You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Zamanımızdaki insanların genelinin haline bakınız!

Zamanımızdaki insanların genelinin haline bakınız!

Zamanımızdaki insanların genelinin haline bakınız!


Onların içinde bulunan bir gencin durumuna bakınız!


O genç ömrünü ve zamanını insan ürünü kanunları, nereden geldiğini, nasıl geliştiğini, nasıl kurulduğunu; kanun koyan kişilerin fikir ve ihtilaflarının neler olduğunu, anayasanın maddelerinin neler olduğunu, medeni kanunun ne olduğunu, nasıl anlaşılması gerektiğini ve bunlar gibi meseleleri öğrenmek için harcar. Oysa bunları öğrenmek için harcadığı vaktin onda birini Allah (c.c)’ın dinini öğrenmek için harcasaydı, tevhidi anlamış ve onda imam olmuş olurdu. İşte bu kimse şirkin içinde olduğu halde nasıl olur da onun hakkında cehaleti sebebiyle mazeretlidir denilebilir?!

Şimdi de bir başka gence bakınız!
Bu genç de ömrünü ve zamanını müzik okullarında müzik sanatlarını, aletlerini, notalarını, şarkılar arasındaki farklılıkları, doğu ve batı müziği ile ilgili ayrıcalıkları, müzik ve müzik aletleriyle ilgili tarihi öğrenmek için harcar. Bununla birlikte Allah (c.c)’ın dinini öğrenmeye imkanı olduğu halde ondan uzak durmuş, yüz çevirmiş ve hevasına tabi olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak da apaçık bir şirkin içine düşmüş ve şirk ehlinden olmuştur. İşte bu kimse şirkin içinde olduğu halde nasıl olur da onun hakkında cehaleti sebebiyle mazeretlidir denilebilir?!

Bir de şu kimseye bakınız!

Zamanını, ömrünün büyük bir bölümünü batının felsefi fikirlerini, o felsefenin türlerini, tarihini, kaynaklarını, ortaya çıkışını, hedeflerini, ge-nel ve ayrıntılı usulünü, ortaya koyanlarını, ravilerini, bu hususta söz konusu olan ittifak ve ihtilafları öğrenmek için harcar. Oysa onlardan her biri Allah (c.c)’ın dinini bilmek konusunda hayvanlardan daha cahildirler. Böylece onlar tevhidin en basit meselesini dahi anlamıyor ve öğrenmek için çaba göstermiyorlar. Yine; bir kul nasıl müslüman olur, nasıl İslam’dan çıkar diye öğrenmek için hiç çaba da sarfetmiyorlar. Allah (c.c)’ın kitabını arkalarına atmış ve İslami ilimden uzak durmuşlardır. Sanki onlar hiçbir şey bilmez, hiçbir şey görmez duruma gelmişlerdir. Böylece cehaletleri sebebiyle şirkin ve küfrün içine düşmeleri artık onlar için zaruri olmuştur. İşte o kimsenin cehaletinin özür sayılıp Allah (c.c) katında kendisi için delil olacağını söyleyenler vardır?!

Şu kimseye de bakınız!

O ise Arap dilini, adaplarını, sanatlarını, gelişme merhalelerini, cahiliyyede ve İslam’ dan sonraki şiirlerin türlerini, eski şiirle yeni şiirler arasındaki ihtilafları, her bir fırkanın delillerini, arapça, latince, süryanice, İbranice, hinarkipçe ve başka dillerle arasındaki ince farklılıkları öğrenmek için bütün ömrünü harcar. Sırf bunu bir diploma ya da bir vazife almak ya da sosyal bir mevki veya kültür sahibi olmak için yapar. Fakat Allah (c.c)’ın dininden en basit meseleyi dahi bilmez. Hatta kitabın ve imanın ne olduğunu dahi bilmez. Böylece de şirk ve küfrün içine düşmüş olduğu halde onun için Allah (c.c) katında delil olacağı şekliyle onu mazeretli görenler vardır!

Şu gence de bakınız!


O, bütün gençliğini ve vaktini nasıl siyaset yapacağını, nasıl yalanlar uyduracağını, milleti nasıl kandıracağını, nasıl güzel hutbe vereceğini, seçimlerde nasıl kazanacağını, nasıl reklam yapacağını, nasıl parlementoya gireceğini öğrenmek için harcamıştır. Böylece bütün ömrü, hayatı, gayesi bunları öğrenerek geçmiştir. Bu yolla nasıl mal toplayacağı konusunda tecrübeli olmuştur. Yine siyasi partiler, parlemento koltukları arkasında koşturmacalı bir hayat sürmüştür. Bununla birlikte sapıklıkta ilerlediği kadar Allah (c.c)’ın şeriatinde ilerlememiştir. İşte o kimseyi şirkin içinde, her türlü bozuk inancı ve fesadıyla birlikte bulursun. Tevhidi bozacak her türlü unsur üzerinde bulunur. Bununla birlikte kendisi için delil olacağı şekliyle onu mazeretli görenler vardır!

Onlar Allah (c.c)’ın kitabına, tefsir kitaplarına, dil ilimleri ve usul kitaplarına ya da her türlü fıkıh kitaplarına sahip olabilme, ulaşabilme imkanlarına sahiptirler. Zamanımızda İslami ilimler oldukça yayılmış, onlara ulaşmak o kadar kolaylaşmıştır ki hiç bir zaman böyle olmamıştır. Fakat onlara bir bakınız! Tevhidin gerekleri ve onu bozan konularda dahi Allah (c.c)’ın sınırlarını bilmekte cahil kalmışlardır. Öyle ki onların çoğu bizlere muhalif olmadıklarını ve inkar etmediklerini söylemelerine rağmen apaçık bir şekilde Allah (c.c)’tan başkasına ibadet etmektedir.

Onların şu hallerine bir bakınız!


İslam’ın nurundan ve haktan yüz çevirmişler, fakat bununla birlikte futbol kanunlarını, spor karşılaşmalarını, kulüplerini, turnuvalarını, değişik müsabakalardaki katettikleri mesafeleri bilmek konusunda oldukça yetenekli olmuşlardır.
Yine sinema filmlerini, nasıl ortaya çıktığını, kahramanlarını, oyuncularını, doğum tarihlerini, onlarla ilgili önemli haberleri ve işlerini bilmekte oldukça yeteneklidirler. Öyle ki radyo ve televizyon programlarının tüm ayrıntılarını, filmlerin, dizilerin ve futbol karşılaşmalarının vakitlerini bilmekte hünerlidirler.
İşte onların ilimden kazançları budur. Onlara dikkatlice bakınız ve sonra da şöyle diyenler hakkında binlerce kere şaşırınız:
“Onlar cehaletleri sebebiyle özür sahibidirler.”

Meseleyi çok iyi bilen ve insaflı bakan kimseler, zamanımızdaki kimselerin bir çoğunun bu durumda olduklarını daha iyi anlayacaklar. Öyleyse bulunduğunuz yerdeki insanların haline bir bakınız! Mutlaka onları bu anlatıldığı ve duyduğunuz şekliyle bulacaksınız. Zira onların hali Allah (c.c)’ın hükmünü isteyen kimsenin hali gibi değildir. Çünkü hakkı isteyen kimse çok kolay bir şekilde ona ulaşabilir.
Hakkı isteyen ve istemeyen kimse arasındaki farkı Allah (c.c)’ın şu ayetinde güzel bir şekilde nasıl anlattığını iyice bir düşünün.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“Andolsun, biz Kur’an’ı, düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?” (Kamer: 32)
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 01-12-2013, Saat:03:47 PM, Düzenleyen: Haifa As-Sudani.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.