Adamın biri Hazreti Ömer‘e şöyle haykırdı: ‘Yemin olsun, sen adaletle hükmetmiyor ve çok mal vermiyorsun!’ Buna karşılık Hazreti Ömer yüzünde öfkenin alâmetleri görülecek derecede kızdı. Bu esnada bir kişi kendisine şöyle hitap etti: “Ey mü’minlerin emiri! Sen Allahü teâlâ’nın ‘Affet! iyiliği emret ve câhillerden yüz çevir’ (A’raf/119) buyurduğunu işitmedin mi? İşte bu kişi de câhillerdendir. Bu bakımdan sen de onu affet!” Bu söz karşısında Hazreti Ömer ‘doğru söyledin’ dedi. Sanki o öfke bir ateşti, söndü.
Hadîs-i şerifte, “İlim ancak öğrenmekledir. Hilm de halîmliğe kendini zorlamakladır. Kim hayrı kasdederse ona hayır verilir. Şerden sakınan bir kimse ise şerden sakındırılır” buyuruldu.
Resulullah efendimiz bu hadîs-i şerîfiyle hilm sıfatının yolunun önce kendini hilme zorlamak ve onun ağırlığına katlanmak olduğuna işaret etmiştir. Allah adamları, ‘Amellerin en üstünü kızdığı anda halîmlik, musibetler anında da sabır göstermektir’ demişlerdir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum. Dikkat ediniz. Bu kimse, insanlara kolaylık, yumuşaklık gösteren mümindir.”
“Yumuşak olanlar ve kolaylık gösterenler, hayvanın üzerinde, yularını tutan kimse gibidir. Durdurmak isterse, hayvan ona uyar. Taşın üzerine götürmek isterse, hayvan oraya koşar.”