın köşelerine çekip aynı dersleri vermek “Rabbinin yoluna hikmetle güzel nasihatle da‘vet et!” meâlindeki Kur’ân’ın üslûbuna uygun düşmez.
“İnsanlara akılları mikdarınca onların anlayabilecekleri tarzda onlarla konuşunuz” kāidesine ittibâen biz onların seviyesine inerek anlayıp idrâk edebilecekleri dersler vermek mecburiyetindeyiz. Tâ ki söylediklerimiz hikmetli ve güzel bir mev‘iza olsun.
İrfân Mektebi Dergisi
![[Resim: urjn1.jpg]](http://t1311.hizliresim.com/1h/p/urjn1.jpg)