“Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?” (Saf suresi-2) buyurmaktadır.
Allah yoluna davet edip de kendimiz yapmıyorsak, kimseye faydamız olmadığı gibi yalancı durumuna düşmüş oluruz.
Onun için ilk önce güzellikleri kendi nefsimizde yaşayacağız ki söylediğimiz karşıdaki insana etki etsin, fayda versin.
Şöyle bir örnek anlatılır:
Bir köle bir mürşid-i kâmile giderek, “Efendim, benim sahibim çok gaddardır, bana çok zulüm ediyor, cuma namazını kılmaya buraya geliyor, ona emir buyursaydınız da bana biraz merhametle davransa!” diye dert yandı. O mürşid de, “Peki söylerim” dedi.
Daha cuma günü olmadan bu evliya gidip, esir pazarından bir esir aldı ve onu hemen azat etti.
Cuma günü gelince o kölenin sahibi geldi, onunla sohbet etti. Cumadan sonra kölenin sahibine, “Efendi, senin yanında bir köle çalışıyor, ona karşı biraz şefkatli ol” dedi. O da hemen, “Sen bunu söyledikten sonra, ben onu azat ettim, o artık hürdür” dedi.
Hemen kalktı, kölesinin yanına gidip “Sen hürsün” dedi.
Köle şaşırdı, biraz üzerimdeki zulmü azaltayım derken, hür olduğunu işitince hayret etti, hemen içeri girip o kâmil mürşide,
“Efendim ben biraz zulmü azaltır mı diye düşünürken, o beni azat etti. Siz bu adama ne söylediniz” dedi.
O da, “Evladım önceki gün gittim bir köle satın alıp onu azat ettikten sonra Efendine kölene iyi davran diye tavsiyede bulundum,
Allah Teala da onun kalbine rahmetini koyarak sana merhamet etmesini sağladı” dedi.
Onun için eğer güzel bir şey tavsiye ediyorsak ilk önce bizim yapmamız lazım ki o işimiz yolunda gitsin. Yoksa zorlamayla gider.