yağmur öncesi esen hafif rüzgar.
bu rüzgarın getirdiği şeyler rahmete dair izler taşımaya başladığında yağmurun yağacağına hükmedilir.
şayet bu rüzgardan sonra beklenen yağmur yağmazsa elde edilmesi hak olduğu düşünülen bir değer yitirilmiş gibi olur.
demek ki yağmurun yağması kadar onun yağmur olmasını da istemek gerekiyor ki yağmayan yağurun ardından bir dua olsun.
ALLAH teala gökten indirdiği musibetleri beyan ettiği kuran-ı hakimde yağmur getirmeyen fırtınalardan bahseder.
insanlar o bulutun altına giderler ve azaba nüstehak halde savrulup savrulup dururlar. HZ.CEBRAİL aleyhisselatu vesselamın hurma kütükleri gibi salladığı kullardan olurlar.
aslında ALLAH tealanın emirleri bakımından sarsar olarak da bilinen azap da bir kulluk çağrısı vardı. ALLAH teala zaman ve mekana kul olun demişti. ancak bu kullardan bir kısmı ilahi emri eğip büktü de diğer bir takım kulların üstüne azap oldu.
ateşe seslenen ALLAH teala eşya üzerindeki hükümranlığını beyan etmiş ve HZ.İBRAHİM aleyhisselatu vesselama serin ve selametli ol demişti.
ateş içindeki taşıdığı kula aleyhisselam bir tazim olmak üzere serin ve selametli olacaktı.
sarsar da denen yağmur getirmeyen her fırtınadaki sürüklenişler baımından insanın ahvaliyle oluşturduğu kaos bir bütün olarak kendinden intikam alan insanın görüntülerindendir.
ALLAH teala intikam alandı. O kulları bir arada bulundurması ise o an da uygun olan ruhların yere ve göğe karışıp kendi yaptığı zulümlerin kendi kendilerini sorgulanması gibiydi.
HZ.CEBRAİL aleyhisselatu vesselamın kudret eliyle yaptığı şeyin perde arkasında olan yine bu azaba çarptırılan kimse olmalıydı.
demek ki ümide veya kurtuluşa dair her çağrıda kul dua ettiğinde onun talebini karşılayan her şeye sözü geçen zat celle şanuhu kulu kendiyle barıştıracak ve içinden çıkılmaz badirelerin kaynağı olarak kulun kendi amellerinden müteşekkil fırtınalara sebebiyet veren amellerini ortaya koyacaktır.
ALLAH teala bizlerden razı olsun.