You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Yusuf hayaloğlu ahmet kaya

Yusuf hayaloğlu ahmet kaya

General
RE: Yusuf hayaloğlu ahmet kaya
Demek şimdi gidiyorsun; 
Yazdığımız son şiir, öyle yarım kalacak!. 
Demek şimdi gidiyorsun; 
Kuşlarımız acıkacak, 
Saksılarımız artık sulanmayacak!. 
Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp 
Aynanın sahtekar yüzüne, 
- Oy benim yaralım - 
Demek şimdi gidiyorsun; 
Beni böyle toz gibi dağıtıp 
Merdivenlerin dibine!. 
Her şey tamam, diyorsun, git... 
Haydi git! 
Dışarısı ispiyon.. dışarısı ihanet.. 
Seni bir gören olmasın, 
Dikkat et!.. 

Dostlukmuş.. ölüme yürümekmiş.. 
Üstüne titremekmiş.. Vefaymış!.. 
Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı, 
Duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış... 
Bana komaz deyip, 
Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları, 
- Oy benim yaralım - 
Asıl sancı, uyandığında 
Bütün odaları boş görünce koyarmış!. 

Gitmek istiyorsun, git... 
Bir savaşçı asla vedalaşmaz!. 
Durma git! 
Dışarısı dinamit.. dışarısı enkaz!. 
Şunu cebine koy, 
Ne olur ne olmaz... 
Artık bitti, diyorsun, git... 
Kırılsın kapı-çerçeve, kırılsın bu cam! 
Sorma git! 
Dışarısı panik, dışarısı izdiham!. 
Biliyorum, seni vuracaklar bu akşam... 

Eylül mağdurlarıydık,
Kimsemiz yoktu... 
Yaralarımız aman vermiyordu canımıza.. 
Kimseye kıymamıştık oysa, 
Masumduk... 
Rahatsız etmiyordu bizi bu yalancı tarih! 
Yırtılan bir pankart gibi, 
Şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz; 
- Oy benim yaralım - 
En az bir karıncanın yüreği kadar, 
Namuslu ve çalışkandı ellerimiz!. 
Ne çok fire verdik üst-üste; 
Ne çok arkadaş yitirdik 
Bu tozlu yolculukta... 
Kimliği tespit edilmemiş, 
Ne çok ceset vurdu, 
Zeytin güzeli akşamlarımıza!. 
Büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi 
İçerden çürümüşüz meğerse.. 
- Oy benim yaralım - 
Her gelen ölüm yazmış, 
Her giden ayrılık işlemiş, 
Bu talihsiz gergefimize... 



Kendini arıyorsun, git.. 
Aptal bir hayat kur, 
İçinde beni barındırmayan.. 
Kalma, git! 
Dışarısı barut, dışarısı gardiyan!. 
Yine bir tek ben olurum, sana parçalanan... 
Demek şimdi gidiyorsun; 
Sonunda bizi de çökertiyor 
Bu kancık zelzele!. 
Demek şimdi gidiyorsun; 
Yıkılan bir duvar gibi 
devrile-devrile... 
Demek mecburi istikametlerin, 
Ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında; 
- Oy benim yaralım.. maralım! - 
Demek şimdi gidiyorsun, 
Ve bana bir tek seçenek kalıyor: 
Güle-güle!.. güle-güle!.. 
Beni öldürüyorsun, git.. 
Kalmasın sende kahrım, kalmasın derdim.. 
Bakma, git! 
Kafamı yumruklayıp 
Ardın sıra ağlarsam, namerdim...
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Yusuf hayaloğlu ahmet kaya
Bize Kalan yusuf hayaloğlu

Bize kalan, 
Insanliga birakmak istedigimiz degildi. 
Binlerce fidan ektik halkin çölüne 
Su vermediler, egildi. 
Bize kir bize pas 
Bize tortusu kaldi 
Dostlar tükenip düştüler 
Yok olma korkusu kaldi 
Bizim eskiden sevdalarimiz vardi 
Kizaran yanaklari öpmelere utandik 
Sonra suç olmak girdi araya 
Bizim eskiden umutlarimiz vardi 
Yikilan duvarlarin gövdesine yaslandik 
Sonra yanilmak girdi araya 
Bizim eskiden gülüşlerimiz vardi 
Kirilan yüreklere öylesine dagittik 
Sonra aglamak girdi araya 
Bizim eskiden öfkelerimiz vardi 
Tutuşan daglarin seherine yar olduk 
Sonra vurulmak girdi araya 
Bize kan bize ter 
Bize gözyaşi kaldi 
Yillar çigneyip geçtiler 
Yaşama telaşi kaldi

