Gün içindeki telaşımdan ibadetlerime bir türlü yoğunlaşamıyorum. Ne zaman namaza dursam yiyeceğim yemekten bir saat sonra gireceğim toplantıya kadar her şey aklıma geliyor.” Hepimiz zaman zaman nefsimizi bu şekilde yargılasak da mesul olduğumuz ibadetlere devam etmemiz gerektiğinin farkındayız. Ancak günlük farzlarımızdan başka bir de unuttuğumuz gece ibadetlerimiz var. Dünyada bizi oyalayacak her şey gecenin karanlığında vardığımız secdeyle beraber yok oluyor. Kalplerimiz herkesin uyuduğu, kabuğuna çekildiği ve dünya dertlerini kapının dışında kaldığı gecelerde Rabb’imizle baş başa konuşurken, dertleşirken iyileşebiliyor ancak. Seherin sırları perde perde açılıyor Yaradan’a yalvaran gönüllere. Acaba biz seherin sırrına ne kadar vâkıfız?
“Ey örtüsüne bürünen Resûl’üm, geceleyin kalk da, az bir kısmı hariç geceyi ibadetle geçir.” (Müzzemmil, 1-2) âyetleriyle Efendimiz’e farz kılınan gece ibadeti, Allah’ın rahmetiyle biz ümmetine ağır geleceği için farz kılınmamış. Ancak birçok ayet ve hadiste ‘kıyâmü’l-leyl’ ile ilgili tavsiye ve teşvikler var. İlâhi Kelam’da Rahmân’ın has kullarının özellikleri sıralanırken “Geceyi Rab’lerine secde ve kıyam ile, ibadetle geçirirler.” (Furkan, 64) buyuruluyor. Âyette iyi bir kul olmanın yolu, karanlıkları ibadet nuruyla aydınlatmaktan geçiyor. Öte yandan, günahtan münezzeh olduğu halde “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?” (Buhârî) diyerek geceleri ayakları şişene kadar ibadet etmiş bir Peygamberimiz var bizim. Üstat Necip Fazıl’ın ifadesiyle biz “Namaz kılmaktan ayakları şişen bir Peygamber’in uyumaktan gözleri şişen ümmetleriyiz.” O’na (sallallahu aleyhi ve sellem) layık olmak için O’na benzemeye çalışmamız gerekmez mi?
Gecenin ve gündüzün Rabbi, Habibullah gibi bizi de içimizin haşyet ve ümitle dolduğu gecelerde Yaradan’ın rahmetini umarak duaya ve günahlarımızın affını dilemeye çağırıyor. Bu daveti yerine getirmek için işimizi kolaylaştıracak şu maddelere dikkat edebiliriz:
Gece ibadetine aile veya bir arkadaş grubuyla başlamak teşvik ve uyarı açısından etkili olabilir.
Az ve devamlı ibadet evlâdır. Bu yüzden çok ibadetle kendimizi yorup diğer geceler için motivasyonumuzu kırmamalıyız.
Öğle uykusu imkânımız varsa alışkanlık haline getirmeliyiz. Çünkü yarım saatlik öğle uykusu iki saat gece uykusunun yerini tutar.
Normalden erken yatmak da gece kalkmayı kolaylaştırır.
Gece ne kadar çok ibadet etmiş olursak olalım, farz ibadetimiz olan sabah namazını kaçırmanın telafisi olmadığını unutmayalım.
Ailece geceyi ihya ediyorlar
Gece ibadetini yapan kimsenin ailesini de buna yönlendirmesini Peygamberimiz’in şu hadisi müjdeliyor: “Geceleyin kalkıp namaz kılan, hanımını da kaldıran, kalkmazsa yüzüne su serperek uyandıran kimseye Allah rahmet etsin. Aynı şekilde geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran kadına da Allah rahmet etsin.” (Ebû Dâvûd) Hz. Aişe, normal günlerde fecrin doğuşuna yakın Resûlullah’ın kendisini de uyandırdığını, Ramazan’ın son on gününde ise gecenin tamamına yakınını ihya edip, bütün ev halkını uyandırdığını anlatıyor. (Müslim) Nebiler Serveri’nin ardından onun gibi ailece geceyi ihya eden güzide ailelerden biri de Hasan bin Hayy, annesi ve kardeşi. Onlar her gece Kur’an’ı aralarında bölüştürerek günü teheccütle bitirirlermiş. Anneleri vefat edince bu kez iki kardeş, Ezelî Kelam’ı ikiye bölerek bu alışkanlığı devam ettirmiş. Kardeşi de vefat edince Hasan bin Hayy, Kur’an’ı her gece bitirme işini tek başına yürütmüş.
Günümüzde de seherlerini ibadet nuruyla aydınlatanlar mevcut. İstanbul’da Âmine Hatun Camii’nde Ramazan ayı boyunca cemaatle teheccüt kılınmış. Üstelik bu teheccüt cemaati son günlere doğru caminin tamamını doldurur hale gelmiş. Caminin imamı İsa Erbaşı Hoca’ya, koca bir cemaatin her gece kalkıp camide nasıl toplanabildiğini soruyoruz. İsa Hoca, bir şeye kendimizi bağladıysak, onunla alakalı gerilime geçtiysek vücudumuzun bizi kendiliğinden kaldıracağını net bir şekilde ifade ediyor. Allah katında topluca yapılan dua ve kılınan namazın daha makbul olduğunu cemaatle paylaştığını hatırlatıyor. Herkesin teheccüt cemaatine gönüllü katıldığına dikkatlerimizi çeken Erbaşı bu gönüllülüğü, “Allah’a ait bir derdi olan kalkar. Âşık olmak lazım. Âşık olduysanız anlarsınız.” sözleriyle özetliyor. Yani bütün mesele Sevgili’yle buluşmak, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın da dediği gibi:
“Çün gündüz olursun nice ağyar ile gafil
Koy gafleti dildardan utan gecelerde”
(Gündüzleri bir sürü yabancı arasında gafil olduğundan, gafleti bırak gel, Sevgili’nden utan gecelerde)
Gece ibadetinin maddî-manevî faydaları
Merhum hadis âlimi Prof. Dr. İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi’nde gece ibadetinin faydalarını bir hadise dayanarak şöyle anlatıyor:
Allah’a yaklaştırır. Yine onun rahmetini celbe vesile olur.
Günahlardan uzaklaştırır, yani günah işletmez.
Günahlara kefâret ve örtü olur.
Bedenden hastalıkları çıkarır, sıhhate vesile olur.
‘Her âşık sevgilisiyle baş başa kaldı,ben de Sen’in huzurundayım’
Kadın evliyalardan Rabiatü’l-Adeviyye, geceleri tepelere çıkar ve şöyle dua ederdi: “Rabb’im! Yıldızlar parlıyor. İnsanların gözleri kapalı, sultanlar kapılarını sürmeledi, her âşık sevgilisiyle baş başa kaldı. İşte ben de Sen’in huzurundayım.” Duanın ardından seher vaktine kadar namaz kılar, sonra yine Rabb’ine açardı ellerini: “İlâhî, gece geçti, gün ağardı. İbadetlerimi kabul edip etmediğini bilmeyi nasıl isterdim. Bana teselli ver, çünkü Sen’den başka kimse bana teselli veremez. Bana hayat verdin, beni rızıklandırdın, kapından kovsan da Sen’den vazgeçmem, kalbimde sadece Sen’in aşkını taşıyorum.”
Hatice Tuba Çetinkaya
Yeni Bahar
Dilerim derdim affıma vesile olur..
Yürüyorsam düşe kalka, bil ki ısrarımdan..