-Yanlışı görünce tahammül edemiyorum; düzeltemeye çalışınca da kırıyorum, kırılıyorum ve kırdığım için de üzülüyorum. Dengeyi nasıl sağlamalıyım?
1- Müminin görevi yanlışı eliyle, diliyle düzeltmeye çalışması ve başaramazsa yanlışa tiksinti duymasıdır. Şu var ki kişi bilgisizliği nedeniyle bir doğruyu yanlış sanabilir. Temkin lazımdır. Bazı küçük yanlışları eleştirmenin ise benlik düzeyinde yaşayan insanları incitip yanlışa yaklaştıracağını düşünerek susabiliriz. Nefes kesici koku sürünmüş çıkmış topluma, kılığı kıyafeti rahatsız edici, farkında değil.
2-Bazen de büyüğe saygı gereği dilimizi tutmamız gerekir. Ayakları kokuyor diye babanızı, dişlerini fırçalamıyor diye annenizi eleştirebilir misiniz?
3- Bazen de kırmak ve kırılmak kaçınılmaz olur. Eşiniz salonda fosur fosur sigara içiyor ve ortalığı kirletip dağıtmayı önemsemiyorsa, babanız küfredip duruyorsa, iş arkadaşınız haddini aşan kırıcı sözler söyleyip duruyorsa, bir kadın çocuğunu acımasızca dövüyorsa nasıl eleştiremezsiniz? Maalesef bazen kırmak da kırılmak da kaçınılmazdır.
4-“Şu tutumunuzun şu nedenle yanlışlığına inanıyorum” eleştirisini almak geliştiricidir, güzeldir. Bir yanlışı gösteren teşekkürü hak eder. Ama genelde eleştiriler hakaret üslubuyla ve patavatsız çıkıyor ağızlardan ve eleştiriyi kabul edebildiğiniz halde, hakareti göğüsleyemiyorsunuz. Hepimiz insanız. Benim de başıma geliyor bazen.
5-Bazen de ne kadar edepli üslup kullansanız da dikkatsiz, dinlemekten veya anlamaktan aciz insanlar tarafından yanlış anlaşılıyorsunuz. Hayatin cilvesi. Böyle durumda yapılacak bir şey yok. insanların akılları arasında ahmaklıkla bilgelik kadar uçurum olduğu halde ortamda herkes bir gibi görünür. Anlayış kabiliyetlerini baştan kestiremediğiniz kişilere nasıl konuşacağınızı sağlıklı kestiremeyebilirsiniz. Bir de dünyanın kurtarıcısı değiliz. Kötülüklerin derdine düşüp kalbimizi kahredecek değiliz. Bize düşen ailemize hakim olmak, diğerlerine de gücümüz yettiğince tebliğ etmek, iyi örnek olmaktır.
6-Öyleyse bir kurtuluşumuz var. Egolu değil ihlaslı hareket edebilmek, hikmet ve basiretle davranabilmek için Allah’tan yardım dileyelim. Hakkın hatırını her şeyden üstün tutmayı başarabilirsek, üzsek de önemi yok, üzülsek de çabuk geçer. Muhammed Bozdağ