Biz üç kişiydik.. üç intihar çiçeği.. 
Bedirhan, Nazlıcan 
Ve ben: Suphi..
Üç ağız.. üç yürek.. üç yeminli fişek! 
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara, taşlara 
Boynumuzda ağır vebal, 
Koynumuzda çapraz tüfek! 
El tetikte, kulak kirişte, 
Ve sırtımız toprağa emanet... 
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık.. 
Deniz çok uzaktaydı 
Ve dokunuyordu yalnızlık... 

Biz üç kişiydik.. üç intihar çiçeği.. 
Bedirhan, Nazlıcan 
Ve ben: Suphi..
Gece, ırmak boylarında uzak çakal sesleri, 
Yüzümüze, ekmeğimize, 
Türkümüze çarpar geçerdi. 
Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan, 
Tüterdi buram-buram. 
Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi...
Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan'ı 
Ateş böcekleriyle bir oldu 
Kırpışarak tükendi... 
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza 
Kurşun gibi, mayın gibi 
Tutuşarak tükendi... 

Biz üç kişiydik.. üç intihar çiçeği.. 
Bedirhan, Nazlıcan 
Ve ben: Suphi..
Oy Nazlıcan... vahşi bayırların maralı... 
Oy Nazlıcan... saçları fırtınayla taralı... 
Sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine? Oy, Nazlıcan oy... can evinden yaralı... Serin yayla çiçeği, oy Nazlıcan.. 
Deli-dolu heyecan, oy Nazlıcan.. 
Göğsümde bir sevda kelebeği, 
Ölüme sunduğum can, oy Nazlıcan.. 

Biz üç kişiydik.. üç intihar çiçeği.. 
Bedirhan, Nazlıcan Ve ben: Suphi..
Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular, 
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları.. 
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca, 
Titredi ve iki yana düştü kolları.. 
Ölüm bir ısırgan otu gibi Sarmıştı her yanını... Devrilmiş bir ağaçtı, ay ışığında gövdesi..Uzanıp, bir damla yaş ile 
Dokundum kirpiklerine.. Göğsümü çatlatırken nabzının tükenmiş sesi.. Sanki bir şakaydı bu!.. birazdan uyanacaktı, Birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı.. Oysa ölüm, sadık kalmıştı randevusuna, ah.. Bir daha olmayacaktı!.. 
Hey Bedirhan.. katran gecelerin heyulası!.. 
Hey Bedirhan.. kancık pusuların belası!. 
Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana, Hey Bedirhan hey.. mezarı kartal yuvası!..Mavi gözleri şahan, hey Bedirhan!. Zulamda bir suskun gece bıçağı, 
Beyaz gömleğimde kan, hey Bedirhan!. 
Biz üç kişiydik.. üç intihar çiçeği.. 
Bedirhan, Nazlıcan 
Ve ben: Suphi..
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Yusuf hayaloğlu ahmet kaya
Bir Veda Havası yusuf hayaloğlu

Vakit tamam!.. seni terk ediyorum. 
Bütün alışkanlıklardan 
Ve bütün sıradanlıklardan öteye, 
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum. 
Doymadım inan, 
Kanamadım sevgine... 
Korkulu geceleri sayar gibi, 
Deprem gecesinde bir yıldız, 
Birdenbire kayar gibi; 
Ellerim kurtulacak ellerinden, 
Bir kuru dal, ağacından 
Çatırdayıp kopar gibi... 
Sen bir suydun oysa, 
Sen bir ilaçtın... 
Hoşça kal canımın içi, 
Hoşçakal...

