Ağzımda ateşten ve ölümden korkmayan kelimeler
Kalbimde şüphelerin korkusu yok
Kalbim mutmain
Şimdi kar yağarken
İmanım adına üşüyen elleri ısıtıp tanışmak istiyorum
Doğulu bir öykü eşliğinde
İçimdeki beyazla buluşmak istiyorum...
Ötede
Cenk kalesi içinde
Bombaların dövdüğü gecede
Kana bastırılmış ayaklarımın parmak uçlarında
Usulca geldim diz çökmüş bakışlarla
Kendi masalını yaşayan evlere
Ağzımda ateşten ve ölümden korkmayan kelimeler
Oysa insanlar uykuda hala
İşte orada
Bir bebeğin ellerinden
kayıp giden yüzümüz kırmızı
Gecenin göğsünü yaran ay'a yemin olsun ki
Yarama tuz basmakta her ölüm
Biz böyle değildik ama ortalıkta adam yok dostum
Ötede cenk kalesi içinde
Karanlığın katliama dönüşen yanında
Aynada kendi yüzüme baktım
Uçuşan küller ölüm çığlığıyla
Takıldı bana
Siyaha çaldı sevinçler
Ayna kırıldı
Yalnızlık acı verdi acıttı dallarımı
Yetimlik pusulası cenk kalesini gösterdi
Oysa atlarımızı denize sürmüştük ya bir zaman
Şimdi
Ateşler yakıyor bedenimizi
Ah dili olsada konşsa yaşlı çınarın kökleri...
BÜNYAMİN DOĞRUER