Suskun ela gözlerinden okunur kainat
Nazarının değdiği ötelere yol bulur...
Yürürsün...
Nâzenin adımların “düş peşime” der sanki
Aşıklar yüreklerini toprak diye önüne serer...
Tebessüm edersin...
Kıyamet kopsa duyulmaz o an
Ne dertlide dert kalır ne gamlıda gam..
Konuşursun...
Bir kelimen kitap dolusu söze bedel...
Seni anlatmaya ne bilgi, ne akıl yeter...
Şaşarım..!
Şirin mi Ferhad’a aşık dedirtmiş...
Yâr! Aşk ancak Seni görende imiş....
Sen ki...
Sultanısın hakikate götüren yolun...
Hüseyni renklerle bezenmiş ruhun....
Geldim...
Boyun büküp vurdum kapına...
Ne olur beni de al gülistanına...
Sahibimsin...
Sensin sığınağım, gözümün nuru...
Efganı dinmeyen gönlün sürûru...
Nice sevdalardan geçtim..
Savruldum rüzgarında aşk denen meyin...
Meğer Mecnun olunacak Leyla senmişsin...
İbrahim'in ateşi ateş midir ki?
Benim sinem şimdi yangın yeridir
Değse bir parça kor, iki cihanı eritir...
Düşmüşüm...
Tut elimden gönül şahım...
Baştan ayağa simsiyahım....
Medet eyle yâr...
Göz yaşlı gönül perişan...
Bedenimde artık kalmadı derman....