Aşksa, bitti... 
Gülse, hiç dermedik. 
Bul kendini kuytularda, hadi dal! 
Seninle bir bütün olabilirdik... 
Hoşça kal gözümün nuru, 
Hoşça kal... 
Vakit tamam!.. seni terk ediyorum. 
Bu, kırık ve incecik 
Bir veda havasıdır. 
Tutuşan ellerimden 
Parmak uçlarına değen sıcaklık, 
İncinen bir hayatın yarasıdır... 
Kalacak tüm izlerin hayatımda. 
Gözümden bir damla yaş, 
Sızlayıp resmine aktığında; 
Bir yer bulabilsem keşke 
Bir yer, seni hatırlatmayan; 
Kan tarlası gelincik şafağında... 
Ölümse, korktun. 
Savaşsa, hep kaçtın... 
Sen bir suydun oysa, 
Sen bir ilaçtın... 
Hoşça kal canımın içi, 
Hoşçakal...
Sen bir suydun oysa, 
Sen bir ilaçtın... 
Hoşça kal canımın içi, 
Hoşçakal...
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Yusuf hayaloğlu ahmet kaya
Bir intihar gibi 
Puşt olunca sevdalar... 

Birazdan kudurur deniz... 
Birazdan dalgaların sırtından, 
Üst-üste fışkıran rüzgarlar, 
Bir intikam gibi saldırınca üstüne; 
Yüzüne şarkılar çarpar, 
Yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın. 
Sen artık buralarda duramazsın!.. 
Gider kendine gömülürsün... 
Yoksa bu şehir, bu sokaklar 
Seni alır kullanır, 
Santim-santim çürürsün!.. 
Bir intihar gibi 
Puşt olunca sevdalar... 


Hani, el değmemiş bir yanın vardır, 
Aynalara göstermediğin bir yüzün, 
Kendine sakladığın bir hüzün... 
Hadi durma! 
Üzülsen de, sen üzülürsün!.. 
Kim farkeder boşluğunu? 
Ardın sıra kim ağlar? 
Bir intikam gibi 
Çıldırmış bu sevdalar!.. 
Bir intihar gibi 
Puşt olunca sevdalar... 
Bazen bir uçurum kalır, 
Bazen de martıların ardından 
Velvele koparan bir leş kalır; 
Bir intihar gibi 
Puşt olunca sevdalar... 
Sırtını duvara yaslar, 
Sırtını ağaca yaslar, susarsın. 
Sen artık hiçbir sözü kaldıramazsın!.. 
Yoksa bu ilişkiler, bu zaaflar 
Seni yiyip bitirir, 
Dirhem-dirhem azalırsın... 
Belki hiç söylenmemiş 
Bir şarkın vardır, 
Henüz koyvermediğin bir kahkaha... 
Fırsatın olacak mı bir daha? 
Ne bekliyorsun? 
Yanılsan da sen yanılırsın!.. 
Kim hatırlar güzelliklerini, 
Senin için kim yanar? 
Bir intihar gibi 
Puşt olmuş bu sevdalar!.. 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Yusuf hayaloğlu ahmet kaya
Bir Anka Kuşu yusuf hayaloğlu

Yüzlerce soğuk namlu 
Üzerime çevrildi. 
Yüzlerce demir tetik 
Aynı anda gerildi! 
Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular. 
Öpmeye kıyamadığın, 
Dal gibi oğlun yere serildi... 
Üşüştü birer-birer 
Çakallar üzerime. 
Üşüştü dört bir yandan, 
Göğsüme, ciğerime. 
Anne, beni leş gibi 
Yiyip talan ettiler. 
Teşhis edilmem için 
Parçamı koydular önüne... 
Ben bu acılar ülkesinin 
İnsana reva görülen 
Bütün acılarını tattım. 
Aç yattım, ekmeğime sabır kattım. 
Beni milyon kere dövdüler üst-üste! 
Ben bu yolu, kendim seçtim anne, 
Ben ömrümü kendim kanattım... 
Suçüstü yakalandım, 
Bölüşürken kalbimi. 
Suçüstü kelepçeyle yardılar bileğimi. 
Anne, ben diyar-diyar, umudun savaşçısı..
Bir tutam sevgi için 
Dağladım gözlerimi!.. 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Yusuf hayaloğlu ahmet kaya
Prometheus'tum zincire vurulurken dağlarda, 
Ciğerimi kartallara yedirdim. 
Spartaküs'tüm, köleliğin çığlığında, 
Arslanlara yem oldum, tükendim. 
Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum, 
Kerbela çölünde Hüseyin. 
Zindanlarda Cem Sultan, 
Sehpalarda Pir Sultan. 
Ve Madımak'ta otuzyedi can... 
Kaçıncı yok oluşum, 
Kaçıncı var oluşum bu? 
Yüzyıllarca tutuştum, üst-üste yandım. 
Bir anka kuşu gibi anne, 
Bir anka kuşu gibi; 
Kendimi külümden yarattım..
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Yusuf hayaloğlu ahmet kaya
Firtinadan arta kalmiş bir teknede, 
Tevekkül içinde; 
Görkemli sakali ve igreti parkasiyla, 
Gizledigi macerasiyla, 
Bir acayip adam yaşardi. 
Akşamlari susardi, 
Ben konuşsam kizardi... 
Bir sürgün kasabasiydi, 
Bir eski zamandi, Haziran'di. 
Çocuktum, evden kaçmiştim 
Gelip ona siginmiştim... 
Küçücük bir koydu, sigdi, 
Burayi keşfeden belki de oydu. 
Uzaktan, kasabanin işiklari yanardi, 
içim anneyle dolardi, aglardim. 
Suphi şöyle bir göz atardi, 
Gizli bir cigara sarardi, aglardi. 
Sonra barişirdik, 
Ben flüt çalardim, cigara sönerdi, 
Aglardik... 

