Sana selamla baslayan sözler, senden gelen selamla bitermis Efendim...
Yasadigimız çagin yasanan sehrinden sana binlerce selamla basliyorum beyaz kagida inci sözler dizmeye...
Rengi solgun sehirlerin gürültülü caddelerinde ilerliyorum...
Yükselen binalara inat alçalan insanlarin gökdelenler arasinda kaybolusuna sahidim.
Kaybedislerimiz had safhada.
Kazandiklarimiz sana olan açligimizi, susuzlugumuzu arttiriyor.
Susuzlugumuzu senin ab-i hayat sözlerinden baskasi gidermiyor.
Gecelerimiz sensiz karanlik, yeryüzü sensiz kurak ve solgun
İhtiyaçlarimizi, yokluklarimizi söyleyip duruyoruz ama
herseyin cevabi olan seni aramiyoruz.
Seni arasak bulsak eksigimiz kalmayacak.
Sen bizler için ciktin yola, yurudun colun sicak kumlarinda,
Dikenler batti ayaklarina, kanadi ayaklarin, kirildi inci misali disin.
Seni bulmak icin bir adim bile atmaktan aciziz bizler.
Sensiz gecen günlerde bir perde daha solduk, eridik, bittik.
Tukenmisligin son demlerindeyiz simdi.
Bir saniyede olsa kuruyan gözlerimize bak,
fer gelsin dizlerimize...
Bizden cok uzak olmayan sana bir adim atsak iklimimiz degisecek,
ellerimiz tutar, ayaklarimiz yürür olacak.
Kisilan seslerimiz cikacak;
Iniltiler yukselen bu kof sehirden senin adin berrak bir sekilde yükselecek.
Nevbahari yasayacak her cadde, her sokak.
Senden, gönderdigimiz selama karsilik selam bekliyoruz...
Kulaklarimiz, yüregimiz sende, gözlerimiz yollarda bekliyoruz...