İnsanlar uykudadır, ölümle uyanırlar.” Veya ölünce uyanırlar... Hadis-i Şerif...
İnsanın ömrü uykuyla uyanıklık arasındaki sarkaçta geçiyor...
Uykunun “küçük ölüm” olduğunu ifade eden de Allah'ın Resulü'dür...
İnsanın, uykusunu aldıktan sonraki sabaha uyanışını tahayyül etmek gerekiyor...
Ne güzel bir uyanıştır o!
Belki küçücük bir düşün ardından uyanılmıştır el değmemiş bir sabah aydınlığına...
Göz açılır. Etraf ilkin belki bilinçsiz bir uyanıklıkla süzülmüştür. Eşya yerli yerindedir. Uyumadan önce bırakılan yerinde... Perdenin aralığından odaya yepyeni bir ışık huzmesinin göz kamaştırıcı mızrağı saplanır...
Uykunun ardından bu sabaha kalan baki nedir acaba?
Belki anımsaması bile zor olan ve uykunun son anını yakalamış o minicik düşten arta kalan görüntü parçaları. Onlar da az sonra yitip gidecektir...
Sağlıklı bir uykudan sonra geçirilen geceden o güne düşecek hiçbir şey bırakılmamıştır. O uykudan bugüne kalan tek şey, belki sağlıklı bir uyanıştır...
Yeni bir gün!
Artık geriye dönüş yok! Geçen geçmiştir ve o uyku arkada bırakılmıştır. O uykunun bu güne olan armağanı, insanı yeni güne dinç bir gövde ve dinç bir zihinle davet etmekti... O davet gerçekleşti ve o uyku artık bir daha yakalanmamacasına geride bırakıldı. Olacak olan artık önümüzde uzanan gündür...
İnsanın ömrünce yaşadığı bu hal, ulusların hayatında da tekrarlanır.
Uluslar da bir halden bir hale geçip durur...
Her uyku hali, ulusların yaşantısında da bir uyanışa açılır...
Uyku ile uyanış halindeki bu süreci kimileri, örneğin İbni Haldun, döngüsel bir olay olarak kabul ediyor. Bedevilikten hadarîliğe ve oradan yeniden bedeviliğe geçiş... Kimileri de bir halden bir yeni hale geçişi doğrusal bir çizgi üzerindeki gidişle açıklamaya çalışıyor...
Ama bir de bu yürüyüşü sarmal (helezoni) olarak tahayyül edenler var. Geçmiş hiç yinelenmeden ve fakat asla yok sayılmadan da bir halden yeni bir hale geçiş... Durmadan yenilenerek yeni hali yaşayış...
Sanırım Müslümanın retoriğine en uygun düşen betimleme bu sonuncusu oluyor... Burada hadis-i şerifi bir kez daha hatırlarsak, bizim bu dünyadaki halimiz uyku olarak değerlendiriliyor... İnsan, ancak ölünce uyanış haline geçecektir... Gündelik uykumuzdan uyandığımızda nasıl ki, uyku halimizi anımsamıyorsak, ölünce de bu dünyadaki yaşantımızı anımsamayacağız... Ama anımsamamak onu yok etme de demek olmayacaktır. Oradaki yapıp etmelerimiz bizim vebalimiz altında durur. Onlardan sorumlu tutuluruz... Ama artık olayın bu boyutu farklı bir düzlemin konusu olarak karşımıza çıkar...
r.özdenören