Nereden geldigini bilmezdim, 
Kimsesizdi, 
Belki kimliksizdi... 
Onun macerasi onu ilgilendirirdi; 
Kimseye ilişmezdi... 
Bir şeylere küfrederdi hep, 
Tedirgin bir balik gibi uyurdu. 
Bazen kaybolurdu, arardim, 
Yagmurun altinda dururdu. 
Bir kalin kitabi vardi, 
Cebinde olurdu, her gün okurdu. 
Ben bir şey anlamazdim, 
Kapagini seyreder, duymazdim. 
Sakalli bir resimdi, kimdi; 
Ne kadar mütebessimdi! 
Sordum bir gün Suphi'ye: 
Söylediklerini niye anlamiyorum, diye. 
Bildiklerini, dedi; yüzleştir hayatla 
Ve sinamaktan korkma!. 
Dogru ile yanlişi, 
Ancak o zaman ayirabilirsin 
Ve O'nu anlayabilirsin... 
Sonra gülerdi. 
Günlerim, yüzlerce ayrintiyi 
Merak etmekle geçerdi. 
Sonra yine akşam olurdu, Suphi susardi, 
Ben konuşsam kizardi. 
Tekneye martilar konardi, 
Yüregim Suphi'ye yanardi, aglardim. 
Suphi denize tükürürdü, 
Gökyüzünü tarardi, aglardi. 
Sonra barişirdik, 
Ben flüt çalardim, yildiz kayardi, 
Aglardik... 
Bir sahil kasabasiydi, 
Bir eski zamandi, Haziran'di. 
Çocuktum, evden kaçmiştim, 
Gelip ona siginmiştim. 

Polisler onu buldugunda tekti, 
Felaketti... 
Herkes meydanda birikti. 
Karakoldan içeri girerken 
Sanki magrur bir tüfekti!.. 
Ansizin dönüp bana bakti, 
Anladin mi? dedi 
Anladim, dedim; anladim... 
Ve o günden sonra 
Hiç bir zaman, 
Hiç bir yerde, 
Hiç aglamadim...
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Yusuf hayaloğlu ahmet kaya
Beni Tutma yusuf hayaloğlu

Öyle çok şey var ki, 
Şimdi burada anlatmak istemiyorum.. 
Sen de ince sorularınla 
Beni incitmesen, iyi olur.. 
Yağmurlu ve uzun bir yolu 
Düşe-kalka yürümeye çalıştık 
Ve inanılmayacak kadar duygusal 
Bir geçmişimiz oldu seninle.. 
Üstelik biz bunu, bir ömür boyu 
Sürüp gider sanmıştık.. 
Sen benim en ince telimden 
Türkümü çaldın. 
Sen benim en ücra duygularımı 
Talan ederek beslendin. 
Her şeyin merkezi sendin, 
Her şey senin etrafında dönerdi. 
Bar köşelerinde tükenip 
Kaldırımlarda sınarken kendimi, 
Gelip sana sığınırdım, 
Umutlarım bir kez daha gümlerdi.. 
Beni tutma, şantajlara boyun eğmem. 
Beni tutma, hırsımdan çatlarım. 
Yıllardır öyle sabrettim ve öyle doldum ki 
Şimdi yanardağlar gibi 
Birdenbire patlarım.. 

