Mevlâna Hazretlerinin, Şems’le alakalı bir sözü var ki, gönül erlerinin yüreğinin nasıl cihan çapında bir merhamet çeşmesi haline geldiğinin ifadesidir.
Mevlâna Hazretleri, Şems’i çok seviyor. Öyle ki bu sevgi, Mevlâna’nın en yakınları tarafından bile yadırganıyor. Bir gün şöyle bir konuşma geçiyor yakınları ile Mevlana arasında:
-Sen Şems gelmeden önce dört dörtlük bir mü’mindin, hocaydın, müderristin, sen her şeyi biliyordun, değil mi?
Mevlâna, “evet doğrusunuz” diyor.
-Peki senin ibadetlerinde bir eksiklik var mıydı, diyorlar. Mevlâna,
-Hayır yoktu, diye cevap veriyor.
Üsteliyorlar:
-Peki sen Şems’ten ne öğrendin ki böyle perişansın, şu haline bak.
Mevlâna, “Sufi yüreği”nin merhamet kalibresini ortaya koyan şu sözleri söyüyor:
-Evet, dediklerinizin hepsi doğru. Fakat ben Şems’e rastlamadan önce üşüdüğüm zaman ısınıyordum. Ama Şems’ten sonra artık ısınamıyorum. Çünkü Şems bana bir şey öğretti.
“YERYÜZÜNDE BİR TEK MÜ’MİN ÜŞÜYORSA, ISINMA HAKKINA SAHİP DEĞİLSİN”
Ben de biliyorum ki, yeryüzünde üşüyen mü’minler var, artık ben ısınamıyorum. Eskiden açken bir çorba içince doyardım, ama şimdi hiçbir şey bana besin hazzı vermiyor. Çünkü biliyorum ki açlar var. İşte Şems bana bunu öğretti.”
İşte bu...
Açlar varsa dünyada, susuzlar varsa, hastalar varsa, mazlumlar, mağdurlar varsa, evsizler varsa, giysisi olmayanlar varsa, mü’min, yüreğinde hissedecek bunların yaşadığı sızıyı... Ve derman olacak...
Gerisi size kalmış...
alıntı