You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Yardım Allah rızası için

Yardım Allah rızası için

Acemi Üye
Yardım Allah rızası için
"Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder." (Şura 30) Elmalılı tefsirinde bu ayet için günahkarlara hitap ediyor demiş ama diyanet genel olarak açıklamış. Genelse Hz. Muhammed'in sav başına gelen musibetler nasıl açıklanır? Özelse yani günahkarlara hitap ediyorsa biz hangi ayetin kime hitap ettiğini nasıl anlarız?

Acaba "Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır. Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez." (Hadid 22-23) ayetlerinde hitap günahkarlara değil mi? Çünkü günahkar niye üzülmesin ki? Mesela adam zina etti sonra yuvası dağıldı farz edelim bunu yapan niye üzülmesin?

Bir de "Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter." (Nisa 79) bu ayeti açıklar mısınız? Kötülükten kasıt ceza mı? Çünkü Hz. Muhammed'in de başına kötülük geldi. Mesela Taif'te taşlandı. Acaba taşlanması kötülük sayılmıyor mu sonuçta taşlanması ondan bir şey götürmedi daha mükafatı arttı.

Sorularımı cevaplarsanız çok memnun olurum.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Yardım Allah rızası için
Şura suresi, ayet 30:

"Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir. Bununla beraber Allah yine de çoğunu affeder."

Başınıza ne musibet geldiyse kendi ellerinizin kazanması sebebiyledir. Bu hitap ve sesleniş günahkârlaradır. Çünkü sabır ile sevaba veya yüksek derecelere ulaştırılmak gibi diğer birtakım sebeplerle günahkâr olmayanların başlarına gelen musibetler de yok değildir.

"Andolsun sizi biraz korku, biraz açlık biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiltme ile imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele." (Bakara, 2/155)
Halbuki birçoğundan affediyor da dünyada hesaba çekmiyor. Çünkü,

"Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekecek olsaydı, yer üstünde hiçbir canlı mahluk bırakmazdı." (Nahl, 16/61) buyuruluyor.
Göz sayesinde görüyor olsaydın gece uyurken rüya göremezdin.
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 09-02-2017, Saat:07:48 PM, Düzenleyen: Nazlıcan.
Profesör
RE: Yardım Allah rızası için
Peygamberimiz Hz. Muhammed, ismet (günahsızlık) sıfatına sahipken "Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir...” (Nisa, 4/79) ayetini nasıl anlamalıyız?

Nisa Sûresi 79. ayetin meali şöyledir:

"Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir. (Ey Muhammed!) Seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik. Şahit olarak Allah yeter."
Bu konuda alimlerin farklı yorumları vardır. Biz onlardan bazılarını maddeler halinde aktarmayı faydalı görmekteyiz:

a. Buradaki hitap Hz. Peygamber (asm)'in ümmetine, bütün insanlaradır. Bu sebeple, kötülüğün muhatabı Hz. Peygamber değil, ümmetidir, diğer insanlardır. Nitekim Talak suresinin ilk ayetinde -meal olarak- yer alan ”Ey Peygamber! Eşlerinizi boşayacağınız vakit onların iddetlerini dikkate alarak boşayın ve iddeti dikkatle sayın.” ifadesindeki hitap da Hz. Peygamberin ümmetinedir. (bk. Ebu Hayyan, Nesefî, İbn Kesir, Kurtubî, ilgili ayetin tefsiri)

Buna göre ayetin meali şöyledir:

“Ey insan! Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise nefsindendir. Ey Resulüm! Seni bütün insanlara elçi gönderdik. Allah’ın buna şahit olması yeter de artar”
b. Ayette -meal olarak- yer alan “iyilik ve kötülük”ten maksat, sevap ve günah değildir. Aksine, iyilikten maksat, Bedir savaşında Müslümanların kazandığı zaferdir. Kötülük ise, Uhud savaşında kazandıkları yenilgidir. Dolayısıyla, ayetin “başına gelen bir fenalık ise nefsindendir” mealindeki ifadesinin hedefinde Hz. Peygamber değil, Müslümanlar olduğu açıktır. Zira Uhud savaşının yenilgisine sebep olanlar bir kaç kişiden ibaret olan okçu müfrezesi idi(krş. a.g.y).