Bu akşam, çekip gitmek adına 
Bütün ömrümü ve seni sildim. 
Bir tuhaf senaryoydu ve bu senaryoda, 
Zavallı bir figürandım sadece. 
Anlatamam.. 
Kumlara yazılmış sözcükler kadar 
Kısacıktı ümidim. 
Ve anladım ki birtakım şeyleri 
Ben daha ilk dalgayla yitirdim.. 
Beni tutma, ben senin dizlerine çökemem 
Beni tutma, elinde kalırım, kırılırım. 
Yıllardır öyle daraldım ve öyle bunaldım ki 
Şimdi bir saniye bile oyalarsan, 
İnan ki çıldırırım... 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Yusuf hayaloğlu ahmet kaya
Bir yavru serçe, hayata alışır gibi 
Ağzım açık bağlandım sana. 
Bir topal karınca, yuvasına yaklaşır gibi 
Titredim, heyecanlandım sana. 
Sen, kalbimi emanet edecek kadar 
Güvendiğim, dost bildiğim.. 
Sen bir lokmayı bile, 
Tek başıma hazmedemeyip 
Birlikte yediğim.. 
Sen, yatalak olsan, altına yapsan bile 
İğrenmeden alırım dediğim.. 
Bu nasıl insanlıkmış ulan, 
Bu nasıl arkadaşlık, bu nasıl vefa? 
Bu nasıl acıymış ulan, 
Bu nasıl vicdansızlık, bu nasıl cefa? 
Beni tutma, gazabım yakar ellerini. 
Beni tutma, hurdahaş olursun. 
Yıllardır öyle kırıldım ve öyle küstüm ki 
Şimdi bir ah ederim, 
Kaskatı kesilir, taş olursun.. 
Ben şimdi gözüne sokuyorum dünyayı 
Ama sen körsün, ısrarla görmüyorsun. 
Ben şimdi beynine çakıyorum hayatı 
Ama bir türlü algılamak istemiyorsun. 
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Yusuf hayaloğlu ahmet kaya
Peki, benim gördüklerimi gördün 
Ve yaşadıklarımı hiç yaşadın mı sen? 
Peki, devrik heykellerin önünde, 
Düşsüz yanılgıları ve yüce gururlarıyla, 
Yoksul fakat dürüst, 
Çıplak bir sütun gibi dimdik duranların 
Acısını hiç taşıdın mı sen? 
Ey, kir içinde yüzenler, hayatı kirletenler 
Her devirde borusu ötenler! 
Ey, darbe kaçkınları, ortayolcular, dönekler, 
Ey, sümüklü böcekler! 
Ey, bölenler, bölüşenler, 
Kardeşi kardeşe kırdırıp kanla sevişenler!
Ey, gençliğimizi harcayanlar, 
Beni tutma, gömleğim kan içinde. 
Beni tutma, darmaduman olursun. 
Yıllardır öyle çok yedim ve öyle çok doydum ki Şimdi bir tükürürüm 
Havan bozulur, rezil olursun.. 

Ey, kağıttan kaplanlar, ey zavallı sıçanlar! 
Ey, ciğeri beş para etmezler, 
Sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar! 
Ey, fırsatçılar, cepçiler, hortumcular, tokatçılar, 
Vurguncular, voliciler, üçkağıtçılar! 
Ey, sürüngenler, sülükler, bağırsam parazitleri, bitler, Beni tutma, böyle sahnelere gelemem. 
Beni tutma, çok kötü yanılırsın. 
Yıllardır öyle biriktim ve öyle gerildim ki 
Şimdi topyekün boşalırım, 
Toz olur dağılırsın.. 
Ey kudurmuş itler! 
Ey, yüzü yırtılmış köçekler, fırıldak varyeteler, 
Ve ey, dinsiz-imansız çeteler! 
Beni tutmayın ulan, burama geldi dayandı, 
Beni tutmayın, çizerim o çirkin suratınızı! 
Yıllardır öyle çok sömürdünüz 
Ve öyle çok kan kusturdunuz ki; 
Ulan, şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı!..
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.