You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Vefa Bir Diken Olmuş Batıyor Yüreğimize

Vefa Bir Diken Olmuş Batıyor Yüreğimize

Ah Teslimiyet..!
Vefa Bir Diken Olmuş Batıyor Yüreğimize
Vefa nedir, bilir misin?
Vefa arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır.
Vefa; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır.
Vefa; ötelerin sonsuz mükâfatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvî güzellikleri dünyaya satmamandır.” diyor Hz. Mevlânâ.
İnsanoğlunun faniliğine sığınıp da bahane üretmeye devam ettiği vefasızlık hastalığına etkili bir sille vuruyor sanki. Kişi, “Ben bu dünyada geçiciyim. Öyleyse ona ve içindekilere fazlaca bağlanmaya gerek yok.” cümlesini baş tacı etmeli hayatında. Ama bu fikriyatı eni sonu yitip gidecek mal-mülk için taşımak yerine cennette de birlikte olabileceği hayırhah dostları için kullanması garip değil mi? Hırsları söz konusu olunca hiç ölmeyecekmiş gibi davranırken, iş güzellikler ve onu taşıyan insanlar için emek sarf etmeye gelince neden faniliğini hatırlayıveriyor beşer?Şimdilerde çocukken öğrendiğimiz sayışmalar usulünde gidiyor ve bir süre sonra mekân birlikteliklerine indirgeniyor dostluklar. Gözden ırak olan gönülden de fersah fersah uzakta kalıyor. Kısa yoldan kâr etme heveslisi günümüz insanı, tuğla tuğla örülecek bir dostluk inşasına genelde sabredemiyor. Sabırla kurulanlarsa ruhsal dönüşüme tabi tutulup yıkılıyor hiç acımadan. Elbet “Sen bir adım geldin. O zaman ben de bir adım geleyim.” düz mantığında yaşanamaz dostluk. Ama aynı zamanda tek tarafın omuzlarına yüklenemeyecek kadar da sorumluluk ister. Komşumuzun getirdiği ikram tabağını aynı şeyle doldurmasak da boş göndermeyi ayıp sayarız değil mi? O zaman gönül kapımızı sıcacık bir yürek ve bir çift samimi gözle çalan dostumuzun eli boş gönderilebilir mi? Hatta teknoloji sayesinde bizden binlerce kilometre uzakta olanların bile her gün defalarca sesini duyabiliyor, yüzünü görebiliyorken, yani kimse gözden tamamen ırak olmazken, gönüllerdeki mesafe neden kapanmak bilmiyor? Çünkü vefayı kolaylaştıran araçların sayısı artsa da bu haslet, hâlâ amacımız ve fıtratımız haline gelmediği için hiçbir şey değişmiyor. Eskiden imkânsızlıklar yüzünden insanlar birbirlerinin hayatlarından geç ve özet şekilde haberdar olurken şimdi isteksizlik aramızı açıyor. Bahane üretmek kadar vefa göstermeye çabalasak daha insan, daha mümin, daha dost olacağımızı düşünemiyoruz bir türlü. Her şartı haiz olacak, ondan sonra arayacağız dost bildiklerimizi. Daha da güzeli hep biz aranacağız. Oysa yeteri kadar kıymet vermediklerimizin kıymetlisi olmayı istediğimizin farkında bile değiliz. Ve bu gayretsiz talep netice vermeyince “Bir dost bulamadım, gün akşam oldu.” demeye başlıyoruz.Dostluk sadece arkadaşlık sıfatında olmak zorunda da değil ayrıca. Rab-kul, resûl-ümmet, ebeveyn-evlat, karı-koca arasında da kardeşlik, davadaşlıkta da farklı biçimlerde tezahür edebilir. Karşılıklı akar ve ahde vefa yatağında buluşabilir insan. Dostluk meclisine giriş için istenen parola ise sadece hayırhahlıktır. Bu parolayı söyleyemeyenler hangi sıfatta olursa olsun gönle alınmaz. Zira dostluk Rabb’imizin Hz. İbrahim aracılığıyla bize öğrettiği bir makam. O’nun (cc) Halil’iyle kurduğu bağ, hem İlahi Dergah’a hem de o kapının kullarına olan vefamızın gerekliliğini ve nasıl tezahür edeceğini ezber ettiriyor bizlere. Tevekkülü zirvede yaşayan velayet sahibi bir zatın, mancınığın başında kendisine yardıma gelen melekleri gördüğünde muhtemelen bitecek olan teslimiyet duygusu, peygamberler atası Hz. İbrahim’de ateşe doğru atılırken “Dostum bana yeter.” diyebilecek dorukta yaşanıyor. Bu yüzden O (as) Kur’an’da çok vefalı şeklinde zikrediliyor.
Öyleyse En Sadık Dost’una (cc) dost olmaya çabalamazsa, tüm sa’yini ve gayretini rızasını kazanmaya odaklamazsa nefsinin yaktığı ateşin, nasıl gül bahçesine döneceğini umabilir insan?
Kabz olmuş yüreğinin böyle mi inşirah bulacağını sanır?
Hakk’a vefasız olursa, Rabb’i onu sevmezse kullarına kıymet verdirir mi hiç? Yamaçlarında gül bitiremeyenler, olsa olsa diken tarlasında insanlığından utanır.

Elif Nesibe Özbudak



Dilerim derdim affıma vesile olur..





Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Ah Teslimiyet..!
RE: Vefa Bir Diken Olmuş Batıyor Yüreğimize
yettiğinin idrakinde olabilsek keşke, o zaman insan için herşey daha farklı olurdu


Dilerim derdim affıma vesile olur..





Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.