![[Resim: 1381844_10151773133243598_1564869859_n.jpg]](http://3.bp.blogspot.com/-H_u41XN5wVY/Uqb-v83nUFI/AAAAAAAAT5o/F1QdWBt6oAw/s1600/1381844_10151773133243598_1564869859_n.jpg)
Daha doğarken belli nefeslerin sayısı
Endişe etme gülüm; vakitsiz gelmez ölüm.
Çadır kurduğumuz yer, son nefesin kıyısı
Hiç kimseyi bekletmez; gecikmek bilmez ölüm.
Şeb-î Ârus, vuslattır, güzel ruh için ecel
İsme özel davettir; "Kulum, artık bana gel!"
Kimine ılgıt ılgıt, huzur veren hoş bir yel
Kimine çile bitmez; yüzüne gülmez ölüm.
"Durun!" emri geldimi kalbe ve her ekleme
Mümkün değildir artık vadeye an ekleme
Azrâil emir kulu; tehr-i ecel bekleme
Aglasan da farketmez; yaşını silmez ölüm.
Bazen saça ak düşer, ele baston verilir
Hakikat "ibret" olur, mezarlara serilir
Ehli takvâ kullara âkibet gösterilir
Gafile salâ yetmez; kolay sezilmez ölüm.
Tenden içe can için, kafesinden uçuştur
Dünya denen bu handan, ukbâya bir geçiştir
Mü’min olanlar için, ecel, şerbet içiştir
Münkir nedâmet etmez; bilir, üzülmez ölüm...
Kalp gözü kör olana, sırdır, çözülmez ölüm...
Mecit AKTÜRK