c. Bir önceki ayette -meal olarak- yer alan,

“Onlara bir iyilik ulaşınca 'Bu, Allah’tandır.' derler. Bir fenalık gelince 'Bu, senin yüzündendir.' derler. De ki: 'Hepsi de Allah tarafındandır.' Fakat bu adamlara ne oluyor da, söz anlamaya bir türlü yanaşmıyorlar?”
ifadesi, söz konusu hitabın bütün insanlara olmasını zorunlu kılmaktadır. Aksi takdirde, yanlış yapılan itiraza bir nevi destek çıkılmış olur. Çünkü o takdirde iki ayetin özeti şöyle olur: “Bir fenalık gelince; bu, senin yüzündendir, derler. Evet, Resulüm! Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise nefsindendir.” Böyle bir ifade tarzından –haşa- “Evet onlar doğru söylüyorlar, kabahat yalnız senindir” sonucu çıkar. Şüphesiz, Allah’ın kelamı böyle bir ihtimalden münezzehtir, mümkün değildir.

d. Burada hitabın doğrudan Hz. Peygambere olma ihtimali de vardır. Ancak bu ifadede Hz. Peygamberi doğrudan hedef alan bir ifade değil, kâfirlerin durumunun çirkinliğini, Hz. Peygambere karşı propagandalarının yersizliği ve bu sebeple Allah’ın onlar hakkındaki gazabının büyüklüğünü göstermeye yöneliktir(krş. Ebu Suud, el-Kasımî, ilgili ayetin tefsiri),

Bunun açıklaması şöyledir: Kâfirler başlarına gelen musibetlerin sebebinin Hz. Peygamber olduğunu söylüyorlardı. Onun Medine’ye hicret etmesini kendileri için uğursuzluk sayıyorlardı. Allah bunlara cevap olarak: “Resulüm! Başına bir fenalık gelirse o nefsindedir. O halde herkesin başına gelen fenalıkların müsebbipleri onların kendi nefisleridir. Bu kâfirler, kendi yaptıklarına bakıp da başlarına dünyada ve ahirette gelecek ilahî gazabın ve azabın şiddetini hiç mi düşünmüyorlar? Bunlar hiç akıllarını kullanmıyorlar. Evet, prensip olarak sen dahil herkesin başına gelen fenalıklar onların kendi nefislerindendir. Fakat senin konumun farklıdır: “Biz Seni bütün insanlara elçi olarak gönderdik. Allah’ın buna şahit olması yeter de artar”

Küçük bir not:

-Ehl-i sünnet alimlerine göre, bütün peygamberlerin küçük hatalar manasına gelen ZELLE yapmaları caizidir.

- ”Biz sana aşikâr bir fetih ve zafer ihsan ettik. Bu da Allah’ın, senin geçmiş ve gelecek kusurlarını bağışlaması, sana yaptığı ihsan ve nimetini tamamlaması, seni dosdoğru yola hidâyet etmesi ve sana şanlı bir zafer vermesi içindir”(Fetih, 48/1-3) mealindeki ayette de Hz. Peygamberlerin kusurlarının olabileceğini göstermektedir.

- ”Ebrarın hasenatı, mukarreb olanlar içi seyyiattır” (yani, Ebrar denilen salih kimseler için güzel amel sayılan şeyler, onlardan daha üst mertebede olan ve Allah en yakın olan kimseler için kötülük sayılabilir.) kaidesi gereğince, diğer insanlar için çok güzel olan bazı şeyler var ki, peygamberler için bir kusur sayılabilir. Çünkü büyüklerin imtihanı da büyüktür.

- Hz. Peygamber (asm)’in,

“Muhakkak ki kalbime tortular konur ki günde yüz defa tövbe istiğfar ediyorum.”(Kenzu’l-ummal, 1/476/h. no: 2075)
manasına gelen ifadesi, onun bu mümtaz konumunu ve kılı kırk yaran sorumluluk anlayışını da ortaya koymaktadır.

- Kur’an’da, Bedir ganimetleri ve İbn Ümmü Mektum’dan dolayı ve benzeri diğer bazı olaylardan ötürü, Hz. Peygambere yapılan uyarılar da bu konuda önemli şeyler anlatmaktadır.
Göz sayesinde görüyor olsaydın gece uyurken rüya göremezdin.
Demek ki görmüyorsun, sana gösteriliyor.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.