Günlük hayatında sıradan insanlar gibi hareket ederdi. Hareketleri son derece ölçülü ve temkinli idi. Asla kızmazdı. “Ya kızmayacaksın ya da kızdığını belli etmeyeceksin! Kızmak yasaktır öfkeyi yenmek esastır.” derdi. Giyimi-kuşamı düzenli olduğu gibi yaşantısı da düzenli idi. Kendisinden bir şey isteyeni asla geri çevirmez, istişareye son derece önem verirdi. Sokakta tanıdığı ve tanımadığı herkese selam verir, çocuklarla selamlaşırdı. Az konuşur öz konuşur, çok tefekkür ederdi. Hayatında bir sefer “Ben” kelimesini kullanmamıştır. Kendisinden bahsederken “Ahmed” derdi. Elini öptürmezdi, musafaha yapardı. Kendini gizlerdi. Kendisini övmek isteyenlere: “O ben değilim, bahsettiğiniz dedem büyük şeyh Ahmed Efendi’dir” derdi. Yürürken önde yürümezdi. Ayakkabılarını kimseye taşıtmaz, başkalarının, zahmet olmasın diye ayakkabılarını taşımak isterdi. “Cömertlikte güneş gibi, tevazuda sular gibi, ayıp örtmekte karanlık geceler gibi, ilimde ölüler gibi sabırlı olmakta toprak gibi olunuz.” derdi. Kendisini ziyarete gelenlere mümkün olduğu kadar iade-i ziyarette bulunurdu. Ahmed Efendi çocukluğundan bu yana hiç namaz borcunun olmadığını söylerdi. Camilerde ön safta namaz kılar ama imamın arkasına durmazdı. Günde bir cüz Kuran-ı Kerim okur, ayda bir hatim yapardı. Çeşitli tefsir ve hadis kitaplarını takip eder, konuşacağı bir mesele hakkında önce bir ayet-i kerime daha sonra bir hadis-i şerifi ezberden okuyarak söze başlardı. Ahmed Efendi, yedi defa hac, üç defa umre ziyaretinde bulunmuşlardır.
İlk gençlik yıllarında hece ve aruz vezniyle deneme mahiyetinde birkaç şiir yazmıştır. Şiirlerinde “Şevkiyâ” mahlasını kullanmıştır. Pek çok şiiri ezbere bilen Ahmed Efendi Fuzulî, Bakî, Eşrefoğlu Rumî gibi büyük şahsiyetlerin eserlerini kütüphanesinde bulundururdu.
![[Resim: 9qfd91186dd20fz6.gif]](http://img147.imageshack.us/img147/9978/9qfd91186dd20fz6.gif)